Hava Durumu

#İstanbul

TOURISMJOURNAL - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı Haber

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı

Balat’ta bulunan ve uzun süredir atıl durumda olan 125 yıllık tarihi yapı, Baran Mimarlık tarafından gerçekleştirilen hassas bir onarım sürecinin ardından kapılarını "Limon Kolonyası" sergisiyle açtı. Geçmişle kurulan ilişkinin nasıl "seçildiğini" ve "güvenli hale getirildiğini" merkezine alan sergi, mekân-odaklı bir yerleştirme olarak dikkat çekiyor. Tarihi mekanda disiplinlerarası dönüşüm Serginin mimari tasarımını üstlenen Mehmet Emin Baran, yapının özgün karakterini koruyarak mekanı sergi için yeniden işlevlendirdi. Mimarlık, tasarım ve yapay zeka destekli üretim süreçlerini bir araya getiren Baran, yapıyı bir arka plan olmaktan çıkarıp hafızanın düzenlendiği bir "eşik alanı" olarak kurguladı. Baran’ın müzik, seyahat ve ekstrem sporlar gibi farklı disiplinlerden beslenen tasarım dili, serginin çok katmanlı yapısına doğrudan katkı sağlıyor. Sergi, ismini taşıdığı 'Limon Kolonyası'nı nostaljik bir unsur veya koku deneyimi olmaktan çıkarıp sembolik bir araca dönüştürüyor. Sergide kolonya; içeri girerken temasın sınırlarını belirleyen, geçmişi ne tamamen silen ne de olduğu gibi bırakan bir "düzenleme biçimi" olarak ele alınıyor. Sergi, hatırlamanın kendisinden ziyade, neyin "hatırlanabilir" kılındığının altını çiziyor. Açılışı 23 Ocak’ta gerçekleştirilen sergide; Yeşim Pektok Yağmur, Türkan Burkas, Melis Arslan, Ercan Vural, Dilan Gitmez, Cemre Teke, Çağla Saydağ Karter, Beyza İla, Emel Vardar, Ayşe Derin Ergenç ve Asya Alpay’ın eserleri yer alıyor. Geçmişle kurulan ilişkinin masumiyetini sorgulayan ve izleyiciyi bu seçici hafızanın bir parçası olmaya davet eden 'Limon Kolonyası', 4 Şubat 2026 tarihine kadar Balat’taki adresinde ziyaret edilebilecek.

İstanbul'da film çekimlerine standart geldi Haber

İstanbul'da film çekimlerine standart geldi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile İstanbul Valiliği öncülüğünde, ilgili kamu kurumları, yerel yönetimler ve sektör temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda hazırlanan uygulama esasları, İstanbul'da sinema ve televizyon yapımlarının daha planlı ve profesyonel bir zeminde gerçekleştirilmesini hedefliyor. Türkiye'nin ve dünyanın en önemli açık hava platolarından biri olan İstanbul'da hayata geçirilen düzenleme; kent yaşamının korunmasını, sektörün operasyonel süreçlerinin hızlandırılmasını ve çekim faaliyetlerinin net kurallar çerçevesinde yürütülmesini amaçlıyor. Yeni uygulama ile birlikte İstanbullular, günlük yaşam akışını en az düzeyde etkileyecek ve önceden bilgilendirilecekleri bir sisteme kavuşurken; yerli ve yabancı yapım ekipleri de sadeleştirilmiş prosedürler ve açık kurallar sayesinde çekim süreçlerini daha rahat ve sistemli biçimde yürütebilecek. Şehir üç bölgeye ayrıldı Düzenleme kapsamında İstanbul, trafik ve nüfus yoğunluğu dikkate alınarak üç ana çekim bölgesine ayrıldı. Yoğun alanları kapsayan birinci bölgede en fazla yedi büyük araçla çekim yapılabilecek; çalışma saatleri kış döneminde 00.00'a, yaz döneminde ise 01.00'e kadar sürebilecek. İkinci bölgede en fazla on bir büyük araçla, birinci bölge için belirlenen saat esasları çerçevesinde çekim gerçekleştirilebilecek. Üçüncü bölgede araç sayısında herhangi bir sınırlama öngörülmezken, çalışma saatleri daha esnek şekilde uygulanacak. Ayrıca belirlenen gece çekimi bölgeleri sayesinde 23.00-06.00 saatleri arasında çekim yapılmasına imkân tanınacak. Aynı tarihte gerçekleştirilecek farklı çekim setleri arasında ise en az bir kilometre mesafe bırakılması şartı aranacak. Başvuru süreçlerinde 7 gün kuralı getirildi Yeni esaslara göre, kamuya açık alanlarda yapılacak çekimler için bildirim ve izin başvurularının, çekim tarihinden en az yedi gün önce ilgili mülki idare amirliğine yapılması zorunlu hale getirildi. Trafik akışını etkileyecek veya yol kapatma gerektiren çekimler için de aynı süre içinde ilgili kaymakamlık ve belediyeye başvurulması gerekecek. Uygulama esasları, yapım maliyetlerini azaltmaya yönelik önemli kolaylık ve indirimleri de içeriyor. Bu kapsamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen projeler ile sahada üç veya daha az büyük araç bulunduran yapımlar, belirlenen ücretin yalnızca dörtte birini ödeyecek. Elde taşınan ekipmanla gerçekleştirilen ve kamu alanını işgal etmeyen çekimlerden ise herhangi bir ücret alınmayacak. Yeni dönemde çevreye ve kent kültürüne duyarlılık da ön planda tutuluyor. Çekimlerden yirmi dört saat önce çevre sakinlerinin bilgilendirilmesi zorunlu hale getirilirken; setlerde tek kullanımlık plastiklerin kullanımının önlenmesi, atık yönetimi kurallarına titizlikle uyulması ve tarihi dokuya zarar verilmemesi için azami hassasiyet gösterilmesi esas alınıyor. Denetim ve koordinasyon güçlendiriliyor Süreçlerin etkin ve koordineli şekilde yürütülmesi amacıyla her ilçede, kaymakamlık başkanlığında; büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi ve ilgili kurum temsilcilerinden oluşan en az üç üyeli İlçe Çekim Koordinasyon Birimleri kurulacak. Film Çekimi Uygulama Esaslarına ilişkin tüm detaylara İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İstanbul Valiliği'nin resmî internet sitelerinden ulaşılabiliyor.

Fahiş aidat artışları vatandaşı uygun fiyatlı sitelere yöneltti Haber

Fahiş aidat artışları vatandaşı uygun fiyatlı sitelere yöneltti

Ülke genelinde art arda gelen ‘fahiş fiyatta aidat zammı' haberleri üstüne hükümet yetkilileri harekete geçmiş ve yapılacak olan zamların yeniden değerleme oranlarını geçmeyeceği söylenilmişti. Yapılan açıklamalarda söz konusu kurallara uymayanların da denetime tabi tutulacağı da ifade edilmişti. İstanbul'da toplu konutlarının yoğun bulunduğu Avcılar Ispartakule ve Beylikdüzü bölgelerinde bulunan bazı sitelerde yapılan aidat artışları site sakinleri tarafından makul karşılanmış olmasının sebebi ise bu sitelerde; geniş sosyal tesislerin, fitness salonlarının, yüzme havuzlarının, büyük peyzaj alanlarının, halı sahaların, kapalı otopark ve 24 kesintisiz jenaratör imkanlarının ücretsiz olarak sakinlere hizmet vermesi olarak ön plana çıkmaktadır. Bu hizmetleri veren site yönetimleri, yapılacak olan zam artışlarında ‘yeniden değerleme oranı' değil, ihtiyaca uygun yapılması gerekliliğini de vurguladı. Düşük aidatla hizmet veren bu sitelerde, yeniden değerleme oranı ile artış yapıldığında aidatlar düşük kalıp sitede sene içerisinde olabilecek olağan dışı harcamalarda yönetimi dolayısıyla sakinleri ise zora sokmuş olacak. Söz konusu sitelerden olan Avcılar ilçesinde bulunan bir sitenin yöneticisi olan Murat Odabaş, site aidat artışlarını yapış şekillerini anlatarak, "Öncelikle 634 sayılı kat mülkiyeti kanunu ve daha sonra sitemizin bir yönetim planı var bunu dikkate alıyoruz. Bu yönetim planında aidatların eşit mi yoksa metrekare bazında mı olacağını açıkça belirtir. Bu yönetim planına göre metrekare ya da eşit paylaşım ona göre aidatlar paylaşılır. Ama önce bir bütçe yapılır biz buna işletme projesi diyoruz. Burada giderleri çok iyi hesaplamak lazım. Aidatlar ‘yüzde kaç artırayım' diye hesaplanmamalı. Yüzde 50 mi olsun yüzde 25 mi olsun? Böyle aidat artışı yapılmaz. Aidat artışında önümüzdeki yılın bütün giderleri tek tek yazılır. Gelirleri de yazılır. Yani giderler tek tek hesaplanır da yazılır" dedi. "Sitelerin en büyük giderleri personel giderleridir" Odabaş, sitelerin en büyük giderlerinin personel giderleri olduğuna dikkat çekerek, "Bizi aidat artışlarında en çok etkileyen şey asgari ücret tespit edildikten sonra biz işçimize çalışanımıza onun altında zaten bir zam veremiyoruz üstünde veriyoruz her zaman. Bu tespit edildikten sonra bizim işimiz kolaylaşır. Çünkü sitelerin en büyük giderleri personel giderleridir. Diğer giderleri de alt alta yazarız toplam bir bütçe çıkar. Bu bütçeyi kat maliklerine paylaştırırız. Böyle hesaplanır yüzde ile aidat hesaplanmaz. Yüzde şu kadar yapalım denilmez" diye konuştu. "Günümüzde site yöneticiliği çok zor bir meslek" Odabaş, bazı yöneticilerin tecrübe eksikliği nedeniyle kat malikleriyle yaşadığını problemlere atıfta bulunarak, "Medyada görüyoruz. Bazı yerlerde bazı sitelerde tecrübesiz yöneticilerin kat malikleriyle site sakinleriyle problemlerine şahit oluyoruz. Bunlar yanlış hesaplamadan kaynaklanan yüzde ile kafalarından ‘şu kadar artırdım' demekle yapılan bütçelerden kaynaklanıyor. Gerçek giderleri hesaplayarak site ihtiyaçlarına cevap verecek ve sene içinde de eksik kalmayacak, eksi vermeyecek, yoksa hizmetler yürütülemez. Siz asansörler bozulduktan sonra 3 gün içinde o asansörü çalıştıramazsanız o site ne hale gelir? Böyle sitelerde var. Bizim burada asansör bozulunca saatler için o asansör aktif hale geliyor" şeklinde konuştu. Odabaş, bazı sitelerde aidatların ev kiraları ile yarıştığı iddialarıyla ilgili olarak da, "Bunlar çok uç örnekler bence. İşin tamamına geneline bakmak lazım. Boğazdaki bir siteyi referans alarak ‘aidatlar kira kadar oldu' dersek kamuoyunu yanıltmış oluruz bence. Yüzbinlerce sitemiz var bizim. Bunlara dikkat etmek lazım. Bunlara bakmak lazım. Evlerin içine kadar teknik destek sunuyoruz. Güvenlik, yaşam alanları, peyzaj alanları, bunların sulanması, bakımları. Çok büyük giderlerimiz var. Site yöneticiliği çok zor bir meslek günümüzde" dedi. "Fahiş artışlar istisnai sitelerde doğru bir tabir, fakat sitenin kendine has özellikleri olur" Yine Beylikdüzü ilçesinde 400 konutlu bir sitede yöneticilik yapan Ali Gürsel Ovalı ise aidatlar belirlenirken en büyük kriterlerinin asgari ücret artışı ve enflasyon olduğunu vurguladı. Ovalı, "Bunun dışındaki giderler tamamen sitenin yeni veya eski olmasına bağlı olarak değişiyor. Mesela 2 yıllık bir sitenin bütün aletleri sistemi yeni aidat artışı az olur. Ama site eskidikçe, 10 yıllık 15 yıllık sitelerde artık birçok elektrikli malzemelerin yenilenmesi gerekiyor. Dolayısı ile bu demirbaş yenilenmesinden dolayı aidatlar artabiliyor. Sitenin kendi giderlerine bağlı olarak değişir. Bizim sitede sosyal tesis alanları var tam teşekkürlü. Böyle bir sitede ortalama aidatları 5 ile 7 bin arasında olması normal" diye konuştu. Ovalı, fahiş aidat artışlarıyla ilgili de konuşarak, "Fahiş artışlar istisnai sitelerde doğru bir tabir, fakat sitenin kendine has özellikleri olur. Mesela siz sitede her apartmanda daire büyüklüğüne göre temizlikçi koyarsınız, diğer yerde 60 daireli bir siteye yönetici koyar. Sizin etrafınız tamamen kapalıdır tek girişiniz vardır 6 tane güvenlik personeli ile sistemi yürütürsünüz. Bir başka site bunu 10-15 kişi ile yapar. Dolayısı ile sitenin giderini o sitenin ihtiyacına göre ideal bir kadro ile yönetmek bunun püf noktasıdır. Yani bu sitenin ihtiyacı nedir ? yönetici önce bunu tespit edecek. Site sakinlerinin istek ve taleplerini tespit edecek o miktarda personelle çalışırsa, sitede hiçbir zaman fahiş artış olmaz" dedi.

Bakan Ersoy, köyde başlayan hikayeyi boğaza taşıdı Haber

Bakan Ersoy, köyde başlayan hikayeyi boğaza taşıdı

Sivas'ın Koyulhisar ilçesine bağlı Kızılelma köyünde çocukların kardan yaptığı Kız Kulesi, Türkiye'nin en çok konuşulan görüntülerinden biri olmuştu. O samimi kareler, şimdi unutulmaz bir buluşmaya dönüştü. Görüntüler Bakan Ersoy'u harekete geçirdi Sivas'ın Koyulhisar ilçesine bağlı Kızılelma köyünde yaşayan Adem Soylu'nun köydeki çocuklarla birlikte kardan inşa ettiği Kız Kulesi ve karşısında içilen çayın görüntüleri sosyal medyada büyük ilgi görmüş, binlerce kişi tarafından paylaşılmıştı. İstanbul'a hiç gelmemiş çocukların hayal gücüyle ortaya çıkan o görüntüler kısa sürede adeta Türkiye'nin gündemine oturmuştu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da bu içten hikayeye karşılıksız kalmadı. Ersoy, sosyal medyada herkesi gülümseten o karelerin kahramanlarını İstanbul'a davet etti. Sivaslı çocuklar ve Adem Soylu, bu kez kardan değil, gerçek Kız Kulesi'nin karşısında Bakan Ersoy ile bir araya geldi. Boğaz'ın ortasında, İstanbul'un simgelerinden biri olan Kız Kulesi'nde ağırlanan çocuklar, ilk kez geldikleri İstanbul'u gezme fırsatı da buldu. Galata Kulesinden Atatürk Kültür Merkezine, Dolmabahçe Sarayından Atlas Sinema Müzesine adım adım şehri keşfeden çocuklar, hayallerini süsleyen Kız Kulesini tüm ihtişamıyla yakından görmenin heyecanını yaşadı. "Sosyal medyada gördük, davet ettik" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medyada paylaşılan görüntüleri gördüklerini belirterek çocukların kardan Kız Kulesi yaptıklarını, karşısına geçip çay içtiklerini ve "İnşallah İstanbul'da da bize nasip olur" dileğinde bulunduklarını söyledi. Bu görüntülerin ardından çocukları İstanbul'a davet ettiklerini ifade eden Ersoy, "Biz de onları davet ettik; İstanbul'da ağırladık. Hem Kız Kulesi'ni hem Galata Kulesi'ni hem de Bakanlığımıza bağlı diğer kültür noktalarını gezme fırsatını sağladık" dedi. "Çocuklarımızın Anadolu'yu tanıması çok kıymetli" Bakan Ersoy, bakanlık olarak çocukların Anadolu'yu, kültürü ve kültürel değerleri tanımalarına büyük önem verdiklerini vurgulayarak bu tür faaliyetleri her fırsatta değerlendirdiklerini ifade etti. Bu kapsamda yapılan çalışmaların çocuklara bırakılacak kültürel miras açısından çok değerli olduğunu belirten Ersoy, çocukların geleceğe bırakacakları mirası tanımaları noktasında bu buluşmanın güzel bir çalışma olduğunu dile getirdi. Ersoy, Bakanlık bünyesinde yürütülen Geleceğe Miras Projesi kapsamında Türkiye genelinde yaklaşık 260 noktada arkeolojik kazı ve kültürel miras çalışmasının sürdüğünü söyledi. Bunun yanında Yaşayan Miras Okulu Projesi'ne de değinen Ersoy, geleneksel sanatların ustalar ve Bakanlık sanatçıları tarafından çocuklara aktarılması için yeni bir çalışma başlatıldığını, bu projenin yoğun ilgi gördüğünü ifade etti. İlk etapta bu yıl 12 şehirde, etnografya müzeleri bünyesinde Yaşayan Miras Okullarını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Ersoy, çocukların bu merkezlere düzenli olarak gelerek geleneksel kültürü öğrenmelerinin amaçlandığını söyledi. O hikaye Türkiye'nin kalbine dokundu Kültür ve Turizm Bakanlığı sosyal medyada başlayan bu hikayeyi unutulmaz bir anıya dönüştürdü. Kardan bir kulenin etrafında başlayan hayal, İstanbul'un kalbinde gerçek oldu. Köyden çıkan bir fikir Türkiye'nin ortak tebessümüne dönüştü. Tarihi Kız Kulesi'ndeki bu buluşma küçük bir fikrin ne kadar büyük bir mutluluğa dönüşebileceğinin en sıcak örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Rus Gazeteci, Türkiye’de Yaşamın Artık Ucuz Olmadığını Söyledi Haber

Rus Gazeteci, Türkiye’de Yaşamın Artık Ucuz Olmadığını Söyledi

Rusya'da artık 'yabancı ajan' olarak ilan edilen ünlü Rus televizyoncu ve YouTube yorumcusu Gleb Pyanıh (solda), İstanbul’dan İspanya'ya, Valensiya’ya taşınan bir Rus ailenin deneyimlerine dayanarak hazırladığı yeni videosunda, Türkiye’de yaşam maliyetlerinin son iki yılda “şok edici biçimde arttığını” söyledi. Kendisi de Rusya'dan ayrıldıktan sonra birkaç yıl İstanbul'da yaşayanPyanıh, “Barcelona’nın merkezinde kahve 2 euro, İstanbul’un kenar mahallesinde, Beylikdüzü'nde 130 lira. Yani Türk lirasıyla hesapladığınızda, kahve Türkiye’de daha pahalı. Bu nasıl olur?” diyerek fiyatlardaki dengesizliğe dikkat çekti. Pyanıh’ın konuğu, 2022’de İstanbul’un Beylikdüzü semtinde daire satın alıp kısa süre sonra oturma izni uzatılmayınca zararına sattığını söyleyen Rus girişimci Artur oldu. İki yıl önce 900 dolara üç odalı havuzlu bir daire kiraladığını anlatan Artur, “Bugün aynı konutun dolar bazında fiyat neredeyse ikiye katlandı” dedi. Gazeteci Pyanıh, “İstanbul’da yaşamak artık Madrid ya da Valensiya kadar pahalı hale geldi. Eskiden Türk lirasi zayıf ama fiyatlar dengeliydi; şimdi döviz kazanan için bile Türkiye ucuz değil” yorumunu yaptı. Programda çocuklu ailelerin harcamalarına da yer verildi. Artur, “İstanbul’da 2022’de çocuğumuzun okuluna yılda 7 bin dolar ödüyorduk. Ertesi yıl okul aynı program için 13 bin dolar istedi” derken, Pyanıh bunu “Türkiye’de yüzde 100 enflasyonun günlük hayattaki en somut örneği” olarak tanımladı. Aynı kalitedeki özel okulların İspanya’da yıllık 5 bin euro civarında olduğunu belirten televizyoncu, “Eğitim, Türkiye’de orta gelirli aile için artık lüks haline geldi” ifadelerini kullandı. Pyanıh ayrıca, gıda ve kiralarda da farkın kapandığını söyledi: “İspanya’da süpermarkette kuzu eti 25 euro, İstanbul’da aynı ürün 1500 lira, yani 30 eurodan fazla. Sebze, balık, hatta kahve fiyatı neredeyse aynı. Türkiye’nin avantajı kalmadı.” Ünlü gazeteciye göre, “ucuz Türkiye” dönemi kapanıyor. “Türk ekonomisinde hâlâ fırsatlar var ama sıradan yaşam artık Avrupa’dan ucuz değil” diyen Pyanıh, videonun sonunda “Mavi deniz, güzel yemekler ve sıcak insanlar hâlâ orada. Fakat yaşamak isteyen için artık hesap farklı” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

İspanya Turizmde Yine Zirvede Haber

İspanya Turizmde Yine Zirvede

İspanya bu yıl bir turizm rekoru daha kırdı. Ulusal İstatistik Enstitüsü’ne (INE) göre ülke, yalnızca ağustos ayında 11,3 milyon ziyaretçi ağırladı. Bu, 2024’ün aynı ayına kıyasla yüzde 2,9’luk bir artış anlamına geliyor. Rekor kırılan temmuz ayında da 11 milyon turist geldi; bu da geçen yıla göre yüzde 1,6'lık artış demek. Böylece temmuz ve ağustos aylarının toplamı 22,3 milyondu. Bu artış, hem giderek büyüyen turizm karşıtı protestolara hem de aşırı turizmi sınırlamaya yönelik önlemlere rağmen yaşandı. İspanya turizmde yine zirvede INE’nin verilerine göre, 2025’in ilk sekiz ayında İspanya'ya gelen turist sayısı 66,8 milyondu. Bu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,9'luk artışla yeni bir rekor demek. İspanya'nın liderliği perçinlemesinde İngiltere, Fransa, Almanya'dan gelen ziyaretçiler başlıca rol oynadı. Değişen tatil alışkanlıkları, sonbahar aylarında da bu rekor serisinin devam edeceğine işaret ediyor. Tatil alışkanlıkları değişiyor İspanya’da tatil dönemleri büyük ölçüde değişti. Artık sadece yaz ayları değil, bahar ve sonbahar dönemleri de tercih ediliyor. Ulusal Yurtdışı Turizm Gözlemevi’ne (ObservaTUR) göre, eskiden ağustos 'tatil ayı' olarak bilinirken, bu yıl İspanyolların yüzde 40’ından azı bu dönemde tatile çıktı. Turistlerin bir kısmı da aynı eğilimi izliyor. Bu nedenle plajlar, barlar ve tatil köyleri ağustos sonrası da dolu kalıyor. INE verileri doğrultusunda, Kanarya Adaları’nda otel ve daire fiyatları 2023-2024 arasında yüzde 5,3 arttı. Fiyatlar şu an 2019’a göre yüzde 25 daha yüksek. Alınan önlemler yeterli mi? Son yıllarda İspanya genelinde düzenli olarak turizm karşıtı protestolar yaşandı. Halk, kontrol edilemeyen turist akınına karşı hükümetten çözüm talep ediyor. Bu baskılar sonrası bazı adımlar atıldı: Eylülde hükümet, 53 bin pansiyonun kayıtlardan çıkarılacağını, bunların halk için kalıcı konutlara dönüştürüleceğini duyurdu. Airbnb ve Booking.com gibi platformlardan bu evlere dair ilanları kaldırması istendi. Barselona, 2028’e kadar kısa süreli konaklama mekanlarını tamamen kaldırmayı planlıyor. 2023’te Barselona limanına yanaşan günlük kruvaziyer gemisi sayısı 10’dan 7’ye düşürüldü. Malaga, gürültü ve çevre kirliliğini azaltmak için “10 kural” kampanyası başlattı. Afişlerde ve sosyal medyada turistlere gece gürültü yapmamaları, çöplerini çöp kutularına atmaları ve tuvaletleri doğru kullanmaları hatırlatıldı. Balear Adaları’nda alkol tüketimine ve parti teknelerine sıkı kısıtlamalar getirildi. ‘Ada bu yükü kaldırmıyor’ Alınan önlemlere rağmen ziyaretçi sayısı artmaya devam ediyor. Uzmanlara göre bunun nedeni, tedbirlerin doğrudan turist sayısını azaltmaya yönelik olmayışı. Kanarya Adaları sadece Mart 2025’te 1,55 milyon turist ağırlarken, geçtiğimiz yılın rekoru tekrar kırılmış oldu. Baskılar o kadar arttı ki, bazı kişiler ev bulamadıkları için arabada yaşamaya başladı. Ivan Cerdena Molina adlı bir vatandaş şöyle diyor: "Turistlere karşı değiliz ama sektör sürekli büyüyor. Kaynaklar tükeniyor ve ada bu yükü kaldırmıyor." Bir protestocu, Ivan Cerdena Molina, geçen yıl basına şöyle konuştu: “Bireysel turistlere karşı değiliz ama turizm sektörü sürekli büyüyor, kaynakları tüketiyor ve ada artık dayanamıyor.”

İstanbul Turizm Fuarı Açılışında Sektör Liderlerinden Mesajlar Haber

İstanbul Turizm Fuarı Açılışında Sektör Liderlerinden Mesajlar

Açılış töreninde; Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, TTYD Başkanı Oya Narin, TÜROB Başkanı Müberra Eresin, TÜRSAB Başkan Yardımcısı Hasan Eker, THY Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bolat, İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve TUGEV-ICVB Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Alperen Kaçar, TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı, İstanbul Valisi Davut Gül, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu ile birlikte çok sayıda sektör temsilcisi ve basın mensubu yer aldı. Volkan Ataman: “Fuarımız yüzde 30 büyüdü” Ataman, bu yılın zorlu geçtiğini vurgulayarak, “Buna rağmen fuarımızı yüzde 30 büyüttük. 10 bin metrekarelik alanımız tamamen doldu, 296 katılımcımız var. 50 ülkeden gelen alıcılarla B2B görüşmeler yapılacak. Orta ve uzun vadede ülkelerin pavilyon kurduğu, dünya turizm sektörünü İstanbul’a çeken bir fuar hedefliyoruz. 2026’da yine 24-25 Eylül tarihlerinde Yenikapı’da olacağız. Ayrıca ACE of MICE organizasyonu 17-18 Ocak’ta Kıbrıs’ta yapılacak.” dedi. Sezgin Yılmaz: “Turizme 1 milyar doları aşan kredi sağladık” Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yılmaz, “Sektörün sürdürülebilirliği için yeni finansman modelleri geliştiriyoruz. İki yıl önce açıkladığımız 1 milyar dolarlık kaynak hedefini aştık. Ağustos ayı itibariyle turizm sektörüne verilen nakdi kredilerde bankamızın payı yüzde 40,85’e ulaştı. Turizm gelirlerinin ekonomiye katkısı ise 48,95 milyar dolar oldu.” ifadelerini kullandı. Kaan Kavaloğlu: “Turizmin T20’si olmalı” AKTOB Başkanı Kavaloğlu, yüz yüze iletişimin değerine dikkat çekerek, “Dünya ekonomisinin G20’si varsa turizmin de T20’si olmalı. Böyle bir oluşumda Türkiye mutlaka ilk beşte olur. Rakip ülkeler finansman konusunda bizden daha rahat ilerliyor, buna rağmen ülkemiz dünyanın en değerli coğrafyasında turizm yapıyor.” diye konuştu. Müberra Eresin: “MICE turizmini yeniden güçlendirmeliyiz” TÜROB Başkanı Eresin, kongre ve iş turizminin önemini vurgulayarak, “MICE turizmi katma değeri en yüksek alanlardan biridir. ITF’nin, uluslararası iş birliklerini güçlendirecek önemli bir platform olduğuna inanıyoruz.” dedi. Jolly, İstanbul Turizm Fuarı’nda turizm profesyonelleriyle bir araya gelecek Oya Narin: “Türkiye pahalı bir ülke değil” TTYD Başkanı Narin, “Türkiye turizmde başarı hikâyesi yazıyor. Ancak pahalı ülke imajı doğru değil. Ucuz bir ülke olmadığımızı da kabul etmeliyiz. İç turizmin geliştirilmesi uzun vadede önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Hasan Eker: “Standartlar oluşturulmalı ve denetlenmeli” TÜRSAB Başkan Yardımcısı Eker, sektörün kolektif hareket etmesi gerektiğini belirterek, “Turizmde dijitalleşme desteklenmeli, standartlar belirlenip denetlenmeli. Sürdürülebilir tanıtım, sigorta ve doğru yasal düzenlemeler için tüm paydaşların iş birliği yapması gerekiyor.” dedi. Sinan Seha Türkseven: “Türkiye en yüksek turizm gelirine ulaştı” TGA Genel Müdürü Türkseven ise, “Türkiye bu yıl ziyaretçi sayısında dördüncü sıraya yükseldi. İlk 6 ayda turizm gelirlerinde yüzde 7 artışla tarihimizin en yüksek rakamlarını yakaladık. 40 ülkede ortak pazarlama çalışmalarıyla hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.