Hava Durumu

#İnsan Kaynağı

TOURISMJOURNAL - İnsan Kaynağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Kaynağı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Akdeniz’in Yükselen Destinasyonu KKTC’de Turizmde Yeni Dönem Haber

Akdeniz’in Yükselen Destinasyonu KKTC’de Turizmde Yeni Dönem

Akdeniz’in yükselen turizm destinasyonlarından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), artan turist hareketliliğiyle büyümesini sürdürürken sektör aynı zamanda yeni bir dönüşüm sürecine giriyor. Artan enerji maliyetleri, personel giderlerindeki yükseliş, küresel ekonomik dalgalanmalar ve bölgesel gelişmelerin yarattığı baskıya rağmen turizm işletmeleri klasik büyüme stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Sektörde dikkat çeken yeni yaklaşım ise kısa vadeli kârlılık yerine uzun vadeli misafir sadakati yaratmak olarak öne çıkıyor. Özellikle büyük ölçekli tesisler, fiyat artışlarıyla kârlılığı korumaktan çok mevcut misafir kitlesini elde tutmaya, deneyimi güçlendirmeye ve hizmet standardını sürdürülebilir şekilde korumaya odaklanıyor. Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri de KKTC’nin önemli turizm yatırımları arasında yer alan Salamis Bay Conti Resort Hotel oldu. 2025 sezonunu yüzde 100 doluluk oranıyla tamamlayan tesis, yeni dönemde agresif fiyat politikaları yerine misafir deneyimi ve bağlılığı merkezli bir stratejiyle ilerliyor. MALİYETLER ARTIYOR, OTELLER YENİ DENKLEMLER KURUYOR Salamis Bay Conti Resort Genel Müdürü Süleyman Kansu, turizm sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirirken artık yalnızca fiyat odaklı rekabetin sürdürülebilir olmadığını belirtiyor. “Turizm sürekli yatırım gerektiren bir sektör. Bugün maliyetler artsa da kaliteyi aşağı çekmek kısa vadede nefes aldırabilir ancak uzun vadede markayı zayıflatır. Biz daha zor olan yolu seçtik; kârlılığı ikinci plana alıp misafir memnuniyetini ve sürdürülebilirliği öne çıkardık” Turizm sektöründe son dönemde en büyük baskıyı personel maliyetleri, enerji giderleri ve operasyonel harcamalardaki artış oluşturuyor. Özellikle büyük resort tesislerde insan kaynağı maliyetleri bütçelerin en önemli kalemlerinden biri haline gelirken, hizmet kalitesini koruma ihtiyacı işletmeler üzerinde ilave baskı yaratıyor. Avrupa pazarından gelen misafirlerin yarattığı döviz bazlı gelir yapısı da sektörde yeni denge arayışlarını beraberinde getiriyor. Enflasyon baskısı ve maliyet artışları karşısında tesisler artık yalnızca “daha fazla büyüme” değil, “mevcut misafiri koruma” stratejisi üzerine çalışıyor. Süleyman Kansu, maliyet baskısına rağmen yatırımlardan geri adım atmadıklarını vurgulayarak şunları söylüyor: “Turizmde bugün en kritik konu maliyetleri yönetmek kadar kaliteyi koruyabilmek. Enerji, personel ve operasyon maliyetleri tüm sektörde ciddi şekilde arttı. Ancak biz bunun çözümünü hizmet standardını aşağı çekmekte görmüyoruz. Çünkü turizmde kaybedilen kaliteyi geri kazanmak çok daha maliyetli oluyor. Bu nedenle kısa vadeli kârlılık yerine uzun vadeli misafir memnuniyetini ve sürdürülebilir büyümeyi önceliklendiriyoruz.” BÖLGEYE DEĞER ÜRETEN BİR MODEL OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ KKTC turizmi artık yalnızca deniz, kum ve güneş ekseninde büyümüyor. Gastronomi, kültür, etkinlik turizmi, aile deneyimleri ve dört mevsim turizm yaklaşımı sektörün yeni büyüme alanları arasında yer alıyor. Bu dönüşümle birlikte tesisler de yalnızca konaklama hizmeti sunmak yerine gastronomi, eğlence, etkinlik ve kültürel deneyimleri bütünleşik şekilde sunan yeni modeller geliştiriyor. Yaklaşık 65 bin metrekarelik alan üzerinde yer alan ve tarihi Salamis Antik Kenti yakınında konumlanan Salamis Bay Conti Resort Hotel & Casino de bu dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Tesis; ultra her şey dahil konsepti, kongre alanları, restoranları, etkinlik programları, SPA merkezi ve yıl boyunca devam eden organizasyonlarıyla yalnızca konaklama değil deneyim odaklı bir yapı sunuyor. Kansu, tesisin yeni dönem yaklaşımını ise şöyle anlatıyor: “KKTC artık yalnızca yaz sezonunda tercih edilen bir destinasyon değil. Gastronomi, kültür, etkinlikler ve deneyim odaklı turizmle dört mevsim yaşayan bir turizm ekonomisine dönüşüyor. Biz de yalnızca konaklama hizmeti sunan bir yapı değil; bölgeye değer üreten, misafir deneyimini zenginleştiren ve destinasyonun gelişimine katkı sağlayan bir model oluşturmayı hedefliyoruz.” KÂRLILIĞI KORUMANIN YOLU MİSAFİRİ KORUMAKTAN GEÇİYOR Turizmde yeni dönemin yalnızca doluluk oranlarıyla değil, misafir bağlılığı ve deneyim kalitesiyle şekillendiğini belirten Süleyman Kansu “Turizm sektöründe artık yeni dönem daha fazla oda satmak yerine mevcut misafiri korumak, tekrar ziyaret oranını artırmak ve kaliteyi sürdürülebilir biçimde yukarı taşımak üzerine kuruluyor. Biz de Salamis Bay Conti olarak bu yaklaşım doğrultusunda yeni aktivasyonlar, deneyim alanları ve misafir odaklı yatırımlarla ilerliyoruz. Bugün korunan her misafir yalnızca otelin misafiri olarak kalmıyor; gastronomiden perakendeye, etkinliklerden ulaşıma kadar destinasyon ekonomisinin tamamına katkı sağlayan bir değer yaratıyor. Bu nedenle sektörün yeni mottosunun giderek daha görünür hale geldiğini düşünüyoruz; kârlılığı korumanın yolu önce misafiri korumaktan geçiyor.” diyor

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor" Haber

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor"

2026 yaz sezonuna girerken Türkiye turizmi güçlü büyüme ivmesini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ulaşılan 65,2 milyar dolarlık turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısı, 2026 için belirlenen 68 milyar dolarlık hedefi destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil; turistin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiyle etkileşimi ve gastronominin yarattığı katma değerle de doğrudan ilişkili. Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme noktası bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik bir istihdamdan söz ediliyor. Oteller ile mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 sonu itibarıyla ortaya çıkan tablo, turizm ve gastronomi ekseninde yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğünde bir ekonomi oluşturuyor. Bu dönüşüme dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayısının değil, gastronomiyle yaratılan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer sadece turist sayısı ile değil üretim ve istihdama olan katkısı ile değerlenmeli. “Gastronomi” Görünenden Daha Fazlası Gastronomi turizmi yalnızca iyi yemek deneyimi ile sınırlı değil. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, iyi yaşam, kültür, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir yapı anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Koralı, “Artık mesele tabağın arkasındaki hikâye; ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği önem taşıyor. Bir bölgenin hafızasını, üretim biçimini ve yaşam kültürünü görünür kılmak anlamına geliyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi restoranlarla değil, yerel kimliğin bir parçası olarak tarım ve mevsimsel döngü ile birlikte ele alıyor” diyor. Şehirlerin Gastronomi Ajandası Olmalı Koralı’ya göre gastronomi turizminde asıl eksik, şehirlerin gastronomi değerlerini bütüncül biçimde kurgulayamaması. “Bugün turist yalnızca iyi restoran aramıyor; yerel üreticiyi görmek, pazarları gezmek, ürünün hikâyesini dinlemek, gastronomi atölyelerine katılmak ve bölgenin mutfak kültürünü yakından tanımak istiyor. Ancak birçok şehirde bu değerler ve rotalar birbirinden kopuk şekilde duruyor. Turist bunları nerede bulacağını bilmiyor” diyen Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandasını oluşturması gerektiğini söylüyor. Koralı’ya göre bu ajandaların merkezinde; bölgenin coğrafi işaretli ürünleri, yerel kooperatifleri, üreticileri, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeleri ve restoranları yer almalı. “Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar, gastronomi atölyeleri ve bölgesel lezzet durakları birlikte düşünülmeli. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli bir parçası haline gelmeli” diyor. Dijitalleşme ve Rezervasyon Dönemi Gastronomi turizminin büyümesi için dijitalleşmenin kritik önemde olduğunun altını çizen Koralı, görünürlüğün artık seyahatten önce başladığını ifade ediyor. “Bugün seyahat kararı çoğu zaman yolculuk başlamadan veriliyor. Turist gastronomi rotasını, ziyaret edeceği üreticileri ve yerel durakları önceden planlıyor. Bu nedenle şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür olması, çok dilli içeriklerle desteklenmesi ve harita alt yapıları ile entegre olması gerekir. Turist yerel değerleri tesadüfen keşfetmemeli; şehirler bunu görünür ve erişilebilir hale getirmeli” diye anlatıyor. Araştırmalar da gastronomi odaklı seyahatlerin önemli bölümünün yolculuk başlamadan planlandığını ve rezervasyonların seyahat öncesinde yapıldığını gösteriyor. “Tüm Sektör Aynı Dili Konuşmalı” Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistemle mümkün olacağını söyleyen Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. “Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte ele alınmalı. Bu bir zincir. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Bugün konuştuğumuz konu yalnızca restoranlar değil; üreticiden servise, mutfaktan turizm yapılarına kadar çok geniş bir ekosistem. Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklük, gastronominin artık yalnızca kültürel değil ekonomik bir başlık olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu alan milyonlarca kişiye doğrudan gelir sağlayan güçlü bir yapı oluşturuyor” diyor. İnsan Kaynağı “Görünmeyen Kriz” Sektörün önemli sorunlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını ifade ediyor. “Gastronominin sürdürülebilirliği yalnızca ürünle değil, insan kaynağıyla mümkün. Aynı kalitede ürün sunumu, güçlü servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarılması gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer alıyor” diyor. Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir eksene ilerliyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme kavramları üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz var. Ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi için güçlü bir anlatıya, görünürlük stratejisine ve gastronomi rotalarına ihtiyaç var. Gastronomi yalnızca mutfakta değil; şehirlerin kimliğinde görünür olmalı” diye ekliyor. Bu yaklaşımın ekonomik karşılığı da büyüyor. Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken gastronomi turizmi; yerel üreticiden kooperatiflere, restoranlardan otellere kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp stratejik alanlardan biri haline getiriyor.

Şimşek: Turizmde Yeni Büyüme Motoru Doğu ve Güneydoğu Haber

Şimşek: Turizmde Yeni Büyüme Motoru Doğu ve Güneydoğu

Bakan Şimşek, Batman'ın Hasankeyf ilçesi Ören yerinde Batman ve Şırnak Valilikleri tarafından Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bünyesinde hayata geçirilen "Kadim Şehirler Yolu Batman-Şırnak Rotası" lansman programında yaptığı konuşmada, çok güzel bir vesileyle bir arada olduklarını söyledi. Bulundukları coğrafyanın en az 12 bin yıllık bir hafızasının bulunduğunu anlatan Şimşek, bu toprakların Roma, Bizans, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemini gördüğünü belirtti. "Aslında bugün lansmanını yaptığımız Kadim Şehirler Yolu Batman-Şırnak Rotası sıradan bir etkinlik değil. Bu çok değerli ve önemli. Batman ve Şırnak'ı tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla ama en önemlisi hikayesiyle dünyaya yeniden tanıtıyoruz." ifadelerini kullanan Şimşek, onun için bir arada olduklarını bildirdi. Batman'ın 36 yıl önce il olduğunu anımsatan Şimşek, kentin geliştiğini, büyüdüğünü ve büyükşehir olma yolunda mesafe kat ettiğini, nüfusunun 660 bini geçtiğini söyledi. Şimşek, şunları kaydetti: "İl olmadan önceki nüfusuna oranla neredeyse iki kata doğru gidiyoruz. Fakat burada konu nüfus değil, esas olan Batman'ın gelişmesi, kalkınmasıdır. 2002'ye kadar bir fabrikası varmış. O da un fabrikası. Sonra büyük bir enerjiyle AK Parti hükümetleriyle birlikte altyapı yapıldı, üniversite kuruldu, insan kaynağı anlamında sorun giderildi. Muazzam teşvikler verildi ve OSB'ye sığılmaz oldu. O dönemde yeni OSB çalışmaları başladı. Bugün memnuniyetle şunu söyleyebilirim. Şu anda OSB'de 20 binden fazla çalışanımız var. Bu muazzam bir şey. Aynı zamanda 5 OSB fiilen tasarım ve inşa aşamasında. Lojistik merkezi var. Batman'ın ciddi bir göç çekmesi gerekiyor. Bunun için de konuttan altyapıya kadar birçok konuda çabalarımıza devam etmemiz lazım. Batman, muazzam bir ilerleme sağladı." Kentin bugün altyapısı ve insan kaynağıyla çok güçlü bir şehir olduğunu dile getiren Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde Batman'a çok yatırım yaptıklarını, bugüne kadar 90 milyar liralık kamu yatırımı gerçekleştirdiklerini, şu anda devam eden yatırımların büyüklüğünün 28 milyar lira olduğunu anlattı. "GEÇEN SENE 64 MİLYONUN ÜZERİNDE TURİST ÇEKTİK" 1. Lig'e çıkan Batman Petrolspor'u da tebrik eden Şimşek, şöyle konuştu: "Son 20-25 yılda turizmde muazzam ilerleme sağladık. Geçen sene dünyada en çok turist çeken 4. ülkeydik. 2002'de 20. sıradaydık. Yani 20. sıradan 4. sıraya hiçbir başarı tesadüf olamaz. Bu muazzam bir çabanın bir sonucudur. Geçen sene 64 milyonun üzerinde turist ülkemizi ziyaret etti ve 65 milyar doların üzerinde gelir elde ettik. Dünyada turizm geliri sıralamasında da yükseliyoruz, 7. sıradayız. Bu başarı tesadüf değil çünkü altyapımız, insan kaynağımız var ve destinasyon çeşitliliğini sağladık. Doğal güzelliklerimiz var. Ben inanıyorum ki Hasankeyf, turizmi daha da güçlendirecek. Turizmi yılın 12 ayına yaymak istiyoruz. Bu bizim için hem istihdam hem de döviz geliri açısından çok değerli. Artık kültür, gastronomi, doğa, kongre ve sağlık turizmi, bunlar bizim için çok stratejik alanlar. Hizmet ihracatında vergi istisnasını yüzde 100'e çıkarttık. Muazzam bir adım, özellikle sağlık turizmi, eğitim, yani hizmet ihracatı anlamında söylüyorum." Turizmi çok güçlü bir şekilde desteklediklerini, desteklemeye devam edeceklerini belirten Şimşek, "Bölgemizde çıkan savaş turizm sektörünü etkilemesin diye çok hızlı bir şekilde değerli bakanımızla çalıştık ve çok kritik iki adım attık. Öncelikli olarak finansmana erişim konusunda bir adım attık ve 60 milyar liralık kredi garanti fonu üzerinden finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Sadece o değil, çok istisnai bir vergi indirimine de gittik. Konaklama vergisinin oranını yüzde 2'den yüzde 1'e düşürdük." ifadelerini kullandı. Turizmdeki büyümenin her bölgeye eşit dağılmadığını kaydeden Şimşek, şunları aktardı: "Özellikle Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu yakın döneme kadar turizmden çok önemli bir pay alamadı. DAP bölgesine gelen yabancı turist sayısı 2,4 milyon, toplam içerisindeki payı yüzde 4,6, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde rakamlar daha mütevazi. 653 bin turist, yabancı turistten, uluslararası turistten bahsediyorum ve toplam turist içerisindeki payı yüzde 1,2. Ortalama kalış süresine baktığımızda Türkiye'de 2,5 gün, DAP'ta 1,9, GAP'ta 1,6 güne düşüyor. Gelen her 100 turistin sadece 6'sı Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne uğruyor ve daha az bir süre kalıyor. Neden? Bu canlanmış hali, geçmişte güvenlik endişeleri vardı. Terörsüz Türkiye ile inanıyorum ki Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi turizmde Türkiye'nin yeni büyüme motorlarından biri olacak. Aslında genel anlamda da Türkiye'nin büyüme motorları önümüzdeki yıllarda Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu olacak. Niye? Çünkü biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti hükümetleri döneminde bu bölgelerimize muazzam altyapı yatırımları yaptık." "TURİZMDE YENİ BÜYÜME MOTORLARI BU BÖLGEDEN ÇIKACAK" Üniversiteler açtıklarını, insan yetiştirdiklerini, teşvik verdiklerini anlatan Şimşek, konuşmasını şöyle tamamladı: "Dolayısıyla buradaki güvenlik endişelerinin ortadan kalkması, yani Terörsüz Türkiye ile birlikte sadece turizm gelişmeyecek çünkü nüfus çok genç. Güneydoğu Anadolu'da ortanca yaş 26 yıl. Bu ne demek? Nüfusun yarısı 26 yaş altı, yarısı 26 yaş üstü demek. Bu çok kritik bir gösterge. Bundan dolayı da inanıyorum ki Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin büyüme motoru olacak. Aslında bu coğrafya dünyanın en büyük açık hava müzesi. Göbeklitepe, Nemrut, Ani, Hasankeyf, Mardin'in taş evleri, Midyat'ın manastırları, Rumkale, Diyarbakır'ın surları, Cudi Dağı burada. Dünyanın çok az yerinde tarih, kültür, inanç, gastronomi ve medeniyet anlamında bu kadar güçlü bir coğrafya vardır. Burası o anlamda da istisnai. O nedenle turizmde yeni büyüme motorları bu bölgeden çıkacak. Sadece altyapının yetmeyeceğini biliyoruz. Yatırımcıların özellikle üst yapı noktasında da cesaretlendirilmesi lazım. Terörsüz Türkiye aslında büyük fırsat sunuyor. Çok güçlü teşvikler var. Mutlaka ve mutlaka bu güzel coğrafyaya otel yatırımı yapmamız lazım. Kaliteli, 5 yıldızlı otellere ciddi ihtiyaç var. Bu bölgenin tamamını entegre bir şekilde yerli ve yabancı turistlerin gelip ziyaret ettiği, kaldığı, ilham aldığı, yani o coğrafyayla bir bağ kurduğu bir bölge haline getirmekte kararlıyız."

Bilim Üniversitesi Martı Ödülleri sahiplerini buldu Haber

Bilim Üniversitesi Martı Ödülleri sahiplerini buldu

Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından düzenlenen Martı Ödül Töreni, turizm ve gastronomi alanına değer katan isimleri aynı çatı altında buluşturdu. Akademi, sektör ve girişimcilik ekosistemini bir araya getiren törende, Antalya’nın turizm ve gastronomi vizyonuna katkı sunan kişi, kurum ve projeler ödüllendirildi; farklı alanlarda katkı sağlayan paydaşlara da teşekkür belgeleri takdim edildi. “Termessos: Geleceğe Miras” UNESCO Yolunda Programın açılışı, Antalya Bilim Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi ve Termessos Kazı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Koçak’ın konuşmasıyla yapıldı. Koçak, “Termessos: Geleceğe Miras” başlıklı sunumunda; Güllük Dağı (Termessos) Milli Parkı, antik kentin tarihsel önemi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi süreci ve yürütülen kazı çalışmalarına ilişkin bilgiler paylaştı. Prof. Dr. Fatma Bike Kocaoğlu Onur Ödülünün Sahibi Oldu Sunumun ardından ödül takdimlerine geçildi. Törende Onur Ödülü, akademik çalışmalarıyla alana uzun yıllardır katkı sunan Prof. Dr. Fatma Bike Kocaoğlu’na verildi. Üniversite-Sektör İş Birliği Ödülü, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) tarafından yürütülen “Sektör Sınıfta” Projesi adına, POYD Başkanı ve Limak Otelleri Turizm Grubu Başkan Vekili Hakan Saatçioğlu’na takdim edildi. Törende Antalya Turizmine Katkı Ödülleri de farklı alanlardaki katkıları görünür kıldı. Antalya turizminin gelişimine ve tanıtımına katkıları dolayısıyla Antalya Turizm Fuarı (ATF), GM Dergisi ve QM Tourism Awards adına Selçuk Meral ödüle layık görüldü. AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu turizmde destek ödülü alırkan, Antalya gastronomisinin gelişimine ve tanıtımına katkı sunan 7 Mehmet adına Mehmet Akdağ ödül aldı. Kilit Hospitality Group’un “Culinary Forum” etkinliği nedeniyle Tolga Kilit ödüllendirildi. Ormana Active Kurucusu Tolga Özgüven, turizme katkıları dolayısıyla “Teşekkür Belgesi”aldı. Ormana bölgesinde geliştirdiği sürdürülebilir turizm projeleriyle Ormana Active, doğa temelli deneyim turizmine sunduğu katkılarla ödüle layık görüldü. Bölgenin doğal ve kültürel mirasını koruyarak turizme kazandıran yaklaşımıyla fark yaratan markanın kurucusu Tolga Özgüven, bu çalışmaları doğrultusunda “Turizme Destek Ödülü”ne layık görüldü. Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’ya Sürpriz Ödül Turizm Ekosistemi Ödülü ise, Touristech Kuluçka Programı ile turizm teknolojilerine destek başlığıyla Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’ya takdim edildi. Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi, akademi ile sektörü entegre eden yaklaşımı, uygulamalı eğitim modeli ve girişimcilik odaklı projeleriyle çok sayıda yerli ve yabancı öğrenci yetiştiriyor. Fakülte bünyesinde yürütülen çalışmalar; turizm teknolojileri, sürdürülebilirlik ve yenilikçi iş modelleri alanlarında yeni nesil profesyoneller yetiştirmeyi hedeflerken, Touristech gibi programlarla girişim ekosistemine de aktif katkı sunuyor. Bu vizyon, üniversitenin turizm sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmasının yanı sıra, sektörde dönüşümü destekleyen önemli bir rol üstlenmesini sağlıyor. Touristech Demo Günü Jüri Ödülleri kapsamında girişimcilik alanındaki projeler ödüllendirildi. En Başarılı Girişim ödülü Heat Interactive ekibine, ikinci ödül Sunflow girişimine, üçüncü ödül ise MAS ekibine verildi. Törende ayrıca Uygulamalı Eğitime Destek Ödülü kapsamında Rixos Hotels, DoubleTree by Hilton Antalya Kemer All-Inclusive ve Megasaray Hotels ödüllendirildi. Program kapsamında sektöre katkı sunan paydaşlara da teşekkür belgeleri takdim edildi. Martı Ödül Töreni, turizm ve gastronomi alanında üretimi, iş birliğini ve yenilikçiliği teşvik eden yapısıyla dikkat çekti. Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon, sektör ve akademiyi aynı platformda buluşturarak güçlü bir birliktelik mesajı verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.