Hava Durumu

#İletişim

TOURISMJOURNAL - İletişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İletişim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TÜRSAB 2030 turizm hedeflerini açıkladı Haber

TÜRSAB 2030 turizm hedeflerini açıkladı

Antalya'da 6-8 Nisan tarihlerinde ''Eğitim, İletişim ve Dayanışma” mottosuyla gerçekleştirilen 4. TÜRSAB turizm Kongresi’nin son gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sahip olduğu turizm değerleri tanıtılırken gerçekleştirilen sunumlarda yeni tüketici ve turist eğilimleriyle turizmde geleceği şekillendiren trendler konusunda dikkat çekici bilgiler paylaşıldı. Kongre, Türkiye Turizmi Gelecek Vizyonu Sonuç Raporu Sunumu ile son buldu. Kongrenin sonuç raporunu açıklayan TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kongre Koordinatörü Hasan Eker, sunumunda hem ‘TÜRSAB Vizyon Belgesi’ni tartışmaya açtı hem de 2030 yılı turizm hedeflerini açıkladı. TÜRSAB'ın 2030 turizm hedefleri açıklandı Sunumunda “Turizmin geleceği ve geleceğin turizmini turizmciler olarak, turizmin en büyük meslek örgütü olarak cesur, yeni ve bilimsel bakış açılarıyla ele alıp oluşturduğumuz TÜRSAB Vizyon Belgesini tartışmaya açıyoruz” diyen Eker, 2030 yılı TÜRSAB turizm hedeflerine ilişkin ise şu bilgileri verdi: “Dünya sıralamasında turizm gelirlerinde ilk 5 içerisinde olmak. 110 milyar dolar turizm geliri ve kişi başı 1300 dolar ortalamasına ulaşmak. Turizm gelirlerini, ülkenin her köşesinin turizm potansiyelini öne çıkararak şekilde ülke sathına yaymak. İstanbul, Antalya, İzmir, Muğla dışındaki illerin payını yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarmak. Deniz, kum, güneş turizmindeki gelirleri arttırıp, kültür turizmi alt yapısını turizm potansiyeli olan illerimizde geliştirmek, güçlendirmek ve tanıtmak. Ülkemiz turizm algısını kültür turizmi ülkesi olarak güçlendirmek. Kültür amaçlı turist sayısını yüzde 50 arttırmak. Tekrar ziyaret oranını yüzde 20 attırmak.” TÜRSAB Turizm Vizyonu yol haritası olacak TÜRSAB Turizm Vizyonu ilkelerini de açıklayan Eker, gelinen noktada turizmin; sorumlu, koruyucu, adil, sürdürülebilir çevreye saygılı turizm ilkeleri etrafında şekillendiğine dikkat çekti. Hasan Eker, konuşmasında, “Bu vizyonumuzu tartışmaya açıyoruz. Diğer paydaşların da görüşü alınarak, kamunun açıklayacağı resmi turizm vizyonuna tüm turizmcilerin, ilgili paydaşların ve halkımızın sahip çıkması gerekiyor. Rakip ülkeler vizyonlarını açıkladılar. Biz de Türkiye olarak bir an önce vizyonumuzu belirlemeliyiz. Biz TÜRSAB olarak görüşümüzü paylaştık” açıklamasını yaptı. TÜRSAB Turizm Vizyonu’nu şu başlıklar altında oluşturuldu Turizmin ekonomik değerini kalıcı hale getirmek. Turizm faaliyetlerinin ülke sathına yayılmasını, her yörenin turizmden pay almasını sağlamak. Gençler başta olmak üzere her vatandaşın turizm faaliyetlerinden yararlanmasını sağlamak. Turizm faaliyetini gerçekleştiren işletme ve çalışanların bilgi ve yetkinliklerini artırmak. Turizm mesleklerinde eğitimli kuşaklar yetişmesi çalışmalarını desteklemek. Turizm çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarının iyileşmesi için çalışmak. Turizm hizmetlerinin her türlü riske karşı güvenli olması için çalışmak. Turizm sektöründe ortak aklı, yerel iradeyi ve sektörün söz hakkını tesis etmek. Turizm mesleğinin gelişimini ve hizmet kalitesini artırmak. Turist memnuniyeti-halkın memnuniyeti ve turizmcinin memnuniyetini sağlamak. Hasan Eker, amaçlarının sadece daha fazla turist değil, herkes için daha iyi bir turizm olduğunu da sözlerine ekledi. Son gün sunumları 4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin üçüncü ve son gün oturumları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hayata geçirdiği AdaKıbrıs projesinin tanıtım sunumu ile başladı. KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı Turizm Tanıtma ve Pazarlama Dairesi’nden Mine Emiroğlu, “AdaKıbrıs” projesinin detaylarını turizmcilerle paylaştı. KKTC’nin doğal kültürel tarihi zenginliklerini koruyarak özgün modern sürdürülebilir bir turizm anlayışı ile uluslararası ziyaretçilere sunmayı hedeflediklerini kaydeden Mine Emiroğlu, temel amaçlarının turist potansiyellerini daha geniş bir kitleye ulaştırmak olduğunu söyledi. Turizm master planında eko ve agro turizme büyük önem verdiklerini ifade eden Emiroğlu, sürdürülebilir turizm anlayışını benimsediklerini belirtti. “Yerel yaşam kültürünü ön plana çıkaran alternatif ve sorumlu turizm anlayışını” temel aldıklarını söyleyen Emiroğlu, “AdaKıbrıs bizi anlatıyor” sloganı ile tanıtımlarını sürdürdüklerini sözlerine ekledi. Akademisyen Levent Erden “Yeni Tüketici ve Turist Profilini” anlattı 4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin üçüncü gününde Akademisyen Levent Erden “Yeni Tüketici/Yeni Turist” başlığıyla bir sunum gerçekleştirdi. İlk kez savaş arabalarının kullanıldığı Kadeş Savaşından buharlı trenin bulunmasın kadar geçen 3 bin yıllık sürede dünyada hızın hep aynı kaldığına işaret eden Erden, son 100 yılda ise hızın çok büyük bir ivmeyle artığını kaydetti. Erden, “Bu hıza uyamayan trendleri kaçırıyor, hızı yakalayamayan kaybediyor” dedi. 20’nci yüzyılın kitlesel bir dönem olduğunu belirten Levent Erden, 21. yüzyılda ise kitleselliğin bittiğini, “en”lerin ortadan kalktığını ve “çoklu kişilik” döneminin başladığını söyledi. Ekonomiden enerjiye her şeyin inişli çıkışlı bir seyir izlediğini vurgulayan Erden, bu dönemde hayalsizlik ve tatminsizliğin egemen olduğunu ifade etti. Levent Erden: Bundan sonra sürekli değişim olacak Bundan sonra sürekli değişimin hâkim olduğu bir dünyada yaşanılacağına dikkat çeken Levent Erden, yeni alışkanlıkların ortaya çıktığını ve tekilleştirilmiş verinin öneminin arttığını vurguladı. “Müşteri her yerde iz bırakır” diyen Levent Erden, sözlerini şöyle sürdürdü: “Veriyi elde etmek değil işlemek önemli. Veri ile hiper hedeflemeye sahibiz. Hiper daraltılmış hedeflemeler ve ona göre fiyatlama mümkün. İletişim dinlemektir. Tüketiciyi iyi dinlemek gerekiyor. Rekabetçi fark yaratmak için klişelerden kurtulmak gerekiyor. İnteraktif ortamda yapay zekanın olduğu bir dönemde farklı iş birlikleri mümkün. Bugün oyunlar çok yaygınlaşmış durumda. Oyunlar içinde turizm yok. Turizm oyunlarda da olmalı.” İçinde bulunduğumuz çağın “Algoritmokrasi” çağı olduğunu belirten Erden, “Algoritmalar geleceği belirleyecek. Çoklu yetenekli olmak lazım. Sürekli kendini yenilemek önemli. Gerçekçi olup imkansızı istememiz lazım” diye konuştu. Serdar Kuzuloğlu: Günümüzde müşteri, her şeyin merkezinde yer alıyor 4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin son panelinde Trend Avcısı Serdar Kuzuloğlu, geçmişten günümüze teknolojideki değişimleri ve dünyadaki dönüşümleri ele aldı. Turizmin insanların beklentilerinin en çok yükseldiği, kusurlara karşı insanların en tahammülsüz olduğu sektör olduğunu vurgulayan Kuzuloğlu, turizmde öngörülen ve öngörülemeyen çok parametre olduğunu ifade etti. Günümüzde müşterilerin her şeyin merkezinde yer aldığını ve tüketicilerin sınırsız beklentilerle şımartıldığını belirten Kuzuloğlu, “Kusursuzluğu beklediğimiz bir alan turizm. Tarihin hiçbir döneminde müşteri beklentileri bu kadar yüksek olmamıştı. Neyi, nasıl sunduğunuz algıyı, imajı belirliyor. İşlerimizin büyük kısmı algıdan oluşuyor” dedi. Kuzuloğlu: “Teknoloji tek başına bir şey ifade etmiyor” Sunumunu teknolojinin insanların ilk hayatına girdiği dönemden başlatan Serdar Kuzuloğlu ise şu örnekten yola çıktı: “İnsanların hayatına ilk mekanik teknoloji saatlerle girmiş. Sonrasında dikiş makinaları giriyor. O dönem terziler diyor ki; bu bizim işimizi elimizden alacak. Aynı dönemde Karl Marx’ın değerlendirmesi ise dikiş makinesiyle birlikte patronların işçilerin üzerinde tahakkümü artacak şeklinde oluyor. O dönemde Hindistan’da Gandi’nin yorumu da ‘Dikiş makineleri halkı üretken hale getirerek, onları fakirlikten kurtaracak’ oluyor. Aynı dönemde farklı coğrafyalarda söylenen bu üç düşünce de gerçekleşti. Bugüne kadar teknolojinin tüm paternlerinde aynı tartışmaları tekrar tekrar yaşadık. Şimdi yapay zekayla birlikte de aynı tartışmaları yaşıyoruz. Teknoloji en kontrol edeceğiniz ama aynı zamanda en aleyhinize işleyecek şey. Yapay zekâ çağında soru sormayı unuttuk. Her şeyi yapay zekaya emanet etmek çok yanlış. Geri dönülemeyecek riskler yaratabilir çünkü yapay zekâ daha ilk aşamasında. Genel olarak değerlendirildiğinde teknoloji tek başına bir şey ifade etmiyor. İnsan faktörü var, kurum kültürü faktörü var. Çoklu katman söz konusu. Turizm açısından bakıldığında sizin kullandığınız teknoloji beni ilgilendirmiyor. Beni resepsiyondaki insanın davranışları, transferi yapan şoförün ruh hali ilgilendiriyor. Havalimanından çok eğlenceli bir ekiple otele geldim ve moralim yerine geldi. Müşterilerin sizin hangi teknolojiyi kullandığınızı görmemesi gerekiyor.”

Türk turizmcilerden çağrı: “Güvenli limanız" Haber

Türk turizmcilerden çağrı: “Güvenli limanız"

Ortadoğu’da yaşanan gerilim turizm sektörünü de doğrudan etkiliyor. Savaşın yarattığı güven algısı, küresel ölçekte seyahat tercihlerini hızla değiştirirken turistler rotalarını yeniden belirliyor. Özellikle Avrupalı turistlerin daha güvenli gördükleri Batı Akdeniz destinasyonlarına yöneldiği görülürken, artan taleple birlikte İspanya, İtalya ve Fransa’da fiyatlar yükselişe geçti. Buna karşılık Doğu Akdeniz’de talep zayıflıyor. Yabancı basında ise Türkiye, savaşın doğrudan tarafı olmamasına rağmen “bölgesel risk” algısıyla değerlendiriliyor. “Türkiye tehlikeli değil ancak bölgesel risk taşıyor” yorumlarıyla, Ortadoğu’ya yakınlık nedeniyle aynı risk grubunda gösteriliyor. ‘FIRSATÇI DEĞİLİZ, DOĞRU MESAJ VERİYORUZ’ Bu tablo karşısında Türkiye, olumsuz algıyı kırmak için kapsamlı bir iletişim çalışması yürütmeye başladı. Edindiğimiz bilgilere göre, yetkililer bölgedeki hassasiyetin farkında olarak süreci fırsata çevirmeye çalışmadan, Türkiye’nin güvenli bir turizm destinasyonu olduğu mesajını öne çıkarıyor. Sektör temsilcileri, yapılan iptallerin yüzde 95’inin tatilini tamamen iptal etmediğini ve ‘beklemede’ olduğunu vurgularken, güven algısının yeniden oluşması halinde talebin hızla geri döneceğini belirtiyor. İLETİŞİM ATAĞI BAŞLADI Turizm yetkilileri, yabancı basında yer alan olumsuz haberlerin etkisini azaltmak için yoğun bir iletişim trafiği yürütüyor. Uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin güvenli olduğu yönünde algı oluşturulmaya çalışılırken, ülkeye gelen turistlerin “herhangi bir risk yok” mesajını sosyal medya üzerinden paylaşması da bu süreci destekliyor. Yabancı seyahat acentalarıyla da doğrudan temas sürdürülüyor. İSTANBUL KÜRESEL VİTRİNE ÇIKIYOR Bu doğrultuda, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) da iletişim çalışmalarını hızlandırdı. ‘Go Türkiye’ platformu üzerinden başlatılan yeni hamleyle, İstanbul’daki uluslararası etkinlikler küresel ölçekte tanıtılmaya başlandı. Nisan itibarıyla devreye alınan ‘What’s On’ stratejisi kapsamında, şehrin konser ve etkinlik takvimi dünya genelinde milyonlarca kişiye ulaştırılıyor. Andrea Bocelli, Kanye West, Scorpions, Chris Isaak ve Maher Zain gibi isimlerin İstanbul programları öne çıkıyor. TGA Yönetim Kurulu Üyesi ve Akdeniz Bölge Temsilcisi Ece Tonbul, yürütülen çalışmaların etkisine dikkat çekerek, Türkiye’nin güvenli bir destinasyon olduğu ve uluslararası uçuşların kesintisiz sürdüğü yönündeki mesajların hedef pazarlara hızlı şekilde ulaştırıldığını belirtti. Tonbul, uluslararası basın ve dijital kanallar üzerinden yürütülen çalışmalarla 2 milyarın üzerinde erişim sağlandığını ifade etti. Ayrıca yabancı basın mensupları ve içerik üreticilerine yönelik ağırlama programlarının artırıldığı, tur operatörleri ve seyahat acentalarıyla doğrudan temas kurularak güven verici iletişimin sürdürüldüğü aktarıldı. Dijital kanallarda da aktif bir strateji izlendiğini belirten Tonbul, Türkiye’de tatil yapan yabancı ziyaretçilerin deneyimlerinin öne çıkarıldığını, sosyal medya paylaşımlarıyla geniş kitlelere ulaşıldığını ve uluslararası içerik üreticileriyle yapılan işbirlikleri sayesinde Türkiye’nin turizm değerlerinin daha görünür hale getirildiğini söyledi. ‘BAŞKASININ SIKINTISINDAN FAYDA SAĞLAMAYIZ’ AKDENİZ Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu ise turizmciler olarak başka bir ülkenin yaşadığı sıkıntıyı avantaja çevirmeyi doğru bulmadıklarını belirterek, “Mutsuzluk coğrafyasına yakın bir yerdeyiz ancak başkalarının mutsuzluğu üzerine mutluluk kuramayız” dedi. Buna karşın bazı ülkelerin mevcut ortamdan fayda sağladığını ifade eden Kavaloğlu, İspanya, Fransa ve İtalya’da fiyatların yükseldiğini ve bu ülkelerin sezonu güçlü geçireceğini söyledi. Türkiye’nin ise Avrupa basınında savaşın merkezine yakın bir ülke gibi gösterilmesinden rahatsız olduğunu dile getiren Kavaloğlu, sürecin zor olduğunu ancak sektörün dayanışma içinde hareket ettiğini vurguladı. Kavaloğlu, yalnızca Türkiye’de değil küresel turizm hareketliliğinde de bir daralma yaşandığına işaret ederek, Ortadoğu kaynaklı turist akışındaki düşüşün Avrupa destinasyonlarını da etkilediğini söyledi. GELEN TURİST MEMNUN DÖNÜYOR TURİZM sektörünün temsilcileri, nihai belirleyicinin tüketicide oluşan algı olduğuna dikkat çekerken, Türkiye’ye gelen turistlerin büyük bölümünün memnuniyetle ülkelerine döndüğünü vurguluyor. Turistlerin, “Türkiye’nin savaşla bir ilgisi yok” mesajını ülkelerinde paylaşmasının, algının düzelmesinde en kritik unsur olacağı ifade ediliyor.

Bursa turizmi BTSO’da ele alındı Haber

Bursa turizmi BTSO’da ele alındı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Bursa’nın turizm potansiyelini güçlendirecek çalışmalarını sürdürüyor. BTSO 42. Meslek Komitesi (Turizm Seyahat Acenteleri) ile 45. Meslek Komitesi (Konaklama, Spor ve Eğlence Yerleri) iş birliğinde hayata geçirilen Turizm B2B ve Networking Buluşması’nda sektör temsilcileri çok sayıda ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi. BTSO Ana Hizmet Binası’nda dinamik bir formatta düzenlenen etkinlik, katılımcıların yeni iş bağlantıları kurmasına ve mevcut iş ilişkilerini geliştirmesine katkı sağladı. Programa BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Erol Kılıç, Meclis Divan Üyeleri Gülçin Güleç ve Selin Sakder Akyıldız, Turizm Konseyi Başkanı Hasan Eker, Konsey Başkan Yardımcısı Çetin Ceylan ile meclis ve komite üyeleri katıldı. “Turizm sektöründe iletişim güçleniyor” BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Erol Kılıç, toplantının amacının sektör temsilcileri arasında iletişimi güçlendirmek ve iş birliklerini artırmak olduğunu belirterek, “Bu toplantıyla turizm sektöründe iletişimi artırmayı ve daha güçlü ticari ilişkiler kurulmasını hedefliyoruz. Bursa’nın doğası, tarihi, kültürü ve inanç turizmi açısından zenginliğini hepimiz biliyoruz. Aynı zamanda güçlü bir girişimci ruhu var. Bu toplantılarla bu ruhu yeniden canlandırmayı hedefliyoruz. Seyahat acenteleri bu noktada son derece önemli çünkü Bursa’ya gelen misafirlerin rotalarını planlayarak adeta birer elçi görevi üstleniyorlar” dedi. Kılıç, “Seyahat acenteleriyle birlikte konaklama işletmeleri de sürecin en önemli parçalarından biri. Bu toplantıda bu bağı güçlendirmeyi, karşılıklı beklentileri ortaya koymayı amaçlıyoruz. Güçlü bir uyum yakalarsak bu doğrudan misafirlerimize yansıyacak ve kazanan Bursa olacak. Aynı dili konuşmak kadar duygu birliği de önemli. Ne istediğimizi bilerek hareket etmeliyiz” diye konuştu. “Beklentilerin üzerinde bir katılım oldu” BTSO Turizm Konseyi Başkanı Hasan Eker, turizm sektöründe iletişimin belirleyici rol oynadığını vurgulayarak, “İletişim çok önemli, her şey iletişimle başlıyor. Yaptığımız toplantılarda gördük ki acenteci arkadaşlarımızdan otelcileri tanımayan, kamu yöneticilerimizi tanımayanlar var. Turizm sektöründe personel sorunu yaşıyoruz. Bu nedenle gençlerin sektöre kazandırılması büyük önem taşıyor” diye konuştu. TÜRSAB Güney Marmara Bölge Temsil Kurulu Başkanı Engin Balta ise, “Bölgemizde 413 seyahat acentemiz var. Daha önce bir araya gelmemiş, tanışmamış ve iş yapma imkanı bulamamış acenteleri burada buluşturduk. Birbirlerini tanımaları ve ticaret yapmaları için önemli bir fırsat oldu. Çok faydalı bir organizasyondu” dedi. “Bursa turizmini daha ileriye taşıyacağız” Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GÜMTOB) Başkanı Buğra Artıç da, “Bursa’da iyi bir turizm hedefliyorsak acentelerle birlikte tüm paydaşların birbirini tanıması çok önemli. Bugünün güzel sonuçlar doğuracağına inanıyorum” dedi. Bursa’ya gelen turist sayısının artmasında iş birliğinin kritik rol oynadığını vurgulayan Artıç, “Acentelerimiz yoğun bir misafir kitlesi getirecek, otelcilerimiz de onları en iyi şekilde ağırlayacak. Bunu başarabilmemiz için birbirimizi iyi tanımamız gerekiyor. Güçlü ve zayıf yönlerimizi ancak bu şekilde öğrenebiliriz. Bu yüzden bu tür etkinlikler çok kıymetli, bir kereye mahsus değil sürekli yapılmalı. Sektöre yeni girenler, alan değiştirenler oluyor; bu buluşmalar Bursa turizmini daha ileriye taşıyacaktır” ifadelerini kullandı.

Kaan Kavaloğlu: Zorlu bir sürece giriyoruz Haber

Kaan Kavaloğlu: Zorlu bir sürece giriyoruz

Orta Doğu’da tırmanan gerilim, turizmde dengeleri hızla değiştiriyor. Savaşın etkisiyle küresel ölçekte seyahat tercihleri yeniden şekillenirken, turist akışları da güven algısına göre yön değiştiriyor. Avrupalı turistlerin “daha güvenli” gördükleri Batı Akdeniz destinasyonlarına yönelmesi, bu bölgelerde talep ve fiyatları yukarı çekerken; Doğu Akdeniz’de ise talep zayıflıyor. Türkiye de doğrudan çatışmanın tarafı olmamasına rağmen bu dalgadan olumsuz etkilenen destinasyonlar arasında yer alıyor. Hürriyet’ten Salim Uzun’un haberine göre Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu “Sanki savaşın ana kaynağında bir bölgedeymişiz gibi yansıtılıyor. Bu bizi çok rahatsız ediyor. Bu, ticaretin getirdiği şeylerin dışında bir organizasyon. Bunun da farkındayız. İspanya, 1 Mart itibarıyla tüm indirimleri kaldırdı. Onlar bu sene güzel bir sezon geçirecekler. Keza Yunanistan, Fransa, İtalya da öyle.” diye konuştu. Kavaloğlu, “Bizim için zor bir dönem başlıyor. Sezona bir ay geç başlayacağız gibi duruyor. Zor bir nisan ayı geçecek ama mayıs itibarıyla sistemin toparlanacağını düşünüyorum” diyen Kavaloğlu, turizmin barışla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. “Turizm barışın dili. İnşallah bu savaş ortamı bir an önce son bulur” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin turizmdeki konumuna da dikkat çeken Kavaloğlu, “Türkiye, dünya turizmi içinde bir olgu. Biz vazgeçilmeziz. Bunu defalarca kanıtladık. Sadece Antalya’ya 17 milyon, Türkiye geneline 60 milyonun üzerinde turist gelmesi büyük bir birikimin eseri” dedi. Türkiye’nin sektöre geç girmesine rağmen hızlı mesafe kat ettiğini belirten Kavaloğlu, “Avrupalı rakiplerimize göre 20-25 yıl sonra başladık ama 100 metre koşucusu gibiyiz. Türkiyesiz, Antalyasız dünya turizmini konuşmak kolay değil” diye konuştu. Algı yönetimi konusuna da değinen Kavaloğlu, mevcut dönemde daha güçlü bir iletişim gerektiğini söyledi. “Yaptığımız işleri dünya takdir ediyor ama bu süreçte algıyı dengelememiz gerekiyor. Bu konuda TGA çalışıyor. Artık pazarlamada daha sert, daha agresif olmamız gerekiyor” diyen Kavaloğlu, “Bel altından vurulan bir algı yönetimiyle karşı karşıyayız. Buna aynı dirayetle ve aynı sertlikte karşılık vermeliyiz” ifadelerini kullandı.

2026'da Turizm Rüzgarı, Güvenlik ve Kalite Odaklı Esecek Haber

2026'da Turizm Rüzgarı, Güvenlik ve Kalite Odaklı Esecek

POYD Bodrum Temsilcisi ve Doria Hotel Bodrum Genel Müdürü Yiğit Girgin, Türkiye'nin çevresinde bir biri ardına yaşanan savaşların 'Türkiye, turizmde güvenli liman' algısını yaratsa da rehavete kapılmamak gerektiğini söyledi. 2026 yılını sadece savaş ekseninde okumanın eksik olacağını belirten Girgin, asıl belirleyici olanın gerçekçi ve hızlı aksiyon alabilen bir anlayışla Bodrum'daki işletmeler ve turizmi doğru konumlandırmaktan geçtiğini dile getirdi. Krizlerin her zaman fırsat yaratmadığının altını çizen Yiğit Girgin, “Son günlerde Dubai ve çevresindeki gelişmeler üzerinden, bölgedeki jeopolitik gerilimin Türkiye’ye, özellikle de Bodrum gibi destinasyonlara talep kaydırabileceği yönünde yorumlar yapılıyor. Elbette turizmde güvenlik algısı önemlidir ve bazı dönemlerde talep bir destinasyondan diğerine yön değiştirebilir. Ama burada çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü turizm, bir yerin sendelemesiyle diğer yerin otomatik olarak güçlendiği kadar basit bir denklem değildir. Sürecin arz, talep, fiyat ve fayda denkleminde sonuçlarını görüyoruz. Asıl mesele fiyat - kalite denkleminde bitiyor” diye konuştu. RUSLAR PAHALI, AVRUPALI GÜVENLİ BULUYOR Yiğit Girgin, şöyle devam etti: “Konuya Rusya cephesinden baktığımızda Türkiye artık “uygun fiyatlı tatilin değişmez adresi” olarak değil, giderek pahalılaşan bir destinasyon olarak görülüyor, şeklinde sesler yükseliyor. Turizmdays’te aktarılan Rus kaynaklı değerlendirmede, Orta Doğu’daki savaşın yarattığı belirsizlik, artan ulaşım maliyetleri, iç enflasyon, enerji ve işletme giderleriyle birleşince Türkiye paketlerinde ciddi fiyat baskısı oluştuğu belirtiliyor; hatta iki kişilik bir haftalık paketlerin 200 bin rubleden başladığı ifade ediliyor. Avrupa tarafındaki ton ise daha serinkanlı. Bentour Reisen CEO’su Deniz Uğur, Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyılarındaki popüler tatil bölgelerinde herhangi bir kısıtlama olmadığını, operasyonların normal şekilde sürdüğünü ve misafirlerin tatillerine sorunsuz devam ettiğini söylüyor. Bu önemli. Çünkü Avrupa pazarı refleksle değil, güven, istikrar ve operasyon kabiliyetiyle hareket eder. Ayrıca UK online tatil satınalma platformu “on the beach” Ege Bölgesi'ni pozitif duruma getiren açıklamalarda bulundu” TURİZMDE HER KRİZ, GERÇEKTEN FIRSAT MIDIR? Bu dönemi değerlendirirken bazı pazarlarda yön değişimi olabileceğini, doğru anlatılırsa Türkiye'nin bir avantaj elde edebileceğini kaydeden Girgin, “Ama, bu tabloyu “savaş bize yarar” gibi bir cümleyle açıklayamayız. Çünkü Bodrum, Ege ve genel anlamda Türk turizminin yaşadığı hassasiyetin tamamı savaşla ilgili değil. Hatta asıl mesele savaş değil. Asıl mesele; bizim uzun süredir konuştuğumuz ama tam anlamıyla çözemediğimiz başlıklardır. Fiyat-kalite dengesi, destinasyonun ortak bir akılla yönetilememesi, pazarlama dilindeki dağınıklık, sezonu 10-12 aya yayamamak, deneyim ekonomisini doğru okuyamamak. Sosyal medyada oluşan pahalı algısına karşı güçlü bir karşı anlatı kuramamak. En önemlisi de, Bodrum’un sadece tesisleriyle değil, bütüncül destinasyon kimliğiyle anlatılamaması. Bu yüzden Bodrum için artık yeni bir hikâye yazma zamanı derken kastettiğimiz şey tam da budur. Yeni hikâye, pembe bir slogan değildir. Yeni hikâye; doğru ürün, doğru fiyat, doğru hedef pazar, doğru ulaşım, doğru iletişim ve doğru koordinasyon demektir” diye konuştu. ÖNCE KENDİMİZE, SONRA DIŞARIYA BAKALIM Yiğit Girgin son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Turizm huzur sever. Bunu unutmamak gerekir. İnsanlar savaşın olduğu coğrafyaya değil; kendini güvende hissettiği, belirsizlik yaşamadığı, deneyiminden memnun ayrılacağı destinasyonlara yönelir. Eğer biz Bodrum’u ve Türkiye’yi bu dil üzerinden anlatabilirsek, bu süreci en az hasarla geçmekle kalmayız, bazı alanlarda kazanç da sağlayabiliriz. Yapmamız gereken şey krizde durumdan vazife çıkarmamak, rakibi küçümsememek, bahane üretmemek ve aynaya bakmaktan kaçmamak. Ama bunu dışarıdaki krizlere bakarak değil, içerideki hazırlığımızı güçlendirerek yapabiliriz. Önce kendimize, sonra dışarıya bakalım. Gerçek şu ki; bir destinasyon rakibinin problemiyle değil, kendi hazırlığıyla yükselir”

AHİD Kurucu Başkanı Güldal Siğinç’ten 8 Mart Mesajı Haber

AHİD Kurucu Başkanı Güldal Siğinç’ten 8 Mart Mesajı

Kadınların emeği, üretimi ve yaratıcılığıyla dünyayı zenginleştirdiğini belirten Siğinç, Antalya Halkla İlişkiler Derneği olarak kadın gücüyle şekillenen birçok projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Siğinç, iletişim alanının toplumları şekillendiren ve değişimi mümkün kılan güçlü bir alan olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde; emeğiyle, üretimiyle, yaratıcılığıyla dünyayı zenginleştiren tüm kadınların renklerinden oluşan bir tablonun içerisinde yer alan Antalya Halkla İlişkiler Derneği olarak, alanımızda ‘Kadın Gücü’ ile şekillenen pek çok projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. İletişim; toplumu şekillendiren, farkındalık yaratan, birleştiren, pekiştiren ve değişimi mümkün kılan güçlü bir alandır. Bu alanda çalışan kadınlar olarak; yalnızca mesleğimizi icra etmekle kalmıyor, aynı zamanda eşitlik, adalet ve dayanışma kültürünün güçlenmesine de önemli katkılar sağlamak için çabalıyoruz.” Dernek üyelerinin büyük çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu belirten Siğinç, kadınların mesleki gelişimini desteklemenin ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmelerini sağlamanın dernek için büyük önem taşıdığını ifade etti. “Üyelerinin büyük çoğunluğu kadınlardan oluşan bir mesleki dernek olarak; kadınların mesleki gelişimini desteklemeyi, karar alma mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmelerini sağlamayı ve iletişim sektöründe fırsat eşitliğini büyütmeyi çok önemsiyoruz.” Siğinç açıklamasında ayrıca Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı haklara da vurgu yaptı. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınına birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı tanıdığını hatırlatan Siğinç, bu vizyonun kadınların toplumun her alanında var olmasının önünü açtığını belirtti. “Tüm faaliyetlerimizi gerçekleştirirken, her projemizi hayata geçirirken; Türk kadınına dünyanın pek çok ülkesinden çok önce seçme ve seçilme hakkını tanıyan, kadınların toplumun her alanında ve her meslek dalında var olabilmesinin önünü açan, ekonomik özgürlüklerini kazanabilmelerini sağlayan ve bir birey olarak kanun önünde erkeklerle eşit haklara sahip olmalarını mümkün kılan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e minnet ve şükranlarımızı saygıyla ifade ediyoruz.” Siğinç mesajını, iletişim sektöründe ve hayatın her alanında emek veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak tamamladı. “Başta iletişim sektöründe emek veren kadınlar olmak üzere, hayatın her alanında değer üreten tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; eşit, özgür ve adil bir gelecek için birlikte çalışmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.