Hava Durumu

#Kanarya Adaları

TOURISMJOURNAL - Kanarya Adaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanarya Adaları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor Haber

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran merkezli savaş, küresel turizm sektöründe pandemi sonrası yakalanan toparlanma ivmesini sekteye uğrattı. UN Tourism verilerine göre 2025’te 1,5 milyarı aşan uluslararası turist sayısı, talebin güçlü kaldığını gösterse de sektörün temel dinamiği artık değişmiş durumda. Sektör için kritik konu artık “kaç kişinin seyahat ettiği” değil, “nereye seyahat ettiği.” Güvenlik algısı ve risk yönetimi, destinasyon tercihinde belirleyici faktör haline geldi. Hava bağlantılarında sistemik kırılma Savaşın ilk etkisi, küresel havacılık ağının en kritik bölgelerinden biri olan Körfez’de hissedildi. Hava sahalarının aniden kapanması, uçuş rotalarının değişmesine ve ciddi operasyonel aksamalara yol açtı. Oxford Economics verilerine göre, krizin ilk 48 saatinde 5 binden fazla uçuş iptal edildi. Küresel yolcu trafiğinin yaklaşık %14’ünü taşıyan Körfez hub’larının devre dışı kalması, Avrupa-Asya bağlantılarında ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Körfez’in turizm liderliği sorgulanıyor Savaş öncesinde Orta Doğu, turizmde güçlü bir büyüme hikayesi yazıyordu. Dubai 2025’te yaklaşık 20 milyon ziyaretçi ağırlarken, Doha 2026 yılı için “Körfez Turizm Başkenti” ilan edilmişti. Ancak turizmin iki temel unsuru olan güvenlik ve erişilebilirlik ciddi şekilde zedelenmiş durumda. Sektörde yaygın kabul gören görüşe göre, algılanan risk çoğu zaman gerçek risk kadar etkili. Bu nedenle çatışma bölgesine doğrudan dahil olmayan destinasyonlar bile talep kaybı yaşayabiliyor. Talep yok olmuyor, yer değiştiriyor Turizm talebi tamamen ortadan kalkmıyor; sadece daha güvenli ve öngörülebilir bölgelere yöneliyor. Bu çerçevede Akdeniz destinasyonları ve Atlantik adaları öne çıkıyor. Özellikle Kanarya Adaları gibi bölgelerde kapasite artışları dikkat çekerken, büyük tur operatörleri Batı Asya pazarındaki operasyonlarını kademeli olarak azaltıyor. Bu değişim, destinasyon tercihinin artık doğal çekicilikten çok jeopolitik istikrar, vize kolaylığı ve hava bağlantılarıyla şekillendiğini ortaya koyuyor. Enerji krizi turizmi dolaylı vuruyor Savaşın ekonomik etkileri de turizm üzerinde baskı oluşturuyor. Jet yakıtı maliyetlerindeki artış, havayollarının operasyonlarını zorlaştırırken, Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler küresel enerji arzını tehdit ediyor. Avrupa’nın önde gelen taşıyıcılarından Lufthansa başta olmak üzere birçok havayolu, yakıt tedariki ve maliyet artışları nedeniyle kriz senaryoları üzerinde çalışıyor. Artan enflasyon ve yaşam maliyetleri de orta vadede turizm talebini baskılayabilecek faktörler arasında gösteriliyor. Havacılıkta güç dengesi değişiyor Batılı havayolları krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. United Airlines ve Delta Air Lines gibi şirketler, uzun menzilli uçuş kapasitelerini artırarak Hindistan, Tayland ve Singapur gibi pazarlara yöneliyor. Ancak yeni hat açmak zaman alırken, Rus hava sahasının kapalı olması ve İran krizi, Avrupa-Asya uçuşlarını tarihin en karmaşık dönemlerinden birine sokmuş durumda. Bu durum, küresel uçuş ağının kalıcı olarak yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası güvenlik arayışları hızlandı Artan riskler karşısında uluslararası iş birlikleri de hız kazanmış durumda. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanması için çok uluslu bir koalisyon kurulması çağrısında bulundu. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin dahil olduğu diplomatik girişimler, küresel ticaret ve turizm akışını korumayı hedefliyor. Ancak sivil altyapıya yönelik riskler, turizm talebini sınırlayan temel unsur olmaya devam ediyor. B2B perspektif: Turizmin coğrafyası yeniden çiziliyor Mevcut tablo, turizm sektörünün yapısal bir dönüşüm sürecine girdiğini gösteriyor. Sektör tamamen daralmaktan ziyade yeniden konumlanıyor. Uzmanlara göre seyahat talebi varlığını sürdürecek ancak yeni dönemde kazanan destinasyonlar; güvenlik, erişilebilirlik ve istikrar sunabilenler olacak. Orta Doğu’daki krizin süresi uzadıkça, küresel turizm haritasındaki bu kaymanın kalıcı hale gelmesi ihtimali güçleniyor.

Avrupa’da Anti-Turizm Protestoları Kayak Merkezlerine Yayıldı Haber

Avrupa’da Anti-Turizm Protestoları Kayak Merkezlerine Yayıldı

Avrupa'da yaz aylarında yoğunlaşan anti-turizm protestoları, kış sezonunda kayak merkezlerine de yayıldı. İtalya’nın ünlü kayak noktalarından Alpe Di Siusi’de bölge sakinleri, turist akınına tepki göstermek için kar üzerine dev harflerle "Çok Fazla" kelimelerini kazıdı. Bu protesto, bölgedeki aşırı turizmin çevresel ve sosyal etkilerine yönelik artan hoşnutsuzluğun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kış sezonunda büyük ölçüde artan ziyaretçi sayısı, kayak merkezlerinde altyapı sıkıntıları ve aşırı kalabalık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Yeşiller Partisi meclis üyesi Brigitte Foppa, bölgedeki turizm sektörünün yıllardır kontrolsüz büyüdüğünü vurguladı. Başlangıçta abartılı tepkiler vermekle suçlandıklarını, ancak şimdi durumun ciddi bir toplumsal soruna dönüştüğünü ekledi. Bu, Alpe Di Siusi’de turizme karşı gerçekleştirilen ilk protesto değil. Geçtiğimiz yaz, yerel halk turist yoğunluğunu azaltmak amacıyla teleferiklere erişimi sınırlandıran öncelik şeritleri çizmişti. KAYAK MERKEZLERİ KALABALIK NEDENİYLE ZORLANIYOR Ülkede turist akınından etkilenen bir diğer kayak merkezi Roccaraso oldu. Geçtiğimiz ay, 260 otobüsle yaklaşık 10 bin kişinin bölgeye gelmesi altyapıyı işlemez hale getirdi. Kayak liftlerinde uzun kuyruklar oluştu, restoranlar kapasitesini aşarak hizmet veremez hale geldi ve yoğun trafik nedeniyle dağ yollarında ciddi sıkışıklıklar görüldü. Turistlerin çoğu, Napoli’den yalnızca 20 euro karşılığında TikTok üzerinden satılan "her şey dahil" günlük kayak turlarına katıldı. Özellikle sosyal medya fenomenlerinin Roccaraso’yu tanıtması, bölgeye akın edilmesine yol açtı. Ancak yerel halk, bu tür turizmin bölgenin doğal dengesi ve ekonomik yapısı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtiyor. AVRUPA GENELİNDE ANTİ-TURİZM HAREKETİ BÜYÜYOR İtalya’daki protestolar, Avrupa genelinde yükselen anti-turizm hareketinin bir parçası olarak görülüyor. Geçtiğimiz yaz, İspanya’nın Kanarya Adaları ve Balear Adaları’nda da büyük çaplı protestolar düzenlenmiş, yerel halk "Turistler Evine Dönsün" sloganlarıyla yürüyüşler gerçekleştirmişti. İspanya’daki turizm karşıtı eylemler, turizm sektöründe de yankı buldu. İngiliz tur operatörü Jet2’nin CEO’su Steve Heapy, Kanarya Adaları yönetimini uyararak, turistlerin protestolar nedeniyle bölgeden uzaklaşabileceğini belirtti. "Hiç kimse aşağılanmak veya hoş karşılanmadığını hissetmek için tatile gitmez" yorumunda bulunan Heapy, Türkiye ve Fas gibi ülkelerin turistlere daha sıcak bir karşılama sunduğunu paylaştı.

İspanya'da Turizm Karşıtı Vandalizm Dalgası Hız Kesmiyor Haber

İspanya'da Turizm Karşıtı Vandalizm Dalgası Hız Kesmiyor

Kış mevsiminin yaklaşmasına rağmen İspanya’nın popüler tatil destinasyonlarında turizm karşıtı protestolar durmaksızın sürüyor. Geçtiğimiz hafta Tenerife'teki Los Cristianos kentinde bulunan Las Vistas ve El Camison plajlarında 230'dan fazla şezlong tahrip edildi. Şezlonglara "Canarias se defiende" (Kanarya Adaları kendini savunur) ve "Canarias no se vende" (Kanarya Adaları satılık değildir) yazılı grafitiler bırakıldı. KOORDİNELİ SALDIRI: MADDİ ZARAR BÜYÜK Arona Belediye Meclisi, 5 Aralık Perşembe sabahı erken saatlerde meydana gelen olayları "koordineli saldırı" olarak nitelendirdi. Las Vistas plajında 100, El Camison plajında ise 136 şezlong boyanarak ve kesilerek tahrip edildi. Yakınlardaki bir alışveriş merkezi de grafitilerle kirletildi. Vandalizm nedeniyle yaklaşık 5 bin euro’luk zarar meydana geldi. TURİZM KARŞITI HAREKET BÜYÜYOR Kanarya Adaları, son dönemde turizm karşıtı eylemlerin odak noktalarından biri haline geldi. Nisan ayında on binlerce protestocu, kontrolsüz gelişimin çevreye ve yaşam tarzına zarar verdiği gerekçesiyle sokaklara dökülmüştü. Aktivistler, Tenerife’de yeni bir otel ve plaj tesisi inşaatını durdurmak için açlık grevine başladı. PROTESTOLARIN ETKİSİ VE GENİŞLEME ALANLARI Protestolar, Balear Adaları, Alicante, Barselona ve İspanya’nın diğer popüler turistik bölgelerine de yayıldı. Bazı vakalarda turistlere su tabancasıyla su sıkılması ya da "evinize gidin" şeklinde slogan atılması gibi olaylar yaşandı. Ancak genellikle eylemler barışçıl şekilde düzenlendi. EKONOMİK VE SOSYAL SORUNLAR DERİNLEŞİYOR Aktivistlerin temel şikayeti, kontrolsüz turizmin bölgede konut maliyetlerini artırması, çevreyi tahrip etmesi ve kamu hizmetlerini zorlaması. Protestocular, turizme karşı olmadıklarını, ancak "çöp turizm" olarak nitelendirdikleri, yerel ekonomiye fayda sağlamayan küçük harcamalı turistlere karşı olduklarını vurguluyor. Çok sayıda şehir ve bölgede durumun yerel halka zararını azaltmaya yönelik girişimler gerçekleştiriliyor. Örnek olarak, Palma de Mallorca, limana yanaşabilecek kruvaziyer gemilerinin sayısını sınırlarken, Tenerife de bazı milli parklarına gelen ziyaretçi sayısına sınırlama getiriyor. 2028'den itibaren de Barselona'da kısa süreli turist apartmanlarında kalınamayacağı söyleniyor. RESMİ AÇIKLAMALAR VE KARŞI TEPKİLER Arona Belediye Başkanı Fatima Lemes, vandalizmi kınadı ve fail ya da faillerin tespit edilmesi için vatandaşlardan yardım istedi. Başkan, "Her türlü vandalizme ve Arona'nın mirasına saldıran bazı kişilerin nezaket eksikliğine karşıyız, bu da hem sakinlere hem de ziyaretçilere ciddi zarar veriyor" dedi. Kanarya Adaları'nda "Lanzarote Turizmi Seviyor" adıyla karşı protesto düzenleyen Augusto Ferreira gibi restoran sahipleri, turizmin bölge ekonomisi için vazgeçilmez olduğunu savundu. VERİLERLE TURİZMİN ETKİSİ İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü'ne (INE) göre, 2023 yılında Kanarya Adaları'na 14 milyon uluslararası turist geldi. Bu, adalara 20 milyar euro’luk rekor gelir sağladı. Ancak INE verilerine göre, Kanarya Adaları halkının yüzde 34’ü yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında yaşıyor.

“Tehlikedeyiz; turizmi azaltın!” Haber

“Tehlikedeyiz; turizmi azaltın!”

İspanya’da aşırı turizme karşı tepkiler, yaz sezonunun sona ermesine rağmen devam ediyor. Pazar günü, Bask bölgesindeki San Sebastian şehrinde “Tehlikedeyiz; turizmi azaltın!” sloganıyla bir protesto düzenlenmesi planlanıyor. Kasım ayında ise Sevil’de başka bir anti-turizm gösterisi yapılacak. Kanarya Adaları’nda geçen hafta binlerce kişi toplandı ve bu durumun giderek büyüyen bir sorun olduğunu gösteriyor. Bu yıl, Covid sonrası seyahat patlaması ile birlikte İspanya’nın turizm sektöründe önemli bir dönüm noktası yaşandı; ülkenin, 2023 yılı sonunda 90 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi alması bekleniyor. Danışmanlık firması Braintrust, bu sayının 2040 yılına kadar 115 milyona yükselebileceğini öngörüyor. Protestolar bu yıl Nisan ayında Kanarya Adaları’nda başladı ve Tenerife’de iki büyük turizm projesini durdurmak amacıyla altı protestocunun açlık grevine girmesiyle devam etti. Balear Adaları, Alicante ve Barcelona gibi popüler turistik bölgelerde de gösteriler düzenlendi. Bazı protestocular, yabancı ziyaretçilere su tabancasıyla su sıkarak “Turlar geri dön!” diye bağırdı. Protestoların sebepleri arasında turizmin, yerel halkın yaşamını olumsuz etkileyen bir ekonomik model haline gelmesi var. San Sebastian’daki gösteriyi organize eden Bizilagunekin sivil toplum kuruluşu, “Turizm, bazıları için bir altın yumurta ama çoğumuz için boğucu bir ekonomik model” dedi.  Asier Basurto, turistlerin şehre olan etkisinin, gelen sayılardan çok, şehir hizmetlerinin ziyaretçiler için uyarlanması olduğunu belirtiyor. Turizmin, kiraları artırarak yerel halkı şehir merkezinden uzaklaştırdığını ve kamusal alanların kısa süreli ziyaretçilere hizmet verecek şekilde düzenlendiğini vurguladı.  İspanya Merkez Bankası, piyasa fiyatlarından kiralayan ailelerin neredeyse yarısının yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu bildirdi. Ancak, turizm sektörü İspanya’nın Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) ’ünü oluşturuyor ve yaklaşık üç milyon kişiye istihdam sağlıyor. Protestoların devam etmesi, özellikle Kanarya Adaları gibi kış aylarında yoğun ziyaretçi alan yerlerde endişelere yol açıyor. Yerel yöneticiler, durumu hafifletmek amacıyla çeşitli önlemler alıyor. Örneğin, Barcelona’da 2028’den itibaren kısa süreli turistik dairelerin yasaklanacağı duyuruldu. Palma de Mallorca’da ise, limana yanaşacak kruvaziyer gemilerine bir sınır getirildi. Tenerife’de bazı doğal parklara gelen ziyaretçi sayısına yeni bir kısıtlama getirildi. Asier Basurto, protestoların devam etmesi gerektiğini savunarak, “Turizmi savunanlar artık her şeyin güzel olduğunu söyleyemez” dedi. “Ya şimdi değiştiriyoruz ya da çok geç olacak.” Kaynak bbc

Aşırı Turizm: Avrupa’da Protestolar ve Yeni Düzenlemeler Haber

Aşırı Turizm: Avrupa’da Protestolar ve Yeni Düzenlemeler

Barselona'daki su tabancası saldırıları, Kanarya Adaları'ndaki açlık grevi, Venedik'teki yeni ücretler ve Yunanistan'daki yolcu gemisi kısıtlamaları, Avrupa'nın popüler destinasyonlarındaki yerel halkın turistlerden bıktığını gösteriyor. Aşırı turizme dair endişeler, COVID-19'un sınırları kapatmaya zorlamasından önce bile yüksekti. Pandemi sonrası kalabalıkların geri dönmesi, bu yıl daha güçlü tepkilere neden oldu. Kopenhag İşletme Okulu'nda turizm profesörü Sebastian Zenker, daha fazla protesto ve "Yeter artık" diyen insanların sokağa çıktığını belirtti. Temmuz ayında Barselona'da düzenlenen gösterilerde, su tabancalarıyla turistlere karşı çıkan protestocular, "Kitle turizmi şehri öldürüyor" ve "Turistler evlerine dönsün" yazılı pankartlar taşıdılar. Bazı gruplar, şehirdeki kruvaziyer terminallerinin sayısının azaltılmasını ve kısa süreli kiralamaların yasaklanmasını talep etti. Pandemi sonrası turizmin bu yıl yeniden yükselişe geçeceği öngörülüyor. BM Turizm Örgütü, küresel turizmin pandemiden tamamen kurtulmasını bekliyor. İspanya, bu yıl Temmuz ayına kadar 53 milyondan fazla ziyaretçi aldı; bu da 2023'e göre yüzde 12'lik bir artış anlamına geliyor. Toronto Metropolitan Üniversitesi'nden Rachel Dodds, turizmin, özellikle planlarını değiştirmeyen destinasyonlarda, pandemiden sonra "her zamankinden daha kötü bir şekilde geri döneceği" konusunda uyardı. Pandemi sırasında pek çok şehir, turist eksikliğiyle mücadele etti. Ancak talep gören destinasyonların sakinleri, evlerinin daha huzurlu ve daha az kalabalık bir versiyonunu deneyimlemiş oldu. Dodds, birçok yerel liderin turizmin olumsuz etkilerinden endişe duysa da, ziyaretçileri geri kazanmak için daha sürdürülebilir bir model geliştirmekten çok, mevcut durumu kontrol altına almaya çalıştığını belirtti. Yunanistan Başbakanı, Santorini ve Mikonos'a gelen yolcu gemisi ziyaretçilerine 20 euro vergi uygulanacağını duyurdu. Santorini belediye başkanı, gemiyle gelen ziyaretçiler için günlük 8 bin kişilik bir sınır önerdi. Yerel halk, adanın aşırı kalabalıklaşmasından ve kışın daha uzun süreli konaklamalar için yeterli rezervasyon yapılmamasından şikayetçi. Venedik, geçen yıl 3,5 milyon gecelik ziyaretçi sayısına ulaştı ve günübirlik turistler için 5 euroluk bir ücret denemesi yaptı. Ayrıca, 25 kişilik rehberli tur grubu sınırı ve hoparlör yasağı da ilan etti. Cornell Üniversitesi'nden Megan Epler Wood, şehirlerdeki protestoların, yerel halkın turist akınından duyduğu rahatsızlığı yansıttığını ifade etti. Kanarya Adaları gibi bazı bölgelerde, uygun fiyatlı konut eksikliği ve çevresel kaynakların zorlanması da endişe kaynağı. Hükümetler, özellikle ekonomileri turizme bağlı olduğunda, çelişkili çıkarlarla karşı karşıya kalıyor. Avrupa Birliği'ne göre turizm, gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 10'unu oluşturuyor. Avrupa Seyahat Komisyonu'nun verilerine göre, yılın ilk yarısında ülkeye gelen yabancı turist sayısı 2019 seviyelerini aştı ve bu yıl ziyaretçilerin 800 milyar euro'dan fazla harcama yapması bekleniyor. İspanya, Yunanistan, İtalya ve Fransa, turist harcamalarında en büyük artışların yaşandığı ülkeler arasında. New York Üniversitesi'nden Christopher Gaffney, hükümet yetkililerinin turistleri sadece gelir kaynağı olarak gördüğünü, bu nedenle yerel halkın huzurunu göz ardı edebileceğini vurguladı. Bu huzurun kaybı arasında, sokaklarda serbest hareket etme, kültürel alanlara erişim ve uygun fiyatlı konut bulma gibi sorunlar da var. Sürdürülebilir Turizm Varlık Yönetimi Programı, vergi ve harçların turistleri caydırmada etkili olamayacağını belirtti. Çoğu araştırma, ek bir verginin gelişleri azaltmadığını gösteriyor. Venedik'teki güncel ücret denemeleri, turist akınını azaltmakta başarısız oldu ve yetkililer, bu uygulamayı gelecekte daha yüksek fiyatlarla yeniden getirmeyi planlıyor. Dodds, ek ücretlerin şehirlerini terk etmeye kararlı olanlar için bir fark yaratacağını düşünmüyor.

Açık büfe kahvaltıların sonu mu geliyor? Haber

Açık büfe kahvaltıların sonu mu geliyor?

Kanarya Adaları'ndaki Tenerife'de yaptığım son tatilde Meliá Sol Arona otelinde kaldım. Aklınıza gelebilecek her türlü seçenek ve mutfağın bulunduğu eksiksiz bir açık büfe kahvaltı vardı. Servisin sonunda, ben hala otururken, personel açık büfeden arta kalan yiyecekleri temizlemeye başladı. Şok oldum, devasa kutular getirdiler ve tabaklardaki yiyecekleri doğrudan kutuların içine atmaya başladılar. Yiyeceklerin çoğu el değmemişti ve muhtemelen tazeydi. Sıkı gıda güvenliği düzenlemelerinin üstesinden gelmek şüphesiz zordur. Ancak her işletme gibi oteller de gıda israfını azaltmak için mümkün olan her türlü çabayı göstermekle yükümlü. Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı'nın 2024 Gıda Atık Endeksi Raporu, 2022'de 1,05 milyar ton gıdanın çöpe gittiğini ortaya koyuyor. İtalya'nın Modena kentindeki Casa Maria Luigia'da israfı azaltmak için konuklara daha küçük tabaklar sunmak, hamur işleri ve ekmek porsiyonlarının boyutlarını küçültmek ve konukların uygun porsiyon seçimleri yapmaları için ipuçları vermek gibi adımlar atıldı. Bottura ayrıca otellerin yemeklerin yerinde hazırlandığı canlı pişirme bölmelerini kullanmasını öneriyor. Bu, konuklar açısından eğlenceli bir deneyim ve aynı zamanda önceden hazırlanmış fazlalık yiyeceklerden kaçınmak demek. Tabakta sunulan yemeklerde gıda israfını azaltmak daha kolay Ripoll de Oleza, "Görevlilerin tabaklarla masalara dağıttığı yemeklerin porsiyon boyutları, fazlalığı en aza indirme amacıyla Yiyecek ve İçecek Birimi tarafından dikkatle değerlendiriliyor" diyor: "Artan yemeklerin olduğu durumlarda, şirketimiz bu tür fazla yiyecekleri yerel olarak ortaklıklar kurduğumuz saygın sosyal kuruluşlara bağışlamak için çaba gösteriyor." "Buna alternatif olarak, Too Good To Go gibi platformlar aracılığıyla da satmaya çalışıyoruz, böylece sosyal sorumluluk girişimlerine katkıda bulunurken israfı en aza indiriyoruz." Misafirler gıda israfını azaltmaya nasıl teşvik edilebilir? Öte yandan bazı sorumluluklar da otel misafirlerine ve onların kendi özdenetimlerine kalıyor. Bottura, "Mutfaktan yemek odasına kadar, yiyecek israfının etkileri ve misafirlerin dışarıda yemek yerken veya evdeki mutfaklarına döndüklerinde nasıl değişimin bir parçası olabileceklerine dair bilgilendirici mesajlar sergilenebilir" diyor: "Ekip, çevre dostu ve bitki bazlı ileri seçenekler içeren bir menüyü öne çıkararak konukları anında fark yaratmaya teşvik edebilir ve artan yiyecekleri lezzetli bir şeye dönüştürmenin kolaylığından bahsedilebilir." Otel mutfakları nasıl daha sürdürülebilir hale gelebilir? Bottura'ya göre daha sürdürülebilir olmak ve gıda israfını azaltmak, mutfakta daha yaratıcı ve deneysel olmak için de bir fırsat. "Sürdürülebilir bir mutfak, konukların tüketim alışkanlıklarını anlayarak, satın alımdan tabakta sunuma kadar gıda israfını azaltmak için porsiyon kontrolüyle tarifleri ölçerek ve ayarlayarak iyi bir planlama yapmaktır" diyen şef, şöyle ekliyor: "Benim mutfağımda, gıda fazlası ve artıkları şeflerimizin yaratıcılıklarını kullanmaları ve onları yeniden hayal ettiğimizde nelerin mümkün olduğunu göstermeleri için bir fırsat." İkinci gününde sertleşen ekmekleri örnek veren Bottura, bunların Toskana domates çorbasında veya ekmek pudingi yapmak için kullanılabileceğini belirtiyor. Bu ekmek artıkları iki gün sonra da makarna ve kekler için kullanılabiliyor. Bottura, "Lezzeti daha da yoğunlaştırmak için sebze ve meyvelerden oluşan süslemeleri birçok yemekte kullanıyoruz" diye ekliyor. Patates kabukları, soğan kabukları ve havuç kabukları kızartılarak et suyu yapımında kullanılırken şeftali, karpuz ve salatalık gibi meyve kabukları da yemeklere ve içeceklere renk ve lezzet katmak için kullanılabiliyor. Portakal suyu için sıkılan portakalların kabukları da marmelat yapımında kullanılıyor. Bottura, "Ekip üyelerini gıda israfının etkileri konusunda eğitmek ve gıda tasarrufu sağlayan etkili eylemler uygulamak, BM'nin küresel sürdürülebilirlik gündeminde belirlenen önemli azaltımlara ulaşmak için çok önemli" diyor: "Bir inovasyon ve sorumluluk kültürünü teşvik ederek, atık olabilecek şeyleri mutfak hazinelerine dönüştürebiliriz." Yapay zeka gıda israfını azaltmaya yardımcı olabilir mi? Bu arada bazı oteller gıda israfı sorunlarının üstesinden gelmek için yapay zekayla da denemeler yapıyor. Accor oteller grubu, yapay zekayı mutfaklarına sokmak için teknoloji şirketi Orbisk ile ortaklık kurduğunu açıkladı. Grup, on Avrupa otelinde yapılan denemelerin altı ay içinde gıda israfında yüzde 22'lik bir azalmayla sonuçlandığını belirtiyor. Orbisk'in sistemi, çöpe atılan malzemeleri, hangi miktarlarda ve ne zaman attıklarını takip etmek için yapay zeka görüntü tanıma teknolojisini kullanıyor. Bu veriler daha sonra mutfak ekiplerinin en büyük kayıpların nerede olduğunu belirlemelerine ve özel çözümler uygulamalarına olanak tanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.