Hava Durumu

#Konya

TOURISMJOURNAL - Konya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Konya, Balkanlara Direkt Uçuşlu Tur Programı Başlatıyor Haber

Konya, Balkanlara Direkt Uçuşlu Tur Programı Başlatıyor

Sektör paydaşlarının katıldığı programda, Konya’dan doğrudan ulaşım imkânı sunan Balkan turu ve dünyada bir ilk olan alkolsüz Cruise gemi turu detaylarıyla paylaşıldı. 2013 yılından bu yana muhafazakâr tatil anlayışıyla namaz vakitleri ve helal yemek hassasiyetini ön planda tutan firma, küresel ölçekteki büyümesini sürdürüyor. Hünkâr Turizm Genel Müdürü Cemal Erdem, Viyana, Azerbaycan ve Malezya ofislerinin ardından yakında Suudi Arabistan ofisinin de açılacağını belirterek, dünya genelinde artan helal turizm bilincine dikkat çekti. Konyalı tatilseverler için müjde niteliği taşıyan projede, Balkan ülkelerine yönelik 7 gece 8 günlük gezi programı tasarlandı. Temmuz ve Ağustos ayları için planlanan bu turlar sayesinde, vatandaşlar Konya’dan aktarmasız uçuşla Balkan turuna katılabilecek. Bu sayede hem zaman kaybının önlenmesi hem de turların daha ekonomik hale getirilmesi hedefleniyor. Tanıtımın en dikkat çeken başlıklarından biri de dünyada ilk ve tek olan alkolsüz Cruise gemi turu oldu. Suudi Arabistan menşeli Aroya Cruise’un Türkiye ve Avrupa satış distribütörlüğünü üstlendiklerini açıklayan Erdem, muhafazakâr hassasiyetleri olan misafirlerin bugüne kadar faydalanamadığı bir hizmeti hayata geçirdiklerini ifade etti. İstanbul kalkışlı farklı rotalar sunan, 1678 kabin kapasiteli ve adeta bir ilçeyi andıran bu dev gemide, belirli dönemlerde Umre programlarının da dahil edilebildiği farklı seyahat seçenekleri özel fiyatlarla satışa sunuluyor.

Kavut unu asırlık geleneğiyle kültürel miras olmaya devam ediyor Haber

Kavut unu asırlık geleneğiyle kültürel miras olmaya devam ediyor

Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi'nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar'ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor. Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor. Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor. "Atalarımızdan kalan bir miras" Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi. Kış aylarının vazgeçilmezi Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye'nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın' diyerek teşekkür ediyor" dedi. İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim'de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor.

Türk Hava Yolları, New York’ta Şeb-i Arus Konseri Düzenledi Haber

Türk Hava Yolları, New York’ta Şeb-i Arus Konseri Düzenledi

Dünyanın en çok ülkeye uçan şirketi Türk Hava Yolları tarafından New York'ta Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümü kapsamında düzenlenen Şeb-i Arus programında ünlü orkestra şefi Gürer Aykal yönetimindeki New Manhattan Sinfonietta Orkestrası eşliğinde özel konser verildi. ABD'de Türk Hava Yolları ve New York-Türk Amerikan Sanat Topluluğu ile iş birliği içerisinde Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümü kapsamında Şeb-i Arus programı düzenlendi. Symphony Space-Peter Jay Sharp Theatre'da 19 Aralık'ta gerçekleştirilen program kapsamında "Aşkın Yürüyüşü" (March of Love) başlığıyla konser verildi. Gecenin sanat yönetmenliğini dünyaca ünlü orkestra şefi Gürer Aykal üstlenirken, konser New Manhattan Sinfonietta Orkestrası eşliğinde gerçekleştirildi. Programın ilk bölümünde ödüllü piyanist Can Çakmur, Wolfgang Amadeus Mozart'ın Do Majör Piyano Konçertosu No. 21 (K.467) adlı eserini seslendirdi. Konserin ikinci bölümünde ise Şeb-i Arus, yani "Vuslat Gecesi" onuruna Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye adanan özel bir repertuvara yer verildi. Uluslararası üne sahip sanatçı Ömer Faruk Tekbilek, Maestro Aykal tarafından konser için özel olarak orkestralanan iki eserini New Manhattan Sinfonietta eşliğinde icra etti. Bu bölümde ayrıca perküsyonda River Guerguerian, kanunda Hasan Işakkut ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu sahne aldı. Müzik ve şiir aracılığıyla kültürlerarası güçlü bir bağ kurmayı hedefleyen etkinlik, Türk Hava Yolları'nın yalnızca seyahatle değil, kültürel mirasın uluslararası tanıtımıyla da dünyayı birbirine bağlama misyonunu ön plana çıkardı. Mevlana düşüncesinin kalbi ve Şeb-i Arus geleneğinin doğduğu şehir olan Konya'ya dünyanın dört bir yanından kesintisiz bağlantılar sunan Türk Hava Yolları, tarihi destinasyonun ve Mevlana'nın evrensel öğretilerinin küresel ölçekte tanıtılmasında öncü rolünü sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. "Hazreti Mevlana'nın öğretilerini anlatmayı hedefledik" Türk Hava Yolları New York Müdürü Emre İsmailoğlu yaptığı açıklamada etkinliğin amacını değinerek, "Bu gece etkinliğimizin ismi ‘March of Love'. Bu akşamki etkinliği düzenlemekteki amacımız, Hazreti Mevlana'nın öğretilerini ve Türk kültürünün bir kısmını Amerikalılara ve buraya gelen tüm misafirlere anlatmak. Yaklaşık 700 civarı misafirimiz var, Amerikalılar, bürokratlar ve Türk toplumundan önde gelen isimler. Kalabalık bir kitle var. Asıl hedefimiz Türkiye'yi ve Hazreti Mevlana'yı burada anlatmak. Şu anda Amerika'da 14 noktaya uçmaktayız. Bu noktalarda çeşitli tanıtım faaliyetleri yapılmakta yıl içerisinde. Tanıtım gezileri özellikle Konya'ya, Nevşehir, Kapadokya, Kayseri, İzmir ve Göbeklitepe tabi çok önemli. İki ülke arasında bir köprü kurmak bizim vazifemiz bayrak taşıyıcı havayolu olarak. 2026 yılı için planlamalarımız hazır. Birçok etkinliğimiz, aktivitemiz olacak 2026 yılı içinde. Yakın zamanda yeni hatlarımız olacak uçuşa başlayacağımız" ifadelerini kullandı. "İzlerken bitmesin diye dua edilen gecelerden biri" Türkiye'nin New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal ise konserin önemine dikkat çekerek, "Bu akşam çok güzel bir etkinlik için buradayız. Çünkü hem Türk müziğinin çok önemli isimleri burada. Bir yandan da Türk tarihinin, müziğinin ve inanç kültürünün aslında çok önemli ekollerinden birisi Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin anısı burada bizimle beraber. Türk Hava Yolları'na ve bu işte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hem Türk toplumu hem de Amerikan toplumunu bir araya getirdiler. Türkiye'nin, kültürümüzün ve tarihimizin tanıtımına çok güzel bir katkı yapıyorlar. Bu katkıyı yaparken de bize Türkiye'de, müzik tarihinde, sanat tarihinde önemli yer tutmuş, iz bırakmış Gürer Aykal, Fahri Atakoğlu gibi insanlarla hem bizi hem de seyircileri bir araya getiriyorlar. İzlerken bitmesin diye dua ettiğimiz gecelerden biri olacak" ifadelerini kullandı. "Şeb-i Arus, dünyaya mal olmuş bir değeri New York'ta müzikle anlatmak gurur verici" New Manhattan Sinfonietta orkestrasını yöneten Maestro Gürer Aykal da konser sonrası yaptığı değerlendirmede, "Konseri Mozart'la başlattık. Mozart, dünyaya Türk adını en çok duyuran bestecidir. Can Çakmur, olağanüstü bir piyanist; Mozart'ın 21 numaralı konçertosunu çaldı ve herkes hayran kaldı. Konserin ikinci yarısı ise biliyorsunuz Şeb-i Arus için. Dünyaya mal olmuş bir insan. Onu burada müzikle Türkçe anlatabilmek New York'ta bize gurur verdi. Çok mutluyum" dedi. Gürer, "Şimdi New York'ta yok başka konserim ama Türkiye'de konserlerim var. Yoğun konserlerim var" ifadelerini kullandı.

Harşena Dağı’ndaki Mağaraların Kral Mezarı Olduğu Şaşırtıyor Haber

Harşena Dağı’ndaki Mağaraların Kral Mezarı Olduğu Şaşırtıyor

Amasya'da Türkiye'nin en görkemli kaleleri arasında gösterilen Harşena Kalesi'nin sarp yamaçlarında bulunan 2 bin yıldan daha eski beş mağaranın kral mezarı olduğunu öğrenen şaşırıyor. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları UNESCO dünya miras geçici listesinde bulunuyor. Dağın yüzeyinde beş kral mezarı Kıyısından Yeşilırmak Nehri'nin geçtiği kayalıklara oyulmuş mimarı yapısıyla dikkati çeken mağaralar Pontus Krallığı'nın kurucusu I. Mithridates Ktistes'den I. Pharnakes'e kadarki beş krala ait kaya mezarları olarak biliniyor. Milattan önce 333'ten milattan sonra 26'ya kadar Amasya'yı başkent olarak kullanan Pontus kralları için Harşena Dağı'nın güney eteklerine, kalker kayalara oyularak yapılan mezarların benzerlerinden Yeşilırmak Vadisi boyunca irili ufaklı 21 tane bulunuyor. Kaya mezarları içinde en çok dikkati 15 metre yükseklik, 8 metre genişlik ve 6 metre derinlikteki Büyük Kral Mezarı ile Kızlar Sarayı üzerinde yer alan birbirine çok yakın oyulmuş üçlü kral mezarı çekiyor. Bazı dönemlerde hapishane olarak kullanıldığı bilinen kaya mezarlara, kayalara oyulan taş merdivenlerle çıkılıyor. Mezarları görmek için dünyanın birçok yerinden ziyaretçilerin geldiğini belirten Amasya Turizm Derneği Başkanı Hicabi Bağçuvan, "Bu mağaralar 2 bin yıl öncesinde inşa edilmiş. İnsan eliyle yapılarak krallara mezar olmuş. Herkes gördüğünde, mezar olduğunu duyduğunda çok şaşırıyor" dedi. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları'nın 2015 yılında UNESCO dünya miras geçici listesine alındığını hatırlatan Hicabi Bağçuvan, daimi listeye eklenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Amasya'nın turizmde başarılı bir yaz dönemini geride bıraktığını anlatan Bağçuvan, tarihi şehrin sonbahar ve kış döneminde de görülmesi gereken kartpostallık güzelliğe bir büründüğünü vurguladı. Mağaraların mezar olduğunu duyan şaşırıyor Konya'dan Amasya'ya ziyaret için gelen Ömer Çelik de "Mağaraların kral mezarı olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Sakin bir şehir olan Amasya'ya ise hayran kaldım. Yaşanılacak bir yer. Buranın tarihi, doğası çok güzel" diye konuştu.

Torosların Zirvesindeki Dipsiz Göl Yaz Sıcağında Serinlik Sunuyor Video Galeri

Torosların Zirvesindeki Dipsiz Göl Yaz Sıcağında Serinlik Sunuyor

Antalya'nın Akseki ilçesi ile Konya'nın Bozkır ilçesi sınırları içerisinde, 1700 rakımda yer alan Dipsiz Göl, yaz sıcağından bunalanların serin sulara koştuğu adres haline geldi. Antalya merkezde sıcaklık 40 dereceyi bulurken, gölün buz gibi suyuna girenler adeta yeniden doğuyor. Sıcak havayı fırsat bilen genç yaşlı ziyaretçiler, Torosların zirvesinde doğayla iç içe hem piknik yapıyor hem de gölde yüzerek serinliyor. Öte yandan gölde yüzenler, dron ile havadan görüntülendi. Turkuaz renkli suların ortasında serinleyen vatandaşların görüntüleri, bölgenin doğa harikasını bir kez daha gözler önüne serdi. Bölge halkı, Dipsiz Göl'ün her geçen yıl daha fazla ziyaretçi çektiğini, özellikle yaz aylarında doğal bir cazibe merkezi haline geldiğini söylüyor. Torosların eteklerindeki göl, serin suyu, nilüferlerle bezenmiş yüzeyi ve eşsiz manzarasıyla sadece yüzmek isteyenleri değil, doğa yürüyüşü ve kamp yapmayı tercih edenleri de kendine çekiyor. Dipsiz Göl'ün kıyısında açan nilüfer çiçekleri ve göl çevresini saran sazlıklar, manzaraya ayrı bir güzellik katıyor. Çocuklar gölün kenarında oynarken, gençler serin sulara atlayarak yazın keyfini çıkarıyor. "Doğal havuz gibi" Gölde yüzen vatandaşlardan Mustafa Erdoğan, "Antalya'da sıcaktan durulmuyor, burası adeta doğal havuz gibi. Su öyle soğuk ki insanın içi açılıyor. Antalya'da insanlar sahilde yanıyorlar. Torosların zirvesinde dağın başında serin sularda yüzüyoruz. Ferahlamak isteyen Dipsiz Göle gelsinler. Ailecek buraya geldik. Antalya'da boşuna vakit kaybetmesinler. Sıcaktan bunalmıştık. Zaten de Antalya'da sahile hiç gitmemiştim. Burası bin 700 rakımlı doğal göl. Anlatılmaz yaşanır. Herkesin gelip burayı görmesini isterim" diye konuştu. "Her yıl mutlaka Dipsiz Göl'e gelirim" Kendisinin Rize ilinde ikamet ettiğini anlatan Erdoğan "Yazın kavurucu sıcağında serinlemek isteyen, Antalya'nın ateşinde, sıcağında bunalan arkadaşları buraya bekleriz. Çocuklarım ile birlikte buraya geldik. Ailem ile birlikte Rize'de yaşıyoruz. Yaz aylarında memleketim Bozkır'a babamın yanına geliyorum. Mutlaka Dipsiz Göle gelerek serin sularında yüzüyorum. Çocukluğum buralarda geçti. Bozkır'a geldiğimiz zaman mutlaka buraya geliriz. Tertemiz mis gibi turkuaz renkli suda yüzüyoruz. Burada balıkta var ama balıklar azalmış. Nedenini bilmiyorum. Burada Nilüfer çiçekleri, kamışlar var. Bambaşka bir yer. Antalya'nın sahiline gitseydik yanacaktık. Kıpkırmızı olacaktık. Burada hava mis gibi serin. Doğanın kokusu var. Etrafta fazla çöp yok. İnsan kalabalığı yok. Ailece gelinecek mis gibi bir yer" ifadelerine yer verdi. "Çocukluğum burada geçti" Dipsiz gölün ziyaretçilerinden Şükrü Erdoğan da "Bizim çocukluğumuz burada geçti. Buraya her sene gelip hem piknik yapıyoruz, hem de yüzüyoruz. Çocukluğumdan bu yana burayı hiçbir zaman unutamıyoruz. Ben yüzmeyi çocukluğumda burada öğrendim" şeklinde konuştu.

Kanadalı İki Arkadaş Bisikletle Türkiye Turu Yapıyor Haber

Kanadalı İki Arkadaş Bisikletle Türkiye Turu Yapıyor

Kanadalı iki arkadaş, Avukat Philipe ve üniversite danışmanı Marjorie, Türkiye'yi bisikletle gezmeye çıktı. 5 Ağustos'ta başladıkları ve 1 Eylül'de sona erecek 1 aylık Türkiye turu kapsamında Konya’nın Karapınar ilçesine gelen ikili, gördükleri misafirperverlik karşısında adeta büyülendiklerini dile getirdi. Türkiye’yi uzun zamandır merak ettiklerini ve birkaç yıl önce bu geziyi planlamaya başladıklarını belirten Philipe ve Marjorie, bu seyahatin sadece turistik bölgelerle sınırlı olmadığını, asıl amaçlarının Türkiye’nin otantik kültürünü ve yerel insanlarını tanımak olduğunu vurguladı. İnsanlarla sohbet ettiklerini ve kendilerini evlerine davet edip yemekler ikram edildiğini belirten Marjorie, "Sanırım bu kadar sıcak karşılama dünyada başka hiçbir ülkede mümkün değil" dedi. Philipe ise Türkiye'deki doğa çeşitliliğine hayran kaldıklarını dağlar, kaya oluşumları, Karapınar’daki çöl benzeri yollar, uçsuz bucaksız tarım arazilerinin etkileyici olduğunu bu güzellikleri tüm arkadaşlarına anlatacaklarını söyledi. Bisiklet yolculukları sırasında bazı teknik sorunlarla karşılaştıklarını söyleyen ikili, Türk halkının yardımseverliği ve nezaketi sayesinde hiçbir sorun yaşamadıklarını belirtti. Philipe, "Sürücüler motosikletlilere karşı çok saygılı. Türk halkı şimdiye kadar gezdiğimiz ülkeler arasında en misafirperver olanı" şeklinde konuştu. Kanadalı dostlar, Türkiye turunu tamamladıktan sonra ülkelerine döneceklerini ancak bu eşsiz deneyimi ömür boyu unutmayacaklarını söyledi.

Konya, 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti Oldu Haber

Konya, 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti Oldu

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti unvanını almaya hak kazandığını açıkladı. 2023 yılında "Dünya Spor Başkenti" unvanıyla adını spor dünyasına yazdıran Konya, bu kez Avrupa çapında bisiklet alanındaki başarısıyla öne çıktı. Şehrin bisiklet dostu kimliğini güçlendiren yatırımlar, geniş bisiklet yolu ağı ve ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlar, bu başarıya ulaşılmasında belirleyici oldu. 2026 yılı boyunca hayata geçirilecek projelerle bisiklet kullanımının şehir genelinde daha da yaygınlaştırılması ve Konya’nın dünya çapında örnek bir bisiklet şehri konumunu pekiştirmesi hedefleniyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, bu önemli gelişmenin yalnızca Konya için değil, tüm Türkiye için tarihi bir adım olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Konya’nın 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti seçilmesi, ülkemizin bisiklet kültürünün ve altyapısının Avrupa standartlarına ulaştığının güçlü bir göstergesidir. Bu unvan, aynı zamanda geleceğe dönük büyük bir sorumluluk demektir. Federasyon olarak, Konya Büyükşehir Belediyesi ile el ele vererek, 2026’yı bisikleti günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirecek projelerle taçlandıracağız. Ayrıca, 1-5 Şubat 2026 tarihlerinde Konya’da düzenlenecek UEC Elit Avrupa Pist Şampiyonası ile bu unvanı uluslararası arenada en güçlü şekilde kutlamayı hedefliyoruz." Avrupa bisiklet başkenti unvanı neyi ifade ediyor? "Avrupa Bisiklet Başkenti" unvanı, Avrupa Bisiklet Federasyonu tarafından; bisiklet altyapısı, sürdürülebilir ulaşım stratejileri, toplumsal katılım ve uluslararası organizasyon kapasitesi gibi kriterler göz önünde bulundurularak veriliyor. Bu unvanı kazanan şehir, bir yıl boyunca Avrupa’nın bisiklet başkenti olarak tanıtılıyor, uluslararası görünürlüğü artıyor ve bisiklet turizmi açısından çekim merkezi haline geliyor. 2025 yılı için Avrupa Bisiklet Başkenti unvanı İngiltere’nin Manchester şehrine verilmişti. 2024’te bu unvanı kazanan Manchester, örnek bir uygulama süreci yürüttü. Şehir, "Bee Network" adını verdiği ulaşım entegrasyonuyla bin 800 mil bisiklet yolu planladı, 69 topluluk etkinliği düzenledi, bisiklet kullanımını günde 28 binden 82 bine çıkardı ve Tour of Britain gibi büyük organizasyonlara ev sahipliği yaptı. Ayrıca British Cycling ile genç sporcuların yetişmesine yönelik projeler geliştirdi. Konya’nın bu unvanı almasının, benzer şekilde altyapı yatırımlarını hızlandıracak, uluslararası organizasyon sayısını artıracak ve bisikleti günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirecek projelerin önünü açacağı düşünülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.