Hava Durumu

#Kültürel Miras

TOURISMJOURNAL - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kars’ta, "Yaşayan Miras Şöleni"ne saatler kaldı Haber

Kars’ta, "Yaşayan Miras Şöleni"ne saatler kaldı

Serhat kenti Kars'ta düzenlenecek olan etkinlik, geleneksel sanatların yaşatılması, kültürel değerlerin tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla hayata geçiriliyor. Gazi Kars Bedesteni'nde gerçekleştirilecek şölen kapsamında, Türkiye'nin 16 farklı ilinden 50 somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve sanatkâr Karslılarla buluşacak. Kars, zengin kültürel mirasıyla dikkat çekerken, Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri'nde yer alan âşıklık geleneği, Köse, Kazkaz ve Farfarafilli oyunları, keçecilik, mey yapımcılığı ve icracılığı, geleneksel oyuncak yapımı, yağmur duası törenleri ve mani söyleme geleneği olmak üzere 9 kültürel unsur ve 60 somut olmayan kültürel miras taşıyıcısına ev sahipliği yapıyor. "Açılışı Vali Polat ve Genel Müdür Terzi yapacak" Şölenin resmi açılışı 12 Haziran Cuma günü saat 14.00'te Kars Valisi Ziya Polat ile Selim Terzi tarafından gerçekleştirilecek. Etkinlik boyunca ziyaretçiler; İğne Oyacılığı, Ahşap Oyuncak Yapımı, Yazmacılık, Lületaşı İşleme, Rize Bezi Dokuma, Tespih Yapımı, Cam Altı Sanatı, Bağlama ve Tar Yapımı, Siirt Battaniyesi Dokuma, Ahşap İşleri, Gümüş ve Oltu Taşı İşleme, Baston Yapımı, Çinicilik, Karabağ Kilimi Dokuma, Kırkyama, Telkâri, Bıçakçılık, Naht, Bitkisel Örücülük, Tel Kırma, Cam İşleri, Deri İşleme, Kazaziye, Sedefkârlık ve Mücevher Sâdekârlığı gibi birçok geleneksel el sanatının ustalarıyla bir araya gelme fırsatı bulacak. "Sergiler, söyleşiler ve uygulamalı atölyeler düzenlenecek" Şölen kapsamında uygulamalı atölyeler, ustalarla söyleşiler, sergiler ve gösteriler gerçekleştirilecek. Türk süsleme sanatlarının seçkin örneklerinin yer alacağı etkinliklerde Biz Ebru Atölyesi sanatçılarının hazırladığı Ebru Sergisi ile sanatçı Yasemin Yurtkuran tarafından hazırlanan Hüsn-i Hat Sergisi sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Öte yandan sanatçı Atakan Berk Tazegül tarafından gerçekleştirilecek halk müziği dinletisi de etkinliğe katılanlara unutulmaz anlar yaşatacak. "Çocuklar geleneksel oyunlarla buluşacak" Şölen kapsamında çocuklara yönelik özel etkinlikler de düzenlenecek. Karagöz sanatçısı Yılmaz Karakuzu tarafından sahnelenecek Karagöz gösterisi ve kukla sanatçısı Oğuzhan Vartolioğlu tarafından gerçekleştirilecek kukla gösterileri, minik ziyaretçilere geleneksel sahne sanatlarını tanıtacak. Ayrıca oluşturulacak çocuk oyun alanlarında Mangala, Topaç Çevirme, Seksek ve Dokuztaş gibi geleneksel Türk oyunları çocuklarla buluşturulacak. "Ekin Uzunlar Karslılarla buluşacak" Şölen kapsamında 12 Haziran akşamı Cumhuriyet Meydanı'nda (Şehir Stadyumu yanı) düzenlenecek konser programında, sanatçı Şahin Atabay ve saz arkadaşları türkü severlerle bir araya gelecek. Gecenin finalinde ise Karadeniz müziğinin sevilen isimlerinden Ekin Uzunlar, ücretsiz halk konseriyle Karslılara unutulmaz bir müzik ziyafeti sunacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleriyle gerçekleştirilecek olan Kars Yaşayan Miras Şöleni'nin, hem geleneksel sanatların tanıtımına katkı sağlaması hem de Kars'ın kültürel turizmine önemli bir ivme kazandırması hedefleniyor. Üç gün sürecek etkinlik boyunca binlerce ziyaretçinin Gazi Kars Bedesteni'nde ağırlanması bekleniyor.

Aksaray'da "Türk Mutfağı Haftası" kutlandı Haber

Aksaray'da "Türk Mutfağı Haftası" kutlandı

Türk Mutfağı Haftası çerçevesinde düzenlenen etkinlikler Selçuklu Külliyesi Camii önünden başlayan kortej yürüyüşüyle başladı. 15 Temmuz Milli İrade Meydanında yürüyüş sona ererken protokol ve onlarca vatandaş katıldı. Yürüyüşün ardından kutlama programı Zinciriye Medresesinde düzenlenen etkinliklerle devam etti. Programda Aksaray'a özgü tatlılar, içecekler ve yöresel yemekler tanıtıldı. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde ülke genelinde kutlanan Türk Mutfağı Haftası'nın 2026 yılı teması "Bir Sofrada Miras" olarak belirlendi. Tema çerçevesinde Türk mutfağının yalnızca yemeklerden oluşmadığı, aynı zamanda yaşayan, paylaşılan ve nesilden nesle aktarılan önemli bir kültürel miras olduğu vurgulandı. Yüzyıllar boyunca farklı dönemler, yaşam biçimleri ve kültürel etkileşimlerle şekillenen Türk mutfağının pişirme teknikleri, geleneksel üretim yöntemleri, sofra adabı, paylaşım kültürü ve toplumsal ritüelleriyle ortak hafızanın önemli bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Etkinliklerde Türk mutfağını kültürel miras perspektifiyle ele almak, Anadolu'nun çok katmanlı gastronomi kültürüne dikkat çekmek, yerel gastronomi değerlerinin görünürlüğünü artırmak ve Türk mutfağının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlamak amaçlandı. Program çerçevesinde fotoğraf sergisi, Aksaray'ın gastronomi kültürü sunumları, ilçelere özgü geleneksel lezzetlerin tanıtımı, Selçuklu Mutfağı ve Bey Yemeği sunumları gerçekleştirildi. Programda konuşan Aksaray Valisi Murat Duru, Türk Mutfağı Haftası'nın Türkiye genelinde olduğu gibi Aksaray'da da çeşitli etkinliklerle kutlandığını belirterek, "Bugün tarihi bir mekân olan Zinciriye Medresesi'nde Aksaray'ımızın kadim kültürünün önemli parçalarından olan coğrafi işaretli yiyeceklerimizi stantlarda tanıtıyoruz. Bu mutfak kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için valilik, belediyeler, üniversite ve diğer paydaşlarımızla birlikte gayret sarf ediyoruz" dedi.

Göreme’de gece müzeciliği dönemi başlıyor Haber

Göreme’de gece müzeciliği dönemi başlıyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye-Yunanistan 1. Kültür Forumu kapsamında geldiği Nevşehir'de sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldesinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Ersoy, Kapadokya'nın Türkiye'nin en önemli kültür ve turizm destinasyonlarından biri olduğunu belirtti. Dünyada turizm anlayışının değiştiğini ifade eden Ersoy, ziyaretçilerin artık yalnızca bir destinasyonu görmekle yetinmediğini, gittikleri yerin kültürünü yaşamak ve hikâyesinin bir parçası olmak istediklerini söyledi. Kapadokya'nın sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerle bu beklentiyi karşılayan önemli merkezlerden biri olduğunu kaydeden Ersoy, "Peribacaları, vadileri, yer altı şehirleri ve sıcak hava balonlarıyla Kapadokya milyonlarca yıllık mirasını dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere sunuyor" dedi. 2025 yılı sonunda bölgedeki müze ve ören yerlerinin ziyaretçi sayısının 4,5 milyonu aştığını belirten Ersoy, Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağları, Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı Şehirleri'nin Türkiye'nin en çok ziyaret edilen kültürel miras alanları arasında yer aldığını ifade etti. Kapadokya'da yeni hedeflerinin ziyaretçilerin bölgede daha uzun süre konaklamasını sağlamak olduğunu vurgulayan Ersoy, "Bizim hedefimiz yalnızca ziyaretçi sayısını artırmak değil. Ziyaretçilerin bölgede daha uzun kalmasını, daha fazla deneyim yaşamasını, daha fazla harcama yapmasını ve Kapadokya'yı unutulmaz bir kültür destinasyonu olarak hafızalarına kazımasını istiyoruz. Ziyaretçiler Kapadokya'da dört gün, beş gün hatta bir hafta kalsın. Mustafapaşa'da tarihi bir konağın avlusunda kahvesini içsin, çömlek ustalarının yanında vakit geçirsin, yöresel mutfağı deneyimlesin, vadilerde yürüsün ve gece müzeciliğiyle tarihimizin farklı yüzünü keşfetsin" diye konuştu. Gece müzeciliği başlıyor Kapadokya'da ziyaretçi deneyimini artıracak yeni projeler üzerinde çalıştıklarını açıklayan Ersoy, Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağları, ve Zelve Vadisi'nde aydınlatma projelerinin hayata geçirileceğini söyledi. Gece müzeciliği uygulamasıyla ziyaretçilerin tarihi ve kültürel alanları farklı bir atmosferde gezme imkânı bulacağını ifade eden Ersoy, yeni yürüyüş rotaları ve kültürel miras projelerinin de devam ettiğini kaydetti. Yıkılma riski taşıyan peribacalarının korunmasından kültürel miras restorasyonlarına kadar birçok alanda çalışmalar yürüttüklerini belirten Ersoy, "Koruyamadığımız hiçbir değeri geleceğe taşıyamayız. Kapadokya'yı yalnızca Türkiye'nin değil dünyanın örnek kültürel miras yönetim modellerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz" dedi. Kapadokya'nın Türkiye Yüzyılı kültür ve turizm vizyonunun önemli merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, bölgenin sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini sözlerine ekledi.

Duman: "Bodrum’da turist rotası değişiyor" Haber

Duman: "Bodrum’da turist rotası değişiyor"

Turizm sezonunun geçmiş yıllara göre daha farklı bir seyir izlediğini belirten Duman, "Nisan ayında Paskalya tatili, Mayıs sonunda Kurban Bayramı ile kısa süreli hareketlilik yaşandı. Ancak sonrasında iç pazarın yeniden canlanacağı döneme kadar oluşan talep boşluğu hem otelcileri hem de esnafı zorluyor. Eskiden sezon daha dengeli ilerlerdi, bugün ise yoğun dönemlerle durgun dönemler arasındaki fark giderek büyüyor" dedi. Bölgesel gelişmelerin de turizm hareketlerini doğrudan etkilediğini belirten Duman, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin sektörde ciddi dalgalanmalara yol açtığını ifade etti. Duman, "İran-İsrail hattında yaşanan savaş ve gerilim ortamı uluslararası turizm talebini doğrudan etkiliyor. Talepte oluşan daralma özellikle yüksek yatak kapasitesine sahip destinasyonları daha agresif kampanyalar yapmaya yöneltiyor. Antalya gibi büyük destinasyonlarda başlayan fiyat ve kampanya hareketleri kısa sürede tüm pazarı etkiliyor. Bunun yansımalarını önümüzdeki dönemde Bodrum da hissedebiliyor. Turizm artık sadece hava durumunu değil, dünya gündemini de takip etmek zorunda" diye konuştu. Bayram süresince en önemli sorunlardan birinin trafik ve otopark yetersizliği olduğunu belirten Duman, yerli turistlerin büyük bölümünün kendi araçlarıyla seyahat etmesinin kent içi yoğunluğu artırdığını ifade etti. Çarşı esnafının beklediği hareketliliği göremediğine dikkat çeken Duman, bunun nedeninin turist sayısındaki azalma değil, turist profilindeki değişim olduğunu vurguladı. Duman, "Turist var ama eski turist değil. Sayıdan çok alışkanlıklar değişti. Bodrum’da sorun turist eksikliği değil, turistin rotasının değişmesi" dedi. Yalıkavak ve Torba hattındaki lüks oteller, rezidanslar ve marinaların artık üst gelir grubunu ağırladığını belirten Duman, bu misafirlerin zamanlarının büyük bölümünü konakladıkları tesislerde, marinalarda ve lüks işletmelerde geçirdiğini söyledi. Her şey dahil konseptiyle çalışan tesislerde konaklayan misafirlerin de günün büyük bölümünü otellerinde geçirdiğini ifade eden Duman, "Eskiden çarşı turisti beklerdi, şimdi turist çarşıya uğramadan tatilini tamamlayabiliyor" diye konuştu. Genç turist profilinin de farklılaştığını belirten Duman, "Yeni nesil turistin sabahı öğlen başlıyor. Öğleden sonra beach club’lar, gece ise eğlence mekanları tercih ediliyor. Bu nedenle geleneksel çarşı esnafının bulunduğu bölgelerden geçmeden tatil sona erebiliyor" ifadelerini kullandı. Turizm gelirlerinin daha geniş kesimlere yayılması için Bodrum’da önemli çalışmalar yürütüldüğünü belirten Duman, Bodrum Kaymakamlığı, Bodrum Belediyesi, turizm sektör örgütleri ve meslek odalarının uzun süredir bu konu üzerinde çalıştığını söyledi. Duman, "Amaç sadece turist sayısını artırmak değil, turizm gelirini Bodrum’un tamamına yayabilmek. Bu nedenle alternatif turizm ürünleri geliştiriliyor, kültürel ve kırsal değerler ön plana çıkarılıyor" dedi. Son dönemde hayata geçirilen Agro Bodrum Rotası’nın bu çalışmaların önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Duman, projenin ziyaretçileri yerel üretim, gastronomi ve kırsal yaşamla buluşturduğunu kaydetti. Leleg Yolu’nun uluslararası yürüyüş turizmi açısından önemli bir potansiyel taşıdığına dikkat çeken Duman, Aya Nikola Kilisesi, tarihi yel değirmenleri ve benzeri kültürel miras alanlarının restorasyon çalışmalarının da Bodrum’un çekim gücünü artıracağını ifade etti. "Bodrum’un artık deniz kadar hikayelerini de satması gerekiyor" diyen Duman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Turist güneş için geliyor ama onu kültürle, gastronomiyle, tarihimizle ve doğamızla daha uzun süre misafir edebiliriz. Bodrum’un geleceği yeni betonlarda değil, eski değerlerinde saklı. Lelegler binlerce yıl önce bu topraklarda yürüyordu. Belki de bugün turistleri yeniden yürütmenin zamanı gelmiştir." Turizmde yeni dönemin ziyaretçiyi yalnızca sahilde değil, kentin tamamında dolaştırabilmekten geçtiğini vurgulayan Duman, "Turisti sadece sahilde tutarsanız sahil kazanır, şehre yayarsanız Bodrum kazanır" diyerek sözlerini tamamladı.

ADÜ’den Türk Mutfağı Haftası’na destek Haber

ADÜ’den Türk Mutfağı Haftası’na destek

21-27 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerde, Lüksemburg Büyükelçisi Faruk Kaymakcı’nın daveti ve Üniversite Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’in tensipleriyle görevlendirilen ADÜ Türk ve Dünya Mutfakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü, aynı zamanda Worldchefs Türkiye Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Köksal Sezgin, organizasyonun teknik ve akademik süreçlerinde aktif rol aldı. Dr. Öğr. Üyesi Sezgin, Büyükelçilik Şefi Serkan Yardımcı ile koordineli çalışmalar yürüterek Türk mutfağının tarihi birikimini ve kültürel zenginliğini uluslararası katılımcılara tanıttı. Etkinlikler kapsamında düzenlenen uygulamalı gastronomi programlarında katılımcılar, Türk mutfağının geleneksel pişirme teknikleri, sofra kültürü ve özgün reçeteleri hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. İnteraktif uygulamalarla desteklenen programlarda, Türk mutfağına ait seçkin lezzetler katılımcıların beğenisine sunuldu. Büyükelçilik bahçesinde gerçekleştirilen tanıtım ve gastronomi akşamında ise yaprak sarma, içli köfte, mantı, geleneksel et yemekleri ve Türk tatlıları gibi pek çok lezzet konuklarla buluşturuldu. Program, Türk mutfağının yalnızca gastronomik bir değer değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan önemli bir kültürel miras olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Dr. Öğr. Üyesi Emrah Köksal Sezgin, etkinlikler boyunca Türk mutfağını kültürel miras perspektifiyle ele aldıklarını ifade ederek, ADÜ Türk ve Dünya Mutfakları Araştırma ve Uygulama Merkezinin uluslararası düzeyde yürüttüğü çalışmaların önemine dikkat çekti.

Çingene Kızı'nın 13. Parçası Yurda Döndü Haber

Çingene Kızı'nın 13. Parçası Yurda Döndü

Zeugma'nın Simgesi "Çingene Kızı" Mozaiğinin 13. Kayıp Parçası Yurda Döndü Gaziantep'in ve Türkiye'nin kültürel mirasının en değerli simgelerinden biri olarak kabul edilen "Çingene Kızı" mozaiğine bir parça daha kavuştu. Amerika Birleşik Devletleri'nde çevrimiçi bir müzayedede satışa sunulduğu fark edilen ve büyük kompozisyona ait olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanan 13. panel, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yürüttüğü kapsamlı diplomatik ve hukuki sürecin ardından Türkiye'ye iade edildi. Zeugma ve "Çingene Kızı": Tarihin Derinliklerinden Gelen Bir Şaheser Fırat Nehri kıyısında kurulan ve antik çağda önemli bir ticaret merkezi olan Zeugma Antik Kenti, bugün dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor. Gaziantep'in Nizip ilçesinde yer alan bu kadim kentte 1998 yılında yürütülen kurtarma kazıları sırasında gün yüzüne çıkarılan büyük taban mozaiği, yaklaşık 9,25 x 13,50 metre ölçüleriyle dönemin en çarpıcı arkeolojik bulgularından biri oldu. Söz konusu kompozisyon içinde yer alan ve Dionysos kültüyle ilişkilendirilen Maenad başı tasviri, kamuoyunda kısa sürede "Çingene Kızı" adıyla anılmaya başlandı. Derin bakışları, zarif çizgileri ve gizemli ifadesiyle dünya genelinde büyük yankı uyandıran bu eser, yıllar içinde yalnızca Zeugma'nın değil, tüm Gaziantep'in simgesi haline geldi. Bugün Zeugma Mozaik Müzesi'nin baş tacı olan "Çingene Kızı", her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi kendine çekiyor. Parçalanmış Bir Miras: Kaçakçılığın İzleri Ne var ki bu eşsiz mozaiğin tarihi, yalnızca sanatsal bir başarının hikâyesi değil; aynı zamanda acı bir yağma ve kayıp hikâyesidir. Zeugma, onlarca yıl boyunca kaçak kazıların hedefi oldu. Büyük kompozisyona ait pek çok panel, o dönemde yasadışı yollarla parçalanarak yurt dışına kaçırıldı. Bu nedenle "Çingene Kızı"nın ait olduğu büyük mozaik, uzun yıllar eksik ve dağınık halde kaldı. Türkiye'nin uluslararası arenada yürüttüğü kültürel miras kurtarma çalışmaları kapsamında daha önce 12 panel yurda getirilmişti. 2018 yılında ABD'deki Bowling Green Üniversitesi'nden iade edilen bu parçalar, kültür kaçakçılığına karşı yürütülen mücadelede önemli bir dönüm noktası olmuştu. Şimdi ise o başarıya bir yenisi eklendi: Büyük kompozisyonun 13. parçası da artık Türkiye'de. Müzayede Vitrininden Müzeye: Eserin Yolculuğu Bu son iadenin hikâyesi, uluslararası bilimsel iş birliğinin ve kararlı diplomatik iradenin nasıl somut sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor. Grenoble Alpes Üniversitesi'nden Dr. Djamila Fellague, yürüttüğü araştırmalar kapsamında söz konusu panelin "Çingene Kızı"nın büyük kompozisyonuna ait olabileceğini tespit etti. Eserin çevrimiçi bir müzayede platformunda satışa sunulduğu bilgisi ise Zeugma Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay aracılığıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı'na iletildi. Harekete geçen Bakanlık uzmanları, panel üzerinde ayrıntılı incelemeler yürüttü. Yapılan analizlerde eserin tessera renkleri, geometrik bordür düzeni ve genel kompozisyon özellikleri bakımından Zeugma Mozaik Müzesi'ndeki eserlerle güçlü benzerlikler taşıdığı, üzerindeki kesme ve sökülme izlerinin de kaçak kazı geçmişine işaret ettiği belirlendi. Elde edilen bilimsel veriler Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi'ne sunuldu. Türkiye ile ABD arasındaki ikili anlaşmaya da atıfta bulunarak esere el konulması talep eden Bakanlık, soruşturmanın tamamlanmasının ardından paneli Chicago Başkonsolosluğu aracılığıyla teslim aldı. Eser, kamu kaynağı harcanmadan Turkish Cargo ile Türkiye'ye taşındı. Ankara'dan Gaziantep'e: Son Durak Zeugma Türkiye'ye getirilen panel, önce Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne teslim edildi. Burada gerçekleştirilecek restorasyon ve belgeleme çalışmalarının ardından eserin, asıl yurdu olan Gaziantep'teki Zeugma Mozaik Müzesi'ne nakledilerek "Çingene Kızı" kompozisyonuyla yeniden buluşturulması planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuya ilişkin yaptığı açıklamada süreçte emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkür ederek şu mesajı verdi: "Kültür varlıklarımızın izini dünyanın neresinde olursa olsun sürmeye, medeniyet mirasımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz." Süregelen Bir Mücadele Bu iadenin önemi yalnızca tek bir parçanın geri dönüşüyle sınırlı değil. Türkiye'nin son yıllarda ivme kazanan kültürel miras kurtarma politikası, uluslararası hukuk, bilim ve diplomasinin bir arada nasıl kullanılabileceğinin somut bir örneğini sunuyor. Zeugma'nın her yeni kavuşturulan parçası, geçmişin yağmalanmış bir sayfasını onarmak için atılmış kararlı bir adımı temsil ediyor. "Çingene Kızı" tam anlamıyla tamamlanana dek bu mücadelenin süreceği ise hem yetkililer hem de arkeologlar tarafından kararlılıkla dile getiriliyor.

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı Haber

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Telekom arasında imzalanan protokolle müze ve ören yerlerinde yerli ve millî dijital altyapı dönemine geçildi. Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan yeni sistemle; akıllı biletleme, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital ziyaretçi yönetimi ve yeni nesil ziyaretçi deneyimi hayata geçirilecek. Fiber altyapıdan veri güvenliğine, müze mağazalarından dijital ödeme sistemlerine kadar uzanan kapsamlı dönüşümle kültürel mirasın teknolojiyle geleceğe taşınması hedefleniyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Türkiye'nin kültürel mirasının geleceğini yeniden şekillendirecek dönüşümü İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde ilan etti. Bakan Ersoy imza töreninde, kültürel mirasa ait verilerin güvenliğinin Türkiye'nin kültürel egemenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ise hayata geçirilen dönüşümün yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını, Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin kültürel mirasının yalnızca geçmişin sessiz tanığı olmadığını belirten Bakan Ersoy, bunun aynı zamanda geleceğe bırakılacak en değerli emanet olduğunu vurguladı. Ersoy, "Bizler bu emaneti korurken yalnızca taşları, eserleri ve yapıları muhafaza etmiyoruz; aynı zamanda hafızamızı, kimliğimizi ve medeniyet birikimimizi de geleceğe taşıyoruz" dedi. Atılan adımın yalnızca bir biletleme sistemi değişikliği olmadığını belirten Ersoy, ‘‘Atılan adım kültürel miras yönetiminde dijital çağın ihtiyaçlarına uygun, bütünleşik ve örnek bir modele geçiş anlamı taşıyor’’ diye konuştu. Bugüne kadar yüksek ziyaretçi potansiyeline sahip yaklaşık 70 müze ve ören yerinin farklı işletme modelleriyle yönetildiğini, 118 noktada ise hizmetin Bakanlık personeli tarafından yürütüldüğünü belirten Ersoy, 2026-2027 yıllarında açılması planlanan 28 yeni müze ve ören yerinin de sisteme dahil edileceğini açıkladı. ‘‘216 müze ve ören yerinde bütünleşik dijital yapı kurulacak’’ Yeni dönemde Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan daha geniş ve bütüncül bir yapı oluşturulacağını belirten Ersoy, gişe operasyonları, müze mağazaları ve ticari alanlar tek çatı altında yönetilecek, hizmet standardı ülke genelinde yeknesak hale gelecek. Ziyaretçiler yalnızca müzeye giriş yapmayacak, teknolojiyle desteklenen çok boyutlu bir tarih ve kültür deneyimi yaşayacak’’ ifadelerini kullandı. Fiber altyapılar, yaygın Wi-Fi sistemleri ve 5G entegrasyonu ile ziyaretçi deneyiminin yeni bir boyuta taşınacağını belirten Ersoy, ‘‘Akıllı biletleme sistemleri, çok kanallı dijital ödeme çözümleri, yapay zeka destekli veri analitiği, AR ve VR teknolojileri, sesli rehber sistemleri ve dijital arşivleme altyapıları da devreye alınacak. Akıllı ziyaretçi uygulamalarıyla müzeler yeni nesil deneyim merkezlerine dönüşecek. Tarih ile teknoloji artık aynı kapıdan içeri girecektir" açıklamasında bulundu. ‘‘Veriler artık millî altyapı ve Türk Telekom tecrübesiyle koruma altında’’ Yeni sistemin Türk Telekom’un teknoloji birikimi ve tecrübesiyle hayata geçirileceğini belirten Bakan Ersoy, yerli ve millî altyapılar sayesinde verilerin ülke sınırları içerisinde korunacağını kaydetti. Ersoy, "Türk Telekom’un kurmuş olduğu yerli teknoloji gücüyle kültürel mirasımıza ilişkin stratejik verilerimiz güvence altında olacak. Bu yaklaşım günümüz dünyasında yalnızca teknik bir tercih değildir. Bu aynı zamanda dijital bağımsızlık meselesidir. Çünkü kültürel mirasımıza ait verilerin güvenliği, ülkemizin kültürel egemenliğinin de ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. ‘‘Müze mağazaları ve ticari alanlar da dönüşüme dahil edilecek’’ Yeni dönüşüm sürecinin yalnızca dijital biletleme sistemleriyle sınırlı kalmayacağını belirten Ersoy, ‘‘Müze mağazaları, kafeteryalar, satış alanları ve ziyaretçi hizmetlerine ilişkin ticari operasyonlar da yeni yapı kapsamında ele alınıyor’’ diye konuştu. Protokol kapsamındaki müze mağazalarında Geleneksel Türk El Sanatları, Türk Lokumu, Türk Kahvesi, Türk Halıcılığı, Geleneksel Türk Süsleme Sanatları ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki somut olmayan kültürel miras öğelerine yer verileceğini belirten Ersoy, ürünlerin Bakanlık tarafından belgelendirilmiş Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılar ve geleneksel el sanatları ustalarından tedarik edileceğini ifade etti. Bu modelle hem kültürel mirasın korunacağını hem de geleneksel üretim ve istihdamın destekleneceğini vurgulayan Ersoy, Türk Telekom’un küresel pazarlama gücü ve dijital mağazaları üzerinden bu ürünlerin yurt dışı satışlarının da yaygınlaştırılacağını açıkladı. ‘‘Müzekart sistemi değişiyor, kimlik kartları müzekart oluyor’’ Yeni sistemin işleyişine ilişkin de bilgi veren Ersoy, mevcut kullanım süresi devam eden Müzekartlarda herhangi bir değişiklik olmayacağını belirtti. Kullanım süresi dolan kartlarda yeni sisteme geçileceğini ifade eden Ersoy, ‘‘Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları Müzekart’a dönüştürülerek doğrudan geçiş özelliği kazanacak’’ şeklinde konuştu. Ersoy, sistemin e-Devlet ve mobil uygulama üzerinden işleyeceğini, vatandaşların müzekart ücretini ödedikten sonra sıra beklemeden kimlik kartlarını okutarak geçiş yapabileceğini söyledi. Türk Telekom’dan dijital gelecek vurgusu Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin de Türk Telekom’un yalnızca iletişim altyapısı kuran bir şirket olmadığını, teknolojiyi hayatın her alanına taşıyan ve Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna katkı sunan bir kurum olduğunu belirtti. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda teknolojiyi yaygınlaştırdıklarını ve sektörlerin dönüşümüne katkı sunduklarını ifade eden Şahin, ‘‘Kültür ve sanatın teknoloji ile harmanladığı Atatürk Kültür Merkezi’nin uçtan uca dijital dönüşümünde önemli bir rol üstlendik. Değer odaklı yaklaşımla teknolojideki gücümüzü kültür, sanat ve turizme aktarıyoruz. Müze ve ören yerlerinin dijitalleşmesi gibi birçok projeyi hayata geçiriyoruz’’ şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinden Rami Kütüphanesi’ne kadar bin 300’ü aşkın kütüphanenin iletişim altyapısını modern ağlarla desteklediklerini kaydeden Şahin, bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında müze ve ören yerlerinin uçtan uca dijitalleşmesini sağlayacak olmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. Şahin, ‘‘Biletleme hizmetlerinden satış kanallarına, ticari alanlardan otoparklara, kafeteryalardan Geleneksel El Sanatları mağazalarına kadar ziyaretçi deneyimini etkileyen pek çok operasyon dijitalleştirilecek. Bu dönüşüm fiber altyapı, siber güvenlik, veri merkezi, bulut, akıllı biletleme, ödeme sistemleri, veri analitiği ve yapay zekâ kabiliyetleriyle entegre biçimde hayata geçirilecek’’ açıklamasında bulundu. Bu çalışmanın yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını vurgulayan Şahin, bunun Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım olduğunu ifade etti. Millî mirası millî teknolojiyle destekleyeceklerini ve kültürel mirası teknolojiyle geleceğe taşıyacak bu protokolün ülkeye ve millete hayırlı olmasını dilediklerini belirten Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijitalin yüzyılı yapma hedefiyle çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.

Perre Antik Kenti’nde Müzeler Haftası yoğun başladı Haber

Perre Antik Kenti’nde Müzeler Haftası yoğun başladı

Yoğun katılımın olduğu etkinlikte tarihi ve kültürel mirasın korunmasına dikkat çekilirken, çocuklara yönelik uygulamalı arkeoloji çalışmaları da büyük ilgi gördü. Programın açılışında konuşan Vali Yardımcısı Mehmet Tığlı, Müzeler Haftası'nın kültürel mirasın tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Katılımcılar daha sonra Perre Antik Kenti'ni gezerek bölgede yürütülen arkeolojik çalışmalar hakkında bilgi aldı. Yetkililer tarafından antik kentte sürdürülen kazı, restorasyon ve koruma faaliyetleriyle ilgili sunum yapıldı. Etkinlik kapsamında sergilenen bazı tarihi eserlerin açılışı gerçekleştirildi. Protokol üyeleri tarafından yapılan kurdele kesimiyle eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Tarihi eserlerin yoğun ilgi gördüğü programda katılımcılar bol bol fotoğraf çekti. Müzeler Haftası etkinliklerinde çocuklar da unutulmadı. Programa katılan minik öğrenciler için oluşturulan özel alanda temsili kazı çalışması yapıldı. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar, arkeolojik kazıların nasıl yapıldığı konusunda uygulamalı eğitim aldı. Kazı çalışmasına katılan öğrencilerin heyecanı renkli görüntüler oluşturdu. Program kapsamında hafta boyunca düzenlenecek sergiler, eğitim faaliyetleri ve kültürel etkinliklerle ilgili katılımcılara bilgi verildi. Adıyaman Müze Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen programa Adıyaman Vali Yardımcısı Mehmet Tığlı, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Yelken, Müze Müdürü Mehmet Alkan, kurum amirleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

UNESCO Cumalıkızık toplantısı gerçekleştirildi Haber

UNESCO Cumalıkızık toplantısı gerçekleştirildi

Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.