Hava Durumu

#Kültür

TOURISMJOURNAL - Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü Haber

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4'üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4'üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye'nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor Haber

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor

Kampanya kapsamında İzmir ve İstanbul’daki devlet ve özel okullarda eğitimine devam eden 8–24 yaş arasındaki öğrenciler, 26 Haziran’a kadar her iki müzeyi de %50 indirimli biletlerle ziyaret edebiliyor. Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan 1700 yıllık yolculuk Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi İstanbul’un kalbinde, Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Defter-i Hakani Nezareti binasında yer alan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, ziyaretçilerini Ayasofya’nın 1700 yıllık geçmişinde büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Müze, Ayasofya’nın Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan tarihini teknoloji destekli görsel ve işitsel uygulamalarla benzersiz bir şekilde anlatıyor. Konstantin, Theodosius, Jüstinyen, Fatih Sultan Mehmet ve Mimar Sinan gibi isimlerin Ayasofya üzerindeki izleri ise yapının mimarisi, kubbesi ve geçirdiği değişimler üzerinden aktarılıyor. Sergi alanında ise ziyaretçileri önemli bir bölümü ilk kez sergilenen özel bir koleksiyon bekliyor. Koleksiyonda Ayasofya’nın mühürlü tuğlaları, Fatih Sultan Mehmet tarafından Ayasofya-i Kebir Camii’ne vakfedilen Kur’an-ı Kerim, Fossatti Kardeşler tarafından yapılan ve kubbedeki dört Seraphim Meleği’nin yüzünü kaplayan bronz madalyonlardan biri, Aziz Tadeos’un kol biçimli rölikeri ve Ayasofya Camii Minber Sancağı gibi eserler yer alıyor. Efes Deneyim Müzesi Dünyanın en iyi müzeleri arasında yer alan Efes Deneyim Müzesi, antik çağın en görkemli şehirlerinden biri olan Efes’in büyüsünü ve geçmişini geleceğin teknolojisiyle buluşturuyor. Efes Antik Tiyatrosu’nun tam karşısında yer alan müze; 360 derece mapping ve projeksiyon sistemleri, hologramlar, üç boyutlu akustik ses tasarımları, zemin titreşimleri, tematik koku ve sis efektlerini kullanarak ziyaretçilerine antik çağın gündelik yaşamını tüm duyularıyla deneyimleme imkanı sunuyor. Müzenin miti ve gerçekliği iç içe sunan görsel anlatımları, ziyaretçileri adeta Efes’in antik çağdaki caddelerine, festivallerine, tapınaklarına, evlerine, çarşı ve pazarlarına götürüyor. Ziyaretçiler, Liman Caddesi’nde yürüyormuş gibi hissederken Artemis Tapınağı’nın mimari görkemine tanıklık ediyor. Teras Evler’e misafir oluyor, Androklos’tan Kleopatra ve Marcus Antonius’a, Artemis’ten Aziz Pavlus’a Efes’in ünlü simalarıyla tanışıyor.

Besni’de Yemeni Sanatı Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya Haber

Besni’de Yemeni Sanatı Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya

Özçetinkaya, çırak yetişmemesi ve yeterli destek görememesi nedeniyle geleneksel yemeni sanatının birkaç yıl içinde tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı yemeni sanatçısı olan Hakan Özçetinkaya, baba mesleği olan yemeni ustalığını yıllardır büyük emekle sürdürüyor. Ayakkabıcılığın atası olarak bilinen yemeni, günümüzde Besni’de yalnızca Özçetinkaya’nın el emeğiyle yaşatılmaya devam ediyor. Besni’de şu anda tek yemeni ustası olarak çalıştığını belirten Özçetinkaya, mesleğe küçük yaşlarda başladığını ifade ederek, "Adıyaman’ın Besni ilçesinde yemeni ustası olarak tek ben çalışmaktayım. Dedemin erken vefatından dolayı bu mesleğe küçük yaşlarda başladım. Şu anda 43 yıldır bu işi sürdürüyorum" dedi. Ürettikleri ürünlerin çarık ve yemeni olarak adlandırıldığını belirten Özçetinkaya, tüm ürünlerin tamamen el emeğiyle hazırlandığını söyledi. Özçetinkaya, "Yaptığımız ürünlerin ismi çarık ve yemeni. Yüzde yüz doğal ve el yapımıdır. İnsan vücuduna herhangi bir zarar vermez. Ayakta mantar ve kaşıntı gibi rahatsızlıklara da iyi gelir" ifadelerini kullandı. Geleneksel yöntemlerle üretilen yemeni sanatının günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Özçetinkaya, en büyük sorunun çırak yetişmemesi olduğunu belirtti. Özçetinkaya, "Başlıca sıkıntımız çırak bulamamak ve insanların bu sanata gereken ilgiyi göstermemesi. Gerekli yerlerden yeterli destek göremiyoruz. Ben burada tek başıma çalışıyorum. Bizim götürebildiğimiz yer buraya kadar. Çırak yetişmediği takdirde bu meslek Besni’de bitecek. Biz elimizden geleni yapıyoruz ancak gerekli destek sağlanmazsa birkaç sene sonra bu meslek tamamen yok olabilir" diye konuştu. Besni’de yarım asra yaklaşan emeğiyle geleneksel yemeni sanatını yaşatmaya çalışan Hakan Özçetinkaya, mesleğin devamı için destek verilmesi ve yeni çırakların yetiştirilmesinin hayati önem taşıdığını dile getirdi.

Volkan Ataman: MICE Turizminin Anahtarı Güçlü Destinasyon Pazarlaması Haber

Volkan Ataman: MICE Turizminin Anahtarı Güçlü Destinasyon Pazarlaması

Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, Türkiye’nin MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Fuar) turizminde büyümesinin destinasyon pazarlamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Ataman, “Türkiye güçlü altyapısı, ulaşım ağı ve konaklama kapasitesiyle MICE turizmi için ciddi bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin uluslararası pazarlarda net birer MICE destinasyonu olarak konumlandırılması gerekiyor. İş dünyasına hitap eden etkinlikleri, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı içeriklerle desteklemek rekabet gücümüzü artıracaktır” dedi. Destinasyon pazarlamasında İstanbul’un doğru konumlandırılmasına örnek olarak İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nun (ICVB) çalışmalarını gösteren Ataman, ICVB’nin şehir markalaşması ve uluslararası tanıtım açısından en başarılı örneklerden biri olduğunu vurguladı. Destinasyon pazarlamasında dijitalleşmenin önemine dikkat çeken Ataman, hedef pazarlara yönelik tanıtım stratejilerinin MICE turizminin büyümesini hızlandıracağını vurguladı. Kamu ve özel sektör iş birliğinin kritik olduğunu belirten Ataman, “Doğru markalaşma ve sürdürülebilir destinasyon yönetimiyle Türkiye, MICE alanında bölgesel bir merkez haline gelebilir. Bu da sadece turizm gelirlerini değil, organizasyon, hizmet ve ulaşım gibi birçok sektörü olumlu yönde etkileyecek güçlü bir ekonomik çarpan yaratır” ifadelerini kullandı. Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, Türkiye’nin MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Fuar) turizminde büyümesinin destinasyon pazarlamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Ataman, “Türkiye güçlü altyapısı, ulaşım ağı ve konaklama kapasitesiyle MICE turizmi için ciddi bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin uluslararası pazarlarda net birer MICE destinasyonu olarak konumlandırılması gerekiyor. İş dünyasına hitap eden etkinlikleri, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı içeriklerle desteklemek rekabet gücümüzü artıracaktır” dedi. Destinasyon pazarlamasında dijitalleşmenin önemine dikkat çeken Ataman, hedef pazarlara yönelik tanıtım stratejilerinin MICE turizminin büyümesini hızlandıracağını vurguladı. Kamu ve özel sektör iş birliğinin kritik olduğunu belirten Ataman, “Doğru markalaşma ve sürdürülebilir destinasyon yönetimiyle Türkiye, MICE alanında bölgesel bir merkez haline gelebilir. Bu da sadece turizm gelirlerini değil, organizasyon, hizmet ve ulaşım gibi birçok sektörü olumlu yönde etkileyecek güçlü bir ekonomik çarpan yaratır” ifadelerini kullandı.

Kahramanmaraş’ta yorgancılık yok olma tehlikesinde Haber

Kahramanmaraş’ta yorgancılık yok olma tehlikesinde

Kahramanmaraş’ta el emeğine dayalı yorgancılık mesleği, değişen tüketim alışkanlıkları ve çırak yetişmemesi nedeniyle yok olma noktasına geldi. Dulkadiroğlu ilçesi Kanlıdere Caddesi’nde yaklaşık yarım asırdır esnaflık yapan 62 yaşındaki Ali Kösesakal, mesleğin yok olmaya tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Çocuk yaşlarda mesleğe başladığını belirten Kösesakal, 40 yıldır aynı iş yerinde hizmet verdiğini söyledi. Kanlıdere Caddesi’nin zamanla Kahramanmaraş’ın "Yorgancılar Çarşısı" haline geldiğini anlatan Kösesakal, "Biz buraya dükkan açtıktan sonra diğer yorgancı arkadaşlar da geldi. Burası el emeği göz nurunun merkeziydi" dedi. "El emeği bittiği için artık çıkarta gelmiyor" Kösesakal, "Eskiden çok kalfamız vardı, çok insan yetiştirdik. Maraş'ta ve Türkiye genelinde el emeği bittiği için artık çırak bile gelmiyor, eleman yetişmiyor. Bizim burada yorgancılığı en fazla 3 yıl daha yapabiliriz. Ondan sonra bu insanlara hizmet edecek kimse kalmayacak. Ben burada en az 3 tane kalfa yetiştirdim. Bu insanlar evliydi ve evlerini geçindirebilecek durumdaydı. Eskiden kalfa, evini geçindirirdi. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz" dedi. "Herşey naylonlaştı" Kösesakal, şöyle devam etti: "Atalarımız bu yünlerle nasıl yaşamışsa, ben de öyle yaşamayı tavsiye ederim. Yün ve pamuk sağlık açısından çok önemlidir. Naylon çıktı, sentetik ürünler çıktı. Ama o naylonların içindeki hücre yapısı yıllar geçse de bozulmuyor. Yün ise yıkandıkça canlılığını korur, insanın rahat uyumasını, dinç kalkmasını sağlar. Sağlık açısından yün ve pamuk her zaman tercihimdir. Tercih edilmemesinin sebebi ise şimdiki neslin makineye atalım, yıkayalım düşüncesi. Değer veren yok, önemseyen yok. Oysa ben döşeğin de, yorganın da, yastığın da yün olmasını tavsiye ederim. Beş kiloluk bir yün döşekle, yün yorganla yatan insan sabah yaylada kalkmış gibi dinç uyanır. Ama bunları anlatamıyoruz. Her şey naylonlaştı. Hazır al, makineye at, yıka. Üç sene sonra yenisini al." Maraş'ta sadece 5 usta kaldığını dile getiren Kösesakal, "Hepsinin yaşı 60’ın üzerinde. Diğer ilçelerde usta neredeyse yok. İç Anadolu’da yün yorgan hala revaçta ama Kahramanmaraş’ta en çok tutulan şey çeyiz yorganı. Bizde 'sarıklı yorgan' derler. Kadife çeyiz yorganları çok işliyoruz. Kadife yorganlarda yaklaşık yüze yakın modelimiz var. Müşterilerimiz geliyor, rengine ve modeline karar veriyor. Maraş’ın genç kızları gelir, seçimini yapar. Biz de bir hafta, on gün içinde teslim ederiz. Bir yorganın yapımı yaklaşık bir buçuk gün sürer. Altı ilikli, düğmeli melefesiyle birlikte hazırlanır. Bir yorganın fiyatı 4 bin ile 4 bin 500 lira arasında. Bize kalan ise yaklaşık 2 bin 500 lira. Akşama kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz" diye konuştu.

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı Haber

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı

Balat’ta bulunan ve uzun süredir atıl durumda olan 125 yıllık tarihi yapı, Baran Mimarlık tarafından gerçekleştirilen hassas bir onarım sürecinin ardından kapılarını "Limon Kolonyası" sergisiyle açtı. Geçmişle kurulan ilişkinin nasıl "seçildiğini" ve "güvenli hale getirildiğini" merkezine alan sergi, mekân-odaklı bir yerleştirme olarak dikkat çekiyor. Tarihi mekanda disiplinlerarası dönüşüm Serginin mimari tasarımını üstlenen Mehmet Emin Baran, yapının özgün karakterini koruyarak mekanı sergi için yeniden işlevlendirdi. Mimarlık, tasarım ve yapay zeka destekli üretim süreçlerini bir araya getiren Baran, yapıyı bir arka plan olmaktan çıkarıp hafızanın düzenlendiği bir "eşik alanı" olarak kurguladı. Baran’ın müzik, seyahat ve ekstrem sporlar gibi farklı disiplinlerden beslenen tasarım dili, serginin çok katmanlı yapısına doğrudan katkı sağlıyor. Sergi, ismini taşıdığı 'Limon Kolonyası'nı nostaljik bir unsur veya koku deneyimi olmaktan çıkarıp sembolik bir araca dönüştürüyor. Sergide kolonya; içeri girerken temasın sınırlarını belirleyen, geçmişi ne tamamen silen ne de olduğu gibi bırakan bir "düzenleme biçimi" olarak ele alınıyor. Sergi, hatırlamanın kendisinden ziyade, neyin "hatırlanabilir" kılındığının altını çiziyor. Açılışı 23 Ocak’ta gerçekleştirilen sergide; Yeşim Pektok Yağmur, Türkan Burkas, Melis Arslan, Ercan Vural, Dilan Gitmez, Cemre Teke, Çağla Saydağ Karter, Beyza İla, Emel Vardar, Ayşe Derin Ergenç ve Asya Alpay’ın eserleri yer alıyor. Geçmişle kurulan ilişkinin masumiyetini sorgulayan ve izleyiciyi bu seçici hafızanın bir parçası olmaya davet eden 'Limon Kolonyası', 4 Şubat 2026 tarihine kadar Balat’taki adresinde ziyaret edilebilecek.

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü Haber

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü

Ankara’da yaşayan 60 yıllık mücellit (cilt ustası) Mehmet Karslı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yaşayan İnsan Hazinesi olarak seçildi. Karslı, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri töreninde ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Mesleğe Atatürk Endüstri Meslek Lisesi Matbaacılık Bölümü’nü bitirerek başladığını ifade eden cilt ustası Mehmet Karslı, Atatürk’ün İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışından getirdiği çeşitli meslekten sanatçıların yetiştirdiği ekolden geldiğini söyledi. Meclis matbaasından 1996’da emekli olan Karslı, emekli olduktan sonra şu anki atölyesini açtığını ve o günden itibaren mesleğine burada devam ettiğini belirtti. "Ben sanatıma aşığım" Ödül almasından dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Karslı, bu ödülün kendisine sürpriz olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı kapsamında ilk kişisel sergisini açtığını söyleyen Karslı, sergiyi açma amacının devlet dairesinde isteyip de yapamadıklarını gerçekleştirmek olduğunu belirterek, "Sanatıma aşığım" dedi. "İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" Ödülü aldığından haberinin olmadığını ifade eden Karslı, "176 kişinin arasından seçilmişiz. Açtığımız kişisel sergide 430 tane kitap sergiledik" diye konuştu. Serginin çok ses getirdiğini belirten Karslı, "Kültür Bakanlığı ’Yaşayan İnsan Hazinesi’ kuruluna sunmuş. 176 kişinin arasından seçilmişim. Onu öğrendiğimde heyecandan ayaklarım yere basmıyordu. İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" şeklinde konuştu.

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı Haber

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, gazetecilerin uluslararası görevlerini daha etkin ve zamanında yerine getirebilmeleri için yeşil pasaport düzenlemesinin kamusal bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. AGC Yönetiminin bugün yaptığı yazılı açıklamada, özellikle Antalya gibi küresel temasların yoğun olduğu kentlerde görev yapan basın mensuplarının vize engelleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kamuoyuyla paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Gazetecilik; kamu adına tanıklık etmeyi, gelişmeleri yerinde izlemeyi ve toplumu doğru bilgiyle buluşturmayı gerektiren bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, özellikle uluslararası temasların yoğun olduğu kentlerde, sınırların ötesine uzanan bir mesleki hareketliliği zorunlu kılmaktadır. Antalya; yalnızca bir turizm merkezi değil, aynı zamanda uluslararası diplomasi, spor, kültür, çevre ve ekonomi alanlarında dünyanın yakından izlediği bir buluşma noktasıdır. Bu kentte görev yapan gazeteciler; küresel ölçekli organizasyonları takip eden, Türkiye’nin tanıtımına doğrudan katkı sunan, uluslararası habercilik pratiğine sahip meslektaşlarımızdır. Antalya basını, yıllardır yerelden evrensele uzanan bir habercilik birikimiyle görev yapmaktadır. Buna karşın, yurt dışı görevlerde karşılaşılan vize engelleri ve belirsiz bekleme süreleri; haberin zamanında ve etkili biçimde kamuoyuna ulaştırılmasını güçleştirmektedir. Oysa çağımızda habercilik, hızla akan küresel gündemin gerisinde kalmayı değil, sahada olmayı zorunlu kılmaktadır. Basın kartı sahibi, aktif ve belirli mesleki deneyime sahip gazetecilere hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesini öngören bir yasal düzenleme; bireysel bir imtiyaz değil, kamusal yararı önceleyen bir gerekliliktir. Böyle bir adım, basın özgürlüğünün güçlenmesine, Türkiye’nin uluslararası alandaki görünürlüğünün artmasına ve halkın haber alma hakkının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Antalya Gazeteciler Cemiyeti olarak; mesleğini sahada ve uluslararası ölçekte icra eden gazetecilerin önündeki yapısal engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Yerelden yükselen bu çağrının, ülke genelinde basın mesleğinin koşullarını iyileştirecek bir farkındalık oluşturacağına inanıyoruz. Gazeteciliğin serbestçe yapılabildiği, bilginin gecikmeden topluma ulaştığı bir Türkiye, demokratik hukuk devletinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bu doğrultuda atılacak her adım, yalnızca basın camiası için değil, toplumun tamamı için değer taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.