Hava Durumu

#İzmir

TOURISMJOURNAL - İzmir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzmir haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çin'e Vize Muafiyeti Denizli Turizmine Kapı Açtı Haber

Çin'e Vize Muafiyeti Denizli Turizmine Kapı Açtı

Pamukkale Üniversitesi Turizm Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Bayram, Çin vatandaşlarına tanınan vize muafiyetinin Türkiye turizmi için yeni bir dönem başlattığını söyledi. Bayram, Pamukkale'siyle ünlü Denizli'nin bu gelişmeden önemli ölçüde yararlanabileceğini belirtti. Vizesiz Giriş Dönemi Başladı Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle Çin vatandaşları artık turistik ziyaretler ve transit geçişler için Türkiye'ye vizesiz girebilecek. Bu değişikliğin, son dönemde büyüyen Çin pazarından Türkiye'ye olan ilgiyi daha da artırması öngörülüyor. Prof. Dr. Bayram, Çin'in önde gelen seyahat platformu Qunar'ın verilerine göre, vize muafiyeti kararının ardından Türkiye'ye yönelik uçuş aramalarının kısa sürede üç katına çıktığını açıkladı. 15-23 Şubat 2026 tarihlerinde kutlanacak Çin Bahar Bayramı'nın bu ilgiyi daha da artıracağını ifade eden Bayram, "Bu yıl dokuz gün sürecek olan Bahar Bayramı tatilinde Türkiye, Çinli turistler için en çekici yurt dışı destinasyonlardan biri konumunda" değerlendirmesinde bulundu. Arama Sayılarında Rekor Artış Uluslararası verilere göre, Çin şehirlerinden İstanbul'a yapılan uçuş aramalarının bir hafta içinde 3,2 kat arttığını aktaran Prof. Dr. Bayram, Antalya ve İzmir'e yönelik aramalarda da önemli artışlar gözlendiğini kaydetti. Türkiye'yi Yunanistan ve Mısır ile birleştiren kombine turlar ise yüzde 100'ün üzerinde büyüme gösterdi. 2024 yılında Türkiye'yi ziyaret eden Çinli turist sayısının bir önceki yıla kıyasla yüzde 65 artışla 410 bine yaklaştığını belirten Bayram, bu rakamın pandemi öncesi 2019 yılındaki 430 bin seviyesine çok yakın olduğunu söyledi. "Bu veriler, Türkiye'nin Çin pazarında kalıcı bir cazibe merkezi olmayı sürdüreceğini ortaya koyuyor" dedi. Denizli İçin Stratejik Öneriler Pamukkale, Hierapolis ve termal tesisleriyle zaten Çinli turistlerin dikkatini çeken Denizli'nin, vize muafiyetiyle bu ilgiyi daha kalıcı hale getirebileceğini vurgulayan Bayram, bunun için planlı bir yaklaşım gerektiğini söyledi. Denizli'nin Çin pazarındaki payını büyütmek için Bayram şu önerilerde bulundu: Turist profili analizi: Çinli turistlerin seyahat alışkanlıklarının detaylı incelenmesi şart. Pamukkale travertenlerinde özel fotoğraf alanları, antik tiyatrolarda "golden hour" fotoğrafları, gece müze etkinlikleri ve termal turizmin Çin pazarına uygun tanıtımı öne çıkmalı. Dijital pazarlama: WeChat, Weibo, Douyin ve Xiaohongshu gibi Çin'e özgü platformlarda Denizli'nin görünürlüğünün artırılması gerekiyor. Altyapı iyileştirmeleri: Çince bilgilendirme tabelaları ve WeChat Pay ile Alipay gibi ödeme sistemlerinin entegrasyonu artık zorunluluk haline geldi. İş birlikleri: Türk ve Çinli tur operatörleri arasında ortaklıklar kurulmalı, Çin'deki turizm fuarlarına katılım sağlanmalı ve Trip.com, Fliggy, Klook gibi online platformlarda Denizli tanıtılmalı. Prof. Dr. Bayram sözlerini şöyle tamamladı: "Doğru strateji, etkili tanıtım ve kültürel hassasiyetlere uygun deneyim tasarımıyla Denizli, Çinli turistler için Türkiye'deki en önemli duraklardan biri olabilir."

İzmir, Alsancak Limanı Kruvaziyer Turizmine Odaklanmalı Haber

İzmir, Alsancak Limanı Kruvaziyer Turizmine Odaklanmalı

Sektörün konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, yük taşımacılığına dayalı faaliyetlerin kent dışında bulunan ve yeni yapılan limanlara verilmesini, Alsancak limanının sadece kruvaziyer ve yolcu taşımacılığı hizmetlerinde değerlendirilmesini talep ettiklerini dile getirdi. Alsancak Limanı’nın geleceğine ilişkin tartışmaların kentin uzun vadeli ihtiyaçları, yaşam kalitesi ve turizm potansiyeli çerçevesinde ele alınmasının önemine dikkat çeken İşler, şehir merkezinde yoğun yük taşımacılığına dayalı liman faaliyetlerinin, modern kent planlaması ve turizm vizyonu ile uyumlu olmadığını söyledi. Mehmet İşler; "İşler, İzmir gibi tarihi, kültürel ve turistik kimliği güçlü bir kentte, kıyı alanlarının daha çok yolcu odaklı ve kente değer katan kullanımlarla değerlendirilmelidir. Şehrin merkezinde yer alan yük limanı faaliyetleri, trafik yoğunluğu, kentsel hareketlilik ve çevresel etkiler açısından çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Bu sorunlar kentin büyümesine paralel olarak her geçen zaman diliminde daha da büyümektedir. İzmir Akdeniz çanağında kruvaziyer turizminden daha fazla pay alabilecek şehirler arasında yer almaktadır ve bu anlamda önemli bir potansiyele sahiptir. Turizm sektörü açısından bakarsak, şehir merkezindeki kıyı alanlarının; konteyner sahaları ve ağır lojistik faaliyetler yerine, yolcu trafiğini destekleyen, kentle bütünleşen ve İzmir’in marka değerini yükselten işlevlerle değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Yük limanı faaliyetleri açısından ise İzmir çevresinde güçlü ve uygun alternatifler bulunmaktadır. Aliağa, Nemport ve Çandarlı Limanları lojistik altyapı, kara ve demiryolu bağlantıları ile şehir trafiğinden bağımsız çalışma imkânları sayesinde yük taşımacılığı için daha elverişli alanlardır. Turizm sektörü olarak beklentimiz, İzmir kent merkezinin ağır yük taşımacılığı baskısından arındırılması, kıyı alanlarının turizm ve sosyal yaşamla daha fazla bütünleşmesidir. Hedef, İzmir’e değer katan bir liman modelidir. Talebimizin, bir karşıtlık değil, İzmir’in geleceğine yönelik yapıcı bir arayış olarak görülmesi gerekir. Liman kullanımına dair kararlar, kentin sürdürülebilir kalkınma hedefleri, turizm potansiyeli ve yaşam kalitesi dikkate alınarak şekillendirilmelidir. Bu, İzmir’e uzun vadede önemli katkılar sağlayacaktır. " diye konuştu.

İzmir, Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda Yılbaşı Alışverişi Yoğunlaştı Haber

İzmir, Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda Yılbaşı Alışverişi Yoğunlaştı

2026'ya sayılı günler kala, İzmir'deki tarihi Kemeraltı Çarşısı'nda yoğunluk artmaya başladı. Yeni yıl hazırlıkları için çarşıya gelen vatandaşlar, ana caddelerde ve giriş noktalarında kalabalık oluşturdu. Çarşıdaki dükkanlarda yılbaşı ağaçları, süslemeler ve ışıklandırmalar ön plana çıkarken; vatandaşların dekoratif ürünler, hediyelik eşyalar ve tekstil ürünlerine ilgi gösterdiği görüldü. Alışveriş hareketliliği gıda sektörüne de yansıdı. Özellikle tarihi Havra Sokağı ve çevresindeki kuruyemişçi, kahveci ve şekerlemecilerde yoğunluk gözlendi. Yılbaşı gecesi için hazırlık yapan vatandaşlar, geleneksel ikramlıklar için bölgedeki dükkanları tercih etti. Çarşı esnafı, Kemeraltı'ndaki bu hareketliliğin 31 Aralık tarihine kadar artarak devam etmesini beklediklerini ifade etti. Vatandaşlar Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nı tercih etti Yılbaşı hazırlıkları için Tarihi Kemeraltı Çarşısı'na geldiklerini ifade eden Seda Ulu, "Yeni yıl öncesinde hanın güzel ve tarihi atmosferini yaşamak, kahve içmek ve alışveriş yapmak için buraya geldik. Yeni yılı nerede geçireceğimize gelince; evde mi yoksa tatilde mi olacağı konusunda, çalışarak geçireceğiz diyebilirim. Yılbaşı için birbirimize hediyeler aldık; daha çok evdeki eksiklerimizi tamamladık, neye ihtiyacımız varsa onları temin ettik. 2026'nın ülkemiz için barış, huzur ve güzelliklerle, güzel bir enerjiyle gelmesini istiyoruz çünkü hem ülkece hem de dünyaca çok fazla olumsuzluk yaşıyoruz; bu yüzden umutla, daha güzel bir yıl diliyorum" dedi. Esnaf hareketlilikten memnun Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nda bir çantacıda satış danışmanlığı yapan Cüneyd Akdoğan, "Yılın son günlerine doğru Kemeraltı'nda kalabalık oldukça arttı ve buna paralel olarak bizde de nakdi bir yükseliş var, bundan memnunuz; Kemeraltı'nın durumu gerçekten çok güzel, ortam cıvıl cıvıl, herkes canlılık içinde. Karşıda yılbaşı için bir stand var ve oradan bayağı yılbaşı malzemesi alıyorlar; yan tarafta ise takı ve aksesuarlar hediyeleşme amacıyla yoğun ilgi görüyor, yahut bizden çanta alıyorlar. Yeni yılda, 2026'da büyüklerime sağlık, küçüklerime sevgi ve selamlarımı iletir, tekrar büyüklerime esenlik dilerim. Yeni yılın herkese mutluluk, huzur, sevgi, saygı ve barış içinde bir yıl olması dileğiyle şimdiden yeni yılınızı kutlarım.

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu Haber

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu

Bu yıl 19’uncusu gerçekleştirilen TTI İzmir Fuarı’nın kapıları açıldı. Fuarda, Sağlık Turizmi söyleşisinin konuğu olan İZFAŞ Sağlık Sponsoru Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir’in sağlık turizmi için yeterli alt yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "İzmir’deki tüm paydaşlar el ele vererek bir politika içerisine girilmeli. Bunun içinde devletin olması ve İzmir’in sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejilerin birlikte belirlenmesi gerekiyor. Bence hiçbir özel hastane sağlık turizminde bir diğeriyle yarışmaz ya da rakip değildir. Buna bütüncül bakılabildiği müddetçe doğru sonuçlara ulaşılabilir" diye konuştu. Türkiye’nin en büyük uluslararası turizm platformu olan TTI İzmir 2025- 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi ziyarete açıldı. Dünyanın dört bir yanından sağlık profesyonellerinin bir araya geldiği fuarda sektörün önde gelen temsilcileri de TTI Stage sahnesinden değerlendirmelerde bulundu. TTI Stage’in en önemli söyleşi başlıklarından biri de, moderatörlüğünü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya’nın yaptığı ‘Sağlık Turizmi’ söyleşisi oldu. Söyleşide, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş ve Eşrefpaşa Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Filiz Dağ konuşmacı olarak yer aldı. Sağlıkta güçlü bir İzmir var İzmir’in tarihsel geçmişinin ve bugünkü güçlü alt yapısının sağlık turizminde marka şehir olmasına sağlayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "İzmir’in tarihsel geçmişiyle Asklepion’dan bugüne gelen tarihsel geçmişinin yanı sıra teknolojiyle, uluslararası akreditasyonla, iyi yetişmiş hekimlerle, çok donanımlı hastanelerle çok ciddi bir sağlık alt yapısına ulaştı. İzmir’in sağlık alt yapısıyla ilgili bir problem yok. Bizim burada konuşmamız gereken; sağlık turizminden yola çıkarak bu artılarını turizm için nasıl kullanacağımız. İzmir’in teknik olarak bir dar boğazı var. O da hava köprüsüyle bağlı olduğu destinasyonların yetersiz olması. İzmir, daha çok Kuzey Afrika, eski Balkan devletleri ve Türki cumhuriyetlerden yabancı hasta talebi alıyor. Bu destinasyonlardan uçuş sayılarının gün geçtikçe artması gerekiyor. İzmir’in turizmine değil sağlığına dönük çalışarak, yurtdışı uçuşları sezon dışında aktif tutmamız gerekiyor. Sağlık turizmi kapsamında obezite cerrahisi, liposuction, plastik cerrahi ve diş bölümlerine yabancı hasta geliyor. Onkolojisi çok güçlü, kalp cerrahisi çok güçlü, acil girişimlerinde, yoğun bakımlarında çok güçlü bir İzmir var. O zaman İzmir için düşünmemiz gereken şey; tüm şehir el ele vererek bir politika oluşturmak. Devletin liderliğinde, İzmir’i sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejileri birlikte belirleyip yürümemiz gerekiyor. Konuya bütüncül bakabildiğimiz müddetçe doğru sonuçlara ulaşırız" sözlerini kaydetti. Öte yandan Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık turizminde hitap ettiği hasta gruplarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bu yıl içinde yaklaşık 20 bin sağlık turizmi hastası ağırladık. Bu hasta sayılarının artması bugünkü toplantının sonuçlarına bağlı. Açalım uçuşları, el ele verelim ve büyütelim diyoruz" dedi. 12 ay turizmin anahtarı Efes’te "Hastanın biletinin kesilmesinden hastaneye getirilmesine, refakatçisinin gezdirilmesine; hasta yakınlarının vakit geçirebilmeleri için özel bir programlar oluşturulmasına kadar sürecin her ayrıntısı düşünülmeli" diyen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerine şöyle devam etti: "Alaçatı, Çeşme ve Foça son derece turistik yerlerimiz. Bunları çok iyi kullanmamız gerekiyor. Mesela sağlıklı yaşam için Urla, muhteşem bir yer. Burada sağlıklı yaşam kentleri kurulabilir. Çeşme ve Urla kışın gastronomisiyle yazın deniz turizmiyle son derece kıymetli. Ancak başka bir değer var ki; o da Efes. 12 ay boyunca Efes’in üzerinden sağlık turizmi planlaması yaptığımız zaman kentte yabancı hasta eksik olmaz." Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, istatistiksel olarak yabancı hastaların yüzde 46’sının sağlık turizmi, yüzde 54’ünün turistin sağlığı için hastanelere başvurduğunu ifade etti. Yabancı hastaya yönelik politikaların sağlık turizmi üzerine kurulması gerektiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ben özel hastane olarak bir destinasyon açamam ama kamu yetkisiyle sizler açarsınız. Devlet anlaşması yapamam ama siz yaparsınız. Ben de teknolojimle, imkanlarımla hastayı sağaltabilirim. Bu bir bütüncül iş. Hep birlikte el ele verirsek İzmir başarır" diye konuştu. Sağlık kampüsü için çalışıyoruz Doğru yönetmeliklerle şehre doğru yatırımcıyı çekmek gerektiğini söyleyen Oğuz Özkardeşler, "Sağlık turizmi gittiği şehirlerde eğitim ve sağlık yatırımlarıyla iç içe gelişiyor. Sağlık yatırımı çektikçe sağlıkta görev alan profesyonelleri, İzmir’e transfer ettikçe üniversitelerinde geliştiğini göreceğiz. İzmir’in bu konuda potansiyeli iyi bir durumda, yeterki değerlendirelim. İzmir’de sağlık turizmi dediğimiz zaman bilinen güvenilir bir markayı ortaya koymak lazım. Bu imajın dijital platformlarda uluslararası fuarlarda güçlendirilmesi şart. Bunun için de hammaddeye ihtiyaç var. İkincisi de hasta teknik takibinin yapılıyor olması lazım" ifadelerini kullandı. Kentte sağlık kampüsünü hayata geçirmek istediklerini dile getiren Oğuz Özkardeşler, sözlerine şöyle devam etti: "Nasıl serbest bölgeler oluşturuluyorsa sağlık için de bir bölge oluşturulsa doğru yatırımcıları çeker ve sağlık konusunda dünyada daha rekabetçi konumuna geliriz. Sağlık turizminin özel bir bölgede bir araya gelmesi için çalışmalar yapıyoruz." Filiz Dağ ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin Türkiye’deki ilk belediye hastanesi olduğunu vurgulayarak, "İzmir’e turist olarak gelenlerin sağlığını korumak gibi bir görevimiz var. Yeni binamız yapıldıktan sonra paydaşlarımızla omuz omuza yürümeye ve belediye ile hastaneler arasında köprü olmaya devam edeceğiz" dedi.

Aliağa, Ege Adalarıyla Deniz Bağlantısına Hazırlanıyor Haber

Aliağa, Ege Adalarıyla Deniz Bağlantısına Hazırlanıyor

İzmir'in Aliağa ilçesi iel Ege adalarını birbirine bağlayacak olan Aliaport Deniz Yolcu İskelesi’nden ilk sefer Midilli Belediyesi’ne yapılacak protokol ziyaretiyle gerçekleştirilecek. Aliağa Belediyesi ile İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi iş birliğinde projelendirilen Aliaport Deniz Yolcu İskelesi hizmete hazır. Aliağa’yı Kuzey Ege’nin cazibe merkezlerinden biri haline getirecek olan proje sayesinde binlerce turistin Aliağa’yı ziyaret etmesi bekleniyor. Aliağa Belediyesi’nin önemli turizm hamlelerinden olan proje, Aliağa’nın hem ekonomisine hem de sosyal yaşamına katkı sağlayacak. Aliağa Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Aliaport Deniz Yolcu İskelesi, geçtiğimiz ay İçişleri Bakanlığı kararıyla İzmir’in 7. Deniz Hudut Kapısı olarak onaylandı. Böylece Aliağa, İzmir’de deniz yoluyla giriş–çıkış yapılabilen iki hudut kapısına sahip tek ilçe konumuna geldi. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, kasım ayı olağan meclis toplantısında yaptığı açıklamada, ilk seferin bu ayın üçüncü haftasında ilçe protokolüyle birlikte Midilli Belediyesi’ne yapılacağını söyledi. Geniş ve modern yaşam alanı 26 bin 877 metrekarelik proje alanının 5 bin 320 metrekaresi iskele alanı, 8 bin metrekaresi park alanı, 11 bin 151 metrekaresi otopark ve yol alanı, 2 bin 136 metrekaresi fuar, piknik ve eğlence alanı, 264 metrekaresi yeşil alan olarak planlandı.

SATKOF, Bangladeş İle Sağlık Turizmi İş Birliğini Genişletiyor Haber

SATKOF, Bangladeş İle Sağlık Turizmi İş Birliğini Genişletiyor

Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ile Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq arasında yapılan görüşmede iki ülke arasında sağlık turizmi, hastane işletmeciliği, helal turizm ve yatırım alanlarındaki stratejik iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ile bir görüştü. Görüşmede, Bangladeş’in hızla gelişen sağlık altyapısı ve Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi tecrübesinin bir araya getirilmesiyle, karşılıklı yatırım ve hizmet modellerinin güçlendirileceği vurgulandı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık diplomasisinde Asya ülkeleriyle yeni köprüler kurduğunu belirterek şunları söyledi: "Bangladeş, yüksek hasta potansiyeli, genç nüfusu ve sağlık yatırımlarına açık yapısıyla bölgesinde yükselen bir aktör. Helal sağlık turizmi, termal tedavi ve hastane işletmeciliği alanlarında Bangladeş ile güçlü bir ortaklık kurmak istiyoruz. SATKOF olarak bu iş birliğinde aktif ve kolaylaştırıcı bir rol üstleneceğiz." Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ise iki ülke arasındaki iş birliğinin ekonomik ve sosyal açıdan büyük fırsatlar sunduğunu belirterek, "Türk sağlık sisteminin tecrübesi Bangladeş için çok değerli. Özellikle hastane işletmeciliği ve sağlık yatırımları alanında da birlikte çalışmak istiyoruz. Vize süreçleri ve aracılarla yaşanan zorlukların çözümü için SATKOF’un koordinasyonunda karşılıklı temsilcilik adımları atılmasından memnuniyet duyuyoruz" dedi. Görüşmede, Afyonkarahisar’daki termal turizm modeli, helal sağlık hizmetlerinin standardizasyonu, Bangladeş temsilciliğinin kurulma süreci ve İzmir’de düzenlenecek 1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi’ne Büyükelçinin ve Bangladeşli devlet temsilcilerinin katılım onayları gündeme geldi.

Hacıalioğlu: Atıl Vaziyetteki Yatırımı 6 Ayda Ayağa Kaldıracağız Haber

Hacıalioğlu: Atıl Vaziyetteki Yatırımı 6 Ayda Ayağa Kaldıracağız

Kuşadası Kongre Merkezi (KOMER), bir zamanlar Türkiye’nin en büyük turizm ve kongre yatırımlarından biri olarak lanse edilmişti. TÜRSAB Baş Hukuk Danışmanı İlker Ünsever’in ifadesine göre 10-15 Sene öncesinin rakamıyla yaklaşık 370 milyon TL yatırımın yapıldığı dev yapı çürümeye terk edildi. KOMER Projesi’nin sahipleri yüzde 49,45 ile TÜRSAB LTD.ŞTİ, yüzde 37 DÖSİM (Kültür ve Turizm Bakanlığı kuruluşu), yüzde 6,5 Aydın Özel İdaresi ve yüzde 1,5 oranında da Kuşadası Belediyesi. KOMER’in temeli aslında 1990’lı yılların sonunda atılmış; ancak fizibilite yetersizlikleri nedeniyle rafa kaldırılmış, 2000’li yıllarda Turizm Bakanlığı’nın teşviki ve TÜRSAB’ın girişimleriyle yeniden gündeme gelen proje, kamu kaynaklarının da katkısıyla nihayet 2013 yılında açılmıştı. Yaklaşık 200 turizmci ortak projeye destek vermişti Proje Kaderine Terk Edildi 30 Ekim 2013’te modern yapısı ve teknolojik altyapısıyla hizmete açılan KOMER aradan geçen yıllara rağmen işler hale getirilemedi. Bugün itibarıyla merkezde sular akmıyor, çatısı akıyor, jeneratörleri sökülüp götürülmüş durumda. Projenin büyük bölümünü finanse eden TÜRSAB, inşaat ve işletme süreçlerini üstlenmiş TÜRSAB’ın iki iştiraki üzerinden şekillenmişti. TÜRSAB’ın kendi Youtube kanalında daha önce konuşan TÜRSAB Baş HUKUK Danışmanı İlker Ünsever, TÜRSAB’ın bu projeye o zamanın rakamıyla yaklaşık 150 milyon TL kaynak aktardığını, bu yatırımın kurumun mali yapısını olumsuz etkilediğini söyleyerek en büyük alacaklı olarak da TÜRSAB’ın bulunduğunu açıklamıştı. TÜRSAB’ın resmi sosyal medya hesabında yayınlanan videoya göre Ünsever, projeyi tek başına ayağa kaldıracak gücümüz yok, ortakların yeni kaynak yaratacak potansiyeli yok, projenin kurtarılması için kamu desteği şart diyerek, projeyi işler hale getiremediklerini söylemişti. Hacıalioğlu: “Bağlıkaya Sadece Seyrediyor, TÜRSAB Üyelerinin Kaynakları Boşa Harcandı, Bu Sorunu Çözeceğiz” TÜRSAB Başkan Adayı M. Nezih Hacıalioğlu ise üyelerin parasının sokağa atılamayacağını, Bağlıkaya’nın çözümsüzlükle ilerlediğini ve sadece konuya seyirci kaldığını söyledi. Hacıalioğlu konuyla ilgili şunları söyledi: “KOMER’in finansmanında önemli bir rol oynayan TÜRSAB üyesi meslektaşlarımızın yatırımının buhar olmasını önleyeceğim. Kaynaklarımızın atıl ve kullanılamayan bir yapıya dönüşmüş olması TÜRSAB yönetimi adına utanç vericidir. Kurumlarla sürekli kavga ederek, başkanı olduğu üyelerine bile mesafe koyarak sorunlar çözülmez. Bana göre bu sorunu şimdiye kadar çözememek, yalnızca mali bir kayıp değil; aynı zamanda turizm sektörünü temsil eden en büyük birlik olarak mevcut TÜRSAB yönetiminin ayıbıdır. Biz bu ayıbı düzelteceğiz. Üyelerimizin paralarını buhar eden mevcut yönetimi değiştirdikten sonra, ilk yapacağımız işlerden biri bu projeyi ayağa kaldırmak olacak. Bizler turizmciyiz, sektörün içindeyiz, biz çözemezsek kim çözecek?” ‘Dünya Standartlarındaki KOMER’i Hayata Geçirerek Kuşadası’nı Kongre Turizmine Açacağız’ Nezih Hacıalioğlu KOMER’in en hızlı şekilde hayata geçireceklerini, Kuşadası ve İzmir’in kongre turizmine ciddi katkıda bulunacaklarını hatta Ege’de turizmin kaderini değiştireceğini söyledi. Hacıalioğlu sözlerine şöyle devam etti. “Kuşadası, Türkiye turizminin ilk filizlendiği noktalardan biri olarak, bugün bu güçlü altyapıya yeniden ruh katacak bir fırsatla karşı karşıyadır. Kuşadası Kongre Merkezi, yalnızca bir yapı değil; kış aylarında da bölgedeki tesisleri canlandıracak, destinasyonun dört mevsime yayılmasını sağlayacak bir ekonomik ve kültürel dinamizm potansiyelidir. Fiziki kapasitesi, çok amaçlı salonları ve stratejik konumuyla bu merkez; yalnızca Kuşadası’nı değil, Efes’ten Selçuk’a, Meryem Ana’dan Şirince’ye kadar tüm bölgeyi kapsayan bir çekim alanı oluşturma gücüne sahiptir. Bu kapsamda merkez, yalnızca toplantıların değil, aynı zamanda kültürün, sanatın ve uluslararası iş birliklerinin de buluşma noktası olacaktır. ‘KOMER’i 6 Ay içerisinde Açacağız’ Göreve gelir gelmez Kuşadası Kongre Merkezi’nin anonim şirket yönetim kurulunun ivedilikle toplayarak bir araya getireceğiz. Kuşadası Belediyesi, İl Özel İdaresi, Kuşadası Otelcileri ve Kuşadası Ticaret Odası ile iş birliği yapacağız. Kongre merkezinin satış pazarlama ekipleri ivedilikle çalışmaya başlayacak; altı ay içerisinde de merkez tüm üniteleriyle işler hale gelecektir. Bizler inanıyoruz ki, Kuşadası Kongre Merkezi, sadece Kuşadası’nın değil, Ege turizminin kaderini değiştirecek bir projedir. Ve her zaman söylediğimiz gibi; biz burada, sorunun değil, çözümün ta kendisi olacağız. Her konuda olduğu gibi, Kuşadası Kongre Merkezi’nde de…”

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.