Hava Durumu

#Kültür

TOURISMJOURNAL - Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı Haber

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı

21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, Manisa’yı hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen ziyaretçilerle buluşturdu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde hazırlanan program kapsamında kent, adeta günler boyunca açık hava sahnesine dönüştü. Festival süresince Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen etkinlikler yoğun ilgi gördü. Sanatçılar Erkan Can ve Güven Kıraç ile şef Danilo Zanna’nın katıldığı söyleşiler, gastronomi tutkunlarını bir araya getirirken, 5 bin kişilik Manisa Bahar Pilavı ikramı renkli görüntülere sahne oldu. Frida Kahlo’nun Günlükleri sergisi Ege Bölgesi’nde ilk kez sanatseverlerle buluşurken, tiyatro ve edebiyat etkinlikleri de festival programına damga vurdu. Spor etkinlikleri de festivalin önemli parçalarından biri oldu. Spil Dağı’nda ilk kez düzenlenen kamp etkinliği doğaseverleri bir araya getirirken, kent genelinde gerçekleştirilen satranç, briç ve dağ bisikleti yarışmaları büyük heyecan yaşattı. Uluslararası katılımın da yoğun olduğu festivalde, 12 farklı ülkeden gelen halk dansları ekipleri ve delegasyonlar Manisa sokaklarını kültür şölenine çevirdi. Festivalin finalinde ise asırlardır süregelen gelenek yaşatıldı. Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden dualar eşliğinde saçılan 10 ton mesir macunu için on binlerce vatandaş meydanları doldurdu. Şifa bulmak isteyen vatandaşlar mesir kapabilmek için yoğun çaba harcadı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin kapsamının her geçen yıl genişlediğini belirterek, "Bu organizasyonu sadece bir saçım töreni olmaktan çıkarıp, sanatıyla, gastronomisiyle ve sporuyla yaşayan bir festivale dönüştürdük. Manisa’nın kültürel ve turizm potansiyelini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz" dedi.

Manisa’nın tarih ve lezzet mirası öne çıktı Haber

Manisa’nın tarih ve lezzet mirası öne çıktı

Festival kapsamında düzenlenen söyleşide, moderatörlüğünü Utku Yılmaz'ın yaptığı programda usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç, Manisa'nın köklü geçmişine ve zengin mutfak kültürüne vurgu yaptı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte konuşan sanatçılar, Manisa'nın her köşesinin ayrı bir hikaye barındırdığını belirterek kentin uluslararası alanda daha etkin tanıtılması gerektiğini ifade etti. Söyleşiye katılan Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ise Manisa'nın adeta bir açık hava müzesi olduğunu belirterek, "Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı, Sardes Antik Kenti ve Spil Dağı Milli Parkı gibi değerlerimizle turizm potansiyelimizi her geçen gün artırıyoruz. Kadın kooperatifleri ve yerel üretim projeleriyle kırsal kalkınmayı desteklemeye devam ediyoruz" dedi. Festivalin gastronomi etkinlikleri de gün boyu yoğun ilgi gördü. "Yeni Gastronomi Akımı: Hızlı Tüketimden Sağlıklı ve Geleneksel Lezzetlere Dönüş" başlıklı söyleşide yerel mutfakların sürdürülebilirliği ele alınırken, "41 Bitkinin Bugünkü Karşılığı" panelinde mesir macunundaki şifalı bitkiler bilimsel açıdan değerlendirildi. Ulupark Gastronomi Arenası'nda düzenlenen "Manisa'nın Lezzet ve Kültür Haritası: 17 İlçenin Tescilli Değerleri" programında ise Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve ünlü şef Danilo Zanna konuşmacı olarak yer aldı. Programda, 17 ilçeye özgü coğrafi işaretli ürünler ve yöresel lezzetler tanıtıldı. "Lezzetiyle Yaşayan Festival" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Akhisar köftesi, Salihli odun köftesi, Alaşehir kapama, keşkek, Manisa kebabı, tahinli pide ve üzüm suyu gibi pek çok yöresel ürün katılımcıların beğenisine sunuldu. Şef Danilo Zanna, Manisa'ya özgü tahinli pideyi çok beğendiğini belirterek bu lezzeti MasterChef programına taşıyacağını söyledi. Programda konuşan Başkan Besim Dutlulu, Mesir Festivali'nin kapsamını genişlettiklerini belirterek, "486 yıllık bu köklü geleneği bilim, sanat ve gastronomiyle zenginleştirdik. Gastronomi panayırı, doğa sporları, fitoterapi konferansları ve kültürel etkinliklerle dolu bir program hazırladık. Mesir, 41 çeşit baharatın birleşimiyle oluşan şifalı bir mirastır" dedi. Şef Danilo Zanna ise Manisa'nın gastronomik açıdan büyük bir zenginliğe sahip olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'de keşfettiğim ilk şehirlerden biri Manisa'ydı. Bu lezzet mirasını yerinde deneyimlemek benim için büyük bir mutluluk" ifadelerini kullandı. Bu yıl düzenlenen etkinliklerle 486 yıllık köklü geçmişiyle dikkat çeken Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getirerek kentin tanıtımına da önemli katkı sundu.

Didim’de Turizm Haftası: Kültür, lezzet ve ritim buluştu Haber

Didim’de Turizm Haftası: Kültür, lezzet ve ritim buluştu

Etkinlik Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, turizm sektörü paydaşları ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Program kapsamında Didim’de faaliyet gösteren dernekler tarafından açılan stantlarda, kente özgü yöresel lezzetler tanıtıldı. Katılımcılar, bölgenin gastronomik zenginliğini yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Etkinlik boyunca sahnelenen ritim gösterileri ve kültürel performanslar, programa renk kattı. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay da etkinlik alanında şeflerle birlikte yöresel yemeklerin hazırlanmasına eşlik ederek tanıtıma katkı sundu. Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim’in turizm potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Didim yalnızca denizi, güneşi ve doğal güzellikleriyle değil; aynı zamanda köklü tarihi, kültürel mirası ve zengin mutfak kültürüyle de öne çıkan bir kenttir. Turizm Haftası kapsamında, Apollon Tapınağı gibi önemli bir tarihi mirasın çevresinde böyle anlamlı bir etkinlik gerçekleştirmek bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonlarla hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de Didim’in ulusal ve uluslararası alanda tanıtımını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Katılım sağlayan tüm halkımıza teşekkür ediyorum."

Türk dünyası turizm zirvesi Ankara’da gerçekleşti Haber

Türk dünyası turizm zirvesi Ankara’da gerçekleşti

Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinin ev sahipliğinde 7. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi düzenlendi. Turizm alanında önemli bir uluslararası buluşma niteliği taşıyan kongrede gerçekleştirilen özel oturumda Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin turizm bakanları bir araya geldi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla düzenlenen kongrenin bu yılki ana teması “Türk Devletlerinde Turizmin Geleceğini Yeniden Tasarlamak: Yerelden Evrensele Dirençlilik, İyilik Hali ve Akıllı Dönüşüm” oldu. Açılış programına; Ankara Valisi Vasip Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleriyle İlişkiler Başkanı Kürşat Zorlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Mehmet Naci Bostancı ile Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanychbek Omuraliyev katıldı. TÜRK DÜNYASIYLA ORTAK GELECEK VİZYONU GÜÇLENİYOR Bakan Ersoy, kongrede yaptığı konuşmada küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin bölgesel dayanışmanın ve ortak hareket etme kabiliyetinin ne denli hayati olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. Türk dünyasının sahip olduğu ortak tarih, kültür ve değerler etrafında şekillenen iş birliğinin stratejik önem taşıdığını belirten Ersoy, Türk dünyasıyla kurulan güçlü bağların öncelikli olarak değerlendirildiğini kaydetti. İş birliğini ileriye taşıma vurgusu yapan Ersoy, “Bizler bu iş birliğini daha ileriye taşımakta, ortak projelerle derinleştirmekte ve yeni alanlarla zenginleştirmekte kararlıyız” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin hem bölgesel hem de ikili ilişkilerde iş birliklerine büyük önem verdiğini ifade eden Ersoy, turizmden kültüre, ekonomiden dijital dönüşüme kadar her alanda Türk dünyası ülkeleriyle ortak geleceğin birlikte inşa edildiğini belirtti. TURİZMDE TARİHİ YÜKSELİŞ VE YENİ HEDEFLER Türkiye’nin turizmde ulaştığı seviyeye ilişkin verileri paylaşan Ersoy, 2025 yılında 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliri elde edildiğini ifade etti. Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Bu rakamlar, kısa zamanda katedilen muazzam mesafeyi göstermesi açısından önemlidir. Göreve gelişimizin ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör ilan ettiği turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık. Bizler için bu başarı bir varış noktası değil yeni hedeflerin başlangıcıdır." TURİZMDE YÜKSEK KATMA DEĞER VE ÇEŞİTLİLİK ODAKLI DÖNÜŞÜM Türkiye’nin yalnızca çok ziyaretçi çeken değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir turizm ülkesi olma hedefinde ilerlediğini ifade eden Ersoy, turizmi tüm yıla yayma, ziyaretçileri 81 ilin tamamında ağırlama ve sürdürülebilir turizm uygulamalarını güçlendirme hedefleri doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Türkiye’nin yalnızca deniz-kum-güneş turizmiyle değil; kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve spor turizmi gibi farklı alanlarda güçlü bir destinasyon haline geldiğini dile getiren Ersoy, Geleceğe Miras projeleri, Gece Müzeciliği uygulaması ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri ile turizmde rakiplerden farklılaşmanın sağlandığını belirtti. Turizm ve Türk Dizileri Küresel Etki Alanını Genişletiyor Turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını dile getiren Bakan Ersoy, sektörün aynı zamanda Türk kültürünün, tarihinin ve misafirperverliğinin dünyaya anlatıldığı güçlü bir diplomasi aracı olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bizler için turizm sektörü sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda Türk kültürünün, tarihinin ve misafirperverliğinin dünyaya anlatıldığı güçlü bir diplomasi aracıdır.” Ersoy, ziyaretçilerin sadece bir destinasyonu görmeyi değil, bir hikâyenin parçası olmayı, o kültürü hissetmeyi ve anlamlı bir deneyimin içinde yer almayı arzuladıklarını söyledi. Bakan Ersoy, Türk dizilerinin de bu süreçte önemli bir rol oynadığını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “Dünya genelinde geniş kitlelere ulaşan ve büyük bir ilgiyle takip edilen Türk dizileri, Türkçeye olan ilgiyi her geçen gün daha da artırmaktadır. Bizler de Türk dizi sektörüne verdiğimiz güçlü destekle yalnızca bir içerik üretimini değil; aynı zamanda dilimizi, kültürümüzü ve hikâyelerimizi dünyanın dört bir yanına taşıyan etkili bir kültürel köprü inşa ediyoruz.” ANKARA 2026'DA TÜRK DÜNYASININ TURİZM MERKEZİ OLACAK Ankara’nın 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesinin önemli bir gelişme olduğunu kaydeden Ersoy, bu unvanın başkentin tarihi, kültürel ve diplomatik birikiminin Türk dünyasıyla daha güçlü bağlar kurmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Ersoy, bu kapsamda Türk Dünyası Yayıncılık Kongresi’nin de gerçekleştirildiğini belirtti. TÜRK DEVLETLERİYLE İŞ BİRLİĞİ 2030 HEDEFLERİYLE GÜÇLENİYOR Kültür ve Turizm Bakanlığının sürdürülebilir turizmi politika merkezine yerleştirdiğini sözlerine ekleyen Ersoy, doğal ve kültürel mirasın korunmasıyla birlikte 2030 hedeflerine ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirtti. Ersoy, Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanında öncü bir ülke olarak konumlandığını ifade etti. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda Türk devletleriyle ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel iş birliklerini geliştirmeye yönelik hedeflerin yer aldığını kaydeden Bakan Ersoy, eğitim, sağlık, kültür ve kurumsal kapasite alanlarında program ve projelerin gerçekleştirileceğini ifade etti. DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE ORTAK ADIM Akademi, kamu ve sektörün ortak aklıyla geliştirilecek iş birliklerinin Türk dünyası turizmini daha güçlü bir konuma taşıyacağını söyleyen Ersoy; sürdürülebilir turizm, dijitalleşme, akıllı destinasyon yönetimi ve sağlık turizmi gibi alanlarda bilgi ve deneyim paylaşımının artırılmasının önemine de dikkat çekti.

Bakan Ersoy turizm kongresinde konuştu Haber

Bakan Ersoy turizm kongresinde konuştu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Dost ve kardeş Türk dünyası ülkeleriyle sürdürülebilir turizm uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijitalleşme ve akıllı destinasyon yönetimi alanlarında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, sağlık ve iyi yaşam turizmi gibi yükselen alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi yönünde kararlıyız." dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle Hacı Bayram Veli Üniversitesi tarafından "7. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi" düzenlendi. Bir otelde düzenlenen kongrenin açılışında konuşan Bakan Ersoy, dünya tarihinin en hızlı ve en derin değişim süreçlerinden birinin yaşandığını, ekonomik dengelerden teknolojik gelişmelere ve küresel ilişkilere kadar her alanda köklü bir dönüşümün olduğunu söyledi. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin bölgesel dayanışmanın ve ortak hareket etme kabiliyetinin ne denli hayati olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirten Ersoy, "Türk dünyasının sahip olduğu ortak tarih, kültür ve değerler etrafında şekillenen güçlü işbirliği, sadece bölgemiz için değil, küresel dengeler açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bizler, bu işbirliğini daha ileriye taşımakta, ortak projelerle derinleştirmekte ve yeni alanlarla zenginleştirmekte kararlıyız." diye konuştu. Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin hem bölgesel hem de ikili ilişkilerde işbirliklerine büyük önem verdiğini, Türk dünyasıyla kurulan güçlü bağların her zaman öncelikli olarak değerlendirdiğini vurguladı. "Bizler de bu güçlü vizyon doğrultusunda, turizmden kültüre, ekonomiden dijital dönüşüme kadar her alanda Türk dünyası ülkeleriyle omuz omuza çalışmaya, ortak geleceğimizi birlikte inşa etmeye ve bu birlikteliği daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz." diyen Ersoy, Bakanlığın destekleriyle Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu buluşmanın bu açıdan büyük önem taşıdığını dile getirdi. - "Türkiye güçlü bir destinasyon haline gelmiştir" Ersoy, kongrenin ana temasını "Türk Devletlerinde Turizmin Geleceğini Yeniden Tasarlamak: Yerelden Evrensele Dirençlilik, İyilik Hali ve Akıllı Dönüşüm" olduğunu aktararak, turizmin dönüşümünü ve geleceğini konuştukları bu platformda, dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenlerle fikir alışverişinde bulunmanın son derece kıymetli olacağını söyledi. Türkiye turizminin son yıllarda yalnızca büyüyen bir sektör değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik gücünü, kültürel zenginliğini ve uluslararası marka değerini temsil eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Ersoy, şunları kaydetti: "Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz veriler, Türkiye'nin dünya turizminde giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2025 yılında ülkemiz, turizmde tarihi bir başarıya imza atarak 64 milyon ziyaretçiyi ağırlamış ve 65,2 milyar dolar turizm gelirine ulaşmıştır. Bu rakamlar, Türkiye'nin dünya turizminde ulaştığı güçlü konumu açıkça göstermektedir. Bu rakamlar, kısa zamanda katedilen muazzam mesafeyi göstermesi açısından önemlidir. Göreve gelişimizin ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör ilan ettiği turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık. Bu gelişme, Türkiye'nin artık yalnızca çok ziyaretçi çeken değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir turizm ülkesi olma hedefinde ilerlediğini göstermektedir. Bizler için bu başarı bir varış noktası değil, yeni hedeflerin başlangıcıdır. Turizm politikalarımızın odağında, turizmi tüm yıla yaymak, ziyaretçilerimizi yalnızca belli merkezlerde değil, 81 ilin tamamında ağırlamak, sürdürülebilir turizm uygulamalarını güçlendirmek ve Türkiye markasını küresel ölçekte daha görünür hale getirmek bulunmaktadır. Türkiye, sadece güneş-deniz turizmi ile değil, kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve spor turizmi gibi farklı alanlarda da güçlü bir destinasyon haline gelmiştir." - "Turizm aynı zamanda güçlü bir diplomasi aracıdır" Dünyaya bakıldığında turistlerin artık yalnızca bir destinasyonu görmekle yetinmediğini, ziyaret ettikleri ülkede bir hikayenin parçası olmayı, o kültürü hissetmeyi ve anlamlı bir deneyimin içinde yer almayı arzuladığını dile getiren Ersoy, "Geleceğe Miras Projelerimiz, Gece Müzeciliği uygulamamız ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri ile Türk turizmi rakiplerinden farklılaşmayı başarmıştır. Bizler için turizm sektörü sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda Türk kültürünün, tarihinin ve misafirperverliğinin dünyaya anlatıldığı güçlü bir diplomasi aracıdır." dedi. Türk dizilerinin diğer önemli diplomasi başlığı olduğuna dikkati çeken Ersoy, dünya genelinde geniş kitlelere ulaşan ve büyük bir ilgiyle takip edilen Türk dizilerinin, Türkçeye olan ilgiyi her geçen gün daha da artırdığına işaret etti. Bakan Ersoy, Türk dizi sektörüne verdikleri güçlü destekle yalnızca bir içerik üretimini değil, aynı zamanda dili, kültürü ve hikayeleri dünyanın dört bir yanına taşıyan etkili bir kültürel köprü inşa ettiklerini söyledi. Ankara'nın Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesinin kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade eden Ersoy, "Bu unvan, başkentimizin sahip olduğu tarihi, kültürel ve diplomatik birikimin Türk dünyasıyla daha güçlü bağlar kurmasına önemli katkılar sağlayacaktır." diye konuştu. - "Türk dünyası turizmi daha güçlü konuma ulaşacaktır" Ersoy, 2026 yılı boyunca Ankara'da düzenlenecek kültür, sanat, turizm ve tanıtım etkinlikleriyle hem yurt içinden hem de Türk dünyasının farklı ülkelerinden çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamayı hedeflediklerini belirterek, uluslararası tanıtım faaliyetleri ve işbirlikleri sayesinde Ankara'yı ve Türkiye'nin turizm potansiyelini küresel platformlarda daha güçlü şekilde temsil edeceklerini kaydetti. Bu vizyon doğrultusunda, Türk Dünyası Yayıncılık Kongresi'ni geniş bir katılımla ve başarıyla gerçekleştirdiklerini anımsatan Ersoy, sahip olduğu eşsiz tarihi miras, doğal güzellikler ve kültürel çeşitlilik doğru stratejilerle birleştiğinde Türkiye'nin dünya turizminin en önemli merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti. Bakanlığın, sürdürülebilir turizmi ve turizm politikalarını merkeze yerleştirerek, 2030 hedeflerine ulaşma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Ersoy, "Öncü rolümüzün bilinciyle, Türkiye olarak Türk Devletleri arasında turizm alanındaki işbirliğini daha da güçlendirmeyi stratejik bir hedef olarak görüyoruz." dedi. Türkiye'nin en üst düzeydeki strateji belgelerinden birisi olan, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda da bu konuya yer verildiğini hatırlatan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dost ve kardeş Türk dünyası ülkeleriyle sürdürülebilir turizm uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijitalleşme ve akıllı destinasyon yönetimi alanlarında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, sağlık ve iyi yaşam turizmi gibi yükselen alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi yönünde kararlıyız. İnanıyoruz ki, akademi, kamu ve sektörün ortak aklıyla geliştirilecek bu tür işbirlikleri sayesinde Türk dünyası turizmi yalnızca bölgesel ölçekte değil, küresel turizm sisteminde de daha güçlü, daha dayanıklı ve daha yenilikçi bir konuma ulaşacaktır." - ABB "Milli Mücadele Rotası" hazırlıyor Programa katılan Ankara Valisi Vasip Şahin de bütün kurumlar, STK'lar ve turizm camiası ile Ankara'nın zenginliklerini ön plana çıkararak, hem iç turizm hem de dış turizm açısından önemli bir destinasyon merkezi haline getirmek hedefinde olduklarını söyledi. Ankara'nın sağlık turizmi bakımından da alt yapısının güçlü olduğunu belirten Şahin, şehrin turizm için gelişmesi adına el birliği ile çalışacaklarının altını çizdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da 7 yıldır yaptıkları çalışmalar sonucunda Ankara Kalesi'nin restorasyonunun bittiğini ve imar planının onaylandığını belirtti. Ankara Kalesi'nin, kültür ve turizm merkezi olmasının önünde hiçbir engel kalmadığını dile getiren Yavaş, şunları kaydetti: "Ulus'ta da Cumhuriyet dönemi ve öncesinden kalan ne kadar eser varsa ayağa kaldırdık. Ulus'ta da restorasyonu yapılacak bir ana cadde kalmadı. İnsanların yıllardır önünden geçerken fark etmediği binaların güzellikleri de ortaya çıktı. Ulus kültür cazibe merkezi olacak. Ulus, Hacıbayram, Hıdırlık, Kale ve Altındağ Belediyesinin yaptığı çalışmalarla Tarihi Kent Merkezi çok büyük bir alan olarak ortaya çıkacak. Yıllardır görünmeyen atalarımızdan bize miras kalan bütün alanlar ortaya çıkmış olacak." Yavaş, "Milli Mücadele Rotası" hazırladıklarını anlatarak, "Milli Mücadele rotasında yer alan il ve ilçelerde belediye başkanlarıyla görüşüp, mücadelenin yaşandığı yerlerdeki hikayeleri, binaları da bir şekilde ayağa kaldırıp, ülkemizi vatan yapanların emeklerini unutmayacak çalışmalar yapıyoruz." dedi. Kongre, bugün ve yarın alanında uzman akademisyenlerin sunumları ile devam edecek.

Sivas kelle yemeği coğrafi işaretle tescillendi Haber

Sivas kelle yemeği coğrafi işaretle tescillendi

Sivas'ta yüzyıllardır tüketilen yöresel lezzetlerden biri olan Sivas kellesi, coğrafi işaret tescil belgesi aldı. Belge, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak tarafından Sivas Ticaret Borsası Başkanı Hayrullah Karakaya'ya takdim edildi. Sivas Valiliği öncülüğünde Sivas Ticaret Borsası, ORAN Kalkınma Ajansı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Türk Patent ve Marka Kurumu iş birliğiyle ‘Coğrafi İşaretlere Değer Katanlara Teşekkür Belgesi Takdim Töreni' düzenlendi. Programa, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun ve il protokolü katıldı. Program öncesinde coğrafi işaretli ürünlerin yer aldığı sergi gezildi, ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile tören başladı. Açılış konuşmalarında Sivas'ın köklü kültürü, üretim geleneği ve coğrafi işaretli ürünlerin önemi vurgulandı. "Gastronomi değerine katkı sunacak" Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, kentte toplam 22 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu belirterek, bu ürünlerin sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel kimliğin de önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Şimşek, yeni tescil edilen Sivas kellesinin şehrin gastronomi değerine katkı sunduğunu söyledi. "Çeşitli projeler hayata geçirildi" Coğrafi işaretli ürünlerin turizme de katkı sağladığını belirten Şimşek, Sivas'ın tanıtımı için çeşitli projelerin hayata geçirileceğini dile getirdi. Bu kapsamda TCDD Lojmanları Dönüşüm Projesi içerisinde bir gastronomi merkezi kurulmasının planlandığı, ayrıca "Sivas Weekend" projesi ile ziyaretçilere yöresel ürünlerin tanıtılacağı ifade edildi. Tören sonunda Sivas kellesinin coğrafi işaret tescil belgesi protokol üyelerinin katılımıyla takdim edildi. 16 saatte pişiyor Sivas mutfağının köklü yöresel lezzetlerinden kelle, özellikle kış aylarında sofraların vazgeçilmezi. Kuzu ya da koyun başının özenle temizlenip uzun süre kaynatıldıktan sonra taş fırında saatlerce pişirilmesiyle hazırlanan kelle, yaklaşık 16 saatlik zahmetli bir sürecin ardından servise hazır hale geliyor. Kelle, soğuk kış günlerinde enerji vermesi ve bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle tercih ediliyor. Tamamen doğal yöntemlerle pişirilen kelleler, servis öncesi balta yardımıyla ortadan ikiye bölünerek servise sunuluyor. Sabah erken saatlerde kelle yiyenler gün boyu kadar tok kalıyor.

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi Haber

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi

Kültür varlıklarının korunması ve ait olduğu topraklara kazandırılması için yürütülen çalışmalarda, uluslararası iş birlikleriyle sonuç alınan iade süreçlerine bir yenisi daha eklendi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, "Müjdeli bir haberimiz daha var. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Museum koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başının iadesini sağladık. 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle Smyrna Agora kazılarından geldiği ve Theodosius Dönemi’ne ait olduğu belirlenen eser, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmıştı. Denver Sanat Müzesi ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserimizi evine kavuşturduk. M.S. 5. yüzyıla tarihlenen eser bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu süreçte emeği geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kültürel mirasımızı kararlılıkla korumaya devam edeceğiz" dedi. İade sürecinin arka planı ve eserin bilimsel kimliği Amerika Birleşik Devletleri’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrinde bulunan Denver Sanat Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne koleksiyonlarında yer alan ve Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini bildirdi. Smyrna Agora kazılarından elde edilen heykel başının 1989 yılında Marie Thérse Macy’nin malikanesinden bağış yoluyla Denver Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edildiği, Macy’nin ise 1946-1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi olduğu bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde söz konusu veriler doğrulandı. Eserin Smyrna Agora kazılarında çıkarıldığı, 1934 tarihli Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi’nde yayımlanan raporla da belgelendi. Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, Bakanlık uzmanlarının bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya kondu. Bu tespitler doğrultusunda Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadelede izlenen etkin politikalar sayesinde müze ve özel koleksiyonlar nezdinde gönüllü iade süreçlerine yönelik farkındalık ve iş birliği belirgin şekilde artış gösterdi. Smyrna kökenli mermer heykel başının Türkiye’ye kazandırılması da bu yaklaşımın somut bir örneği oldu. Üslup özellikleri doğrultusunda heykel başının Theodosius dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu, Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda da ortaya kondu. Tarihî eserin özellikleri ve sergi süreci Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihsel bağlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliği ve kaçakçılıkla mücadele Türkiye’nin son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası alanda karşılık bulmaya devam ediyor. Müze ve koleksiyonların gönüllü iade süreçlerine daha açık hale gelmesi, yürütülen politikaların somut sonuçları arasında yer alıyor. Smyrna kökenli mermer heykel başının iadesi de bu sürecin dikkat çeken örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.