Hava Durumu

#Kültür

TOURISMJOURNAL - Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş’ta yorgancılık yok olma tehlikesinde Haber

Kahramanmaraş’ta yorgancılık yok olma tehlikesinde

Kahramanmaraş’ta el emeğine dayalı yorgancılık mesleği, değişen tüketim alışkanlıkları ve çırak yetişmemesi nedeniyle yok olma noktasına geldi. Dulkadiroğlu ilçesi Kanlıdere Caddesi’nde yaklaşık yarım asırdır esnaflık yapan 62 yaşındaki Ali Kösesakal, mesleğin yok olmaya tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Çocuk yaşlarda mesleğe başladığını belirten Kösesakal, 40 yıldır aynı iş yerinde hizmet verdiğini söyledi. Kanlıdere Caddesi’nin zamanla Kahramanmaraş’ın "Yorgancılar Çarşısı" haline geldiğini anlatan Kösesakal, "Biz buraya dükkan açtıktan sonra diğer yorgancı arkadaşlar da geldi. Burası el emeği göz nurunun merkeziydi" dedi. "El emeği bittiği için artık çıkarta gelmiyor" Kösesakal, "Eskiden çok kalfamız vardı, çok insan yetiştirdik. Maraş'ta ve Türkiye genelinde el emeği bittiği için artık çırak bile gelmiyor, eleman yetişmiyor. Bizim burada yorgancılığı en fazla 3 yıl daha yapabiliriz. Ondan sonra bu insanlara hizmet edecek kimse kalmayacak. Ben burada en az 3 tane kalfa yetiştirdim. Bu insanlar evliydi ve evlerini geçindirebilecek durumdaydı. Eskiden kalfa, evini geçindirirdi. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz" dedi. "Herşey naylonlaştı" Kösesakal, şöyle devam etti: "Atalarımız bu yünlerle nasıl yaşamışsa, ben de öyle yaşamayı tavsiye ederim. Yün ve pamuk sağlık açısından çok önemlidir. Naylon çıktı, sentetik ürünler çıktı. Ama o naylonların içindeki hücre yapısı yıllar geçse de bozulmuyor. Yün ise yıkandıkça canlılığını korur, insanın rahat uyumasını, dinç kalkmasını sağlar. Sağlık açısından yün ve pamuk her zaman tercihimdir. Tercih edilmemesinin sebebi ise şimdiki neslin makineye atalım, yıkayalım düşüncesi. Değer veren yok, önemseyen yok. Oysa ben döşeğin de, yorganın da, yastığın da yün olmasını tavsiye ederim. Beş kiloluk bir yün döşekle, yün yorganla yatan insan sabah yaylada kalkmış gibi dinç uyanır. Ama bunları anlatamıyoruz. Her şey naylonlaştı. Hazır al, makineye at, yıka. Üç sene sonra yenisini al." Maraş'ta sadece 5 usta kaldığını dile getiren Kösesakal, "Hepsinin yaşı 60’ın üzerinde. Diğer ilçelerde usta neredeyse yok. İç Anadolu’da yün yorgan hala revaçta ama Kahramanmaraş’ta en çok tutulan şey çeyiz yorganı. Bizde 'sarıklı yorgan' derler. Kadife çeyiz yorganları çok işliyoruz. Kadife yorganlarda yaklaşık yüze yakın modelimiz var. Müşterilerimiz geliyor, rengine ve modeline karar veriyor. Maraş’ın genç kızları gelir, seçimini yapar. Biz de bir hafta, on gün içinde teslim ederiz. Bir yorganın yapımı yaklaşık bir buçuk gün sürer. Altı ilikli, düğmeli melefesiyle birlikte hazırlanır. Bir yorganın fiyatı 4 bin ile 4 bin 500 lira arasında. Bize kalan ise yaklaşık 2 bin 500 lira. Akşama kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz" diye konuştu.

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı Haber

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı

Balat’ta bulunan ve uzun süredir atıl durumda olan 125 yıllık tarihi yapı, Baran Mimarlık tarafından gerçekleştirilen hassas bir onarım sürecinin ardından kapılarını "Limon Kolonyası" sergisiyle açtı. Geçmişle kurulan ilişkinin nasıl "seçildiğini" ve "güvenli hale getirildiğini" merkezine alan sergi, mekân-odaklı bir yerleştirme olarak dikkat çekiyor. Tarihi mekanda disiplinlerarası dönüşüm Serginin mimari tasarımını üstlenen Mehmet Emin Baran, yapının özgün karakterini koruyarak mekanı sergi için yeniden işlevlendirdi. Mimarlık, tasarım ve yapay zeka destekli üretim süreçlerini bir araya getiren Baran, yapıyı bir arka plan olmaktan çıkarıp hafızanın düzenlendiği bir "eşik alanı" olarak kurguladı. Baran’ın müzik, seyahat ve ekstrem sporlar gibi farklı disiplinlerden beslenen tasarım dili, serginin çok katmanlı yapısına doğrudan katkı sağlıyor. Sergi, ismini taşıdığı 'Limon Kolonyası'nı nostaljik bir unsur veya koku deneyimi olmaktan çıkarıp sembolik bir araca dönüştürüyor. Sergide kolonya; içeri girerken temasın sınırlarını belirleyen, geçmişi ne tamamen silen ne de olduğu gibi bırakan bir "düzenleme biçimi" olarak ele alınıyor. Sergi, hatırlamanın kendisinden ziyade, neyin "hatırlanabilir" kılındığının altını çiziyor. Açılışı 23 Ocak’ta gerçekleştirilen sergide; Yeşim Pektok Yağmur, Türkan Burkas, Melis Arslan, Ercan Vural, Dilan Gitmez, Cemre Teke, Çağla Saydağ Karter, Beyza İla, Emel Vardar, Ayşe Derin Ergenç ve Asya Alpay’ın eserleri yer alıyor. Geçmişle kurulan ilişkinin masumiyetini sorgulayan ve izleyiciyi bu seçici hafızanın bir parçası olmaya davet eden 'Limon Kolonyası', 4 Şubat 2026 tarihine kadar Balat’taki adresinde ziyaret edilebilecek.

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü Haber

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü

Ankara’da yaşayan 60 yıllık mücellit (cilt ustası) Mehmet Karslı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yaşayan İnsan Hazinesi olarak seçildi. Karslı, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri töreninde ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Mesleğe Atatürk Endüstri Meslek Lisesi Matbaacılık Bölümü’nü bitirerek başladığını ifade eden cilt ustası Mehmet Karslı, Atatürk’ün İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışından getirdiği çeşitli meslekten sanatçıların yetiştirdiği ekolden geldiğini söyledi. Meclis matbaasından 1996’da emekli olan Karslı, emekli olduktan sonra şu anki atölyesini açtığını ve o günden itibaren mesleğine burada devam ettiğini belirtti. "Ben sanatıma aşığım" Ödül almasından dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Karslı, bu ödülün kendisine sürpriz olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı kapsamında ilk kişisel sergisini açtığını söyleyen Karslı, sergiyi açma amacının devlet dairesinde isteyip de yapamadıklarını gerçekleştirmek olduğunu belirterek, "Sanatıma aşığım" dedi. "İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" Ödülü aldığından haberinin olmadığını ifade eden Karslı, "176 kişinin arasından seçilmişiz. Açtığımız kişisel sergide 430 tane kitap sergiledik" diye konuştu. Serginin çok ses getirdiğini belirten Karslı, "Kültür Bakanlığı ’Yaşayan İnsan Hazinesi’ kuruluna sunmuş. 176 kişinin arasından seçilmişim. Onu öğrendiğimde heyecandan ayaklarım yere basmıyordu. İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" şeklinde konuştu.

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı Haber

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, gazetecilerin uluslararası görevlerini daha etkin ve zamanında yerine getirebilmeleri için yeşil pasaport düzenlemesinin kamusal bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. AGC Yönetiminin bugün yaptığı yazılı açıklamada, özellikle Antalya gibi küresel temasların yoğun olduğu kentlerde görev yapan basın mensuplarının vize engelleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kamuoyuyla paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Gazetecilik; kamu adına tanıklık etmeyi, gelişmeleri yerinde izlemeyi ve toplumu doğru bilgiyle buluşturmayı gerektiren bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, özellikle uluslararası temasların yoğun olduğu kentlerde, sınırların ötesine uzanan bir mesleki hareketliliği zorunlu kılmaktadır. Antalya; yalnızca bir turizm merkezi değil, aynı zamanda uluslararası diplomasi, spor, kültür, çevre ve ekonomi alanlarında dünyanın yakından izlediği bir buluşma noktasıdır. Bu kentte görev yapan gazeteciler; küresel ölçekli organizasyonları takip eden, Türkiye’nin tanıtımına doğrudan katkı sunan, uluslararası habercilik pratiğine sahip meslektaşlarımızdır. Antalya basını, yıllardır yerelden evrensele uzanan bir habercilik birikimiyle görev yapmaktadır. Buna karşın, yurt dışı görevlerde karşılaşılan vize engelleri ve belirsiz bekleme süreleri; haberin zamanında ve etkili biçimde kamuoyuna ulaştırılmasını güçleştirmektedir. Oysa çağımızda habercilik, hızla akan küresel gündemin gerisinde kalmayı değil, sahada olmayı zorunlu kılmaktadır. Basın kartı sahibi, aktif ve belirli mesleki deneyime sahip gazetecilere hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesini öngören bir yasal düzenleme; bireysel bir imtiyaz değil, kamusal yararı önceleyen bir gerekliliktir. Böyle bir adım, basın özgürlüğünün güçlenmesine, Türkiye’nin uluslararası alandaki görünürlüğünün artmasına ve halkın haber alma hakkının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Antalya Gazeteciler Cemiyeti olarak; mesleğini sahada ve uluslararası ölçekte icra eden gazetecilerin önündeki yapısal engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Yerelden yükselen bu çağrının, ülke genelinde basın mesleğinin koşullarını iyileştirecek bir farkındalık oluşturacağına inanıyoruz. Gazeteciliğin serbestçe yapılabildiği, bilginin gecikmeden topluma ulaştığı bir Türkiye, demokratik hukuk devletinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bu doğrultuda atılacak her adım, yalnızca basın camiası için değil, toplumun tamamı için değer taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu

Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta uluslararası tanıtım yaptı Haber

Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta uluslararası tanıtım yaptı

Yatçılık ve su sporları dünyasının önemli buluşmalarından Boot Düsseldorf, bu yıl da dünyanın dört bir yanından binlerce ziyaretçiyi ve sektörün önde gelen markalarını bir araya getirerek birçok iş birliğine sahne oldu. Bunlardan biri de Çanakkale Boğazı'ndaki Çanakkale Deniz Savaşları'ndan kalan gemi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması konusunda başlatılan "Derin Miras" projesi ve projenin tanıtımı için düzenlenen imza protokolü oldu. Boot Düsseldorf fuarında gerçekleşen program, dünyanın önde gelen sualtı fotoğrafçılarından İsveçli Alex Dawson'ın sunumuyla başladı. "Derin Miras" tanıtım videosu gösteriminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul bir konuşma yaptı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO'su Murat Sarıkaya'nın katılımıyla gerçekleşen protokol imzası ile proje, ulusal ve uluslararası kamuoyuna tanıtıldı. Gelecek nesillere sürdürülebilir bir miras bırakılması hedefeniyor Çanakkale savaş batıkları Çanakkale ruhunu en iyi anlatan ve savaşın en şiddetli anına tanık olmuş tarihsel ve kültürel birer miras olarak öne çıkıyor. "Derin Miras" projesi ise batıkların katodik koruma teknolojisi ile korozyondan korunmasını ve zaman içerisinde yok olmalarının önlenmesini sağlayacak. Bu yöntem sayesinde korozyonla açığa çıkan ağır metallerin karbon salınımları önlenirken, koruma altındaki batıklar yapay resier oluşturarak biyolojik çeşitlilik için yaşam alanı oluşturacak. Böylece proje, Çanakkale Boğazı'nın sürdürülebilir dalış turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine katkıda bulunacak. Çevre dostu bir koruma yöntemi olan katodik koruma ile batıklara boya vb. herhangi bir müdahale yapılmayacak; elektrokimyasal koruma yöntemi uygulanarak batıkların yanlarına özel birer cihaz (galvaniz anot) yerleştirilerek batık, katot haline getirilecek ve korozyonun durdurulması sağlanacak. Bu projenin yalnızca teknik bir çözüm değil; aynı zamanda geçmişe saygı, çevreye duyarlılık, ekonomiye katkı ve gelecek nesillere yatırım anlamına da geldiği belirtildi. Dünyanın en popüler su altı parklarından biri olacak Yapılan açıklamaya göre; Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı'ndaki 27 adet batığı ve 2 adet resif olmak üzere 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı'nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koymuştu. Derin Miras projesinin ise uluslararası dalış turizmi için çekici bir destinasyon oluşturarak yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacağı belirtiliyor. Sürdürülebilir turizm anlayışıyla yürütülecek projenin hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşımla Çanakkale'nin turizm potansiyelini artırması bekleniyor. Aynı zamanda batıklar, su altı tarihi ve bilimsel araştırmalar için özel bir laboratuvar işlevi görecek. "Evrensel bir sorumluluk projesi" Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir projenin önemini şu sözlerle ifade etti: "Çanakkale Boğazı'nın derinliklerinde yer alan savaş gemisi batıkları, yalnızca milletimizin değil, insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miras unsurlarıdır. Derin Miras, Çanakkale'nin derinliklerindeki ortak insanlık mirasını bilimsel koruma ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyan evrensel bir sorumluluk projesidir. Bu anlayışla hayata geçirilen proje, kültürel mirasın korunmasını çevresel duyarlılık, bilimsel yöntemler ve uluslararası normlarla uyumlu bir anlayışla ele almakta, su altı kültürel mirasının barış, iş birliği ve ortak değerler temelinde yaşatılmasına katkı sunmaktadır. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı ile birlikte Tarihi Alan, dünyanın en büyük açık hava müzesini inşa etme yolunda önemli bir adım daha atmıştır. Bu vesile ile dünyanın her bölgesindeki dalış sporu meraklılarına seslenmek istiyorum. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Çanakkale Savaşı'na su altında tanık olmak için sizleri tarihin derinliklerine, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı'nı keşfetmeye davet ediyorum. Bu evrensel sorumluluk projesinde 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu'nun stratejik ortağımız olması hem tarihî mirasımızı koruma hem de sürdürülebilir turizm vizyonumuzu hayata geçirme kararlılığımızı güçlendirmiştir." "Uzun soluklu bir taahhüt: Derin Miras" 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO'su Murat Sarıkaya ise "Bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile her yönüyle gurur duyduğumuz bir iş birliğine imza atıyoruz. Bu proje ile tarihî değerlerimizi korumanın yanı sıra Çanakkale Boğazı'nın biyolojik çeşitliliğinin ve Çanakkale'nin sürdürülebilir turizm potansiyelinin gelişmesine katkı sağlamayı hedeiyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca içinde bulunacağımız ve sahipleneceğimiz bir proje olacak. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü 1915 Çanakkale Köprüsü uluslararası nansman yapısı ve güçlü sürdürülebilirlik vizyonu nedeniyle çevresel ve sosyal açıdan çok yüksek standartlara sahip. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 321 çevresel ve sosyal proje ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeeri'ne ve döngüsel ekonomiye katkımız sayesinde Birleşmiş Milletler tarafından birincilik ödülüne layık görülmüştük. Derin Miras projesi de ‘iyi bir komşu olma' sürdürülebilirlik vizyonumuzun kalıcı bir parçası olacak" dedi.

İşte Erzurum’un turizm karnesi Haber

İşte Erzurum’un turizm karnesi

Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, Erzurum’un 2025 yılı boyunca kültür, sanat ve turizm alanlarında hayata geçirilen planlı ve kapsamlı çalışmalar neticesinde önemli bir ivme yakaladığını ifade ederek, "Hem etkinlik çeşitliliği hem de turist ve geceleme sayıları bakımından dikkat çekici bir başarı ortaya koymuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın vizyonu doğrultusunda yürütülen çalışmalarla ilimiz, Doğu Anadolu’nun kültür ve turizm merkezlerinden biri hâline gelmiştir" şeklinde konuştu. "Bir yılda 493 bin 641 ziyaretçi" Bu başarının en önemli göstergelerinden birinin Erzurum turizminde yaşanan güçlü sayısal artışlar olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, " 2024 yılında ilimizi 331 bin 875 yerli ve 31 bin 749 yabancı olmak üzere toplam 363 bin 624 ziyaretçi ziyaret etmişken, 2025 yılında bu rakam 455 bin 084 yerli ve 38 bin 557 yabancı olmak üzere toplam 493 bin 641 ziyaretçiye ulaşmıştır. Böylece bir önceki yıla göre; yerli turist sayısında yüzde 37, yabancı turist sayısında yüzde 21 ve toplam turist sayısında ise yüzde 36 oranında artış sağlanmıştır. 2024 yılında 637 bin 919 olan toplam geceleme sayısı, 2025 yılında yüzde 47 artışla 936 bin 489’a ulaşmıştır. İlimizin artan ziyaretçi talebini karşılayabilecek güçlü bir konaklama altyapısı bulunmaktadır. Erzurum genelinde 138 konaklama tesisi, 4 bin 983 oda ve 10 bin 56 yatak kapasitesi ile hizmet vermekte olup mevcut kapasite, özellikle kış, kültür ve festival turizmini destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır" dedi. "Bin sanatçı bir milyon vatandaşla buluştu" Kültür ve sanat alanında ise 2025 yılı, Erzurum için adeta bir atılım yılı olduğunu vurgulayan Yer, " 16-24 Ağustos 2025 tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, 9 gün boyunca 54 farklı noktada, 124 etkinlik türünde toplam 542 program gerçekleştirilmiş; yaklaşık bin sanatçının katılımıyla düzenlenen etkinlikler yaklaşık 1 milyon vatandaşımızla buluşturulmuştur. Konserler, sergiler, söyleşiler, sempozyumlar, yarışmalar, sokak sahnesi etkinlikleri ve çocuklara özel programlarla Erzurum, festival süresince ülkemizin en önemli kültür duraklarından biri hâline gelmiştir. Çocuklara yönelik tiyatro, müzikal, atölye, oyun ve masal etkinlikleriyle kültür ve sanatın erken yaşta benimsenmesine katkı sağlanmış; festival, her kesime hitap eden kapsayıcı bir yapıya kavuşmuştur" diye konuştu. "18 oyun ve 109 temsil ile 26 bin 855 seyirci" İsmail Saib Sencer İl Halk Kütüphanesi’nin, 2025 yılında yaklaşık 782 bin 256 ziyaretçiye ulaştığını hatırlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, " 40 bin 944 üyesi ve 119 bin 47 kitaplık koleksiyonu ile ilin kültürel hafızasının merkezi olmayı sürdürmüştür. Yıl boyunca 10 farklı başlık altında düzenlenen 228 etkinlik, kütüphanelerimizin yaşayan kültür mekânları hâline geldiğinin somut göstergesi olmuştur. Âşık Sümmani Kültür Merkezimizde açılan 15 kursta 830 kursiyerimiz, el sanatları, müzik, halk oyunları ve eğitim alanlarında kurslardan faydalanmış; geleneksel kültürümüzün yaşatılmasına önemli katkı sağlanmıştır. Erzurum Devlet Tiyatrosu, 2025 yılı içerisinde sahnelenen 18 oyun ve 109 temsil ile 26 bin 855 seyirciye ulaşarak sanatın toplumla buluşmasında etkin bir rol üstlenmiştir. Ayrıca ilimizde 27 yerli ve 4 yabancı kısa film ve video çekimi gerçekleştirilmiş; bin 115 tescilli kültür varlığımız ile tarihî ve kültürel mirasımız korunarak tanıtılmaya devam edilmiştir" dedi. "895 farklı türde kültür, sanat ve turizm etkinliği" 2025 yılı boyunca kentteki müzelerin, Erzurum’un kültür ve sanat hayatında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, sözlerine şöyle devam etti, "Bu kapsamda; sergiler, söyleşiler, sempozyumlar ve farklı tematik etkinlikler başta olmak üzere 50 farklı alanda düzenlenen programlar ile müzelerimizde 319 bin ziyaretçi ağırlanmıştır. Gerçekleştirilen bu etkinlikler sayesinde müzelerimiz, yalnızca eserlerin sergilendiği alanlar olmanın ötesine geçerek yaşayan, üreten ve toplumla sürekli etkileşim hâlinde olan kültür merkezleri hâline gelmiştir. Erzurum’un tarihî ve kültürel birikimi, bu etkinliklerle hem hemşehrilerimizle hem de şehrimizi ziyaret eden misafirlerle buluşturulmuştur. 2025 yılı genelinde yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde, şehrimizde toplam 895 farklı türde kültür, sanat ve turizm etkinliği düzenlenmiştir. Bu sayı, Erzurum’un yıl boyunca yalnızca belirli dönemlerde değil, sürekli ve canlı bir kültür-sanat gündemine sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" "Kültür ve turizmde güçlü bir marka şehir hedefi" Özellikle EİT 2025 Turizm Başkenti Erzurum etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen programların, şehre yeni bir vizyon ve hareketlilik kazandırdığını anlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer , "Bu çerçevede düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinlikler; kültür, sanat, turizm, gastronomi ve tanıtım alanlarında Erzurum’un marka değerini güçlendirmiş, şehrimizin sahip olduğu tarihî ve kültürel zenginliklerin daha geniş kitlelere ulaşmasına imkân sağlamıştır. EİT 2025 sürecinde hayata geçirilen programlar, Erzurum’da ilk kez uygulanan içerikleri, farklı disiplinleri bir araya getiren etkinlikleri ve çok paydaşlı organizasyon yapılarıyla şehrimize yenilik, çeşitlilik ve sürdürülebilirlik kazandırmıştır. Bu çalışmalar sayesinde Erzurum; yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda kültür ve sanatın üretildiği, paylaşıldığı ve yaşatıldığı güçlü bir merkez hâline gelmiştir. Bu süreçte Erzurum, aynı zamanda Avrupa Kış Sporları Başkenti unvanıyla; kış turizmi, spor organizasyonları ve uluslararası etkinlikler bakımından da öne çıkmış, dört mevsim turizm hedefi doğrultusunda ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmıştır. Elde edilen tüm bu veriler; Erzurum’un kültür, sanat ve turizm alanlarında planlı, sürdürülebilir ve istikrarlı bir gelişim süreci içinde olduğunu göstermektedir. Bu başarıda emeği geçen Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, tüm kurum ve paydaşlarımıza, sanatçılarımıza ve etkinliklerimize büyük ilgi gösteren kıymetli hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Erzurum, önümüzdeki dönemde de kültür ve turizmde güçlü bir marka şehir olma yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecektir" şeklinde konuştu.

Türkiye Turizmde Zirvede, İstanbul ve Antalya Dünya İlk 10’unda Haber

Türkiye Turizmde Zirvede, İstanbul ve Antalya Dünya İlk 10’unda

Euromonitor International’ın yayımladığı rapora göre İstanbul, 19,7 milyon uluslararası ziyaretçiyle dünya sıralamasında 5’inci, Antalya ise 18,6 milyon ziyaretçiyle 8’inci sıraya yerleşti. Böylece Türkiye, iki şehirle birden en üst sıralarda yer alarak küresel turizm sahnesindeki etkisini güçlendirdi. Türkiye Avrupa ve Akdeniz bandında liderliğe doğru hızla yükseldi Listenin zirvesinde 30,3 milyon ziyaretçiyle Bangkok bulunurken, Hong Kong, Londra ve Makao ilk dört sırada yer aldı. Ancak raporun dikkat çeken bölümü, Türkiye’nin turist hacmi açısından Avrupa ve Akdeniz bandında liderliğe doğru hızla yükselmesi oldu. İstanbul’un gastronomiden kültür-sanat etkinliklerine, uluslararası organizasyonlardan dijital tanıtım etkisine uzanan geniş yelpazedeki dinamizmi; Antalya’nın ise her sezon yüksek talep gören tatil altyapısı, spor turizmi ve dünya standartlarındaki tesisleri bu yükselişi destekledi. Türkiye’nin turizmde küresel gücü tescillendi Euromonitor International’ın kapsamlı endeksi, Türkiye’nin 2025’te turizmde en hızlı ivme yakalayan ülkelerin başında geldiğini ortaya koyuyor. İstanbul ve Antalya’nın ilk 10’da yer alması, Türkiye’nin kültür, etkinlik ve destinasyon yönetimi politikalarının uluslararası ölçekte yüksek karşılık bulduğunu gösteriyor. Türkiye, 2025 sonuçlarıyla yalnızca ziyaretçi sayılarını artırmakla kalmadı, aynı zamanda küresel turizm rekabetinde istikrarlı bir marka gücü oluşturduğunu da bu raporla güçlü biçimde perçinledi.

Antalya, Ormana’ya “En İyi Turizm Köyü” Tabelası Yerleştirildi Haber

Antalya, Ormana’ya “En İyi Turizm Köyü” Tabelası Yerleştirildi

Antalya Valisi Hulusi Şahin, İbradı ziyareti kapsamında Ormana Mahallesi’ne "En İyi Turizm Köyü" unvanı tabelasını yerleştirdi. Düğmeli evleri, taş-ahşap mimarisi ve 57 yıldır sürdürülen geleneksel Üzüm Festivali ile kırsal turizmin güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkan Ormana Mahallesi, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) "Best Tourism Villages 2024" programı kapsamında "Dünyanın En İyi Turizm Köyü" seçildi. "En İyi Turizm Köyü" unvanına ilişkin tabela, düzenlenen törenle Ormana Mahallesi’ne yerleştirildi. Törene Vali Hulusi Şahin, İbradı Kaymakamı Berk Acar, İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu ile vatandaşlar katıldı. Alınan unvan, bölgenin sürdürülebilir turizm potansiyelinin uluslararası düzeyde tanıtımı ve tescili açısından büyük önem taşıyor. "İbradı’nın el sanatlarına değer katan kurs" Törenin ardından Vali Hulusi Şahin ve eşi Ebru Şahin, İbradı’nın köklü kültürünü yaşatan bez ayağı dokuma, geleneksel el dokuması ve çarpana dokuma gibi birçok dokuma türünün öğretildiği Halk Eğitim Merkezi Yöresel Bez Dokuma Kursunu ziyaret etti. Ziyarette, kurs kapsamında yürütülen çalışmalar ve üretilen yöresel ürünler hakkında bilgi aldı. İbradı ziyareti kapsamında Vali Hulusi Şahin ve eşi Ebru Şahin, kendine özgü ses tonuyla Teke Yöresi türkülerini icra eden sanatçı Gülay Diri’yi ziyaret etti. Ziyarette, Gülay Diri’nin çalışmalarını yerinde dinleyen Vali Şahin ve eşi Ebru Şahin, geleneksel müzik kültürüne katkılarından dolayı Gülay Diri'ye teşekkür ettiler. 27 Kasım 2024 tarihinde gerçekleştirilen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödül Töreni’nde Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edilen sanatçı Gülay Diri’ye ödülü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edilmişti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.