Hava Durumu

#Kozmetik

TOURISMJOURNAL - Kozmetik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kozmetik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Isparta’nın değerli gül yağında hasat dönemi başladı Haber

Isparta’nın değerli gül yağında hasat dönemi başladı

Dünya genelindeki gül çiçeği ve gül yağı üretiminin yüzde 65'ini tek başına karşılayan Isparta'da gül hasadı başladı. Kurban Bayramı öncesinde hız kazanan hasat çalışmalarıyla birlikte kent, mis kokulu gül bahçeleriyle hem üreticilerin hem de turistlerin ilgi odağı haline geldi. Sabahın erken saatlerinde başlayan hasatta üreticiler, özenle topladıkları gül çiçeklerini fabrikalara ulaştırırken, kente gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler de gül bahçelerinde fotoğraf çekerek eşsiz manzaranın tadını çıkarıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da gül sezonunun bölge turizmine önemli katkı sağlaması bekleniyor. Uzun ve bereketli bir hasat dönemi bekleniyor Gülbirlik Genel Müdürü İbrahim Işıdan, "Gül hasadımız bayramdan sonraki dönemde hız kazandı. Aslında 15 Mayıs itibarıyla bazı ova kesimlerinde hasatlar başlamıştı. Özellikle Kılıç ve Çeltikçi bölgelerinde ilk gül hasatları gerçekleştirilmişti. Bayram sonrası havaların serin seyretmesi güllere olumlu yansıdı. Bu durum hem verimi artırdı hem de hasat dönemini bir miktar uzattı. Şu anda Güneykent bölgesinin ova kesimlerindeyiz. Buradaki güller açmaya başladı ve hasatları sürüyor. Önümüzdeki günlerde yüksek kesimlerde henüz açmamış olan güller de çiçeklenecek. Bu nedenle bizi uzun ve bereketli bir hasat dönemi bekliyor" şeklinde konuştu. "Bu yıl yaklaşık 13 bin ton gül çiçeği hasadı yapılacağını öngörüyoruz" Bir yandan gül hasadını sürdürürken diğer yandan gül yağı ve gül suyu üretimleriyle devam ettiklerini belirten Işıdan, "Geçen yıla göre daha yüksek bir üretim olacağını gözlemliyoruz. Tahminlerimize göre bu yıl yaklaşık 13 bin ton gül çiçeği hasadı gerçekleştirileceğini öngörüyoruz. Fiyat konusunda ise hasat öncesinde genel kurulumuzun ardından kilogram başına 80 lira taban fiyat açıkladık. Hasat sonunda bu ödemeyi gerçekleştireceğiz. Daha sonra ürettiğimiz ürünlerin pazarlanmasının ardından üreticilerimize ilave ödeme yapabilmek için çalışmalarımız olacak" ifadelerini kullandı. Kilogram fiyatı 12 bin avroyu bulan gül Dünya pazarında yoğun ilgi görüyor Geçen yıl gül yağı fiyatları 12 bin avro seviyelerinde olduğunu belirten Işıdan, "Bu yıl da gül yağı üretiminde benzer seviyeleri yakalamayı umut ediyoruz. Bu fiyatlarla kozmetik ve parfümeri sektörüne yönelik tedariklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Gülbirlik olarak yaklaşık 3 bin ortağımız bulunuyor. Bunun yanında birliğimize ortak olmayan gül üreticileriyle birlikte bölgede yaklaşık 5-6 bin ailenin geçiminde gül üretimi önemli bir yer tutuyor. Bölgede yaklaşık 35 bin dekarlık alanda gül üretimi gerçekleştiriliyor. Ürettiğimiz ürünler dünya parfüm ve kozmetik sektörünün en önemli hammaddeleri arasında yer alıyor. Isparta gülü, kalitesiyle dünya parfüm endüstrisi tarafından kabul görmüş durumda. Başta Fransa olmak üzere İsviçre, Almanya ve Amerika en önemli pazarlarımız arasında bulunuyor. Her ülkede değil ama bazı Arap ülkelerinden de ilgi var ama bu savaş durumundan dolayı oradaki ticaret hayatı da biraz durma noktasında. Orada da bir müşteri portföyümüz var özellikle Suudi Arabistan, Dubai ve Katar gibi ülkelerde de müşteri portföyümüz bulunuyor" dedi. Hedef Çin pazarında daha güçlü yer almak "Çin'de ise amacımız gülden elde ettiğimiz gül yağı ve diğer hammaddeleri katma değerli kozmetik ürünlerine dönüştürmek" diyen Işıdan, "Bu doğrultuda yaklaşık 10-12 yıldır çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ürünlerimize yoğun ilgi var. Bu dönemde Çin'den gelen misafirlerimiz de oldu. Festival süresince influencerlar ve distribütörlerle bir araya gelerek gül suyu ve diğer ürünlerimizin tanıtımını gerçekleştirdik. İnşallah oraya daha katma değerli ürünler göndererek güle çok daha fazla değer katma peşindeyiz ifadelerini kullandı.

Türk kumaşı, Çin düğmesiyle Rus markaları öne çıkıyor Haber

Türk kumaşı, Çin düğmesiyle Rus markaları öne çıkıyor

Parfümeri ve kozmetik sektöründe Rus üreticilerin cirosu 1,16 trilyon rubleyi (yaklaşık 15,5 milyar dolar) aşarken tüketicilerin yüzde 59’u da yabancı markalar yerine yerli alternatiflere yöneldi. Ancak uzmanlara göre “Rus markası” etiketi çoğu zaman ürünün gerçekten yerli olduğu anlamına gelmiyor. N. İzvestiya'nın araştırmasına göre hafif sanayide kumaşların büyük bölümü Türkiye, Çin, Özbekistan, İtalya’dan geliyor. Fermuar, düğme, etiket gibi aksesuarlar çoğunlukla Çin menşeli. Rusya’nın kendi pamuk üretim altyapısı ise neredeyse yok denecek kadar sınırlı. Kozmetikte de tablo benzer. Aktif bileşenler, esanslar, emülgatörler, hatta ambalaj malzemeleri çoğu kez Fransa, Güney Kore, Almanya, Çin kaynaklı. Rusya’da yapılan iş genellikle tasarım, formül geliştirme, dolum, paketleme, pazarlama aşamalarında yoğunlaşıyor. Yani marka Moskova’da doğuyor, üretim zinciri ise küresel ağlar üzerinde şekilleniyor. Uzmanlar, fiyatların neden yüksek kaldığını da bu yapıyla açıklıyor. Dövizle alınan hammaddeler, üçüncü ülkeler üzerinden uzayan lojistik, gümrük maliyetleri, küçük ölçekli üretim, yoğun reklam harcamaları fiyatı yukarı çekiyor. Hatta aynı atölyede üretilen iki benzer ürünün yalnızca etiketi değiştiğinde birinin iki kat pahalıya satılabildiği belirtiliyor. Haberde "Kısacası Rus tüketicisi çoğu zaman “yerli marka” satın alıyor, ancak aldığı ürünün ekonomik pasaportunda Çin’den Türkiye’ye, Avrupa’dan Asya’ya uzanan uzun bir küresel rota bulunuyor" deniyor.

Turizm illerinde sanayi ve tarıma teşvik desteği Haber

Turizm illerinde sanayi ve tarıma teşvik desteği

Program kapsamında altın rafinerisi kurulumu, savunma sanayine yönelik parça üretimi ve havacılık-uzay sanayisini ilgilendiren çeşitli üretim alanları da dahil olmak üzere birçok stratejik yatırım alanı teşvik edilecek. Anadolu Ajansı’nın “Anadolu’da Kalkınma Seferberliği” dosyasının altıncı haberinde de vurgulandığı üzere, program Akdeniz’deki illere yönelik kalkınma desteklerini ele alıyor. Hedef odaklı ve seçici bir yapıda tasarlanan bu teşvik modeli, yatırımcıların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik şekilde planlandı. Programla birlikte Akdeniz Bölgesi’ndeki 8 ilde bulunan doğal ve ekonomik potansiyelin değerlendirilmesi, henüz gelişmemiş ancak yüksek başarı potansiyeli taşıyan sektörlerin hayata geçirilmesi ve yerel istihdamın artırılması hedefleniyor. Bu kapsamda yatırımcılara vergi indirimleri, sigorta primi destekleri, faiz veya kâr payı katkısı, yatırım yeri tahsisi ve gelir vergisi muafiyeti gibi çeşitli teşvikler sunulacak. Her bir yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek sağlanması ve yatırım tutarının yüzde 50’sine kadar vergi indirimi uygulanması planlanıyor. Böylece bölgedeki sanayi ve tarım yatırımlarının daha cazip hale getirilmesi amaçlanıyor. Spor ve sağlık turizmi gibi alanlar da destek programında öne çıkarken, Adana’da nişasta bazlı kimyasal ürünler, su ürünleri işleme tesisleri ve temizlik kimyasalları üretimi gibi alanlara yatırım teşviki verilecek. Antalya’da ise tıbbi ve aromatik bitkilerden katma değerli ürünler, yüksek teknolojili tarım sistemleri, kültür endüstrileri ve spor-sağlık turizmi yatırımları önceliklendirilecek. Burdur’da orman ürünlerinden katma değerli üretim, damızlık hayvancılık ve mermer atıklarının değerlendirilmesi desteklenecek. Hatay’da ayakkabı ve mobilya yan sanayi, ileri metal üretimi ve su ürünleri işleme tesisleri öne çıkacak. Isparta’da gül ve aromatik bitkilerden kozmetik ve gıda takviyesi üretimi, akıllı tarım teknolojileri ve mantar üretimi desteklenirken; Kahramanmaraş’ta altın rafinerisi, havacılık ve uzay sanayi üretimi, teknik tekstil ve su ürünleri işleme yatırımları teşvik edilecek. Mersin’de savunma sanayine yönelik metal parçalar, modern sera sistemleri ve tarımsal atıkların değerlendirilmesi; Osmaniye’de ise demir-çelik üretimi, geri dönüşüm tesisleri ve entegre sera yatırımları desteklenecek. Genel olarak bu teşviklerin, Akdeniz Bölgesi’nde ekonomik kalkınmayı hızlandırması, istihdamı artırması ve yüksek katma değerli üretimi güçlendirmesi hedefleniyor.

Safranbolu’da Safran Çiçek Açtı Turizm Sezonu Canlanıyor Haber

Safranbolu’da Safran Çiçek Açtı Turizm Sezonu Canlanıyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Karabük'ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen safran, havaların erken soğumasıyla çiçek açmaya başladı. Yaz mevsiminin kurak geçmesinin ardından ekimine geç başlanan ve fiyatı nedeniyle "dünyanın en pahalı baharatı" olarak adlandırılan safran bitkisi, hava sıcaklıklarının istenilen seviyede olması dolayısıyla beklenenden erken çiçek açtı. Gıda, ilaç, kozmetik gibi birçok alanda kullanılan, 3 bin 500 yıllık geçmişe sahip olan, Bizans döneminde Batı Anadolu'da ticareti yapılan, Osmanlı döneminde de önemini koruyan safranı erken çiçek açması üreticileri sevindirdi. Ağustos ayında ekimi yapılırken, ekim-kasım aylarında boyu 15-30 santimetre uzunluğa geldiğinde toplanan safran kanser, öksürük, astım, bronşit, cilt, bağışıklık, hormon bozukluğu gibi hastalıklara iyi geliyor. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından coğrafi işaretle tescillenen 'milli bitki' ilçe turizmine de katkı sağlıyor. Yukarıçiftlik köyünde 25 dönüm alanda üreticilik yapan İsmail Yılmaz İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, yazın kurak geçmesi nedeniyle safran soğanı dikimini geç yaptıklarını belirtti. Yılmaz, havanın soğuması ve yağışla birlikte safranda çiçeklenmenin başladığını ifade ederek, "Bu hafta itibarıyla çiçeklerimizi toplamaya başladık. Tahminim Kasım ayının 15'ine kadar çiçeklenme devam eder" dedi. Önümüzdeki hafta düzenlenecek olan Safran Festivali ile birlikte hem yurt içinden hem yurt dışından on binlerce vatandaşın safran tarlalarını ziyaret edeceğini düşündüklerini kaydeden Yılmaz, rekoltenin güzel olacağını söyledi. Yılmaz, kilosu 450 bin TL'den satılan safranın yeni fiyatının rekolteye göre sezon sonunda belli olacağını dile getirdi.

Kastamonu'da Lavanta Turizmi Atağı Haber

Kastamonu'da Lavanta Turizmi Atağı

KASTAMONU (İHA) - Doğa ve tabiat turizminin merkezi haline gelen Kastamonu, son yıllarda lavanta tarımıyla turizm potansiyelini artırmayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi öğrencileri, Cide’de gerçekleştirilen etkinlikte lavanta dikimi yaparak hem doğada vakit geçirdi hem de yeni bilgiler edindi. Cide Yerel Eylem Grubu Derneği ve Kent Konseyi Başkanı Serdar Kaptan'ın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğe Doğa Koruma ve Milli Parklar Kastamonu Şube Müdürlüğü Cide Şefliği de katkıda bulundu. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydoğan Aydoğdu’nun 2020’de başlattığı "Kastamonu Köyleri Lavanta Kokacak, Kastamonu Kırsalı Lavanta Turizmiyle Kalkınacak" projesi kapsamında, bölgede lavanta ekim alanları her geçen gün artıyor. İlk olarak Karaçomak Barajı’nda 6 dekar alanda başlayan çalışmalar, bugün 300 dekarlık bir alana yayılmış durumda. Daday, Pınarbaşı ve Cide gibi farklı bölgelerde lavanta tarımı yaygınlaştırılarak turistik cazibe merkezleri oluşturulması amaçlanıyor. DOĞADA DERS: HEM EĞLENDİLER HEM ÖĞRENDİLER Turizm Fakültesi öğrencileri, Tabiat Kampı dersi kapsamında Cide’de lavanta dikimi gerçekleştirdi. Tıbbi ve aromatik bitkiler üzerine bilgi alan öğrenciler, Cide’nin tarihi ve turistik mekanlarını da keşfetme fırsatı buldu. Lavanta dikim etkinliği, Cide Belediyesi ve Cide Yerel Eylem Grubu ev sahipliğinde Tuğ Tepesi Sosyal Tesisi Alanı, Belediye Yerleşkesi Bahçesi, Beşiktaş Lokali Kavşağı, Liman Mevkii Çocuk Oyun Alanı, Bayram Aslan Uygulama Oteli Mevkii ve Atatürk Parkı gibi alanlarda gerçekleştirildi. "KASTAMONU’DA DÖRT MEVSİM TURİZM MÜMKÜN" Tabiat turizmi ve lavanta tarımı üzerine öğrencilere saha dersi veren Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, bu tür etkinliklerin hem girişimcilik hem de turizm eğitimine katkı sunduğunu belirtti. "Lavanta, turistler açısından bir çekicilik oluşturuyor. Lavanta dikilen alanlarda denize gelen insanlarımızın lavanta bahçelerini görerek lavantanın kokusunu hissetmelerini istiyoruz. Hatta şu anda Cide'ye lavanta kokusu yayılmış durumda. Amacımız dört mevsim turizmi Kastamonu'da gerçekleştirmek" dedi. "LAVANTA ÇOK KATMA DEĞERLİ BİR BİTKİ" Lavanta bitkisinin kozmetik, ilaç ve gastronomi gibi pek çok alanda kullanıldığını vurgulayan Doç. Dr. Aydoğan Aydoğdu, lavanta tarımının özellikle kırsal bölgelerde ekonomik kalkınmayı desteklediğini ifade etti. "Lavanta, eksi 35 dereceden 45 dereceye kadar hemen hemen her iklim şartlarında dayanıklıdır. Lavanta çok çevreci bir bitkidir. Çok yıllık bir bitkidir. Bir kez diktiğinizde, iyi baktığınızda 20 yıl kadar size verimli hizmet eder. Lavanta su isteği hemen hemen hiç olmayan bir bitkidir. Özellikle eğimli arazileri çok sever, kıraç arazileri çok sever, geçirgen süzek arazilerde sadece güneş görmesi yeterlidir" diye konuştu. ÖĞRENCİLERDEN ETKİNLİĞE YOĞUN İLGİ Etkinliğe katılan öğrencilerden Eda Nur Doğanay, lavanta bahçelerinin görselliği ve kokusunun kendisini çok etkilediğini söyledi. Sinop’tan gelen İrem Aysu Sönmez ise "Ben Sinop'ta yaşıyorum. Yaşadığım şehirde lavanta bahçeleri bulunmuyor. Sadece biz kendi bahçemize küçük bir alana dikimini yaptık. O da biraz yayıldı. Kendiliğinden yayıldı ve çoğaldı. Kendi bahçemizde lavanta dikimini geliştirirsek bence çok daha güzel olur" dedi. 1 dönüm lavanta tarlasında çiçek verimi 150-400 kilogram arasında değişirken, yağ verimi yüzde 2-5 oranında oluyor. Lavantanın kuru hali, kilogram başına 10-15 lira arasında satışa sunuluyor.

Türkiye'de Estetik Ameliyat Sonrası Havalimanında Sürpriz Sorgu Haber

Türkiye'de Estetik Ameliyat Sonrası Havalimanında Sürpriz Sorgu

Avrupa'da estetik ameliyatlara olan ilgi artış gösterirken, bu değişikliklerin uluslararası seyahatlerde beklenmedik sorunlara yol açtığı ortaya çıktı. Botoks, dolgu, burun estetiği ve benzeri yüz değişiklikleri, pasaport kontrol noktalarında kimlik doğrulama sistemlerinin yolcuları tanımamasına neden olabiliyor. Bu konu, TikTok fenomeni Joanne Prophet'in yaşadığı olayı kamuoyuyla paylaşmasıyla gündeme geldi. Prophet, Türkiye'deki bir havaalanında altı güvenlik görevlisi tarafından bir saat boyunca sorguya çekildiğini belirtti. Güvenlik görevlileri, pasaport fotoğraflarının Prophet'in güncel yüz çizgileriyle uyuşmadığını öne sürdü. Prophet, bu süreçte göğüs implantı, diş kaplaması, çene ve dudak dolgusu, burun estetiği ve yağ eritme enjeksiyonu gibi birçok yüz değişikliği yaptırdığını söyledi. Havaalanı güvenliği, Prophet'e pasaportunu değiştirmesi gerektiğini belirtti. Bu olaydan sonra Prophet, pasaport süresi dolmadan yeni bir pasaport çıkartmak zorunda kaldı. Bu deneyim, TikTok'ta diğer yolcuların da benzer sorunları paylaşmasına yol açtı. Bir kullanıcı, "Türkiye'deki pasaport kontrol kameraları yüzdeki en ufak bir değişikliği yakalıyor. Sadece burnumu yaptırdım ve sorguya çekildim" dedi. Diğer kullanıcılar ise Cape Verde ve Singapur gibi farklı ülkelerde de benzer sorunlarla karşılaştıklarını söyledi. UZMANLARDAN SEYAHAT UYARISI Seyahat uzmanları, biyometrik tanıma sistemlerinin pasaport kontrolünde artan kullanımına dikkat çekerek, yüz yapısında önemli değişiklikler yaşayan kişilerin seyahat öncesinde pasaport fotoğraflarını güncellemelerini önerdi. Travel Republic'ın ürün müdürü Gemma Brown, "Genellikle yeni bir saç modeli, sakal bırakmak ya da hafif kilo değişimleri gibi küçük değişiklikler yeni bir pasaport gerektirmez. Ancak, temel yüz hatlarınızı değiştiren büyük yüz rekonstrüksiyonu veya kozmetik prosedürler geçirdiğinizde, kimliğinizin doğru kalmasını sağlamak için pasaport fotoğrafınızı güncellemeniz önerilir" dedi. Passport-Photo Online biyometrik fotoğraf uzmanı Karolina Turowska ise, havaalanı kontrol sistemlerinin göz bebekleri, kulaklar, burun ve ağız arasındaki mesafeleri kullanarak kimlik doğrulaması yaptığını belirtti. Bu nedenle, yüzünüzdeki temel özellikleri değiştiren her tür operasyon, pasaport kimliğini etkileyebiliyor. PASAPORT FOTOĞRAFI STANDARTLARI Seyahat uzmanları, estetik ameliyat yaptıran yolcuların mevcut görünümlerine uygun yeni bir pasaport fotoğrafları çektirmelerini öneriyor. Bu mümkün değilse, ameliyatı yapan doktordan, yolcunun görünümünün neden pasaport fotoğraflarıyla uyuşmadığını açıklayan bir not alınması öneriliyor. Fortune Business Insights'a göre, Avrupa’da botoks ve dolgu operasyonlarına talep artış gösteriyor ve bu pazarın 2030'a kadar yüzde 4,8 ve yüzde 6,3 oranında büyümesi bekleniyor. Ancak, bu değişikliklerin pasaport kontrolüne etkileri genellikle göz ardı ediliyor. Yolcuların, seyahat planlarını aksatmamak için pasaportlarının güncelliğini kontrol etmeleri ve gerekirse yeni bir pasaport çıkartmaları önemle tavsiye ediliyor.

Kasım Ayında E-Ticaret Alışverişleri Yüzde 101 Arttı Haber

Kasım Ayında E-Ticaret Alışverişleri Yüzde 101 Arttı

İSTANBUL (İHA) - Garanti BBVA Ödeme Sistemleri (GÖSAŞ), Kasım ayı alışveriş verilerine dair bir rapor yayımladı. Garanti BBVA’nın Kasım ayına ait kredi kartı harcama verilerine ve POS kullanımlarına göre, e-ticaret alışverişleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 101 artış gösterdi. E-ticaret harcamalarının toplam kart harcamaları içindeki payı ise yüzde 34’e yükseldi. Kasım ayında yapılan indirimli kampanyalar, online alışverişlerin zirve yapmasını sağladı. MOBİLYA-DEKORASYON SEKTÖRÜ EN FAZLA ARTIŞI SAĞLADI "Efsane Kasım", "Muhteşem Cuma", "Siber Pazartesi" gibi sloganlarla duyurulan yılın büyük indirim dönemi Kasım ayında online alışverişlerde en fazla harcama yapılan kategori, yüzde 110 artışla Mobilya-Dekorasyon sektörü oldu. Bunu, yüzde 99 artışla Kozmetik ve yüzde 93 artışla Giyim ve Aksesuar sektörleri izledi. TAKSİTLİ ALIŞVERİŞLERDE ARTIŞ Kasım ayında yapılan e-ticaret alışverişlerinin yüzde 47’si taksitli olarak gerçekleştirildi. Taksitli alışverişler, bir önceki yıla göre yüzde 107 artarken, peşin alışverişlerdeki artış ise yüzde 97 oldu. KADIN VE ERKEK TÜKETİCİLERDE BENZER ARTIŞ Kadın tüketiciler, alışverişlerini geçen yıla göre yüzde 99 oranında artırdı. Erkek tüketicilerin harcamaları ise yüzde 101 artış gösterdi. Kadınlar en fazla Mobilya-Dekorasyon, Kozmetik ve Elektronik kategorilerinde alışveriş yaparken, erkekler Mobilya-Dekorasyon, Giyim & Aksesuar ve Konaklama sektörlerini tercih etti. BURSA VE KOCAELİ EN FAZLA ARTIŞ GÖSTEREN ŞEHİRLER OLDU E-ticaret harcamalarının en fazla arttığı iller sırasıyla Bursa (yüzde 127) ve Kocaeli (yüzde 122) oldu. İzmir, Ankara ve İstanbul ise diğer öne çıkan şehirler arasında yer aldı.

GÖSAŞ’tan Yaz Dönemi Yabancı Kredi Kartı Harcama İstatistikleri Haber

GÖSAŞ’tan Yaz Dönemi Yabancı Kredi Kartı Harcama İstatistikleri

İSTANBUL (İHA) - Garanti BBVA Ödeme Sistemleri (GÖSAŞ), yaz döneminde Türkiye'deki yabancı ziyaretçilerin kredi kartı kullanımıyla ilgili önemli verileri paylaştı. 1 Haziran - 31 Ağustos 2024 tarihleri arasında yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de en fazla harcama yapan yabancıların sırasıyla Birleşik Krallık, Suudi Arabistan ve Almanya'dan geldikleri belirlendi.  Yabancı kredi kartlarıyla gerçekleştirilen işlemlerin yüzde 24’ünü İngilizler, yüzde 16’sını Suudi Arabistanlılar ve yüzde 11’ini Almanlar oluşturdu. Bu veriler, Türkiye’nin turizm açısından cazibe merkezi olma özelliğini pekiştirirken, GÖSAŞ’ın sunduğu istatistikler, yabancı ziyaretçilerin harcama alışkanlıklarına dair önemli ipuçları veriyor. GÖSAŞ’ın verilerine göre, yabancı kartlarla en yüksek harcama oranı İstanbul’da yüzde 42 ile gerçekleşirken, Antalya ve Muğla sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 15 oranlarıyla dikkat çekti. Yabancıların harcamalarında en çok tercih edilen sektörler arasında giyim ve aksesuar, konaklama ile yemek öne çıkıyor. Özellikle giyim sektöründe yapılan harcamalar, hem yerli hem de yabancı markaların cazibesini artırıyor.  İNGİLİZLER, EGE VE AKDENİZ'İ TERCİH EDİYOR İngiliz ziyaretçilerin harcamalarının büyük bir kısmı Muğla (yüzde 38) ve Antalya (yüzde 27) bölgelerinde yoğunlaşırken, Suudi Arabistanlılar ise en fazla İstanbul’da (yüzde 70) harcama yaptı. İstanbul'un tarihi ve kültürel zenginlikleri, Suudi turistlerin ilgisini çekerken, Trabzon (yüzde 15) da ikinci en popüler destinasyon oldu. Almanya’dan gelen turistlerin tercihi de İstanbul (yüzde 31) ve Antalya (yüzde 24) şeklinde olup, sağlık ve kozmetik harcamaları da ilk beş sektör arasında yer aldı.  AVRUPALILAR GEZMEYİ, ORTADOĞULULAR GİYİM VE AKSESUAR ALIŞVERİŞİNİ SEVİYOR GÖSAŞ verilerine göre, Avrupa'dan gelen ziyaretçiler arasında en büyük grubu Birleşik Krallık, Almanya ve Hollandalı turistler oluşturuyor. Avrupalıların harcama alışkanlıkları, konaklama ve yeme-içmeye odaklanırken, Ortadoğulu ziyaretçilerin en çok giyim ve aksesuar harcamalarına yöneldiği görüldü. Bu durum, Türkiye’nin alışveriş merkezi olarak da cazibesini artırdığını gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.