Hava Durumu

#Kazı

TOURISMJOURNAL - Kazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kazı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor Haber

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin'in yürütücülüğünde hazırlanan "Güneş Saati Üzerinden Zamanın İzinde: Paflagonya Bölgesi ve Pompeiopolis Antik Kenti'nin Bilim Tarihi Açısından Analizi ve Dijital Modellemesi" başlıklı proje, TÜBİTAK-3005 Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Çalışma, Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2021 yılında ortaya çıkarılan hemicyclium tipindeki güneş saatinin bilim kapsamlı bir şekilde incelenmesini amaçlıyor. Projede güneş saatinin teknik yapısı, astronomi bilgisi, mühendislik özellikleri ve sosyo-kültürel düşüncede disiplinler arası yöntemlerle analiz edilecek. Türkiye'de antik güneş saatlerine ilişkin beşeri bilimler alanında yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olması, projeyi hem özgün hem de bilimsel açıdan yeni bir konuma yerleştiriyor. Proje kapsamında güneş saati, bilgisayar destekli ışık-gölge simülasyonları ile yeniden modellenerek kullanım doğruluğu test edilecek; benzer örneklerle karşılaştırmalı analiz yapılacak. Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve Paflagonya Eyalet Merkezi olarak kurulan ve M.Ö. 64 yılında inşa edilen Pompeiopolis Antik Kenti'nde proje kapsamında yürütülen bilimsel çalışmaların yanı sıra Paflagonya tarihine ışık tutacak veriler de ilk kez ortaya çıkarılacak. "Roma döneminden kalma kase tipi güneş saati olduğunu belirledik" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Unat, "Taşköprü'deki kalıntıları üniversitemizin Arkeoloji Bölümü'nden arkadaşlarımız incelediklerinde bir güneş saati bulduklarını söylediler. Biz de bu projeyi bu amaçla hazırladık ve buradaki güneş saatinin nasıl olduğunu, ne türde bir güneş sahip olduğunu ve çalışma prensibinin de nasıl olduğu üzere bir çalışma yapmaya başladık. Bu çalışma süreci içerisinde güneş saatinin aşağı yukarı M.Ö. 3'üncü yüzyıldan Roma döneminden kalan kase tipi bir güneş saatini olduğunu belirledik. Amacımız bu güneş saatini yeniden ortaya çıkartmak, dizayn etmek, belki de üniversitemizin kampüsü içerisinde bu saatimizi yeniden reprodüksiyonunu yaparak güzel bir şekilde yerleştirebilmek" dedi. "Bölgeyi ziyaret eden kişilerin güneş saatinin olması önem taşıyor" Bütün uygarlıkların bilime katkılarının oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Unat, "Biz, Kastamonu'nun da geçmişten bu yana bilim kültürüne hizmet ettiğinin bir göstergesi olarak bu projeyi tamamlamayı düşünüyoruz. Dolayısıyla geçmiş dönemden bugüne kadar oluşan süreç içerisinde gerek Roma dönemi, gerek Osmanlı dönemi, gerek diğer kültürlerin buraya yapmış olduğu katkıların bilimsel katkıların da olduğunu gösterebilen bir proje sunmayı hedefledik. Bu buranın kültürel zenginliklerini göstermesi açısından, gerek Paflagonya bölgesinin, gerek Kastamonu'nun kültürel kimliği açısından oldukça önemli. Bunun dışında buradaki çalışma aynı zamanda ekonomik ve turizm açısından da bölgeye katkı sağlayaca" diye konuştu. "Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması kültürel mirasa katkı sağlayacak" Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin ise, "Bilim tarihinden coğrafyaya, arkeoloji bölümünden tarih bölümüne kadar farklı alanladaki arkadaşlarımızla bir ekip kurduk ve Pompeipolis Antik Kentini güneş saati üzerinden dijitalleştirmeye karar verdik. Dijitalleştirme için de çağımızın oldukça önemli bir yaklaşım olan dijital beşeri bilimler çalışmalarını ve yöntemlerini kullanmayı planlıyoruz. Bu kapsamda projemizde güneş saatini tarama cihazlarıyla ve oradaki antik kenti bir uçtan diğer uca kadar olacak şekilde üniversitemiz aracılığıyla bir web sitesinde tanıtmayı planlıyoruz. Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması, modellenmesi, kültürel mirasa büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatacağız" Amaçlarının Paflagonya'daki bilimsel çalışmaları ele almak olduğunu ifade eden Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Okan Demir de, "Paflagonyanın tarihi anlamdaki imajları genelde egemen güçler tarafından çizilmiştir. Aslında bu projeyle beraber Paflagonyanın bilimsel olarak üretimlerini, sosyo-kültürel açıdan dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatmış olacağız. Bu kapsamda projemiz daha sonraki çalışmalar açısından Paflagonya tarihinin aydınlatılmasında çok büyük bir önemi haizdir. Güneş saati, M.S. 3'üncü veya 5'inci yüzyıllar arasında üretilmiş olduğu düşünülüyor. Bu dönemde Paflagonya, Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altındadır" şeklinde konuştu. "Güneş saatiyle ilgili veriler toplayacağız" Proje süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Suat Yazan da, "Ulaştığımız verilerin dijitalleşmesine de hem uzaktan algılama, hem coğrafi bilgi sistemleriyle yapılacak analizlerde kullanılmasına çalışacağız. Bu anlamda benim temel vurgunum projenin bütüncül yapısına ilişkin olabilir. Ayrıca kazı faaliyetlerini gerçekleştiren ekiple de bir araya geleceğiz. Onların buradaki kazı çalışmasına yönelik çıkarılan, ulaşılan arkeolojik keşiflere yönelik görüşlerini alıp projeye dahil edeceğiz ve bu şekilde projemizi tamamlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Samet Doğan da projede kullanılacak sayısal yüzey modelleme konusunda bilgi verdi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise projeyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Pompeiopolis Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan güneş saatinin yeniden bilimsel bir bakışla incelenmesi, hem üniversitemiz hem de bölgenin kültürel mirası açısından oldukça değerlidir" dedi. Projede Harran Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi de yer alıyor.

Syedra Antik Kenti kazılarına dünyadan destek Haber

Syedra Antik Kenti kazılarına dünyadan destek

Türk ve Fransız arkeologlar arasındaki akademik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan TÜBİTAK–Fransa Dışişleri Bakanlığı 2509 İkili İş Birliği Destek Programı (Bosphorus) kapsamında yapılan başvuruların sonuçları açıklandı. Desteklenmesine karar verilen toplam 8 proje arasında, Alanya’nın önemli antik kentlerinden Syedra’yı konu alan çalışma da yer aldı. ALKÜ Turizm Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer ile Fransa’daki cole Normale Supérieure PSL Üniversitesinden Dr. Jeanne Capelle ortaklığında yürütülen "Kilikia’da Syedra (Seki, Alanya, Antalya): Antik Bir Kent ve Tiyatrosu" başlıklı proje, Bosphorus Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Programın açıklanmasıyla birlikte proje, ALKÜ’nün ilk uluslararası ikili iş birliği projesi olarak kayıtlara geçti. Antalya’nın Alanya ilçesinde yer alan Syedra Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazı ve araştırmalar, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve destekleriyle devam ediyor. Çalışmalar, Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer başkanlığındaki ekip tarafından yürütülüyor. Son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında desteklenen kazılar, Türkiye’den ve yurt dışından alanında uzman araştırmacıların katılımıyla çok disiplinli bir yapıya ulaştı. Antik kentin tiyatrosunda sürdürülen kazı ve araştırmalar ise Küçük Asya (Eski Anadolu) tiyatroları üzerine yaptığı doktora çalışmalarıyla tanınan Dr. Jeanne Capelle tarafından yürütülüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen uluslararası iş birliğiyle, Syedra Antik Kenti’ne ilişkin bilimsel verilerin daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesi hedefleniyor. Bilimsel yayın ve araştırmalar hedefleniyor Projenin temel hedefi, Syedra Antik Kenti tiyatrosunun tarihsel gelişimi, kullanım evreleri ve mimari özelliklerini ele alan; kazılar sırasında elde edilen tüm buluntuları içeren kapsamlı bir bilimsel kitaba dönüşecek. Uzun vadede ise arkeobotanik çalışmalar kapsamında eski polen ve tohum analizleri ile Antik Yunanca yazıtlar üzerine yapılacak araştırmalar sayesinde, tiyatro yapısının ötesine geçen yeni bilimsel verilerin ortaya konulması amaçlanıyor. Rektör Türkdoğan:" Syedra Alanya'nın turizm ve tarih merkezi olacak" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Syedra Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmalarını yakından takip ettiğini söyleyerek şu ana kadar gelen süreç içinde önemli bir noktaya ulaştıklarını belirtti. Syedra’daki kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla ülkemizin önemli bir merkeze kavuşacağını söyleyen Rektör Türkdoğan, "ALKÜ ve Alanya olarak Syedra’ya özel bir ilgi duyuyoruz. Bosphorus projesi kapsamında desteklenmeye hak kazanan Syedra, bu vesile ile uluslararası alanda da tanınırlığını artırmış olacak. Çok önem verdiğimiz kazı çalışmaları devam ederken böyle bir başarının gelmesi de bizleri gururlandırdı. Syedra Alanya’mızın ülkemizin önemli bir turizm ve tarih şehri olacak. Kazı Başkanımız Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer’e ve Dr. Jeanne Capelle’ye yoğun emeklerinden dolayı teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dilerim." dedi. Türkiye ve Fransa’dan üniversitelerin yürütücü olduğu Bosphorus projesinde, 8 işbirlikli çalışma destek almaya hak kazandı. Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloj Araştırma ve Uygulama Merkezi gibi Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri listede yer aldı. ALKÜ ile Ecole Normale Superieure PSL Üniversitesi tarafından yürütülecek Kilikia'da Syedra (Seki,Alanya,Antalya): Antik Bir Kent ve Tiyatrosu projesi de uluslararası bilim camiası tarafından yakından takip edilecek.

Türkiye’de Bir İlk: Dijital İskelet ve Fosil Arşivi Haber

Türkiye’de Bir İlk: Dijital İskelet ve Fosil Arşivi

Dijital teknolojilerin hızla ilerlemesi, antropoloji ve arkeoloji gibi bilim dallarında büyük değişimler yaratıyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Antropoloji Bölümü Fiziki Antropoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek, bu dönüşüme öncülük ederek 3 boyutlu tarama teknolojilerini kullanarak fosil ve iskeletlerin dijital ortama aktarılmasını sağlayacaklarını belirtti. Yaklaşık 7 bin insan kemiği ve 10 binden fazla hayvan iskeleti dijital ortama taşınarak bilim dünyasıyla paylaşılacak. ÜÇ BOYUTLU TARAMA İLE DAHA FAZLA VERİ Doç. Dr. Aytek, geleneksel metotların yanı sıra üç boyutlu taramalarla kemiklerin detaylı analiz edileceğini, hastalıkların ve türlerin daha iyi tanımlanabileceğini söyledi. Bu dijitalleştirme sayesinde hem bilimsel yayınlara daha kapsamlı veri sağlanacak hem de uluslararası bilim camiası, Anadolu’nun tarihi ve arkeolojik zenginliklerine kolayca erişebilecek. ANADOLU’NUN TARİHİ DİJİTALLEŞİYOR Proje kapsamında sadece iskeletler değil, hastalıklar ve patolojik örnekler de üç boyutlu taramalarla arşivlenecek. Bazı örneklerin dünyada ilk kez kayıt altına alınacağını belirten Aytek, dijital arşivleme sürecinin uzun vadede tamamlanacağını ifade etti. Aytek, "Dijital arşivde de amacımız, uzun vadede elimizdeki bütün tanımlanabilir iskeletleri ve fosilleri dijital ortama aktarıp üç boyutlu taramalarını yapıp bir web sitesi vasıtasıyla dünyaya açmak. Uzun vadede tarayarak bilimsel çalışmasını gerçekleştirdiğimiz, yayınını yaptığımız bütün malzemeleri uluslararası bilim camiasına açacağız" dedi. BİLİM DÜNYASINA ÖNEMLİ KATKILAR Projenin temel hedeflerinden biri, Anadolu’nun tarihi zenginliklerinin uluslararası bilim dünyasında daha fazla tanınmasını sağlamak. Aytek, "İsteyen herkes bu malzemelere online olarak ulaşıp üç boyutlu görüntüleri indirip kendi çalışmalarında karşılaştırma materyali olarak kullanabilecek. Böylelikle hem bilime önemli bir katkımız olacak. Hem de bizim malzemelerimizin, Anadolu’nun malzemelerinin önemli yayınlarda kullanılarak daha fazla bilinir olmasını sağlamak amacındayız" dedi. Yüksek lisans öğrencisi Aybüke Yeşilada da bu projede yer alarak üç boyutlu modelleme ve arşivleme süreçlerini geliştirecek. Yaklaşık 30 farklı arkeolojik alandan toplanan iskeletler ve fosiller, dijital arşivin temelini oluşturacak. Bu koleksiyonun büyüklüğüne dikkat çeken Aytek, gelecekte arkeolojik alanlarda bulunan yeni materyallerin de dijitalleştirilerek projeye dahil edileceğini belirtti. Proje tamamlandığında, hem arkeologlar hem de antropologlar için eşsiz bir kaynak oluşturulacak. Anadolu’nun tarihi zenginliklerini dijital ortamda sergileyecek bu arşiv, geçmişe ışık tutarak bilim dünyasına büyük katkılar sunacak.

Turizmde Rekor Gelir Hedefi: 60 Milyar Dolar Haber

Turizmde Rekor Gelir Hedefi: 60 Milyar Dolar

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2025 bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 2024 yılı turizm performansını değerlendirdi. Ersoy, Ocak-Eylül döneminde 49,2 milyon ziyaretçiyle yüzde 8,7 artış sağlandığını ve turizm gelirinin yüzde 6,6 artarak 46,9 milyar dolara ulaştığını belirtti. 2023’te Türkiye, dünya sıralamasında Fransa, İspanya, ABD ve İtalya’nın ardından 5. sıraya yükseldi. Ersoy, yıl sonu için 61 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar turizm geliri hedefini hatırlattı. "60 YILLIK İŞ 4 YILDA TAMAMLANACAK" Bakan Ersoy, Ekim 2023'te başlatılan Geleceğe Miras Projesi hakkında, "Arkeoloji alanında son 60 yılda yapılanlara eş değer işi 4 yılda yapacağız. 224 kazımızı projeye dâhil ettik. 2024 yılı sonunda, yürütülen tüm kazı çalışmalarının sayısı yıllık 765’e ulaşmış olacak. Bu sayıyı 2026 yılına kadar yıllık 800’e çıkarmayı hedefliyoruz. Elbette ki öncelikli hedefimiz arkeolojik çalışmalarımızı sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da en üst seviyeye çıkarmaktır. Nicelikteki bu artışın nitelikli sonuçlar vermesi için de Geleceğe Miras Projesi’ne dahil olan arkeolojik kazı, restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları için aktarılan bütçeyi tarihimizde görülmemiş seviyelere çıkardık" dedi. Bu yıl için ödenek için 6 milyar liraya yakın bütçe ayrılacağını açıkladı. GECE MÜZECİLİĞİ VE DİJİTAL PROJELER Bakanlık, Hitit çivi yazılı tabletlerin okunmasında yapay zekâ kullanımı ve kaya anıtlarının 3D taranarak belgelenmesini içeren projeler yürütüyor. Ayrıca, Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nin müze ve kültür merkezi olarak dönüşüm çalışmaları sürüyor. Bakan Ersoy'un açıklamasına göre, Bakanlık tarafından 355 cemevinin bakım-onarımı üstlenilirken, toplam 829 cemevinin aydınlatma giderleri karşılanıyor. TURİZMDE İLK 10 AYIN VERİLERİ 2024 yılının Ocak-Ekim döneminde Türkiye, 54,6 milyon ziyaretçi ağırladı. Yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 7,03 artarak 47 milyonu geçti. Ekim ayında gelen yabancı ziyaretçi sayısı 5,4 milyonu aşarak yüzde 9,25’lik bir artış gösterdi. DEPREM BÖLGESİNDE RESTORASYON ÇALIŞMALARI 6 Şubat 2023 depremlerinde hasar gören 377 vakıf kültür varlığının restorasyon süreçleri başladı. Bu çalışmalar, merkezi bütçeden pay alınmadan vakıf gelirleriyle finanse ediliyor. Gaziantep Kalesi, Adıyaman Kahta Kalesi ve Hatay Arkeoloji Müzesi gibi birçok yapının onarımında 3 milyar TL harcandı. Hatay Arkeoloji Müzesi’nin onarım çalışmalarının 2025’te tamamlanacağı bildirildi.

Tralleis Antik Kenti, 3 Bin Yıllık Tarihi Mirası ile Gün Yüzüne Çıkıyor Haber

Tralleis Antik Kenti, 3 Bin Yıllık Tarihi Mirası ile Gün Yüzüne Çıkıyor

AYDIN (İHA) - Aydın’ın merkez ilçesi Efeler’de bulunan ve ilk yerleşim yerlerinden biri olarak bilinen Tralleis Antik Kenti, kazı çalışmalarının hızla devam ettiği bir tarihi miras alanı olarak dikkat çekiyor. İlk kazı çalışmalarının 1996 yılında başlatıldığı Tralleis Antik Kenti'nde, bu yıl 28. kazı sezonu sürdürülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında devam eden kazılar, antik kentin gizli kalmış tarihini aydınlatmayı amaçlıyor. Aralık ayının sonuna kadar sürecek olan kazılarda, tiyatro ve stadyum gibi yapılar gün ışığına çıkarılmayı bekliyor. Tralleis Kazı Başkanı ve Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çekilmez, kazı çalışmaları kapsamında birçok önemli keşif yapıldığını belirtiyor. Tiyatronun yaklaşık 5 ila 10 bin kişilik bir kapasiteye sahip olduğunu ve duvarlarının oldukça iyi korunduğunu aktaran Çekilmez, tiyatro ve stadyumun yan yana konumlanmasının antik çağda çok nadir görülen bir özellik olduğuna dikkat çekiyor. ANADOLU'NUN EN BÜYÜK GYMNASİUM KOMPLEKSİ Kazı çalışmalarının bu yıl Aralık ayına kadar süreceğini ifade eden Prof. Dr. Çekilmez, "Bu çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras projesi kapsamında yapılıyor. Sütunlu Cadde olarak adlandırdığımız hamam, gymnasium kompleksinin kuzeyindeki caddede çalışmalara başladık. Daha sonra çalışma alanımız Anadolu'nun en büyük hamam, gymnasium kompleksi olarak bildiğimiz buradaki eski hamam gymnasium kompleksinin içerisindeki mekanları anlamaya yönelik oldu" dedi. Tralleis Antik Kenti’nde süren kazı çalışmalarıyla, bölgenin kültürel ve tarihi yapısı daha ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. 2025 YILINDA ZİYARETE AÇILMASI PLANLANIYOR Kazı alanında işçiler ve bilim insanlarından oluşan 100 kişilik bir ekiple çalışmaların aralıksız sürdüğünü ifade eden Çekilmez, antik kentin ziyaretçilere açılması için gerekli projelerin tamamlandığını da belirtti. Çevre düzenleme projelerinin 2024 yılı Haziran ayında tamamlandığını söyleyen Çekilmez, “Tralleis Antik Kenti'nin turistler tarafından ziyaret edilmesi, ziyarete açılması ile ilgili projeleri yürütüyoruz. 2025 yılında antik kenti turizme açmayı düşünüyoruz" diyerek Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Aydın Valiliğine destekleri için teşekkür etti. Prof. Dr. Çekilmez, 2025 yılında antik kentin turizme açılmasının planlandığını belirterek, ziyaretçilerin bölgenin tarihi mirasına tanıklık etme imkanı bulacağını vurguladı.

Kütahya'da 8 bin yıllık tarihi aydınlatıyorlar Haber

Kütahya'da 8 bin yıllık tarihi aydınlatıyorlar

Tavşanlı Höyük kazısı, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erkan Fidan başkanlığında sürüyor. Kazı çalışmalarına TOBB Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu üyesi olan 30 kadın da katılıyor. Tavşanlı Höyük'te yapılan çalışmalarda, Koloni Çağı'nın sonlarına doğru gerçekleşen saldırı sonucu tamamen yakılıp yıkıldığı belirlenen antik yerleşim bölgesinde geçtiğimiz günlerde yaklaşık 4 bin yıllık mühür keşfedildi. Orta Anadolu'nun büyük ticaret merkezleri Kültepe ve Acemhöyük'teki gibi seramik mühürlere Tavşanlı'daki kazıda da rastlanması, ayrıca geçtiğimiz hafta Çanakkale'nin Eceabat ilçesindeki Maydos Kilisetepe Höyüğü'nde yürütülen arkeolojik kazıda 3 bin 900 yıllık silindir mühür, antik dönemde doğu ile batı arasında başka ticaret yollarının varlığını kanıtlayan bir keşif olarak öne çıkarıyor. Tavşanlı Höyük kazı alanında Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın "Gönüllüyüz Biz" projesi kapsamında Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu burada incelemeler yaparak gönüllü kadınlarla birlikte Tavşanlı Höyük'te yeni bir çalışma alanında üst katmanda yer alan tarım toprağında uzman arkeologlar eşliğinde kazı yaparak toprağın atılmasına yardımcı oldu. Tavşanlı Höyük kazı alanında gençlik ve spor bakanlığının "Gönüllüyüz biz" projesi kapsamında Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu burada incelemeler yaparak höyük üst tabakası tarım toprağında kazı yaparak toprağın atılmasında çalışmalara katıldı. TOBB Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişmciler Kurulu Başkanı Şule Arslan Ozan, kazı alanında yapılan incelemeler bulundu. Ozan, "Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu olarak bugün biz geçmişin derin izlerini yakından takip edebilmek adına burada toplandık. Aynı zamanda sekiz bin yıllık bir geçmişe sahip olan Tavşanlı Höyüğü Türkiye'ye ve Dünya'ya tanıtmak istiyoruz. Amacımız bu. Türkiye Odalar Borsalar Birliği'nde Kadın Girişimciler Kurulu'nda bu gönüllülük esasına dayalı çalışmanın bir projeye dönüştürülmesini istiyoruz. Şu andaki proje Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın "Gönüllülük Biz" Projesi adı altında yürütülüyor. Biz de kadın girişimciler bu çalışmamızla tarihte bir iz bırakacağımıza inanıyoruz. Çünkü gönüllü olmak sadece bir görevi yerine getirmek değil, aynı zamanda tarihte de bir iz bırakmak. Biz kadın girişimciler bu çalışmamızla tarihte bir iz bırakacağımıza inanıyoruz. İnanıyorum ben, Tavşanlı Höyük Kütahya'nın ve özellikle Tavşanlı'nın vitrin yüzü olacak. İleride bir Göbekli Tepe olmaya aday bir yer burası. Milattan önce 4 bin yılına ait burada Tavşanlı'da Mısır'daki piramitlerdeki mumyalarda bulunan insan derisi kalıntıları ve insan beyni kalıntıları bulunmuş. Burası bölgenin en eski kalıntılarını taşıyan bir höyük niteliğinde , buraya gelen gönüllü kadınlarımız gerçekten tarihte iz bırakacaklar. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. En azından bu Höyük'ün tanıtılmasında ciddi bir emeğimiz geçmiş olacak. Amacımız bu. Gönüllük esasına dayalı bir çalışma gerekiyor. Artı maddi destek gerekiyor. Bunun için Türkiye Odalar Borsalar Birliği kadın girişimciler kolunda biz teşvik bekliyoruz. Nurten Öztürk başkanımızın buraya gelip buraları görmesini istiyoruz. Ayrıca devlet kurumu olan Zafer Kalkınma Ajansı gibi ajansların destek projelerinde bu gönüllülük projelerinin desteklenmesi bizim için çok anlamlı olur ve ülkemiz için, Tavşanlı için, Kütahya için büyük bir kazanım olur görüşündeyim" dedi. Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı İlhami Aydın ise "Tavşanlı Höyük bugün tarihi bir gün yaşıyor diyebiliriz. Tavşanlı Kadın Girişimciler Kurulunun düzenlemiş olduğu bu etkinlik bu coğrafyanın geleceğini belirleyecek bir etkinlik olarak da düşünebiliriz. Hep birlikte inşallah bu Höyüğün tanıtımını ve yükselmesini, ortaya çıkarılmasını sağlayacağız. Çok teşekkür ediyorum" dedi. "Cumhuriyet tarihinde ilk defa kadın girişimciler bir kazı alanında" MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, gerçekleştirmiş olduğu ziyaret sonrası yapılan çalışmalar hakkında şunları söyledi: "8 bin yıllık hayatın var olduğu kazı alanındayız. Ben öncelikle Tavşanlı Ticari Adası'na ve hepsinden önemlisi de Tavşanlı Ticari Odası'ndaki kadın girişimcilere huzurlarınıza çok teşekkür etmek istiyorum. Bugün herhalde Kütahya'daki kazılar için tarihi bir gün. Kütahya'da ilk defa, Cumhuriyet tarihinde ilk defa kadın girişimciler bir kazı alanında yaklaşık 30 kişiler. Bir araya gelip gönüllü olarak bu kazı çalışmalarına katkı koymak için geldiler. Değerli kardeşlerim bir şehrin kalkınması için turizm gerekli midir? Gereklidir. Bir şehrin kalkınması için altyapı gerekli midir? Gereklidir. Bir şehrin kalkınması için sanayi, organize sanayiye, küçük sanayi gerekli midir? Gereklidir. Bir şehrin kalkınması için madencilik gerekli midir? Gereklidir. Ama bir şehrin tarihi olmalı. Geçmişe ait bir bağı olmalı. Geçmişliği bunun üzerine kurmalıyız. İşte şu anda biz yaklaşık 8 bin yılın bir kültürün üzerindeyiz. Ve buradan çıkacak her obje, her eser belki de dünya tarihini değiştirecek. Geçenlerde burada bulduğumuz bir mühür, Türkiye çapında ve dünya çapında haber oldu. Bütün bu bölgede, Batı Marmara diye kastettiğimiz bu bölgede bu mühür ilk defa burada bulundu. Mührün aynısı benzeri de iki gün önce Çanakkale'de bulundu. Demek ki buralarda bir ticaret kolonisi var ki yaklaşık 4-5 bin yıl önce Çanakkale'de kullanılan bir mühür. On yedi kültürden bahsediyoruz. Değerli Tavşanlılar, kendi kültürümüze, kendi değerlerimize sahip çıkmaz. Bunları tanıtmaz ve bunlar için mücadele etmez isek bir başkasının çevre illerinin veya dünya ülkelerinin buraları bilmesini bekleyemeyiz. Önce kendi ilimizdeki, kendi ilçemizdeki, kendi beldemizdeki, kendi köyümüzdeki tarihi eserlere sahip çıkacağız. Bu tarihi eserler bizlere bir miras, kültür mirası. Milletlerin kültürü işte bu miraslar üzerinden, bu eserler üzerinden olgunlaşarak bu seviyeye gelmiştir. Ben Erkan hocama çok teşekkür ederim. Çok özverili bir şekilde çalışıyor. Değerli kazı heyetine çok teşekkür ederim. Çok kısıtlı şartlarda dar bir bütçeyle ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar ama artık burası da bir dünya mirası listesine girdi. Önümüzdeki yıllarda bu kazılarda çok daha büyük çalışmalar göreceğiz. Daha büyük geniş kapsamlı çalışmalar. Daha fazla insanla yapılan çünkü sonuçta bu kazaların hepsi insan iş gücün el emeğiyle oluyor. Evet. Biz Tavşanlı olarak, Kütahya olarak Erkan Başkanımızın yanındayız. Ticari Odası'na çok teşekkür ediyorum. Başkanlarıma çok teşekkür ediyorum ama her şeyden önemlisi evlerindeki çoluğunu çocuğunu işini gücünü sosyal hayatını bırakıp şu anda güneşin altında beraber tozun toprağın içinde bu kazıya katılan kadın girişimcilerimize teşekkür ediyorum. Ben hepinize çok teşekkür ediyorum. Davut Başkan çok teşekkür ediyorum. İyi ki bizi buralara eşlik ettin, yönlendirdin. Erkan hocama bizi bir araya getirdi." Çalışmalara, Kuruçay Belediye Başkanı Rengül Atıcı, Tunçbilek Belediye Başkanı Mustafa Düzgün, MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Efe, MHP İlçe Başkanı Kürşat Öztaş, Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Başkanı Şule Arslan Ozan ve kadın üyeler katıldı.

Kültepe'de 'görünmeyenler' araştırılacak Haber

Kültepe'de 'görünmeyenler' araştırılacak

Kayseri tarihini 6 bin yıl önceye dayandıran arkeolojik keşif ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve 'Anadolu tarihinin başladığı yer' olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri'nde bulunan tabletler, özellikle dönemin ticari hayatı hakkında bilgiler veriyor. Yapılacak olan proje ile kazılarda gözle görülemeyen ağaç, kemik, toprak kalıntıları da analiz edilerek cevap alınamayan birçok bilgi çıkarılmaya çalışılacak. Kayseri-Sivas kara yolu üzerinde bulunan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri'nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin destekleriyle devam ederken, elde edilen keşifler tarihe ışık tutuyor. Kazı çalışmalarında ortaya çıkartılan tabletler Anadolu'nun tarihine ışık tutarken, İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ünal Akkemik tarafından başlatılacak proje ile analiz edilecek kalıntılarla da merak edilen birçok bilgiye ulaşılması hedefleniyor. Ağaç, kemik, toprak gibi kalıntıların analiz edileceğini ve ortaya çıkacak sonuçlarla da cevap alınamayan birçok bilgiyi çıkarmaya çalışacaklarını ifade eden Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, "Bu sene yaptığımız çalışmalar sırasında arkeolojinin dışında yine arkeolojiyle bağlanabilecek bir çok çalışma da yapıldı. Bunlar arasında İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ünal Akkemik Hocamızın bölgede yaptığı bir çalışma var. Bu çalışma ağaç fosilleri ile ilgili bir çalışmaydı. Bu çalışma sırasında yine Kültepe'de de mevcutta bildiğimiz birçok yanmış ağaç ve yapıların içindeki ahşap dokuyu da inceleme fırsatı bulduk. Yeni bir proje başlayacak, tüm Kültepe'de şimdiye kadar gönderilmiş veya yerinde korunmuş olan birçok ağacın çeşidi ve bu ağaçlara bağlı olarak dendrokronolojik çalışma yapılıyor. Dendrokronoloji, ağaç halkalarının sayılarak iklim değişikliğinin tespit edilmesi üzerine gelişmiş bir bilim dalıdır. Kazılar sırasında en büyük incelenen malzeme tabletlerdir, yazılı belgelerdir. Bu tabletler sayesinde gerçekten de Anadolu'nun tarihini öğrenmiş oluyoruz. Ama bu yetmiyor, bazı şeyler sınırlı. Bizim tabletlerin yüzde 99'u ticaret üzerine kurulmuş. Dolayısıyla diğer konular hakkında çok bilgimiz yok. Tabletlerin söylemediği, arkeolojik olarak insan gözüyle göremediğimiz veriler var. Botanik, bitki, toprak ya da kemik kalıntılar olmak üzere görünmeyen veriler vardır. Çıplak gözle göremezsiniz ama bunlardan çok önemli bilgiler elde etmek mümkün. Dolayısıyla bu sene yine benzer şekilde bilim dallarından faydalanarak bizim sorduğumuz ama cevabını alamadığımız birçok bilgiyi bunlardan çıkarmaya çalışacağız. Özellikle de bitki kalıntıları, kömür kalıntıları, kemik kalıntılarının incelenmesiyle bu bölgenin bitki örtüsünü kimliklendirmek mümkün. Aynı şekilde kemik kalıntılarından eski çağlarda bu coğrafyada yaşayan hayvanların isimlerini de öğrenmek mümkün oluyor. Bizim çıplak gözle göremediğimiz ya da yazılı belgelerde kaydedilmeyen birçok bilgi bu analizler sonucunda ortaya çıkıyor" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.