Hava Durumu

#Kültür Ve Turizm Bakanlığı

TOURISMJOURNAL - Kültür Ve Turizm Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür Ve Turizm Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yaklaşık 200 yıllık tarihi han ayakta kalmayı sürdürüyor Haber

Yaklaşık 200 yıllık tarihi han ayakta kalmayı sürdürüyor

Arapgir ilçesinde bulunan yaklaşık 200 yıllık Millet Han geçmişten günümüze uzanan mimarisiyle dikkat çekiyor. Kitabesi bulunmayan yapının 1850'li yıllarda inşa edildiği tahmin ediliyor. Kesme taşlardan iki katlı olarak yapılan ortasında avlu ve şadırvan bulunan tarihi yapı, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 2009-2011 yılları arasında aslına uygun şekilde restore edilerek belediyeye teslim edildi. Restorasyonun ardından hanın üst katı butik otel alt katı ise ilçeye özgü yöresel yemeklerin üretildiği restoran olarak kullanılmaya başlandı. Çarşı altında yer alan yapı ilçenin önemli kültürel mirasları arasında bulunuyor. Arapgir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mesut Kavas, yapının kitabesinin bulunmadığını belirterek hanın yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Yapının ana taşıyıcılarının taş duvarlardan oluştuğunu ifade eden Kavas, ara bölmelerde kerpiç, döşemelerde ise ahşap malzeme kullanıldığını kaydetti. Millet Han'ın geçmişte üreticiler ve esnaf tarafından konaklama ve ticaret amacıyla kullanıldığını aktaran Kavas, hanın uzun yıllar bölge halkına hizmet verdiğini belirtti. Yapının ahşap yapı olması nedeniyle son dönemde müşteri kabulünü durdurduklarını belirten Kavas, buna rağmen hanın Arapgir turizmi açısından önemli bir durak olmayı sürdürdüğünü ifade etti. Bölgeye gelen ziyaretçilerin hanı gezdiğini ifade eden Kavas, misafirlerin özellikle yöresel lezzetler ile reyhan çayı ve reyhan şerbetine yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Millet Han'ın tescilli bir yapı olduğunu hatırlatan Kavas, restorasyon çalışmalarının koruma kurulu kararları doğrultusunda gerçekleştirildiğini söyledi.

Berlin, Göbeklitepe’nin 12 Bin Yıllık Mirasına Ev Sahipliği Yapacak Haber

Berlin, Göbeklitepe’nin 12 Bin Yıllık Mirasına Ev Sahipliği Yapacak

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisinin açılışı, Museuminsel Berlin’deki James-Simon Galerie’de 10 Şubat Salı günü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilecek. İnsanlık tarihinin bilinen en eski sayfaları, bu kez Berlin’de açılıyor. Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık mirası, Avrupa’nın kültür başkentlerinden Berlin’de dünya ile buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Berlin’de açılacak sergiyi sosyal medya hesaplarından duyurdu. Bakan Ersoy paylaşımlarında şu ifadelere yer verdi: "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz! 10 Şubat’ta açılışını yapacağımız 'Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam' sergisiyle, Şanlıurfa müzemizden seçilen 89 eser ve 4 replikayı dünya ile buluşturacağız. Eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. 19 Temmuz’a kadar açık kalacak sergide, Isabel Muoz’un Taş Tepeler fotoğrafları da yer alacak. Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü, Berlin’in kalbinde anlatacağız. Taş Tepeler’in mirasını, kararlılıkla dünyaya taşıyoruz." 44 eser ilk kez sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi, 10 Şubat’ta Berlin Museuminsel’deki James-Simon Galerie’de kapılarını açacak. Sergide, Göbeklitepe ve Taş Tepeler bölgesinden elde edilen buluntulara ev sahipliği yapan Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundan seçilen Neolitik Çağ’a ait 89 eser ile 4 eser replikası yer alacak. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan özgün örnekler arasında bulunan parçaların yer alacağı sergideki eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. Sergi Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü anlatacak Sergi, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata ve besin üretimine geçiş sürecini bütün yönleriyle ele alacak. Mimari, sanat, heykeltraşlık, inanç sistemleri ve toplumsal örgütlenmenin doğuşu, Göbeklitepe ve çevresindeki tapınaklar, taş sütunlar, kabartmalar ve figüratif heykeller üzerinden anlatılacak. Serginin ziyaretçileri, erken dönem toplumsal ritüelleri, ilk dini inanışları ve toplulukların örgütlenme biçimlerini yakından görme imkanı bulacak. Sergi aynı zamanda tarımsal üretimin başlamasıyla ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik dönüşümü de bütüncül bir çerçevede sunacak. Isabel Muoz’un objektifinden Taş Tepeler Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Isabel Muoz’un Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflar da sergideki yerini alacak. Yalnızca arkeolojik alanları değil, Neolitik toplulukların yaşam izlerini; insan figürleri, dokular ve ışık aracılığıyla sanatsal bir dille yorumlayan Muoz’un bu fotoğrafları, ziyaretçilere Taş Tepeler’in tarihi derinliğini çağdaş bir bakışla deneyimleme imkanı sunacak. Göbeklitepe ve Taş Tepeler uluslararası sahnede Berlin’de ilk kez düzenlenecek olan sergi, Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler’in kültürel ve bilimsel önemini uluslararası platformda güçlü biçimde tanıtacak. Türkiye’den Berlin’e getirilen bu eşsiz Neolitik eserler, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınaklarından biri olan Göbeklitepe’nin önemini bir kez daha gözler önüne serecek. Daha önce Roma Kolezyumu’nda büyük ilgi gören Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısı, Berlin ayağıyla Avrupa’daki görünürlüğünü daha da artıracak. Berlin’de düzenlenen bu sergi, Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi alanındaki etkisini daha da güçlendirecek. ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi 19 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.

Körüklü çizme ustası Karpuzcu’ya “Yaşayan İnsan Hazinesi” ödülü Haber

Körüklü çizme ustası Karpuzcu’ya “Yaşayan İnsan Hazinesi” ödülü

Mustafa Karpuzcu'nun "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanıyla taçlanan hikayesi, yalnızca bir ustanın başarısı değil; aynı zamanda Anadolu'nun, Aydın'ın ve efe kültürünün geleceğe taşınan güçlü bir mirası olarak dikkat çekiyor. Dededen toruna uzanan bu emek yolculuğu, kaybolmaya yüz tutmuş sanatların hala umutla yaşatılabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Baba mesleği olan körüklü çizme yapımını günümüze kadar taşıyan Mustafa Karpuzcu, bu alanda üretim yapan sayılı ustalardan biri olarak biliniyor. Mesleğe henüz 6 yaşındayken, çizmelere çakılan çivileri düzelterek başladığını anlatan Karpuzcu, aradan geçen onlarca yılın ardından 65 yaşında "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanına layık görülmenin tarif edilemez bir gurur olduğunu dile getirdi. "Yıllarca verdiğim emeklerin karşılığını görmek benim için büyük mutluluk. Bunun ulusal çapta görünür olması, yıllardır dökülen alın terinin gerçek bir karşılığı" sözleriyle duygularını ifade eden Karpuzcu, ödülün yalnızca kendisi için değil, bu kadim sanat için de büyük bir kazanım olduğunu vurguladı. "Osmanlı'dan Efe'ye, Efe'den deveciliğe uzanan bir sembol" Bir dönem Osmanlı'da Yeniçerilerin, Milli Mücadele yıllarında ise efelerin simgesi olan körüklü çizmeler, günümüzde de özellikle devecilik kültürünün vazgeçilmez bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Ancak modern çağın getirdiği hızlı dönüşüm, bu el emeği göz nuru sanatın ustalarını da birer birer azaltıyor. Unutulmaya yüz tutmuş körüklü çizme yapımının bugün birkaç usta tarafından yaşatılabildiğini belirten Mustafa Karpuzcu, en büyük sorunlarının çırak bulamamak olduğunu söyledi. "Gençler sanattan uzaklaşıyor" Gençlerin bu mesleği öğrenme konusunda çekingen davrandığını ifade eden Karpuzcu, "Çoğunlukla sanayi bölgelerine ya da farklı iş kollarına yöneliyorlar. Oysa önlerinde yaşatılması gereken çok kıymetli bir sanat var" diyerek çağrıda bulundu. Bu kültürel mirasın sürdürülebilmesi için gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Karpuzcu, her türlü katkıya açık olduklarını da sözlerine ekledi. "Bir meslek, bir aile geleneği" Mesleği babası Mehmet Karpuzcu'dan öğrenen Mustafa Karpuzcu, bugün aynı geleneği oğlu Mehmet Karpuzcu'ya aktarmanın mutluluğunu yaşıyor. "Çırak bulamazken, kendi oğlumun bu işe merak salması beni çok mutlu etti" diyen usta, artık atölyede oğluyla omuz omuza çalışıyor. Asıl mesleğinin halk oyunları eğitmenliği olduğunu belirten Mehmet Karpuzcu ise baba mesleğine yönelişini şu sözlerle anlattı: "İlk bakışta farklı gibi görünse de aslında birbirinden çok uzak olmayan iki alan. Her ikisi de geçmişten gelen kültürümüzü yansıtıyor. Babamın yaptıklarını izleyerek büyüdüm. Pandemi döneminde ‘Ben de yapabilir miyim?' diyerek derileri elime aldım ve kendimi geliştirmeye başladım" Yakın zamanda kalfalık belgesini aldığını belirten Mehmet Karpuzcu, ustalık belgesini de aldıktan sonra tamamen körüklü çizme yapımına yönelmek istediğini söyledi. Mustafa Karpuzcu'nun "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanıyla taçlanan hikâyesi, yalnızca bir ustanın başarısı değil; aynı zamanda Anadolu'nun, Aydın'ın ve efe kültürünün geleceğe taşınan güçlü bir mirası olarak dikkat çekiyor. Dededen toruna uzanan bu emek yolculuğu, kaybolmaya yüz tutmuş sanatların hala umutla yaşatılabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Syedra Antik Kenti kazılarına dünyadan destek Haber

Syedra Antik Kenti kazılarına dünyadan destek

Türk ve Fransız arkeologlar arasındaki akademik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan TÜBİTAK–Fransa Dışişleri Bakanlığı 2509 İkili İş Birliği Destek Programı (Bosphorus) kapsamında yapılan başvuruların sonuçları açıklandı. Desteklenmesine karar verilen toplam 8 proje arasında, Alanya’nın önemli antik kentlerinden Syedra’yı konu alan çalışma da yer aldı. ALKÜ Turizm Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer ile Fransa’daki cole Normale Supérieure PSL Üniversitesinden Dr. Jeanne Capelle ortaklığında yürütülen "Kilikia’da Syedra (Seki, Alanya, Antalya): Antik Bir Kent ve Tiyatrosu" başlıklı proje, Bosphorus Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Programın açıklanmasıyla birlikte proje, ALKÜ’nün ilk uluslararası ikili iş birliği projesi olarak kayıtlara geçti. Antalya’nın Alanya ilçesinde yer alan Syedra Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazı ve araştırmalar, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve destekleriyle devam ediyor. Çalışmalar, Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer başkanlığındaki ekip tarafından yürütülüyor. Son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında desteklenen kazılar, Türkiye’den ve yurt dışından alanında uzman araştırmacıların katılımıyla çok disiplinli bir yapıya ulaştı. Antik kentin tiyatrosunda sürdürülen kazı ve araştırmalar ise Küçük Asya (Eski Anadolu) tiyatroları üzerine yaptığı doktora çalışmalarıyla tanınan Dr. Jeanne Capelle tarafından yürütülüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen uluslararası iş birliğiyle, Syedra Antik Kenti’ne ilişkin bilimsel verilerin daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesi hedefleniyor. Bilimsel yayın ve araştırmalar hedefleniyor Projenin temel hedefi, Syedra Antik Kenti tiyatrosunun tarihsel gelişimi, kullanım evreleri ve mimari özelliklerini ele alan; kazılar sırasında elde edilen tüm buluntuları içeren kapsamlı bir bilimsel kitaba dönüşecek. Uzun vadede ise arkeobotanik çalışmalar kapsamında eski polen ve tohum analizleri ile Antik Yunanca yazıtlar üzerine yapılacak araştırmalar sayesinde, tiyatro yapısının ötesine geçen yeni bilimsel verilerin ortaya konulması amaçlanıyor. Rektör Türkdoğan:" Syedra Alanya'nın turizm ve tarih merkezi olacak" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Syedra Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmalarını yakından takip ettiğini söyleyerek şu ana kadar gelen süreç içinde önemli bir noktaya ulaştıklarını belirtti. Syedra’daki kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla ülkemizin önemli bir merkeze kavuşacağını söyleyen Rektör Türkdoğan, "ALKÜ ve Alanya olarak Syedra’ya özel bir ilgi duyuyoruz. Bosphorus projesi kapsamında desteklenmeye hak kazanan Syedra, bu vesile ile uluslararası alanda da tanınırlığını artırmış olacak. Çok önem verdiğimiz kazı çalışmaları devam ederken böyle bir başarının gelmesi de bizleri gururlandırdı. Syedra Alanya’mızın ülkemizin önemli bir turizm ve tarih şehri olacak. Kazı Başkanımız Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer’e ve Dr. Jeanne Capelle’ye yoğun emeklerinden dolayı teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dilerim." dedi. Türkiye ve Fransa’dan üniversitelerin yürütücü olduğu Bosphorus projesinde, 8 işbirlikli çalışma destek almaya hak kazandı. Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloj Araştırma ve Uygulama Merkezi gibi Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri listede yer aldı. ALKÜ ile Ecole Normale Superieure PSL Üniversitesi tarafından yürütülecek Kilikia'da Syedra (Seki,Alanya,Antalya): Antik Bir Kent ve Tiyatrosu projesi de uluslararası bilim camiası tarafından yakından takip edilecek.

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü Haber

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü

Ankara’da yaşayan 60 yıllık mücellit (cilt ustası) Mehmet Karslı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yaşayan İnsan Hazinesi olarak seçildi. Karslı, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri töreninde ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Mesleğe Atatürk Endüstri Meslek Lisesi Matbaacılık Bölümü’nü bitirerek başladığını ifade eden cilt ustası Mehmet Karslı, Atatürk’ün İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışından getirdiği çeşitli meslekten sanatçıların yetiştirdiği ekolden geldiğini söyledi. Meclis matbaasından 1996’da emekli olan Karslı, emekli olduktan sonra şu anki atölyesini açtığını ve o günden itibaren mesleğine burada devam ettiğini belirtti. "Ben sanatıma aşığım" Ödül almasından dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Karslı, bu ödülün kendisine sürpriz olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı kapsamında ilk kişisel sergisini açtığını söyleyen Karslı, sergiyi açma amacının devlet dairesinde isteyip de yapamadıklarını gerçekleştirmek olduğunu belirterek, "Sanatıma aşığım" dedi. "İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" Ödülü aldığından haberinin olmadığını ifade eden Karslı, "176 kişinin arasından seçilmişiz. Açtığımız kişisel sergide 430 tane kitap sergiledik" diye konuştu. Serginin çok ses getirdiğini belirten Karslı, "Kültür Bakanlığı ’Yaşayan İnsan Hazinesi’ kuruluna sunmuş. 176 kişinin arasından seçilmişim. Onu öğrendiğimde heyecandan ayaklarım yere basmıyordu. İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" şeklinde konuştu.

İşte Erzurum’un turizm karnesi Haber

İşte Erzurum’un turizm karnesi

Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, Erzurum’un 2025 yılı boyunca kültür, sanat ve turizm alanlarında hayata geçirilen planlı ve kapsamlı çalışmalar neticesinde önemli bir ivme yakaladığını ifade ederek, "Hem etkinlik çeşitliliği hem de turist ve geceleme sayıları bakımından dikkat çekici bir başarı ortaya koymuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın vizyonu doğrultusunda yürütülen çalışmalarla ilimiz, Doğu Anadolu’nun kültür ve turizm merkezlerinden biri hâline gelmiştir" şeklinde konuştu. "Bir yılda 493 bin 641 ziyaretçi" Bu başarının en önemli göstergelerinden birinin Erzurum turizminde yaşanan güçlü sayısal artışlar olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, " 2024 yılında ilimizi 331 bin 875 yerli ve 31 bin 749 yabancı olmak üzere toplam 363 bin 624 ziyaretçi ziyaret etmişken, 2025 yılında bu rakam 455 bin 084 yerli ve 38 bin 557 yabancı olmak üzere toplam 493 bin 641 ziyaretçiye ulaşmıştır. Böylece bir önceki yıla göre; yerli turist sayısında yüzde 37, yabancı turist sayısında yüzde 21 ve toplam turist sayısında ise yüzde 36 oranında artış sağlanmıştır. 2024 yılında 637 bin 919 olan toplam geceleme sayısı, 2025 yılında yüzde 47 artışla 936 bin 489’a ulaşmıştır. İlimizin artan ziyaretçi talebini karşılayabilecek güçlü bir konaklama altyapısı bulunmaktadır. Erzurum genelinde 138 konaklama tesisi, 4 bin 983 oda ve 10 bin 56 yatak kapasitesi ile hizmet vermekte olup mevcut kapasite, özellikle kış, kültür ve festival turizmini destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır" dedi. "Bin sanatçı bir milyon vatandaşla buluştu" Kültür ve sanat alanında ise 2025 yılı, Erzurum için adeta bir atılım yılı olduğunu vurgulayan Yer, " 16-24 Ağustos 2025 tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, 9 gün boyunca 54 farklı noktada, 124 etkinlik türünde toplam 542 program gerçekleştirilmiş; yaklaşık bin sanatçının katılımıyla düzenlenen etkinlikler yaklaşık 1 milyon vatandaşımızla buluşturulmuştur. Konserler, sergiler, söyleşiler, sempozyumlar, yarışmalar, sokak sahnesi etkinlikleri ve çocuklara özel programlarla Erzurum, festival süresince ülkemizin en önemli kültür duraklarından biri hâline gelmiştir. Çocuklara yönelik tiyatro, müzikal, atölye, oyun ve masal etkinlikleriyle kültür ve sanatın erken yaşta benimsenmesine katkı sağlanmış; festival, her kesime hitap eden kapsayıcı bir yapıya kavuşmuştur" diye konuştu. "18 oyun ve 109 temsil ile 26 bin 855 seyirci" İsmail Saib Sencer İl Halk Kütüphanesi’nin, 2025 yılında yaklaşık 782 bin 256 ziyaretçiye ulaştığını hatırlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, " 40 bin 944 üyesi ve 119 bin 47 kitaplık koleksiyonu ile ilin kültürel hafızasının merkezi olmayı sürdürmüştür. Yıl boyunca 10 farklı başlık altında düzenlenen 228 etkinlik, kütüphanelerimizin yaşayan kültür mekânları hâline geldiğinin somut göstergesi olmuştur. Âşık Sümmani Kültür Merkezimizde açılan 15 kursta 830 kursiyerimiz, el sanatları, müzik, halk oyunları ve eğitim alanlarında kurslardan faydalanmış; geleneksel kültürümüzün yaşatılmasına önemli katkı sağlanmıştır. Erzurum Devlet Tiyatrosu, 2025 yılı içerisinde sahnelenen 18 oyun ve 109 temsil ile 26 bin 855 seyirciye ulaşarak sanatın toplumla buluşmasında etkin bir rol üstlenmiştir. Ayrıca ilimizde 27 yerli ve 4 yabancı kısa film ve video çekimi gerçekleştirilmiş; bin 115 tescilli kültür varlığımız ile tarihî ve kültürel mirasımız korunarak tanıtılmaya devam edilmiştir" dedi. "895 farklı türde kültür, sanat ve turizm etkinliği" 2025 yılı boyunca kentteki müzelerin, Erzurum’un kültür ve sanat hayatında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, sözlerine şöyle devam etti, "Bu kapsamda; sergiler, söyleşiler, sempozyumlar ve farklı tematik etkinlikler başta olmak üzere 50 farklı alanda düzenlenen programlar ile müzelerimizde 319 bin ziyaretçi ağırlanmıştır. Gerçekleştirilen bu etkinlikler sayesinde müzelerimiz, yalnızca eserlerin sergilendiği alanlar olmanın ötesine geçerek yaşayan, üreten ve toplumla sürekli etkileşim hâlinde olan kültür merkezleri hâline gelmiştir. Erzurum’un tarihî ve kültürel birikimi, bu etkinliklerle hem hemşehrilerimizle hem de şehrimizi ziyaret eden misafirlerle buluşturulmuştur. 2025 yılı genelinde yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde, şehrimizde toplam 895 farklı türde kültür, sanat ve turizm etkinliği düzenlenmiştir. Bu sayı, Erzurum’un yıl boyunca yalnızca belirli dönemlerde değil, sürekli ve canlı bir kültür-sanat gündemine sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" "Kültür ve turizmde güçlü bir marka şehir hedefi" Özellikle EİT 2025 Turizm Başkenti Erzurum etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen programların, şehre yeni bir vizyon ve hareketlilik kazandırdığını anlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer , "Bu çerçevede düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinlikler; kültür, sanat, turizm, gastronomi ve tanıtım alanlarında Erzurum’un marka değerini güçlendirmiş, şehrimizin sahip olduğu tarihî ve kültürel zenginliklerin daha geniş kitlelere ulaşmasına imkân sağlamıştır. EİT 2025 sürecinde hayata geçirilen programlar, Erzurum’da ilk kez uygulanan içerikleri, farklı disiplinleri bir araya getiren etkinlikleri ve çok paydaşlı organizasyon yapılarıyla şehrimize yenilik, çeşitlilik ve sürdürülebilirlik kazandırmıştır. Bu çalışmalar sayesinde Erzurum; yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda kültür ve sanatın üretildiği, paylaşıldığı ve yaşatıldığı güçlü bir merkez hâline gelmiştir. Bu süreçte Erzurum, aynı zamanda Avrupa Kış Sporları Başkenti unvanıyla; kış turizmi, spor organizasyonları ve uluslararası etkinlikler bakımından da öne çıkmış, dört mevsim turizm hedefi doğrultusunda ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmıştır. Elde edilen tüm bu veriler; Erzurum’un kültür, sanat ve turizm alanlarında planlı, sürdürülebilir ve istikrarlı bir gelişim süreci içinde olduğunu göstermektedir. Bu başarıda emeği geçen Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, tüm kurum ve paydaşlarımıza, sanatçılarımıza ve etkinliklerimize büyük ilgi gösteren kıymetli hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Erzurum, önümüzdeki dönemde de kültür ve turizmde güçlü bir marka şehir olma yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecektir" şeklinde konuştu.

Antalya’daki müze ve ören yerlerine 3,2 milyon ziyaret Haber

Antalya’daki müze ve ören yerlerine 3,2 milyon ziyaret

Artan ziyaretçi hareketliliği, gelir rakamlarına da yansıdı. 2025 yılında müze ve ören yeri ziyaretlerinden elde edilen toplam gelir yaklaşık 303 milyon TL olarak gerçekleşirken, söz konusu gelir bir önceki yıla göre yüzde 10 artış gösterdi. En çok ziyaret edilen müze ve ören yerleri Sadece doğal güzellikleriyle değil, tarih ve kültürel miras zenginliğiyle de Akdeniz'in gözde destinasyonları arasında yer alan Antalya'da, 2025 yılında en çok ziyaret edilen üç müze, Aziz Nikolaos Anıt Müzesi 198 bin 175, Antalya Atatürk Evi Müzesi 183 bin 53 ve Mevlevihane Müzesi 157 bin 687 olarak sıralandı. Ören yerleri arasında ise Phaselis 481 bin 306, Aspendos 392 bin 93 ve Olympos 324 bin 571, yıl boyunca en fazla ziyaretçi ağırlayan alanlar oldu. Side, Aspendos ve Patara'da Gece Müzeciliği Ziyaretçi deneyimini artırmak amacıyla 2025 yılı yaz sezonunda hayata geçirilen Gece Müzeciliği uygulamaları kapsamında Antalya'da önemli ören yerleri gece saatlerinde ziyarete açıldı. Side, Aspendos ve Patara ören yerlerinin yanı sıra Alanya Kalesi, Alanya Müzesi ve Antalya Nekropol Müzesi de bu kapsamda gece ziyaretlerine dâhil edildi. Uygulama sayesinde ziyaretçilere, ören yerlerini daha serin ve sakin saatlerde gezme imkânı sunuldu. "Geleceğe Miras" projesi kültürel alanlara katkı sunuyor Antalya'daki kültürel miras alanlarına yönelik ilginin artmasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen "Geleceğe Miras" projesi de etkili oluyor. Proje kapsamında gerçekleştirilen kazı, restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları sayesinde çok sayıda ören yeri daha erişilebilir ve ziyaretçi dostu hâle getirilirken, kültürel mirasa yönelik farkındalığın artırılmasına da katkı sağlanıyor.

İstanbul'da film çekimlerine standart geldi Haber

İstanbul'da film çekimlerine standart geldi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile İstanbul Valiliği öncülüğünde, ilgili kamu kurumları, yerel yönetimler ve sektör temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda hazırlanan uygulama esasları, İstanbul'da sinema ve televizyon yapımlarının daha planlı ve profesyonel bir zeminde gerçekleştirilmesini hedefliyor. Türkiye'nin ve dünyanın en önemli açık hava platolarından biri olan İstanbul'da hayata geçirilen düzenleme; kent yaşamının korunmasını, sektörün operasyonel süreçlerinin hızlandırılmasını ve çekim faaliyetlerinin net kurallar çerçevesinde yürütülmesini amaçlıyor. Yeni uygulama ile birlikte İstanbullular, günlük yaşam akışını en az düzeyde etkileyecek ve önceden bilgilendirilecekleri bir sisteme kavuşurken; yerli ve yabancı yapım ekipleri de sadeleştirilmiş prosedürler ve açık kurallar sayesinde çekim süreçlerini daha rahat ve sistemli biçimde yürütebilecek. Şehir üç bölgeye ayrıldı Düzenleme kapsamında İstanbul, trafik ve nüfus yoğunluğu dikkate alınarak üç ana çekim bölgesine ayrıldı. Yoğun alanları kapsayan birinci bölgede en fazla yedi büyük araçla çekim yapılabilecek; çalışma saatleri kış döneminde 00.00'a, yaz döneminde ise 01.00'e kadar sürebilecek. İkinci bölgede en fazla on bir büyük araçla, birinci bölge için belirlenen saat esasları çerçevesinde çekim gerçekleştirilebilecek. Üçüncü bölgede araç sayısında herhangi bir sınırlama öngörülmezken, çalışma saatleri daha esnek şekilde uygulanacak. Ayrıca belirlenen gece çekimi bölgeleri sayesinde 23.00-06.00 saatleri arasında çekim yapılmasına imkân tanınacak. Aynı tarihte gerçekleştirilecek farklı çekim setleri arasında ise en az bir kilometre mesafe bırakılması şartı aranacak. Başvuru süreçlerinde 7 gün kuralı getirildi Yeni esaslara göre, kamuya açık alanlarda yapılacak çekimler için bildirim ve izin başvurularının, çekim tarihinden en az yedi gün önce ilgili mülki idare amirliğine yapılması zorunlu hale getirildi. Trafik akışını etkileyecek veya yol kapatma gerektiren çekimler için de aynı süre içinde ilgili kaymakamlık ve belediyeye başvurulması gerekecek. Uygulama esasları, yapım maliyetlerini azaltmaya yönelik önemli kolaylık ve indirimleri de içeriyor. Bu kapsamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen projeler ile sahada üç veya daha az büyük araç bulunduran yapımlar, belirlenen ücretin yalnızca dörtte birini ödeyecek. Elde taşınan ekipmanla gerçekleştirilen ve kamu alanını işgal etmeyen çekimlerden ise herhangi bir ücret alınmayacak. Yeni dönemde çevreye ve kent kültürüne duyarlılık da ön planda tutuluyor. Çekimlerden yirmi dört saat önce çevre sakinlerinin bilgilendirilmesi zorunlu hale getirilirken; setlerde tek kullanımlık plastiklerin kullanımının önlenmesi, atık yönetimi kurallarına titizlikle uyulması ve tarihi dokuya zarar verilmemesi için azami hassasiyet gösterilmesi esas alınıyor. Denetim ve koordinasyon güçlendiriliyor Süreçlerin etkin ve koordineli şekilde yürütülmesi amacıyla her ilçede, kaymakamlık başkanlığında; büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi ve ilgili kurum temsilcilerinden oluşan en az üç üyeli İlçe Çekim Koordinasyon Birimleri kurulacak. Film Çekimi Uygulama Esaslarına ilişkin tüm detaylara İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İstanbul Valiliği'nin resmî internet sitelerinden ulaşılabiliyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.