Hava Durumu

#Kuzka

TOURISMJOURNAL - Kuzka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuzka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Pompeiopolis’te 2 bin yıllık tarih turizme kazandırılıyor Haber

Pompeiopolis’te 2 bin yıllık tarih turizme kazandırılıyor

Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde Zımbıllı Tepe mevkiindeki tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti olan Pompeiopolis'te 2006'da başlayan kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Taşköprü Belediyesi'nin de destekleriyle Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülüyor. 25 yıldır devam eden kazı çalışmalarıyla ilgili 18-24 Mayıs Müzeler Haftası etkinlikleri çerçevesinde 17. Kastamonu Kent Müzesi Bilim Günleri programı düzenlendi. Kastamonu Valiliğinin koordinesinde Kastamonu Üniversitesi, Taşköprü Belediyesi, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası ile Kastamonu Ticaret Borsası'nın destekleriyle Kastamonu Kent Müzesi Müdürlüğünce Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Salonunda yapılan panele konuşmacı olarak Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük ile Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş katıldı. "Pompeiopolis, ören yeri olarak sunulma aşamasına geldi" Paflagonya'nın başkenti olan Pompeiopolis Antik Kenti'nin tanıtılması sürecini hızlandırmak istediklerini söyleyen Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Artık ören yeri olarak sunulması aşamasına geldik. Kazılarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. 2006 yılından beri yapılan kazılarda ortaya çıkan eserler bize buranın artık işlevsel hale geldiğini, turizm açısından kıymetli bir noktaya doğru evrildiğini söylüyor. Antik kentte içinde bulunduğumuz tiyatro salonu var. Bunun dışında 2 bin 400 metrekare alana sahip villa var. Villada değişik mozaikler var. Çarşı ve bir başka anlamda da ibadet haline kullanılan bölümler var. Dolayısıyla değişik alanlarda şu anda kazılar devam ediyor. İnşallah bu senede yapılacak kazılarla daha bir ön plana çıkacak" dedi. "Pompeiopolis, çok fazla tahrip edilmiş bir kent" Yaz mevsiminde 65 kişiye yakın bir ekiple çalışma yürüttüklerini söyleyen Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük, 4 yıldır kazı çalışmalarında bir hayli ilerleme kaydettiklerini belirterek, "Pompeiopolis, çok fazla tahrip edilmiş bir kent. Birçok kazdığımız her yapının büyük bölümünün tahrip edildiğini görüyoruz. Bazen kireç ocağı, bazen taş ocağı olarak kullanılıyor. Kastamonu için bu hem turizm altyapısını sağlayacak hem kültür turizmine katkı sağlayacak. Biz çalışmalarımızı bu iki yönde devam ettiriyoruz. Hem bilimsel hem de görsel ve turizm altyapısı anlamında. Kentte bizden önceki araştırmacı hocalarımız jeoradar çalışması yapmışlar ve çalışmayı doğrulamak adına çok fazla sondaj açıyorlar. Hatta açılıp kapanan sondajlar da var. Bu da bazı bölümlerin daha da tahrip olmasına neden olmuş" dedi. "Tiyatro için hazırladığımız restorasyon ve konservasyon projeleri kuruldan geçti, bütçe bulursak uygulamaya geçeceğiz" Pompeiopolis'te tiyatronun kazılarını bitirdiklerini söyleyen Eliüşük, "Onun yanındaki odeonu (müzik salonu) bitirdik. 2025'te villanın bulunduğu tek bir duvar olarak görülen alanı büyük oranda kazdık. Yaklaşık bin 400 metrekarelik bir alan kaplıyor. Villada restorasyon çalışmaları yaptık. Kaz çalışmaları devam ediyor. Burada İtalyan ekip de birlikte çalışıyoruz. Tiyatro bu haliyle 2010'dan 2022 yılları arasında ara ara kazılmış. 2024'te biz başladığımızda yapının tamamını kazdık. Ne yazık ki sahne bölümünün tiyatro alanı tamamıyla tahrip olmuş. Sadece küçük ayaklar kalmış. Burada Roma İmparatoru Commodus'a ait bir heykel var. Yapım tarihi de belli. M.S. 186'yı gösteriyor. Paflagonya'da tarihi bilinen kesin yapılardan biri haline geldi. Yani 186'da kesinlikle bu yapı vardı. Biz, mimari tasarımlarını ve diğer yapıların tarihlendirmesinde bu yapıyı örnek alacağız. Biz, tiyatroyu da ayağa kaldırma çalışması yaptık ama bunun restorasyon ve konservasyon projeleri hazırlandı, kuruldan geçti. Yakında bir bütçe bulursak uygulamaya geçeceğiz" diye konuştu. "Villa'yı koruma altına alıp sergilemeye açmak istiyoruz" M.S. 180'ler civarında tiyatronun tarihlendirildiğini ifade eden Eliüşük, "Ama daha erken döneme ait Millet Kütüphanesinde sergilenen eserimiz Afrodit başı, Roma'nın en sevilen tanrıçasıdır kendisi. Bunun dışında çok fazla irili ufaklı süs eşyaları, kandiller, ağırlıklar gibi malzemelerde çıkartıldı. Villa'da özel bir oda var. Duvarları İtalyan mermerden yapılmış kabartmaları var. Bu sene bu mozaikle restorasyon çalışmalarında bölümleri kaldırıp yerine yerleştirdik, altı boş çünkü. Mozaik biraz da kötü korunmuş. Restorasyon çalışması geçirmiş ama o restorasyon çok iyi bir sonuç vermemiş ya da iyi korunmamış. Biz, yavaş yavaş mozaikleri kaldırıp düzenliyoruz. Çünkü alanı sergilemeye hazırlıyoruz. Şu anda villaya geldiğimizde bunlar sergilemeye hazır hale getiriliyor. Alt yapıyı oluşturmadık, yürüyüş kısımları alanlarını oluşturmadık ama bunu bitirmeye çalışıyoruz. M.S. 200 yılından 600 yüzyıla kadar villa kullanılıyor. Bizde villayı ve mozaiklerinin tamamını koruma çatısı altına aldık ki mozaiklerin deformasyonunu engelledik. Bu sene eğer para bulursak o alanın tamamını basit koruma çatısıyla geçip sergilemeye açmak istiyoruz. Ama burada biraz da bütçe meselesi. Villanın genişliği 47 metre, eni de 35 metredir. Büyük bir villadır. Zemin mozaiklerinin testini yaptık ama açmadık korumaya alamayacağımız için" şeklinde konuştu. "Hristiyanlar için kutsal olan ‘martyrion' şehitliği olabilir" Pompeiopolis'in Roma'nın Paflogonya eyaletinin bir dönem eyalet başkentliğini yaptığını ifade eden Eliüşük, Hristiyan şehitliklerine "martyrion" dediklerini, kentte önceki yıllarda kısmen kazılmış bir ‘martyrion' olduğunu ifade ederek, "Burada Hristiyan şehitliği olabilir. Bir piskoposluk merkezinde bunun da olması çok doğal olarak söylemek mümkün. Bu yapı neden önemli, sadece Roma yapılarıyla değil, aynı zamanda Hristiyanlar için önemli bir kutsal yapıyı ortaya çıkarmak istiyoruz. Kent arkeolojisi için önemli, aynı zamanda kent turizmi için de çok değerli bir yapı. Mozaikleri koruma altına aldık. Buradan Hristiyanlara ait mezar kitabelerini bulduk. Mezar siteleri var. Gömüler gerçekleştirilmiş buraya" dedi. "Şu anda bir gezi güzergahının hazırlıklarını başladık" Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ve Taşköprü Belediyesi'yle yürüttükleri ortak projede bir sergileme alanı oluşturulduğunu belirten Eliüşük, "Bu sergileme alanının yeniden dizayn edilmesi gerekiyor, projesi hazırlanıyor. Aynı zamanda buraya karşılama binasını da oturtacağız. Tek bir projeyle gelip hem gezinti alanı, sergileme alanı gezilecek, hem de giriş kısmı tasarlanacak. Çok iyi bir yapı kazandıracağız. Bazı kamulaştırma sorunları var. Onları çözdüğümüzde kentin agorasını (yol haritası) ve nekropolünü de kazmayı planlıyoruz. Ama önceliğimiz mevcut kazdığımız yapıların korunması, bunların sergilenmesi ve bir gezi güzergahının hazırlanması. Şu anda bunların hazırlıkları sürüyor. Hem karşılama merkezi olacak, hem de sergileme alanımız hem depomuzda olacak. Buradan Villa'ya geçilecek. Villa'dan bir yolla Bazilika'ya, oradan hamam ve tiyatroya, sonra odeon ve martyriona geçilecek, sonra geri dönüş turunu hazırlıyoruz. Kazılarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz. Özellikle sergilenebilecek olan yapıları kazıyoruz" diye konuştu. Pompeiopolis Antik Kazılarının yaklaşık 25 yıldır devam ettiğini söyleyen Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Murat Karasalihoğlu da, "Anadolu'nun en bakir arkeolojik anlamdaki bölgesi olan Paflagonya, biz şu anda içinde bulunuyoruz. İç Paflagonya dediğimiz bölgede daha geç yerleşimlerin olması, kazı ya da yüzey araştırmalarının çok az olmasından dolayı biz, İç Paflagonya üzerinde arkeolojik anlamda söz söylemek konusunda biraz ketum davranıyoruz. Çünkü elimizde fazla verimiz yok" dedi. Programda Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş da, "Hodrianopolis Antik Kenti Kazıları" hakkında katılımcılara bilgi verdi.

Turistik Tuz Ekspresi 2026’nın ilk seferini yaptı Haber

Turistik Tuz Ekspresi 2026’nın ilk seferini yaptı

Çankırı’da 1934 yılında başlatılan ve 4 yıl sefer düzenledikten sonra kaldırılan "Tenezzüh (Gezinti) Treni" seferleri, Çankırı Valiliği, Çankırı Belediyesi, TCDD, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA),çeşitli kurumlar ve seyahat acentelerinin iş birliğiyle "Turistik Tuz Ekspresi" olarak 90 yılın ardından, 2024 yılında yeniden başlatıldı. Turistik Tuz Ekspresi 2026 sezonunun ilk seferini gerçekleştirdi. Ankara Garı’ndan hareket eden "Turistik Tuz Ekspresi", 3 saatlik bir yolculuğun ardından Çankırı’ya ulaştı. "Turistik Tuz Ekspresi" yolcuları, "kaya tuzunun başkenti" olarak nitelendirilen Çankırı’da, Vali Hüseyin Çakırtaş, Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Aslan ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı ve vatandaşlar tarafından karşılandı. Trenle seyahat edenler, dünyanın en büyük tuz mağarası olması özelliğini taşıyan ve yerin 150 metre altında bulunan tuz şehrini gezdi. Vatandaşlar daha sonra Çankırı’nın önemli tarihi eserleri arasında yer alan tıbbın ve eczacılığın sembollerinin doğduğu mekan olan Taş Mescit ve Çankırı Mevlevihanesi gibi çeşitli tarihi ve kültürel mekanlarda tarihi bir yolculuk yapma fırsatı buldu. "Hayatımda hiç bu kadar büyük bir mağara görmemiştim" Trenle Çankırı'ya gelen Fatma Türkkorur, "Burası harika bir olaymış. Hayatımda hiç bu kadar büyük bir mağara görmemiştim. İnternette reklamlarını çok görüyordum ve kızım ile birlikte trenle bugün bu mağaraya geldik. Çok güzel görülmeye değer bir mağara, herkesin görmesi mutlaka gerekli" şeklinde konuştu. "Buraya geldiğim için çok mutluyum" Mağaraya geldiği için mutlu olduğunu söyleyen Gün Hoşezer ise, "Bu mağarayı uzun zamandır duyuyordum gelmek için çok geç kalmışım. Gerçekten Çankırı'yı da çok beğendim. Yetkililerden teşekkür ederim. İyi ki böyle bir yer turizme kazandırılmış. Buraya geldiğim için çok mutluyum" diye konuştu.

Türkiye, Karavan Sektörü İçin 2035 Yol Haritasını Belirliyor Haber

Türkiye, Karavan Sektörü İçin 2035 Yol Haritasını Belirliyor

Türkiye karavan sektörünün 2035 vizyonuna yönelik yol haritasının oluşturulması amacıyla 18 Aralık'ta "Türkiye Karavan Sektörü Hedef 2035 Eylem Planı Çalıştayı" düzenleniyor. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ve Karavan İmalat ve Tedarikçiler Derneği (KAİTED) işbirliğinde gerçekleştirilecek çalıştayda; karavan turizmi, üretim ekosistemi, düzenleyici çerçeve ve ihracat odaklı büyüme fırsatlarının değerlendirilmesi amaçlanıyor. Türkiye'de karavan sektörü için önem arz eden çalıştay, 18 Aralık tarihinde Ankara'da gerçekleştirilecek. Çalıştaya, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere kamu kurumları, yerel yönetimler, sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin katılımı bekleniyor. İlgili sektör temsilcilerinin yer aldığı çalıştayda, "Karavan Alanları, Altyapısı ve Rotalar", "Karavan Üretiminde Regülasyon ve Standartlar" ve "Karavan Üretiminde Global Rekabetçilik" başlıklarında üç farklı çalışma grubunda oturumlar gerçekleştirilecek. Eş zamanlı gerçekleştirilecek oturumlarda, pandemi sonrası dünyada ve ülkemizde artan karavan turizmi ve karavan üretimi ile altyapı standartları ve düzenleyici çerçevelere ilişkin konular ele alınacak. Oturumlar sonunda "Karavan Alanları ve Altyapısı", "Karavan Üretiminde Regülasyon ve Standartlar" ve "Karavan Sanayisinin Küresel Rekabetçiliği" başlıklarında uzmanların katkılarıyla ortak bir eylem planı oluşturulması bekleniyor. Oturumların ardından çalıştay, yapılacak değerlendirme sunumu ve sonuç bildirisi ile sona erecek. Türkiye'nin karavan turizmi potansiyelini geliştirmek, üretim kapasitesini güçlendirmek ve uluslararası rekabet gücünü artırmak için önemli bir adım niteliği taşıyan bu çalıştaya tüm paydaşların katılımı bekleniyor.

Kastamonu'dan UNESCO'ya Jeopark Başvurusu Haber

Kastamonu'dan UNESCO'ya Jeopark Başvurusu

Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı UNESCO Yolunda Önemli Adım Attı Kastamonu'nun 11 ilçesini kapsayan Güney Karadeniz Jeoparkı'nın UNESCO Küresel Jeoparklar Ağı'na katılımı için hazırlanan resmi başvuru dosyası, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'na sunuldu. 2021 yılında Kastamonu İl Genel Meclisi kararıyla ilan edilen ve 11 ilçeyi kapsayan Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı için KASTAB koordinasyonunda sürdürülen çalışmalar kritik bir aşamaya ulaştı. Yaklaşık dört yıllık hazırlık sürecinin ardından, Ekim ayı sonunda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'na teslim edilen başvuru dosyası, bilimsel, kültürel ve yönetsel açıdan kapsamlı bir şekilde hazırlandı ve UNESCO'nun belirlediği tematik ile teknik kriterleri karşılayacak nitelikte. Başvurunun onaylanması durumunda Abana, Ağlı, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu, Küre, Pınarbaşı ve Şenpazar ilçelerini içeren bölge, ilk aşamada ulusal jeopark statüsü kazanacak. Küresel jeopark ağına dahil olunması halinde ise 11 ilçede kırsal kalkınma desteklenirken, turizmde mekansal yayılma ve hareketlilik artışı bekleniyor. Zengin Jeolojik ve Kültürel Miras Kastamonu'nun kuzeyinde, Karadeniz kıyı şeridinde yaklaşık 4.400 kilometrekare alanı kapsayan bölge, jeolojik oluşumları, kanyonları, denizel ekosistemleri ve kültürel mirasıyla dikkat çekiyor. Tethys Okyanusu'nun kalıntılarından Karadeniz'in bugünkü haline uzanan jeolojik geçmişi, kültürel mimarisi ve doğal yaşam biçimleriyle ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Kapsamlı Çalışmalar Tamamlandı KASTAB koordinasyonunda paydaş kurumların desteğiyle yürütülen jeopark çalışmaları disiplinli bir şekilde sürdürüldü. Bu kapsamda kurumsal kimlik, alan sınırları, harita, web sitesi ve sosyal medya hesapları oluşturuldu. Ayrıca jeositlere ilişkin ön inceleme raporları, tanıtım materyalleri, bisiklet ve trekking haritaları, hediyelik eşya tasarımları, gezici ziyaretçi merkezi ve jeolojik unsurların tespiti gibi çalışmalar hayata geçirildi. Birlik, jeolojik mirasın korunması, eğitsel ve turistik faaliyetlerin geliştirilmesi, yerel kalkınma ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. KUZKA'dan Ziyaretçi Merkezi Desteği Karadeniz'in doğal, jeolojik ve kültürel zenginliklerinin görünür kılınması amacıyla "Ana Ziyaretçi Merkezi ve Müzesi" kurulması planlanıyor. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı'nın (KUZKA) 2025 Yılı Destinasyon Geliştirme Teknik Destek Programı kapsamında "Ziyaretçi Merkezi ve Müze Konsepti Tasarım Danışmanlığı Projesi'ne destek sağlanacak. Kastamonu il merkezinde kurulacak ziyaretçi merkezi, jeoparkın tanıtım, eğitim ve sergileme işlevlerini bir araya getirerek bölgenin jeolojik ve kültürel mirasını modern yöntemlerle sunacak. Merkez, UNESCO Küresel Jeopark Ağı kriterlerini karşılamanın yanı sıra Kastamonu'nun marka değerini ve doğa temelli turizmini güçlendirecek. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nun değerlendirmesi sonucunda başvurunun uygun bulunması halinde, Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı "Ulusal Jeopark" unvanı alacak ve bu adım, UNESCO Küresel Jeopark Ağı'na dahil olma sürecinde önemli bir temel oluşturacak.

Mahmut Bey Camii Ziyaretçi Merkezine Kavuşuyor Haber

Mahmut Bey Camii Ziyaretçi Merkezine Kavuşuyor

KASTAMONU (İHA) - Kastamonu’daki Mahmut Bey Camii, ziyaretçilerine daha konforlu bir deneyim sunmak için yenileniyor. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirilen proje kapsamında, cami çevresine bir ziyaretçi merkezi inşa edilmesi ve turistik altyapının güçlendirilmesi planlandı. Mimari konsept tasarım çalışmaları tamamlanarak uygulama aşamasına geçildi. Anadolu’nun en önemli ahşap camileri arasında gösterilen ve geleneksel bindirme tekniğiyle inşa edilen Mahmut Bey Camii, 2023 yılında "Anadolu'nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri" adıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Bu prestijli statü sonrasında caminin korunması ve ziyaretçilerin daha iyi bir deneyim yaşaması amacıyla çeşitli çalışmalar başlatıldı. Alan Yönetim Planı çerçevesinde yürütülen projelerle, caminin bulunduğu alanın hem yerel halk hem de turistler için daha erişilebilir ve konforlu hale getirilmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda, Kastamonu İl Özel İdaresi tarafından geliştirilen "Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii'nin Ziyaretçi Deneyimi Gelişiyor" projesi, 2024 yılı Destinasyon Geliştirme Teknik Destek Programı çerçevesinde Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) desteğiyle uygulamaya konuldu. Ziyaretçi merkezi projesinin mimari tasarım süreci tamamlanarak hayata geçirilmeye hazır hale getirildi. TARİHİ DOKU KORUNARAK MODERNLEŞİYOR Mahmut Bey Camii’nin tarihi kimliğini koruyarak ziyaretçilerin deneyimini iyileştirmeyi amaçlayan proje önemli bir aşamaya ulaştı. Çalışmalar kapsamında cami çevresinde dinlenme alanları oluşturulurken, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir merkez tasarımı yapıldı. Peyzaj düzenlemeleriyle cami bahçesi daha estetik ve işlevsel hale getirilirken, modern aydınlatma sistemleri sayesinde cami ve çevresinin akşam saatlerinde de etkileyici bir görünüm kazanması planlanıyor. Ayrıca, ziyaretçilere cami hakkında bilgi sunan yönlendirme tabelaları yerleştirilecek ve kültürel mirasla bağlantılı yöresel ürünlerin satılacağı üniteler oluşturulacak. Kastamonu’nun kültürel mirasını ön plana çıkaran bu proje ile Mahmut Bey Camii'nin daha cazip bir turistik destinasyon haline gelmesi, bölgenin kültürel mirasının daha geniş kitlelere ulaşması ve şehrin turizm potansiyelinin artırılması amaçlanıyor.

UNESCO'nun Koruduğu Çivisiz Cami'de Türk Tarihi Araştırılıyor Haber

UNESCO'nun Koruduğu Çivisiz Cami'de Türk Tarihi Araştırılıyor

KASTAMONU (İHA) - Kastamonu’nun Merkez ilçesine bağlı Kasaba Köyü’nde bulunan ve halk arasında "Çivisiz Cami" olarak bilinen Mahmut Bey Camii'nin çevresinde arkeolojik kazılar başladı. Bu kazılarla 14. yüzyıl Türk-İslam yerleşiminin izleri ortaya çıkarılacak. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne "Anadolu'nun Ortaçağ Dönemi Ahşap Direkli ve Kirişli Camileri" kategorisinde dahil edilen Mahmut Bey Camii, 1366 yılında Candaroğulları döneminde inşa edilmiş. Kastamonu Valiliği himayesinde ve Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) koordinasyonunda, Karabük Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü iş birliğiyle yürütülen kazı çalışmaları, caminin yalnızca mimari önemini değil, çevresindeki Türk yerleşim dokusunu da aydınlatmayı hedefliyor. TARİHİ KÜLLİYE VE YERLEŞİM İZLERİ KEŞFEDİLİYOR Kazılar kapsamında caminin 50 metre uzağında bulunan hamam kalıntılarında çalışmalar sürüyor. Kazı ekibi, hamamın camiyle aynı dönemde, 14. yüzyılda yapıldığını değerlendiriyor. Ayrıca, külliyeye işaret eden mezarlar, yapılar ve yerleşim kalıntıları da dikkat çekiyor. Kazı çalışmalarının başındaki Karabük Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Anar Azizsoy, bu kazılarla yalnızca cami ve hamamın değil, bölgedeki Türk yerleşim kültürünün de detaylı şekilde inceleneceğini belirterek, "Bilindiği üzere Türk kültüründe gelenek olarak cami yapımıyla birlikte hamam inşası da gerçekleştirilir. Bunun Selçuklu Devletinden itibaren Anadolu'nun çeşitli yerlerinde örnekleri mevcuttur. Biz de Mahmut Bey Camii ile bağlantısının ne denli olup olmadığının üzerine yaptığımız araştırmaları bu sene yaptığımız kazı ve devamında sürdüreceğimiz çalışmalarla birlikte açığa çıkarmayı umuyoruz" dedi. 14. YÜZYILIN TÜRK KÜLTÜRÜ AYDINLATILACAK Hamam dışında bölgedeki diğer yapılar, Türk yerleşim dokusunun varlığını somutlaştırıyor. Prof. Dr. Azizsoy, "Mahmut Bey Camii'nin az aşağında Saray Camii, çifte hamam bulunuyor, başka kalıntılarda mevcut. Yoğun olarak bu bölgede Türk kimliğinin ve kültürünün varlığını somut olarak belgeleyecek olan yerleşim dokusuna imkan tanıyan yapılar bulunuyor. Tarihe baktığımız zaman hanedanın varlığı da, yani Mahmut Bey'den sonrasında da oğluna ait bir mezarın bulunduğu, annesine ait bir türbenin olma ihtimali bu tezimizi daha da destekler nitelik taşıyor. Dolasıyla burada sadece hamam değil, aynı zamanda başka yapı topluluğunun ortaya çıkarılmasıyla birlikte Türklerde bir gelenek haline gelen bir külliye olma ihtimali de ister istemez akla geliyor" diyerek, yeni bulguların bölgenin turizmine katkı sağlayacak düzeyde olabileceğini ekledi. KASABA KÖYÜ’NÜN TARİHİ ÖNEMİ 14. yüzyılda yaklaşık 25 bin nüfusuyla önemli bir yerleşim merkezi olan Kasaba Köyü, Çobanoğulları ve Candaroğulları dönemlerinin izlerini taşıyor. Köy ile ilgili konuşan Azizsoy, "Bu kadar ciddi bir birikimi, yer altındaki tarihi mirası barındırmış olduğunu düşündüğümüz, buna inandığımız yerleşim yerinde sonraki evrelerde yapılacak olan kazı çalışmalarıyla tarihi dokunun rengi hiç şüphesiz değişecektir" ifadelerini kullandı. MAHMUT BEY CAMİİ HAKKINDA 1366 yılında Candaroğlu Mahmut Bey tarafından inşa edilen cami, ahşap direkli mimarisi ve iç mekan süslemeleriyle dikkat çekiyor. Çivi kullanılmadan yapılan üst örtüsü, camiyi mimari bir şaheser haline getiriyor. UNESCO tarafından tescillenen bu yapı, Türk kültürünün dünyaya tanıtılmasında önemli bir rol oynuyor.

"Ilgaz’ın Yıldızı" Turizme Yeniden Kazandırılıyor Haber

"Ilgaz’ın Yıldızı" Turizme Yeniden Kazandırılıyor

ÇANKIRI (İHA) - Türkiye’nin önemli kış turizmi noktalarından biri olan Ilgaz Dağı’ndaki Yıldıztepe Otel, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) desteğiyle yeniden yapılandırılarak turizme kazandırılacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın "Kurumsal Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Destek Programı" kapsamında yürütülecek olan projeyle, otel tamamen yenilenip modern standartlara uygun hale getirilecek. DAHA MODERN VE ÇEKİCİ BİR TESİS KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç ile Ilgaz Belediyesi iştiraki Ilgaz Dağı Turizm Şirketi arasında imzalanan Ilgaz’ın "Yıldızı Yıldıztepe Otel Yeniden Parlıyor" proje anlaşmasıyla uzun süredir düşük hizmet kapasitesi nedeniyle beklentileri karşılayamayan Yıldıztepe Otel, modern bir yapıya kavuşturularak kış turizmi severlerin hizmetine sunulacak. Projenin gerçekleştirilmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayıyla Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından 13 milyon TL hibe desteği sağlanacak. YENİLENEN YILDIZTEPE’NİN AYRINTILARI Proje kapsamında, 21 odalı otelde modern mimariye uygun yenileme çalışmaları yapılacak. Ayrıca çevre düzenlemeleri ve günübirlik ziyaretçilerin spor ve eğlence amaçlı kullanabilecekleri yürüyüş parkurları oluşturulacak. Bu çalışmalar, bölge turizmine yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. TURİZMDE YENİ BİR CAZİBE MERKEZİ Projenin tamamlanmasıyla, Yıldıztepe Otel’in hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve konaklamalı ziyaretçi sayısının artması bekleniyor. Ilgaz Yıldıztepe Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nde yer alan tesis, yenilenmiş yapısıyla yerli ve yabancı turistler için daha cazip hale gelecek. Bu adım, bölge ekonomisi ve turizmine de önemli katkılar sağlayacak.

Türkiye'nin İlk Keten Müzesi Sinop'ta Açıldı Haber

Türkiye'nin İlk Keten Müzesi Sinop'ta Açıldı

SİNOP (İHA) – Nesilden nesile aktarılarak günümüze gelen keten kültürü, Türkiye'nin ilk Keten Müzesi'nde korunarak yaşatılıyor. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) desteğiyle Sinop'ta kurulan müze, geçmişi yüzyıllara dayanan keten geleneğini yeni nesillere tanıtıyor. Yeni açılan müzede, keten bitkisi, tohumu, ipe dönüşüm süreci, keten dokuma tezgahları ve keten tekstil ürünlerine dair zengin bir sergi bulunuyor. Sinop İl Özel İdaresi tarafından yürütülen “Sinop Keten Müzesi” projesi, 19. yüzyılda inşa edilen ve yıkılma tehlikesi bulunan tarihi Kuş Üzümü Konağı'nın restore edilmesiyle hayata geçirildi. Bu proje, Sinop ketenini, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürel değer olarak yeni bir turizm unsuru haline dönüştürüyor. Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken müze, özellikle yaz aylarında yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyor. Sinop'ta yaz tatili geçirenler arasında Keten Müzesi, en çok ilgi gören yerlerden biri haline gelmiş durumda. "SİNOP'A GELEN HERKES BURAYI GÖRMELİ" Yaz tatillerini Sinop'ta geçiren İlgün Görgün Kaya, Keten Müzesi'ni ziyaret ettiğinde çocukluk anılarının canlandığını belirtti. Müzede ketenin üretim süreçlerinin etkileyici bir şekilde anlatıldığını dile getiren Kaya, "Yaz tatillerinde düzenli olarak Sinop'a geliyorum. Bu ziyaretimde, Keten Müzesi'nin açıldığını öğrenince gezmek istedim. Bu tarihi konağın her katında eski hatıralarım tazelendi. Ketenin hikayesi burada çok da güzel bir şekilde sergilenmiş ve anlatılmış. Sinop'a gelen herkesin burayı gelip görmesini çok isterim. Kendi adıma gelip gördüğüm için çok mutlu oldum" diyerek süreçte emeği olanlara iyi dileklerini iletti. Antalya'dan gelen Hasibe Tutku ise, müzeyi gezmekten keyif aldığını ifade ederek, "Keten Müzesi'ni merak ettiğim için oğlumla gezmeye geldik. Ben Antalyalıyım, bizim yörede de kirman, çıkrık gibi şeyler kullanılıyor. İlgimi çekti, bir an çocukluğuma gittim diyebilirim" şeklinde konuştu. Sinop'un Tuzcular Caddesi'nde bulunan tarihi Kuş Üzümü Konağı, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı desteğiyle restore edilerek “Sinop Keten Müzesi” haline getirildi. Müze, ketenin tarihi ve bölgesel önemini yansıtacak şekilde düzenlendi. Gelecek dönemlerde, keten ürünlerinden hediyelik eşya satış bölümü ve keten dokumasının deneyimlenebileceği atölyelerin de ziyaretçilere sunulması planlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.