Hava Durumu

#Iklim Değişikliği

TOURISMJOURNAL - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Burdur Gölü, 5 Yılda 5,8 Milyar Liralık Eylem Planı Haber

Burdur Gölü, 5 Yılda 5,8 Milyar Liralık Eylem Planı

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, çeşitli ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Burdur'a geldi. Burdur Gölü Kuş Gözlem İstasyonu'nda, Burdur Gölü Eylem Planını açıklayan Bakan Yumaklı, "Ülkemiz küresel iklim değişikliğinin etkilerini derinden hissediyor. Son 25 yıldır sıcaklıklar, ortalamanın üzerinde seyrediyor. 2024 yılı sıcaklığı uzun yıllar ortalamasının 1,7 derece üzerine çıkarak 15,6 derece ile son 54 yılın en sıcak yılı oldu. 2025 yılı Temmuz ayı son 55 yılın en sıcak Temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. 2025 su yılı yağışları, uzun yıllar ortalamasının yüzde 27 altında ve son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Artan sıcaklıklar ve azalan yağış ile birlikte ülkemizde şiddetli kuraklıklar yaşanıyor. Neticesinde de su kaynaklarımız azalıyor. Bunların başında da göllerimiz geliyor. Su konusundaki bütün kurumların katılımıyla teşekkül eden Ulusal Su Kurulu'nda, bu göllerimizle ilgili bazı kararlar aldık. Bu kararlar doğrultusunda; Bakanlık olarak Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerimiz için eylem planlarımızı hazırladık" şeklinde konuştu. "Burdur Gölü'nde yılda 66 milyon metreküp su açığı meydana geliyor" İlk olarak İlk Eğirdir Gölü Eylem Planını açıkladıklarını ifade eden Bakan Yumaklı, "Göllerimiz için yürüttüğümüz bu çalışmaları belediyelerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, ilgili kurumlarımızın katkılarıyla güçlendirdik. Eylem Planlarımızı, yerinde incelemeler ve bilimsel veriler ışığı altında oluşturduk. Burdur Gölü, hem uluslararası Ramsar Alanı, hem de ulusal ölçekte birinci derece doğal sit alanı olmasıyla, ekolojik açıdan son derece önemli. Nesli tehlike altında olan dik kuyrukların kışlama alanı, endemik tür olan Burdur dişli sazancığının yuvası olan bu göl, biyolojik çeşitlilik açısından da kıymet taşıyor. Ülkemizin yedinci büyük gölü olan Burdur Gölü, kapalı bir havza olması nedeniyle dışa akışı olmayan, buharlaşmanın yoğun olduğu tuzlu-sodalı bir gölümüz. Ancak iklim değişikliği etkileri sebebiyle gölümüz kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya. Burdur Gölü Havzası'nda uzun yıllar yağış ortalaması 484 mm iken, son 10 yılın 8'inde bu değerlerin altında kaldı. Bu yılın ilk 11 ayında ise bu rakam maalesef 304 mm oldu. 1980-2000 yıllarında bu havzada ortalama sıcaklık 12,4 derece iken, bu yıl şu ana kadarki ortalama sıcaklık 14,2 derece oldu. 1970'te 857 metre olan su seviyesi, 21 metre azalarak bugün 836 metreye kadar indi. Yüzölçümü ise yarıdan fazla azalarak, 250 kilometrekareden 115 kilometrekareye düştü. Bu göl, yılda ortalama 179 milyon metreküp su kaybediyor. Bu miktarın yüzde 78'i buharlaşmadan kaynaklanıyor. Yağışlar ve depolamalarla birlikte, göle giren su miktarı ise 112 milyon metreküp. Bu durumda Burdur Gölü'nde yılda 66 milyon metreküp su açığı meydana geliyor" diye konuştu. "Eylem Plan kapsamında; buraya 5 yılda 5,8 milyar liralık yatırım yapacağız" Eylem planın amacını anlatan Bakan Yumaklı, "Eylem Planımızın amacı da; işte bu su açığını kademeli olarak azaltarak, gölümüzü hayatta tutmak ve gelecek nesillere taşımaktır. Eylem Plan kapsamında; buraya 5 yılda 5,8 milyar liralık yatırım yapacağız. Bu yatırımla yıllık 50 milyon metreküp suyu göl havzamıza kazandırmayı hedefliyoruz. Eylem uygulamaları yaygınlaştıkça, su kazanımımızın da artmasını bekliyoruz. 8 ana eylem ve 35 alt tedbirden oluşan planımızı 3 ana başlıkta uygulayacağız. İlk olarak Havzada Ekosistem Temelli Entegre Su Yönetimi başlığı altında şu eylemleri uygulamaya alacağız: Tarımsal Su Kullanım Yönetimi, İlave ve Alternatif Su Kaynaklarına Yönelik Çalışmalar, Su Kullanımlarının Kontrolü, İzleme ve Denetimi, Su Kalitesine Yönelik Çalışmalar. İkinci olarak Suyun Etkin ve Verimli Kullanılması başlığı altında şu konulara odaklanacağız: Sulama Tesislerinin Yenilenmesi, Bazı Proje Yatırımlarının Ertelenmesi, Su Verimliliği Çalışmaları, Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları. Üçüncü başlık olan Doğal Kaynakların Korunmasıyla da; doğa temelli yaklaşımlarla halk sağlığını olumsuz etkileyen tozumanın azaltılması çalışmalarını yapacağız. Bölgede basınçlı sulama yöntemleri yaygın olarak kullanılıyor. Bu anlamda çiftçilerimize teşekkür ediyoruz. Şunu vurgulamak isterim ki, bölgedeki kuraklık şartlarından dolayı, tarla içi modern sulama sistemi kullanımını daha yüksek seviyeye çıkarmalıyız. Bu konu, artık bu iklim şartlarında, sadece bu yöre değil, bütün Türkiye için zaruri hale geldi" ifadelerini kullandı. "Burdur Gölü Eylem Planımızın, ülkemiz için bölgemiz için hayırlı olmasını diliyorum" Hazırlanan eylemlerin sonuçları hakkında da bilgi veren Bakan Yumaklı, "Eylemlerden başka çarpıcı örnek vermek gerekirse; Isparta atık su arıtma tesisi çıkış suyunun ileri arıtılarak gölün beslenmesi ile 8,5 milyon metreküp su kazanımı sağlayacağız. Yine içme-kullanma suyu şebekelerindeki su kayıplarının yüzde 50 oranında düşürülmesiyle de 3,4 milyon metreküp yıllık su kazanacağız. Bugün burada, yalnızca bir gölü değil; ekosistemimizi, geleceğimizi, üretim gücümüzü değerlendiriyoruz. Suyun stratejik önemini, birleştirici gücünü konuşuyoruz. Üreticilerimiz, kurumlarımız, üniversitelerimiz, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımızla, ortaya koyduğumuz bu iradeyi sizlerle paylaşıyoruz. Suyla gelen bereketi, kültürü, tarihi, ekosistemi korumak için birlikte hareket ediyoruz. Gelin, bu doğa harikasını, ortak geleceğimizi hep birlikte koruyalım. Başarı, tüm paydaşların bu sürece katkısıyla mümkün. Sözlerimin sonunda, bize çalışmalarımızda güçlü destek veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum. Eylem planımıza katkı veren bütün kurumlarımıza ve akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Burdur Gölü Eylem Planımızın, ülkemiz için bölgemiz için hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

Van Gölü’nde Mikrobiyalit Tehlikesi Video Galeri

Van Gölü’nde Mikrobiyalit Tehlikesi

Van Gölü'nde her geçen yıl etkisini artıran su çekilmesi, Bitlis'in Tatvan ilçesinin kıyı şeridini adeta mikrobiyalit tarlasına çevirdi. Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, küresel iklim değişikliğine bağlı olarak kuraklık nedeniyle alan kaybetmeye devam ediyor. Geçen yıl bölge, önceki yıllara oranla daha fazla yağış almasına rağmen Van Gölü'nde suyun yükselmesi istenen seviyede olmadı. Göl suyunun çekilmesiyle, göl tabanındaki mikrobiyalitler de gün yüzüne çıkıyor. Bilimsel olarak "biyojenik karbonat yapılar" olarak tanımlanan mikrobiyalitler, suyun dibinde oluşan ve sadece çok az sayıda gölde görülebilen doğal yapılar olarak biliniyor. Van Gölü, bu açıdan dünyada eşine az rastlanır zenginliğe sahip. Ancak göl suyunun gerilemesiyle birlikte daha önce su altında kalan bu yapılar, artık kıyılarda açık şekilde gözlemlenebiliyor. Bitlis'in Tatvan, Ahlat ve Adilcevaz ilçelerinin kıyılarında farklı boyut ve şekillerde ortaya çıkan yüzlerce mikrobiyalit, hem görsel bir şölen sunuyor hem de göldeki değişimin somut bir göstergesi oluyor. Özellikle Tatvan ilçesine bağlı İncekaya köyü kıyılarında, farklı boyut ve şekillerde yüzlerce mikrobiyalit gün yüzüne çıktı. Mikrobiyalitlerin bazıları ise 1 metreyi aşan boylarıyla dikkat çekiyor. İncekaya köyünü ziyaret eden vatandaşlardan Mihriban Sancak, geçen yıl daha az olan mikrobiyalitlerin bu yıl ciddi şekilde çoğaldığını belirterek, "Manzara çok güzel ama gölün bu şekilde çekilmeye devam etmesi bizleri endişelendiriyor" dedi. Mikrobiyalitlerin manzarayı da değiştirdiğini aktaran Mehmet Okay isimli vatandaş da, "Her geçen yıl göl daha da geri çekiliyor. Mikrobiyalitler ortaya çıktıkça manzara değişiyor ama bu değişim, Van Gölü için iyiye işaret değil" ifadelerini kullandı. Bilim insanları tarafından gölün ekolojik dengesinin bozulduğuna işaret edilen bu durum, dalış turizmi açısından yeni alanlar sunarken, bölge halkı için ise kaygı verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İspanya, Sıcaklık Artışına Karşı Turistleri Korumayı Hedefliyor Haber

İspanya, Sıcaklık Artışına Karşı Turistleri Korumayı Hedefliyor

Nature Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, aşırı sıcak hava dalgalarının İspanya için ciddi riskler oluşturduğu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Çalışmaya göre, ülkenin çeşitli şehirleri, artan sıcaklıklarla birlikte önemli tehlikelerle karşı karşıya olacak. Sadece Barselona'da, yüzyılın sonuna kadar yaklaşık 250 bin kişinin sıcaklık nedeniyle ölümüne tanık olunabileceği ve bu durumun, iklimle ilgili ölümler açısından şehri Avrupa'nın en riskli yeri yapacağı belirtiliyor. 2024'te 15 milyondan fazla turisti ağırlayan Barselona, yaz aylarında ısı çarpması ve susuzluk vakalarının arttığını gözlemliyor. Bu gözlem, Barselona Belediyesi Sağlık Araştırması'na da yansımış durumda. İspanya Sanayi ve Turizm Bakanlığı'ndan bir sözcü, yetkililerin iklim değişikliği ve bunun turizm endüstrisi ile ziyaretçiler üzerindeki doğrudan etkilerine karşı bir ulusal strateji geliştirildiğini açıkladı. Açıklama yapan sözcü, İspanya 2030 Sürdürülebilir Turizm Stratejisinin, iklimle ilgili zorlukları ele alacağını belirtti. TURİZM ENDÜSTRİSİ SICAKLA BAŞ EDEBİLECEK Mİ? İspanya genelinde şehirlerde daha fazla ağaç dikiliyor, klimalı soğutma merkezleri kuruluyor ve insanları sıcaktan korumak için uygulanabilecek diğer yöntemler araştırılıyor. İspanya'nın en büyük otel zinciri olan Meliá Hotels International, iklim değişikliğinin otelleri ve misafirleri üzerindeki etkilerini araştırdıklarını belirtti. Meliá Hotels International'dan Juan Ignacio Pardo, 2025 yılı itibarıyla, şirketin adaptasyon planını geliştirmek için gerekli önlemler ve yatırımların belirlenmesine odaklanacaklarını söyledi. Bu planları, sıcak hava gibi aşırı hava koşullarında uygulanacak protokoller gibi önleyici tedbirlerle şekillendirdiklerini ekledi. Pardo, "Proaktif bir yaklaşım benimseyerek, her türlü iklimsel olasılığa karşı daha hazırlıklı hale geliyoruz ve müşterilerimizi, çalışanlarımızı ve otel varlıklarımızı koruyoruz" ifadelerini kullandı. İspanya Sağlık Bakanlığı İklim Değişikliği ve Sağlık Müdürü Héctor Tejero, geçen yıl gerçekleştirilen bir basın toplantısında, turizmin en yoğun olduğu bölgelerin sıcak hava dalgası ve çok daha sıcak geceler nedeniyle yaşanabilir olmaktan çıkma riski olduğunu açıkladı. Bu koşulların, turistleri İspanya'nın en popüler destinasyonlarından uzaklaştırabileceğini ve klima gibi iklimlendirme cihazlarının daha çok çalıştırılması nedeniyle otel maliyetlerini artırabileceğini ekledi. Avrupa Seyahat Komisyonu, daha önce örneği görülmemiş bir uygulamayla seyahat işletmeleriyle birlikte personeli ısı çarpması belirtilerini tanımaları ve tahliye işlemlerini yönetmeleri için eğitiyor. Operasyon sorumlusu Teodora Marinska, önceden sadece dağlık bölgelerdeki tatil köylerinde yapılan planların, günümüzde plaj kasabalarında, adalarda ve sahil bölgelerinde görülmeye başladığını belirtti. YEREL YÖNETİMLER HAREKETE GEÇİYOR İspanya'nın bazı bölgeleri, ulusal bir stratejiyi beklemeden harekete geçti. Katalonya'da, yetkililer yerel yönetimlere ve seyahat işletmelerine, yoğun turizm sezonlarında su, sağlık hizmetleri ve ulaşım gibi temel hizmetleri garanti etmeleri çağrısında bulundu. Barselona Belediye Meclisi, aşırı hava koşullarına uyum sağlamak için planlar geliştirdiklerini söyledi. Bu planlar arasında bir iklim barınakları ağı kurmak ve şehirdeki gölgelik alanları geliştirip iyileştirmek yer alıyor.

Berlin Turizm Fuarı’nda Aşırı Turizm ve İklim Krizi Gündemde Haber

Berlin Turizm Fuarı’nda Aşırı Turizm ve İklim Krizi Gündemde

2024 yılı itibarıyla turizm sektörü pandemi öncesi seviyeleri aşarak güçlü bir toparlanma gösterdi. Ancak bu büyüme beraberinde bazı sorunları da getirdi. Avrupa’daki birçok popüler destinasyon, aşırı turist yoğunluğu nedeniyle altyapı ve sürdürülebilirlik sorunlarıyla karşı karşıya. Örneğin, İspanya ve İtalya gibi ülkeler, turizm vergilerini artırmayı gündeme alarak bu yükü dengelemeyi hedefliyor. Öte yandan, iklim değişikliğinin seyahat sektörüne etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Özellikle kutup bölgelerine düzenlenen seyahatlerde değişen doğa koşulları, turizm planlarını yeniden şekillendiriyor. Berlin’de düzenlenen dünyanın en büyük turizm fuarı ITB’de sektör temsilcileri bu konuları ele alarak, 2025 yılı için yeni trendleri değerlendirdi. AŞIRI TURİZM: POPÜLER ROTALAR TIKANMA NOKTASINDA Turizmde artan hareketlilik, özellikle bazı bölgelerde büyük sıkıntılara yol açıyor. The Italian Outdoor'un Ürün Müdürü Andrea Pasqualotto, Dolomitler gibi doğa harikası alanlarda turist akınının sürdürülebilirliği tehdit ettiğini belirtiyor. Pasqualotto, turistlerin çoğunun yalnızca birkaç popüler yürüyüş noktasına yöneldiğini belirterek, yoğun trafik, otopark sorunu ve restoranlarda yer bulma zorlukları yaşandığını söyledi. Ayrıca bazı turistik bölgelerde, aylar öncesinden kapasitesi tamamen dolmasına rağmen hala tanıtımı yapılan destinasyonlar olduğu belirtiliyor. Pasqualotto, turizm şirketlerinin, bilinmeyen rotaları teşvik ederek aşırı yoğunluk yaşanan bölgeleri rahatlatması gerektiğini vurguluyor. Ancak bu konuda bölge halkı arasında farklı görüşler var. Bazı yerel topluluklar, belirli alanlarda turist yoğunluğunu korumanın, temizlik ve çevre yönetimi açısından daha avantajlı olacağını savunuyor. KUTUP BÖLGELERİNDE TURİZMİ YENİDEN ŞEKİLLENDİREN İKLİM KRİZİ Turizmdeki bir diğer önemli konu ise iklim değişikliğinin giderek daha belirgin hale gelen etkileri. Özellikle kutup bölgelerinde seyahat eden turistler, değişen doğa koşullarıyla karşılaşıyor. Minimal Impact Cruises'un kurucusu Heather Thorkelson, 2007 yılından bu yana kutup bölgelerine seyahatler düzenliyor. Bizzat gözlemlediği değişimleri anlatan Thorkelson, kutup ayılarının yiyecek bulmakta zorlanmaları nedeniyle kara bölgelerine daha fazla yöneldiğini, Antarktika'daki bazı penguen kolonilerinin de yaşam alanlarını değiştirmek zorunda kaldığını belirtti. Şirketi, turistleri kutuplara getirirken aynı zamanda doğa üzerindeki etkilerini en aza indirme sorumluluğunu taşıyor. Ancak Thorkelson, turizmde sürdürülebilirlik iddiasında bulunan her şirketin gerçekten bu ilkelere uygun hareket etmediğini belirtiyor. Thorkelson, gerçek anlamda sürdürülebilir bir seyahat deneyimi sunmanın, sadece sloganlarla mümkün olmadığını ekledi. ALTERNATİF ROTALAR VE DİJİTAL DESTEK Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün (UNWTO) araştırmasına göre, turistlerin yüzde 95’i dünya üzerindeki popüler destinasyonların yalnızca yüzde 5’ini ziyaret ediyor. Bu, büyük bir dengesizlik yaratarak aşırı turizm sorununu tetikliyor. Yürüyüş ve bisiklet rotaları haritalayan Komoot'un İş Geliştirme Direktörü Iris Wermescher, bu konuda değişim sinyalleri aldıklarını belirtti. Wermescher, giderek daha fazla insanın sadece gezmek için değil, aynı zamanda zihinsel ve fiziksel sağlıklarını korumak için doğada vakit geçirmeye yöneldiğini söyledi. Wermescher, turizmde popülerleşmiş rotalar yerine daha az bilinen bölgelere yönlendirme yapılmasının, sürdürülebilir bir turizm anlayışını destekleyeceğini belirtti. Komoot gibi dijital platformlar, kullanıcıların seyahat planlarını bilinçli yapmasına yardımcı oluyor. Buna ek olarak, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında turistlerin doğa şartlarına uygun hazırlık yapması önem kazanıyor. Komoot, bu ihtiyaca yönelik gerçek zamanlı hava durumu verileri sunarak, turistlerin anlık değişimlere uyum sağlamasına yardımcı oluyor. Bu konuda konuşan Wermescher, yürüyüş sırasında aniden fırtına çıktığı durumda, uygulamalarının insanlara daha güvenli bir alana yönelmeleri konusunda uyarı gönderebildiği örneğini verdi. Uzmanlar, gelecekte seyahat sektörünün yalnızca popüler turistik noktalar yerine daha geniş ve dengeli bir dağılıma yönelmesi gerektiğini belirtiyor. Aşırı turizmin yarattığı sorunlara karşı, turizm firmaları ve gezginler daha bilinçli hareket etmek zorunda olacak.

Turizm Dünyası Berlin ITB Fuarı’nda Bir Arada Haber

Turizm Dünyası Berlin ITB Fuarı’nda Bir Arada

Berlin Uluslararası Turizm Fuarı (ITB), "Değişimin gücü burada başlıyor" temasıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Her yıl mart ayında Berlin'de düzenlenen fuar, bu yıl 6 Mart'a kadar sürecek. Alanında dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olan ITB Berlin, 170’ten fazla ülkeden 5 bin 800’den fazla firmaya ev sahipliği yapıyor. Seyahat teknolojisi, pazarlama, konaklama ve destinasyon yönetimi gibi birçok alanda güncel trendlerin ele alınacağı etkinlikte, sektörün karşılaştığı operasyonel, teknolojik ve ekolojik zorluklar tartışılacak. Fuar kapsamında düzenlenecek 200’den fazla oturumda küresel turizmin temel sorunları, dijital dönüşüm, yapay zeka, iklim değişikliği ve sürdürülebilir turizm stratejileri gibi konular masaya yatırılacak. Türkiye, 44’ü milli katılım olmak üzere toplamda 137 firma ile fuarda yer alıyor. Türk turizmciler, başta Almanya olmak üzere uluslararası pazarlara Türkiye’nin turizm potansiyelini tanıtıyor. Otel ve seyahat acenteleri, sektördeki yenilikleri ve trendleri sergiliyor. 2025 beklentilerine göre Almanya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısında artış öngörülüyor. Fuardaki tanıtım faaliyetlerinin, Türkiye'nin 65 milyon turist hedefini desteklemesi bekleniyor. Bu yıl fuarın konuk ülkesi Arnavutluk olurken, geçen yıl 170 ülkeden yaklaşık 100 bin kişinin ziyaret ettiği fuarın, bu yıl daha fazla ilgi görmesi bekleniyor.

İş Bankası’ndan 3,3 Trilyon TL’lik Rekor Büyüme Haber

İş Bankası’ndan 3,3 Trilyon TL’lik Rekor Büyüme

İSTANBUL (İHA) - Türkiye İş Bankası, 2024 yılsonu itibarıyla aktif büyüklüğünü bir önceki yıla göre yüzde 35,5 artırarak 3,3 trilyon TL’ye ulaştırdı. Banka, 1,7 trilyon TL’si nakdi, 582,7 milyar TL’si gayri nakdi olmak üzere toplam 2,3 trilyon TL kredi sağlayarak ekonomiye katkısını sürdürdü. Ayrıca, yaygın hizmet ağı ve dijital temas noktaları sayesinde toplam mevduat hacmini 2,1 trilyon TL’ye çıkardı. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, 2024 yılı finansal sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, bankanın 100. yılını geride bırakırken iklim değişikliği, yapay zeka, kültür-sanat, eğitim, çevre, spor ve bilim gibi alanlarda önemli projelere imza attıklarını belirtti. Aran, "Büyük bir heyecan ve coşkuyla ikinci yüzyılımıza başlarken, her zaman bir finansal kuruluştan fazlası olduğumuzu ortaya koyarak ülkemize hizmet etmeye, ekonomik ve toplumsal gelişime destek olmaya, geleceğe taşınabilecek ve çocuklarımıza gururla bırakabileceğimiz kalıcı değerler oluşturmak için sorumluluk almaya devam edeceğiz. Uluslararası piyasalarda ilk kez gerçekleştirdiğimiz 500 milyon ABD doları tutarındaki ilave ana sermaye nitelikli Eurotahvil ihracımızla da ikinci yüzyılımıza çok güçlü bir giriş yapmış olduk" dedi. Türkiye’den 2025 yılında yapılan ilk ihraç olma özelliği taşıyan bu işlemin kupon faiz oranı yüzde 9,125 olarak belirlendi. Toplamda 1,5 milyar ABD doları talep gelen ihraç, Türk bankaları arasında en düşük kupon faiz oranı ile gerçekleştirildi. Kasım ayında da 1,1 milyar ABD doları değerinde sürdürülebilir sendikasyon kredisi anlaşması imzalayan banka, 2023 yılındaki krediyi yüzde 124 oranında yeniledi. 2024 yılında karbon yoğun sektörler için 2030 emisyon azaltım hedeflerini duyuran banka, Net Sıfır Bankacılık Birliği kapsamındaki dönüşüm çalışmalarına da hız verdi. Ayrıca, tarım ve girişimcilik alanında ihtisas şubelerini yaygınlaştırırken, 100. yılında turizm sektörüne yönelik ilk Turizm İhtisas Şubesi’ni Antalya’da faaliyete geçirdi. 2024 yılında toplam 45,5 milyar TL net kâr elde eden İş Bankası, özkaynak büyüklüğünü yüzde 18,9 artırarak 318,3 milyar TL’ye ulaştırdı. Sermaye yeterlilik oranını ise yüzde 19,7 olarak gerçekleştirdi.

Pompeipolis’te 1.800 Yıl Öncesinin Beslenme İzleri Aranıyor Haber

Pompeipolis’te 1.800 Yıl Öncesinin Beslenme İzleri Aranıyor

KASTAMONU (İHA) - Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde bulunan Pompeipolis Antik Kenti, Zımbıllı Tepe mevkiinde yer alan antik Paflogonya Bölgesi'nin başkenti olarak biliniyor. Bölgedeki kazılarda, Roma dönemine ait bir villada yaşayan insanların beslenme şekilleri ile o dönemde var olan böcek çeşitleri araştırılıyor. Karabük Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük’ün başkanlığında yürütülen kazılarda, yaklaşık bin 600 metrekarelik Roma villasında bulunan tuvalet kanalı ve mutfak alanındaki kalıntılar detaylı bir şekilde inceleniyor. Bartın Üniversitesi’nden Dr. Mustafa Nuri Tatbul’un yürüttüğü arkeobotanik çalışmalar kapsamında, toprak örnekleri laboratuvar ortamında analiz edilerek bin 800 yıl önce tüketilen tahıllar, baklagiller ve meyve türleri belirlenmeye çalışılıyor. Tatbul, "Bu çalışmanın kapsamında yerleşimdeki villada bulunan çöp çukuru, yanık alanlar, mutfak alanı, depolama alanı, su sistemi, kanalizasyon gibi ortamlardan örnekler alıyorum ve toprak örneklerine suda yüzdürme yöntemini uyguluyorum ve bitki kalıntılarını ayırıyorum. Bu ayırdığım bitki kalıntıları aracılığı ile yerleşimin beslenme alışkanlıklarını anlamaya çalışıyorum. Bu birinci amacım. Bu çalışmanın sonucunda da yerleşkedeki insanların kullandıkları tahıllar, baklagiller, meyve türleri gibi bitkileri, yani ekonomik önemi olan bitkileri değerlendirerek yerleşimin ekonomisini anlamaya çalışıyorum. Aynı zamanda üretim, tüketim, atık gibi davranışları da gözlemleyebiliyoruz, tanımlayabiliyoruz" açıklamasında bulundu. Şimdiye kadar yaklaşık 50 farklı bitki türü tespit edilirken, kazılarda bin 800 yıl öncesine ait olduğu düşünülen bir arı fosiline de rastlandı. Ayrıca, çevresel koşulları anlamak amacıyla geçmiş dönemden günümüze kadar ulaşan böcek türleri de inceleniyor. Bu araştırmalar sayesinde, antik dönemin beslenme kültürü ve iklim şartları hakkında önemli verilere ulaşılması hedefleniyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.