Hava Durumu

#Kültür

TOURISMJOURNAL - Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zooloji Müzesi 34 bin örnekle ziyaretçilerini ağırlıyor Haber

Zooloji Müzesi 34 bin örnekle ziyaretçilerini ağırlıyor

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde 2007 yılından bu yana açık olan Zooloji Müzesi'nin bulunduğu bina hakkında yıkım kararı sebebi ile Yabancı Diller Yüksekokulu'na taşındı. T.C. Kültür Ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Varlıkları Ve Müzeler Genel Müdürlüğü izniyle özel müze statüsünde açılan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Zooloji Müzesi'nde nesli tükenmekte olan veya tükenen hayvanların tahnit (doldurulmuş canlılar), likit (alkol içinde) koleksiyonlar, kurutulmuş materyaller ve taksonomi reyonları ve iskelet yapıları şeklinde sergilenen 21 bine yakın böcek olmak üzere toplam 34 bin numune gelecek nesle tanıtılacak. Sergi salonu kesilen kurdele açıldı. "Çok güzel bir müzeyi Eskişehir'e kazandırdılar" Açılışta konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, "Gerçekten çok mutluyuz; çünkü bu müzemiz aslında çok eski bir müze. Daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin başka bir binasındaydı. O binamızı deprem nedeniyle yıkmak zorunda kaldığımız için müzemizi oradan taşımak durumunda kaldık. Tabii bu yeni yerine taşınması için de epeyce bir hazırlık yapıldı. Sağ olsun hocalarımız, ekipleriyle beraber iyi bir şekilde çalıştılar ve çok güzel bir müzeyi Eskişehir'e kazandırdılar. Özellikle nesli tükenmekte olan, çok eski ve belki de bugün doğada bulamayacağımız hayvanların zamanında toplanmış olması, bu müzede kendilerine yer verilmesi gerçekten çok önemli. Hem üniversite öğrencilerimiz için hem de Millî Eğitim'e bağlı ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan, yeni yetişen gençlerimiz için çok faydalı olabilecek bir müze. Bizler de İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzle irtibat halinde olup onlarla beraber çalışarak öğrencilerimize burada belirli bir program dâhilinde sık sık geziler yaptıracağız. İnşallah tabiatla, doğayla, hayvanlarla ve iklimle ilgili gençlerimizi ve çocuklarımızı bilinçlendireceğiz" dedi. "34 bin örneğimiz bulunuyor" Müze hakkında bilgi veren Dr. Hakan Çalışkan ise şöyle konuştu; "Müzemiz aslında 2007 yılından itibaren faaliyetini sürdürüyor ancak mevcut fiziki şartlarını yenileyerek kapılarını yeniden açtık; çünkü artık Bakanlık onayıyla faaliyet yürütmemiz gerekiyordu. Müzemiz bir biyoçeşitlilik müzesidir. Burayı Anadolu'nun biyolojik zenginliğini tanıtmak için kurduk ve bu amaçla faaliyet yürütmeye çalışıyoruz. Ancak zamanla müzenin başka bir misyonu daha oluştu; çünkü iklim krizi nedeniyle, şu anda müzemizde sergilediğimiz örneklerimizin neredeyse yarısından fazlasını önümüzdeki 10-20 yıl içinde belki de doğada göremeyeceğiz." "Koleksiyonumuzda toplam 34 bin örneğimiz bulunuyor. Bunlardan 700 tanesi, burada gördüğünüz sergi salonlarında etiketli olarak sergileniyor. Bin örneğimizi ise dönem dönem geçici olarak sergiye çıkarıyoruz. Biyolojik zenginlik olarak Eskişehir başta olmak üzere Anadolu'nun hayvansal örneklerini sunuyoruz. Örneğin burada, nesli tükenmekte olan kara akbabamız yer alıyor; çünkü Türkiye'de iki önemli merkezde, sayıları sadece yaklaşık 40 aileden bahsedilen bir türdür. Genel olarak sergilediğimiz örneklerin yüzde 16'sı, şu anda türü tehlike altında olan canlıları içeriyor. Müzemizde aynı zamanda iskelet koleksiyonları da üretiyor ve her geçen gün bunlara yenilerini ekliyoruz." "Bu örneklerden bir tanesiyle aramızda duygusal bir bağ var: Mahmudiye Atçılık Meslek Yüksekokulumuza ait olan ve 2008 yılında müzemize hediye edilen Hento isimli atımız, orada uzun süre hizmet etti. Daha sonra yaşlılığa bağlı olarak hayatını kaybetti. Atın tahnit işlemlerini ve iskelet çıkarma işlemlerini tamamlayıp parçaları birleştirdik. Kendisi şu anda sergi salonumuzda ziyaretçilerimize hizmet vermeye devam ediyor." Açılışa; Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Zooloji Anabilim Dalı öğretim görevlisi Dr. Hakan Çalışkan, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

Bakan Ersoy: "Gece müzeciliğini sürdürüyoruz" Haber

Bakan Ersoy: "Gece müzeciliğini sürdürüyoruz"

Gece Müzeciliği uygulaması, bu yıl da Türkiye'nin dört bir yanındaki müze ve ören yerlerinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kültürel mirasın farklı bir atmosferde deneyimlenmesine imkan sağlayan uygulamanın, yeni sezonda da yerli ve yabancı ziyaretçilere akşam saatlerinde ziyaret deneyimi sunacağı belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy uygulamasının yeni dönemini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Ersoy, Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladıklarını belirterek kültürel mirası günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdikleri uygulamayı bu yıl da sürdüreceklerini dile getirdi. "Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz" Kültür rotalarında ziyaretçilere yine unutulmaz bir deneyim sunacaklarını vurgulayan Bakan Ersoy, "Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladık. Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz. 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında 20 müze ve ören yerimiz ziyaretçilerini gecenin kendine özgü atmosferinde ağırlayacak. Geçtiğimiz yıl Gece Müzeciliği kapsamında 1 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırladık. Nemrut’tan Efes’e, Side’den Zeugma’ya, Galata Kulesi’nden İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne uzanan kültür rotalarımızda ziyaretçilerimize yine unutulmaz bir deneyim sunacağız. Türkiye’nin zengin kültürel mirasını gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlemek isteyen tüm misafirlerimizi müzelerimize ve ören yerlerimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı. İlk uygulama üç yerde başladı Gece Müzeciliği uygulaması ile kültürel mekanların gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlenmesine imkan sağlanırken Türkiye'nin kültürel mirasının günün her saatinde yaşanabilir kılınmasının ve sürdürülebilir turizm vizyonunun güçlendirilmesinin hedeflendiği aktarıldı. İlk olarak Efes, Hierapolis ve Side ören yerlerinde başlatılan Gece Müzeciliği uygulaması kapsamında 2024 yılında 395 bin 212 ziyaretçinin ağırlandığı duyuruldu. Yerli ve yabancı ziyaretçilere gece saatlerinde ziyaret imkanı sunulan uygulamada Nemrut Ören Yeri, Efes Ören Yeri, Side Ören Yeri, Hierapolis Ören Yeri, Patara, Aspendos, Galata Kulesi, Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri ile Zeugma Mozaik Müzesi öne çıkan noktalar arasında yer aldı. İstanbul'daki müze ve ören yerlerinde uygulama, İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında 5 Ekim 2025 tarihine kadar sürdürülürken yoğun talep nedeniyle Efes ve Side ören yerlerinde 2 Kasım 2025 tarihine kadar uzatıldı. Galata Kulesi'nde ise Gece Müzeciliği uygulamasının yıl boyunca devam ettirildiği dile getirildi. Bunun yanı sıra Gece Müzeciliği kapsamında 2025 yılında 1 milyonun üzerinde ziyaretçinin ağırlandığı ifade edildi. 20 müze ve ören yerinde uygulanacak Gece Müzeciliği uygulamasının, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında Bakanlığa bağlı 11 müze ve 9 ören yeri olmak üzere toplam 20 müze ve ören yerinde uygulanacağı belirtildi. Bu kapsamda, T.C. kimlik numarasına sahip Müzekartlı ziyaretçiler, Müzekart geçiş haklarına ek olarak 200 lira ücret karşılığında; Nemrut Ören Yeri, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Alanya Müzesi, Aspendos Ören Yeri, Patara Ören Yeri, Likya Uygarlıkları Müzesi, Side Ören Yeri, Didim Apollon Tapınağı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Hierapolis Ören Yeri, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Galata Kulesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Efes Ören Yeri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Marmaris Müzesi, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Şanlıurfa Müzesi ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi'ni saat 19.00'dan itibaren belirlenen kapanış saatlerine kadar ziyaret edebilecek. Ahlat Selçuklu Mezarlığı ise ziyaretçilere ücretsiz olarak açık olacak.

"Moskova'da Yaz" projesi, 30 Mayıs'ta başlıyor Haber

"Moskova'da Yaz" projesi, 30 Mayıs'ta başlıyor

Moskova Belediyesi'nin bir projesi olarak bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Moskova'da Yaz" festivali, 30 Mayıs'ta açılıyor. Şehrin tüm bölgelerinde 500'den fazla mekânı bir araya getirecek olan festival, bu sezon boyunca kültürel, sportif, eğitici ve lifestyle etkinliklere ev sahipliği yapacak. Geçtiğimiz sezon 64 milyon ziyaretçiyi ağırlayan ve 122 binden fazla etkinliğe sahne olan festival, bu yıl kapılarını yine tüm dünyayla birlikte Türk ziyaretçilere de açıyor. Festivalin ana lokasyonları ve etkinlikler Moskova'da Yaz Festivali'nin programında; açık hava konserleri, tiyatro ve film gösterimleri, atölyeler, geziler ile "Uluslararası Caz Festivali", "Uluslararası Sanat Festivali", "Tiyatro Bulvarı", "Zamanlar ve Dönemler", "Moskova Malikaneleri" gibi büyük şehir festivalleri bulunuyor. Bu yaz, sadece belirli mekanlar değil, tüm şehir merkezi devasa bir açık hava sahnesine dönüşüyor. Moskova genelindeki bulvarlar, meydanlar, parklar ve yaya caddeleri; performanslar, atölye çalışmaları, spor aktiviteleri, sanat enstalasyonları ve yaz sezonuna özgü eğlencelerle gün boyu yaşayan halka açık canlı mekanlar haline geliyor. Moskova'nın ikonik noktalarını bu yaz devasa birer açık hava sahnesine dönüştüren festival kapsamında; Sovyet mimarisi ve kültürel pavyonlarıyla bilinen dev park VDNH, etkileyici film setleri ve interaktif alanlarıyla Moskino Sinema Parkı, Devrim ve Manejnaya Meydanları, Gorki Parkı, Kolomenskoye Müze-Milli Parkı ve Luzhniki Olimpiyat Kompleksi projenin ana üsleri olarak belirlendi. Keşif için en konforlu sezon: Moskova'da yaz atmosferi Yaz mevsimi, Rusya'nın başkentini keşfetmek için en konforlu sezonlardan biri olarak kabul ediliyor. Moskova'nın genellikle ılık geçen yaz havası; gün boyu uzun yürüyüşler, açık havada yemek yeme ve şehri keşfetme için son derece konforlu koşullar yaratıyor. Uzun gün ışığı saatleri ve geniş yeşil alanlar, ziyaretçilerin ruhunu dinlendiren rahat bir şehir atmosferine katkıda bulunuyor. Günümüzde Moskova; tarih, gastronomi, alışveriş, festivaller ve modern deneyimleri bir arada sunan küresel bir cazibe merkezi olarak öne çıkıyor. Ziyaretçiler Kızıl Meydan, Kremlin ve VDNH gibi ikonik simge mekanları keşfederken, modern Moskova'nın çağdaş kültürel alanlarını da deneyimliyor. Moskova, yaz akşamlarında gecenin geç saatlerine kadar hizmet veren çok sayıda restoranı, çatı katı mekanları ve teraslarıyla canlı gece hayatını da gözler önüne seriyor. Şehrin 7/24 hizmet kültürü, hareketli rıhtımları, açık hava kafeleri ve özel veranda konseptleri; yaz seyahati deneyiminin önemli bir parçası haline gelen dinamik bir atmosfer yaratıyor. Türk ziyaretçilerin Moskova'ya ilgisi artıyor Kültür, gastronomi ve konforlu şehir keşfi arayan Türk turistlerin Moskova'ya olan ilgisi istikrarlı büyümesini sürdürürken, başkent 2025 yılında Türkiye'den 75 binden fazla ziyaretçi ağırladı. Türkiye'den giden birçok ziyaretçi, seyahat ederken çok yoğun tur programları yerine gastronomiye, alışverişe, kafelere ve şehrin rahatça keşfedilmesine zaman ayırarak daha yavaş ve esnek bir tempoyu tercih ediyor. Türk gezginlerin ilgisini çeken lokasyonlar arasında Novodeviçi Mezarlığı'nda bulunan usta şair Nazım Hikmet'in mezarının yanı sıra Puşkin Müzesi'ndeki "Heinrich Schliemann Kazılarında Truva" ve Moskova Kremlini'nin Cephanelik Odası (Armoury Chamber) gibi sergiler yer alıyor. Türkiye'deki büyük şehirler ile Moskova arasında birçok havayolu şirketi tarafından gerçekleştirilen haftalık 200'ün üzerinde düzenli direkt uçuş, bu kadim kenti Türk turistler için son derece erişilebilir kılıyor. Şehir ayrıca, uluslararası ziyaretçilerin başkentte konforlu bir şekilde yollarını bulmalarına yardımcı olan "Discover Moscow" gibi platformlar aracılığıyla çok dilli dijital hizmetler, rahat ulaşım sistemleri ve hazır seyahat rotaları sağlıyor. Kategorilere göre festival takvimi Kültür, sanat ve müzik V. Uluslararası Moskova Caz Festivali (08 Haziran - 14 Haziran 2026): Farklı ülkelerden gelen sanatçılar; Zaryadye Parkı, Hermitage Bahçesi ve Çaykovski Konser Salonu'nda sahne alacak.IV. Zaryadye Yaz Müzik Festivali (06 Haziran - 05 Temmuz 2026): Klasik ve modern besteleri, opera prodüksiyonlarını, senfonik konserleri, prömiyerleri ve dünyaca ünlü müzisyenlerin performanslarını içerecek."Tiyatro Bulvarı" Festivali (30 Mayıs - 30 Ağustos 2026): Moskova'nın en büyük açık hava tiyatro festivali olan "Tiyatro Bulvarı", gösterileri geleneksel sahnelerin dışına taşıyarak doğrudan şehrin kalbiyle buluşturuyor. Yaz sezonu boyunca müzikal ve dramatik yapımlar, Moskova'nın bulvarlarının ve halka açık mekanlarının ayrılmaz bir parçası haline geliyor.IX. Uluslararası Sanat Festivali "Inspiration": VDNH'de düzenlenecek festival, müzikal, dramatik tiyatro yapımlarını, multimedya performanslarını, modern dans gösterilerini ve uluslararası sanatsal çalışmaları, Moskova'nın en büyük açık hava kültür mekanlarından birinde buluşturacak. Tarih, miras, gastronomi ve yaşam tarzı "Moskova Malikaneleri" Festivali (30 Mayıs - 06 Eylül 2026): Festival; ziyaretçileri sürükleyici kültürel deneyimler, açık hava performansları, tarihi canlandırmalar, tematik geziler ve geleneksel yaşam tarzı sunumları aracılığıyla Moskova'nın tarihi malikanelerini keşfetmeye davet ediyor. Şehrin birçok tarihi konağı ve malikane kompleksi; konukların Moskova'nın aristokratik mirasını ve mimari tarihini interaktif bir formatta deneyimleyeceği, kendine has bir atmosfere sahip kültürel mekanlara dönüşüyor."Made in Moscow" Kreatif Pavilyonları: Moskova merkezindeki dönemsel açık hava pavilyonları, Moskovalı girişimciler ve kreatif profesyoneller tarafından hayata geçirilen yerel markaları, gastronomiyi, modayı, tasarım ürünlerini, atölye çalışmalarını ve kültürel aktiviteleri vitrine çıkaracak."Bahçeler ve Çiçekler" Festivali: Kentteki merkezi bulvarlar ve halka açık alanlar, büyük ölçekli çiçek ve peyzaj enstalasyonlarının yanı sıra atölye çalışmalarına, yarışmalara, açık hava etkinliklerine ve tematik yazlık rekreasyon alanlarına ev sahipliği yapacak."Zamanlar ve Dönemler" Festivali (10 - 14 Haziran 2026): Tüm şehre yayılan mekanlarda gerçekleştirilecek olan bu festival; Orta Çağ'dan Birinci Dünya Savaşı'na kadar farklı dönemleri kapsayan büyük ölçekli tarihi canlandırmaların yanı sıra özgün zanaat atölyelerine, performanslara, sergilere ve sürükleyici açık hava deneyimlerine ev sahipliği yapacak.Yaratıcı Bölgeler ve Türk Mirası: Seyahat tutkunları, eski endüstriyel alanların sanat mekanlarına ve kafelere dönüştürüldüğü Hlebozavod, Winzavod Çağdaş Sanat Merkezi ve Kırmızı Ekim (Red October) gibi yaratıcı bölgeleri keşfedebilir. Ayrıca Türk ziyaretçiler için usta şair Nazım Hikmet'in Novodeviçi Mezarlığı'ndaki kabri, Puşkin Müzesi'ndeki "Heinrich Schliemann Kazılarında Truva" sergisi ve Moskova Kremlini'nin Cephanelik Odası (Armoury Chamber) önemli duraklar arasında yer alıyor.Yemek ve Alışveriş Kültürü: Geleneksel Rus mutfağından modern uluslararası gastronomiye uzanan restoranların yanı sıra Türk mutfağı mekanları da şehirde yaygın olarak yer alıyor. Alışveriş için ise lüks caddelerin yanı sıra Aviapark ve Afimall gibi büyük alışveriş merkezleri ile tarihi çok katlı mağaza GUM, çeşitli seçenekler sunuyor. Eğlence, bilim ve rekreasyon VDNH Özel Programları: Moskova'nın en büyük kültürel ve rekreasyonel alanlarından biri olan VDNH; yaz sezonu boyunca atölye çalışmaları, müzik performansları, festivaller, bisiklet aktiviteleri, müzeler, parklar ve aile eğlencelerine kadar uzanan geniş bir deneyim yelpazesi sunuyor. Sezonun öne çıkan etkinlikleri arasında Bilim ve Dondurma Festivali de yer alacak.Aktif Yaşam ve Şehir Deneyimleri: Açık hava dinlenme alanları, scooter kiralama, Moskva nehirinde tekne gezintisi ve Moskova merkezindeki eğlence mekanları, ziyaretçilere yaz sezonu boyunca şehri keşfetmenin farklı yollarını sunuyor. "Moskova'da Yaz", Rus başkentinin kültür, gastronomi, festival ve modern yaşamı bir araya getiren canlı, uluslararası bir merkeze dönüştüğünü gösteriyor. Gelişmiş şehir altyapısı, yeşil alanları, zengin etkinlik takvimi ve yabancı turistler için sağlanan ulaşım kolaylıkları sayesinde Moskova; Türk ziyaretçilere hem tarihi mirasını hem de modern yüzünü keyifli ve rahat bir tempoda keşfetme fırsatı sunuyor.

Yağmurun başkentinde 40 yıllık şemsiye tamiri geleneği sürüyor Haber

Yağmurun başkentinde 40 yıllık şemsiye tamiri geleneği sürüyor

Türkiye’nin en yağışlı şehirlerinden biri olan Rize’de, yağmur günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olurken, şemsiye de kent kültürünün en önemli simgelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak teknolojinin, tüketim alışkanlıklarının ve ucuz ithal ürünlerin gölgesinde unutulmaya yüz tutan mesleklerden biri olan şemsiye tamirciliği, Rize’de hala küçük bir dükkanda yaşamaya devam ediyor. Rize merkezde yıllardır aynı dükkanda çalışan 61 yaşındaki Orhan Tarlacı, babasından öğrendiği şemsiye tamiri mesleğini yaklaşık 40 yıldır sürdürüyor. Çocuk yaşlarda başladığı çinko oluk ve lehim işlerini yıllar içinde şemsiye tamiriyle birleştiren Tarlacı, bugün Rize’de tek Karadeniz Bölgesi’nde ise bu işi yapan sayılı ustalardan biri olarak biliniyor. Tarlacı’ya Artvin’den Trabzon’a kadar birçok noktadan tamir için şemsiye gelirken, İstanbul’da yaşayan Rizeliler bile yaz aylarında bozuk şemsiyelerini Rize’ye getiriyor. Babasından öğrendiği mesleği 40 yıldır sürdürüyor Çocukluk yıllarından beri çinko oluk, lehim ve tamir işleriyle uğraştığını anlatan Orhan Tarlacı, mesleğin aileden kendisine kaldığını söyledi. Tarlacı, "Çocukluğumdan beri çinko, oluk ve lehim işleriyle uğraşıyorum. Bu bizim dede mesleğimiz. Dededen babaya, babadan da bize kaldı. Eskiden daha çok çinko oluk işi yapardık. Çatı olukları, sac işleri olurdu. O zamanlar bu işler çoktu. Sonradan çinko işi bitti, lehim işi azaldı. Yaklaşık 40 senedir de daha çok şemsiye tamiri ile uğraşıyorum. Elimizden geldiği kadar en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz" dedi. Eskiden Rize’de bu işi yapan çok sayıda usta bulunduğunu ancak zamanla mesleğin yok olmaya başladığını ifade eden Tarlacı, "Şu anda biliyorsunuz Rize’de şemsiye tamircisi yok. Eskiden vardı. Bakırcılar Sokağı’nda vardı mesela. O ustalar da yıllar önce vefat etti. Yaklaşık 15-20 sene oldu öleli. Ondan sonra bu işler bize kaldı. Biz de elimizden geldiği kadar devam ettirmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "İstanbul’dan bile şemsiye getiriyorlar" Şemsiye tamiri yapan insan sayısının çok azaldığını söyleyen Tarlacı, "Ben hemen hemen 40 senedir bu işi yapıyorum. Rahmetli babam yapardı. Ben de ondan öğrendim. Babamdan bana kaldı. Bizden sonra ne olur artık bilemiyorum. Çünkü bu işi yapan da yetişmiyor artık. Şu anda Karadeniz’de şemsiye tamircisi yok gibi bir şey. Hopa’dan Trabzon’a kadar insanlar bana şemsiye getiriyor. Hatta İstanbul’dan bile geliyor. Yazın memlekete gelenler bozulan şemsiyelerini topluyor, getirip bana yaptırıyor. Çünkü artık şemsiye tamiri diye bir sanat kalmadı. Şemsiye tamiri bitti. Zaten sanatların çoğu bitti. Bizim asıl dede mesleğimiz çinko oluk işi. Sonra lehim işleri, lüks tamiri, şemsiye tamiri Lehim işinin her çeşidini yaparız. Mesela bakır kaplar delinir, onları lehimleriz. Eskiden bu işler çok olurdu. Şimdi o işler de bitti" ifadelerini kullandı. "Rize’de şemsiyesiz dışarı çıkılmaz" Rize’de yaşayan insanların hava durumuna bakmadan evden şemsiyeyle çıktığını söyleyen Tarlacı, kentte şemsiyenin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlattı. Tarlacı, "Burası Rize. Yağmurun başkenti. Burada insanlar evden çıkarken şemsiyesiz çıkmaz. Hava açık diye güven olmaz. Sabah güneş olur, öğlene yağmur yağar. Çarşıya çıkan adamın elinde mutlaka şemsiye olur. Burada şemsiye elde taşınır yani" şeklinde konuştu. Emekli olduğunu ve şemsiye tamirciliğini severek yaptığını söyleyen Tarlacı, "Ben emekliyim. Şükürler olsun. Bu işi geçim kaynağı olarak yapmıyorum artık. Harçlığımız çıkıyor işte. Ama sadece şemsiye tamiriyle ev geçindirmek zor. O yüzden lehim işi de yapıyoruz, başka tamir işleri de yapıyoruz" dedi. "Şimdiki şemsiyelerin ömrü yok" Eskiden kullanılan şemsiyelerin daha kaliteli olduğunu söyleyen Tarlacı, günümüzde satılan birçok ürünün kısa sürede kırıldığını ifade etti. Tarlacı, "Güneşli havalarda bakarsın üç-beş şemsiye gelir. Ama yağmurlu havalarda iş çoğalır. Özellikle kışın yoğun olur. Eskiden şemsiye ucuzdu. İnsanlar tamir yaptırmazdı. Atar yenisini alırdı. Ama şimdi en kötü şemsiye olmuş 350-400 lira. Bir de çoğu Çin malı. Eskiden kaliteli şemsiyeler vardı. Kobalt vardı, başka kaliteli markalar vardı. Onların parçaları çelik olurdu. Şimdi hepsi plastik" diye konuştu. Dükkanında hala eski şemsiyelerin parçalarının bulunduğunu belirten Tarlacı, "Eskiden çelik olan parçalar şimdi plastik olmuş. Çin şemsiyesi bunlar. Şimdi her şey Çin oldu zaten. Şemsiyeler de öyle. Şimdi öyle oluyor ki adam dükkandan sıfır şemsiye alıyor, müşteriye gösterirken şemsiye kırılıyor. Yepyeni şemsiye kırılıyor. Burada benim dükkanda bile sıfır kırık şemsiyeler var. Tamir etmem için getiriyorlar. Çünkü malzeme kalitesiz" ifadelerini kullandı. "Poşet poşet şemsiye getiriyorlar" Şemsiyelerin pahalanmasıyla birlikte tamire olan ilginin arttığını söyleyen Tarlacı, özellikle kadın müşterilerin çok sayıda şemsiye getirdiğini anlattı. Tarlacı, "Ama şimdi şemsiye pahalı olduğu için insanlar atamıyor. 350-400 liralık şemsiyeyi bir kere kırıldı diye çöpe atmak kolay değil. Getiriyor bana, 50 lira 100 lira verip yaptırıyor. Özellikle kadın müşteriler çok getiriyor. Poşet poşet bozuk şemsiye getiriyorlar. ’Bunları atmaya kıyamıyoruz’ diyorlar" şeklinde konuştu. "Şemsiye tamiri sabır ister" Şemsiye tamirinin göründüğünden daha zor bir iş olduğunu anlatan Tarlacı, "Şemsiye tamiri sabır işi. Zevkli iş ama çok sabır istiyor. Bazı şemsiyeler oluyor 8 telli, bazıları 16 telli oluyor. İçine el bile zor giriyor. Bazen tamir ederken 10 dakika uğraşıyorum, olmuyor, bırakıyorum. Sonra biraz bekleyip tekrar başlıyorum. Sabır olmadan yapılacak iş değil. Ama ben seviyorum bu işi. Benim için biraz da hobi oldu artık. Emekliyim sonuçta. Geliyorum dükkana, uğraşıyorum. Sanatımdan zevk alıyorum. Yaptığım işten memnunum. İnsanları memnun etmeye çalışıyorum" diye konuştu. "Bu işi sakın bırakma diyorlar" Müşterilerinin kendisine sık sık dua ettiğini belirten Tarlacı, mesleğin kaybolmasından dolayı insanların endişe duyduğunu söyledi. Tarlacı, "Allah sağlık verdiği sürece de yaparım herhalde. Ölene kadar devam ederim diye düşünüyorum. İki tane oğlum var. Birisi biraz yapar ama başka yerde çalışıyor. Diğeri de başka işte çalışıyor. Ben burada emekliliğimi sürdürüyorum işte. Müşteriler bana çok dua ediyor. Özellikle kadın müşteriler geliyor, ’Bu işi sakın bırakma’ diyor. ’Sen bırakırsan biz şemsiyeleri nereye yaptıracağız?’ diyorlar. ’Allah sana uzun ömür versin’ diyen çok oluyor. Çünkü artık yapan yok" ifadelerini kullandı. "Bizden sonra ne olur bilmiyorum" Gençlerin bu tür işlere ilgi göstermediğini söyleyen Tarlacı, "Şimdiki gençler de bu işe yanaşmıyor. ’Şemsiye tamirciliği mi olur?’ diyorlar. Küçümsüyorlar biraz. Çırak da yetişmiyor zaten. Bugün bir çırağa ne vereceksin? Günlük üç-beş şemsiye tamiriyle ancak kendi masrafını çıkarıyorsun. Benim kendi oğlum bile geliyor, 5-10 dakika duruyor, sonra gidiyor. Çünkü başka işte çalışıyor. Şimdiki gençler bu işlere meyilli değil. Ben çocukluğumdan beri aynı dükkandayım. Aynı yerde çalışıyorum. Dediğim gibi bu iş dedemden babama, babamdan bana kaldı. Bizden sonrası ne olur artık bilmiyorum. Belki tamamen biter, belki biri çıkar devam ettirir. Ama şu anda yapan yok. Kışın işler biraz iyi oluyor ama yazın pek iş olmuyor" dedi. Yıllardır aynı dükkanda şemsiyeleri tamir ederek mesleğini sürdüren Orhan Tarlacı, yağmurun eksik olmadığı Rize’de hem insanların şemsiyelerini hem de kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaati ayakta tutmaya devam ediyor.

İstanbul’da "Macedonia Connect" Rüzgarı Haber

İstanbul’da "Macedonia Connect" Rüzgarı

Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve Kuzey Makedonya Kültür Merkezi ev sahipliğinde, Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu iş birliğiyle düzenlenen "Macedonia Connect" buluşması İstanbul’da gerçekleştirildi. Diplomasi, iş dünyası ve kültür sektörünü bir araya getiren zirvede konuşan Başkonsolos İdris Fazlioski, 2025 yılında Kuzey Makedonya'yı ziyaret eden turistler arasında Türklerin ilk sırada yer aldığını belirterek, "Kültürel yakınlığımızı somut ticari ortaklıklara dönüştürme yolunda güçlü bir adım atıyoruz" dedi. İSTANBUL – Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki köklü tarihi, ticari ve kültürel bağları daha da güçlendirmeyi amaçlayan “Macedonia Connect – Kültür, Gastronomi ve Turizm Buluşması”, Grand Cevahir Hotel & Convention Center Şişli’de geniş katılımla gerçekleştirildi. İş dünyası, diplomasi, turizm ve kültür çevrelerini aynı çatı altında buluşturan etkinlikte; iki ülke arasındaki ekonomik iş birlikleri, yatırım fırsatları ile turizm ve gastronomi alanındaki ortak potansiyel kapsamlı şekilde ele alındı. Yoğun ilgi gören buluşmaya; Kosova Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Suzan Novoberdaliu, Arnavutluk İstanbul Başkonsolosu Armand Shandro, Bosna Hersek İstanbul Başkonsolosu Dragan Mihaljević, Hindistan İstanbul Başkonsolosu Mijito Vinito, Malezya İstanbul Başkonsolosu Amiri Bakar ve Gürcistan İstanbul Başkonsolosu Aleksandre Jishkariani katıldı. Diplomatik temsilcilerin yanı sıra iş ve turizm dünyasının önemli isimleri de etkinlikte yer aldı. Erdem Holding Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Abidin Erdem, Cevahir Holding Yönetim Kurulu Üyesi Eser Cevahir, Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, Dedeman Holding Yönetim Kurulu Üyeleri Banu Dedeman ve Murat Dedeman ile turizm sektörünün önde gelen temsilcileri programda hazır bulundu. “Macedonia Connect”, yalnızca kültür ve turizm odaklı bir tanıtım etkinliği olmanın ötesine geçerek; Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine, ekonomik ilişkilerin güçlenmesine ve kültürel yakınlığın daha ileri taşınmasına yönelik önemli bir platform niteliği taşıdı. "İstanbul'da Yeni Köprüler İnşa Ediyoruz" Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu İdris Fazlioski, dünya kültürlerinin kavşağı olan İstanbul’da bu buluşmayı gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Yalnızca bir tanıtım yapmadıklarını, iki ülke arasında yeni köprüler kurduklarını vurgulayan Fazlioski, şunları söyledi: "Gerçekleştirdiğimiz 'Macedonia Connect' buluşmasıyla, sadece kültürel bağlarımızı tazelemekle kalmıyor; aynı zamanda turizm ve gastronomi alanlarındaki ortak potansiyelimizi ticari ortaklıklara dönüştürme yolunda güçlü bir adım atıyoruz. Osmanlı, Bizans ve Avrupa kültürlerinin izlerini bir arada taşıyan Kuzey Makedonya; Üsküp'teki Taş Köprü'den UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Ohrid Gölü'ne, Mavrovo'dan Matka Kanyonu'na kadar eşsiz doğal ve kültürel zenginliklere sahip. Ülkelerimiz arasındaki bu dostane ilişkilere dayanan iş birliğimiz her dönemde daha da güçlenerek devam ediyor. Bizim görevimiz; hedeflerimiz doğrultusunda ortak çıkarlarımızı önceleyerek erdemli ve vizyoner bir iş birliği ortaya koyabilmek’’ Başkonsolos Fazlioski ayrıca " Sıcak misafirperverliğimiz ve ulaşım kolaylığı sayesinde turizm potansiyelimiz istikrarlı şekilde artıyor. 2025 yılında Kuzey Makedonya’yı ziyaret eden yabancı turistler arasında Türk turistler ilk sırada yer almıştır. Bunun yanında vatandaşlarımızın önemli bir bölümü de Türkiye’yi, özellikle İstanbul’u ve Marmara Bölgesi’ni ziyaret etmektedir" diyerek karşılıklı turizm hareketliliğinin altını çizdi. Dostluk; Kültür, Gastronomi ve Turizmle Görünür Kılınıyor Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü ise konuşmasında iki ülke arasındaki ortak tarihe ve kültürel yakınlığa vurgu yaptı. Platform olarak bugüne kadar konsolosluklar, odalar, organize sanayi bölgeleri ve federasyonlarla 16 büyük buluşma gerçekleştirdiklerini belirten Gözcü şöyle konuştu: "Macedonia Connect ile Kuzey Makedonya ve Türkiye dostluğunu kültür, gastronomi ve turizm başlıkları üzerinden daha görünür kılmayı amaçladık. İnanıyoruz ki bu etkinlik, iki ülke arasında yepyeni iş birliklerine ve stratejik ortaklıklara çok güçlü bir katkı sunacak. " Uzman İsimler Kuzey Makedonya Potansiyelini Tartıştı Zirve kapsamında, iki ülkenin turizm profesyonellerini bir araya getiren panel düzenlendi. Kuzey Makedonya’nın turizm destinasyonlarının ve gastronomi değerlerinin masaya yatırıldığı panelde; Kuzey Makedonya Kültür Merkezi Müdürü Dime Rataykoski, FEST Travel Kurucusu Faruk Pekin ve TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı M. Tümay İmamoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelistler, iki ülke arasındaki kültürel turizm rotalarını geliştirecek önerileri katılımcılarla paylaştı. B2B Görüşmeleriyle Yeni Ticari Anlaşmaların Kapısı Aralandı Zirvenin en dinamik bölümlerinden birini oluşturan B2B (İkili İş Görüşmeleri) seanslarında ise Türk ve Makedon firma temsilcileri birebir görüşmeler yaptı. Sektör profesyonelleri, turizm ve ticaret alanlarında yeni yatırımların hayata geçirilmesi ve karşılıklı ticaret hacminin artırılması adına son derece verimli temaslarda bulunarak geleceğe yönelik stratejik ortaklıkların zeminini hazırladı.

Alanya festival sezonuna hazırlanıyor Haber

Alanya festival sezonuna hazırlanıyor

Toplantının açılış konuşmasını yapan Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak, "Bu yıl festivalimizin temasını ‘kervan’ olarak belirledik. Yörük ve Türkmen şehri Alanya’mız kervanı fazlasıyla içinde barındırıyor. Biz bu terimin altını çeşitli başlıklar altında doldurmaya gayret ettik. 21-27 Mayıs tarihleri aynı zamanda Türk Mutfağı Haftası olarak belirlendiği için festivalimizin içerisinde Türk Mutfağı ve Gastronomi Alanı düşünüldü. Ülkemizin farklı yerlerinden gelen mutfak uzmanlarının sunumları olacak. Kendi kültürlerini bizlerle paylaşmalarını istediğimiz Yeni Alanyalılar Platformu’na geniş bir yer verdik. Her ülke temsilcisi sunumlar yapacak. Çok sayıda öğrencisi olan değerli hemşerimiz Prof. Dr. Hayri Duman ile endemik bitkiler konusunda bir çalışma yaptık. Hocamızla yaptığımız çalışmada Alanya’ya ait endemik bitkilerden çiçekli olanları Kültür Müdürlüğümüz tarafından ipek kozası ile canlandırıldı. O da festivalimizde yer alacak. Yine Halk Eğitimi Merkezi ile yürüttüğümüz el sanatları kurslarımızdaki kadınların eserlerinin yer alacağı bir festival olacak. Bu yıl Kızılkule’nin 800. yaşını idrak ediyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız yılsonuna kadar devam edecek" dedi. "Alanya hepimizin’’ Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik katılımcılara teşekkür ederek, "Buradaki basın mensubu arkadaşlarımı görünce biz artık Alanya'da bir şeyleri başarmaya başlamışız diye düşündük. Bu düşüncemiz de burada sizleri görünce oluştu. Alanya hepimizin. Alanya için hep beraber çalışmalıyız. Alanya için hep beraber elimizi taşın altına sokmalıyız demiştik. Ben burada bunu görüyorum. Bu görüntü herkesin artık Alanya için elini taşın altına soktuğu anlamına gelir. Alanya adına buna çok sevindiğimi söyleyebilirim. Hepinize bu konuda çok teşekkür ediyorum. Alanya için hep beraber çalışmalıyız. Artık bunun ateşini yaktığımızı, kıvılcımın çıkmaya başladığını, tomurcukların belki de büyümeye başladığını da burada bir kez daha teyit etmiş olduk. Sizlere teşekkür ediyorum" dedi. "Bu yıl Goran Bregoviç festivalimize renk katacak'' "Hep beraber yönetelim ve herkes kendi en iyi bildiği işi yapsın şeklindeki tarzımızın bir yansımasını da burada görüyoruz" diyen Başkan Özçelik, "Herkes kendi içerisinde, kendi bildiği işleri burada anlattı ve bu konuda da belediyeler arasında bir fark oluşturacağını düşünüyorum. Herkes kendi en iyi bildiği işi yapsın tarzındaki düşüncemi en azından burada gerçekleştirmeye başladığımızı gördüğümde kendi adıma da sevindim. Her bayramda, her önemli günde, her festivalde Türkiye'nin önemli sanatçılarını ağırladık. Ama biz uluslararası olabilmek adına geçen sene Gipsy Kings’i getirmiştik. Hem Türkiye genelinde hem Avrupa da hem de dünya çerçevesinde güzel bir tanıtım oldu. Bu yıl Goran Bregoviç festivalimize renk katacak. Kendisini çok seviyoruz. Hem Alanya'da yaşayanlar hem turizm amacıyla gelenler, hem de Antalya ve çevresinden katılacak olan pek çok misafirimiz festivalimizde yer alacak. Bu konuda da fark oluşturmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Kültür alışverişi de bir kervandır" Başkan Özçelik, konuşmasına şöyle devam etti: "Arkadaşlarımız bu sene ile ilgili 'ne yapalım, hangi tema altında çıkalım' dediklerinde kendi içlerinde oturdular, konuştular. Kervan temasını uygun gördüler. Bana sorduklarında 'daha güzeli mi var' dedim ve bununla ilgili çalışmalara başladık. Kervan bir anlamda da kültürler arasındaki transferdir. Bugün bu kervan kelimesine geniş anlamda baktığımızda, Alanya’mıza 130'dan fazla ülkeden gelen insanların burada yerleşik olduğunu düşündüğümüzde ve aramızda kültür alışverişleri olduğunu düşündüğümüzde, bunun da aslında bir kervan olduğunu söyleyebiliriz. Alanya geçmişten beri bir özelliğini hiç kaybetmedi. Liman kenti ve ticaret kenti olma özelliği. Her yerden buraya bir şeyler gelirken buradan da diğer bölgelere bir şeyler satılmıştır. Ticaret yapılmıştır, kültür de bu süreçte aktarılmıştır. Bunlar festival temasını daha da anlamlı hale getiriyor." "Bütün organizasyonlarımızı daha yukarıya çıkaracağız" Başkan Özçelik, "Zaman zaman gerek propaganda döneminde gerek daha sonraki dönemlerde söylediğim şey şuydu; biz mümkünse var olan hiçbir şeyi kaldırmayacağız. Bir basamak, bir tık yukarıya daha kaliteli götüreceğiz diye söylemiştim. Bunu sık sık söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim. Hedefimiz bu. Bizim geçmişle derdimiz yok. Alanya'nın geleceğiyle ilgili derdimiz var. Bunun için de çalışmaya devam ediyoruz. Şehrin ekonomisine de faydalar sağlayacağını düşündüğümüz için daha da büyüterek festivallere devam ettik. Bu iş için en aşağısından en yukarısına kadar çalışan birçok çalışma arkadaşlarım var. Ben bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum ve bu emeklerini daha fazla artırarak önümüzdeki yıllarda bütün organizasyonlarınızın daha yukarıya çıkacağımızı düşünüyorum. Bu arada bu festivallerde biz Yaşam Boyu Başarı Ödülü veriyoruz. Bu yıl da Yaşam Boyu Alanya'da Tarıma Destek Ödülü arkadaşlarımız planlamıştı. Bununla ilgili çalışmaları bitirdiler ve Mehmet Balki, Ahmet Arslan ve Ahmet Dalabasmaz’a ödüllerini festival içerisinde takdim edeceğiz. Buraya katıldığınız, burada bizleri dinlediğiniz ve yapacağınız tüm bilgilendirmeler ve tanıtımlar için hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi. Festival programı tanıtıldı Basın toplantısında Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Nimet Hacıkura, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Sevda Çapa, Park ve Bahçeler Müdürü Nazmi Uyar ile Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Naim Namal, festivalle ilgili detaylı bilgi verdi. 22 Mayıs Cuma günü saat 18.00’de Atatürk Anıtı önünden festival korteji ile açılış gerçekleştirilecek. Saat 19.00’da Rıhtım Şelale Meydanı’nda Alanya Belediyesi zeybek kursiyerlerinin açılış gösterisi, saat 19.15’te Aspendos Ensemble konseri yapılacak. Festival kapsamında "Kozadan Doğaya Alanya’nın Endemik Mirası", Sessiz Tanık "KIZILKULE" fotoğraf sergisi, "Zamanın izinde: Kızılkule ve Alanya" siyah-beyaz fotoğraf sergisi, "İpeğin Kalbi: KOZA" gösteri ve satış alanı, Alanya Koza Bahçesi sergi alanı, siyah-beyaz fotoğraf sergisi, Keykubat Yolu sergisi yer alacak. Ayrıca Genç Frekans alanı, Yeni Alanyalılar Platformu alanı, üretici pazar stantları, el sanatları stantları ve yöresel lezzet stantları festival süresince vatandaşları ağırlayacak. İlk gün saat 21.00’de uluslararası halk dansları ve müzik gösterileri ile DJ Haluk Sarıtaş performansı, saat 22.00’de ise Aşkın Nur Yengi konseri yapılacak. 23 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00’de tüm stant ve sergi alanları ile Türk Mutfağı Haftası etkinlik alanı ziyarete açılacak. Saat 16.00’da Rıhtım Şelale Meydanı’nda uluslararası halk dansları ve müzik gösterileri, okulların folklor ve animasyon gösterileri düzenlenecek. Saat 16.30’da Kızılkule yanındaki tarihi sarnıç yapısında Anna Naeini’nin ahşap yakma pirogravür sergisi açılacak. Saat 17.00’de 10. Uluslararası Alanya Karikatür Yarışması ödül töreni, yarışma sergisi ve Musa Gümüş özel karikatür sergisi Kızılkule’de yapılacak. Saat 18.00’de Lifos Alanı’nda Genç Frekans etkinlik alanı açılacak. Saat 21.00’de DJ Oğulcan Gümüş performansı, saat 22.00’de Melek Mosso konseri eski belediye binası arkasında gerçekleştirilecek. 24 Mayıs Pazar günü saat 11.00’de stant ve sergi alanları ile Türk Mutfağı Haftası etkinlik alanı yeniden ziyarete açılacak. Saat 16.00’da Rıhtım Şelale Meydanı’nda uluslararası halk dansları, müzik gösterileri, okulların folklor ve animasyon gösterileri yapılacak. Saat 19.00’da Kızılkule teras katında Kate Vovk ve Natalie Barış Duo, Tarihi Mekanlardan Yükselen Müzik Tınıları konserinde klasik müzik severler ile buluşacak. Saat 21.00’de eski belediye binasında DJ Gökhan Sakaltaş performansı, saat 22.00’de ise Goran Bregoviç konseriyle festival tamamlanacak. Basın toplantısına Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, CHP Alanya İlçe Başkanı Bülent Kandemir, Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak, başkan danışmanları, meclis üyeleri, ilgili birim müdürleri katıldı.

Turizm Haftası’nda kültür ve gastronomi buluşması başlıyor Haber

Turizm Haftası’nda kültür ve gastronomi buluşması başlıyor

Denizli Büyükşehir’le kültür ve gastronomi bir arada Lezzetin ve kültürün kalbi Çamlık’ta atacak İki gün sürecek organizasyonda, Denizli’nin tüm ilçeleri kendi özgün değerleriyle yer alacak. Ziyaretçiler, yöresel lezzetleri tatma fırsatı bulurken, aynı zamanda ilçelerin kültürel birikimini yakından tanıma imkanı elde edecek. Etkinlik, 18 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’te alan açılışı ve protokol konuşmalarıyla başlayacak. Gün boyunca ilçelere ait stantlar gezilebilecek, gastronomi sunumları ve ikramlar yapılacak. Denizli’nin tüm renkleri aynı alanda 19 Nisan Pazar günü ise etkinlik saat 11.00’de yeniden kapılarını açacak. Gün boyu sürecek tanıtım faaliyetlerinin yanı sıra ayakkabı yapımı, hasır halı dokuma, Buldan bezi dokuma ve Kızılhisar çömleği gibi geleneksel üretimlerin yer aldığı atölyeler gerçekleştirilecek. İlçelerden getirilen fotoğraflarla sergiler düzenlenecek, workshoplarla ziyaretçilere interaktif deneyimler sunulacak. Denizli’nin dört bir yanından gelen yöresel ürünler de etkinliğin önemli bir parçası olacak. Acıpayam’ın Karahöyük ekmeğinden Babadağ keşkeğine, Buldan’ın tekstil ürünlerinden Çal’ın üzümlerine, Tavas’ın baklavasından Serinhisar leblebisine kadar çok sayıda lezzet ve kültürel unsur katılımcılarla buluşacak. Doğayla iç içe atmosferiyle Çamlık Mesire Alanı’nda gerçekleştirilecek “Kültür ve Gastronomi Günleri”, Denizlililere hem lezzet hem de kültür dolu bir hafta sonu yaşatacak.

Berlin Turizmde İrtifa Kaybediyor Haber

Berlin Turizmde İrtifa Kaybediyor

Berlin için turizmde alarm zilleri çalıyor. Almanya’nın başkenti, yıllar süren yükselişin ardından turistler için giderek daha az cazip bir destinasyon haline geliyor gibi görünüyor. Kentte geceleme sayıları 2019 yılında 34,1 milyonla rekor seviyeye ulaşmıştı. Ancak 2025 itibarıyla bu rakam 29,4 milyona geriledi. Bu da yaklaşık yüzde 15’lik bir düşüş anlamına geliyor. Berlin’i ziyaret edenlerin büyük bölümünü Alman turistler oluşturuyor. 2025 yılında kenti ziyaret eden toplam 12,4 milyon kişinin 7,9 milyonu Almanya içinden gelen ziyaretçilerden oluştu. Bu turistlerin bir kısmı, Berlin-Neukölln’de turlar düzenleyen şehir rehberi Reinhold Steinle’nin müşterileri arasında yer alıyor. Çeşitliliği ve Arap restoranlarıyla tanınan Neukölln semtinde çalışan Steinle, ziyaretçilerin özellikle temizlik konusunda şikayetçi olduğunu söylüyor. Steinle, “Pek çok insan kirlilik karşısında gerçekten şok oluyor,” ifadelerini kullandı. Kentteki çöp sorunu rakamlara da yansıyor. Berlin’in şehir temizlik kurumu BSR, yalnızca 2024 yılında yaklaşık 54 bin metreküp yasadışı atık toplandığını açıkladı. Bu miktar yaklaşık 22 olimpik yüzme havuzunu doldurabilecek hacme eş değer. Şehrin bazı bölgelerinde çöplerin artık günlük şehir manzarasının kalıcı bir parçası haline geldiği belirtiliyor. Berlin’de turist şikayetlerine ulaşım sorunları da ekleniyor. Şehir rehberi Reinhold Steinle, birçok ziyaretçinin kent içi ulaşımı “çok zor” bulduğunu söylüyor. Steinle, “Tren iptalleri, S-Bahn iptalleri ve aşırı kalabalık otobüsler. Bu da pek çok kişi için hayal kırıklığına neden oluyor,” ifadelerini kullandı. Kulüplerin yarısı kapatılabilir Berlin’de turizmin yanı sıra kültürel yaşam da baskı altında. Şehir rehberi Reinhold Steinle, kentin “havası” ve cazibesini kaybettiğini ve bunun turist sayısındaki düşüşle bağlantılı olduğunu söylüyor. Steinle’ye göre Berlin artık giderek daha az heyecan verici bir şehir haline geliyor. “Bunun kültürle, kültür sektöründeki kesintilerle ve kültür üretimi için giderek zorlaşan koşullarla ilgisi var,” diyor. Zorlaşan bu koşullar, kentin kültür altyapısında da hissediliyor. Bir dönem Avrupa’nın tekno başkenti olarak anılan Berlin’de çok sayıda kulüp ve kültürel mekân kapanma riskiyle karşı karşıya. Kulüp temsilcilerini bir araya getiren Clubcommission derneğine göre şehirdeki kulüplerin yaklaşık yarısı kapanma tehlikesi altında. Bu risk, uzun süredir Humboldthain Kulübü’nü işleten Ludwig Eben için de somut bir tehdit oluşturuyor. Eben, kulübün yanına yapılması planlanan otel nedeniyle geleceğe dair endişeli. Ebeni “Orada bir otel inşa edilirse, sorun insanların uyumak istemesi. Pencereler kulübe bakıyorsa gürültü şikâyeti riski vardır ve er ya da geç kulüp kapanmak zorunda kalabilir,” diyor. Berlin’de kültür mekânlarının geleceği belirsizliğini korurken, kulüp işletmecileri hem yerel yaşamın hem de turizm deneyiminin risk altında olduğunu vurguluyor. Humboldthain Kulübü’nü işleten Ludwig Eben, kulüp kültürünün yalnızca turistler için değil şehirde yaşayan herkes için de kritik bir rol oynadığını söylüyor. “Kulüp kültürü turistler için olduğu kadar Berlin’de yaşayan herkes için de önemli. Pandemi, buluşma yerlerinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. İnsanlar başka nerede buluşmalı? McDonald’s’ta mı?” diyen Eben, bu alanların sosyal yaşamın merkezinde yer aldığını vurguluyor. Eben, kulübünü korumak için çeşitli yollar aradığını ve özellikle planlanan yeni otel projesine karşı mücadele ettiğini belirtiyor. En azından otelin kulübe bakan pencerelerinin inşa edilmemesini sağlamaya çalıştığını ifade ediyor. Bölgedeki yerel meclis üyelerinin kulübün korunması yönünde oy kullanması beklenirken, Eben yine de geleceğe dair net bir güvence olmadığını söylüyor. “Kira kontratını bu şekilde uzatamam,” diyen Eben, şehirdeki dönüşümün kültürel alanları giderek daralttığını belirterek ekliyor: “Şehir daha iyiye doğru değişmedi çünkü bunun gibi yerlerin hepsi aslında ortadan kaldırıldı. Uzun zamandır turistleri buraya çeken sadece birkaç şey kaldı.” Öte yandan Berlin Senatosu’nun Ekonomi, Enerji ve Kamu İşletmeleri birimi Euronews’in konuya ilişkin sorularına yanıt vermedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.