Hava Durumu

#İstihdam

TOURISMJOURNAL - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nüfusuyla 24 ilçeyi geride bırakan Alanya il olmayı bekliyor Haber

Nüfusuyla 24 ilçeyi geride bırakan Alanya il olmayı bekliyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından belirlenen kriterlere göre bir ilçenin il statüsü kazanabilmesi için en az 100 bin nüfusa sahip olması ve il merkezine 30 kilometreden daha uzak bir konumda bulunması gerekiyor. Daha önce gündeme geldiği gibi, tekrar il olması beklenen ilçeler konusu gündeme geldi. 24 ilçede nüfus bakımından ilk sırada Antalya'nın Alanya ilçesi 371 bin 547 nüfusuyla ilk sırada yer alırken, listeyle birlikte ilçede heyecan yaşandı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan ALTSO Başkanı Eray Erdem, Alanya'nın uzun yıllardır il olma beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Erdem, "Uzun yıllardır Alanya'nın il olması gündemde. Kriterleri fazlasıyla karşılayan bir şehir. Alanya'nın il olması bizim açımızdan tüm kamu hizmetlerinden daha etkin faydalanmak adına çok önemli. Antalya, Türkiye'nin en uzun il sınırına sahip illerinden biri. Batıdan doğuya 650 kilometreyi aşan ve dağlık bir coğrafyaya sahip. Bu kadar geniş bir alana mevcut büyükşehir yasasıyla hizmet götürmek kolay değil" dedi. "Antalya'nın yükü hafifler" Alanya'nın il olması halinde yalnızca ilçenin değil çevre ilçelerin de kazanacağını ifade eden Erdem, "Mersin'in ve Konya'nın il merkezlerine uzak ilçeleri de bundan olumlu etkilenecektir. Alanya'nın il olması hem bölgedeki diğer ilçelere hizmet ulaştırılmasını kolaylaştıracak hem de Antalya'nın yükünü hafifletecektir. Alanya oluşturduğu istihdam, ekonomiye sağladığı katma değer ve turizm potansiyeliyle il olmayı çoktan hak etmiş bir şehir. İnşallah en kısa sürede hak ettiği değeri ve hizmeti alır" diye konuştu. Erdem ayrıca ‘'İlçenin 650 tesis ve 200 bin yatak kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekerek: "Antalya'nın kapasitesinin yüzde 30'una, Türkiye'nin kapasitesinin de yüzde 10'una denk geliyor. Kışın nüfusumuz 380 bin olurken yazın turizm sezonunda ise aylık 1 milyon nüfus oluyor Alanya'da. Alanya'nın nüfusu şu an birçok ilden daha yüksek. Ancak şehre sabit nüfus üzerinden ödenek geliyor ve bunun üzerinden yatırım yapılabiliyor. Katma Değer oranı ve istihdam ise Alanya'nın Türkiye'de ki 50 ilinden fazla. 50 ili geride bırakan bir şehir. Alanya yıllardır il olmayı betliyor. İl olmak bizim en doğal hakkımız." dedi. İlçede esnaflık yapan Mehmet Karagöz ise Alanya'nın yıllar önce il olması gerektiğini savunarak, "Alanya il olmayı bundan 20 yıl önce hak etti. Kış nüfusumuz yaklaşık 300 bin civarında ancak turizm sezonunda bu rakam 1 milyonun üzerine çıkıyor. Buna rağmen devlet yatırımlarında nüfusumuzun gerçek yükü tam olarak dikkate alınmıyor. İl statüsüne geçersek daha fazla yatırım alabiliriz. Bu da hem vatandaşlara hem de ilçemize gelen turistlere daha kaliteli hizmet verilmesini sağlar" ifadelerini kullandı. Giyim sektöründe faaliyet gösteren Mehmet Sar ‘'Baktığımız zaman bir çok ilden büyük bir nüfusa ait olduğunu nüfus yoğunluğunun hatta göçün olduğu bir ilçeyiz. Ama karar aynı zamanda bir nevi il gibi yaşıyoruz havalimanımız var üniversitemiz var hastanemiz var yollarımız da yapılıyor çok geç kalmış bana göre bir karar. İl statüsünde olmamız lazım. Otellerimiz dolu. Sahillerimiz iyi. Nüfus yoğunluğundan dolayı bizim yollarımız yetmiyor. Trafiklerimiz bu durumda sıkıntı yaşıyoruz tabi ve bu sıkıntıyı da aşabilmemiz için büyüklerimizden bir an önce bu yolların yapılması ve yaza hazırlık statüsüne geçip veya il olmayı hak eden bir ilçe olarak bir an önce bu yatırımların yapılması lazım burada da büyüklerimiz biliyor bu sorunları il olmamız lazım'' dedi. Saatçilik yapan Ahmet Karataş ise, "Alanya çoktan il olması gereken bir yer. Nüfusu birçok ilden fazla. Yıllardır il olacağı söyleniyor ancak bir türlü gerçekleşmedi. Yaz aylarında nüfus 1 milyonun üzerine çıkıyor. Buna rağmen yeterli hizmet alamadığımızı düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Yusuf Karataş da yıllardır verilen sözlerin yerine getirilmediğini belirterek, "Turgut Özal döneminden bu yana Alanya'nın il olacağı söyleniyor. Her gelen söz veriyor ama bir türlü gerçekleşmiyor. Artık bu beklentinin karşılık bulmasını istiyoruz" dedi.

AKTOB'dan 12 Ay Turizm Vizyonu Haber

AKTOB'dan 12 Ay Turizm Vizyonu

AKTOB Toplantısında Turizmin Geleceği Masaya Yatırıldı Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB), 21 Mayıs'ta FashionTV Luxe Resort'ta sektörel bir değerlendirme toplantısı düzenledi. Antalya Valisi Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Büşra Özdemir ve çok sayıda kamu yetkilisinin katıldığı toplantıda, kentin turizm gündemi kamu ve özel sektör temsilcilerince birlikte ele alındı. AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, sunumunda Antalya turizminin dönüşüm sürecini ve gelecek stratejilerini aktardı. Kavaloğlu'na göre artık başarının ölçütü yalnızca yaz sezonu doluluk oranları değil; yıl boyu sürdürülebilir büyüme, istihdam sürekliliği ve destinasyon dengesi olmalı. "Yılı nasıl dengeli büyütebiliriz?" sorusunu Antalya'nın önündeki temel mesele olarak tanımlayan Kavaloğlu, mevsimsellikten uzaklaşmayı öncelikli hedef olarak ortaya koydu. Bu çerçevede "12 Ay Turizm" vizyonuna dikkat çeken Kavaloğlu, yılın farklı dönemleri için farklı turizm türlerinin öne çıkarılması gerektiğini vurguladı. Yılın başında sağlık turizmi, wellness, spor kampları ve dijital göçebe segmentleri; sonbaharda golf, gastronomi ve premium deneyimler; kasım-aralık döneminde ise kongre ve MICE turizmi belirleyici olacak. Özellikle COP31 sonrasında Antalya'nın uluslararası arenada kazandığı görünürlüğün etkinlik turizmine olumlu yansıyacağı değerlendirildi. Sunum, turizmdeki yeni rekabet anlayışını da mercek altına aldı. "Travel Mixology" olarak tanımlanan bu yaklaşıma göre günümüz turistinin seyahat kararları; sosyal medya, yapay zekâ araçları ve dijital toplulukların iç içe geçtiği çok katmanlı bir bilgi akışından besleniyor. Kavaloğlu, bu yeni davranış biçiminin "yapay zekâ + topluluk + deneyim + insan doğrulaması" ekseninde şekillendiğini belirterek Antalya'nın söz konusu dönüşüme hazır olduğunu söyledi. Toplantıda ele alınan bir diğer ilgi çekici başlık ise Pop Kültür Turizmi oldu. Diziler, filmler, müzik ve dijital içeriklerin seyahat talebini doğrudan etkilediğini vurgulayan Kavaloğlu, Türkiye'nin özgün sokak kültürü, gastronomi anlayışı ve gündelik yaşam dokusunun yabancı ziyaretçiler için başlı başına bir çekim unsuru olduğunu ifade etti. Romanya'nın büyüyen bir kaynak pazar olarak özellikle gündemde tutulduğu toplantıda, 2026'nın ilk dört ayına ait veriler de değerlendirildi. Bazı geleneksel pazarlardaki yavaşlamaya karşın alternatif pazarlarda büyümenin sürdüğüne dikkat çeken Kavaloğlu, Antalya'nın güçlü altyapısı ve kamu-özel sektör iş birliğiyle küresel rekabette öne çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

TÜROFED ve İş Bankası Protokol İmzaladı Haber

TÜROFED ve İş Bankası Protokol İmzaladı

İş Bankası ve TÜROFED'den Turizme Güçlü Finansman Desteği Türkiye'nin turizm sektörüne yönelik finansal altyapıyı güçlendirme hedefiyle Türkiye İş Bankası ile Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) arasında stratejik bir iş birliği protokolü imzalandı. Marmaris'te gerçekleştirilen törenle resmileşen anlaşma, sektörün uzun vadeli ve sürdürülebilir büyümesine zemin hazırlamayı amaçlıyor. Sektöre Özel Finansman Modeli Zengin doğası, tarihi mirası ve iklim çeşitliliğiyle küresel turizmde güçlü bir konuma sahip olan Türkiye'de otelcilik sektörü, önemli bir istihdam ve gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Bu potansiyeli kalıcı bir büyümeye dönüştürmek isteyen İş Bankası, iş birliği kapsamında turizm yatırımcılarına yönelik özel kredi paketleri, esnek vadeli geri ödeme seçenekleri ve sezonluk nakit akışını gözeten yapılandırılmış finansman çözümleri sunacak. Bünyesinde turizme özel bir birim ve uzman ekipler barındıran İş Bankası, otel yatırımcılarından işletmecilere uzanan geniş bir kitleye hitap eden ürün ve hizmetlerini genişletmeye devam edecek. Geliştirilen finansman modeli, özellikle otel yatırımlarının uzun vadeli geri dönüş süreleri ve operasyonel dalgalanmalar gözetilerek tasarlandı; bu yaklaşımla risk yönetimi güçlendirilirken işletmelerin finansal planlamaları daha öngörülebilir bir çerçeveye oturtulacak. Yatırım Danışmanlığından Veri Analitiğine Kapsamlı Destek İmza töreninde konuşan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, turizmi ekonominin temel lokomotiflerinden biri olarak değerlendirdiklerini vurgulayarak bankalarının sektöre yalnızca finansal çözümler sunmakla yetinmediğini ifade etti. Yılmaz, yatırım danışmanlığı, fizibilite desteği ve veri analitiği gibi alanlarda da hizmet verdiklerinin altını çizerek şunları söyledi: "Bu yaklaşımımız ile turizm profesyonelleri, standart bankacılık ürünlerinin ötesinde, doğrudan kendi ihtiyaçlarına hitap eden çözümlerle buluşuyor. TÜROFED ile kurduğumuz bu güçlü iş birliği sektörün kurumsallaşmasına, küresel rekabet gücünün artmasına ve uluslararası ölçekte daha sürdürülebilir bir büyüme modeline geçişine katkı sağlayacak." "Geleceğin Finansal Altyapısının Temeli Atılıyor" TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı da iş birliğinin Türkiye genelindeki otel yatırımcıları ve işletmecileri için finansmana erişim kapılarını açacağını belirtti. Yerel ekonomilere değer katacak bu modelin istihdam ve turizm gelirlerinin niteliğine de olumlu yansıyacağını vurgulayan Yağcı, şöyle konuştu: "Bu adım yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermiyor; geleceğin turizm anlayışını şekillendirecek finansal altyapının temelini de oluşturuyor. Türkiye turizminin değer odaklı büyüme hedeflerine ulaşmasında ve küresel arenada rekabet gücünü artırmasında önemli bir kaldıraç etkisi yaratacak."

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor" Haber

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor"

2026 yaz sezonuna girerken Türkiye turizmi güçlü büyüme ivmesini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ulaşılan 65,2 milyar dolarlık turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısı, 2026 için belirlenen 68 milyar dolarlık hedefi destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil; turistin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiyle etkileşimi ve gastronominin yarattığı katma değerle de doğrudan ilişkili. Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme noktası bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik bir istihdamdan söz ediliyor. Oteller ile mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 sonu itibarıyla ortaya çıkan tablo, turizm ve gastronomi ekseninde yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğünde bir ekonomi oluşturuyor. Bu dönüşüme dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayısının değil, gastronomiyle yaratılan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer sadece turist sayısı ile değil üretim ve istihdama olan katkısı ile değerlenmeli. “Gastronomi” Görünenden Daha Fazlası Gastronomi turizmi yalnızca iyi yemek deneyimi ile sınırlı değil. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, iyi yaşam, kültür, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir yapı anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Koralı, “Artık mesele tabağın arkasındaki hikâye; ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği önem taşıyor. Bir bölgenin hafızasını, üretim biçimini ve yaşam kültürünü görünür kılmak anlamına geliyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi restoranlarla değil, yerel kimliğin bir parçası olarak tarım ve mevsimsel döngü ile birlikte ele alıyor” diyor. Şehirlerin Gastronomi Ajandası Olmalı Koralı’ya göre gastronomi turizminde asıl eksik, şehirlerin gastronomi değerlerini bütüncül biçimde kurgulayamaması. “Bugün turist yalnızca iyi restoran aramıyor; yerel üreticiyi görmek, pazarları gezmek, ürünün hikâyesini dinlemek, gastronomi atölyelerine katılmak ve bölgenin mutfak kültürünü yakından tanımak istiyor. Ancak birçok şehirde bu değerler ve rotalar birbirinden kopuk şekilde duruyor. Turist bunları nerede bulacağını bilmiyor” diyen Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandasını oluşturması gerektiğini söylüyor. Koralı’ya göre bu ajandaların merkezinde; bölgenin coğrafi işaretli ürünleri, yerel kooperatifleri, üreticileri, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeleri ve restoranları yer almalı. “Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar, gastronomi atölyeleri ve bölgesel lezzet durakları birlikte düşünülmeli. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli bir parçası haline gelmeli” diyor. Dijitalleşme ve Rezervasyon Dönemi Gastronomi turizminin büyümesi için dijitalleşmenin kritik önemde olduğunun altını çizen Koralı, görünürlüğün artık seyahatten önce başladığını ifade ediyor. “Bugün seyahat kararı çoğu zaman yolculuk başlamadan veriliyor. Turist gastronomi rotasını, ziyaret edeceği üreticileri ve yerel durakları önceden planlıyor. Bu nedenle şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür olması, çok dilli içeriklerle desteklenmesi ve harita alt yapıları ile entegre olması gerekir. Turist yerel değerleri tesadüfen keşfetmemeli; şehirler bunu görünür ve erişilebilir hale getirmeli” diye anlatıyor. Araştırmalar da gastronomi odaklı seyahatlerin önemli bölümünün yolculuk başlamadan planlandığını ve rezervasyonların seyahat öncesinde yapıldığını gösteriyor. “Tüm Sektör Aynı Dili Konuşmalı” Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistemle mümkün olacağını söyleyen Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. “Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte ele alınmalı. Bu bir zincir. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Bugün konuştuğumuz konu yalnızca restoranlar değil; üreticiden servise, mutfaktan turizm yapılarına kadar çok geniş bir ekosistem. Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklük, gastronominin artık yalnızca kültürel değil ekonomik bir başlık olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu alan milyonlarca kişiye doğrudan gelir sağlayan güçlü bir yapı oluşturuyor” diyor. İnsan Kaynağı “Görünmeyen Kriz” Sektörün önemli sorunlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını ifade ediyor. “Gastronominin sürdürülebilirliği yalnızca ürünle değil, insan kaynağıyla mümkün. Aynı kalitede ürün sunumu, güçlü servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarılması gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer alıyor” diyor. Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir eksene ilerliyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme kavramları üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz var. Ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi için güçlü bir anlatıya, görünürlük stratejisine ve gastronomi rotalarına ihtiyaç var. Gastronomi yalnızca mutfakta değil; şehirlerin kimliğinde görünür olmalı” diye ekliyor. Bu yaklaşımın ekonomik karşılığı da büyüyor. Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken gastronomi turizmi; yerel üreticiden kooperatiflere, restoranlardan otellere kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp stratejik alanlardan biri haline getiriyor.

Şimşek: Turizmde Yeni Büyüme Motoru Doğu ve Güneydoğu Haber

Şimşek: Turizmde Yeni Büyüme Motoru Doğu ve Güneydoğu

Bakan Şimşek, Batman'ın Hasankeyf ilçesi Ören yerinde Batman ve Şırnak Valilikleri tarafından Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bünyesinde hayata geçirilen "Kadim Şehirler Yolu Batman-Şırnak Rotası" lansman programında yaptığı konuşmada, çok güzel bir vesileyle bir arada olduklarını söyledi. Bulundukları coğrafyanın en az 12 bin yıllık bir hafızasının bulunduğunu anlatan Şimşek, bu toprakların Roma, Bizans, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemini gördüğünü belirtti. "Aslında bugün lansmanını yaptığımız Kadim Şehirler Yolu Batman-Şırnak Rotası sıradan bir etkinlik değil. Bu çok değerli ve önemli. Batman ve Şırnak'ı tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla ama en önemlisi hikayesiyle dünyaya yeniden tanıtıyoruz." ifadelerini kullanan Şimşek, onun için bir arada olduklarını bildirdi. Batman'ın 36 yıl önce il olduğunu anımsatan Şimşek, kentin geliştiğini, büyüdüğünü ve büyükşehir olma yolunda mesafe kat ettiğini, nüfusunun 660 bini geçtiğini söyledi. Şimşek, şunları kaydetti: "İl olmadan önceki nüfusuna oranla neredeyse iki kata doğru gidiyoruz. Fakat burada konu nüfus değil, esas olan Batman'ın gelişmesi, kalkınmasıdır. 2002'ye kadar bir fabrikası varmış. O da un fabrikası. Sonra büyük bir enerjiyle AK Parti hükümetleriyle birlikte altyapı yapıldı, üniversite kuruldu, insan kaynağı anlamında sorun giderildi. Muazzam teşvikler verildi ve OSB'ye sığılmaz oldu. O dönemde yeni OSB çalışmaları başladı. Bugün memnuniyetle şunu söyleyebilirim. Şu anda OSB'de 20 binden fazla çalışanımız var. Bu muazzam bir şey. Aynı zamanda 5 OSB fiilen tasarım ve inşa aşamasında. Lojistik merkezi var. Batman'ın ciddi bir göç çekmesi gerekiyor. Bunun için de konuttan altyapıya kadar birçok konuda çabalarımıza devam etmemiz lazım. Batman, muazzam bir ilerleme sağladı." Kentin bugün altyapısı ve insan kaynağıyla çok güçlü bir şehir olduğunu dile getiren Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde Batman'a çok yatırım yaptıklarını, bugüne kadar 90 milyar liralık kamu yatırımı gerçekleştirdiklerini, şu anda devam eden yatırımların büyüklüğünün 28 milyar lira olduğunu anlattı. "GEÇEN SENE 64 MİLYONUN ÜZERİNDE TURİST ÇEKTİK" 1. Lig'e çıkan Batman Petrolspor'u da tebrik eden Şimşek, şöyle konuştu: "Son 20-25 yılda turizmde muazzam ilerleme sağladık. Geçen sene dünyada en çok turist çeken 4. ülkeydik. 2002'de 20. sıradaydık. Yani 20. sıradan 4. sıraya hiçbir başarı tesadüf olamaz. Bu muazzam bir çabanın bir sonucudur. Geçen sene 64 milyonun üzerinde turist ülkemizi ziyaret etti ve 65 milyar doların üzerinde gelir elde ettik. Dünyada turizm geliri sıralamasında da yükseliyoruz, 7. sıradayız. Bu başarı tesadüf değil çünkü altyapımız, insan kaynağımız var ve destinasyon çeşitliliğini sağladık. Doğal güzelliklerimiz var. Ben inanıyorum ki Hasankeyf, turizmi daha da güçlendirecek. Turizmi yılın 12 ayına yaymak istiyoruz. Bu bizim için hem istihdam hem de döviz geliri açısından çok değerli. Artık kültür, gastronomi, doğa, kongre ve sağlık turizmi, bunlar bizim için çok stratejik alanlar. Hizmet ihracatında vergi istisnasını yüzde 100'e çıkarttık. Muazzam bir adım, özellikle sağlık turizmi, eğitim, yani hizmet ihracatı anlamında söylüyorum." Turizmi çok güçlü bir şekilde desteklediklerini, desteklemeye devam edeceklerini belirten Şimşek, "Bölgemizde çıkan savaş turizm sektörünü etkilemesin diye çok hızlı bir şekilde değerli bakanımızla çalıştık ve çok kritik iki adım attık. Öncelikli olarak finansmana erişim konusunda bir adım attık ve 60 milyar liralık kredi garanti fonu üzerinden finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Sadece o değil, çok istisnai bir vergi indirimine de gittik. Konaklama vergisinin oranını yüzde 2'den yüzde 1'e düşürdük." ifadelerini kullandı. Turizmdeki büyümenin her bölgeye eşit dağılmadığını kaydeden Şimşek, şunları aktardı: "Özellikle Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu yakın döneme kadar turizmden çok önemli bir pay alamadı. DAP bölgesine gelen yabancı turist sayısı 2,4 milyon, toplam içerisindeki payı yüzde 4,6, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde rakamlar daha mütevazi. 653 bin turist, yabancı turistten, uluslararası turistten bahsediyorum ve toplam turist içerisindeki payı yüzde 1,2. Ortalama kalış süresine baktığımızda Türkiye'de 2,5 gün, DAP'ta 1,9, GAP'ta 1,6 güne düşüyor. Gelen her 100 turistin sadece 6'sı Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne uğruyor ve daha az bir süre kalıyor. Neden? Bu canlanmış hali, geçmişte güvenlik endişeleri vardı. Terörsüz Türkiye ile inanıyorum ki Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi turizmde Türkiye'nin yeni büyüme motorlarından biri olacak. Aslında genel anlamda da Türkiye'nin büyüme motorları önümüzdeki yıllarda Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu olacak. Niye? Çünkü biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti hükümetleri döneminde bu bölgelerimize muazzam altyapı yatırımları yaptık." "TURİZMDE YENİ BÜYÜME MOTORLARI BU BÖLGEDEN ÇIKACAK" Üniversiteler açtıklarını, insan yetiştirdiklerini, teşvik verdiklerini anlatan Şimşek, konuşmasını şöyle tamamladı: "Dolayısıyla buradaki güvenlik endişelerinin ortadan kalkması, yani Terörsüz Türkiye ile birlikte sadece turizm gelişmeyecek çünkü nüfus çok genç. Güneydoğu Anadolu'da ortanca yaş 26 yıl. Bu ne demek? Nüfusun yarısı 26 yaş altı, yarısı 26 yaş üstü demek. Bu çok kritik bir gösterge. Bundan dolayı da inanıyorum ki Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin büyüme motoru olacak. Aslında bu coğrafya dünyanın en büyük açık hava müzesi. Göbeklitepe, Nemrut, Ani, Hasankeyf, Mardin'in taş evleri, Midyat'ın manastırları, Rumkale, Diyarbakır'ın surları, Cudi Dağı burada. Dünyanın çok az yerinde tarih, kültür, inanç, gastronomi ve medeniyet anlamında bu kadar güçlü bir coğrafya vardır. Burası o anlamda da istisnai. O nedenle turizmde yeni büyüme motorları bu bölgeden çıkacak. Sadece altyapının yetmeyeceğini biliyoruz. Yatırımcıların özellikle üst yapı noktasında da cesaretlendirilmesi lazım. Terörsüz Türkiye aslında büyük fırsat sunuyor. Çok güçlü teşvikler var. Mutlaka ve mutlaka bu güzel coğrafyaya otel yatırımı yapmamız lazım. Kaliteli, 5 yıldızlı otellere ciddi ihtiyaç var. Bu bölgenin tamamını entegre bir şekilde yerli ve yabancı turistlerin gelip ziyaret ettiği, kaldığı, ilham aldığı, yani o coğrafyayla bir bağ kurduğu bir bölge haline getirmekte kararlıyız."

Kepez'e Sheraton geliyor Haber

Kepez'e Sheraton geliyor

Antalya’nın Kepez ilçesinde yaklaşık 959 milyon TL yatırımla 5 yıldızlı yeni bir otel projesi hayata geçiriliyor. “Four Points by Sheraton Antalya Airport” adıyla hizmet verecek tesis için ÇED süreci resmen başlatıldı. Havalimanı Yakınına Yeni Proje Proje, Kepez ilçesine bağlı Sinan Mahallesi sınırlarında 19 bin 869 metrekarelik arazi üzerine inşa edilecek. 134 oda ve 268 yatak kapasitesine sahip olacak tesis, turizm yatırımı ile ticari kullanım alanlarını aynı projede bir araya getirecek. May Ankara A.Ş. ile Hotki A.Ş. iş ortaklığı tarafından yürütülecek yatırımın yapı maliyeti 904 milyon 546 bin TL olarak hesaplandı. Mobilya, ekipman ve diğer giderlerle birlikte toplam yatırım tutarı ise 958 milyon 546 bin TL’ye ulaşıyor. 5 Bloklu Dev Kompleks Proje kapsamında 5 ayrı blok yer alacak. Ana otel binası A Blok’ta konumlanırken, diğer bloklarda dükkânlar, ofisler ve ticari kullanım alanları bulunacak. A Blok’ta yer alacak otel bölümü toplam 10 kat olarak planlandı. B Blok’ta 6 dükkân, C Blok’ta 7 dükkân ve 71 ofis yer alacak. D Blok ise geniş ofis alanlarıyla dikkat çekiyor. E Blok’ta ise loft ofis ve çeşitli ofis yapıları bulunacak. Lüks Donatılarla Hizmet Verecek Tesiste kapalı havuz, çocuk havuzu, Türk hamamı, sauna, fitness salonu, masaj odaları, dinlenme alanları, restoran, Amerikan bar ve çok amaçlı toplantı salonları yer alacak. Ayrıca konferans merkezi, modüler sahne sistemi ve çocuk oyun alanları da projeye dahil edildi. Özellikle iş seyahatleri ve kongre turizmine yönelik tasarlanan yapının, havalimanına yakınlığıyla dikkat çekmesi bekleniyor. 600 Kişiye İstihdam Proje tamamlandığında hem inşaat hem de işletme sürecinde önemli istihdam sağlayacak. İnşaat aşamasında 250 kişinin çalıştırılması planlanırken, işletme döneminde bu sayının 350’ye ulaşacağı belirtildi. Toplamda yaklaşık 600 kişiye doğrudan iş imkânı sağlaması beklenen proje, bölgedeki ekonomik hareketliliği artıracak. ÇED Süreci Başladı Yatırım için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından ÇED süreci başlatıldı. Proje onay sürecinin ardından inşaat çalışmalarına başlanması bekleniyor.

Viyana kongre turizminde rekor kırdı Haber

Viyana kongre turizminde rekor kırdı

2025’e ait veriler, Viyana’nın hem tatil hem de iş amaçlı ziyaretçiler için Avrupa’nın önde gelen destinasyonlarından biri olduğunu ortaya koydu. Gelecek yıllar için de büyük etkinliklerin şimdiden takvime girdiği belirtildi. Kongre turizmi rekor seviyeye ulaştı Etkinliklere katılan ziyaretçilerin gecelemeleri ilk kez 2 milyonu aştı. 2025’te 7.196 kongre ve iş etkinliği düzenlendi, bu da önceki yıla göre %9 artış anlamına geliyor. Katılımcı sayısı 794.812’ye çıkarak %19 yükseldi. Bu gelişme toplamda 2,54 milyon gecelemeye ulaştı ve %27’lik artış sağladı. Viyana’daki her sekiz gecelemeden biri kongre ve toplantılarla bağlantılı oldu. Bu etkinliklerin ekonomik katkısı 1,707 milyar euroya ulaştı. Vergi geliri ise 348 milyon euro olarak gerçekleşti. Bunun 223 milyon eurosu ulusal bütçeye, 125 milyon eurosu yerel yönetimlere aktı. Viyana’nın doğrudan payı 39 milyon euro oldu. Ayrıca turizm yıl boyunca istikrarlı hale gelirken 19.300 kişiye sürekli istihdam sağlandı. Kongreler ekonomik etkiyi belirliyor Kurumsal etkinlikler sayıca fazla olsa da (4.582), bilimsel kongreler (2.614) çok daha yüksek ekonomik etki yarattı. Bilimsel toplantılar 1,7 milyon gecelemeye karşılık geldi ve toplam gelirin yaklaşık %65’ini oluşturdu (1,003 milyar euro). Katılımcı alanlarında tıp %50 ile ilk sırada yer aldı. Ardından doğa bilimleri, beşerî bilimler ve teknoloji etkinlikleri geldi. Yüksek harcama yapan ziyaretçiler Kongre katılımcıları şehir ekonomisine ortalama turistlere göre çok daha fazla katkı sağladı. Ortalama turist 2,34 gece kalıp 380 euro harcarken, kongre ziyaretçileri 4,4 gece kalıp ortalama 560 euro harcadı. Ziyaretçilerin: %89’u yabancı (çoğunluk Avrupa’dan)%90’ı yeniden gelmek istiyor%93’ü Viyana’yı tavsiye ediyor Uzmanlara göre kongre turizmi Viyana için stratejik bir alan olmaya devam ediyor ve şehre yüksek ekonomik değer kazandırıyor. Pozitif gelecek beklentileri Şu anda da bu ivme kesintisiz şekilde devam ediyor. 2026 yılında, her biri binden fazla katılımcı çekecek yaklaşık 60 büyük etkinliğin düzenlenmesi planlanıyor; bunların dördünün 10 binden fazla katılımcıya ulaşması bekleniyor. Viyana Kongre Bürosu’ndan Anita Paic, küresel rekabetin her yıl arttığını ancak Viyana’nın şimdiden yaklaşık 100 uluslararası kongre ve iş etkinliğini güvence altına aldığını, bunların 2031’e kadar yaklaşık 125 bin katılımcı getireceğini belirtiyor. Ayrıca 300’den fazla yeni etkinlik teklifi de hâlâ değerlendirme aşamasında ve bu planlama 2038’e kadar uzanıyor. Önümüzdeki yıllar, artan ziyaretçi sayısı ve istikrarlı ekonomik kazançlar sayesinde oldukça umut verici görünüyor. 2025 sonrası takvim, Viyana’nın hem turizm hem de büyük kurumsal etkinlikler açısından cazibesini güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Şehir; tarihi dokusunu modern altyapı ve güçlü araştırma kapasitesiyle birleştirdiği için sonuçlar giderek daha da iyileşiyor. Bugünkü kazanımlar, geçmişte yapılan uzun vadeli planlamaların bir sonucu olarak öne çıkıyor. Mevcut eğilimler sürdüğü sürece gelecekteki faydaların da artması bekleniyor.

Turizmde sezon açılışı Kurban Bayramı'na ertelendi Haber

Turizmde sezon açılışı Kurban Bayramı'na ertelendi

Orta Doğu ve Hürmüz boğazındaki savaş dünya ekonomisini etkilerken turizm sektörü de bundan nasibini aldı. Petrol fiyatlarının artmasıyla birlikte başta uçak ve ulaşım ile diğer maliyetlerin artması seyahat edenlerin beklentilerini ‘Son Dakika’ya bağlamış oldu. Türk turizminin lokomotifi Antalya’da Nisan ayında kapılarını açması gereken otellerin büyük bir bölümü, rezervasyonların ağır gitmesi nedeniyle Kurban Bayramıyla birlikte sezona başlayacak. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, öncelikle dünyayı etkileyen savaş ve gerginlik sürecinin artık durulmuş olmasını ve kalıcı bir barış ortamına dönüşmesini beklediklerini söyledi. Turizm sektörünün doğası gereği barıştan beslendiğini, huzur ve güven ortamı oluştuğunda çok hızlı toparlanma gücüne sahip olduğunu belirten Saatçioğlu, şunları kaydetti: ‘’Bu yıl sezon başlangıcına baktığımızda, her ne kadar klasik olarak Nisan ayında başlayan hareketlilik, yaşanan savaş nedeniyle bir miktar gecikmiş olsa da, Kurban Bayramı’nın sektör açısından güçlü bir başlangıç noktası olacağını öngörüyoruz. Özellikle bu yıl bayramın, Avrupa’daki Pfingsten tatili ile aynı döneme denk gelmesi, talebi ciddi anlamda destekleyecek önemli bir avantajdır. Buna ek olarak hava şartlarının da ısınmasıyla birlikte, geçen yıl olduğu gibi yoğun ve hareketli bir bayram dönemi bekliyoruz.’’ "İç pazar toparlanıyor" İç turizm tarafında rezervasyonların şu an itibarıyla bölgesel farklılıklar gösterdiğini ifade eden Saatçioğlu, şöyle devam etti: ‘’Rezervasyonlarda bölgesel farklılıklar olmasına rağmen genel olarak toparlanma eğiliminde. Özellikle ulaşım kolaylığı olan ve fiyat/performans dengesi iyi kurulan destinasyonlarda ciddi bir hareketlilik söz konusu. Bu noktada, otellerin sunduğu kredi kartına taksit imkânı talebi doğrudan etkileyen önemli bir unsur. Burada en büyük beklentimiz, bu uygulamaya yönelik herhangi bir kısıtlama getirilmemesi. Çünkü biz turizmciler olarak şuna inanıyoruz. Tatil artık bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Bu anlayış sürdürülebilir iç turizmin en önemli dinamiklerinden biridir. Bölgemizde şu an itibarıyla otellerin önemli bir kısmı kademeli olarak açılmış durumda. Bayram ile birlikte açık tesis sayısında bir artış yaşanacak ve sezon fiilen başlamış olacak. Doluluk oranlarının da bu dönemde yüzde 85-95 bandına yaklaşmasını bekliyoruz.’’ "Kredi kartına taksit tatili cazip kılıyor" Alanya Turistik İşletmecileri Derneği (ALTİD) Başkanı Cem Özcan da, Kurban Bayramı nedeniyle iç turizmde hareketliliğin bölgelere göre farklı seyrettiğini bildirdi. Özellikle Akdeniz ve Ege’nin popüler destinasyonlarında rezervasyonların oldukça iyi gittiğini, bazı alternatif bölgelerde taleplerin daha sınırlı kalabildiğini ifade eden Özcan, şöyle konuştu: ‘’Taksitli ödeme imkânları ve erken rezervasyon kampanyaları ise iç pazarı ciddi şekilde destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Şu an itibarıyla bayram döneminde doluluk oranlarının birçok tesiste yüzde 70-90 bandına ulaşmasını bekliyoruz. Bölgemizde halihazırda açık olan otel sayısı her geçen gün artıyor. Nisan ayı itibarıyla önemli bir kısmı faaliyete geçmiş durumda. Kurban Bayramı ile birlikte sezonu açacak tesis sayısında ciddi bir artış bekliyoruz. Bu da hem istihdam hem de bölge ekonomisi açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor.’’ "Umutlu iyimserlik" 2026 sezonuna genel olarak bakıldığında temkinli ama umutlu bir iyimserlik söz konusu olduğunu vurgulayan Özcan, sözlerini şöyle tamamladı: ‘’Jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomik koşullar ve pazar çeşitliliği her zamanki gibi belirleyici olacak. Türkiye’nin güçlü turizm altyapısı, hizmet kalitesi ve fiyat-performans dengesi en büyük avantajımız. Sektör olarak bu süreçte yapmamız gereken; pazar çeşitliliğini artırmak, dijital pazarlamaya daha fazla ağırlık vermek, hizmet kalitesini sürdürülebilir şekilde korumak ve misafir memnuniyetini merkeze almaktır. Ayrıca iç pazarı destekleyen kampanyaların devam etmesi, sezonun dengeli geçmesi açısından büyük önem taşıyor.’’

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.