Hava Durumu

#Konya

TOURISMJOURNAL - Konya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kavut unu asırlık geleneğiyle kültürel miras olmaya devam ediyor Haber

Kavut unu asırlık geleneğiyle kültürel miras olmaya devam ediyor

Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi'nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar'ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor. Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor. Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor. "Atalarımızdan kalan bir miras" Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi. Kış aylarının vazgeçilmezi Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye'nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın' diyerek teşekkür ediyor" dedi. İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim'de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor.

Türk Hava Yolları, New York’ta Şeb-i Arus Konseri Düzenledi Haber

Türk Hava Yolları, New York’ta Şeb-i Arus Konseri Düzenledi

Dünyanın en çok ülkeye uçan şirketi Türk Hava Yolları tarafından New York'ta Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümü kapsamında düzenlenen Şeb-i Arus programında ünlü orkestra şefi Gürer Aykal yönetimindeki New Manhattan Sinfonietta Orkestrası eşliğinde özel konser verildi. ABD'de Türk Hava Yolları ve New York-Türk Amerikan Sanat Topluluğu ile iş birliği içerisinde Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümü kapsamında Şeb-i Arus programı düzenlendi. Symphony Space-Peter Jay Sharp Theatre'da 19 Aralık'ta gerçekleştirilen program kapsamında "Aşkın Yürüyüşü" (March of Love) başlığıyla konser verildi. Gecenin sanat yönetmenliğini dünyaca ünlü orkestra şefi Gürer Aykal üstlenirken, konser New Manhattan Sinfonietta Orkestrası eşliğinde gerçekleştirildi. Programın ilk bölümünde ödüllü piyanist Can Çakmur, Wolfgang Amadeus Mozart'ın Do Majör Piyano Konçertosu No. 21 (K.467) adlı eserini seslendirdi. Konserin ikinci bölümünde ise Şeb-i Arus, yani "Vuslat Gecesi" onuruna Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye adanan özel bir repertuvara yer verildi. Uluslararası üne sahip sanatçı Ömer Faruk Tekbilek, Maestro Aykal tarafından konser için özel olarak orkestralanan iki eserini New Manhattan Sinfonietta eşliğinde icra etti. Bu bölümde ayrıca perküsyonda River Guerguerian, kanunda Hasan Işakkut ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu sahne aldı. Müzik ve şiir aracılığıyla kültürlerarası güçlü bir bağ kurmayı hedefleyen etkinlik, Türk Hava Yolları'nın yalnızca seyahatle değil, kültürel mirasın uluslararası tanıtımıyla da dünyayı birbirine bağlama misyonunu ön plana çıkardı. Mevlana düşüncesinin kalbi ve Şeb-i Arus geleneğinin doğduğu şehir olan Konya'ya dünyanın dört bir yanından kesintisiz bağlantılar sunan Türk Hava Yolları, tarihi destinasyonun ve Mevlana'nın evrensel öğretilerinin küresel ölçekte tanıtılmasında öncü rolünü sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. "Hazreti Mevlana'nın öğretilerini anlatmayı hedefledik" Türk Hava Yolları New York Müdürü Emre İsmailoğlu yaptığı açıklamada etkinliğin amacını değinerek, "Bu gece etkinliğimizin ismi ‘March of Love'. Bu akşamki etkinliği düzenlemekteki amacımız, Hazreti Mevlana'nın öğretilerini ve Türk kültürünün bir kısmını Amerikalılara ve buraya gelen tüm misafirlere anlatmak. Yaklaşık 700 civarı misafirimiz var, Amerikalılar, bürokratlar ve Türk toplumundan önde gelen isimler. Kalabalık bir kitle var. Asıl hedefimiz Türkiye'yi ve Hazreti Mevlana'yı burada anlatmak. Şu anda Amerika'da 14 noktaya uçmaktayız. Bu noktalarda çeşitli tanıtım faaliyetleri yapılmakta yıl içerisinde. Tanıtım gezileri özellikle Konya'ya, Nevşehir, Kapadokya, Kayseri, İzmir ve Göbeklitepe tabi çok önemli. İki ülke arasında bir köprü kurmak bizim vazifemiz bayrak taşıyıcı havayolu olarak. 2026 yılı için planlamalarımız hazır. Birçok etkinliğimiz, aktivitemiz olacak 2026 yılı içinde. Yakın zamanda yeni hatlarımız olacak uçuşa başlayacağımız" ifadelerini kullandı. "İzlerken bitmesin diye dua edilen gecelerden biri" Türkiye'nin New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal ise konserin önemine dikkat çekerek, "Bu akşam çok güzel bir etkinlik için buradayız. Çünkü hem Türk müziğinin çok önemli isimleri burada. Bir yandan da Türk tarihinin, müziğinin ve inanç kültürünün aslında çok önemli ekollerinden birisi Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin anısı burada bizimle beraber. Türk Hava Yolları'na ve bu işte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hem Türk toplumu hem de Amerikan toplumunu bir araya getirdiler. Türkiye'nin, kültürümüzün ve tarihimizin tanıtımına çok güzel bir katkı yapıyorlar. Bu katkıyı yaparken de bize Türkiye'de, müzik tarihinde, sanat tarihinde önemli yer tutmuş, iz bırakmış Gürer Aykal, Fahri Atakoğlu gibi insanlarla hem bizi hem de seyircileri bir araya getiriyorlar. İzlerken bitmesin diye dua ettiğimiz gecelerden biri olacak" ifadelerini kullandı. "Şeb-i Arus, dünyaya mal olmuş bir değeri New York'ta müzikle anlatmak gurur verici" New Manhattan Sinfonietta orkestrasını yöneten Maestro Gürer Aykal da konser sonrası yaptığı değerlendirmede, "Konseri Mozart'la başlattık. Mozart, dünyaya Türk adını en çok duyuran bestecidir. Can Çakmur, olağanüstü bir piyanist; Mozart'ın 21 numaralı konçertosunu çaldı ve herkes hayran kaldı. Konserin ikinci yarısı ise biliyorsunuz Şeb-i Arus için. Dünyaya mal olmuş bir insan. Onu burada müzikle Türkçe anlatabilmek New York'ta bize gurur verdi. Çok mutluyum" dedi. Gürer, "Şimdi New York'ta yok başka konserim ama Türkiye'de konserlerim var. Yoğun konserlerim var" ifadelerini kullandı.

Harşena Dağı’ndaki Mağaraların Kral Mezarı Olduğu Şaşırtıyor Haber

Harşena Dağı’ndaki Mağaraların Kral Mezarı Olduğu Şaşırtıyor

Amasya'da Türkiye'nin en görkemli kaleleri arasında gösterilen Harşena Kalesi'nin sarp yamaçlarında bulunan 2 bin yıldan daha eski beş mağaranın kral mezarı olduğunu öğrenen şaşırıyor. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları UNESCO dünya miras geçici listesinde bulunuyor. Dağın yüzeyinde beş kral mezarı Kıyısından Yeşilırmak Nehri'nin geçtiği kayalıklara oyulmuş mimarı yapısıyla dikkati çeken mağaralar Pontus Krallığı'nın kurucusu I. Mithridates Ktistes'den I. Pharnakes'e kadarki beş krala ait kaya mezarları olarak biliniyor. Milattan önce 333'ten milattan sonra 26'ya kadar Amasya'yı başkent olarak kullanan Pontus kralları için Harşena Dağı'nın güney eteklerine, kalker kayalara oyularak yapılan mezarların benzerlerinden Yeşilırmak Vadisi boyunca irili ufaklı 21 tane bulunuyor. Kaya mezarları içinde en çok dikkati 15 metre yükseklik, 8 metre genişlik ve 6 metre derinlikteki Büyük Kral Mezarı ile Kızlar Sarayı üzerinde yer alan birbirine çok yakın oyulmuş üçlü kral mezarı çekiyor. Bazı dönemlerde hapishane olarak kullanıldığı bilinen kaya mezarlara, kayalara oyulan taş merdivenlerle çıkılıyor. Mezarları görmek için dünyanın birçok yerinden ziyaretçilerin geldiğini belirten Amasya Turizm Derneği Başkanı Hicabi Bağçuvan, "Bu mağaralar 2 bin yıl öncesinde inşa edilmiş. İnsan eliyle yapılarak krallara mezar olmuş. Herkes gördüğünde, mezar olduğunu duyduğunda çok şaşırıyor" dedi. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları'nın 2015 yılında UNESCO dünya miras geçici listesine alındığını hatırlatan Hicabi Bağçuvan, daimi listeye eklenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Amasya'nın turizmde başarılı bir yaz dönemini geride bıraktığını anlatan Bağçuvan, tarihi şehrin sonbahar ve kış döneminde de görülmesi gereken kartpostallık güzelliğe bir büründüğünü vurguladı. Mağaraların mezar olduğunu duyan şaşırıyor Konya'dan Amasya'ya ziyaret için gelen Ömer Çelik de "Mağaraların kral mezarı olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Sakin bir şehir olan Amasya'ya ise hayran kaldım. Yaşanılacak bir yer. Buranın tarihi, doğası çok güzel" diye konuştu.

Torosların Zirvesindeki Dipsiz Göl Yaz Sıcağında Serinlik Sunuyor Video Galeri

Torosların Zirvesindeki Dipsiz Göl Yaz Sıcağında Serinlik Sunuyor

Antalya'nın Akseki ilçesi ile Konya'nın Bozkır ilçesi sınırları içerisinde, 1700 rakımda yer alan Dipsiz Göl, yaz sıcağından bunalanların serin sulara koştuğu adres haline geldi. Antalya merkezde sıcaklık 40 dereceyi bulurken, gölün buz gibi suyuna girenler adeta yeniden doğuyor. Sıcak havayı fırsat bilen genç yaşlı ziyaretçiler, Torosların zirvesinde doğayla iç içe hem piknik yapıyor hem de gölde yüzerek serinliyor. Öte yandan gölde yüzenler, dron ile havadan görüntülendi. Turkuaz renkli suların ortasında serinleyen vatandaşların görüntüleri, bölgenin doğa harikasını bir kez daha gözler önüne serdi. Bölge halkı, Dipsiz Göl'ün her geçen yıl daha fazla ziyaretçi çektiğini, özellikle yaz aylarında doğal bir cazibe merkezi haline geldiğini söylüyor. Torosların eteklerindeki göl, serin suyu, nilüferlerle bezenmiş yüzeyi ve eşsiz manzarasıyla sadece yüzmek isteyenleri değil, doğa yürüyüşü ve kamp yapmayı tercih edenleri de kendine çekiyor. Dipsiz Göl'ün kıyısında açan nilüfer çiçekleri ve göl çevresini saran sazlıklar, manzaraya ayrı bir güzellik katıyor. Çocuklar gölün kenarında oynarken, gençler serin sulara atlayarak yazın keyfini çıkarıyor. "Doğal havuz gibi" Gölde yüzen vatandaşlardan Mustafa Erdoğan, "Antalya'da sıcaktan durulmuyor, burası adeta doğal havuz gibi. Su öyle soğuk ki insanın içi açılıyor. Antalya'da insanlar sahilde yanıyorlar. Torosların zirvesinde dağın başında serin sularda yüzüyoruz. Ferahlamak isteyen Dipsiz Göle gelsinler. Ailecek buraya geldik. Antalya'da boşuna vakit kaybetmesinler. Sıcaktan bunalmıştık. Zaten de Antalya'da sahile hiç gitmemiştim. Burası bin 700 rakımlı doğal göl. Anlatılmaz yaşanır. Herkesin gelip burayı görmesini isterim" diye konuştu. "Her yıl mutlaka Dipsiz Göl'e gelirim" Kendisinin Rize ilinde ikamet ettiğini anlatan Erdoğan "Yazın kavurucu sıcağında serinlemek isteyen, Antalya'nın ateşinde, sıcağında bunalan arkadaşları buraya bekleriz. Çocuklarım ile birlikte buraya geldik. Ailem ile birlikte Rize'de yaşıyoruz. Yaz aylarında memleketim Bozkır'a babamın yanına geliyorum. Mutlaka Dipsiz Göle gelerek serin sularında yüzüyorum. Çocukluğum buralarda geçti. Bozkır'a geldiğimiz zaman mutlaka buraya geliriz. Tertemiz mis gibi turkuaz renkli suda yüzüyoruz. Burada balıkta var ama balıklar azalmış. Nedenini bilmiyorum. Burada Nilüfer çiçekleri, kamışlar var. Bambaşka bir yer. Antalya'nın sahiline gitseydik yanacaktık. Kıpkırmızı olacaktık. Burada hava mis gibi serin. Doğanın kokusu var. Etrafta fazla çöp yok. İnsan kalabalığı yok. Ailece gelinecek mis gibi bir yer" ifadelerine yer verdi. "Çocukluğum burada geçti" Dipsiz gölün ziyaretçilerinden Şükrü Erdoğan da "Bizim çocukluğumuz burada geçti. Buraya her sene gelip hem piknik yapıyoruz, hem de yüzüyoruz. Çocukluğumdan bu yana burayı hiçbir zaman unutamıyoruz. Ben yüzmeyi çocukluğumda burada öğrendim" şeklinde konuştu.

Kanadalı İki Arkadaş Bisikletle Türkiye Turu Yapıyor Haber

Kanadalı İki Arkadaş Bisikletle Türkiye Turu Yapıyor

Kanadalı iki arkadaş, Avukat Philipe ve üniversite danışmanı Marjorie, Türkiye'yi bisikletle gezmeye çıktı. 5 Ağustos'ta başladıkları ve 1 Eylül'de sona erecek 1 aylık Türkiye turu kapsamında Konya’nın Karapınar ilçesine gelen ikili, gördükleri misafirperverlik karşısında adeta büyülendiklerini dile getirdi. Türkiye’yi uzun zamandır merak ettiklerini ve birkaç yıl önce bu geziyi planlamaya başladıklarını belirten Philipe ve Marjorie, bu seyahatin sadece turistik bölgelerle sınırlı olmadığını, asıl amaçlarının Türkiye’nin otantik kültürünü ve yerel insanlarını tanımak olduğunu vurguladı. İnsanlarla sohbet ettiklerini ve kendilerini evlerine davet edip yemekler ikram edildiğini belirten Marjorie, "Sanırım bu kadar sıcak karşılama dünyada başka hiçbir ülkede mümkün değil" dedi. Philipe ise Türkiye'deki doğa çeşitliliğine hayran kaldıklarını dağlar, kaya oluşumları, Karapınar’daki çöl benzeri yollar, uçsuz bucaksız tarım arazilerinin etkileyici olduğunu bu güzellikleri tüm arkadaşlarına anlatacaklarını söyledi. Bisiklet yolculukları sırasında bazı teknik sorunlarla karşılaştıklarını söyleyen ikili, Türk halkının yardımseverliği ve nezaketi sayesinde hiçbir sorun yaşamadıklarını belirtti. Philipe, "Sürücüler motosikletlilere karşı çok saygılı. Türk halkı şimdiye kadar gezdiğimiz ülkeler arasında en misafirperver olanı" şeklinde konuştu. Kanadalı dostlar, Türkiye turunu tamamladıktan sonra ülkelerine döneceklerini ancak bu eşsiz deneyimi ömür boyu unutmayacaklarını söyledi.

Konya, 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti Oldu Haber

Konya, 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti Oldu

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti unvanını almaya hak kazandığını açıkladı. 2023 yılında "Dünya Spor Başkenti" unvanıyla adını spor dünyasına yazdıran Konya, bu kez Avrupa çapında bisiklet alanındaki başarısıyla öne çıktı. Şehrin bisiklet dostu kimliğini güçlendiren yatırımlar, geniş bisiklet yolu ağı ve ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlar, bu başarıya ulaşılmasında belirleyici oldu. 2026 yılı boyunca hayata geçirilecek projelerle bisiklet kullanımının şehir genelinde daha da yaygınlaştırılması ve Konya’nın dünya çapında örnek bir bisiklet şehri konumunu pekiştirmesi hedefleniyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, bu önemli gelişmenin yalnızca Konya için değil, tüm Türkiye için tarihi bir adım olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Konya’nın 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti seçilmesi, ülkemizin bisiklet kültürünün ve altyapısının Avrupa standartlarına ulaştığının güçlü bir göstergesidir. Bu unvan, aynı zamanda geleceğe dönük büyük bir sorumluluk demektir. Federasyon olarak, Konya Büyükşehir Belediyesi ile el ele vererek, 2026’yı bisikleti günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirecek projelerle taçlandıracağız. Ayrıca, 1-5 Şubat 2026 tarihlerinde Konya’da düzenlenecek UEC Elit Avrupa Pist Şampiyonası ile bu unvanı uluslararası arenada en güçlü şekilde kutlamayı hedefliyoruz." Avrupa bisiklet başkenti unvanı neyi ifade ediyor? "Avrupa Bisiklet Başkenti" unvanı, Avrupa Bisiklet Federasyonu tarafından; bisiklet altyapısı, sürdürülebilir ulaşım stratejileri, toplumsal katılım ve uluslararası organizasyon kapasitesi gibi kriterler göz önünde bulundurularak veriliyor. Bu unvanı kazanan şehir, bir yıl boyunca Avrupa’nın bisiklet başkenti olarak tanıtılıyor, uluslararası görünürlüğü artıyor ve bisiklet turizmi açısından çekim merkezi haline geliyor. 2025 yılı için Avrupa Bisiklet Başkenti unvanı İngiltere’nin Manchester şehrine verilmişti. 2024’te bu unvanı kazanan Manchester, örnek bir uygulama süreci yürüttü. Şehir, "Bee Network" adını verdiği ulaşım entegrasyonuyla bin 800 mil bisiklet yolu planladı, 69 topluluk etkinliği düzenledi, bisiklet kullanımını günde 28 binden 82 bine çıkardı ve Tour of Britain gibi büyük organizasyonlara ev sahipliği yaptı. Ayrıca British Cycling ile genç sporcuların yetişmesine yönelik projeler geliştirdi. Konya’nın bu unvanı almasının, benzer şekilde altyapı yatırımlarını hızlandıracak, uluslararası organizasyon sayısını artıracak ve bisikleti günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirecek projelerin önünü açacağı düşünülüyor.

Karatay Karavan Parkı Yerli Ve Yabancı Turistlerin Gözdesi Oldu Haber

Karatay Karavan Parkı Yerli Ve Yabancı Turistlerin Gözdesi Oldu

Konya'nın merkez Karatay ilçesinde bulunan Karavan Parkı, Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından karavanlarıyla seyahat eden turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Karatay Belediyesi tarafından doğa ve karavan severler için hizmete sunulan Karatay Karavan Parkı, yaz aylarında yoğun ilgi görüyor. Park; şehir merkezine yakın konumu ve sunduğu konforlu imkânlarla, hem şehir içinden hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldi. Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından karavanlarıyla seyahat edenler, günübirlik veya geçici konaklama için Karatay Karavan Parkı'nı tercih ediyor. Konya'nın ilk ve tek karavan parkı olma özelliğini taşıyan alan, karavan turizmi açısından önemli bir merkez konumunda bulunuyor. 2 Bin metrekarelik alanda her şey düşünüldü Adana ve Ereğli çevre yollarının kesişim noktasında yer alan 2 bin metrekarelik Karatay Karavan Parkı, karavanıyla yola çıkan yerli ve yabancı turistlerin Konya'dan ayrılmadan önce uğradığı önemli bir durak haline geldi. Karavan turizmini desteklemek ve alternatif turizm alanlarını geliştirmek amacıyla hayata geçirilen parkta, konaklayan ziyaretçilerin konforu için tüm ayrıntılar düşünüldü. Ziyaretçilere, karavan park alanı yeri sunulurken; tuvalet, lavabo, banyo, elektrik ve su gibi temel ihtiyaçlara yönelik hizmetler de sağlanıyor. Doğayla iç içe huzurlu atmosferi, düzenli altyapısı ve temiz çevresiyle, Karavan Parkı özellikle ailelerin güvenle konaklayabileceği bir alan olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Karatay Karavan Parkı'nı tercih eden ziyaretçiler, hemen bitişiğinde yer alan Karatay Şehir Parkı ile Karatay Belediyesi Hayvanat Bahçesi'ni de gezme imkânı buluyor. Ziyaretçilerden karavan parkına tam not Karatay Karavan Parkı'nda konaklayan yerli ve yabancı ziyaretçiler, Karatay Belediyesi'nin sunduğu bu hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Karavan Parkı sakinleri görüşlerinde şu ifadelere yer verdi: İzmir'den gelen Serkan Sicimoğlu ve eşi; "İzmir'den karavanla yola çıktık. Karatay Karavan Parkı'ndan çok memnun kaldık. İki kızımız var; hayvanat bahçesi ve lunaparka yakın olması çocuklarımız açısından büyük avantaj sağladı. Bu tür imkânlar, çocuklu aileler için çok önemli. Konumu oldukça merkezi, güvenlik mevcut, çöpler düzenli olarak toplanıyor. Park alanı çok geniş ve düzenli. Daha önce Konya'da hiç konaklamamıştık; genelde Afyon'da kalıyorduk. Bu sene Konya'yı deneyimledik ve herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyoruz." Almanya'dan dünya turuna çıkan Nurten ve Mustafa Tolga; "Eşimle birlikte Almanya'dan yola çıktık. Karavan Parkı'nı internetten bulduk. Karavan Parkı'nı çok beğendik. Duşlar, lavabolar mevcut. Güvenliği sağlam. Kapılarımızı açık bırakıp gönül rahatlığıyla uyuduk. Burası yemyeşil ve oldukça huzurlu. Mevlana'yı da gezdik. Aslında bir gün kalmayı planlamıştık ama konaklama süremizi uzatmaya karar verdik. Gerçekten tam aradığımız gibi bir yer. Avrupa standartlarında hizmet sunuluyor. Herkese tavsiye ederiz." Edirne'den tura başlayan Ahmet Polatçı da; "Edirne'den yola çıktık, birçok yeri gezdik. Karatay Karavan Parkı hizmet kalitesi ve düzeniyle öne çıkıyor. Başta bir gün kalmayı düşünüyorduk ama çok beğendiğimiz için birkaç gün daha kalmaya karar verdik. Konya'yı daha detaylı gezmek istiyoruz." İsviçre'de yaşayan Şerife Heiniger ise "İsviçre'den Konya'ya her gelişimizde Karavan Parkı'nı tercih ediyoruz. 2022 yılında ilk kez konaklamıştık ve çok memnun kalmıştık. Bu yıl da yine tercihimizi buradan yana kullandık. Tüm personel çok samimi, tüm hizmetler karavancılar düşünülerek planlanmış. Karatay Belediyesi'ne bu güzel imkânı sunduğu için teşekkür ediyoruz." Kılca: Karavan parkımız, Konya turizmine değer katıyor Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay Karavan Parkı'nın Konya'ya gelen turistler için alternatif bir konaklama imkânı sunduğunu belirterek, parkın, şehrin turizmine de önemli katkılar sağladığını vurguladı. Karavan Parkı'nın tüm detaylarının misafirlerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlandığını ifade eden Başkan Kılca; parkın temizlik, altyapı vKaratayBelediyesie sunduğu imkânlarla ziyaretçilere huzurlu ve konforlu bir ortam sağladığını söyledi. Kılca; "Misafirlerimizin bir gün bile Konya'da konaklaması, hem esnafımıza ekonomik katkı sağlıyor hem de şehrin turizm gelirini artırıyor. Bu nedenle Karatay Karavan Parkı'nı sadece bir konaklama alanı değil, aynı zamanda turizmin önemli bir parçası olarak görüyoruz." dedi. Başkan Kılca ayrıca, Karavan Parkı'nda konaklayan ziyaretçilerin şehri tanıma ve güzel anılar biriktirme fırsatı bulduğunu, bunun da Konya'nın tanıtımı açısından önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.

Gezgin Hoca Yollarda: Karavanıyla Türkiye’yi ve Ötesini Geziyor Video Galeri

Gezgin Hoca Yollarda: Karavanıyla Türkiye’yi ve Ötesini Geziyor

Sosyal medyada "Gezgin Hoca Yollarda" adıyla bilinen Servet Doğan, 1 buçuk ay önce karavanıyla İstanbul’dan başladığı Türkiye turu kapsamında Van Gölü’nün Bitlis’in Tatvan ilçesindeki sahillerine ulaştı. Bitlis’e ulaşan ve Van Gölü kıyısında karavanıyla konaklayan Doğan, bölgedeki doğal güzelliklerin karavan turizmine büyük katkı sağlayabileceğini belirtti. Doğan, "Buradaki insanlara karavan hayatını tanıtmak istiyorum. Bu bölgede karavanla seyahat edilebilir mi, bunu göstermek istiyorum. Van Gölü çevresi karavanla gezmek için harika bir yer" dedi. Yolculuğu boyunca Bolu, Sakarya, Ankara, Konya, Niğde, Nevşehir, Adana, Gaziantep, Diyarbakır ve Bitlis gibi birçok şehri gezen Doğan, otostop çeken yolcuları aracına alarak onlara da bu deneyimi yaşatıyor. Kamp yaptığı alanlarda ise sohbetler edip misafirlerine çay, kahve ve bisküvi ikram eden Doğan, "Karavan sevdalılarına bu hayatı mutlaka tavsiye ediyorum. Bu yaşam tarzı, tatil anlayışı ve özgürlük hissi bambaşka. İnsanlara bunu göstermek, yaşatmak istiyorum" dedi. Sıradaki hedefinin Türkiye turunu tamamladıktan sonra Balkanlar, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu'yu da karavanla keşfetmek olduğunu kaydeden Doğan, "Sosyal medyada Gezgin Hoca Yollarda diye bilinirim. Karavanla Türkiye turu hikayesi kurdum kendimce ve yaklaşık 15 şehir gezdim. Ne kadar sürede? Bir buçuk aylık sürede. Bu karavan hikayesindeki asıl amacım hem karavanla şehir şehir, ilçe ilçe gezmek, hem de özellikle Doğu ve Güneydoğu'ya karavan kültürünü aşılamak. Şu an Bitlis'teyim. Buradaki insanlara karavan hayatını, karavan kültürünü göstermek, tanıtmak istiyorum. Bir de turizme katkısının olduğunu düşünüyorum. Özellikle karavanla gezen turistlerin bu bölgede karavanla gezilebilir mi? Bunu da göstermek istiyorum. Van Gölü kenarında, Bitlis'te, Van'da, bu civarlarda muhteşem karavan gezme yerleri var. Bu şekilde insanlara bunu aşılamak istiyorum karavan hayatını. Asıl hedefim Türkiye'yi gezmek. Akabinde Balkanlara, Avrupa turuna, Orta Asya'ya, Orta Doğu'ya karavanla gezmek istiyorum. İstanbul'dan yola çıktığımdan beri Bolu, Sakarya, Ankara, Konya, Niğde, Nevşehir, Adana, Gaziantep, Diyarbakır, Bitlis gibi birçok şehirde otostop çeken insanları karavanıma aldım ve kamp yaptığım yerlerde de insanlarla karavan sohbetleri yaptım. Karavanıma gelen herkese de kahve, çay, bisküvi ikram ettim. Bu şekilde çok güzel yol hikayeleri, yol maceraları yaşadım. Çok şükür şu ana kadar hiçbir yerde bir sorun yaşamadım. Bu yüzden karavan sevdalarına, karavan hayatını herkese tavsiye ediyorum. Böyle bir hayatın, böyle bir tatil kültürünün, böyle bir eğlence alanında olduğunu göstermek istiyorum" diye konuştu.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi 3,7 Milyon Ziyaretçiye Ulaştı Haber

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi 3,7 Milyon Ziyaretçiye Ulaştı

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, şehirde en çok ziyaret edilen mekanlar arasında ilk sıralarda yer alırken, açıldığından beri yaklaşık 3 milyon 700 bin ziyaretçiyi ağırladı. Kenya, Kostarika, Filipinler, Panama gibi ülkelerden kelebek yaşamının 3. evresi olan pupa evresinde özel kutular içerisinde Konya Tropikal Kelebek Bahçesine gelen pupalar, özel dolaplar içerisine yerleştirilerek başkalaşım süreçlerini tamamlayıp kelebek olarak uçuş gösterirken, 45'in üzerinde farklı türde yaklaşık 10 bin kelebek gezenlerin büyük ilgisiyle karşılaşıyor. Konya'nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından Konya'ya kazandırılan, Türkiye'nin ilk kelebek bahçesi olan ve Avrupa'nın en büyük kelebek uçuş alanına sahip Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, 2015 yılında ziyarete açıldı. 7 bin 200 m2 kullanım alanına sahip olan Tropikal Kelebek Bahçesi, Kelebek Uçuş Alanı ve Böcek Müzesi olmak üzere iki ana bölümde 3 bin 500 m2'lik gezi alanında hizmet veriyor. Bahçe sıcaklığı 28 derece ve yüzde 80 nem olacak şekilde kontrol altında tutuluyor. Bahçede bulunan kelebekler türüne bağlı olarak 1 hafta ile 1 yıl arasında yaşarken, yaşamları yumurta, tırtıl, pupa ve kelebek olarak daha uzun olabiliyor. Şehirde Mevlana Müzesi'nden sonra en çok ziyaretçiyi ağırlayan Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, hafta içi ve hafta sonlarının yoğun ilgi gören mekanları arasında yer alıyor. Tropikal Kelebek Bahçesi, 45'in üzerinde farklı türde yaklaşık 10 bin kelebeğe doğal yaşam alanı sunuyor. "Açıldığından beri yaklaşık 3 milyon 700 bin ziyaretçi geldi" Konya'nın en güzide mekanlarından birinin Tropikal Kelebek Bahçesi olduğunu ifade eden veteriner hekim Tunahan Ertekin, ziyaretçi sayılarına ilişkin bilgi verdi. Ertekin, "Bahçemiz tropikal bir bahçe, 28 derece sıcaklık, yüzde 80 nem var ortalama olarak. Yaz aylarında okul kapandıktan sonra bizim ziyaretçi yoğunluğumuz bir hayli artıyor. Hafta içi günlük 2 bin civarı, hafta sonu da 4-5 bin civarı ziyaretçi alıyoruz. Bugüne kadar, bahçe açıldığından beri yaklaşık 3 milyon 700 bin ziyaretçi geldi. Yıllık ortalama ise 550 bin civarı ziyaretçiyi ağırlıyoruz" dedi. "Bahçede 45'in üzerinde farklı tür, 10 bin civarı uçan kelebek var" Konya Tropikal Kelebek Bahçesi'nde 45'in üzerinde farklı türde yaklaşık 10 bin kelebeğin bulunduğunu belirten Ertekin, "Bahçemiz tropikal bir bahçe ve tropikal kelebek türleri var. Kenya, Kosta Rika, Filipinler, Panama gibi ülkelerden geliyorlar. Kelebekleri görmek için bu ülkelere gitmeniz lazımken Konya'da biz bu hizmeti sizlere sunuyoruz. Bahçede 45'in üzerinde farklı tür, 10 bin civarında uçan kelebeğimiz var. Bunların içerisinde özel olanlar var. Mesela ‘Attacus Atlas' dediğimiz Atlas güvesi, dünyanın en büyük kelebeği, Filipinler'den geliyor. Onu da bahçemizde görebilirsiniz" ifadelerini kullandı. Ertekin ayrıca, bahçedeki kelebeklerin iki evrede gözlemlenebildiğini belirtti. Tırtıldan sonra gelen pupa, yani koza evresinden çıkan kelebeklerin özel dolaplara yerleştirildiğini söyleyen Ertekin, "Bize haftalık olarak Kenya, Kostarika, Filipinler, Panama bu saydığım ülkelerden geliyorlar. Bahçe içerisinde dolaplar göreceksiniz. Onun içerisine doğada kendini nasıl asıyorsa, o şekilde yerleştiriyoruz. Burada doğmalarını sağlıyoruz" şeklinde konuştu. Vatandaşlar ise buranın hayal ettiklerinden çok daha etkileyici ve farklı bir yer olduğunu belirterek, Tropikal Kelebek Bahçesi'nin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.