Hava Durumu

#İngiltere

TOURISMJOURNAL - İngiltere haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İngiltere haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak Haber

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak

Portekiz’e bir ziyaret düşündüğünüzde aklınıza Lizbon ve Porto mu geliyor, yoksa daha güneydeki Algarve kıyısı mı? Şimdi milyonlarca euroluk bir yatırım, Portekiz’in turistik haritasını, her seferinde bir iç bölgeyi öne çıkararak, alışılmış gözde noktaların ötesine taşımayı hedefliyor. Hükümet, 4,5 milyon euro tutarında kamu kaynağıyla 12 turizm projesini finanse ediyor. Toplamda yaklaşık 11 milyon euroya ulaşan yatırımla bu projelerin, Portekiz’in kuzey ve orta kesimleri ile Alentejo ve Ribatejo bölgelerinde turizmi canlandırması bekleniyor. Bu adım, Şubat 2025’te başlatılan ve 30 milyon euro bütçeye sahip daha geniş kapsamlı “Turizmle Büyümek” girişiminin bir parçası. Yeni tahsis edilen fonlar kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ayrılıyor ve doğa, gastronomi, aktif turizm, sağlık ve wellness ile kültür turizmi gibi kilit alanlara öncelik veriyor. Bu iddialı projeler aynı zamanda yeni turizm ürünleri geliştirmeye, akıllı destinasyonları teşvik etmeye ve tarihî ve kültürel mirası canlandırmaya, ayrıca sürdürülebilirliği ve kentsel dönüşümü ilerletmeye odaklanacak. Finansman, sektörde kırılgan koşullarda çalışanlara yönelik eğitim ve kapasite geliştirme programları gibi beceri artırma girişimlerini de destekleyecek. Yatırım sözleşmeleri imzalanırken Ekonomi ve Bölgesel Uyum Bakanı Castro Almeida, çok fazla devlet desteğine ihtiyaç duymadan gelişebilecek daha büyük projeler bulunduğunu, ancak bunların yanında “özellikle iç kesimlerde, kültürel ve doğal mirası güçlendirmeyi hedefleyen, yabancı ziyaretçiler için son derece çekici ve yenilikçi” daha küçük projeler de olduğunu kabul etti. Almeida’ya göre bu küçük ölçekli turizm projelerinin “desteklenmesi ve tanıtılması” gerekiyor. Turismo de Portugal’ın açıkladığı verilere göre ülke 2025 yılında 19,7 milyonu yabancı olmak üzere toplam 32,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Ülkeye en çok turist gönderen pazarlar 2,5 milyon ve 2,4 milyon ziyaretçiyle sırasıyla İngiltere ve ABD oldu. Onları yine milyonlarla ifade edilen ziyaretçi sayılarıyla İspanya, Almanya ve Fransa izledi. Ulusal turizm kurumu ziyaretçi patlamasının 29,1 milyar euroluk turizm geliri yarattığını belirtse de, Lizbon ve Porto gibi başlıca destinasyonlardaki aşırı yoğunluk, yerel halk arasında giderek artan bir rahatsızlığa yol açıyor. Geçen yıl İngiliz gazetesi The Guardian, Portekiz ve İspanya’daki aşırı turizmi derinlemesine inceledi ve turist konaklamalarıyla çevrili mahallelerde yaşayan sakinlerle konuştu. Giderek daha fazla evin turiste kiralandığı Lizbon'da yaşayan biri, “Çok tuhaf. Düşünün, kocaman bir şehrin ortasında olmama rağmen hiç komşum yok,” diyor. Bu durumun, Portekiz başkentinin bazı bölgelerini “hayalet bir yere” dönüştürdüğünü de ekliyor. Almeida’nın turizme bakışı ise daha iyimser. Turizmi “ülkeyi yukarıya taşıyan” “son derece önemli bir faaliyet” olarak nitelendiriyor. “Yılın kimi haftalarında ya da ülkenin kimi yerlerinde turizm fazlası olabilir; ancak genel tabloya, tüm ülkeye ve yılın tamamına baktığımızda, çok fazla turistimiz yok,” diye ekliyor.

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor? Haber

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor?

Uçuş sırasında gerçekleşen doğumlar nadir olsa da akıllarda aynı soruyu bırakıyor: Gökyüzünde dünyaya gelen bir bebek hangi ülkenin vatandaşı sayılır? Sanılanın aksine bu sorunun tek bir cevabı yok; vatandaşlık, doğum anındaki konumdan ebeveynlerin uyruğuna kadar birçok faktöre bağlı olarak değişiyor. Uçuş sırasında doğan bir bebeğin vatandaşlığı nasıl belirleniyor? Dünyada bu konuda tek bir kural yok. Ülkeler genelde iki farklı sistemden birini (ya da ikisini birlikte) uyguluyor: Kan bağı (jus sanguinis): Bebeğin vatandaşlığı anne ya da babaya göre belirlenir. Toprak hakkı (jus soli): Bebek nerede doğduysa o ülkenin vatandaşı olur. Özellikle ABD ve Kanada gibi Amerika kıtasındaki ülkeler, toprak hakkını uygulayan ülkeler arasında. Hangi ülke nasıl bir yol izliyor? Eğer bir bebek ABD hava sahasında doğarsa, jus soli kuralı sayesinde doğrudan ABD vatandaşı olur. Buna ek olarak, ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlı olarak ikinci bir vatandaşlık alma ihtimali de olabilir. Ancak Fransa gibi sadece kan bağı ilkesini uygulayan ülkelerde, hava sahasında doğum yapmak vatandaşlık için yeterli değil. Yani Amerikalı bir ebeveyn, Fransız hava sahasında doğum yapsa bile bebeği Fransız vatandaşı olmaz. Bu durumda bebek, ebeveyninin vatandaşlığını alır. Zaten dünya genelinde en yaygın sistem kan bağı olduğu için, uçakta doğan bebeklerin çoğu ebeveynlerinin vatandaşlığını alır. Çocuğun vatansız kalmasına izin verilmez Diyelim ki annenin resmi bir vatandaşlığı yok ve doğum uluslararası hava sahasında gerçekleşti; bu durum bebeğin vatansız kalma ihtimalini gündeme getirir. Bu gibi durumlarda genellikle çözüm şu şekilde olur: Bebek, uçağın kayıtlı olduğu ülkenin vatandaşlığını alır. Bu uygulama, Birleşmiş Milletler’in özellikle 1961 tarihli Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelerine dayanır. Söz konusu sözleşme, çocukların doğumdan itibaren bir vatandaşlığa sahip olmasını güvence altına almayı amaçlar. Uçuş sırasında doğum yapmak çok nadir görülür Uçakta doğum düşündüğümüzden çok daha nadir gerçekleşiyor. Hatta çoğu havayolu şirketi bu vakaları düzenli olarak takip bile etmiyor. Bunun en büyük nedeni ise şu: pek çok havayolu, hamileliğin ilerleyen dönemlerinde yolcuların uçağa binmesine zaten izin vermiyor. Yapılan araştırmalara göre; 1929 ile 2018 yılları arasında 73 ticari uçuşta 74 bebek dünyaya geldi. Bebeklerden 71'i doğumdan sonra hayatta kaldı, ikisi doğumdan kısa süre sonra öldü ve birinin durumu bilinmiyor. ABD askeri uçağında doğdu ama ABD vatandaşı sayılmadı Air & Space Forces Association’nın 2021 tarihli haberine göre, Taliban kontrolüne giren Afganistan’dan başlayan tahliye uçuşları sırasında bir Afgan kadın ABD’ye ait askeri bir uçakta doğum yaptı. Doğum tam havadayken değil, uçak Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’ne indikten sonra, uçağın içinde gerçekleşti. Ancak bebek ABD vatabdaşı sayılmadı çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre ABD’ye ait bir uçak, ABD hava sahası dışındayken “ABD toprağı” kabul edilmiyor. Uçakta doğdu, Hindistan’a indi: Filipin vatandaşı sayıldı ABS'de yer alan 2016 tarihli bir habere göre; Dubai’den Manila’ya giden Cebu Pacific uçağında seyahat eden hamile bir yolcu, uçuş sırasında aniden doğum yaptı. Bebek dünyaya geldikten sonra pilot, anne ve bebeğin güvenliği için Hindistan’a acil iniş yaptı. Yolcuların da destek olduğu doğumda, bir yolcu bebeğe kıyafet ve gerekli malzemeleri sağladı. Haberin en dikkat çekici kısmı ise vatandaşlık konusu oldu: Bebek teknik olarak Hindistan’da doğmuş sayılmasına rağmen, Filipin pasaportu aldı ve Filipin vatandaşı olarak kaydedildi. Gökyüzünde doğdu ama sonuç değişmedi: İngiliz vatandaşı oldu 1990 yılında British Airways’e ait Gana (Accra) – Londra (Gatwick) seferini yapan uçakta bir kadın doğum yaptı ve bebek, uçuş sırasında dünyaya geldi. Shona Kirsty Yves adı verilen bebek, gökyüzünde doğmasına rağmen herhangi bir “özel” vatandaşlık statüsü kazanmadı. Çünkü İngiltere vatandaşlık sisteminde belirleyici olan doğum yeri değil, ebeveynlerin uyruğu. Shona’nın ailesi İngiliz olduğu için kendisi de doğrudan İngiliz vatandaşı olarak kaydedildi. Doğum yeri ise standart bir şehir yerine resmi kayıtlarda “uçakta doğum” şeklinde geçti ve bazı belgelerde “denizde doğdu” ifadesi kullanıldı. Uçakta doğdu, vatandaşlığı belirsiz: Kararı doğum anındaki konum belirleyecek 7 Nisan 2026'da The Guardian'da yayınlanan bir habere göre; Jamaika’dan New York’a giden bir yolcu uçağında bir kadın doğum yaptı. Anne ve bebek iniş sonrası sağlık ekipleri tarafından kontrol altına alındı. Olay, bebeğin vatandaşlığının ne olacağı tartışmasını gündeme getirdi. Vatandaşlık; ebeveynlerin durumu ve doğum anında uçağın ABD hava sahasında olup olmamasına bağlı. ABD hava sahasında doğum gerçekleştiyse ve yasal koşullar sağlanıyorsa bebek ABD vatandaşı olabiliyor. Henüz uçağın doğum anındaki koordinatları açıklanmadı dolayısıyla bebeğin vatandaşlığı resmen netleşmedi.

Antalya’da yabancı turist sayısı ilk çeyrekte 1,25 milyonu geçti Haber

Antalya’da yabancı turist sayısı ilk çeyrekte 1,25 milyonu geçti

Geçen yıl 17 milyondan fazla yabancı turisti konuk eden Antalya'da, yılın ilk çeyreğinde özellikle Almanya, Rusya ve İngiltere'den gelen turistlerle turizm hareketi yaşandı. Ara tatil, Ramazan Bayramı, Nevruz ve Paskalya Bayramı dolayısıyla yaşanan yoğunluğun, Pfingsten (Kutsal Ruh Bayramı) tatili ve Kurban Bayramı ile devam etmesi bekleniyor. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya'nın Paskalya tatili dönemini iyi geçirdiğini ve Avrupalı misafirlerin ülkelerine mutlu döndüğünü söyledi. Bu yıl tüm tatil periyotlarının peş peşe geldiğini dile getiren Kavaloğlu, "Antalya'ya gelen kişi sayısı 1 milyon 250 bin kişiyi geçti. Bu da geçen seneye göre yaklaşık yüzde 3'lük bir artışa tekabül ediyor. Çok zor bir dönemden geçiyoruz turizm açısından, tabii ki bu rakamlar çok değerli, çok önemli" dedi. Sezonun mayısın üçüncü haftasında başlaması bekleniyor Kavaloğlu, ileriki dönemlere yönelik rezervasyonlarda bir durgunluk olduğunu ve bunun da dünyadaki belirsizlikten kaynaklandığını ifade etti. Kentteki hareketliliğin ileriki günlerde daha da artmasını beklediklerini belirten Kavaloğlu, şunları söyledi: "Sezon açılışının Kurban Bayram ile olacağını düşünüyoruz. Bu sene tüm tatil periyotları peş peşe ve aynı zamanda denk geldi. Kurban Bayramı'nın hemen arkasında Avrupa, Almanya için çok önemli olan Pfingsten tatili var. Dolayısıyla Avrupa'da yaşayan Türklerin hem Kurban Bayramı'nı hem Pfingsten nedeniyle tatili Antalya'da geçireceklerini düşünüyorum. Mayısın üçüncü haftası itibarıyla sezonun başlayacağını öngörüyoruz." Avrupa'da Türkiye'nin savaş ortamının içindeymiş gibi bir algı oluşturulduğunu ifade eden Kavaloğlu, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, Türkiye'ye ve Antalya'ya gelen misafirlerin mutlu ayrıldıklarını kaydetti. Pazarlar konusunda da bir değişiklik olmadığını aktaran Kavaloğlu, "İlk üç sırada Almanya, Rusya ve İngiltere devam ediyor. Polonya da dördüncü sırada. Kışı Alman, Rus ve İngiliz turistlerle geçirdik. Yaza doğru Rus turistlerin sayısının daha da artacağını düşünüyorum" diye konuştu. Kavaloğlu, Antalya için 17 milyon rakamının önemli olduğunu belirterek, bu yılı da bu rakamla kapatmayı hedeflediklerini söyledi.

Antalya’da turizm dengesi değişti: Rusya düştü, Avrupa arttı Haber

Antalya’da turizm dengesi değişti: Rusya düştü, Avrupa arttı

Antalya’nın ana turizm kapısı olan havalimanı verilerine göre, 2026 yılının Mart ayında kente hava yoluyla toplam 402 bin 665 yabancı yolcu giriş yaptı. Geçen yılın aynı ayına göre ziyaretçi sayısında yüzde 13 oranında, yani net olarak 45 bin 554 kişilik bir artış kaydedilmesine rağmen, bu büyümenin Rusya pazarından kaynaklanmadığı görüldü. Mart ayındaki bu genel yükselişin ana lokomotifi, özellikle Almanya ve İngiltere gibi Avrupa pazarlarındaki hareketlilik oldu. Almanya rekor kırdı İngiltere yükselişini sürdürdü Mart ayı verilerine göre en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya, 143 bin 205 yolcu ve geçen yıla oranla yüzde 46 gibi devasa bir artışla zirveye yerleşti. Almanya’yı 66 bin 167 ziyaretçi ve yüzde 3’lük bir büyüme ile İngiltere takip ederken, Rusya pazarı ise 52 bin 874 ziyaretçide kalarak geçen yıla oranla yüzde 3 oranında bir gerileme gösterdi. Polonya pazarı ise yüzde 24’lük sert bir düşüşle 11 bin 172 yolcuya kadar gerileyerek Mart ayının en çok kan kaybeden pazarlarından biri oldu. Avrupa pazarı rotayı Körfez'den Antalya'ya çevirdi Kriz dönemlerinde dahi büyüme gösteren Almanya ve İngiltere pazarlarındaki bu artışın arkasında, Basra Körfezi’ndeki uçuş lojistiğinde yaşanan aksamaların yattığı düşünülüyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkelerine yönelik turlarını iptal etmek zorunda kalan Avrupalı turistlerin, uçuş kolaylığı ve güvenlik nedeniyle tatil rotalarını yeniden Antalya’ya çevirmesi kentin Mart ayı rakamlarını yukarı taşıdı. Rusya dışındaki diğer pazarlarda da düşüş hakim Mart ayı bilançosuna göre Antalya sadece Rusya ve Polonya pazarlarında değil, pek çok farklı ülkede de düşüşle karşılaştı. Kazakistan pazarı yüzde 4, Hollanda yüzde 15, İsveç yüzde 11 ve Belçika yüzde 20 oranında gerileyerek Mart ayını ekside kapatan diğer ülkeler oldu. Bu verilere göre Mart ayındaki net büyüme, neredeyse tamamen Alman, İngiliz, Danimarkalı ve Avusturyalı turistlerin yoğun ilgisinden kaynaklandı. Nisan için Rusya pazarında toparlanma sinyali Mart ayındaki durgunluğa rağmen Rusya pazarından gelen Nisan ayı erken rezervasyon verileri sektör temsilcilerine umut veriyor. Rusya'daki toplam tur satışları içerisinde Türkiye'nin payı 2025 yılındaki yüzde 15,1 seviyesinden, 2026'nın aynı döneminde yüzde 18,5'e yükselerek genel sıralamada ikinci sıraya tırmandı. Bu veri artışı, Antalya’nın Nisan ayı itibarıyla Rus turist sayısında yeniden geçen yılın rakamlarını aşacağını ve sezonun güçlü bir ivmeyle devam edeceğini gösteriyor.

Türkiye’den İngiltere pazarına ‘güvenliyiz’ mesajı Haber

Türkiye’den İngiltere pazarına ‘güvenliyiz’ mesajı

Orta Doğu'da tırmanan gerilim, Türkiye ve Doğu Akdeniz'deki turizm rotalarını doğrudan etkiledi. İngiliz seyahat şirketleri, artan güvenlik endişeleri nedeniyle düşen talebi canlandırmak için Türkiye uçuşlarını 15 pounda kadar çekti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ise İngiliz basınına özel bir açıklama yaparak, Türkiye'deki turizm faaliyetlerinde hiçbir aksama olmadığını vurguladı. Türkiye, Güney Kıbrıs, Mısır ve Yunanistan'a talep düştü T24’ün Daily Mail'den aktardığı habere göre, ABD ve İsrail'in şubat ayı sonunda İran'a yönelik başlattığı saldırılar, Avrupalı turistlerin yaz planlarında paniğe yol açtı. İngiltere'de Türkiye, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Mısır gibi popüler destinasyonlara yönelik tatil rezervasyonlarında sert düşüşler gözlemlendi. Kayıpları telafi etmek isteyen tur operatörlerinin, çatışma bölgelerine yakın görülen ülkelere yönelik paket tatilleri 100 pounda kadar çektiği, Türkiye uçak biletlerini ise 15 pounda kadar düştüğü ifade ediliyor. Bakanlık çağrı yaptı Geçtiğimiz yıl 64 milyon uluslararası ziyaretçiyle rekor kıran ve dünyanın en popüler dördüncü turizm ülkesi olan Türkiye'de ise yetkililer iddialara karşı net bir duruş sergiledi. İstanbul, Antalya, Bodrum ve İzmir gibi ana merkezlere yapılan uçuşlarda hiçbir iptal yaşanmadığını belirten yetkililer, otel ve tur operasyonlarının planlandığı gibi sürdüğünün altını çizdi. Bakanlık'tan tur operatörlerine yapılan çağrıda, "2026 yaz sezonu satışta. Tüm acentelerimizi Türkiye'yi aktif olarak satmaya teşvik ediyoruz. İletişim süreçlerini desteklemeye kararlıyız" denildi. Kıbrıs'ta İHA saldırısı sonrası iptal dalgası Türkiye güven telkin etmeye çalışırken, bölgesel krizin etkileri Güney Kıbrıs'ta çok daha sert hissediliyor. İran yanlısı milislerin 2 Mart'ta adadaki İngiliz askeri üssü RAF Akrotiri'ye düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırısı, güvenlik kaygılarını zirveye taşıdı. Lübnan ve Suriye kıyılarına sadece 100 mil uzaklıktaki adaya yönelik uçuşlarda iptaller hızlandı. Paskalya tatili öncesi rezervasyonlarda geçen yıla kıyasla belirgin bir düşüş yaşandığını belirten yerel işletmeci Vassilis Georgiou, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, "İnsanlar buraya gelmeden önce iki kez düşünüyor. Otelciler rezervasyonların düştüğünü söylüyor" sözleriyle durumu özetledi. Ayia Napa belediyesi yetkilisi Foto Kikillos da iptal duyumlarını doğrularken, adadaki günlük hayatın son derece güvenli bir şekilde aktığını ifade etti.

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor Haber

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran merkezli savaş, küresel turizm sektöründe pandemi sonrası yakalanan toparlanma ivmesini sekteye uğrattı. UN Tourism verilerine göre 2025’te 1,5 milyarı aşan uluslararası turist sayısı, talebin güçlü kaldığını gösterse de sektörün temel dinamiği artık değişmiş durumda. Sektör için kritik konu artık “kaç kişinin seyahat ettiği” değil, “nereye seyahat ettiği.” Güvenlik algısı ve risk yönetimi, destinasyon tercihinde belirleyici faktör haline geldi. Hava bağlantılarında sistemik kırılma Savaşın ilk etkisi, küresel havacılık ağının en kritik bölgelerinden biri olan Körfez’de hissedildi. Hava sahalarının aniden kapanması, uçuş rotalarının değişmesine ve ciddi operasyonel aksamalara yol açtı. Oxford Economics verilerine göre, krizin ilk 48 saatinde 5 binden fazla uçuş iptal edildi. Küresel yolcu trafiğinin yaklaşık %14’ünü taşıyan Körfez hub’larının devre dışı kalması, Avrupa-Asya bağlantılarında ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Körfez’in turizm liderliği sorgulanıyor Savaş öncesinde Orta Doğu, turizmde güçlü bir büyüme hikayesi yazıyordu. Dubai 2025’te yaklaşık 20 milyon ziyaretçi ağırlarken, Doha 2026 yılı için “Körfez Turizm Başkenti” ilan edilmişti. Ancak turizmin iki temel unsuru olan güvenlik ve erişilebilirlik ciddi şekilde zedelenmiş durumda. Sektörde yaygın kabul gören görüşe göre, algılanan risk çoğu zaman gerçek risk kadar etkili. Bu nedenle çatışma bölgesine doğrudan dahil olmayan destinasyonlar bile talep kaybı yaşayabiliyor. Talep yok olmuyor, yer değiştiriyor Turizm talebi tamamen ortadan kalkmıyor; sadece daha güvenli ve öngörülebilir bölgelere yöneliyor. Bu çerçevede Akdeniz destinasyonları ve Atlantik adaları öne çıkıyor. Özellikle Kanarya Adaları gibi bölgelerde kapasite artışları dikkat çekerken, büyük tur operatörleri Batı Asya pazarındaki operasyonlarını kademeli olarak azaltıyor. Bu değişim, destinasyon tercihinin artık doğal çekicilikten çok jeopolitik istikrar, vize kolaylığı ve hava bağlantılarıyla şekillendiğini ortaya koyuyor. Enerji krizi turizmi dolaylı vuruyor Savaşın ekonomik etkileri de turizm üzerinde baskı oluşturuyor. Jet yakıtı maliyetlerindeki artış, havayollarının operasyonlarını zorlaştırırken, Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler küresel enerji arzını tehdit ediyor. Avrupa’nın önde gelen taşıyıcılarından Lufthansa başta olmak üzere birçok havayolu, yakıt tedariki ve maliyet artışları nedeniyle kriz senaryoları üzerinde çalışıyor. Artan enflasyon ve yaşam maliyetleri de orta vadede turizm talebini baskılayabilecek faktörler arasında gösteriliyor. Havacılıkta güç dengesi değişiyor Batılı havayolları krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. United Airlines ve Delta Air Lines gibi şirketler, uzun menzilli uçuş kapasitelerini artırarak Hindistan, Tayland ve Singapur gibi pazarlara yöneliyor. Ancak yeni hat açmak zaman alırken, Rus hava sahasının kapalı olması ve İran krizi, Avrupa-Asya uçuşlarını tarihin en karmaşık dönemlerinden birine sokmuş durumda. Bu durum, küresel uçuş ağının kalıcı olarak yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası güvenlik arayışları hızlandı Artan riskler karşısında uluslararası iş birlikleri de hız kazanmış durumda. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanması için çok uluslu bir koalisyon kurulması çağrısında bulundu. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin dahil olduğu diplomatik girişimler, küresel ticaret ve turizm akışını korumayı hedefliyor. Ancak sivil altyapıya yönelik riskler, turizm talebini sınırlayan temel unsur olmaya devam ediyor. B2B perspektif: Turizmin coğrafyası yeniden çiziliyor Mevcut tablo, turizm sektörünün yapısal bir dönüşüm sürecine girdiğini gösteriyor. Sektör tamamen daralmaktan ziyade yeniden konumlanıyor. Uzmanlara göre seyahat talebi varlığını sürdürecek ancak yeni dönemde kazanan destinasyonlar; güvenlik, erişilebilirlik ve istikrar sunabilenler olacak. Orta Doğu’daki krizin süresi uzadıkça, küresel turizm haritasındaki bu kaymanın kalıcı hale gelmesi ihtimali güçleniyor.

İzlanda seyahati ve 43 bin € maaş: Şart, kötü fotoğraf çekmek Haber

İzlanda seyahati ve 43 bin € maaş: Şart, kötü fotoğraf çekmek

Artık akıllı telefonlar sayesinde herkesin cebinde bir kamera var. Ancak bu, iyi fotoğraf çekmenin kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Teoride yapılması gereken basit: Kamerayı doğrultup deklanşöre basmak. Pratikte ise pek çoğumuz bulanık kareler, boş kadrajlar ya da en can sıkıcı hatayla, fotoğrafın yarısını kaplayan bir parmakla, karşı karşıya kalıyoruz. Eğer kendinizi “kötü fotoğrafçılar” arasında görüyorsanız, bu kez durum avantajınıza dönüşebilir. Çünkü Icelandair, İzlanda’nın büyüleyici manzaralarının “en kötü fotoğrafçıların bile” etkileyici kareler yakalayabileceğini göstermek istiyor. Havayolu şirketi, gidiş-dönüş uçuşlar, konaklama ve harçlık dahil 10 günlük bir Iceland seyahati sunuyor. Üstelik katılımcılar, yolculuk sonunda çektikleri fotoğraflar ve ürettikleri içerikler karşılığında 43 bin euroya kadar ödeme alma fırsatı yakalıyor. Nasıl başvurulabilir? Icelandair’in “gerçekten kötü fotoğrafçı” kampanyası, fotoğrafçılık alanında profesyonel geçmişi olmayan ve bu alana özel bir ilgisi bulunmayan kişilerle sınırlı. Adayların videolarda ve fotoğraflarda kendilerini rahatça ifade edebilmesi; doğa yürüyüşlerinden ve açık hava etkinliklerinden keyif alması bekleniyor. Başvuru şartları arasında geçerli bir pasaporta sahip olmak, 21 yaşın üzerinde bulunmak ve Iceland, İngiltere ile ABD'ye seyahat edebiliyor olmak yer alıyor. Başvurular, reallybadphotographer.com adresi üzerinden yapılıyor. Adaylardan fotoğrafçılık becerilerine ilişkin altı soruyu yanıtlamaları isteniyor. Ayrıca şanslarını artırmak isteyenler, neden ideal aday olduklarını anlattıkları 60 saniyelik bir video da gönderebiliyor.

Turizm, 12 Aya Yayılıyor Gelirler Artıyor Haber

Turizm, 12 Aya Yayılıyor Gelirler Artıyor

Turizmi 12 aya yayma ça­lışmaları meyvelerini veriyor. Bacasız sanayi geçen yılı 64 milyon ziyaretçi, 65,2 milyar dolar gelirle yılı ka­pattı. Kişi başı gecelik yabancı turistin ortalama harcaması da 2024’te 108,4 dolar seviyesin­den 2025’te 114 dolara çıktı. Son yıllarda turizmi çeşitlendirme­ye yönelik adımların etkisiyle, deniz, kum, güneş, golf ve balon turizminin yanı sıra, birçok te­siste artık wellbeing (iyi hisset­me) ve wellnese (sağlıklı yaşam) yatırımları ön planda. Oksijen terapilerinden buhar ve tuz oda­larına, gastronomiden terma­le kadar hem deneyim, hem de sağlıklı yaşam odaklı turizm ya­bancı turisti cezbediyor. Bu du­rum gelirlere de yansıyor. ABD’li CoStar verilerine göre, dünyada ileri sağlık uygulamaları sunan ultra lüks otellerin oda başına geliri (RevPAR) 2025’te yüzde 10,6 artarak, otel sektöründeki büyümenin üç katını aştı. Orta­lama gecelik fiyatı da yüzde 8’i aşarak 1.245 dolarla en yüksek seviyesine ulaştı. Avrupa’da ultra lüks oteller wellness yatırımını genişletiyor Yeni akımdan ilham alan ulus­lararası bazı ultra lüks oteller de fiyat artışlarını desteklemek için hiperbarik oksijen terapi­si, kuru flotasyon yatakları ve titreşimli ses yatakları hizme­tiyle wellnes yatırımlarını ge­nişletiyor. Avrupa’nın gözde şe­hirlerinden Paris’te, Milan’da, Londra’da bazı ultra lüks otel­lerde cilt terapisi, magnezyum havuzu, elektromanyetik alan terapisi ve kırmızı ışık sauna­sı gibi uygulamalar sunulurken, gecelik fiyatları da 1.400 euro­dan başlayıp, 17 bin 500 euroya kadar çıkıyor. Türkiye’de ise or­talama gecele süresi 2 gün ar­tarken, kişi başı günlük harca­ma da 120 dolara ulaşıyor. Bu yıl turizmde 68 milyar dolar gelir beklenirken, sektör temsilcileri özellikle Orta Asya ve Doğu Av­rupa’dan gelen yeni pazarların 2026’da daha belirgin pay alma­sını bekleniyor. Turizm sektö­ründeki son gelişmelere sektör temsilcileri DÜNYA’ya değer­lendirdi. “Hem ekstra satış, hem geliri artırıyor” Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Türki­ye’nin sağlık turizminde iyi bir durumda bulunduğunu ve iyi bir termal ülkesi olduğunu söyledi. Turizmi çeşitlendirmede uzun bir uğraş olduğuna vurgu yapan Kavaloğlu, sözlerini şöyle sür­dürdü: “Wellness turizm, ciddi bir yer tutuyor. O nedenle son dönemde hem termal, hem wel­lness oteller açılıyor. Özellik­le Afyon, Yalova’da. Sapanca’da da var. Termalle de birlikte dü­şünmek lazım. Otellerin de İs­tanbul ve Antalya dahil wellnes centerları var. Tatil için gelenler, otellerin bu imkanından da fay­dalanıyor. Böylelikle hem otel­ler ekstra satış yapabiliyor, hem de gelirler artıyor. Aile terapile­ri öne çıkıyor. Kışın, Antalya’da doluluk yaşıyoruz, özellikle dış havuzlarda... Tüm bunların bir­likte olduğu turizmde çeşitlilik gelişiyor. Bu da Avrupa, Rusya ve BDT ülkelerinden daha çok turist çekiyor. İnsanlar deneyim yaşadıkları tatilleri tercih edi­yorlar. Gastronomi de bununla birlikte hareket ediyor. Turiz­min çeşitlendirilmesinde pozi­tif etkisi var.” Erciyes’te kayakla, termal birleşirse konaklama uzar İç Anadolu’da kültür turizmi­nin önemli çekim merkezlerin­den Kapadokya’nın ağırlıklı Çin, Hindistan ve Latin ülkelinden turist çektiğini söyleyen Ulu­sal İktisadi Düşünce Kuruluşu (ULİKAD) Başkanı Ömer Ni­ziplioğlu, bölge potansiyelinin çok büyük olduğunu belirterek, “Senelik yüzde 20-25 arasında artışı var, bunun katlanarak ar­tacağını tahmin ediyoruz” dedi. Kapadokya’da ortalama kalış sü­resinin 1’den 1.8 güne çıktığına işaret eden Niziplioğlu, bu süre­yi artırmak için çalışmalar ya­pıldığını, ancak harcama mik­tarının da istenilen seviyede ol­madığına işaret ederek, “Çünkü turistin harcama yapacağı alan çok kısıtlı. Kaliteli yeme-içme eğlenme ve alış veriş mekanla­rına ihtiyaç var. Ayrıca, termal bölgesi olması özelliğinden de yararlanamıyoruz, bu Erciyes Dağının kayağı ile birleştirilirse konaklama süresi daha da arta­bilir. Konferans için de çok uy­gun bir bölge, kalış süresini ar­tırmak için çeşitlendirmeyiz. Birkaç yıl içinde 10 milyon ziya­retçiye ulaşmak sürpriz olmaz. Çünkü dünyada deniz turizmi için bir çok nokta varken, doğa, tarih ve inanç çok kısıtlı. İleriye dönük potansiyeli yüksek” de­ğerlendirmesi yaptı. “Turist artık deneyime yatırım yapıyor” Turizmci Nihat Tümkaya, ya­bancı turistin uğrak noktala­rından Fethiye’nin güçlü desti­nasyon algısı, fiyat-performans dengesi ve ziyaretçi memnuni­yetiyle otel doluluklarını 2025’te büyük ölçüde koruduğunu söyle­di. Turist tercihinin hizmet kali­tesi, deneyim çeşitliliği ve tatilin sunduğu toplam değer üzerin­den şekillendiğine işaret eden Tümkaya, “Özellikle gastrono­mi, wellbeing ve kişiselleştiril­miş hizmetler, ziyaretçi memnu­niyeti desteğinde öne çıktı. Ko­naklama süresi 6,9 geceden 7,5 geceye yükselirken, kişi başı har­camalarda yaklaşık yüzde 6 arttı. Bu artış, gastronomi, spa, well­being ve özel deneyim paketle­rine ilgiden kaynaklandı. Misa­firler artık yalnızca konaklama değil, anlamlı ve kişiselleştiril­miş deneyimlere yatırım yapı­yor.” Bu yıl İngiltere, Almanya ve Rusya ve iç pazarın önemini ko­ruyacağının altını çizen Tümka­ya, “Son yıllarda ivme kazanan Özbekistan, Polonya, Litvanya, Arnavutluk ve İran gibi yeni pa­zarların 2026’da daha belirgin bir pay alması öngörülüyor. Orta ve Doğu Avrupa’dan gelen ziya­retçiler daha çok doğa ve kültür turizmine ilgi gösterirken, Orta Asya pazarları tarih ve wellness odaklı deneyimlere yöneliyor. Bu pazar çeşitliliği, Fethiye tu­rizmi açısından hem gelir istik­rarı, hem de sürdürülebilir büyü­me sağlıyor.” “Üst gelir grubundan talep yüksek” Turizm Yatırımcısı Yusuf Nar­lı, deneyim turizminin konak­lama sektöründe giderek artan olumlu etkisinin görüldüğünü söyledi. Termalde ozon sauna­sı, tuz odası, masaj, bakım ve te­rapinin yanı sıra, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi turizmde bü­tüncül sağlık hizmetlerine yo­ğun bir ilgi olduğuna işaret eden Narlı, termalin sinir ve sindirim sistemleri ile cilt sağlığına fay­dalarına, sağlıklı kalmak ve bi­reysel bakım da eklenince yaş profilinin 35’e geldiğine işaret etti. Lüks segmentte hizmet ve­ren termal otel sayısının kısıt­lı olduğunu, bu nedenle üst seg­ment gelir grubunda termal ta­lebinin yüksek olduğuna vurgu yapan Narlı, “Çukurova Hava­limanı’na direkt uçuşların art­masının da desteğiyle Mersin’de termal için gelen hem ziyaretçi sayısı, hem de konaklama süre­leri arttı. Konaklama süresinin normal turizme göre, ortalama 2 gün daha uzadı. Özellikle sö­mestr ve bayram dönemlerinde doluluk yüzde 90’ı aşıyor. Yur­tiçinde İstanbul, Adana, Kahra­manmaraş ve Gaziantep gibi pek çok şehirden, yurt dışında ise en çok Ruslar, Avrupalılar ve İskan­dinavyalılar’dan talep geliyor. Termal turizmde yan hizmetler hesaba katıldığında konaklama ve ekstra harcama ortalaması günlük kişi başı 120 dolar seviye­lerinde oluyor. Turizmde geçen yıl ziyaretçi sayısının 64 milyo­na, gelirin ise 65,2 milyar dolara yükselmesi memnuniyet verici. Bu yıl ise 68 milyar dolar gelirin hedeflendiği turizm sektörü, ter­mal ve kış turizminde yakaladığı potansiyel ile bu hedefe önemli bir katkı sunacaktır.”

Antalya ve Dalaman listede: EasyJet’ten 22 yeni uçuş Haber

Antalya ve Dalaman listede: EasyJet’ten 22 yeni uçuş

İngiliz tur operatörü ve bütçeli hava yolu EasyJet, İngiltere’nin kuzeydoğusunda büyümesini hızlandırarak Newcastle Havalimanı’nda yeni bir üs açtı. Şirket, bu yatırımla birlikte bölgedeki kapasitesini geçen yıla göre yüzde 85 artırdı. 2026 yaz sezonunda havayolu, Newcastle çıkışlı olarak haftada 86 uçuşla 22 farklı destinasyona hizmet verecek. Toplamda 800 binden fazla koltuk arzı planlanırken, bu büyümenin özellikle paket tur tarafında faaliyet gösteren easyJet Holidays markasını da desteklemesi bekleniyor. Şu anda Newcastle çıkışlı paket tatillerde en yüksek talep gören destinasyonlar arasında Palma de Mallorca, Alicante ve Rodos öne çıkıyor. Ağ genişledi: Türkiye dahil yeni hatlar açıldı Yeni üs yatırımıyla birlikte EasyJet, Newcastle ağındaki destinasyon sayısını iki katından fazla artırdı. Açılan yeni hatlar arasında Antalya, Korfu, Dalaman, Enfidha, Faro, Lizbon, Malta, Nice, Prag, Reus, Rodos, Roma, Şarm El-Şeyh ve Tenerife yer alıyor. İngiltere genelinde büyüme sürüyor Newcastle, easyJet’in son üç yılda İngiltere’de açtığı üçüncü üs oldu. Şirket daha önce 2024’te Birmingham ve 2025’te Southend’de yeni üsler kurmuştu. Havayolu ayrıca filosunu da genişletmeye devam ediyor. Airbus A320 ailesinden sekiz yeni uçak; Birmingham, Bristol, Manchester, Liverpool, Glasgow ve Newcastle operasyonlarına dahil edildi. 2023’ten bu yana EasyJet’in bölgesel üslerindeki kapasitesi %31 artarken, ağ yapısına 200’den fazla yeni rota eklendi. Şirketin Birleşik Krallık genelindeki toplam kapasitesi ise yıllık 60 milyon koltuğa ulaşarak geçen yıla göre %5 büyüme kaydetti. Rekor yaz sezonu beklentisi EasyJet CEO’su Kenton Jarvis, Newcastle’daki yeni üsle birlikte yolculara daha fazla destinasyon ve uygun fiyatlı seyahat seçeneği sunulduğunu belirtti. Jarvis, bu yatırımın bölgesel bağlantıyı güçlendireceğini ve ekonomik büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Newcastle Havalimanı CEO’su Nick Jones ise easyJet’in yatırımını bölgeye duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olarak nitelendirdi. Jones, 2026 yılında havalimanında 6 milyon yolcuya ulaşılmasının beklendiğini ifade etti. Yeni üs yatırımıyla birlikte EasyJet, hem bölgesel pazarda hem de kısa mesafe uçuş segmentinde büyümesini sürdürerek 2026 yaz sezonunda rekor talep hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.