Hava Durumu

#Konaklama

TOURISMJOURNAL - Konaklama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konaklama haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da iptallere rağmen rezervasyon akışı sürüyor Haber

Antalya’da iptallere rağmen rezervasyon akışı sürüyor

Antalya, tarihi ve antik değerleri, doğal güzellikleri, güçlü konaklama altyapısı ve alternatif turizm imkanlarıyla dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer alıyor. Dünyada en çok yabancı turist ağırlayan ilk 10 şehir arasında gösterilen kentte, savaşlar, jeopolitik riskler ve ekonomik sorunlara rağmen turizm hareketliliği devam ediyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya turizminin 2026 yılının ilk 4 ayındaki görünümünü değerlendirerek, önümüzdeki aylarda talep artışı beklentisi içinde olduklarını söyledi. "Geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9'luk daralma söz konusu" Antalya'nın yılın ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladığını belirten Saatçioğlu, Orta Doğu'daki savaşın turizm hareketliliği üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Saatçioğlu, "Antalya turizmi 2026 yılının ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladı. Orta Doğu'daki savaşın etkisiyle geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9'luk bir daralma söz konusu. Ancak bu tabloyu değerlendirirken sadece kış dönemine değil, ileriye dönük rezervasyon akışına odaklanmak gerekiyor" dedi. "Rezervasyon akışının devam etmesi umut verici" Erken rezervasyonlarda iptaller yaşandığını ancak talebin tamamen kaybolmadığını vurgulayan Saatçioğlu, sektörün ileriye dönük rezervasyon akışını yakından takip ettiğini kaydetti. Saatçioğlu, "Şu ana kadar erken rezervasyonlarda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde iptal yaşansa da, rezervasyon akışının devam etmesi sektör adına umut verici bir gelişmedir. Bu da talebin tamamen kaybolmadığını, sadece kısa vadede temkinli hareket edildiğini gösteriyor" diye konuştu. "İlerleyen aylarda talebin güçleneceğini öngörüyoruz" Önümüzdeki süreçte savaşın etkisinin azalması ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte Antalya'ya yönelik talebin yeniden güçlenmesini beklediklerini dile getiren Saatçioğlu, kentin turizmde güçlü bir deneyime sahip olduğuna dikkat çekti. Saatçioğlu, "Önümüzdeki süreçte savaşın azalma eğilimine girmesi ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte, ilerleyen aylarda talebin daha da güçleneceğini öngörüyoruz. Antalya, güçlü altyapısı ve deneyimiyle bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahiptir. Şunu da belirtmek isterim; golf, futbol ve sağlık turizminde her geçen yıl kış aylarında yoğun rezervasyon artışı kaydetmekteyiz" ifadelerini kullandı.

ALKÜ öncülüğünde Alanya’da dijital göçebe turizmi çalıştayı Haber

ALKÜ öncülüğünde Alanya’da dijital göçebe turizmi çalıştayı

ALKÜ Turizm Araştırma ve Uygulama Merkezi (TURAM) koordinasyonunda "Dijital Göçebe Turizmi Çalıştayı" düzenlenecek. 27 Nisan 2026 Pazartesi günü gerçekleştirilecek olan "Dijital Göçebe Turizmi Çalıştayı" Alanya Kaymakamlığı, Alanya Belediyesi, ALTAV, ALTSO ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hayata geçirilecek. Turizmde yeni açılımlar üretmeyi hedefleyen çalıştayda, özellikle sezon dışı olarak nitelendirilen Kasım-Mart döneminde destinasyonun hareketliliğini artıracak alternatif turizm modelleri ele alınacak. Dünya genelinde hızla yükselen ve yüksek katma değer sağlayan dijital göçebe turizmi, çalıştayın ana odak noktası olacak. Program kapsamında altyapı durumları, konaklama imkanları, yaşam kalitesi, dijital altyapı ve destinasyon pazarlaması gibi başlıklarda kapsamlı değerlendirmeler yapılacak ve somut öneriler geliştirilecek. Akademi, kamu ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla şekillenecek çalıştay çıktılarının, ilgili kurumlarla birlikte değerlendirilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile paylaşılması ve Alanya'nın bu alandaki yol haritasına katkı sunması hedefleniyor. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, çalıştayın Alanya'nın turizm vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını belirterek, "Alanya'nın dört mevsim yaşayan bir destinasyon haline gelmesi adına atılan bu değerli adımın, turizmde sürdürülebilirliği ve rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

St. Petersburg’da turizm sektörünün liderleri buluştu Haber

St. Petersburg’da turizm sektörünün liderleri buluştu

Türkiye’nin 11 farklı şehrinden gelen tur operatörü sahibi ve genel müdürlerinin katılımıyla hayata geçirilen “The Meet” etkinliği, Pulkovo Havalimanı ev sahipliğinde düzenlendi. Programın açılış panelinde konuşan Pulkovo Havalimanı Genel Müdür Yardımcısı Asiyat Khalvashi, Türkiye ile St. Petersburg arasındaki hava köprüsünü güçlendirme konusundaki kararlılıklarını vurgulayarak, “Türkiye, St. Petersburg turizmi açısından stratejik bir öneme sahip en güçlü pazarlardan biri. Türkiye ile St. Petersburg arasındaki hava köprüsünü yalnızca mevcut kapasiteyle sürdürmek değil, çok daha ileriye taşımak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Pulkovo Havalimanı olarak, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelecek yolcu trafiğini artırmaya yönelik hem havayolu şirketleriyle hem de tur operatörleriyle çok yönlü iş birlikleri geliştiriyoruz” dedi. St. Petersburg’un sahip kültürel zenginlik, sanat altyapısı ve dört mevsime yayılan turizm potansiyelinin Türk ziyaretçiler için son derece güçlü bir deneyim sunduğuna işaret eden Khalvashi, “Bu doğrultuda, tur operatörleriyle birlikte geliştirilecek yeni nesil tur paketlerinin, iki ülke arasındaki turizm hareketliliğini ciddi ölçüde artıracağına inanıyoruz. Ayrıca e-vize uygulamasının sağladığı kolaylık ve kısa uçuş süresi sayesinde St. Petersburg’u Türk turistler için ‘yakın ve ulaşılabilir bir Avrupa deneyimi’ olarak konumlandırıyoruz. Amacımız, sadece yolcu sayısını artırmak değil; aynı zamanda sürdürülebilir, kaliteli ve uzun vadeli bir turizm köprüsü kurmak” diye konuştu. St Petersburg Türkiye Başkonsolosu Başar Başol da bu girişimin iki ülke arasındaki kültürel ve ticari bağları pekiştirecek kritik bir adım olduğunun altını çizerek, “Bu tür organizasyonlar, sadece turizm hareketliliğini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda iki ülke insanı arasında karşılıklı anlayışı ve etkileşimi güçlendiren çok değerli platformlar sunuyor” dedi. Panelde, St Petersburg Dış İlişkiler Komitesi Başkan Yardımcısı, Dış Ekonomik İşbirliği Dairesi Başkanı Nizami Mamishev, The Meet kurucusu Gökhan Erdoğan ile Astoria ve Angleterre otellerinin ticari direktörü Ekaterina Andreyeva da birer konuşma yaparak iki ülke arasındaki turizm gelişmesinin önemine dikkat çekti. Hermitage Müzesi’nde Türk Heyetine Özel Protokol Katılımcılar program kapsamında şehrin lüks konaklama portföyünden lojistik imkânlarına ve modern turizm altyapısına kadar tüm detayları yakından inceleme fırsatı buldu. Etkinliğin en prestijli durağı olan Hermitage Müzesi, normal ziyaret saatleri dışında yalnızca Türk profesyonellere özel olarak kapılarını açtığı protokollü gece turuyla St. Petersburg’un Türk pazarına verdiği önemi somut biçimde ortaya koydu. Geleceğin Tur Paketleri Masaya Yatırıldı Organizasyonun ikinci gününde düzenlenen panellerde, Pulkovo Havalimanı yöneticileri ve şehrin önde gelen otel temsilcileriyle birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Havayolu şirketlerinin sunduğu avantajlı uçuş seçeneklerinin de ele alındığı bu görüşmelerde, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek tur paketleri için stratejik iş birliği modelleri geliştirildi. Görüşmelerin ardından katılımcılar, düzenlenen görkemli gala gecesinde bir araya geldiler. E-Vize ve Ulaşım Kolaylığıyla Yeni Gözde Destinasyon St. Petersburg, Türk turistler için her geçen gün daha cazip bir destinasyon haline geliyor. Hiçbir belge gerekmeden online olarak 4 günde vize alınabilmesi, şehre erişimi büyük ölçüde kolaylaştırırken İstanbul’dan kalkan günlük direkt seferler St. Petersburg’u yalnızca 3,5 saatlik bir uçuş mesafesine taşıyor. Artan uçuş kapasitesiyle birlikte bilet fiyatlarının da rekabetçi seviyelere gerilediği şehir, bütçe dostu paket turların önünü açıyor. Dünyanın en prestijli bale ve opera performanslarına ev sahipliği yapan Mariinsky Tiyatrosu, Hermitage başta olmak üzere 230’u aşkın müze, dünya çapındaki koleksiyonlarıyla ziyaretçilerini bekliyor. Mayıs sonu ile Temmuz ortası arasındaki “Beyaz Geceler” döneminde güneşin bir türlü batmadığı bu kentte; Dostoyevski rotası, birbirinden ihtişamlı saraylar şehri adeta yürüyerek keşfedilen bir açık hava müzesine dönüştürüyor.

2025’te seyahat sayısı 67 milyon 851 bine ulaştı Haber

2025’te seyahat sayısı 67 milyon 851 bine ulaştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı dördüncü çeyrek Hanehalkı Yurt İçi Turizm verilerini açıkladı. Seyahat sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,5 artarak 67 milyon 851 bin olarak gerçekleşti. Bu yılda seyahate çıkanların yaptıkları toplam geceleme sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,6 azalarak 476 milyon 307 bin olarak gerçekleşti. Ortalama geceleme sayısı 7 gece oldu. Ekim, Kasım ve Aralık aylarından oluşan dördüncü çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 9 milyon 264 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,9 azalarak 11 milyon 23 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 60 milyon 957 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 5,5 gece oldu. Seyahate çıkanlar 2025 yılında 555 milyar 68 milyon 767 bin TL harcadı Bu yıl, yurt içindeki seyahatlerde yapılan toplam seyahat harcamaları geçen yıla göre yüzde 32,4 artarak 555 milyar 68 milyon 767 bin TL oldu. Bu harcamaların yüzde 87,1'ini 483 milyar 696 milyon 988 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 12,9'unu ise 71 milyar 371 milyon 779 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına ortalama harcama ise 8 181 TL oldu. Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2025 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 29,6 artarak 85 milyar 594 milyon 583 bin TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 92,5'ini 79 milyar 134 milyon 51 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 7,5'ini ise 6 milyar 460 milyon 532 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 7 765 TL oldu. Yıllık olarak harcama türlerinin seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde en fazla paya yüzde 30,3 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 23,1 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 18,7 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yıla göre değişim oranları incelendiğinde yeme ve içme harcamalarında yüzde 26,4, ulaştırma harcamalarında yüzde 25,6 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 48,2'lik artış görüldü. Bu çeyrekte, harcama türlerinin toplam seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde ise en fazla paya yüzde 32,1 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 26,8 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 13,3 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içme harcamalarında yüzde 23,2, ulaştırma harcamalarında yüzde 25 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 43,1'lik artış görüldü. Bu yılda yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 57,7 ile ilk sırada yer aldı Yıllık olarak seyahate çıkış amaçlarında ikinci sırada yüzde 34,4 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 3,5 ile "sağlık" amacıyla yapılan seyahatler yer aldı. Seyahate çıkış amaçları çeyreklik olarak incelendiğinde ise yüzde 61,8 ile "yakınları ziyaret' birinci sırada yer alırken, ikinci sırada yüzde 26 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 4,9 ile "sağlık" amacıyla yapılan seyahatler yer aldı. Seyahate çıkanlar en çok arkadaş veya akraba evinde kaldı Konaklama türleri yıllık olarak değerlendirildiğinde, seyahate çıkanlar 313 milyon 72 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. İkinci sırada 81 milyon 86 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 47 milyon 236 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı. Bu çeyrekte, seyahate çıkanlar 44 milyon 285 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 6 milyon 856 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 6 milyon 185 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı Haber

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı

Varlıklı Orta Doğu sakinleri, savaşla ilgili endişelerin geçici kiralamalar ve daha uzun vadeli konaklama talebini artırmasıyla birlikte Avrupa’nın üst segment gayrimenkul bölgelerinde ev arayışını hızlandırıyor. Londra, Monako, İsviçre ve İspanya’nın lüks tatil beldesi Marbella’daki emlakçılar, milyoner yatırımcılardan influencer’lara ve Orta Doğu’daki çatışma sona erene kadar taşınmak ya da kalıcı olarak yurt dışına yerleşmek isteyen ailelere kadar geniş bir kesimden gelen ilginin arttığını söylüyor. Forbes Türkiye'nin Bloomberg’ten derlediği habere göre normalde en popüler Körfez gayrimenkul piyasalarına yatırım yapacak olan yatırımcıların da savaşın ikinci ayına girmesiyle alternatifleri değerlendirmeye başladığı belirtiliyor. Çatışmalar vergisiz gelir, yıl boyu güneşli hava ve lüks yaşam tarzı vaadi nedeniyle Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlere yönelen bazı zenginleri, aileleri ve yatırımcıları yeniden düşünmeye zorluyor. Bu şehirler son dönemde daha uzun süreli ikameti teşvik eden reformlar yapmış olsa da savaş bu şehirlerin istikrarsız bir bölgede imajını sarsmış durumda. Cenevre’ye yoğun ilgi Cenevre’deki bir emlakçı olan Rockwell Properties’ten Jan Florian, Orta Doğu’dan İsviçre’ye taşınmak isteyen bir yatırımcı için 20 milyon frank (26 milyon dolar) değerinde bir ev arıyor. Ayrıca bölgeden müşterileri olan bir lüks saat satıcısının bu hafta düzenlediği bir etkinliğe davet edildiğini çünkü birçok müşterinin İsviçre’de evlerle ilgilendiğini söyledi. Hem lüks tatil köyleri hem de paket tatilleriyle bilinen İspanya’nın Costa del Sol bölgesinde, üst segment emlak firması Engel & Völkers günde dört ila beş satın alma ve kiralama talebi alıyor ve savaşın başlamasından bu yana Marbella’da birçok anlaşma yaptı. Şirketin Orta Doğu ile ilişkisi 1970’lere, dönemin Suudi Veliaht Prensi Fahd’ın burayı yazlık üs haline getirip Mar-Mar Sarayı’nı inşa etmesine kadar uzanıyor. Üst segment emlak şirketi MPDunne’ın ortağı Oscar Lindahl, “On yıllardır her yaz buraya gelen oldukça büyük bir Orta Doğulu ve Suudi topluluğumuz var” dedi. Yeni inşa edilen mülklerin alıcılarının, spor salonu ve restoranlar içeren, Orta Doğu başkentlerindeki yaşam tarzını taklit eden “tatil köyü tarzı” gayrimenkulleri tercih ettiğini belirtti. Kiracı sayısı 16,9 arttı Bu arada Londra’da, arzın daralması ve Orta Doğu’daki belirsizliğin sürmesi nedeniyle üst segment kiralar yükseliyor. Emlak şirketi Knight Frank’in son verilerine göre mart ayında haftalık bin Sterlin’in üzerindeki mülkler için yeni potansiyel kiracı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 16,9 arttı. Şirketin Londra merkez bölgesindeki kiralamalardan sorumlu yöneticisi David Mumby, “Orta Doğu’dan altı ay veya daha kısa süreli kiralamalar için ciddi bir talep artışı gördük. Bunlar genellikle yakın zamanda Orta Doğu’ya taşınmış ancak Londra’da zaten bir ağı olan İngiliz, Avrupalı veya Kuzey Amerikalı aileler” dedi. Çok varlıklı kişiler genellikle bu tür çalkantılı dönemler için dünya genelinde birden fazla eve sahip olsa da mevcut belirsizlik ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması, Orta Doğu’da kök saldıktan sonra seçeneklerini değerlendiren profesyoneller ve yabancı çalışanlar için ciddi kararlar gerektirebilir. Bazı yabancı yatırımcılar, son yıllarda büyük fiyat artışları görülen Dubai gibi piyasalara yatırım yaptı. Yerel analistler ve yatırımcılar, çatışmalara rağmen talebin süreceğini öne sürse de daha az yerleşik piyasalar ve mahallelerde fiyatların kısa vadede belirsiz olması bekleniyor. “İnsanlar kısa vadeli kararlar alıyor” Yine de Dubai gibi iş merkezleri, finansal kriz gibi önceki zorluk dönemlerinden güçlü bir şekilde toparlanmıştı ve Wall Street şirketleri bölgeye açık destek vermeye devam ediyor. Buna rağmen, kişisel güvenlik endişeleri bazı şirketleri çalışanlarına geçici olarak başka yerlerden çalışma izni vermeye zorladı. Douglas Elliman France ve Douglas Elliman Monaco’nun özel müşteri ofisi başkanı Edward de Mallet Morgan, “Algı çok hızlı değişiyor, bu yüzden genellikle ilk adım olarak kiralamaya yöneliyorlar” dedi. Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan’dan yaklaşık 10 müşterisinin en azından geçici olarak Avrupa’ya taşınmayı değerlendirdiğini belirtti. “İnsanlar, durumun istikrara kavuşmasını beklerken kısa vadeli kararlar alıyor.” İnsanların çatışmalar sürerken bile kalıcı taşınmayı henüz tercih etmemesinin ana nedeni, vergi ikametinin değiştirilmesinin zaman ve organizasyon gerektirmesi. Çocuklar için okul bulmak, yerel banka hesabı açmak gibi ulusal gerekliliklere uyum sağlamak da genellikle karmaşık ve zaman alıcı. Ancak çatışmalar, bölgeye taşınmış bireyler ile burada büyüyen finansal hizmet şirketleri ve diğer firmalar için de bir ikilem yaratıyor. Süregelen bir çatışma, özellikle okul yılının sonu yaklaşırken, bazılarını kalıcı taşınma kararı almaya zorlayabilir.

Dedeman Hospitality Bitlis’te Yeni Bir Dönem Başlatıyor: Eva Managed by Dedeman Bitlis için imzalar atıldı! Haber

Dedeman Hospitality Bitlis’te Yeni Bir Dönem Başlatıyor: Eva Managed by Dedeman Bitlis için imzalar atıldı!

Eva Managed by Dedeman Bitlis, markanın yalnızca coğrafi olarak değil, ihtiyaçlara göre çeşitlenen konaklama modelleriyle büyüme yaklaşımının bir parçası olarak hayata geçiriliyor. Proje, Bitlis’in son yıllarda artan turizm hareketliliği ve markalı konaklama ihtiyacı göz önünde bulundurularak kurgulandı. Dedeman markasının Bitlis’te yer alacak olması, şehirdeki turizm ekosistemi ve yerel paydaşlar nezdinde güçlü bir beklenti ve ilgiyle karşılandı. Evalorin Otelcilik Limited Şirketi yatırımıyla, Coşar Görücü’nün yatırımcısı olduğu Eva Managed by Dedeman Bitlis, bu yönüyle Bitlis’in gelişen turizm potansiyeline kalıcı bir katkı sunmayı vadeden nitelikli bir girişim olarak öne çıkıyor. Tarihin Katmanlarıyla Bütünleşen Bir Deneyim: Eva Managed by Dedeman Bitlis Doğu Anadolu’nun en köklü yerleşimlerinden biri olan Bitlis, taş mimarisiyle şekillenmiş şehir dokusu, medreseleri, hanları ve yüzyıllar boyunca biriken kültürel hafızasıyla geçmişin izlerini bugüne taşıyan güçlü bir karakter sunuyor. Bu tarihsel derinlik, Nemrut Krater Gölü’nün etkileyici coğrafyasıyla birleştiğinde Bitlis’i kültür ve doğa deneyiminin kesişim noktasına taşıyor. Türkiye’nin en büyük krater gölü olan Nemrut; volkanik yapısı, endemik bitki örtüsü ve eşsiz manzarasıyla bölgeye uluslararası ölçekte dikkat çeken bir çekim gücü kazandırıyor. Van Gölü havzasına yakın konumu, Ahlat’ın Selçuklu mirası ve özgün taş evleriyle Bitlis, son yıllarda artan ziyaretçi ilgisiyle birlikte turizm açısından yeni bir ivme kazanırken, bu gelişim nitelikli ve markalı konaklama ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Bitlis merkezde, tarihî dokunun içerisinde konumlanan Eva Managed by Dedeman Bitlis, özgün bir yapının dönüşümüyle hayata geçerek şehrin mevcut potansiyeline doğrudan temas eden bir konaklama modeli sunuyor. Dedeman Hospitality, bu projede tarihî yapıyı korumayı bir tasarım tercihi olarak değil, deneyimin temel bileşenlerinden biri olarak ele alıyor. Butik ölçekte kurgulanan proje, markanın hizmet standartlarını yerel doku ile buluşturarak Bitlis’te karakterli ve güçlü bir konaklama alternatifi oluşturmayı hedefliyor. Şehrin ilk markalı oteli olma özelliği taşıyan Eva Managed by Dedeman Bitlis, bölgenin turizm potansiyelini görünür kılan ve yerel ekonomiye uzun vadeli katkı sunmayı amaçlayan önemli bir yatırım olarak öne çıkıyor. Dedeman Misafirperverliğiyle Bitlis’te Markalı Konaklama Dönüşümü Başlıyor Toplam 33 oda ve 6 suit kapasitesiyle planlanan Eva Managed by Dedeman, güçlü bir operasyonel denge gözetilerek tasarlandı. Yapının zemin katında konumlanan giriş, resepsiyon ve çok sayıda ticari alan ile üst katlara yayılan konaklama birimleri; hem misafir deneyimini hem de operasyonel akışı destekleyecek şekilde kurgulanıyor. Restoran ve kafe alanlarının yanı sıra, servis ve teknik alanların planlaması da bütüncül bir işletme yaklaşımıyla ele alınıyor. 2026 yılı sonunda hizmete açılması planlanan proje, yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil; aynı zamanda işlevsel olarak sürdürülebilir bir konaklama modeli sunmayı hedefliyor. İmza sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, şu ifadeleri kullandı: “Bitlis, sahip olduğu tarihî ve doğal birikimle önemli bir potansiyel barındıran; ancak markalı konaklama tarafında gelişim alanı bulunan bir şehir. Eva Managed by Dedeman ile bu potansiyele, şehrin dinamikleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir modelle yanıt veriyoruz. Bu proje, yalnızca yeni bir konaklama alternatifi sunmanın ötesinde; şehrin turizm yolculuğuna duyduğumuz güvenin ve uzun vadeli bakış açımızın somut bir ifadesidir.” Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman ise şunları ifade etti: “Dedeman olarak köklü mirasımızdan aldığımız güçle, her şehirde kendi dinamiklerine saygı duyan ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefleyen yapılar kurmayı önemsiyoruz. Bitlis’in sahip olduğu tarihsel ve kültürel birikimi, çağdaş konaklama standartlarıyla buluşturarak hem misafirlerimiz hem de şehir için kalıcı bir değer üretmeyi amaçlıyoruz” Dedeman Hospitality Hakkında 1966 yılında açtığı ilk otelle Türk turizm sektörüne öncülük eden Dedeman Hospitality, bugün 60 yılı aşkın deneyimiyle misafirperverliğin, güvenin ve kaliteli hizmetin simgesi haline gelmiştir. Yerli bir marka olarak doğan ve büyüyen Dedeman, zaman içerisinde ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir konuma ulaşmıştır. Dedeman’ın başarı yolculuğu yalnızca sayısal büyümeyle sınırlı değildir. Marka; Türk misafirperverliğini global standartlarla harmanlayan vizyonu, sürdürülebilirlik yaklaşımı, güçlü insan kaynağı ve yenilikçi hizmet anlayışıyla bir yaşam tarzı ve deneyim markası kimliği kazanmıştır. Bugün 6 ülkede, 40 şehirde, 51 aktif ve toplamda 89 imzalanmış tesisiyle faaliyet gösteren Dedeman Hospitality; Türkiye’nin yanı sıra Kazakistan, Özbekistan, Kuzey Irak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’daki yatırımlarıyla uluslararası gücünü her geçen gün artırmaktadır. Orta vadeli büyüme stratejisini Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi stratejik pazarlarda derinleşme üzerine kurgulamaktadır. Portföyünde yer alan 12 alt marka, farklı misafir profilleri ve yatırımcı beklentilerine hitap edecek şekilde konumlandırılmıştır. Bu çeşitlilik sayesinde Dedeman Hospitality; lüks otelcilikten uzun dönem konaklamaya, şehir otelciliğinden iş dünyasına yönelik çözümlere kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Dedeman Hospitality, “Herkesin Dedeman’ı” mottosuyla; köklü misafirperverlik mirasını koruyarak, gelecek kuşaklara aktarmayı ve Türk turizmini dünyada güçlü biçimde temsil etmeyi kararlılıkla sürdürmektedir.

Turizm Sektörünün Nabzı Zirvede Tutuldu Haber

Turizm Sektörünün Nabzı Zirvede Tutuldu

Turizm sektörünün farklı paydaşlarını bir araya getiren zirvede; turizmde dönüşüm, destinasyon yönetimi, kültürel miras odaklı büyüme, devlet teşvikleri, dijitalleşme, yapay zeka ve deneyim odaklı yeni nesil konaklama anlayışı ele alındı. Gün boyu yoğun program Zirve, açılış seremonisiyle başladı. Açılışın ardından YDA Dalaman Havalimanı Ticaret ve Strateji Direktörü A. Orçun Songür, “2026 Yılı Turizm Değerlendirmesi ve Fethiye’nin Yeni Marka Vizyonu” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Devamında SICPA Türkiye CEO’su Sami Çebi, konaklama endüstrisinde kültürel miras odaklı büyüme stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ardından “Turizmde Devlet Teşvikleri: Fırsatlar, Stratejiler ve Uygulamalar” başlıklı panelde; GEKA Muğla Yatırım Destek Ofisi Uzmanı Hüseyin Çiftçi, TÜRSAB Batı Akdeniz BTK Başkanı Özgen Uysal, Dünya Turizm Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Kültür Rotaları Başkanı Ali Özçetçek ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Arsezen konuşmacı olarak yer aldı. Dijitalleşme ve yeni nesil turizm öne çıktı Öğle arasının ardından düzenlenen “Ana Sponsor: Sektörden Son Gelişmeler” oturumunda, yeni nesil konaklamada acente faaliyetleri, sektörün dijitalleşme ihtiyacı ve hukuki gelişmeler ele alındı. Bu bölümde Ali Murat Sazak, Zekai Karagöz, Sefa Dündar ve Tugay Tanrıverdi sunum yaptı. Programın ilerleyen bölümünde “Turizmde Yapay Zeka” başlığı altında Kamil Ovacık, yapay zekanın turizm sektöründeki kullanım alanlarını anlattı. Ardından Gülden Yurdakul, özgür seyahat ve etkinlik iptal sigortasına ilişkin bilgilendirmede bulundu. Deneyim ve sosyal medya vurgusu Günün ikinci yarısında Emre Karaca, standart paket turlar yerine kişiselleştirilmiş deneyimlerin ön plana çıktığını vurguladı. “Trendlerden Rotaya: Sosyal Medya Turizmi Nasıl Yönlendiriyor?” başlıklı panelde ise Ahmed Patoğlu, Adnan Uzan ve Ceren Erozan, sosyal medyanın turizm tercihleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Plaket takdimi ile sona erdi Gün boyu süren oturumların ardından zirve, plaket takdimi ve kapanış programıyla sona erdi. Program kapsamında, etkinliğe katkılarından dolayı kurumunuz Sed Medya FRT TV’ye plaket verildi.

Antalya'da ‘karavan' tartışması Haber

Antalya'da ‘karavan' tartışması

Kumluca Belediyesinin Beykonak Mahallesinde karavancılar için bir alan hazırlamasına rağmen Mavikent Mahallesi Aktaş sahilinde kalmaya devam eden karavancılar Kumluca Kaymakamlığı'nca yayınlanan genelge ile jandarma tarafından bu alandan çıkarıldı. Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, sosyal medya üzerinden yayımladığı genelgede karavan kullanımındaki artışa dikkat çekerek, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması amacıyla yeni düzenlemeye gidildiğini belirtti. Genelgede, "İlçemiz genelinde karavan turizmi ve gezgin karavan kullanıcı sayısında ciddi artış gözlemlenmiştir. Bu durum çevre düzenini, kamu güvenliğini, trafik akışını, vatandaşların sahillerden yararlanma vb. gibi sosyal haklarını kullanmasında ve ayrıca orman yangınlarıyla mücadelede ciddi aksaklıkların yaşanmasına neden olmaktadır" ifadeleri yer aldı. Alınan kararlar kapsamında, resmi karavan park ve çadır alanları ile ruhsatlı ve izinli kamp alanları dışında karavanla konaklama yasaklandı, sahil şeritleri, yol kenarları ve yeşil alanlarda park edilerek konaklanmasının önüne geçildi, uyarılara uymayan karavan ve çadırların kaldırılarak yediemin otoparkına çekilmesi kararlaştırıldı. Karar, bölgede yaşayan vatandaşlar arasında farklı görüşlere neden oldu. Bazı vatandaşlar karavanların çevre kirliliğine yol açtığını ve sahil kullanımını engellediğini savunurken, bazıları ise karavan turizminin ekonomiye katkı sağladığını ve sosyal hayatın bir parçası olduğunu dile getirdi. Karavan sakinleri tepki gösterdi Vergisini veren, askerlik görevini yapan bu ülkenin vatandaşı olduklarını belirten karavancılar ise, "Emekli olduk, şehrin kaosundan kurtulup sakin bir köşede hayat sürmek istiyoruz. Bunu bize çok gördüler" dedi. Bursa'dan gelip Mavikent Aktaş'ta karavanda yaşayan Kıvanç Tutal, "Çevre temizliği bahanesiyle buradan tahliye ediliyoruz. Ancak çevredeki çöpleri biz topluyorduk. Biz buralarda olmazsak buralara daha da çok kirlenecek. Mümkün oldukça doğamıza sahip çıkmaya çalışıyorduk. Karavanlardaki tuvaletleri dahi kullanmıyorduk. Belediyenin sağladığı içme suyu, duş ve tuvaletlerden faydalanıyorduk. Bu imkânlar varken dışarıya fosseptik boşaltmamız mümkün değil. Hayatın kaosundan kaçıyoruz. Ama daha çok kaos yaşıyoruz. Bize herhangi bir yer gösterilmiyor. Gösterilen yerler çok kötü. Bir anda fahiş zamlar geliyor" diye konuştu. Tamer Özcan ise, "Bizim sıkıntımız aramızda bozuk çıkabilecek insanlarla genellemeye bir tutulmamız. Mutlaka her grubun, toplumun içinde kötü insanlar bunuyor ama biz de onlarla aynı kefeye konuluyoruz. Ben bizzat eşimle birlikte kaldığımız Aktaş Plajını günde üç defa temizliyorum. Ama ona rağmen jandarma ve zabıta tarafından 'burayı boşaltın' deniyor. Gideceğimiz yer belli değil. Bize bir yer gösterilse veya bir hatamız varsa söylenebilir. Kararnameye bakıyorum, denize girilmesi engelleniyor. Nisan ayında pek denize giren yoktu. Üç beş karavancı Polonyalı arkadaş vardı. Onlar denize giriyordu. Biz kimse engel olmadık. Pozisyonumuz denizi kapatacak şekilde de değil. Otuz yıl demir çelik sektöründe çalıştım. Günyüzü görmeden 30 yıl 3 vardiya çalıştım. Emekli ikramiyem ile arabamın arkasına karavan takma hayalim vardı. Güzelim ülkemi dolaşıp gezeyim, insanlara tanışayım. Apartmanımın balkonunda, televizyon karşısında, kahvede ömrüm geçmesin. Amacım bu. Bir yerlere yerleşmek, çökmek değil" dedi. Erol Mergen de, şu ifadeleri kullandı: "Yere çöp atan, kirli suyunu yerlere bırakan karavancı değildir. Biz onlardan değiliz. Biz onlardan ayrılarak hak ettiğimiz değerin verilmesini, onların da devlet tarafından takibinin yapılarak gereken cezaların almasını bekliyoruz. Ama aynı kefeye konulup sanki bu ülkeye vergi vermemiş gibi askerliğimizi veya vatandaşlık görevimizi yapmamış gibi bazı bölgelerden kovulmamız bizim zorumuza gidiyor. Biz bu ülkenin insanı değil miyiz? Biz de doğanın temiz kalması için elimizden geleni yapmıyor muyuz? Yapıyoruz. Kurumlardan beklentimiz yüksek değil. Tuvalet ve içme suyu. Elektriğimizi kendimiz üretiyoruz." Özgür Kement ise "Devlete vergilerimizi tam anlamıyla vermişiz. Emekliliğimizde biraz gezelim istedik. Geldiler bizi Mavikent bölgesinden kaldırdılar" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.