Hava Durumu

#Kültür Turizmi

TOURISMJOURNAL - Kültür Turizmi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür Turizmi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Soğuk havalar Diyarbakır turizmini durdurmadı Haber

Soğuk havalar Diyarbakır turizmini durdurmadı

Hurriler, Mitaniler, Abbasiler, Mervaniler, Büyük Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artuklular, Eyyubiler, Anadolu Selçukluları, Akkoyunlular ve Osmanlı gibi 33 medeniyetin izlerini taşıyan kadim kent Diyarbakır, UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki tarihi surlar, İçkale Müze kompleksi, İslam aleminin 5. Harem-i Şerif'i kabul edilen Ulu Cami, On Gözlü Köprü, Hasanpaşa Hanı, Zerzevan Kalesi, Hevsel Bahçeleri ve asırlık birçok camiye ev sahipliği yapıyor. Kadim kent Diyarbakır, kültürel mekanları ve inanç turizmindeki değerleriyle dört mevsim yerli ve yabancı turistler tarafından gezilecek şehir olarak tercih ediliyor. Malatya'dan gelen Ferhat Fidan, Diyarbakır'ın yaşanması, gezilmesi gerektiğini söyledi. Fidan, "Çok önemli ve kıymetli bir şehir olduğunu düşünüyorum. Sadece bir tarih değil aynı zamanda edebi, kültürel bir şehir Diyarbakır. Soğuklar gezmemizi hiç etkilemiyor aksine aşk Diyarbakır'da yaşanır diyorum. Hele bu soğukta bu camide abdest almak ayrı bir duygu oluyor. Tavsiye ederim gelmek isteyenlere" dedi. Kocaeli'nden gelen Halil Kestane ise soğukların gezmeyi etkilemediğini aktardı. Kestane, "Güzel bir soğuk var. Diyarbakır'ın bütün güzelliklerini görebileceğimiz bir soğuk var. Özellikle gelip görmeyenlere kısa süre içinde gelmelerini tavsiye ediyorum. İlk kez geldim bir hafta burada kalmayı düşünüyoruz. Rotamız çok geniş. Her yeri gezmeyi düşünüyoruz. Sürekli programlar yapıyoruz. Durmadan yemek yiyoruz, şuan bile acıktım halbuki az önce yemiştim. Diyarbakır'ı çok beğendim, çok güzel'' diye konuştu. Muş'tan gelen Ferit Özmen, Muş'un daha soğuk olduğunu Diyarbakır'ın kendisi için yaz havası gibi olduğunu söyledi. Özmen, "Muş daha soğuk. O yüzden gayet memnunum. Diyarbakır'ı çok beğendim, her tarafını gezdim. Çocuklarımla berabere geldik. Gezmeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu.

Kırsalda gizli bir inanç merkezi Apollon Tapınağı Haber

Kırsalda gizli bir inanç merkezi Apollon Tapınağı

Manisa'nın Yunusemre ilçesinde bulunan Aigai Antik Kenti, antik dönemlerde yalnızca siyasi ve ekonomik değil, inanç dünyası açısından da büyük bir önem taşıyor. Kentten yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta, doğal su kaynakları bulunan Kocaçay Vadisi içerisinde yer alan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, Tanrı Apollon'un "kahin" sıfatıyla insanlara kehanet sunduğu sayılı merkezlerden biri olma özelliğini barındırıyor. Helenistik dönemde, milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa edildiği bilinen tapınak, yalnızca Aigai'nin değil, antik çağda Aiolis olarak adlandırılan bölgenin de en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Anadolu'daki Didyma ve Klaros gibi ünlü kehanet alanlarıyla aynı inanç geleneği içinde değerlendirilen bu kutsal alanın, özellikle su kaynaklarıyla ilişkili yapısı, Apollon kehanet merkezlerinin yer seçiminde izlenen dini ve ritüel anlayışı da gözler önüne seriyor. Tapınağın yeniden ayağa kalkması mümkün Tapınağa ulaşım ise oldukça zorlu bir parkurdan geçiyor. Aigai Antik Kenti içerisinde yer alan ancak henüz gün yüzüne çıkarılmamış antik yol üzerinden ulaşılan tapınak Roma döneminde de önemli bir kehanet merkezi olarak rol oynuyor. Dönemin Roma yönetimi tarafından kapsamlı bir yenilemeden geçirildiği, bugün alanda görülen sütunlar ve mimari blokların büyük bölümünün bu döneme ait olduğu belirlenirken, tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması ve alanın kırsal bir coğrafyada yer alması, tapınağın büyük ölçüde özgün taşlarıyla günümüze ulaşmasını sağlamış. Büyük ölçüde korunmuş olan tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması aynı zamanda yapının yeniden ayağa kaldırılabilmesine yönelik önemli bir potansiyel sunuyor. "Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" Tapınak hakkında bilgi veren Pergamon Koordinatör Kazı Başkanı ve Aigai Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Şu anda bulunduğumuz yer Aigai Antik Kent'in yaklaşık 2,5 kilometre uzağında bir nokta. Bilindiği üzere Aigai Antik Kenti yüksek bir tepe üstünde kurulmuş. Burası Aigai'ın yanından geçen Kocaçay vadisinin içinde dere kıyısında kurulmuş bir tapınak. Burası aslında bir kutsal alan ve bir kehanet merkezi olarak geçiyor. Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" dedi. "Bölgedeki en önemli kehanet merkezlerinden birisiydi" Bölgedeki en önemli kutsal alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Kısa bir bilgi vermek gerekirse; Antik dönemde kehanet ve kahinlik çok önemli. İnsanların gündelik hayatında kehanetin çok önemli bir yeri var. Şu an bulunduğumuz yerde bu kehanetlerin gerçekleştirildiği bir kahinlik merkezi. Anadolu'da birkaç tane önemli kehanet merkezi var bilinen. Didyma en önemlisi. İkincisi Klaros'taki Apollon kehanet merkezi. Bizim bulunduğumuz bölgede, yani antik dönemde adına Aiolis denen bu bölgede herhâlde en önemli kehanet merkezlerinden bir tanesi buradaki Apollon'un kehanet merkeziydi" ifadelerini kullandı. Tanrı Apollon'un kahin sıfatıyla insanlara hizmet verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Buranın adı orijinalinde Apollon Khresterios kehanet merkezi. Khresterios eski Yunancada kelime anlamı olarak kahinlik, kehanet, kehanet saçan gibi anlamlar geliyor. Yani tanrı Apollon'un sıfatlarından birisi bu. Yani bizim içinde bulunduğumuz tapınaktaki Tanrı Apollon aslında burada kahin sıfatıyla insanlara hizmet vermiş diyebiliriz" diye konuştu. Roma valisi tapınağı restore ettirmiş Tapınağın Roma Valisi tarafından büyük bir yatırımla yeniden inşa ettirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Tapınak Aigai Antik Kenti açısından oldukça önemli bir yere sahip. Hemen bulunduğumuz bu noktadaki tapınak milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa ediliyor. Yani Helenistik dönemde inşa edildiğini biliyoruz. Fakat sonrasında, milattan önce 1. yüzyılda tapınak yenilenmiş. Bölgede önemli bir konumda bulunan Roma valisi Publius Servilius Isauricus büyük bir yatırım yaparak tapınağı yeniden inşa ettirmiş. Şu an etrafımda gördüğünüz enkazdaki bütün sütunlar ve mimari bloklar o dönemdeki tapınağa ait" dedi. Modern yolun bulunmaması tapınağı günümüze ulaştırdı Aigai Antik Kenti'nden yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta bulunan ve herhangi bir yolun bulunmadığı antik yapı tüm parçalarıyla günümüze kadar ulaştı. Tapınağın orijinal bloklarıyla yeniden restore edilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Buraya ulaşan modern bir yol yok. Buraya yürüyerek gelmek zorundasınız. Oldukça kırsal bir alan günümüzde ve ulaşımı çok zor. O bakımdan bu bir avantaja dönüştürülebilir. Yani tapınağın enkazının büyük bir kısmı hala burada duruyor. İleride yapılacak bir çalışmayla bu tapınağın ayağa kaldırılması mümkün. Belki yüzde 70, yüzde 80'e kadar tapınağın orijinal bloklarıyla restorasyonu yapmak mümkün olabilecek diye düşünüyorum" diye konuştu. Antik kentte yaşamış önemli kahinlerin izlerine rastlandı Öte yandan Prof. Dr. Sezgin, antik dönemde yaşamış önemli kahinlerin isimlerine de ulaştıklarını ve bu isimlere atfedilen bir takım sıfatların da bulunduğunu belirterek "Apollon kehanetleriyle ilişkili olabileceğini düşündüğümüz çok önemli bir figür var. Aigai'da yaşamış ünlü bir kahin. Bu kahinin adını da biliyoruz; Adı Pollees. Milattan sonra 10. yüzyıla ait sözlük tarzı bir kitapta bu kahinin adı geçiyor. "Aigai'li Kahin Pollees". Helenistik dönemde yaşadığını tahmin ettiğimiz Polles çok ünlü olmuş ve çok önemli kehanetler göstermiş. Mesela kuşlarla ilişkili kehanetler üstüne bir kitabı var. İç organlarla ilgili yapılan bir takım kehanetler ile ilişkili kitabı var. Ve bu Polle's o kadar ünlü olmuş ki döneminde "Polle's gibi olmak" diye bir deyim oluşmuş. Bu durum antik dönemde Polles'in çok önemli bir kahin olduğunu gösteriyor. Pollés'e atfedilerek "Pollés gibi olmak" yani bir şeyi önceden tahmin eden insanlara "Pollés gibi" sıfatı yakıştırılmış. Tabii bu noktada düşününce bu kahin Pollés kehanetlerinin nereyle ilişkisi olabilir sorusu akla geliyor? Büyük ihtimalle buradaki Apollon Tapınağı'yla ilişkili olabilir diye düşünüyorum" diye konuştu. Aigai'den tapınağa ulaşılan antik yol var Aigai Antik Kentinden tapınağa ulaşan antik yol bulunduğu ve bu yolun gün yüzüne çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Kutsal alan kente 2,5 km uzakta olmasına rağmen Aigai Antik Kentinin bir tapınağı olduğu açık. Kente bu kadar uzak olmasının nedeni buradaki su kaynakları ve dere kıyısına yakın konumu nedeniyle tercih edilmiş olması. Elbette ki insanlar buraya belli dönemlerde festivaller ve törenler için geliyorlardı. Ve bunun için yapılmış muhteşem taş döşeli bir yol var. Yani Aigai Antik Kent'ini ziyarete geldiğinizde neredeyse yüzde 50, yüzde 60 açıkta olan antik dönem yolundan yürüyerek tapınağa ulaşabiliyorsunuz. Tabii ki antik dönemde insanlar da o yolu kullanarak buraya geliyorlardı ve Tanrı Apollon'a özel günlerde, bayramlarda boğa kurbanı gerçekleştiriyorlardı" dedi. Tapınak 2005 yılında saldırıya uğrayarak tahrip edildi Öte yandan tapınağın günümüze kadar ulaşan önemli bir parçası ise 2005 yılında bölgeye gelen defineciler tarafından tahrip edildi. Tapınak kapısının iki sütununun üzerinde bulunan lento defineciler tarafından kırıldığı bilgisini veren Prof. Dr. Sezgin "Tapınağın bulunduğu alanda aslına bakarsanız çok fazla kaçak kazı gerçekleşmiyor. Belki ufak tefek birtakım girişimler oluyor günümüzde. Fakat 2005 yılının kış ayında maalesef çok büyük bir felaket gerçekleşti. Arkamda gördüğünüz o iki tane dikili taş aslında bir kapının iki yanında duran söve taşları. Bunların üstünde bir de lento oluyor biliyorsunuz. Şu an lento eksik. Fakat 2005 yılından önce o lento yerindeydi. 2005 yılında bir karlı havada gelip burada kamyon krikosuyla o lento düşürülüyor yere ve parçalanıyor. Bir taşın içinde define ya da kıymetli bir şeyin olması mümkün değil tabii. Hangi gerekçeyle yapıldıklarını açıklamak belki mümkün değil ama maalesef çok kötü bir görüntü oluştu. Yani 2005 yılından önce gelseydiniz bu tapınağa giriş yapılan kapıyı sağlam olarak ayakta görecektiniz" diye konuştu. Yer altı sularıyla beraber çıkan gazlar kahinlerin bir takım görüntüler görmesini sağlıyor Bu tür tapınakların su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Bu tapınağın olduğu alan kırsal bir arazi olmakla birlikte hemen yakınımızdan bir dere akıyor. Kocaçay deresi antik dönemde Titnaios ya da Pytikos isimleriyle anılmış. Bölgenin en önemli su varlıklarından biri olan Kocaçay'ın bu bölümünde, dere kenarlarında doğal su kaynakları bulunmakta. Apollo'nun kehanet merkezleri için özellikle suya yakın yerlerin tercih edildiğini biliyoruz. Çünkü yer altından çıkan bu kaynak suyuyla beraber gazlar da çıkıyor ve Apollo'nun rahibeleri kehanetleri aktarıyorlar. Yani bu gazın etkisiyle tanrıyla iletişim kurdukları ve bu iletişim sonucunda da kehanetler ve haberler getirdiklerine inanılıyor" ifadelerini kullandı. Tapınağın taşları kullanılarak değirmen inşa edilmiş Öte yandan tapınağın işlevsiz hale gelmesi sonrasında tapınağın hemen 20 metre yakınında tapınaktaki taşlar kullanılarak değirmen inşa edilmiş. Tapınak taşları ve sütunlarının değirmende kullanılmış olması ise, bölgedeki çok katmanlı kültürel mirası gözler önüne seren bir başka unsur olarak dikkat çekiyor. İnşa edilen değirmen kalıntılarının da tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sezgin, "Günümüzden yaklaşık 150 yıl önce, tapınak işlevsiz hale gelmiş ve yıkılmış. Tapınağın enkazındaki özellikle duvar taşları alınarak hemen 20 metre yakınımızda bir değirmen inşa edilmiş. Aslında o da bir kültürel miras. Bence onun da olduğu gibi korunması gerekir" diye konuştu. Keşif rotası için güçlü bir potansiyel Bugün Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, yalnızca arkeolojik bir kalıntı olarak değil; özgün mimari dokusu, antik yol bağlantısı ve inanç tarihindeki yeriyle, Aigai Antik Kenti'ni ziyaret edenler için yeni bir keşif rotası ve kültür turizmi açısından güçlü bir potansiyel alan olarak değerlendiriliyor. Bugün büyük bölümü özgün mimari bloklarıyla ayakta kalan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, bilimsel kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılabilecek nitelikte önemli bir arkeolojik miras olarak öne çıkıyor. Modern yapılaşmadan uzak kalması sayesinde büyük ölçüde korunmuş olan tapınağın, kontrollü bir restorasyon süreciyle hem mimari bütünlüğünün yeniden ortaya çıkarılması hem de Aigai Antik Kenti ile birlikte bütüncül bir ziyaret rotasına dönüştürülmesi mümkün görülüyor.

Pamukkale, Karahayıt’ta Yılbaşı Tatilinde Yüzde 90 Doluluk Haber

Pamukkale, Karahayıt’ta Yılbaşı Tatilinde Yüzde 90 Doluluk

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Pamukkale travertenlerine ve Karahayıt termal suları yerli ve yabancı turistlerin ilgisi sürüyor. Havanın iyi olmasıyla birlikte bölge, yıl başı tatili için yerli ve yabancı turistlerin dikkati çekmekte. Bölge otellerinin yılbaşı programlarında yerli ve yabancı turist için farklı organizasyonlar hazırlaması ise yoğunluğu daha da artırırken, bölge otellerinin rezervasyon doluluğu yılbaşı öncesinde yüzde 90'ın üzerine çıktı. Bu yılki yılbaşı tatilinde Avrupa ülkeleri Pamukkale travertenlerine ve Karahayıt termal sularına yoğun ilgi gösteriyor. Rezervasyonların büyük bir kısmını yabancı turistlereler oluşturuyor. Yılbaşı tatili için Pamukkale bölgesine çok ciddi bir talep aldıklarını ifade eden Adempira Termal Otel Genel Müdürü Recep Altuntaş, "Bu yılbaşında yurt dışından ve iç pazardan bölgeye, çok ciddi bir talep var. Özelikle Bulgaristan'dan. Bölge olarak yılbaşına gayet iyi bir şekilde hazırlandık. Misafirlerimizi bekliyoruz. Şu anda bölgedeki otellerin büyük bir kısmının rezervasyonları yüzde 90 doluluğunda. Kalan kısmın da önümüzdeki 1-2 gün içerisinde tamamlanacağını düşünüyoruz. Rezervasyonların yarısını yabancı turistler oluşturuyor. Bu yıl bölgemizde yoğun şekilde Bulgar misafirlerimiz var. Onları 5-6 gün otellerimizde misafir edeceğiz. Yabancı misafirlerimiz için ayrı bir yılbaşı programı hazırlandı, Türk misafirlerimiz için de ayrı bir yılbaşı programı hazırlandı. Türk misafirlerimiz için ayrı bir salonda örf ve adetlerimize uygun bir programlar hazırladık. Bu programlarda bölgeye olan ilgiyi daha da arttırdı" ifadelerini kullandı. Pamukkale ve Karahayıt bölgeleri için 2025 yılı turizmini değerlendiren Recep Altuntaş, "2025 yılında özellikle yaz sezonu biraz geri kaldı. Temmuz ve Ağustos aylarında misafir sayımız istediğimiz düzeyde değildi. Bunun tabii farklı sebepleri de var. Bunlardan birisi küresel iklim krizi. Bundan kastettiğim hadise de Pamukkale ve Karahayıt bölgesinde kültür ve ören yeri turizminin yapılıyor olmasından dolayı hava sıcaklıklarının 45 derecelere çıkması. İnsanlar sıcakta dışarıda olmak güneşin altında kalmak istemiyor. Temmuz ve Ağustos ayı dönemlerinde yurt dışındaki gelecek olan turistler gelmeden önce de bu dereceleri kontrol ediyorlar. Sıcaklıklar yüksek olduğu için çok tercih etmiyorlar. Bu sebeple kültür turizmi sonbahara kalmış oluyor. Sonbaharda kültür turizmine olan ilgide ciddi bir yoğunluk oluşuyor. Özellikle Eylül, Ekim ve Kasım aylarında kültür turlarının daha yoğun şekilde devam ettiğini gördük son zamanlarda. Turizm Bakanlığı tarafından özellikle Temmuz ve Ağustos döneminde ören yerleri giriş ücretlerini biraz aşağıya çekmesi durumunda belki rekabet anlamında belki deniz turizmiyle rekabet edebilecek kadar ön plana çıkar. Hava durumu insanların daha dışarıya çıkıp çıkmama hevesi oluşturuyor. Şuanda her ne kadar Aralı ayında olduğumuzdan dolayı insanların soğuk havalar sebebiyle termal ihtiyacını hissediyor. Bu yüzden de kış aylarında ciddi bir yoğunluk yaşıyoruz. Kış döneminde özellikle Perşembe gününden Pazar gününe kadar olan günlerde bölgede yoğun ilgi sebebiyle oteller tamamen doluyor. Hafta sonları misafirlerimiz bölgede konaklamak için otel bulmakta zorlanıyor" şeklinde konuştu.

Samsun’daki Müzeler 2025’in İlk Yarısında Yoğun İlgi Gördü Haber

Samsun’daki Müzeler 2025’in İlk Yarısında Yoğun İlgi Gördü

Samsun’daki müzeler 2025 yılının ilk beş ayında ziyaretçilerin yoğun ilgisini gördü. Özellikle Bandırma Vapuru Müzesi ile Gazi Müzesi ziyaretçi sayılarıyla dikkat çekerken, toplamda 215 bin 224 kişi Samsun’daki müzeleri gezdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2025 Ocak-Mayıs döneminde Samsun Müzesi’ni 26 bin 439 kişi kişi ziyaret etti. Bunun 25 bin 743’ü yerli, 696’sı ise yabancı ziyaretçilerden oluştu. Gazi Müzesi ise aynı dönemde 39 bin 659 kişiyi ağırlarken, en çok ziyaret edilen müze 88 bin 861 ziyaretçiyle Bandırma Vapuru ve Milli Mücadele Parkı Açık Hava Müzesi oldu. Bandırma Vapuru ilk sırada 2025 yılının ilk beş ayında Samsun’da en fazla ziyaretçi çeken müze 88 bin 861 kişiyle Bandırma Vapuru Müzesi oldu. Yerli ziyaretçi sayısı 85 bin 78, yabancı ziyaretçi sayısı ise 3 bin 783 olarak kaydedildi. Bandırma Vapuru Müzesi'ni özellikle bahar aylarında yerli turistlerin yoğun ilgi gösterdiği görüldü. Kent ve Oyuncak Müzeleri de yoğun ilgi gördü Kent Müzesi 11 bin 43 ziyaretçiyi ağırlarken, Oyuncak Müzesi’ni 12 bin 387 kişi gezdi. Kent Müzesi’ni ziyaret eden 10 bin 954 kişi yerli, 89’u yabancı olurken, Oyuncak Müzesi’nin 12 bin 383 ziyaretçisi yerli, 4’ü ise yabancı turistlerden oluştu. Diğer müzelerin ziyaretçi rakamları ise şu şekilde: Bafra Müzesi: 6 bin 172 kişi, Cerrahi Aletler ve Sağlık Müzesi: 6 bin 366, Havza Atatürk Evi Müzesi: 7 bin 934 kişi, Bafra Tütün Müzesi: 14 bin 722 kişi, Alaçam Mübadele Müzesi: Bin 641 kişi. Haziran, temmuz ve sonraki aylara ait veriler henüz açıklanmazken, yılın ilk yarısında müzelere olan ilginin geçen yıla kıyasla artış gösterdiği belirtildi.

Roma'da Göbeklitepe Sergisine Ziyaretçi Akını Haber

Roma'da Göbeklitepe Sergisine Ziyaretçi Akını

ROMA (İHA) - İtalya'nın başkenti Roma'daki Kolezyum’da 24 Ekim 2024’te açılan "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisi, bugüne kadar 5 milyon ziyaretçiyi ağırlayarak büyük ilgi topladı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'nin eşsiz tarihi, sergiyle Roma’nın kalbinde canlandırılıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya paylaşımında, "Medeniyetin sıfır noktası Göbeklitepe, Roma'nın kalbi Kolezyum'da dünya ile buluşuyor. Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi sergisi, açıldığı günden bu yana 5 milyon ziyaretçiyi ağırlayarak büyük ilgi gördü. UNESCO Dünya Mirası olan Göbeklitepe'nin 11 bin yıllık gizemi, anıtsal sütunların replikaları ve sanal turlarla ziyaretçileri büyülemeye devam ediyor. İnsanlık tarihine ışık tutan bu eşsiz sergi, nisan ayının sonuna kadar Kolezyum'da ziyaretçilerini bekliyor. Tarihin en eski anıtlarını keşfetmek isteyen herkesi bu büyüleyici yolculuğa çağırıyor, arkeolojik mirasımızı dünyayla buluşturmaya devam ediyoruz!" dedi. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği’nin iş birliğiyle düzenlenen sergi, İtalyan ve uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından hazırlandı. Multimedya içerikler, 3D rekonstrüksiyonlar ve interaktif deneyimlerle desteklenen sergi, Göbeklitepe’nin 11 bin yıllık gizemini günümüz teknolojisiyle buluşturuyor. 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklenen Göbeklitepe, dünya arkeolojik mirasının en önemli keşiflerinden biri olarak kabul ediliyor. Tarih meraklıları ve akademisyenlerin yoğun ilgisini çeken sergi, 30 Nisan 2025 tarihine kadar Kolezyum’da ziyaret edilebilecek.

Van’ın Tarihi Silueti Gece Görsel Şölen Sunuyor Haber

Van’ın Tarihi Silueti Gece Görsel Şölen Sunuyor

VAN (İHA) - Van’ın önemli turistik bölgeleri arasında yer alan Van Kalesi, Hoşap Kalesi ve Akdamar Adası, yapılan ışıklandırma çalışmaları sayesinde akşam saatlerinde bambaşka bir güzelliğe kavuştu. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan Van Kalesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Van Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen projeyle etkileyici bir şekilde aydınlatıldı. Van Gölü’nün kıyısında yükselen bu tarihi yapı, mezarları, Urartu dönemi kitabeleri ve kilisesiyle hem tarih hem de manzara tutkunlarının ilgisini çekiyor. Kitabelerinin Urartu dilinde yazılmış olması ise kaleyi aynı zamanda dilbilim açısından da önemli bir merkez haline getiriyor. HOŞAP KALESİ ŞATO GİBİ PARLIYOR Van-Hakkari kara yolunun 60. kilometresinde, sarp kayalıklar üzerine kurulu Hoşap Kalesi, gece ışıklandırmasıyla görenleri hayran bırakıyor. Dünya çapında şato planına sahip 17 kaleden biri olan bu etkileyici yapı, Osmanlı döneminden günümüze ihtişamını koruyarak gelmiş durumda. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları kapsamında yapılan ışıklandırma, kaleyi adeta bir yıldız gibi parlatıyor. Akşam saatlerinde kilometrelerce uzaktan bile fark edilen kale, tarihi atmosferiyle yerli ve yabancı turistleri kendine çekiyor. AKDAMAR ADASI’NDA GECE MANZARASI BÜYÜLÜYOR Van Gölü’nün ortasında konumlanan Akdamar Adası, sahip olduğu tarihi Surp Haç Kilisesi ile büyük ilgi görmeye devam ediyor. 10. yüzyılda Ermeni Kralı I. Gagik tarafından inşa edilen kilise, tarih ve kültür meraklılarının vazgeçilmez ziyaret noktalarından biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği tarafından gerçekleştirilen güneş enerjisiyle çalışan aydınlatma sistemi, adanın gece görüntüsünü daha da etkileyici hale getirdi. Akşam saatlerinde ışıklandırılan kilise ve çevresi, adayı ziyaret edenler için unutulmaz bir atmosfer sunuyor.

2 Bin Yıllık Roma Hamamı Ziyaretçilerini Büyülüyor Haber

2 Bin Yıllık Roma Hamamı Ziyaretçilerini Büyülüyor

YOZGAT (İHA) - Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde yer alan 2 bin yıllık Roma Hamamı, Anadolu’daki en iyi korunmuş Roma dönemi termal yapılarından biri olarak dikkat çekiyor. 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan tarihi hamam, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan çevre düzenlemeleriyle turizme kazandırılmaya devam ediyor. Kafe, yürüyüş yolu ve hediyelik eşya bölümü gibi eklemelerle bölgenin yıl boyunca ziyaretçilere açık olması hedefleniyor. Kayseri’den Roma Hamamı’nı görmek için gelen ziyaretçilerden Özge Yıldırmış, "Gayet güzel buldum. Ülkemizin zenginliklerinden. Özellikle gezi planı oluşturdum. Buradan başladık, Çorum'a kadar gideceğiz. Burayı arkeolojik gezi sayfalarını takip ederek buldum. Bolca fotoğraf çektim, yakınlarımla paylaşacağım" dedi. DÜNYADA YALNIZCA İKİ ÖRNEĞİ VAR Yozgat Müze Müdürü Cihat Çakır, Roma İmparatoru Antoninus Pius tarafından inşa edilen yapının üç havuzdan oluştuğunu belirterek, "En önde büyük bir havuzumuz var. Arka bölgede iki tane havuzumuz var. Hamam 2018 yılında Dünya Kültür Mirası Geçici Listesine alındı. Hamamda Kültür Bakanlığımızın destekleriyle çalışmalar, çevre düzenlemeleri yapıldı, hamam ziyarete açıldı" dedi. Tarihi hamamın dünyada yalnızca iki örneği olduğunu belirten Çakır, "Diğeri Londra şehrinde. Bu hamamın suyu termal su. Şifa dağıtıcı özelliğiyle bilinmekte. Hamama Roma döneminde 'Aquae Sarvenae' denilmiş. Bizans döneminde ise 'Basilica Therma' denilmiş. Roma ve Bizans'ın yanı sıra Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devleti zamanında da hamam kullanılmaya devam etmiş. Yozgat'ın çok önemli bir tarihi eseri. Mimarisinin büyük ölçüde korunduğu bir hamam. Dünyada iki tane olması da bizim için önemli" ifadelerini kullandı.

Ramada by Wyndham'dam Şanlıurfa'ya Dev Otel Yatırımı Haber

Ramada by Wyndham'dam Şanlıurfa'ya Dev Otel Yatırımı

İSTANBUL (İHA) - Ruha Group, Şanlıurfa’da Ramada by Wyndham ile beş yıldızlı bir otel projesine başladı. 154 odalı otelin toplam yatırım tutarı 1 milyar TL olarak açıklandı. Farklı konseptlerde konaklama seçenekleri sunacak olan tesis, şehrin merkezinde geniş bir alanda inşa ediliyor. Bölgenin mimari dokusuna uygun tasarlanan otel, standart ve süit odaların yanı sıra aileler için residence konseptli seçenekler de sunacak. Türkiye’nin en geniş standart odalarına sahip otellerinden biri olması hedeflenen projede, misafir konforuna öncelik veriliyor. ŞANLIURFA'NIN YÜKSELEN TURİZM POTANSİYELİ Şanlıurfa, kültür, inanç ve arkeoloji turizmiyle dikkat çekerken, sağlık ve ticaret turizmi de gelişiyor. 2023’te "Yılın Turizm Kenti" seçilen şehir, 2025’te açılacak bin 700 yataklı Şehir Hastanesi ile sağlık turizminde de büyümeyi hedefliyor. Ruha Group Yönetim Kurulu Başkanı İsa İshakoğlu, Şanlıurfa’nın ekonomik potansiyeline güvendiklerini belirterek, "Şanlıurfa, nüfus artış hızı ve genç nüfus oranı açısından Türkiye'deki iller arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şehrin gayrisafi yurt içi hasılasında sanayinin payı her geçen yıl artıyor. Kent, enerji potansiyeli ve ulaşım altyapısı açısından güçlü bir seviyede bulunuyor. Kalkınma Yolu Projesi ile şehrimizin potansiyelinin daha da görünür hale geleceğini düşünüyorum" dedi. BÖLGESEL İŞ BİRLİKLERİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK HEDEFLENİYOR İshakoğlu, otel projelerinin bölgeye ekonomik katkı sunduğunu vurgulayarak, "Bu beklentilerimiz doğrultusunda, dünya genelinde on binden fazla otelde hizmet vererek en yaygın otel zinciri unvanına sahip Wyndham Grubu ile iş birliği yaptık. Şanlıurfa'nın potansiyelini küresel ölçekte daha iyi tanıtmak, Urfa'yı yabancı turistlerin öncelikli destinasyonlarından biri haline getirmek ve turizm verimliliğini artırmak adına uluslararası markalarla iş birliğine önem veriyoruz" diye ekledi. Sağlık turizminde yerel firmalarla ortak çalışmalar planladıklarını da ekledi. Tesisin uluslararası standartlara uygun olarak tasarlandığını belirten İshakoğlu, enerji verimli sistemler ve güneş enerjisi santrali projeleri üzerinde çalıştıklarını söyledi. GAP Bölgesi için belirlenen turizm odaklı büyüme stratejisine uygun olarak, artırılmış gerçeklik teknolojileriyle turistlere benzersiz deneyimler sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

Haber

"Şehri Keşfet" Projesi Berlin Yolcusu

ANTALYA (İHA) - Muratpaşa Belediyesi, 4-6 Mart tarihleri arasında düzenlenecek ITB Berlin Turizm Fuarı’nda, turizmi 12 aya yaymayı amaçlayan "Şehri Keşfet" projesini tanıtacak. Antalya’da deniz, kum ve güneş turizminin ötesine geçerek kültür ve doğa turizmini canlandırmayı hedefleyen proje, daha önce Erdal İnönü Kent Parkı’nda düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulmuştu. Şimdi ise proje, dünyanın en büyük turizm buluşmalarından biri olan ITB Berlin’de yer alacak. Şehri Keşfet tur paketleri; uçak biletlerinden otellere, rehberlik hizmetlerinden restoran tercihlerine ve tarihi-doğal güzergâhlara kadar geniş bir yelpazede turistlere seçenekler sunuyor. Bu sayede, antik kentlerin büyüleyici atmosferinde bir yolculuğa çıkmak, Toroslar’da doğayla buluşmak ya da geleneksel lezzetleri deneyimlemek mümkün hale geliyor. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, seyahatin kültürel bir keşif anlamına gelmesi gerektiğini vurgulayarak, "Seyahati anlamlandırabilmek için tarihten, arkeolojiden zevk almak; bir yörenin özgün yemeklerini, danslarını, şarkılarını deneyimlemek önemlidir. Turizmi çeşitlendirme ihtiyacı var. Antalya'ya gelmek isteyen birisi eğer deniz, kum, güneş turizmi yapmak değil de şehri keşfetmek, şehrin kültürel odaklı noktalarını, doğasını, coğrafyasını keşfetmek istiyorsa 'Şehri Keşfet' turlarının rotalarından yararlanabilir. Antalya’da turizmi çeşitlendirebilmek için hazır tur paketlerini raflara yerleştiriyoruz" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.