Hava Durumu

#Kültür Ve Turizm Bakanlığı

TOURISMJOURNAL - Kültür Ve Turizm Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür Ve Turizm Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Knidos Ören Yeri'nde 'Geleceğe Miras' çalışmaları tamamlandı Haber

Knidos Ören Yeri'nde 'Geleceğe Miras' çalışmaları tamamlandı

Muğla'nın Datça ilçesinde bulunan Knidos Ören Yeri'nde yürütülen çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Geleceğe Miras" vizyonu kapsamında hayata geçirilen düzenlemelerle tarihi alanın korunmasının yanı sıra ziyaretçi deneyiminin de iyileştirildiğini açıkladı. Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Knidos'ta gerçekleştirilen çalışmalarla özellikle yoğun dönemlerde yaşanan otopark kapasitesi sorununa çözüm getirildiğini belirtti. Ayrıca denizle temas eden alanlarda oluşan fiziki tahribatın giderildiğini ve yeni gezi güzergâhlarının oluşturulduğunu ifade etti. Çalışmalar kapsamında antik kentin tarihi dokusunu korumaya yönelik adımlar atılırken, alanın sürdürülebilir kullanımının güçlendirilmesi hedeflendi. Yeni düzenlemelerle ziyaretçilerin ören yerini daha düzenli ve kontrollü şekilde gezebilmesine olanak sağlanması amaçlandı. Bakan Ersoy, "Knidos'ta tarihi dokuyu koruyan ve alanın sürdürülebilirliğini güçlendiren önemli bir düzenlemeyi tamamladık. Geleceğe Miras vizyonumuz doğrultusunda kültürel mirasımızı koruyarak geleceğe taşımaya kararlılıkla devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Selçuk Üniversitesi iş birliğinde yürütülen çalışmaların, 2012 yılından bu yana Prof. Dr. Ertekin Doksanaltı başkanlığındaki ekip tarafından sürdürüldüğü belirtildi. 2026 yılı itibarıyla tamamlanan projenin geçici kabul sürecinin de gerçekleştirildiği kaydedildi. Hayata geçirilen düzenlemelerle birlikte Knidos Ören Yeri'nin hem tarihi ve doğal bütünlüğünün korunması hem de ziyaretçilere daha nitelikli bir deneyim sunulması hedefleniyor.

Türkiye yaz sezonunda 40 milyon turisti ağırlamayı hedefliyor Haber

Türkiye yaz sezonunda 40 milyon turisti ağırlamayı hedefliyor

Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte Türkiye turizminde yılın en hareketli dönemine girildi. Akdeniz ve Ege kıyılarında haziran, temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarını kapsayan beş aylık süreçte yaklaşık 40 milyon turistin ağırlanması öngörülüyor. Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, sezonun bölgesel çatışmaların gölgesinde başladığını ancak yaz aylarında artacak turizm hareketliliğinin kayıpları telafi edebileceğini söyledi. Tatil talebi canlılığını koruyor Recep Yavuz, çevre coğrafyada yaşanan gelişmelere rağmen insanların tatil planlarını ertelemediğini belirterek, sektörün en yoğun dönemine girildiğini ifade etti. Sezonun beklentilerin altında başladığını kaydeden Yavuz, önümüzdeki beş ayda ziyaretçi trafiğinin hızlanacağını ve turist sayısının hedeflenen seviyelere ulaşacağını dile getirdi. Türkiye kriz dönemlerinde avantajını korudu Bölgede uzun yıllardır süren savaşların turizm üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Yavuz, Türkiye'nin izlediği politikalar sayesinde bu etkileri önemli ölçüde sınırlamayı başardığını söyledi. Yavuz, ülkenin kriz dönemlerinde doğru konumlanarak turizmde rekabet gücünü koruduğunu ifade etti. Akdeniz çanağında yoğun rekabet yaşanıyor Akdeniz havzasındaki turizm rekabetinin bu yıl da sürdüğünü belirten Yavuz, İspanya, Portekiz, İtalya, Fransa, Yunanistan ve Adriyatik kıyılarının güçlü talep görmeye devam edeceğini söyledi. Bulgaristan, Arnavutluk, Mısır ve Tunus'un da sezonun öne çıkan destinasyonları arasında yer aldığını kaydeden Yavuz, her ülkenin farklı avantajlara sahip olduğunu ve turistlerin tercihlerini buna göre şekillendirdiğini belirtti. Yıl sonunda 55-60 milyon turist hedefi Mevcut koşulların korunması halinde Türkiye'nin yıl sonunda 55 ila 60 milyon ziyaretçiyi ağırlayabileceğini ifade eden Yavuz, Antalya'nın yaklaşık 16 milyon turiste ev sahipliği yapmasının sürpriz olmayacağını söyledi. Turistlerin tercihi Antalya ve İstanbul Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın geçen yıla ilişkin verilerine göre, haziran ayında 6,8 milyon, temmuzda 8,4 milyon, ağustosta 8,1 milyon, eylülde 7,5 milyon ve ekimde 6,5 milyon turist Türkiye'yi ziyaret etti. Böylece haziran-ekim döneminde toplam ziyaretçi sayısı yaklaşık 37 milyona ulaştı. Geçen yıl Türkiye genelinde toplam turist sayısı 63 milyon 941 bin olarak kayıtlara geçerken, ziyaretçilerin yüzde 63'ü haziran-ekim döneminde ülkeye geldi. Bu yıl aynı dönemde yaklaşık 40 milyon turistin Türkiye'yi ziyaret etmesi bekleniyor. Geçen yılın verilerine göre, söz konusu beş aylık süreçte turistlerin yüzde 27'si Antalya'yı, yüzde 25'i ise İstanbul'u tercih etti. Bu iki ili Muğla ve İzmir izledi.

Ayvalık’ta kısıtlı alanlar sportif dalışa açıldı Haber

Ayvalık’ta kısıtlı alanlar sportif dalışa açıldı

Türkiye’nin en önemli deniz turizmi merkezlerinden biri olan Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, turizm faaliyetlerini çeşitlendirmek ve sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturmak amacıyla sürdürülen girişimler meyvesini verdi. Ayvalık Ticaret Odası’nın, ilçede dalış turizmini canlandırmak adına uzun sürdürdüğü bürokratik çalışmalar olumlu sonuçlandı. Konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, geçmiş dönemlerde su altı tarihi kalıntıları sebebiyle dalışa kapatılan bazı bölgelerin, yapılan yeniden incelemelerin ardından sportif dalışa açıldığını duyurdu. Bakanlığa yapılan ısrarlı müracaatlar sonuç verdi Ayvalık'ta dalış turizminin halihazırda güçlü bir altyapıya sahip olduğunu hatırlatan ATO Başkanı Ali Uçar, ilçede aktif olarak hizmet veren 4 dalış okulunun hem tanıtım hem de ekonomi noktasında çok başarılı işler çıkardığını vurguladı. Kısıtlamaların esnetilmesi için uzun süredir mücadele verdiklerini ifade eden Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası olarak epeydir Ayvalık'ın yıla yaygın turizm faaliyetlerini sürdürülebilir bir şekilde geliştirmek çabasıyla girişimlerde bulunuyoruz. Bunlardan bir tanesi de dalış turizminin daha aktif gerçekleştirilmesiydi. Bu bağlamda bazı noktalar tarihi kalıntılar nedeniyle kısıtlanmıştı. Biz 2024, 2025 ve 2026 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bu konuda müracaatlarda bulunmuştuk. Yapılan tekrar incelemede buralara sportif dalışın yapılabileceği şeklinde izin verildiği tarafımıza bildirildi. Bu cevabı almak bizler için çok güzel" dedi. Hedef: Dünyaca ünlü kırmızı mercanları koruyarak turizme kazandırmak Yeni dalış noktalarının geliştirilmesi, iyileştirilmesi ve sayısının artırılması noktasında çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini belirten Başkan Ali Uçar, su altı florasının en değerli parçası olan kırmızı mercanlara da dikkat çekti. Ayvalık’ın su altı dünyasını dünya standartlarında bir çekim merkezi haline getirmek istediklerini söyleyen Uçar, "Bu noktada belli alanların, örneğin çok ünlü kırmızı mercanlarımızın bulunduğu dalış noktalarını iyileştirmek istiyoruz. Bu alanlardaki altyapının kuvvetlendirilmesi amacıyla tonozların ve dubaların oluşturulması şekliyle, bu hassas alanlarda da kontrollü dalışın açılması noktasındaki taleplerimizi ilgili makamlara kararlılıkla iletiyoruz" diye konuştu. "Yelken Adası'ndaki Bizans batığı dalış camiası için büyük kazanç" Alınan izin kararı ilçede faaliyet gösteren dalış okullarında da büyük bir memnuniyetle karşılandı. Yelken Adası bölgesinin sportif dalışa açılmasını değerlendiren ProDivers Dalış Okulu yetkilisi ve Dalış Eğitmeni Ata Akyol, kararın Ayvalık ve dalış turizmi adına mükemmel bir gelişme olduğunu vurguladı. Dalış camiasının bu karardan ötürü büyük bir heyecan duyduğunu belirten Eğitmen Ata Akyol, şu ifadeleri kullandı: "Bizim açımızdan çok olumlu bir sonuç bu. Tabii bu iznin ilerleyen süreçte daha da genişletilmesini ve diğer bazı bölgelerimizin de bu kapsamda yetkilendirilmesini talep ediyoruz. Sportif dalış amaçlı açılan bu yeni bölge, gerçek anlamda bir Bizans batığını barındırıyor. Yaklaşık olarak 28-30 metre derinliklerde bulunan bu batık, dalış camiası ve özellikle Ayvalık için çok verimli, cazibesi yüksek bir sportif dalış alanı oldu. Sektörümüz adına, bu izinlerin alınmasında emeği geçen ve çalışan tüm arkadaşlara, devlet büyüklerimize ve yetkililere çok teşekkür ediyorum."

Ayvalık, sportif amaçlı arkeolojik dalış noktası oldu Haber

Ayvalık, sportif amaçlı arkeolojik dalış noktası oldu

Kuzey Ege’nin turizm lokomotifi Ayvalık, su altı turizminde tarihi bir dönüm noktasına imza attı. Daha önce Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile arkeolojik sit alanı ve su altı kalıntıları barındırması sebebiyle dalışa tamamen kapatılan kritik bölge, Ayvalık Ticaret Odası’nın yoğun bürokratik girişimleri neticesinde yeniden deniz turizmine kazandırıldı. Ayvalık Ticaret Odası’nın hem Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde yürüttüğü ısrarlı müracaatlar sonucunda, söz konusu alanın “Sportif Amaçlı Arkeolojik Dalış Noktası" olarak serbest bırakılması onayı alındı. Bu tarihi kararla birlikte Ayvalık, dünya çapındaki ikonik kırmızı mercanlarının yanı sıra asırlık su altı tarihiyle de küresel bir dalış destinasyonu olmaya hazırlanıyor. Ayvalık’ın meşhur 22 adasının etrafında, Ayvalık Ticaret Odası üyesi olan 4 profesyonel dalış okulu ve kulübüyle su altı zenginliklerini dünyaya tanıtmaya devam ettiklerini belirten Ayvalık Ticaret Odası, bu yeni kararla birlikte ilçede turizm stratejisini kökten değiştirmeyi hedefliyor. Onaylanan yeni dalış koordinatları sayesinde bölgedeki nitelikli turizm hareketliliğinin sadece yaz aylarıyla sınırlı kalmayıp sonbahar ve kış dönemine de yayılarak 12 aya dönüştürülmesi amaçlanıyor. Su Altı Müzesi ve Yapay Resifler Turizmi 12 aya yaymanın ve küresel destinasyon su altı dalış destinasyonu olmanın hedefleri arasında bulunduğunu belirten Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, “Deniz-kum-güneş üçgeninin ötesine geçerek, nitelikli turizm hareketliliğini sonbahar ve kış aylarına da taşımak istiyoruz. Yoğun girişimlerimiz sonucu su altı dünyasına yeniden kazandırdığımız bu stratejik alan, ilçemizin küresel marka değerine muazzam bir katkı sunacaktır. Bu tarihi süreçte desteklerini esirgemeyen T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve TOBB Yönetimine teşekkürlerimizi sunarız. Ayvalık için yerel ekonomimiz ve üyelerimiz için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Sadece profesyonel dalgıçları değil, mavi dünyaya yeni adım atacak amatörleri ve eğitim alan misafirleri de kapsayacak proje kapsamında Yapay Resif Alanlarıyla su altı biyolojik çeşitliliği artırılacak, güvenli eğitim parkurları sunulacak. Ayrıca Su Altı Müzesi ve Bilimsel Deneyim Alanlarıyla her yaştan dalgıç adayı için Ayvalık'ın su altı tarihini ve kültürünü güvenli, öğretici ve büyüleyici bir rotayla keşfetme imkanı tanınacak.

ADÜ’den Türk Mutfağı Haftası’na destek Haber

ADÜ’den Türk Mutfağı Haftası’na destek

21-27 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerde, Lüksemburg Büyükelçisi Faruk Kaymakcı’nın daveti ve Üniversite Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’in tensipleriyle görevlendirilen ADÜ Türk ve Dünya Mutfakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü, aynı zamanda Worldchefs Türkiye Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Köksal Sezgin, organizasyonun teknik ve akademik süreçlerinde aktif rol aldı. Dr. Öğr. Üyesi Sezgin, Büyükelçilik Şefi Serkan Yardımcı ile koordineli çalışmalar yürüterek Türk mutfağının tarihi birikimini ve kültürel zenginliğini uluslararası katılımcılara tanıttı. Etkinlikler kapsamında düzenlenen uygulamalı gastronomi programlarında katılımcılar, Türk mutfağının geleneksel pişirme teknikleri, sofra kültürü ve özgün reçeteleri hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. İnteraktif uygulamalarla desteklenen programlarda, Türk mutfağına ait seçkin lezzetler katılımcıların beğenisine sunuldu. Büyükelçilik bahçesinde gerçekleştirilen tanıtım ve gastronomi akşamında ise yaprak sarma, içli köfte, mantı, geleneksel et yemekleri ve Türk tatlıları gibi pek çok lezzet konuklarla buluşturuldu. Program, Türk mutfağının yalnızca gastronomik bir değer değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan önemli bir kültürel miras olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Dr. Öğr. Üyesi Emrah Köksal Sezgin, etkinlikler boyunca Türk mutfağını kültürel miras perspektifiyle ele aldıklarını ifade ederek, ADÜ Türk ve Dünya Mutfakları Araştırma ve Uygulama Merkezinin uluslararası düzeyde yürüttüğü çalışmaların önemine dikkat çekti.

Çingene Kızı'nın 13. Parçası Yurda Döndü Haber

Çingene Kızı'nın 13. Parçası Yurda Döndü

Zeugma'nın Simgesi "Çingene Kızı" Mozaiğinin 13. Kayıp Parçası Yurda Döndü Gaziantep'in ve Türkiye'nin kültürel mirasının en değerli simgelerinden biri olarak kabul edilen "Çingene Kızı" mozaiğine bir parça daha kavuştu. Amerika Birleşik Devletleri'nde çevrimiçi bir müzayedede satışa sunulduğu fark edilen ve büyük kompozisyona ait olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanan 13. panel, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yürüttüğü kapsamlı diplomatik ve hukuki sürecin ardından Türkiye'ye iade edildi. Zeugma ve "Çingene Kızı": Tarihin Derinliklerinden Gelen Bir Şaheser Fırat Nehri kıyısında kurulan ve antik çağda önemli bir ticaret merkezi olan Zeugma Antik Kenti, bugün dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor. Gaziantep'in Nizip ilçesinde yer alan bu kadim kentte 1998 yılında yürütülen kurtarma kazıları sırasında gün yüzüne çıkarılan büyük taban mozaiği, yaklaşık 9,25 x 13,50 metre ölçüleriyle dönemin en çarpıcı arkeolojik bulgularından biri oldu. Söz konusu kompozisyon içinde yer alan ve Dionysos kültüyle ilişkilendirilen Maenad başı tasviri, kamuoyunda kısa sürede "Çingene Kızı" adıyla anılmaya başlandı. Derin bakışları, zarif çizgileri ve gizemli ifadesiyle dünya genelinde büyük yankı uyandıran bu eser, yıllar içinde yalnızca Zeugma'nın değil, tüm Gaziantep'in simgesi haline geldi. Bugün Zeugma Mozaik Müzesi'nin baş tacı olan "Çingene Kızı", her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi kendine çekiyor. Parçalanmış Bir Miras: Kaçakçılığın İzleri Ne var ki bu eşsiz mozaiğin tarihi, yalnızca sanatsal bir başarının hikâyesi değil; aynı zamanda acı bir yağma ve kayıp hikâyesidir. Zeugma, onlarca yıl boyunca kaçak kazıların hedefi oldu. Büyük kompozisyona ait pek çok panel, o dönemde yasadışı yollarla parçalanarak yurt dışına kaçırıldı. Bu nedenle "Çingene Kızı"nın ait olduğu büyük mozaik, uzun yıllar eksik ve dağınık halde kaldı. Türkiye'nin uluslararası arenada yürüttüğü kültürel miras kurtarma çalışmaları kapsamında daha önce 12 panel yurda getirilmişti. 2018 yılında ABD'deki Bowling Green Üniversitesi'nden iade edilen bu parçalar, kültür kaçakçılığına karşı yürütülen mücadelede önemli bir dönüm noktası olmuştu. Şimdi ise o başarıya bir yenisi eklendi: Büyük kompozisyonun 13. parçası da artık Türkiye'de. Müzayede Vitrininden Müzeye: Eserin Yolculuğu Bu son iadenin hikâyesi, uluslararası bilimsel iş birliğinin ve kararlı diplomatik iradenin nasıl somut sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor. Grenoble Alpes Üniversitesi'nden Dr. Djamila Fellague, yürüttüğü araştırmalar kapsamında söz konusu panelin "Çingene Kızı"nın büyük kompozisyonuna ait olabileceğini tespit etti. Eserin çevrimiçi bir müzayede platformunda satışa sunulduğu bilgisi ise Zeugma Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay aracılığıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı'na iletildi. Harekete geçen Bakanlık uzmanları, panel üzerinde ayrıntılı incelemeler yürüttü. Yapılan analizlerde eserin tessera renkleri, geometrik bordür düzeni ve genel kompozisyon özellikleri bakımından Zeugma Mozaik Müzesi'ndeki eserlerle güçlü benzerlikler taşıdığı, üzerindeki kesme ve sökülme izlerinin de kaçak kazı geçmişine işaret ettiği belirlendi. Elde edilen bilimsel veriler Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi'ne sunuldu. Türkiye ile ABD arasındaki ikili anlaşmaya da atıfta bulunarak esere el konulması talep eden Bakanlık, soruşturmanın tamamlanmasının ardından paneli Chicago Başkonsolosluğu aracılığıyla teslim aldı. Eser, kamu kaynağı harcanmadan Turkish Cargo ile Türkiye'ye taşındı. Ankara'dan Gaziantep'e: Son Durak Zeugma Türkiye'ye getirilen panel, önce Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne teslim edildi. Burada gerçekleştirilecek restorasyon ve belgeleme çalışmalarının ardından eserin, asıl yurdu olan Gaziantep'teki Zeugma Mozaik Müzesi'ne nakledilerek "Çingene Kızı" kompozisyonuyla yeniden buluşturulması planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuya ilişkin yaptığı açıklamada süreçte emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkür ederek şu mesajı verdi: "Kültür varlıklarımızın izini dünyanın neresinde olursa olsun sürmeye, medeniyet mirasımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz." Süregelen Bir Mücadele Bu iadenin önemi yalnızca tek bir parçanın geri dönüşüyle sınırlı değil. Türkiye'nin son yıllarda ivme kazanan kültürel miras kurtarma politikası, uluslararası hukuk, bilim ve diplomasinin bir arada nasıl kullanılabileceğinin somut bir örneğini sunuyor. Zeugma'nın her yeni kavuşturulan parçası, geçmişin yağmalanmış bir sayfasını onarmak için atılmış kararlı bir adımı temsil ediyor. "Çingene Kızı" tam anlamıyla tamamlanana dek bu mücadelenin süreceği ise hem yetkililer hem de arkeologlar tarafından kararlılıkla dile getiriliyor.

Nisanda turist sayısında sert düşüş Haber

Nisanda turist sayısında sert düşüş

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden alınan geçici verilere dayanarak 2026 yılı Nisan ayı yabancı ziyaretçi istatistiklerini yayımladı. Buna göre nisan ayında Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,44 azalarak 3 milyon 532 bin 505 olarak kaydedildi. İSTANBUL EN ÇOK ZİYARET EDİLEN ŞEHİR OLDU Nisan ayında yabancı ziyaretçilerin en fazla giriş yaptığı iller sıralamasında İstanbul ilk sırada yer aldı. İstanbul yüzde 41,72 pay ile 1 milyon 473 bin 718 ziyaretçi ağırladı. İstanbul’u yüzde 25,99 ile 918 bin 164 ziyaretçiyle Antalya, yüzde 9,34 ile 330 bin 25 ziyaretçiyle Edirne, yüzde 4,59 ile 161 bin 967 ziyaretçiyle Muğla ve yüzde 3,03 ile 107 bin 12 ziyaretçiyle Artvin takip etti. OCAK-NİSAN DÖNEMİNDE DE DÜŞÜŞ VAR 2026 yılı Ocak-nisan dönemine bakıldığında Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,08 azalarak 10 milyon 369 bin 762 olduğu bildirildi. İLLERE GÖRE ZİYARETÇİ DAĞILIMI Ocak-nisan döneminde en fazla ziyaretçi ağırlayan il İstanbul oldu. İstanbul, yüzde 51,47 pay ile 5 milyon 337 bin 365 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İstanbul’u yüzde 15,69 ile 1 milyon 626 bin 881 ziyaretçiyle Antalya, yüzde 10,29 ile 1 milyon 67 bin 150 ziyaretçiyle Edirne, yüzde 3,86 ile 399 bin 944 ziyaretçiyle Artvin ve yüzde 2,43 ile 252 bin 68 ziyaretçiyle İzmir izledi.

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı Haber

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Telekom arasında imzalanan protokolle müze ve ören yerlerinde yerli ve millî dijital altyapı dönemine geçildi. Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan yeni sistemle; akıllı biletleme, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital ziyaretçi yönetimi ve yeni nesil ziyaretçi deneyimi hayata geçirilecek. Fiber altyapıdan veri güvenliğine, müze mağazalarından dijital ödeme sistemlerine kadar uzanan kapsamlı dönüşümle kültürel mirasın teknolojiyle geleceğe taşınması hedefleniyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Türkiye'nin kültürel mirasının geleceğini yeniden şekillendirecek dönüşümü İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde ilan etti. Bakan Ersoy imza töreninde, kültürel mirasa ait verilerin güvenliğinin Türkiye'nin kültürel egemenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ise hayata geçirilen dönüşümün yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını, Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin kültürel mirasının yalnızca geçmişin sessiz tanığı olmadığını belirten Bakan Ersoy, bunun aynı zamanda geleceğe bırakılacak en değerli emanet olduğunu vurguladı. Ersoy, "Bizler bu emaneti korurken yalnızca taşları, eserleri ve yapıları muhafaza etmiyoruz; aynı zamanda hafızamızı, kimliğimizi ve medeniyet birikimimizi de geleceğe taşıyoruz" dedi. Atılan adımın yalnızca bir biletleme sistemi değişikliği olmadığını belirten Ersoy, ‘‘Atılan adım kültürel miras yönetiminde dijital çağın ihtiyaçlarına uygun, bütünleşik ve örnek bir modele geçiş anlamı taşıyor’’ diye konuştu. Bugüne kadar yüksek ziyaretçi potansiyeline sahip yaklaşık 70 müze ve ören yerinin farklı işletme modelleriyle yönetildiğini, 118 noktada ise hizmetin Bakanlık personeli tarafından yürütüldüğünü belirten Ersoy, 2026-2027 yıllarında açılması planlanan 28 yeni müze ve ören yerinin de sisteme dahil edileceğini açıkladı. ‘‘216 müze ve ören yerinde bütünleşik dijital yapı kurulacak’’ Yeni dönemde Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan daha geniş ve bütüncül bir yapı oluşturulacağını belirten Ersoy, gişe operasyonları, müze mağazaları ve ticari alanlar tek çatı altında yönetilecek, hizmet standardı ülke genelinde yeknesak hale gelecek. Ziyaretçiler yalnızca müzeye giriş yapmayacak, teknolojiyle desteklenen çok boyutlu bir tarih ve kültür deneyimi yaşayacak’’ ifadelerini kullandı. Fiber altyapılar, yaygın Wi-Fi sistemleri ve 5G entegrasyonu ile ziyaretçi deneyiminin yeni bir boyuta taşınacağını belirten Ersoy, ‘‘Akıllı biletleme sistemleri, çok kanallı dijital ödeme çözümleri, yapay zeka destekli veri analitiği, AR ve VR teknolojileri, sesli rehber sistemleri ve dijital arşivleme altyapıları da devreye alınacak. Akıllı ziyaretçi uygulamalarıyla müzeler yeni nesil deneyim merkezlerine dönüşecek. Tarih ile teknoloji artık aynı kapıdan içeri girecektir" açıklamasında bulundu. ‘‘Veriler artık millî altyapı ve Türk Telekom tecrübesiyle koruma altında’’ Yeni sistemin Türk Telekom’un teknoloji birikimi ve tecrübesiyle hayata geçirileceğini belirten Bakan Ersoy, yerli ve millî altyapılar sayesinde verilerin ülke sınırları içerisinde korunacağını kaydetti. Ersoy, "Türk Telekom’un kurmuş olduğu yerli teknoloji gücüyle kültürel mirasımıza ilişkin stratejik verilerimiz güvence altında olacak. Bu yaklaşım günümüz dünyasında yalnızca teknik bir tercih değildir. Bu aynı zamanda dijital bağımsızlık meselesidir. Çünkü kültürel mirasımıza ait verilerin güvenliği, ülkemizin kültürel egemenliğinin de ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. ‘‘Müze mağazaları ve ticari alanlar da dönüşüme dahil edilecek’’ Yeni dönüşüm sürecinin yalnızca dijital biletleme sistemleriyle sınırlı kalmayacağını belirten Ersoy, ‘‘Müze mağazaları, kafeteryalar, satış alanları ve ziyaretçi hizmetlerine ilişkin ticari operasyonlar da yeni yapı kapsamında ele alınıyor’’ diye konuştu. Protokol kapsamındaki müze mağazalarında Geleneksel Türk El Sanatları, Türk Lokumu, Türk Kahvesi, Türk Halıcılığı, Geleneksel Türk Süsleme Sanatları ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki somut olmayan kültürel miras öğelerine yer verileceğini belirten Ersoy, ürünlerin Bakanlık tarafından belgelendirilmiş Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılar ve geleneksel el sanatları ustalarından tedarik edileceğini ifade etti. Bu modelle hem kültürel mirasın korunacağını hem de geleneksel üretim ve istihdamın destekleneceğini vurgulayan Ersoy, Türk Telekom’un küresel pazarlama gücü ve dijital mağazaları üzerinden bu ürünlerin yurt dışı satışlarının da yaygınlaştırılacağını açıkladı. ‘‘Müzekart sistemi değişiyor, kimlik kartları müzekart oluyor’’ Yeni sistemin işleyişine ilişkin de bilgi veren Ersoy, mevcut kullanım süresi devam eden Müzekartlarda herhangi bir değişiklik olmayacağını belirtti. Kullanım süresi dolan kartlarda yeni sisteme geçileceğini ifade eden Ersoy, ‘‘Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları Müzekart’a dönüştürülerek doğrudan geçiş özelliği kazanacak’’ şeklinde konuştu. Ersoy, sistemin e-Devlet ve mobil uygulama üzerinden işleyeceğini, vatandaşların müzekart ücretini ödedikten sonra sıra beklemeden kimlik kartlarını okutarak geçiş yapabileceğini söyledi. Türk Telekom’dan dijital gelecek vurgusu Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin de Türk Telekom’un yalnızca iletişim altyapısı kuran bir şirket olmadığını, teknolojiyi hayatın her alanına taşıyan ve Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna katkı sunan bir kurum olduğunu belirtti. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda teknolojiyi yaygınlaştırdıklarını ve sektörlerin dönüşümüne katkı sunduklarını ifade eden Şahin, ‘‘Kültür ve sanatın teknoloji ile harmanladığı Atatürk Kültür Merkezi’nin uçtan uca dijital dönüşümünde önemli bir rol üstlendik. Değer odaklı yaklaşımla teknolojideki gücümüzü kültür, sanat ve turizme aktarıyoruz. Müze ve ören yerlerinin dijitalleşmesi gibi birçok projeyi hayata geçiriyoruz’’ şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinden Rami Kütüphanesi’ne kadar bin 300’ü aşkın kütüphanenin iletişim altyapısını modern ağlarla desteklediklerini kaydeden Şahin, bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında müze ve ören yerlerinin uçtan uca dijitalleşmesini sağlayacak olmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. Şahin, ‘‘Biletleme hizmetlerinden satış kanallarına, ticari alanlardan otoparklara, kafeteryalardan Geleneksel El Sanatları mağazalarına kadar ziyaretçi deneyimini etkileyen pek çok operasyon dijitalleştirilecek. Bu dönüşüm fiber altyapı, siber güvenlik, veri merkezi, bulut, akıllı biletleme, ödeme sistemleri, veri analitiği ve yapay zekâ kabiliyetleriyle entegre biçimde hayata geçirilecek’’ açıklamasında bulundu. Bu çalışmanın yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını vurgulayan Şahin, bunun Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım olduğunu ifade etti. Millî mirası millî teknolojiyle destekleyeceklerini ve kültürel mirası teknolojiyle geleceğe taşıyacak bu protokolün ülkeye ve millete hayırlı olmasını dilediklerini belirten Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijitalin yüzyılı yapma hedefiyle çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.