Hava Durumu

#İspanya

TOURISMJOURNAL - İspanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İspanya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hantavirüs Salgını Nedeniyle Kruvaziyer Tahliyesi Sürüyor Haber

Hantavirüs Salgını Nedeniyle Kruvaziyer Tahliyesi Sürüyor

Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, bu hafta sonu gemiden tahliye edilen bir kadında hantavirüs tespit edildiğini açıkladı. Gemide kalan son yolcuların ise gün içinde tahliye edilerek ülkelerine gönderilmesi ve buralarda karantinaya alınması bekleniyor. MV Hondius pazar günü Tenerife’deki Granadilla de Abona limanına ulaştı. ABD, gemiden tahliyenin ardından pazartesi günü yaptığı açıklamada, bir yolcunun hâlihazırda hafif semptomlar gösterdiğini, bir başka yolcunun da Andes virüsü için yapılan PCR testinin düşük düzeyde pozitif sonuç verdiğini bildirdi. İspanya hükümetinin Sağlıktan Sorumlu Devlet Sekreteri Javier Padilla, bu vakalar ve ABD hükümetinin paylaştığı bilgilerle ilgili daha fazla bağlam sunmanın önemini vurguladı. Pazartesi günü bir televizyon programına katılan Padilla, ABD’nin paylaştığı veriler ile Avrupa arasındaki görüş ayrılıklarına dikkat çekti. Padilla, gemideki bir yolcunun PCR sonucunun "belirsiz" çıktığını; bu sonucun Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ve İspanyol uzmanlarca "negatif," ABD tarafından ise "hafif pozitif" olarak değerlendirildiğini belirtti. Benzer şekilde, semptom gösteren bir diğer yolcu için de İspanya "virüsle uyumsuz" derken, ABD vakayı hantavirüs olarak kabul ediyor. Pazartesi öğleden sonra İspanya’dan biri Avustralya’ya, diğeri Hollanda’ya olmak üzere 2 uçağın kalkması ve gemide kalan son yolcuları götürmesi bekleniyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ - WHO), şimdiye kadar söz konusu yolculukla bağlantılı 6 hantavirüs vakasının doğrulandığını ve virüsün kuluçka süresi 6 haftaya kadar çıkabildiği için yeni enfeksiyonların ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. DSÖ epidemiyoloğu Maria Van Kerkhove, durumun COVID-19’un ilk günlerine benzetilmemesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Net olmak istiyorum: Bu bir SARS-CoV-2 değil, yeni bir pandeminin başlangıcı değil. Bu sadece bir gemide görülen yerel bir salgındır. Hantavirüs koronavirüs gibi değil, 'yakın ve mahrem temas' yoluyla bulaşır." MV Hondius gemisinde neler yaşandı? Hollanda bayraklı MV Hondius gemisinde şimdiye kadar 3 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi ise hastalandı. 1 Nisan'da Arjantin'den yola çıkan ve Antarktika ile Falkland Adaları'nı kapsayan bir rota izleyen gemi, salgın nedeniyle Cape Verde açıklarında mahsur kalmıştı. Hollandalı yetkililer cuma günü yaptıkları açıklamada, geminin sahibi ve gemide vatandaşları bulunan ülkelerin yetkilileriyle yakın temas halinde olduklarını söyledi. ABD, kruvaziyerde bulunan 17 vatandaşını geri getirmek için Kanarya Adaları’na bir uçak göndermeyi kabul etti. İngiliz hükümeti de gemide bulunan yaklaşık 20 kadar İngiltere vatandaşı için bir uçak kiralayacağını açıkladı. Gemi, 1 Nisan’da Arjantin’den Atlantik turuna çıktı ve programında Antarktika, Falkland Adaları ve diğer bazı noktalara uğramak da vardı ancak salgın nedeniyle rota daha sonra değiştirildi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, genel halk sağlığı riskinin düşük olduğunu belirtirken, uzmanlar, insandan insana bulaşın (son derece nadir görülen bir olasılık) mümkün olup olmadığını araştırıyor. Gemide fare bulunmadığını belirten yetkililer, ilk vakanın gemiye binmeden önce enfekte olmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Gemiyle bağlantılı bir vaka İsviçre’de de doğrulandı. Güney Afrika ve İsviçre’deki sağlık yetkilileri ise nadir durumlarda insanlar arasında yayılabilen bir suş tespit ettiklerini duyurdu. Gemiden inen yolcuların izi sürülüyor Dört kıtadaki sağlık otoriteleri, ölümcül salgın tespit edilmeden önce gemiden inen yolcuları bulup takip etmeyi ve o zamandan bu yana onlarla temas etmiş olabilecek diğer kişileri de tespit etme çalışmalarını sürdürüyor. Geminin işletmecisi ve Hollandalı yetkililerin perşembe günü yaptığı açıklamaya göre, 24 Nisan’da, gemideki ilk yolcunun ölümünden neredeyse 2 hafta sonra, en az 12 farklı ülkeden gelen yaklaşık 20 kişi, herhangi bir temaslı takibi yapılmadan gemiden ayrıldı. Bu kişiler arasında gemide eşini kaybeden Hollandalı bir kadın da yer alıyordu. Avrupa’ya gidecek uluslararası uçağa binecek kadar sağlıklı olmadığına karar verilen kadın, Johannesburg’da uçaktan indirilmiş ve kısa süre sonra burada hayatını kaybetmişti. DSÖ tarafından cuma günü yapılan açıklamada, Güney Afrika’da kadının kısa süreliğine bindiği uçakta bulunan kabin görevlisinin hantavirüs testinin negatif çıktığı doğrulandı. Söz konusu KLM kabin memuru, 25 Nisan’daki Johannesburg-Amsterdam seferinde görev yaptıktan bir süre sonra rahatsızlanmış ve perşembe günü Amsterdam’daki bir hastanede izolasyon servisine alınmıştı. Kruvaziyer işletmecisi Oceanwide Expeditions, daha önce sadece Hollandalı kadının kocasının cenazesiyle birlikte gemiden ayrıldığını doğrulamış, diğer onlarca yolcunun da indiğini kamuoyuna açıklamamıştı. Hollanda makamları, gemiden ayrılan yolcuların şu anda nerede olduklarına dair bilgi vermedi. Cuma günü İngiltere sağlık otoriteleri, üçüncü bir vatandaşının hantavirüs şüphesiyle değerlendirildiğini açıkladı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı, şüpheli vakanın, geminin nisan ayında uğradığı Güney Atlantik’teki ücra bir ada olan İngiliz denizaşırı toprağı Tristan da Cunha’da bulunduğunu belirtti. Sağlık durumuna ilişkin bilgi paylaşılmadı. Gemide bulunan diğer 2 İngiltere vatandaşında da virüs teyit edildi. Bunlardan biri Hollanda’da, diğeri Güney Afrika’da hastanede tedavi görüyor. Hantavirüs nedir? Hantavirüs, kemirgenler tarafından taşınan ve başlıca, kurumuş kemirgen dışkılarından havaya karışan parçacıkların solunması yoluyla insanlara bulaşan bir virüs grubunu ifade ediyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre, hantavirüsler iki ciddi hastalığa yol açabiliyor. İlki, akciğerleri etkileyen ve ağır solunum yetmezliğine neden olabilen hantavirüs pulmoner sendromu. İkincisi ise böbrekleri etkileyen ve ciddi komplikasyonlara yol açabilen, böbrek sendromlu kanamalı ateş.

Ultra zengin nüfusumuz yüzde 94 arttı Haber

Ultra zengin nüfusumuz yüzde 94 arttı

Avrupa'nın ultra zenginler kulübü hızla büyüyor. En az 30 milyon dolar (25,7 milyon €) servete sahip kişilerin sayısı, ultra yüksek net değerli bireyler (UHNWI) olarak adlandırılan bu kesimde, son beş yılda Avrupa'da yüzde 26 arttı. Knight Frank'in 2026 Servet Raporu'na göre bu, 2021 ile 2026 arasında bu ayrıcalıklı gruba 37.428 yeni üyenin katıldığı anlamına geliyor. Peki, Avrupa'da ultra zenginlerin en yoğun olduğu ülkeler hangileri? Ve sayılarının en hızlı arttığı yerler neresi? Dünya genelinde 710 binden fazla kişinin en az 30 milyon dolar (25,7 milyon €) net serveti var. Bunların neredeyse dörtte biri, yüzde 25,8'i Avrupa'da yaşıyor. Knight Frank'in 2026 Servet Raporu'na göre kıtanın ultra yüksek net değerli (UHNWI) nüfusu 2021'de 146.525 iken 2026'da 183.953'e çıktı. En çok ultra zengin Almanya'da Almanya 38.215 ultra zenginle Avrupa'nın başında geliyor. Birleşik Krallık 27.876 kişiyle ikinci, 21.528 ultra zengine sahip Fransa ise üçüncü sırada. Hiçbir başka Avrupa ülkesi 20 bin sınırını aşamıyor. İsviçre'de 17.692, İtalya'da ise 15.433 ultra zengin var. By Servet Yanatma Yayınlanma Tarihi 06/05/2026 - 10:10 GMT+2•Son güncelleme 07/05/2026 - 10:19 GMT+2 Paylaş Yorumlar Avrupa genelinde en az 30 milyon dolar (25,7 milyon avro) serveti olanların sayısı artıyor. Açık ara en fazla ultra zengin Almanya’da ve bu sayı hâlâ yükseliyor. Avrupa'nın ultra zenginler kulübü hızla büyüyor. En az 30 milyon dolar (25,7 milyon €) servete sahip kişilerin sayısı, ultra yüksek net değerli bireyler (UHNWI) olarak adlandırılan bu kesimde, son beş yılda Avrupa'da yüzde 26 arttı. Knight Frank'in 2026 Servet Raporu'na göre bu, 2021 ile 2026 arasında bu ayrıcalıklı gruba 37.428 yeni üyenin katıldığı anlamına geliyor. Peki, Avrupa'da ultra zenginlerin en yoğun olduğu ülkeler hangileri? Ve sayılarının en hızlı arttığı yerler neresi? Dünya genelinde 710 binden fazla kişinin en az 30 milyon dolar (25,7 milyon €) net serveti var. Bunların neredeyse dörtte biri, yüzde 25,8'i Avrupa'da yaşıyor. Knight Frank'in 2026 Servet Raporu'na göre kıtanın ultra yüksek net değerli (UHNWI) nüfusu 2021'de 146.525 iken 2026'da 183.953'e çıktı. En çok ultra zengin Almanya'da Almanya 38.215 ultra zenginle Avrupa'nın başında geliyor. Birleşik Krallık 27.876 kişiyle ikinci, 21.528 ultra zengine sahip Fransa ise üçüncü sırada. Hiçbir başka Avrupa ülkesi 20 bin sınırını aşamıyor. İsviçre'de 17.692, İtalya'da ise 15.433 ultra zengin var. İlk beşin ardından sayı keskin biçimde düşüyor. Avrupa'nın en büyük ekonomilerinden İspanya 9.186 ultra zengine ev sahipliği yapıyor. İsveç'te 6.845, Hollanda'da 5.077 kişi var. Ardından Danimarka (4.657), Türkiye (4.208), Avusturya (4.188) ve Polonya (3.017) geliyor. Diğer ülkelerde sayı 3 binin altına düşüyor. Norveç'te 2.460, Çekya'da 2.270, İrlanda'da 2.196, Portekiz'de 2.187 ve Finlandiya'da 1.317 ultra zengin bulunuyor. Geri kalan tüm Avrupa ülkelerinde sayı 1.000'in altında kalıyor. AB, AB adaylığı ve EFTA'nın dışında kalan Rusya'da ise 8.399 ultra zengin var. 2021-2026 döneminde en yüksek mutlak artış Almanya'da görüldü; ülke, 30 milyon dolar ve üzeri servet kulübüne 9.273 yeni üye ekledi. İsviçre (4.968), Fransa (3.781) ve Birleşik Krallık (3.005) da kayda değer artışlar yaşadı. İtalya'da (2.886), İspanya'da (2.708), Türkiye'de (2.034) ve Polonya'da (1.575) da artış dört haneli rakamlara ulaştı. En hızlı artış Polonya, Türkiye ve Romanya'da Mutlak rakamlar hikâyenin sadece bir kısmını anlatıyor; oranlara bakıldığında tablo farklılaşıyor. Polonya'daki ultra zengin nüfus yüzde 109 artarak iki kattan fazla büyüdü. Türkiye (yüzde 94) ve Romanya (yüzde 93) da bu seviyeye yaklaştı. Yunanistan, Çekya ve Portekiz'in her birinde artış en az yüzde 50 oldu. İspanya'da ultra zenginlerin sayısı yüzde 42, Almanya'da yüzde 32, İtalya'da yüzde 23, Fransa'da ise yüzde 21 arttı. Büyük ekonomiler arasında en düşük artış oranı yüzde 12 ile Birleşik Krallık'ta, listedeki tüm ülkeler içinde en düşük oran ise yüzde 8 ile İsveç'te kaydedildi. Artış oranı, başlangıçtaki ultra zengin sayısının nispeten düşük olduğu ülkelerde genellikle daha yüksek oluyor. Raporda, “Avrupa da tabloya güçlü bir şekilde dahil oluyor; İsveç, Romanya ve Yunanistan'ın tamamı kayda değer artışlar sergiliyor. Manzara, servetin birkaç küresel güç merkezinde yoğunlaşmaya devam ederken coğrafi olarak da genişlediğine işaret ediyor” denildi. Knight Frank'in küresel araştırma direktörü Liam Bailey, dünyanın modern tarihte küresel servet dağılımındaki en önemli değişimlerden birine tanıklık ettiğini söyledi. Ultra zenginler yaşamlarını ve servetlerini sınırlar ötesine yayıyor Bailey, “ABD baskın motor olmayı sürdürüyor, ancak Hindistan'dan ve küresel manzarayı artık şekillendiren, hızla olgunlaşan bir dizi ekonomiden de yükselen bir güç görüyoruz” dedi. ABD, 387.422 ultra zenginle bu alanda dünyaya açık ara fark atıyor. Raporda, artan vergi yükleri ile giderek sıkılaşan düzenleyici baskıların servetin küresel hareketliliğini hızlandırdığına dikkat çekildi. “Ultra zenginler yaşamlarını giderek daha fazla çok sayıda yargı alanına yayarken, aile ofisleri de vergi, yaşam tarzı ve siyasi riskleri aktif biçimde yönetiyor” ifadeleri kullanıldı. Dünyada, Avrupa dahil, milyarderlerin sayısı da artıyor.

İspanya’da sıcak önlemi: Turistik teraslar kapanabilir Haber

İspanya’da sıcak önlemi: Turistik teraslar kapanabilir

Bir restoran veya bar terasında rahatlamak, İspanya'da klasik bir yaz geleneği ancak bu yıl yeni kurallar nedeniyle bazı değişiklikler görülebilir. Ülke aşırı sıcak hava dalgalarıyla mücadele ederken, konaklama ve yeme-içme sektörü sendikaları çalışanlar için daha güçlü korumalar talep etti. Bu da işletmelerin sıcaklığın zirveye çıktığı saatlerde dış mekân servislerine ara vermek zorunda kalabileceği anlamına geliyor. İşte bu yaz İspanya'ya seyahat edeceklerin bilmesi gerekenler: Aşırı sıcaklıklar, sel baskınları ve diğer hava olaylarının günlük hayatı giderek daha fazla etkilemesiyle birlikte, İspanya'nın hizmet sektörü çalışanları için ulusal iş kanunu çerçevesinde yapılan son güncelleme, iklim krizini merkezi bir mesele haline getirdi. Yapılan temel bir değişiklikle; sıcak dalgaları, sel ve yoğun kar yağışı gibi durumlarda çalışanlar için sağlık ve güvenlik korumaları getirildi. Bu yeni düzenleme, İspanya Devlet Meteoroloji Ajansı'nın (AEMET) turuncu veya kırmızı alarm verdiği durumlarda geçerli olacak. Aşırı sıcaklarda, yeterli gölgelendirme veya soğutma sistemine sahip olmayan restoran, bar ve kafelerin açık hava servislerini azaltmaları veya teraslarını kapatmaları zorunlu kılınıyor. Sözleşme, kapatmanın "son çare" olduğunu vurgularken; işletmeleri öncelikle vardiya saatlerini düzenlemeye, personel için su tüketimini ve dinlenme aralarını artırmaya teşvik ediyor. Kurallara uymayan işletmeler, en ciddi vakalarda 50 bin euroyu aşan para cezalarıyla karşı karşıya kalabilir. Turistlere tavsiyeler: Alışkanlıklarınızı değiştirin Bu yaz İspanya’da tatil yapacak olanların günlük alışkanlıklarını uyarlamaları gerekebilir: Termometreler 40 santigrat dereceyi zorlarken gölgeli bir terasta soğuk bir içecek içmek ideal görünse de, bu koşullar uzun süre ayakta tepsi taşıyan ve masaları temizleyen garsonlar için yıpratıcıdır. Hava durumu uyarıları sırasında, günün en sıcak saatlerinde teras servisi askıya alınabilirken, iç mekanlar açık kalmaya devam edebilir. Eğer açık havada yemek yemek istiyorsanız, özel planlarınızı terasların yeniden açılacağı akşam saatlerine ertelemeyi düşünebilirsiniz. İspanya hükümeti, yoğunlaşan sıcak dalgalarından kaçmak isteyenler için bir "ulusal iklim sığınağı ağı" inşa ediyor. Başbakan Pedro Sanchez, geçtiğimiz aralık ayında düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: "Yıkıcı kuraklıklar ve sıcak dalgaları artık nadir görülen olaylar değil. Bazı yazlar ayrı ayrı dalgalarla değil, hazirandan ağustosa kadar uzanan tek bir uzun sıcak dalgasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Artık 'yeni normal' bu." Bu düzenleme, tatilcilerin konforundan ziyade çalışan sağlığını merkeze alsa da, 45 dereceye ulaşan sıcaklıklarda günlük rutini değiştirmek turistlerin kendi sağlığı için de faydalı olacaktır.

TUI Group, Orta Doğu savaşı nedeniyle zarar açıkladı Haber

TUI Group, Orta Doğu savaşı nedeniyle zarar açıkladı

Avrupalı tur operatörü TUI Group, İran merkezli savaşın etkisiyle 40 milyon euro zarar açıkladı. Kâr Beklentisini de Aşağı Çekti TUI, artan belirsizlik ve tüketicilerin tatil planlarını ertelemesi nedeniyle yıllık kâr beklentisini de aşağı çekti. Daha önce 1,5 – 1,6 milyar euro aralığında öngörülen kâr tahmini, 1,1 – 1,4 milyar euro bandına indirildi. Şirket ayrıca satış beklentilerine ilişkin yönlendirmesini de askıya aldı. 10 Binden Fazla Kişi Tahliye Edildi Savaşın doğrudan etkileri yalnızca talep tarafıyla sınırlı kalmadı. TUI, çatışmaların başlamasının ardından Abu Dabi ve Doha limanlarında mahsur kalan iki kruvaziyer gemisindeki yaklaşık 5 bin yolcuyu tahliye etti. Avrupa genelinde ise 5 bin turist ve 1.500 mürettebat daha geri getirildi. Kısa süreli ateşkesin ardından gemilerin Basra Körfezi’nden ayrıldığı ve Mayıs ortasından itibaren Akdeniz’de yeniden seferlere başlayacağı belirtildi. Batı Akdeniz Destinasyonlarına Talep Artıyor Şirket, savaşın özellikle Doğu Akdeniz destinasyonlarına ilgiyi azalttığını vurguladı. Türkiye, Kıbrıs ve Mısır gibi ülkeler talep kaybı yaşarken, İspanya ve Malta gibi Batı Akdeniz destinasyonlarına yönelim artıyor. Borsada da Değer Kaybetti Şirketin Frankfurt Borsası’nda işlem gören hisseleri açıklamanın ardından yaklaşık yüzde 2 değer kaybetti. Sektördeki daralma yalnızca TUI ile sınırlı değil. Çevrimiçi seyahat platformları da benzer şekilde talepte yavaşlama yaşandığını bildirirken, bazı şirketler halka arz planlarını ertelemek zorunda kaldı.

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı Haber

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı

Varlıklı Orta Doğu sakinleri, savaşla ilgili endişelerin geçici kiralamalar ve daha uzun vadeli konaklama talebini artırmasıyla birlikte Avrupa’nın üst segment gayrimenkul bölgelerinde ev arayışını hızlandırıyor. Londra, Monako, İsviçre ve İspanya’nın lüks tatil beldesi Marbella’daki emlakçılar, milyoner yatırımcılardan influencer’lara ve Orta Doğu’daki çatışma sona erene kadar taşınmak ya da kalıcı olarak yurt dışına yerleşmek isteyen ailelere kadar geniş bir kesimden gelen ilginin arttığını söylüyor. Forbes Türkiye'nin Bloomberg’ten derlediği habere göre normalde en popüler Körfez gayrimenkul piyasalarına yatırım yapacak olan yatırımcıların da savaşın ikinci ayına girmesiyle alternatifleri değerlendirmeye başladığı belirtiliyor. Çatışmalar vergisiz gelir, yıl boyu güneşli hava ve lüks yaşam tarzı vaadi nedeniyle Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlere yönelen bazı zenginleri, aileleri ve yatırımcıları yeniden düşünmeye zorluyor. Bu şehirler son dönemde daha uzun süreli ikameti teşvik eden reformlar yapmış olsa da savaş bu şehirlerin istikrarsız bir bölgede imajını sarsmış durumda. Cenevre’ye yoğun ilgi Cenevre’deki bir emlakçı olan Rockwell Properties’ten Jan Florian, Orta Doğu’dan İsviçre’ye taşınmak isteyen bir yatırımcı için 20 milyon frank (26 milyon dolar) değerinde bir ev arıyor. Ayrıca bölgeden müşterileri olan bir lüks saat satıcısının bu hafta düzenlediği bir etkinliğe davet edildiğini çünkü birçok müşterinin İsviçre’de evlerle ilgilendiğini söyledi. Hem lüks tatil köyleri hem de paket tatilleriyle bilinen İspanya’nın Costa del Sol bölgesinde, üst segment emlak firması Engel & Völkers günde dört ila beş satın alma ve kiralama talebi alıyor ve savaşın başlamasından bu yana Marbella’da birçok anlaşma yaptı. Şirketin Orta Doğu ile ilişkisi 1970’lere, dönemin Suudi Veliaht Prensi Fahd’ın burayı yazlık üs haline getirip Mar-Mar Sarayı’nı inşa etmesine kadar uzanıyor. Üst segment emlak şirketi MPDunne’ın ortağı Oscar Lindahl, “On yıllardır her yaz buraya gelen oldukça büyük bir Orta Doğulu ve Suudi topluluğumuz var” dedi. Yeni inşa edilen mülklerin alıcılarının, spor salonu ve restoranlar içeren, Orta Doğu başkentlerindeki yaşam tarzını taklit eden “tatil köyü tarzı” gayrimenkulleri tercih ettiğini belirtti. Kiracı sayısı 16,9 arttı Bu arada Londra’da, arzın daralması ve Orta Doğu’daki belirsizliğin sürmesi nedeniyle üst segment kiralar yükseliyor. Emlak şirketi Knight Frank’in son verilerine göre mart ayında haftalık bin Sterlin’in üzerindeki mülkler için yeni potansiyel kiracı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 16,9 arttı. Şirketin Londra merkez bölgesindeki kiralamalardan sorumlu yöneticisi David Mumby, “Orta Doğu’dan altı ay veya daha kısa süreli kiralamalar için ciddi bir talep artışı gördük. Bunlar genellikle yakın zamanda Orta Doğu’ya taşınmış ancak Londra’da zaten bir ağı olan İngiliz, Avrupalı veya Kuzey Amerikalı aileler” dedi. Çok varlıklı kişiler genellikle bu tür çalkantılı dönemler için dünya genelinde birden fazla eve sahip olsa da mevcut belirsizlik ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması, Orta Doğu’da kök saldıktan sonra seçeneklerini değerlendiren profesyoneller ve yabancı çalışanlar için ciddi kararlar gerektirebilir. Bazı yabancı yatırımcılar, son yıllarda büyük fiyat artışları görülen Dubai gibi piyasalara yatırım yaptı. Yerel analistler ve yatırımcılar, çatışmalara rağmen talebin süreceğini öne sürse de daha az yerleşik piyasalar ve mahallelerde fiyatların kısa vadede belirsiz olması bekleniyor. “İnsanlar kısa vadeli kararlar alıyor” Yine de Dubai gibi iş merkezleri, finansal kriz gibi önceki zorluk dönemlerinden güçlü bir şekilde toparlanmıştı ve Wall Street şirketleri bölgeye açık destek vermeye devam ediyor. Buna rağmen, kişisel güvenlik endişeleri bazı şirketleri çalışanlarına geçici olarak başka yerlerden çalışma izni vermeye zorladı. Douglas Elliman France ve Douglas Elliman Monaco’nun özel müşteri ofisi başkanı Edward de Mallet Morgan, “Algı çok hızlı değişiyor, bu yüzden genellikle ilk adım olarak kiralamaya yöneliyorlar” dedi. Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan’dan yaklaşık 10 müşterisinin en azından geçici olarak Avrupa’ya taşınmayı değerlendirdiğini belirtti. “İnsanlar, durumun istikrara kavuşmasını beklerken kısa vadeli kararlar alıyor.” İnsanların çatışmalar sürerken bile kalıcı taşınmayı henüz tercih etmemesinin ana nedeni, vergi ikametinin değiştirilmesinin zaman ve organizasyon gerektirmesi. Çocuklar için okul bulmak, yerel banka hesabı açmak gibi ulusal gerekliliklere uyum sağlamak da genellikle karmaşık ve zaman alıcı. Ancak çatışmalar, bölgeye taşınmış bireyler ile burada büyüyen finansal hizmet şirketleri ve diğer firmalar için de bir ikilem yaratıyor. Süregelen bir çatışma, özellikle okul yılının sonu yaklaşırken, bazılarını kalıcı taşınma kararı almaya zorlayabilir.

Turistler Dünya Kupası’na ilgi göstermedi Haber

Turistler Dünya Kupası’na ilgi göstermedi

Lighthouse Intelligence verilerine göre; Atlanta, Dallas, Miami, Philadelphia ve San Francisco gibi ev sahibi şehirlerde maç günleri için oda fiyatları, yıl başındaki zirve noktasına kıyasla yaklaşık üçte bir oranında geriledi. Beklenen ziyaretçi akını gerçekleşmedi FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun 2024 yılında yaptığı "yüz binlerce ziyaretçi" öngörüsüne rağmen, talep beklentilerin çok altında kaldı. New York Otelciler Birliği Başkanı Vijay Dandapani, ziyaretçi sayısında bir artış olsa da bunun FIFA'nın vaat ettiği "bereket" seviyesinde olmadığını belirtti. CoStar verilerine göre, FIFA'nın teknik personel ve takımlar için ayırdığı binlerce odayı iptal etmesi, otellerde maç aralarındaki dönemlerde ciddi boşluklar oluşmasına neden oldu. Rezervasyonları engelleyen temel faktörler ABD Başkanı Trump’ın göçmenlik politikalarına yönelik tepkiler ve İran ile yaşanan savaşın yarattığı istikrarsızlık, yabancı turistleri caydırıyor. Football Supporters Europe'a göre, bir taraftarın takımını finale kadar takip etmesinin maliyeti en az 6 bin 900 doları buluyor. Bu rakam, Katar'daki bir önceki turnuvanın yaklaşık beş katı seviyesinde. Orta Doğu'daki çatışmaların tetiklediği enerji krizi, hem enflasyon korkusunu artırıyor hem de uçak bileti fiyatlarını yukarı çekiyor. "Otellerin beklentisi çok yüksekti" Tourism Economics analizleri, ABD'ye gelecek uluslararası ziyaretçi artış oranını yüzde 3,9'dan yüzde 3,4'e revize etti. Analistler, otellerin "premium fiyatlarla uzun süreli konaklama" beklentisinin gerçeklerle örtüşmediğini, Avrupalı taraftarların bu yüksek maliyetler nedeniyle 2030'da İspanya, Portekiz ve Fas'ta yapılacak turnuvayı beklemeyi tercih edebileceğini belirtiyor.

Turizmde Türkiye’ye “algı” tuzağı: İtalya’dan uyarı Haber

Turizmde Türkiye’ye “algı” tuzağı: İtalya’dan uyarı

Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE) Danışma Kurulu Başkanı Hüseyin Kurt, Orta Doğu’daki gerilimin turizm sektörüne etkilerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. ABD-İran geriliminin sadece askeri değil, ekonomik ve turistik rekabete de dönüştüğünü ifade eden Kurt, bazı ülkelerin seyahat uyarılarıyla turist hareketliliğini yönlendirdiğini savundu. "İTALYA UYARIDA BULUNARAK İŞGÜZARLIK YAPIYOR" Kurt, "ABD bölgesel seyahat uyarısında bulunurken İtalya Türkiye’nin geneline yönelik bir seyahat uyarısında bulunarak âdeta işgüzarlık yaptı. Bu ülkeler kendilerinden döviz çıkışını engelleyip başkalarından turist çekmeye çalışıyorlar" dedi. "BU SÜREÇ TURİZM SAVAŞINA DÖNDÜ" Avrupa ve Körfez kaynaklı iptaller yaşandığını belirten Kurt, özellikle İspanya ve İtalya’dan gelen rezervasyonların azaldığını söyledi. "Gözlemimiz şu; ülkeler savaşı fırsata çevirip, turistlerin kendi ülkelerinden çıkmasını engelliyor ve başka ülkelerin turistlerini de kendilerine çekmeye çalışıyorlar. İspanya şu an ciddi bir trafik alıyor. Rakiplerimiz algı yönetimiyle kendi vatandaşlarını ülkelerinde tutarken, bizim ABD’li seri turist gruplarını kaybetmemize sebep oluyor. Kısacası bu süreç tam anlamıyla bir turizm ve ticaret savaşına dönüştü" ifadelerini kullandı. Krizin bölgesel etkilerine de değinen Kurt, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da turizm hareketliliğinin ciddi şekilde etkilendiğini vurguladı: "Maalesef Nevruz döneminden yararlanamadık. İran’dan Van, Bitlis ve Ağrı gibi illerimize beklenen turist trafiği maalesef gelmedi. Doğu Karadeniz’de de Körfez turistinin gelmemesiyle trafik neredeyse sıfırlanmış durumda. Ayrıca Anadolu’daki gastronomi ve kültür turlarının birçoğunu kaybettik ya da ertelemelerle karşı karşıyayız." "İSTANBUL'DA OTEL DOLULUKLARI YÜZDE 30-40 SEVİYESİNE DÜŞTÜ" MICE (toplantı, teşvik, kongre ve etkinlik) turizminin de ciddi darbe aldığını belirten Kurt, iptal oranlarının yüzde 50-60 seviyelerine ulaştığını belirterek, "Toplantı, eğitim, bayi seminerleri ve iç müşteriye yönelik etkinliklerde ciddi bir daralma var. Uluslararası şirketler etkinliklerini ya tamamen iptal ediyor ya da ileri bir tarihe erteliyor. Türkiye’nin en önemli ‘hub’ noktası olan İstanbul’da otellerin doluluk oranları yüzde 30-40 seviyelerine kadar düştü. Hint düğünlerini de kaybettik, bunda Hindistan-Pakistan gerilimi de etkili oldu" diye konuştu. Kongre turizminde henüz büyük çaplı iptaller yaşanmadığını belirten Kurt, yaz aylarında toparlanma beklendiğini ifade etti. "KENDİ ÜLKEMİZİ KEŞFETMEYE YÖNELMELİYİZ" Çözüm önerilerine de değinen Kurt, iç turizmin hızla canlandırılması gerektiğini vurguladı: "Şu an iç turizmi canlandıracak aksiyonlar almalıyız. Kendi vatandaşımızın seyahat etmesinin önünü açmalı, onları teşvik ve motive etmeliyiz. 81 ilimizin her yeri ayrı bir kültür, tarih ve gastronomi zenginliği taşıyor. Bu dönemde kendi ülkemizi keşfetmeye yönelmeliyiz." Öte yandan MICE sektörünün küresel turizm gelirlerinin yüzde 25-30’unu oluşturduğu, kişi başı ortalama 3 bin dolar harcama sağladığı belirtilirken; ulaşım, konaklama ve organizasyon başta olmak üzere yaklaşık 50 farklı sektöre doğrudan katkı sunduğu ifade ediliyor.

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor Haber

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor

Turizmciler, Türkiye’de 980 dolar olan kişi başı ortalama turist harcamasının, bu gelişmelerin etkisiyle daha da artabileceğini söylüyor. Sektör temsilcileri, bu nedenle fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir strateji öneriyor. İstanbul Ticaret Gazetesi'nde yer alan habere göre, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından ağır bir şekilde bombalanan Dubai, yıllardır ‘güvenli liman’ olarak bilinen özelliğini kaybedebilir. Bu nedenle bölgedeki turizm ve finans akışı yön değiştirmeye başladı. İran’dan gelen saldırılar nedeniyle dubai şehir turizmi ağır darbe alırken; Türkiye’nin Çinli turistlere vizesiz giriş hakkı tanıması ve Avrupa pazarında oluşan yeni rota arayışları, 2026 sezonu için Türkiye’ye avantaj sağlayabilir. Turist kaybı kritik seviyede Bölgedeki gerilime ilişkin en sıcak görüntüler Dubai’den geliyor. Kentte saldırı tehditleri ve hava sahası riskleri nedeniyle restoran ve turistik işletmelerde gelir kayıpları dramatik seviyelere ulaştı. Bazı işletmelerin turist ağırlıklı lokasyonlarda yüzde 70–80’e varan ciro düşüşü yaşadığı belirtiliyor. Ayrıca finans merkezlerinde faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin önemli bölümü, güvenlik kaygıları nedeniyle çalışanlarını uzaktan çalışma modeline geçirdi. Dubai Uluslararası Finans Merkezi’ndeki ofis hareketliliği, saldırı uyarılarının artmasıyla birlikte azaldı. Turizm ve finans sektörünün aynı anda zarar görmesi, Dubai’nin uzun yıllardır sürdürdüğü ‘bölgesel çekim merkezi’ rolünün sorgulanmasına neden oldu. Botlight verilerine göre bu durum, bölgede güvenli ve istikrarlı alternatif arayan turist akışının Türkiye gibi Akdeniz ülkelerine yönelmesine zemin hazırlıyor. Nitekim küresel seyahat verileri, İran-İsrail hattındaki gerilimin ardından İspanya ve Türkiye gibi destinasyonlara talebin arttığını ortaya koyuyor. Çin'e vize kolaylığı Türkiye’nin Çin vatandaşlarına 2 Ocak 2026 itibarıyla 180 günde 90 güne kadar vizesiz giriş hakkı tanıması, dünya turizm pazarının en hızlı büyüyen kitlesi konusunda elini büyük ölçüde güçlendirdi. Dubai’nin güvenlik nedeniyle pazar kaybetmesi, Çinli turistlerin bölge tercihlerinde Türkiye’yi çok daha öne çıkarıyor. Vize muafiyeti sayesinde Türkiye, hem kültürel destinasyonlarda hem alışveriş ve otel segmentlerinde daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir kitleyi çekme şansı yakaladı. Çinlililere özel konaklama Sektör temsilcisiİrfan Karslı, Çin vatandaşlarına tanınan vize muafiyetinin sahada çok hızlı karşılık bulduğunu belirterek, pazardaki gelişmeleri şöyle anlattı: “Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesi, çok olumlu sonuçlar doğurdu. Özellikle ileri yaş grubundaki turistlerin vize prosedürünü zahmetli buluyorum. Bu nedenle muafiyet e-vizeden daha etkili. Vize muafiyeti sonrası talepte ciddi artış yaşandı. Bu ilginin kalıcı hale gelmesi için ulaşım kapasitesi, Çince rehber sayısı, Çinli turistlerin alışkanlıklarına uygun konaklama düzeni ve dijital ödeme sistemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bizim için turist her zaman bir Tanrı misafiridir. Özellikle bireysel seyahat eden genç turistler açısından güvenlik ve konfor belirleyici hale geldi. Ayrıca Türkiye ile İspanya arasında gelişen olumlu atmosfer de yaz sezonunda karşılıklı turizm hareketliliğini artırabilir. Beklentimiz yüksek.” Avrupalı turist Akdeniz'e yöneliyor Orta Doğu hava sahasının riskli hale gelmesi, Avrupalı tatilcilerin seyahat rotalarını yeniden düzenlemesine yol açtı. Tur operatörlerinin verileri, İspanya, Portekiz ve Türkiye gibi güvenli erişimi olan Akdeniz ülkelerine talebin belirgin biçimde arttığını gösteriyor. On the Beach ve TUI gibi büyük turizm şirketlerinin analizlerine göre bazı Orta Doğu bağlantılı destinasyonlarda talep yavaşlarken, Türkiye güvenli alternatif olarak öne çıkmaya başladı. Türkiye havayolu bağlantılarındaki istikrarıyla da tercih sebebi. Avrupa ülkelerinde yükselmeye başlayan enflasyon ve otel fiyatları düşünüldüğünde Türkiye, hem maliyet hem de hizmet kalitesi açısından güçlü bir alternatif olarak değerlendiriliyor. İspanya ile dostluk rüzgarı Türkiye ile İspanya arasında son dönemde güçlenen diplomatik ve ekonomik temaslar da turizm cephesinde yeni bir fırsat alanı oluşturuyor. Avrupa pazarında alternatif rota arayışlarının hız kazandığı bir dönemde, İspanya ile aynı Akdeniz havzasında yer alan Türkiye; iklimi, hizmet kalitesi, ulaşım avantajı ve fiyat dengesiyle daha görünür hale geliyor. Özellikle yaz sezonunda Avrupa çıkışlı seyahat planlarında Türkiye’nin yeniden güçlü bir seçenek olarak öne çıkması, sektörde beklentileri yukarı çekiyor. Uzmanlar, İspanya ile gelişen yakınlaşmanın sadece ikili ilişkiler açısından değil, Avrupa’daki turist algısının Türkiye lehine güçlenmesi bakımından da önemli olduğuna işaret ediyor. Çin pazarındaki vize avantajı ve Körfez’de değişen dengelerle birleştiğinde, Türkiye 2026 turizm sezonuna üç ayrı cepheden destek alarak girebilir. Türkiye’de turistlerin kişi başı harcaması 2025’in ilk yarısında 996 dolar olmuştu. TÜİK verilerine göre 2024 yılında kişi başı ortalama turizm geliri 972 dolardı. 2025’te yaşanan artış, daha yüksek harcama potansiyeline sahip turist segmentlerine yönelme stratejisinin önemini gösterdi. Turizmcilere göre Dubai, Çin ve İspanya faktörünü değerlendirmek için bu stratejinin; fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir anlayışla sürdürülmesi gerekiyor. Sektör temsilcileri, bu stratejiyle kişi başı turist harcamasının daha da artacağını söylüyor. Türkiye güvenli liman algısı güçlendirilmeli İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Körfez ülkelerinin savaş nedeniyle stresli bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye’nin Körfez vatandaşları için güvenilir bir liman olduğu algısını güçlendirme konusunda çalışmalar yapılabilir” dedi. Telci, Türkiye’nin yalnızca turistik amaçla değil, yatırım, yerleşim, eğitim ve emeklilik açısından da Körfez ve expat nüfus için cazip bir merkez olarak tanıtılabileceğini söyledi. Özellikle yüksek harcama potansiyeline sahip turistlere yönelik İstanbul’daki lüks ve güvenli bölgelerin daha görünür hale getirilmesi gerektiğini belirten Telci, Arapça içeriklerle yürütülecek tanıtım kampanyalarının etkili olacağını vurguladı. “Körfez vatandaşları açısından şu an için en önemli hususun güvenlik olduğu söylenebilir” diyen Telci, kaliteli hizmetin uygun fiyatla sunulduğu algısının da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Deneyim ve hizmet kalitesi belirleyici İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Eracun ise Türkiye’nin Körfez ve Rusya pazarında yalnızca fiyat avantajıyla değil, daha nitelikli bir turizm anlayışıyla öne çıkması gerektiğini söyledi. “Turizm hizmetinde güven, deneyim, hizmet kalitesi ve kişiselleştirilmiş turizm ürünleri çok daha belirleyici hale geliyor” diyen Eracun, aile güvenliği, mahremiyet, üst segment konaklama, alışveriş ve gastronomi gibi unsurların kampanyalarda daha güçlü işlenmesi gerektiğini kaydetti. Lüks turist için asıl belirleyici unsurun kampanya değil, ayrıcalıklı hizmet olduğunu belirten Eracun, özel rehberlik, butik kültür turları, sağlık ve wellness paketleri, yat turizmi ve özel alışveriş programlarının Türkiye’nin gelirini artırabileceğini söyledi. Ayrıca doğrudan uçuşlar, pazara özel dijital tanıtım ve tur operatörleriyle güçlü işbirliklerinin önemine dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.