Hava Durumu

#İhracat

TOURISMJOURNAL - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

10 günlük tatilden turizmci mutlu, esnaf mutsuz Haber

10 günlük tatilden turizmci mutlu, esnaf mutsuz

Özellikle yüksek enflasyon, artan maliyetler ve nakit akışı sorununun yaşandığı bir dönemde uzun tatillerin etkisi artık sadece sosyal değil, doğrudan ekonomik bir tartışma konusu haline geldi. Turizm bölgeleri hareketlendi, oteller kazandı Uzun tatilin en büyük kazananı yine turizm sektörü oldu. Antalya, Bodrum, Çeşme, Marmaris gibi destinasyonlarda oteller doluluklarını artırırken; havayolları, restoranlar, beach işletmeleri, araç kiralama şirketleri ve eğlence sektörü de hareketlendi. Özellikle şehir hayatından kaçmak isteyen orta ve üst gelir grubunun kısa tatil planları: İç turizmi canlandırdı,Sezonu erkene çekti,Tatil bölgelerinde günlük ekonomiyi büyüttü. Akaryakıt satışlarından hava yolu biletlerine kadar birçok kalemde geçici bir ekonomik canlılık oluştu. Ancak uzmanlara göre burada temel sorun, bu hareketliliğin tüm ekonomiye eşit dağılmaması. Çünkü aynı günlerde Türkiye’nin başka bir tarafında üretim yavaşladı, küçük işletmeler ise gider baskısıyla karşı karşıya kaldı. Küçük esnaf için tatil değil, durgunluk dönemi Uzun tatillerin en zorlayıcı etkisini küçük işletmeler hissediyor. Mahalle esnafı, atölyeler, küçük üreticiler, günlük nakit akışıyla çalışan işletmeler için 10 günlük durgunluk; çoğu zaman “dinlenme” değil, gelir kaybı anlamına geliyor. Çünkü işletmeler kapansa bile: Kira işlemeye devam ediyor,SGK primleri sürüyor,Personel maaşları durmuyor,Krediler ve çek ödemeleri devam ediyor. Özellikle perakende dışındaki sektörlerde birçok işletme için resmi tatil, fiilen 12-13 günlük ekonomik yavaşlama yaratıyor. Bazı işletmeler sipariş teslimlerini ertelemek zorunda kalırken, tahsilat zinciri de aksayabiliyor. Üretim durunca maliyet büyüyor Sanayi ve ihracat tarafında ise mesele daha farklı. Türkiye gibi üretim ve ihracata dayalı büyümek isteyen ekonomilerde uzun duruşlar; Teslim sürelerini uzatabiliyor,Lojistik zincirini yavaşlatabiliyor,İhracatçı için rekabet baskısı oluşturabiliyor. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu’daki müşteriler çalışmaya devam ederken Türkiye’de üretimin yavaşlaması, bazı sektörlerde zaman kaybı ve ek maliyet yaratabiliyor. İhracatçıların en çok dile getirdiği sorunlardan biri ise şu: “Dünya çalışırken Türkiye’nin uzun süre durması.” Büyük şirketler yönetiyor, küçük işletme zorlanıyor Kurumsal şirketler ve büyük holdingler uzun tatilleri daha planlı yönetebiliyor. Ancak küçük ölçekli işletmeler için durum aynı değil. Özellikle: Borçla dönen,Personel maliyeti yüksek olan,Kirası ağırlaşan,Günlük satışla ayakta kalan işletmeler, tatil sonrası dönemde ciddi nakit baskısı yaşayabiliyor. Bugün birçok KOBİ’nin temel sorunu kârsızlık değil, nakit akışı. Uzun tatiller ise bu kırılgan yapıyı daha da hassas hale getiriyor. Çalışan tarafında ise farklı bir gerçek var Öte yandan çalışan kesim için uzun tatiller hâlâ önemli bir sosyal ihtiyaç. Ekonomik baskının yoğun olduğu bir dönemde insanlar: Aileleriyle zaman geçirmek,Şehirden uzaklaşmak,Psikolojik olarak nefes almak istiyor. Ancak burada da gelir farkı ortaya çıkıyor. Çünkü yüksek tatil maliyetleri nedeniyle milyonlarca kişi için “10 günlük tatil”, gerçekte evde geçirilen uzun bir resmi tatil anlamına geliyor. Bu nedenle uzun tatilin ekonomiye etkisi kadar, toplumun hangi kesiminin gerçekten tatil yapabildiği de ayrı bir tartışma konusu haline geliyor. Asıl soru şu: Türkiye bu modele hazır mı? Ekonomistler artık şu sorunun daha yüksek sesle sorulması gerektiğini söylüyor: Türkiye ekonomisi, üretim ve ticaret tarafında hâlâ kırılganlık yaşarken bu kadar uzun tatilleri kaldırabilecek yapıda mı? Çünkü bugün aynı tatil: Bir kesim için deniz, seyahat ve harcama,Başka bir kesim için ise kapanan dükkân, duran üretim ve artan borç anlamına geliyor. Türkiye’de uzun tatil ekonomisi büyüyor. Ama görünen o ki, herkes aynı tatili yaşamıyor.

Antalya'daki üreticilerden E-İhracat’a yeşil ışık Haber

Antalya'daki üreticilerden E-İhracat’a yeşil ışık

Güvenilir Ürün Platformu tarafından gerçekleştirilen "İhracatın Kahramanları Projesi E- İhracat Eğitimleri"nin 17. Buluşması Antalya Tİcaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde yapıldı. E-ihracat ve bu konuda verilen teşviklerin anlatıldığı programın açılış töreninde konuşan Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak e-ihracatın konvensiyonel ihracat kadar önemli olduğuna değinerek ‘’Tarımın kalbi olarak bildiğimiz Antalya’da üreticilerimiz ve KOBİ’lerimiz ile bir araya gelmekten çok mutluyuz. Ülkemiz üreticisi ve üretiminin geliştirilmesini amaçlayan bir STK olarak Ticaret Bakanlığımızın ihracatın geliştirilmesi çalışmalarından aldığımız görev ve sosyal sorumlulukla yolumuza devam ediyoruz.’’diye konuştu. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can küresel ticaretin önemli bir bölümünün dijital kanallar üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Küresel e-ticaret hacminin 6,5 trilyon dolara ulaştığını dile getiren Can, "E-ticaret için artık 'Dünya ticaretinin kalbi.' diyebiliriz. Türkiye'de e-ticaretin toplam ticaretteki payı yüzde 20'ye yükseldi. Türkiye'nin e-ihracatı ve e-ihracat yapan firma sayısı her geçen yıl artıyor." diye konuştu. Can, birlik olarak e-ticaret yapan firma sayısını artırmak için çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Açılışta konuşan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, dünyanın son 2 yıldır gümrükler koymak ve ihracatta zorlaştırıcı kurallar getirmek suretiyle yeniden şekillenmeye başladığını belirtti. Programda konuşan Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği Antalya Başkanı Onur Kacar da e-ihracatın bir lüks değil zorunluluk olduğunu anlattı. E-ihracatın Antalyalı üreticiler, sanayiciler için önemli bir fırsat sunduğunu kaydeden Kacar, dijital dünyada itibar inşa etmenin fiziksel dünyadan daha kıymetli olduğunu, güvenin markalaşmanın ilk adımı olduğunu vurguladı. Etkinliğin eğitim bölümünde e-ihracat’ta güncel gelişmeler, pazarlama tüyoları, ihracatı hızlandıracak çalışmalar ve başarı hikayeleri konuşuldu. E-ihracatta Dünya ülkelerinin Türk ürünlerini talep oranlarından bahsederek detaylı bir e-ihracat analizi yapan Alibaba Türkiye İş Geliştirme ve Kanal Müdürü Nilay Uzuner küresel ticarette dengelerin hızla değiştiğine dikkati çekerek, "Dünyada olduğu gibi ticarette de artık bir stabiliteden söz etmek mümkün değil. 2033'e kadar ülkeler ve bölgeler arasındaki ticaret koridorlarının değişmesi öngörülüyor. Bugün alıcıların yüzde 90'ı ürün arama sürecini online ortamda başlatıyor, yüzde 67'si ise satın alma işlemini online olarak tamamlıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor; dijitalde görünmeyen, dijitalde güven vermeyen ve dijital kanalları doğru kullanmayan firmaların rekabet şansı giderek azalıyor. Ticarette gelenekselden dijitale evrilmek zorundayız." diye konuştu. İhracatın Kahramanları projesinin 17. buluşmasına ASKON Antalya, MÜSİAD Antalya, Antalya Teknokent gibi kentin önde gelen kuruluşları da tam destek verdi.

Turizm ve ihracata Hazine desteği sağlanacak Haber

Turizm ve ihracata Hazine desteği sağlanacak

Bakanlık, ekonomi programının finansal istikrar hedefleriyle uyumlu olarak kredi garanti sistemini uyguluyor. Bakanlık, kredi garanti sistemine ilişkin yeni paket ve limit güncellemesi çalışmaları yaparken, reel sektörün finansmana erişiminin kesintisiz sürdürülmesi hedefleniyor. Şimdi Bakanlık, küresel konjonktür ve bölgesel risklerin ekonomik aktivite üzerindeki etkilerini minimize etmek amacıyla Hazine Destekli Kefalet Sistemi kapsamında stratejik bir adım daha atacak. Bakanlık, ekonomi programında yer alan yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisi çerçevesinde 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini ekonomiye kazandıracak. Bu adım, yoğun talep nedeniyle limitleri dolan İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) ve Katılım Finans Kefalet AŞ (KFK) paketlerinin güncellenmesi amacıyla atılacak. Turizm sektörü için 60 milyar liralık paket Böylece, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin Türkiye'nin en önemli döviz kazandırıcı hizmet sektörü olan turizm üzerindeki olası dolaylı etkilerine ilişkin önlem alınması amaçlandı. Turizm Destek Paketi'yle, turizm işletmelerinin operasyonel verimliliğini korumak amacıyla 60 milyar lira kredi imkanı oluşturuldu. Bu kaynakla, bölgesel dalgalanmaların sektör üzerindeki baskısının önceden göğüslenmesi hedefleniyor. İhracatta Atılım Destek Paketi'yle ihracatçılar için İGE üzerinden kullandırılmak üzere 30 milyar liralık kredi imkanı belirlendi. İhracatçılar için 12 milyar lira da KFK üzerinden kullanıma açılacak. Ayrıca KFK aracılığıyla yürütülen mevcut destek paketine 18 milyar lira ek limit tanımlandı. Bu limitle, işletmelerin artan maliyetler karşısında ihtiyaç duyduğu işletme sermayesine hızlı ve uygun maliyetli erişim sağlanması öngörülüyor. "Reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılıyor" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, söz konusu paketlerin, dezenflasyon süreci ve seçici kredi politikasıyla tam bir eşgüdüm içerisinde tasarlandığına işaret ederek, şunları kaydetti: "İlave hacim, doğrudan üretimi, döviz kazandırıcı faaliyetleri ve ekonomik dayanıklılığı artıracak 'hedef odaklı' alanlara kanalize edilecek. Jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmayı sınırlamak için hizmet ihracatında lider sektör turizme büyük destek veriyoruz. Söz konusu paketlerle finansmana erişimde oluşabilecek olası daralmanın önüne geçilerek, reel sektörün işletme sermayesi döngüsünün korunması amaçlanıyor. Böylece, bir yandan reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılırken, diğer yandan makroekonomik istikrar hedeflerinden taviz verilmeksizin büyümenin sürdürülebilirliği güvence altına alınıyor."

ASO Başkanı Ardıç: “İhracatın %42’si AB’ye, %57’si Avrupa’ya” Haber

ASO Başkanı Ardıç: “İhracatın %42’si AB’ye, %57’si Avrupa’ya”

ASO Şubat Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengelere, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’ye etkilerine, sanayide yaşanan daralmaya ve yeşil dönüşüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden sanayici Akın Gökyay’ı anarak başlayan Ardıç, Ankara sanayisine ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu belirterek, Gökyay ailesine başsağlığı diledi. "Ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" Son dönemde küresel ticaretin yeniden yapılandığını, ABD-Çin hattında doğrudan ticaret zayıflarken, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği ve diğer ara merkezler üzerinden yeniden kurgulandığını dile getiren Ardıç, "Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor. Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve farklı kurallarla taşınıyor. Ticaret yeni güzergahlardan ilerliyor. Mal aynı limana gidiyor ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" diye konuştu. 232 milyar doları aşan ticari hacim Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticaret hacminin 232 milyar doları aştığını hatırlatan Ardıç, Gümrük Birliği kaynaklı asimetrik etkilere dikkat çekerek, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Türkiye’ye etkilerini dengeleyecek mekanizmaların hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı. Ekonomik göstergelere ilişkin de Ardıç, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamının firmaları yatırımdan uzaklaştırdığını belirtti. Şirketlerin nakit dengelerini korumaya odaklandığını ifade eden Ardıç, sanayinin ‘bilanço resesyonu’ riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. "Sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine geriledi" Sanayi ve tarımda üretimi baskılayan mevcut programın riski büyüttüğünü söyleyen Ardıç, üretim ve ihracat zayıflarsa enflasyonun arz yönlü yeni bir şokla artabileceğine dikkati çekerek, "2025 başından bu yana sanayi üretimi yataya yakın seyretti, yıllık ortalama artış yüzde 2,2'de kaldı. Aralıkta 49,1 olan PMI, ocakta 48'e geriledi ve 22 aydır eşik değer olan 50’nin altında. Faaliyet koşullarındaki bozulma son 3 ayın en belirgin seviyesinde. TÜİK'in 2025 yılı 4’üncü çeyrek verilerine göre sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak, 6 milyon 531 bine geriledi. İstihdamın yüzde 59,3'ü hizmetlerde, yüzde 20'si sanayide, yüzde 13,8'i tarımda. Bu dağılım, istihdamın hizmetlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Oysa sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi gibi üretime dayalı sektörlerde oluşturulabilir. Bu nedenle istihdam politikasını sadece ‘toplam sayı’ üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden de değerlendirmek zorundayız" dedi. "Ocak 2026'da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı" ASO Başkanı Ardıç, konuşmasına şöyle devam etti: "Dış ticaret verileri de üretimdeki zorlukları yansıtıyor. Ocak 2026'da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı. İhracat birim değer endeksi eylülden bu yana yükseliyor; aralık ayında artış yüzde 13. Ancak bu durum bizi yanıltmasın. Bu artış, rekabet gücünden değil, euro/dolar paritesindeki yükselişten kaynaklanıyor. İhracatımızın 2025'te 273,4 milyara ulaşmasında parite etkisini göz ardı etmemeliyiz. İthalat tarafında ise aralık ayında birim değer endeksi yüzde 4,2, miktar endeksi yüzde 6,3 arttı. Yani daha pahalıya daha fazla alıyoruz. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artış, cari dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Çözüm rekabet gücünü artırmak, verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat artışı yakalamak." Yeşil dönüşüm konusuna değinen Ardıç, ihracatın yüzde 42'sinin AB'ye, yüzde 57'sinin Avrupa kıtasına yapıldığının altını çizerek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını vurguladı. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor Karbon artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi" diyen Ardıç, "Karbon yoğun üretimde verimlilik ve temiz enerji yatırımları geciktikçe maliyet baskısı kalıcı hale geliyor. Avrupa Birliği’nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 euro seviyeleri referans alınıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026'da başladı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçeklik oluşuyor. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor" diye konuştu. Temel sorun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı TÜİK'e göre 2025'te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 69,4 olduğunu, kendi alanında çalışma oranının ise sadece yüzde 56,1 olduğunu ifade eden Ardıç, her iki mezundan birinin okuduğu alanda çalışmadığını söyledi. Aynı zamanda Ardıç, Eurostat verilerine göre Türkiye’nin üniversite mezunu işsizliğinde yüzde 10,3 ile en yüksek ülkelerden; OECD ortalamasının ise yüzde 4,9 olduğunu açıkladı. Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliğin üzerinde olduğunu açıklayan Ardıç, temel sorunun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı olduğunu vurguladı. Ardıç, YÖK Başkanı Erol Özvar’ın kontenjanların azaltılacağı yönündeki açıklamalarını olumlu bulduklarını belirterek, bu sürecin müfredat reformlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

ATO Başkanı Baran’dan Yeşil Pasaport Çağrısı Haber

ATO Başkanı Baran’dan Yeşil Pasaport Çağrısı

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği'ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" dedi. Ankara Ticaret Odası 29. Dönem Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal'in başkanlığında Meclis Üyeleri'nin katılımıyla, ATO Meclis Salonu'nda yapıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada, ekonomi gündemine ilişkin konuları değerlendiren ve faaliyetleri hakkında bilgi veren Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, tüm dünyanın 2026 yılına yeni normal olan ‘belirsizlik' ile başladığını söyledi. Baran, Türkiye'nin Avrupa Birliği pazarına erişimde, iş dünyasının yaşadığı vize sorunlarını aşmak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik etmek amacıyla yeşil pasaport önerisinde bulundu. Küresel düzeyde, Savaş ihtimali dâhil her konunun olabilirliğinin gündeme geldiğini anlatan Baran, "Davos'ta yayımlanan ‘2026 Küresel Riskler Raporu'nda da vurgulandığı üzere; jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerindeki bloklaşma, yapay zekâ odaklı teknolojik dönüşüm, dünyayı etkisi altına almış durumda. Bu ortamda ticaretin kuralları da yeniden yazılıyor. İklim krizini unutmadan yeşil dönüşüme uyum sağlamak ve dijitalleşmeyi iş süreçlerimizin merkezine koymak zorundayız" diye konuştu. "Vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" Türkiye'nin ihracat verilerini değerlendiren ve mevcut konjonktürde ihracatı artırmanın büyük bir başarı olduğunu kaydeden Baran, Türkiye'nin dış ticaretinin yüzde 40'tan fazlasını gerçekleştirdiği Avrupa Birliği ile iş dünyasının yaşadığı vize sorununu hatırlattı. Baran, "Ticaretimizi sürdürebilmemiz için karşılıklı görüşmeleri başlatabilmemiz, fuarlara katılabilmemiz gerekiyor. Ancak vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" dedi. "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği'ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" Mevcut ekonomik konjonktürde kayıtlı ekonominin güçlendirilmesinin, vergiye gönüllü uyumun artırılmasının ve dürüst mükellefin daha görünür ve değerli hale getirilmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna işaret eden Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği'ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, ticaret hayatına başladığı tarihten itibaren en az 15 yıl boyunca vergisini, sosyal güvenlik ödemelerini aksatmadan ödeyen, devlete borcu bulunmayan, ticari faaliyetlerini düzenli ve şeffaf biçimde sürdüren mükelleflere yeşil pasaport imkânı tanınması son derece yerinde, yapıcı ve özendirici bir adım olacaktır" diye konuştu. "Devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur" Bu yaklaşımın, vergiye uyumu yalnızca denetim ve yaptırımlarla değil; teşvik, ödül ve itibar mekanizmalarıyla destekleyen bir anlayışı ortaya koyacağını vurgulayan Baran, "Bu şekilde devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur. Hem kayıt dışılıkla mücadelede hem de vergi ahlakının güçlendirilmesinde çok daha kalıcı sonuçlar elde edilebilir" dedi. Vergisini ve primini zamanında ödeyen mükellefle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Baran, "Vergisini ve primini zamanında ödeyenle ödemeyen aynı tutulmamalı. Yani suyu getirenle testiyi kıran aynı muameleyi görmemeli" diye konuştu. Baran, iş dünyasının uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak bu tür düzenlemelerin, ihracata ve yatırıma doğrudan katkı sağlayacağına dikkat çekerek, "İş adamlarımızın uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak her adım, ihracata, yatırıma ve ülkemizin ekonomik büyümesine doğrudan katkı sağlar" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye, Denizcilikte Rekor İhracat Ve Turizm Büyümesi Haber

Türkiye, Denizcilikte Rekor İhracat Ve Turizm Büyümesi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gemi sanayisinin 2024'te 1,91 milyar dolarlık ihracat yaptığını, yat ve teknecilik sektörünün ise yan sanayiyle birlikte 5,5 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaştığını açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya'da düzenlenen Deniz Ticaret Odası Müşterek Meslek Komiteleri 7. Toplantısı'nda denizcilik sektörüne dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Karadeniz'de iki gemide meydana gelen patlamalara yönelik yürütülen çalışmalara değinen Uraloğlu, Türkiye'nin denizcilikte küresel ölçekte güçlenen konumunu rakamlarla ortaya koydu. Bakan, gemi, yat ve tekne üretimindeki ihracat başarısının yanı sıra sektörün ulaştığı ekonomik büyüklüğü açıkladı. "25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtarıldı" Bakan Uraloğlu, öncelikle dün gece Karadeniz'de iki gemide gerçekleşen patlamalar noktasında süreci yakından takip ettiklerini belirterek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün ve Sahil Güvenlik Ekiplerinin gerekli müdahalelerde bulunduğunu söyledi. Uraloğlu, "KAIROS isimli gemiye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüz yangın sürerken başarılı bir müdahaleyle 25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtardı. Huzurlarınızda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüze ve bakanlığımızdaki bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Diğer gemi ile ilgili de hayati bir tehlike yok. Bütün denizcilere bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi. "Türkiye, dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu Denizleri Mavi Vatan bildiklerini; denizciliği milli ve öncelikli sektör kabul ettiklerini söyleyen Uraloğlu, "Hamdolsun bugün Türkiye; 217 adet liman tesisi, 85 faal tersanesi, 186 tekne imal ve çekek yeri, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 400 balıkçı barınağı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu. 2025 yılının ise Türk denizciliğinin altın yılı olarak tarihe geçti. Hatırlayacağınız üzere denizcilikle ilgili yaptığımız son programlarımızda Türk Deniz Ticaret Filomuzu dünya sıralamasında ilk 10'a taşıyacağımızın sözünü veriyorduk. Verdiğimiz sözümüzü de tuttuk ve son basamağı aştık. 2002'de 8,9 milyon dedveyt ton ile 17. sırada olan Türk sahipli filo, 2025'in ilk yarısında 2 bin 203 gemisiyle 53,1 milyon dedveyt tona ulaşarak dünya sıralamasında 10. sıraya yükseldi. Bu başarıyı elbette sizlerle birlikte omuz omuza kararlılıkla çalışarak elde ettik. Bu vesileyle de başta sizler olmak üzere emeği geçen herkesi tekrardan tebrik ediyorum" diye konuştu. "Limanlarda rekor üstüne rekor kırıyoruz" Limanlarda da rekor üstüne rekor kırdıklarını söyleyen Bakan Uraloğlu, "2002 yılından bu yana limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yüzde 180, konteyner miktarı ise yüzde 443 arttı. 2024 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yaklaşık 532 milyon tona, konteyner miktarı ise 13 milyon 529 bin TEU'ya ulaştı. Uzun yıllardır dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin limanlarının yanına bu yıl ilk kez listeye Aliağa Limanı'nı da ekledik. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen 100 limanı arasında 5 limana sahip olmamız da ülkemizin deniz lojistiğindeki gücünü küresel arenada tescil etti" şeklinde konuştu. "Ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu" Denizcilik sektörünün bu altın yılında yakın zamanda elde ettikleri yeni müjdeleri de paylaşan Uraloğlu, açıklamasına şu şekilde devam etti: "Bu hafta başında Londra'da düzenlenen Uluslararası Denizcilik Örgütü 34. Genel Kurulunda, Umman Sultanlığı ile ‘Denizcilik Alanında İş Birliğine Dair Anlaşma' ve ‘Ulaştırma Koridorları ile Haberleşme Alanlarında Mutabakat Zaptı' olmak üzere iki tarihi anlaşmaya imza attık. Denizcilik alanındaki anlaşmamız, ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu. Bu anlaşmalarla Umman'dan gelen yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarılması konusunda önemli bir anlaşmayı hayata geçirmiş olduk. Hayırlı uğurlu olsun." ifadelerini kullandı. "Yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı 42'ye yükseldi" Uraloğlu ayrıca, dünyanın en büyük ikinci bayrak devleti filosuna sahip olarak denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile STCW; Gemi Adamlarının, Eğitim Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları sözleşmesini imzaladıklarını da kaydetti. Uraloğlu, "Panama ile imzaladığımız bu son anlaşmayla birlikte yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı da 42'ye yükselmiş oldu. Ama bu sizlerin de çok iyi bildiği üzere sıradan bir anlaşma değil. Çünkü Türk gemi adamlarımız bundan böyle dünyanın en büyük ikinci filosuna sahip Panama bayraklı gemilerde de görev alabilecek. Bu anlaşma, denizcilerimizin küresel istihdam imkanlarını büyük ölçüde artıracak, ticaretimizi geliştirecek ve Türkiye'nin küresel denizcilikteki görünürlüğünü zirveye taşıyacaktır" dedi. "Türkiye IMO'ya üst üste 14. kez seçildi" Hayata geçirdikleri projelerin, çalışmaların ve başarılı diplomatik temasların; Türkiye'nin, uluslararası denizcilik arenasındaki yerini ön sıralara taşıdığını ve Türkiye'yi denizcilik alanında karar verici ülkeler arasında saygın bir konuma yükselttiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, "Daha dün Türkiye'nin, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konsey üyeliğine 139 ülkenin desteğini alarak üst üste 14. kez seçilmesi de bunun en güzel kanıtıdır." dedi. "2002'de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı hizmete açarak 65'e çıkardık" Son 23 yılda inşa ettikleri yeni yat limanlarıyla, sürekli artan bağlama kapasitesiyle Türkiye'yi yat turizminde de cazibe merkezi haline getirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, "2002'de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı da hizmete açarak 65'e çıkardık. 8 bin 500 olan bağlama kapasitemizi de yaklaşık 26 bine yükselterek 3 katından fazla arttırdık. Yapımı devam eden Datça Yat Limanı, Tekirdağ Yat Limanı, İstanbul'da Haliç Yat Limanı ve Kompleksi, Mersin Aydıncık Yat Limanları ile bu vizyonu daha da büyütüyoruz. Kruvaziyer turizminde de büyük başarılara imza atıyoruz. 2025'in ilk 10 ayında limanlarımıza uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,9 artışla bin 278 oldu. Kruvaziyerle gelen yolcu sayısı ise 2 milyon 21 bini aştı. Biz zaten bu yıl 2 milyon yolcu sınırını rahatlıkla aşacağımızı öngörüyorduk. Ama bu başarıyı yılın 10. ayında elde ettik. İnşallah bu yıl sonu, 2 milyon 259 bin olan 2013 yılının rekorunu da geride bırakacağız" ifadelerini kullandı. "Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı" Ro-Ro taşımacılığında da büyük başarılar elde ettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, "Geçen yıl 706 bin birimdeki yükü deniz yoluyla taşıdık. Bu yıl da ilk 10 ayda 600 binden fazla araç taşıyarak bu alandaki artış trendimizi devam ettiriyoruz. Hatırlarsanız en son ülkemizden İtalya'ya da uluslararası düzenli Ro-Ro seferleri başlatmıştık. Karayolu ağırlıklı taşımacılığımızı denizlere aktarmak için yeni Ro-Ro hatları kurmayı sürdürüyoruz. Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı. Bu artışla birlikte tekne ve yat yapım sanayimizde dünya pazarında önemli bir yere geldi. Ülkemiz 2025 yılında yat projeleri sipariş defterinde toplam boy uzunluğuna göre dünyada İtalya'nın ardından 2. sıraya yükseldi. Gemi sanayimiz 2024 yılında 1,91 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu değerin dörtte birinden fazlasını katma değeri çok daha yüksek olan yat inşa sanayimiz oluşturdu. İhracatta 2 milyar dolara ulaşan yat ve teknecilik sektörümüzün yan sanayi ile birlikte ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar dolara ulaştı. Pazarın yıllık büyüme oranı da ortalama yüzde 20'lerde" açıklamasını yaptı. "Elektrikli, hibrit yatlar ülkemizde üretiliyor" Küresel olarak, yat ve tekne endüstrisinin sürekli olarak yenilik ve teknolojik ilerlemeye odaklanmış durumda olduğunu da vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Özellikle çevre dostu teknolojiler, enerji verimliliği, otonom seyir sistemleri gibi alanlarda önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu kapsamda çevreci bir anlayış ile yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kullanma konusundaki başarılarımızın bir sonucu olarak elektrikli, hibrit yatlar da ülkemizde üretiliyor. Ayrıca ülkemiz, modern yat üretiminin yanı sıra dünyada önemli bir bakım ve onarım merkezi haline de geldi. Son yıllarda yeni inşa yanında mevcut yatlarda yapısal veya tasarımsal değişikliklerin yapıldığı refit ve retrofit konularında da ülkemize gelen talepler dikkat çekici şekilde artmıştır" dedi. "Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV'siz yakıt desteği sağladık" Denizcilerin üzerindeki yükü paylaşmak için 2004 yılında ÖTV'siz yakıt uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Bakan Uraloğlu, "Sicillerimize kayıtlı yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine özel tüketim vergisi tutarını sıfıra indirdik. Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV'siz yakıt desteği sağladık" diye konuştu. Uraloğlu, denizcilikte yeşil dönüşüm için yürürlüğe koydukları ve Mart ayında yeniledikleri "Hurdaya Ayrılan Türk Bayraklı Gemilerin Yerlerine Yeni Gemi İnşa Edilmesinin Teşvikine Dair Yönetmelik" kapsamında destek mekanizması oluşturduklarını ve verdikleri teşviklerin sektör tarafından yoğun talep gördüğünü ifade etti.

Türk-Alman İş Dünyasında Vize Engeli Gündemde Haber

Türk-Alman İş Dünyasında Vize Engeli Gündemde

Türk-Alman Yatırım ve İşbirliği Programında konuşan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, "Vize süreçleri, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bizler, iki ülke iş dünyası arasındaki bu güçlü bağın daha hızlı, daha kolay ve karşılıklı güven çerçevesinde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. KAYSO Konferans Salonu'nda; Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg'un katılımıyla Türk - Alman Yatırım ve İşbirliği Programı düzenlendi. Programın açılışında konuşan KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; Kayseri hakkında Alman heyete bilgiler verdi. İş dünyası olarak en büyük beklentilerinden birinin vize konusu olduğunu kaydeden Başkan Büyüksimitci; "Vize süreçleri, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Takdir edesiniz ki, iş dünyası için zaman, en kritik unsurdur. Üretimi, tedariki, fuar ziyaretlerini, makine kurulumlarını, eğitim programlarını ve ticari görüşmeleri etkileyen bu gecikmeler, firmalarımızın rekabet gücünü zayıflatmakta; kimi zaman da ticaretin tamamen aksamasına neden olmaktadır. Bugün aramızda bulunan değerli Büyükelçimiz ve Schengen Vize Bölümü yetkililerinin bu konudaki hassasiyetimizi bizzat duyması bizim için çok önemli. Bizler, iki ülke iş dünyası arasındaki bu güçlü bağın daha hızlı, daha kolay ve karşılıklı güven çerçevesinde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle vize süreçlerinde iş insanlarına yönelik öngörülebilirlik, hız ve kolaylaştırıcı uygulamaların artırılmasını talep ediyoruz. Bu, sadece Türk iş dünyasının değil, Alman şirketlerinin Türkiye'deki yatırımlarının da daha etkin yönetilebilmesi için karşılıklı bir ihtiyaçtır" dedi. Kayseri'nin Türk ekonomisine katkı sunan nadir şehirlerden bir tanesi olduğunu vurgulayan Başkan Büyüksimitci; "2024 yılında 4 milyar dolar ihracat, 2 milyar dolar ithalat gerçekleştiren şehrimiz, ithal ettiğinin iki katını ihraç ederek Türkiye ekonomisine net katkı sunan nadir illerden biri olmuştur. Sektörel olarak Kayseri; mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde açık ara 1. sırada, elektrikli ev aletleri ihracatında Türkiye'de 2. sırada, mobilya ve kabloda ise 3. sıradadır. Almanya, Irak ve ABD en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında yer almaktadır. Kayseri olarak toplam ihracatımızın yüzde 20'den fazlasını sadece Almanya'ya yaptığımızı özellikle belirtmek isterim. Ayrıca 2024 yılı verilerine göre İSO İlk 1000 listesinde 23 firmamızla Türkiye'de 8. sıradayız. 16 Ar-Ge Merkezi ve 4 Tasarım Merkezi ile yenilikçi, verimli ve teknoloji odaklı üretimi güçlendirmeye devam ediyoruz. Kayseri sanayisinin bugün ulaştığı güçlü ölçek; şehir yönetimimizle kurduğumuz yakın iş birliğinin, ortak aklın ve birlik beraberliğin önemli bir sonucudur. Bu doğrultuda, sanayimize verdikleri destekler ve üretim ile yatırım ortamının geliştirilmesine sağladıkları katkılar için Valimiz Gökmen Çiçek'e ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç'a gönülden teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez ise programda yaptığı konuşmada; "Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler yalnızca ekonomik değil; insani bağları, kültürel etkileşimi ve karşılıklı güveni içinde barındıran çok katmanlı bir yapıdadır. Almanya'da yaşayan milyonlarca vatandaşımız ve Türkiye'de faaliyet gösteren Alman şirketleri, bu ilişkinin en değerli köprüleridir. Kayseri, Almanya için güvenilir, üretken ve vizyoner bir ortak şehirdir. Almanya ile iş birliğinde önümüzde geniş bir potansiyel bulunmaktadır. Özellikle; makine ve metalde ortak üretim, mobilya ve tasarım odaklı kümelenme, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm, sanayide dijitalleşme ve otomasyon, tedarik zinciri entegrasyonu Kayseri'nin üretim kapasitesi ile Almanya'nın ileri teknoloji tecrübesi birleştiğinde sürdürülebilir ve yüksek katma değerli projeler ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı. Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg ise; Kayseri ile ekonomik işbirliğinin önemine değinerek, ticari ilişkilerinin daha da güçlenmesinin iki ülke ekonomisine değer katacağını kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.