Hava Durumu

#Hindistan

TOURISMJOURNAL - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tayland turizminde erken yavaşlama sinyali Haber

Tayland turizminde erken yavaşlama sinyali

Rakamların ardında, normal iniş çıkışların ötesine geçen bir baskı yatıyor. İşaretler, bir zamanlar istikrarlı olan büyümenin altında yatan zorlukların artık şekillendiğini gösteriyor. Veriler, mevsimsel bir düşüşün başladığını gösteriyor. Turizm ve Spor Bakanlığı verilerine göre, 13-19 Nisan 2026 haftasında Tayland 464.720 yabancı turisti ağırladı. Önceki yedi güne kıyasla dörtte bir oranında düşüş gösteren bu rakam, geçen yılın rakamlarının da yaklaşık %16 altında kaldı. Haftalık bazda ölçüldüğünde bu seviye, 2024'ten bu yana en düşük üçüncü seviye olarak kaydedildi. Dikkat çeken nokta ise zamanlama; düşüşün normalden çok daha erken başlaması, zira sezon dışı eğilimler genellikle Mayıs sonlarına doğru ortaya çıkar. Bu yıl şimdiye kadar ziyaretçi sayısı 10,8 milyona ulaştı; bu, geçen yılın temposunun %3,34 altında kalarak genel olarak daha az insanın seyahat ettiğini gösteriyor. Yolcu akışları da bu değişimi yansıtıyor; günlük ortalamalar Mart ayındaki 113.099'dan Nisan başlarında 107.308'e düşerek yaklaşık %5,1'lik bir azalma gösterdi. Şimdi ise Nisan ayının 2,29 milyon girişle kapanması bekleniyor; bu da Mart ayına göre %6,6'lık bir düşüş ve bir yıl öncesine göre yaklaşık %10 daha az anlamına geliyor. Piyasada Geniş Kapsamlı Bir Yavaşlama Tek bir bölgeyle sınırlı kalmayan düşüş, Tayland'a giriş sağlayan neredeyse tüm önemli pazarlara yayılıyor. En büyük kaynak olan Çin'den, Nisan ayının ortalarına denk gelen haftada sadece 74.646 yolcu geldi; bu, önceki yedi güne kıyasla %29,9'luk bir düşüş anlamına geliyor. Buna rağmen, Çin'den gelen rakamlar geçen yılın aynı dönemine göre hala %28,8 daha yüksek, ancak büyümenin durakladığına dair işaretler var. Uçaklardaki doluluk oranları keskin bir düşüş göstererek bir hafta öncesine göre %65,3'ten %45,7'ye geriledi, uçuş sıklığı ise bir önceki aya göre %4,3 azaldı. Bölgesel piyasalar benzer baskılarla karşı karşıya: Malezya: 60.850 ziyaretçi (haftalık bazda %-32,8, yıllık bazda %-16,1) Rusya: 30.723 ziyaretçi (%-16,3 haftalık, %-11,6 yıllık) Hindistan: 46.484 ziyaretçi (%-12,8 haftalık, %-1,7 yıllık) Güney Kore: 10.954 ziyaretçi (Haftalık bazda %-31,3, Yıllık bazda %-34,3) Daha geniş küresel bölgelerden gelen yolcu sayısı 241.063'e ulaşarak bir önceki haftaya göre %23,8, geçen yılın aynı dönemine göre ise %25,5 düşüş gösterdi. Düşüşler, Çin ve Güney Kore hariç Kuzeydoğu Asya'da, Malezya hariç ASEAN'da ve Rusya hariç Avrupa'da dikkat çekti. Nisan ayında Avrupa'dan gelen uçuşlar, Mart ayında görülen sadece %2,0'lık düşüşün ardından %20,9'luk ani bir düşüş gösterdi. Mevsimsel Değişimlerin Ötesinde Küresel Baskılar Artıyor Mart ayında Songkran'dan sonra alışılmadık derecede keskin bir düşüş yaşandı ve bu durum mevsimsel değişimlerden daha fazlasına işaret ediyor. Küresel huzursuzluk, özellikle Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle seyahat alışkanlıkları değişiyor. Bu bölgenin ziyaretçi sayısı geçen yıla göre %33,2 azaldı. Avrupa ve Kuzey Amerika'dan gelen ziyaretçi sayısında da düşüş görüldü ve hem aylık hem de yıllık bazda kayıplar yaşandı. Seyahat masrafları sürekli artıyor ve bu da stresi artırıyor. Jet yakıtı pahalılaştıkça bilet fiyatları da yükseliyor; bu da havayollarını ve yolcuları planlarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Önümüzdeki dönemde talebin azalması beklendiğinden, bazı havayolları uçuşları azaltıyor ve zaman çizelgelerini revize ediyor. Yüzeyin altında sessizce bir baskı oluşuyor. Güncellenmiş Tahmin ve Önümüzdeki Zorluklar Ekonomik durgunluğa rağmen, beklentiler aşağı yönlü değişti. Revize edilmiş rakamlar, 2026'da yabancı turist sayısının 31,2 milyon olacağını öngörüyor; bu da önceki tahminlerden %5,4 daha düşük. Ancak 2027'de 33,1 milyona yükselmesi muhtemel görünüyor. Çin'den gelen turist sayısının bu yıl yaklaşık 5,1 milyon olması bekleniyor; bu da geçen yıla göre %16,9'luk bir artış anlamına geliyor, ancak daha önceki %30-40'lık beklentilere yaklaşmıyor. Eğilimler iyileşme gösterse de, erken tahminler artık çok iyimser görünüyor. Küresel koşullardaki küçük değişimler bile hâlâ büyük bir etkiye sahip. Petrolün varil fiyatı 130 doları aşarsa, ziyaretçi sayısı 2026'da 25,2 milyona düşebilir, ardından iki yıl sonra hafifçe artarak 26,7 milyona ulaşabilir; bu da ekonomik dalgalanmaların seyahat trendlerini ne kadar kolay etkilediğini gösteriyor.

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor? Haber

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor?

Uçuş sırasında gerçekleşen doğumlar nadir olsa da akıllarda aynı soruyu bırakıyor: Gökyüzünde dünyaya gelen bir bebek hangi ülkenin vatandaşı sayılır? Sanılanın aksine bu sorunun tek bir cevabı yok; vatandaşlık, doğum anındaki konumdan ebeveynlerin uyruğuna kadar birçok faktöre bağlı olarak değişiyor. Uçuş sırasında doğan bir bebeğin vatandaşlığı nasıl belirleniyor? Dünyada bu konuda tek bir kural yok. Ülkeler genelde iki farklı sistemden birini (ya da ikisini birlikte) uyguluyor: Kan bağı (jus sanguinis): Bebeğin vatandaşlığı anne ya da babaya göre belirlenir. Toprak hakkı (jus soli): Bebek nerede doğduysa o ülkenin vatandaşı olur. Özellikle ABD ve Kanada gibi Amerika kıtasındaki ülkeler, toprak hakkını uygulayan ülkeler arasında. Hangi ülke nasıl bir yol izliyor? Eğer bir bebek ABD hava sahasında doğarsa, jus soli kuralı sayesinde doğrudan ABD vatandaşı olur. Buna ek olarak, ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlı olarak ikinci bir vatandaşlık alma ihtimali de olabilir. Ancak Fransa gibi sadece kan bağı ilkesini uygulayan ülkelerde, hava sahasında doğum yapmak vatandaşlık için yeterli değil. Yani Amerikalı bir ebeveyn, Fransız hava sahasında doğum yapsa bile bebeği Fransız vatandaşı olmaz. Bu durumda bebek, ebeveyninin vatandaşlığını alır. Zaten dünya genelinde en yaygın sistem kan bağı olduğu için, uçakta doğan bebeklerin çoğu ebeveynlerinin vatandaşlığını alır. Çocuğun vatansız kalmasına izin verilmez Diyelim ki annenin resmi bir vatandaşlığı yok ve doğum uluslararası hava sahasında gerçekleşti; bu durum bebeğin vatansız kalma ihtimalini gündeme getirir. Bu gibi durumlarda genellikle çözüm şu şekilde olur: Bebek, uçağın kayıtlı olduğu ülkenin vatandaşlığını alır. Bu uygulama, Birleşmiş Milletler’in özellikle 1961 tarihli Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelerine dayanır. Söz konusu sözleşme, çocukların doğumdan itibaren bir vatandaşlığa sahip olmasını güvence altına almayı amaçlar. Uçuş sırasında doğum yapmak çok nadir görülür Uçakta doğum düşündüğümüzden çok daha nadir gerçekleşiyor. Hatta çoğu havayolu şirketi bu vakaları düzenli olarak takip bile etmiyor. Bunun en büyük nedeni ise şu: pek çok havayolu, hamileliğin ilerleyen dönemlerinde yolcuların uçağa binmesine zaten izin vermiyor. Yapılan araştırmalara göre; 1929 ile 2018 yılları arasında 73 ticari uçuşta 74 bebek dünyaya geldi. Bebeklerden 71'i doğumdan sonra hayatta kaldı, ikisi doğumdan kısa süre sonra öldü ve birinin durumu bilinmiyor. ABD askeri uçağında doğdu ama ABD vatandaşı sayılmadı Air & Space Forces Association’nın 2021 tarihli haberine göre, Taliban kontrolüne giren Afganistan’dan başlayan tahliye uçuşları sırasında bir Afgan kadın ABD’ye ait askeri bir uçakta doğum yaptı. Doğum tam havadayken değil, uçak Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’ne indikten sonra, uçağın içinde gerçekleşti. Ancak bebek ABD vatabdaşı sayılmadı çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre ABD’ye ait bir uçak, ABD hava sahası dışındayken “ABD toprağı” kabul edilmiyor. Uçakta doğdu, Hindistan’a indi: Filipin vatandaşı sayıldı ABS'de yer alan 2016 tarihli bir habere göre; Dubai’den Manila’ya giden Cebu Pacific uçağında seyahat eden hamile bir yolcu, uçuş sırasında aniden doğum yaptı. Bebek dünyaya geldikten sonra pilot, anne ve bebeğin güvenliği için Hindistan’a acil iniş yaptı. Yolcuların da destek olduğu doğumda, bir yolcu bebeğe kıyafet ve gerekli malzemeleri sağladı. Haberin en dikkat çekici kısmı ise vatandaşlık konusu oldu: Bebek teknik olarak Hindistan’da doğmuş sayılmasına rağmen, Filipin pasaportu aldı ve Filipin vatandaşı olarak kaydedildi. Gökyüzünde doğdu ama sonuç değişmedi: İngiliz vatandaşı oldu 1990 yılında British Airways’e ait Gana (Accra) – Londra (Gatwick) seferini yapan uçakta bir kadın doğum yaptı ve bebek, uçuş sırasında dünyaya geldi. Shona Kirsty Yves adı verilen bebek, gökyüzünde doğmasına rağmen herhangi bir “özel” vatandaşlık statüsü kazanmadı. Çünkü İngiltere vatandaşlık sisteminde belirleyici olan doğum yeri değil, ebeveynlerin uyruğu. Shona’nın ailesi İngiliz olduğu için kendisi de doğrudan İngiliz vatandaşı olarak kaydedildi. Doğum yeri ise standart bir şehir yerine resmi kayıtlarda “uçakta doğum” şeklinde geçti ve bazı belgelerde “denizde doğdu” ifadesi kullanıldı. Uçakta doğdu, vatandaşlığı belirsiz: Kararı doğum anındaki konum belirleyecek 7 Nisan 2026'da The Guardian'da yayınlanan bir habere göre; Jamaika’dan New York’a giden bir yolcu uçağında bir kadın doğum yaptı. Anne ve bebek iniş sonrası sağlık ekipleri tarafından kontrol altına alındı. Olay, bebeğin vatandaşlığının ne olacağı tartışmasını gündeme getirdi. Vatandaşlık; ebeveynlerin durumu ve doğum anında uçağın ABD hava sahasında olup olmamasına bağlı. ABD hava sahasında doğum gerçekleştiyse ve yasal koşullar sağlanıyorsa bebek ABD vatandaşı olabiliyor. Henüz uçağın doğum anındaki koordinatları açıklanmadı dolayısıyla bebeğin vatandaşlığı resmen netleşmedi.

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor Haber

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran merkezli savaş, küresel turizm sektöründe pandemi sonrası yakalanan toparlanma ivmesini sekteye uğrattı. UN Tourism verilerine göre 2025’te 1,5 milyarı aşan uluslararası turist sayısı, talebin güçlü kaldığını gösterse de sektörün temel dinamiği artık değişmiş durumda. Sektör için kritik konu artık “kaç kişinin seyahat ettiği” değil, “nereye seyahat ettiği.” Güvenlik algısı ve risk yönetimi, destinasyon tercihinde belirleyici faktör haline geldi. Hava bağlantılarında sistemik kırılma Savaşın ilk etkisi, küresel havacılık ağının en kritik bölgelerinden biri olan Körfez’de hissedildi. Hava sahalarının aniden kapanması, uçuş rotalarının değişmesine ve ciddi operasyonel aksamalara yol açtı. Oxford Economics verilerine göre, krizin ilk 48 saatinde 5 binden fazla uçuş iptal edildi. Küresel yolcu trafiğinin yaklaşık %14’ünü taşıyan Körfez hub’larının devre dışı kalması, Avrupa-Asya bağlantılarında ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Körfez’in turizm liderliği sorgulanıyor Savaş öncesinde Orta Doğu, turizmde güçlü bir büyüme hikayesi yazıyordu. Dubai 2025’te yaklaşık 20 milyon ziyaretçi ağırlarken, Doha 2026 yılı için “Körfez Turizm Başkenti” ilan edilmişti. Ancak turizmin iki temel unsuru olan güvenlik ve erişilebilirlik ciddi şekilde zedelenmiş durumda. Sektörde yaygın kabul gören görüşe göre, algılanan risk çoğu zaman gerçek risk kadar etkili. Bu nedenle çatışma bölgesine doğrudan dahil olmayan destinasyonlar bile talep kaybı yaşayabiliyor. Talep yok olmuyor, yer değiştiriyor Turizm talebi tamamen ortadan kalkmıyor; sadece daha güvenli ve öngörülebilir bölgelere yöneliyor. Bu çerçevede Akdeniz destinasyonları ve Atlantik adaları öne çıkıyor. Özellikle Kanarya Adaları gibi bölgelerde kapasite artışları dikkat çekerken, büyük tur operatörleri Batı Asya pazarındaki operasyonlarını kademeli olarak azaltıyor. Bu değişim, destinasyon tercihinin artık doğal çekicilikten çok jeopolitik istikrar, vize kolaylığı ve hava bağlantılarıyla şekillendiğini ortaya koyuyor. Enerji krizi turizmi dolaylı vuruyor Savaşın ekonomik etkileri de turizm üzerinde baskı oluşturuyor. Jet yakıtı maliyetlerindeki artış, havayollarının operasyonlarını zorlaştırırken, Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler küresel enerji arzını tehdit ediyor. Avrupa’nın önde gelen taşıyıcılarından Lufthansa başta olmak üzere birçok havayolu, yakıt tedariki ve maliyet artışları nedeniyle kriz senaryoları üzerinde çalışıyor. Artan enflasyon ve yaşam maliyetleri de orta vadede turizm talebini baskılayabilecek faktörler arasında gösteriliyor. Havacılıkta güç dengesi değişiyor Batılı havayolları krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. United Airlines ve Delta Air Lines gibi şirketler, uzun menzilli uçuş kapasitelerini artırarak Hindistan, Tayland ve Singapur gibi pazarlara yöneliyor. Ancak yeni hat açmak zaman alırken, Rus hava sahasının kapalı olması ve İran krizi, Avrupa-Asya uçuşlarını tarihin en karmaşık dönemlerinden birine sokmuş durumda. Bu durum, küresel uçuş ağının kalıcı olarak yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası güvenlik arayışları hızlandı Artan riskler karşısında uluslararası iş birlikleri de hız kazanmış durumda. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanması için çok uluslu bir koalisyon kurulması çağrısında bulundu. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin dahil olduğu diplomatik girişimler, küresel ticaret ve turizm akışını korumayı hedefliyor. Ancak sivil altyapıya yönelik riskler, turizm talebini sınırlayan temel unsur olmaya devam ediyor. B2B perspektif: Turizmin coğrafyası yeniden çiziliyor Mevcut tablo, turizm sektörünün yapısal bir dönüşüm sürecine girdiğini gösteriyor. Sektör tamamen daralmaktan ziyade yeniden konumlanıyor. Uzmanlara göre seyahat talebi varlığını sürdürecek ancak yeni dönemde kazanan destinasyonlar; güvenlik, erişilebilirlik ve istikrar sunabilenler olacak. Orta Doğu’daki krizin süresi uzadıkça, küresel turizm haritasındaki bu kaymanın kalıcı hale gelmesi ihtimali güçleniyor.

Savaş Etkisiyle Doğu Seyahatleri Düştü Avrupa Yükselişte Haber

Savaş Etkisiyle Doğu Seyahatleri Düştü Avrupa Yükselişte

Hays Travel’ın sahibi ve başkanı Dame Irene Hays, 17 Mart 2026 sabahı BBC Radio 4’te yayınlanan Today programında, Doğu destinasyonlarına seyahatin tekrar canlanacağı konusunda iyimser bir tablo çizdi. Sunucunun “Beklenen Paskalya rezervasyonlarında ne oldu?” sorusuna yanıt veren Dame Irene, “Beklendiği üzere rezervasyonlar düştü. Dün gece itibarıyla geçen yılın aynı haftasına göre rezervasyonlarımız %9 azalmış durumda. Bu, savaş haberlerinin yeni çıktığı geçen haftaya kıyasla bir iyileşme” dedi. Dame Irene, rezervasyonlarda azalma ve bazı tatilcilerin tatillerini değiştirme veya iptal etme eğiliminin arttığını belirtti. Doğuya Seyahatler Etkilendi “Kapsite sorunları özellikle doğudaki ana hub’larda görülüyor,” diyen Dame Irene, Dubai örneğini verdi: “Dubai günde yaklaşık 200.000 yolcuya hizmet veriyor, bu nedenle Maldivler veya Mauritius gibi doğuya giden transit yolculuklarda kapasite sıkıntısı yaşanıyor.” Buna karşın batı ve Avrupa destinasyonlarında hâlâ “çok fazla mevcut kapasite” bulunduğunu ifade etti. Kısa Mesafe ve Avrupa Popüler “Şu anda kısa mesafe seyahatler öne çıkıyor. Kazanan destinasyonlar İspanya, Portekiz, İtalya ve Malta. Fiyatlar geçen yıla göre yükselmişti ama hâlâ Avrupa genelinde makul fiyatlarla çok sayıda kapasite mevcut.” Kruvaziyerlerin de oldukça popüler olduğunu belirten Dame Irene, bazı kruvaziyer şirketlerinde rezervasyonların geçen hafta arttığını söyledi: “Kruvaziyer hatları güzergahlarını değiştirebiliyor, kara tabanlı resortların sahip olmadığı bir esnekliğe sahip. Şu anda rezervasyonlar Avrupa ve kruvaziyerlerde artıyor.” Doğuya Seyahatin Geleceği Doğuya seyahat imajının uzun vadede zarar görüp görmeyeceğine dair soruya Dame Irene iyimser yaklaştı: “Son 46 yılda kül bulutu, Covid, isyanlar ve savaş gibi birçok zorluktan geçtik. İngiliz halkı seyahat etmeyi seven bir ada milletidir ve yeni yerler görmek ister; batı veya doğu fark etmez. Bana göre bu talepler geri gelecek ve insanlar Maldivler, Mauritius, Hindistan gibi destinasyonlara seyahat etmeyi her zaman isteyecekler. Belki biraz daha temkinli olacaklar ama geri geleceğine inanıyorum.”

Türkiye’den gelen işçi sayısı azaldı, yerini Hindistan aldı Haber

Türkiye’den gelen işçi sayısı azaldı, yerini Hindistan aldı

2026’da en fazla yabancı işçiyi 61,2 bin kişiyle Leningrad bölgesi, 47 bin kişiyle Moskova bölgesi çekecek. Çin uzun süredir ilk sırada yer alırken son yıllarda Hindistan ve Vietnam hızla yükseldi. 2021 ve 2022’de Türkiye de en çok kota verilen ilk üç ülke arasındaydı. Ancak 2023’ten itibaren Hindistan’ın öne geçmesiyle Türkiye ilk üçteki yerini kaybetti. Türkiye’den gelen çalışan sayısı 2020’de 12 bin olarak kaydedildi. 2021’de 15,1 bine, 2022’de 17,1 bine çıktı. 2023 ve 2024’te 20,4 bin seviyesine ulaşan Türkiye, 2025’in ilk üç çeyreğinde 14,7 bine geriledi. Bu dönemde Türkiye’nin payı yüzde 6,5 olarak ölçüldü. Veriler, Türkiye’nin 2021 ve 2022’de ilk üç ülke arasında yer aldığını, ancak sonraki yıllarda Hindistan ve Vietnam’ın yükselişiyle geriye düştüğünü gösteriyor. Hindistan’dan gelenler çoğunlukla terzi, aşçı, şantiye çalışanı ve temizlik personeli olarak görev yapıyor. Ücret beklentileri genelde 50–60 bin ruble seviyesinde kalıyor. Vietnamlı işçiler için bu rakam yaklaşık 80 bin rubleye çıkabiliyor. Uzmanlara göre ücret avantajı ve sözleşmeye bağlı çalışma modeli işverenler için cazip bir unsur oluşturuyor. Uzmanlar Türkiye’nin payındaki gerilemeyi, Rus işverenlerin daha düşük maliyetli iş gücüne yönelmesi ve Asya ülkelerinden gelen aday havuzunun genişlemesiyle açıklıyor. Buna karşılık dil, iklim ve belge süreçleri önemli zorluklar yaratıyor. Yine de tablo, Rusya’da iş gücü dengelerinin değiştiğini ve işverenlerin artık daha geniş bir coğrafyaya baktığını gösteriyor. Ülkelere göre durum: RBC verilerine göre vize zorunlu olan ülkelerden Rusya’ya çalışmak için gelenlerin sayısında son yıllarda belirgin bir artış yaşandı. Çin’den gelenlerin sayısı 2020’de 11,8 bin düzeyindeyken 2024’te 98,3 bine, 2025’in ilk üç çeyreğinde ise 106,7 bine çıktı. Çinlilerin toplam içindeki payı da yüzde 5,8’e ulaştı. Hindistan’dan gelenler 2020’de 1,8 bin seviyesindeyken 2025’in ilk üç çeyreğinde 27,2 bine yükseldi ve payı yüzde 20,5 oldu. Vietnam’dan gelenlerin sayısı 2020’de 2,9 bin iken 2023’te 12,4 bine, 2024’te 12,6 bine çıktı. 2025’in ilk üç çeyreğinde ise 7,9 bin olarak kaydedildi. Bangladeş’ten gelenler 2020’de 0,02 bin düzeyindeyken 2025’in ilk üç çeyreğinde 3,24 bine yükseldi. Küba’dan gelenlerin sayısı ise aynı dönemde 0,05 bin ile 0,23 bin aralığında seyretti.

Hindistan’a Gidenlere Yeni Dijital Varış Kartı Zorunluluğu Haber

Hindistan’a Gidenlere Yeni Dijital Varış Kartı Zorunluluğu

Hindistan'a seyahat etmeyi planlayanlar için yeni şartlar yürürlüğe giriyor. Ülkeye gelen uluslararası ziyaretçilerin artık sınıra varmadan önce çevrimiçi bir form aracılığıyla kişisel bilgilerini sunmaları gerekecek. Buna tatilciler, iş amaçlı seyahat edenler, öğrenciler, konferans katılımcıları ve tıbbi tedavi amacıyla gelenler de dahil. Yetkililer, yeni sistemin Hindistan'ı ziyaret etmeyi daha sorunsuz bir süreç haline getireceğini ve havalimanındaki göçmenlik bankolarında bekleme süresini azaltacağını düşünüyor. Dijital varış kartı sistemi 1 Ekim itibarıyla, Hindistan'a seyahat edenlerin varıştan önce ziyaretlerini kaydettirmek için yeni çevrimiçi e-Varış Kartı formunu kullanmaları gerekiyor. Bu uygulana, ziyaretçilerin ülkeye vardıklarında fiziksel bir karaya çıkış kartı doldurdukları önceki sistemin yerine getirildi. Bu işlemler genellikle uçakta ya da havaalanının göçmenlik salonunda tamamlanıyordu. Hindistan Göçmen Bürosu, sürecin dijitalleştirilmesinin "göçmenlik işlemlerini kolaylaştırmayı ve yolcuların rahatını arttırmayı" amaçladığını söyledi. Kartlar nasıl doldurulacak? Tüm yabancı uyrukluların özel portal üzerinden bir e-Varış Kartı göndermeleri gerekiyor. Bu işlem varıştan önceki 72 saat içinde tamamlanmalı. Seyahat edenlerden pasaport numarası, uyruk, ziyaret amacı (turist, iş, sağlık ve eğitim seçeneklerini içeren açılır menü), Hindistan'daki adres, kalış süresi ve son altı gün içinde ziyaret edilen ülkeler dahil olmak üzere kişisel ve seyahat bilgilerini vermeleri istenecek. Başvuru için herhangi bir belge yüklenmesi gerekmiyor. Formu gönderdikten sonra bir onay e-postası alıyorsunuz. Yetkililer, e-Varış Kartı'nın dijital bir kopyasının yeterli olduğunu söylemekle birlikte, ziyaretçilerin "denetim sırasında kolaylık sağlamak için" basılı bir versiyona sahip olmalarını tavsiye ediyor. Hindistan vatandaşları ve Denizaşırı Hindistan Vatandaşı (OCI) kart sahiplerinin e-Varış Kartı doldurmaları gerekmiyor.

IndiGo Ve Türk Hava Yolları Arasındaki Anlaşma 6 Ay Uzatıldı Haber

IndiGo Ve Türk Hava Yolları Arasındaki Anlaşma 6 Ay Uzatıldı

Hindistan ile Pakistan arasında mayıs ayında yaşanan 4 günlük çatışmalara rağmen, Yeni Delhi Hükümeti’nin Ankara’ya karşı olumsuz tepkisi hâlâ devam ediyor. HİNT YÖNETİMİ GERİ ADIM ATTI Türk şirketlere karşı gayri resmi ambargo ve yaptırım kararı alan Hindistan yönetiminin hedefindeki şirketlerden biri de Türk Hava Yolları (THY) olmuştu. THY ile ülkenin en önemli havacılık şirketlerinden IndiGo arasındaki işbirliğinin sonlandırılması için büyük baskı oluşmuştu. Hintli IndiGo, gelen baskılardan dolayı THY ile uçak kiralama anlaşmasını sonlandıracağını duyurmuştu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayınca Hindistan Yönetimi geri adım attı ve anlaşmayı 6 ay uzatmak zorunda kaldı. INDIGO VE THY ARASINDAKİ KİRALAMA ANLAŞMASI UZATILDI Hindistan'ın havacılık düzenleyicisi Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (DGCA), IndiGo'ya, Türk Hava Yolları'ndan iki Boeing 777-300 ER uçağını 6 ay daha işletmek için onay verdi. Hindistan'ın düşük maliyetli en büyük havayolu operatörü IndiGo, düzenleyici kurumun koşullarına bağlı olarak Türk Hava Yolları ile kiralama anlaşmasının uzatıldığını duyurdu. Şirketten yapılan resmi açıklamada, "IndiGo'nun, düzenleyici kurum tarafından belirlenen koşullara tabi olarak, Türk Hava Yolları ile kiralama anlaşmasının uzatılması talebinin kabul edildiğini onaylıyoruz" denildi. IndiGo'nun Türk Hava Yolları ile olan uzatılmış kira sözleşmesi 28 Şubat 2026 tarihinde sona erecek. AIR INDIA İSTEDİ, HÜKÜMET KABUL ETTİ Türk Hava Yolları, 2023 yılından bu yana IndiGo'ya pilotları ve mürettebatıyla birlikte iki adet geniş gövdeli Boeing 777 uçağı kiralamıştı. Ancak mayıs ayında yaşanan gerginliklerle birlikte Air India, IndiGo-THY işbirliği için şikayette bulunmuştu. Hindistan’ın bayrak taşıyıcı havayolu Air India, rakibi IndiGo’nun THY ile yaptığı uçak kiralama anlaşmasının Hindistanlı yetkililer tarafından durdurulması için girişimlerde bulunmuştu. İşbirliğinin hem ticari olarak Hindistan’a zarar verdiğini hem de Türkiye’nin Pakistan’a verdiği destek nedeniyle güvenlik riski oluşturduğunu kaydetmişti. Ardından Hindistan makamları Air India’nın talebiyle bu anlaşmayı bu ayın sonunda sonlandırma kararı almıştı. Ancak yapılan başvurulardan sonra Hint makamları anlaşmayı uzattı. IndiGo, yaptığı açıklamada, “Bu onay kritik bir zamanda geldi ve jeopolitik kısıtlamalar nedeniyle Hint havacılığının uğradığı kayıpları azaltmaya yardımcı olacak ve yoğun seyahat sezonunda İstanbul ve ötesindeki noktalara kesintisiz ve doğrudan bağlantı sağlayarak Hintli yolculara büyük fayda sağlayacak" bilgisini verdi. INDIGO: ANLAŞMA İSTİKRARIMIZI SAĞLAYACAK IndiGo ayrıca, söz konusu uzatmanın havayolu operatörünün sektördeki uluslararası seyahatlere yönelik artan talebe daha iyi hizmet verebilmesini sağlayacak şekilde operasyonlarda çok ihtiyaç duyulan süreklilik ve istikrarı sağlayacağını belirtti. Haziran ayında Air India’ya ait bir yolcu uçağının düşmesi ve 260 kişinin hayatını kaybetmesi, Hint havacılık sektörüne olumsuz yansıdı. Bu olumsuz süreç, IndiGo'nun ilk çeyrek gelir büyümesini de olumsuz etkiledi, büyümesi yavaşladı. Hint medyasına göre, IndiGo'nun THY ile işbirliğini uzatması şirkete destek olacak.

Hindistan Ve Çin 5 Yıl Sonra Direkt Uçuş Ve Ticarette Anlaştı Haber

Hindistan Ve Çin 5 Yıl Sonra Direkt Uçuş Ve Ticarette Anlaştı

Hindistan ve Çin, 2020’de yaşanan sınır çatışmalarının ardından 5 yıl aradan sonra direkt uçuşları ve sınır ticaretini yeniden başlatma konusunda mutabık kaldı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, resmi ziyaret kapsamında geldiği Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de Hindistan Ulusal Güvenlik (NSA) Danışmanı Ajit Doval ile bir araya geldi. Wang ve Doval, iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığı üzerine 24. tur görüşmeyi gerçekleştirdi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, görüşmede her iki ülkenin Himalaya sınırına yığdığı askerlerin geri çekilmesi, sınırların belirlenmesi ve sınır meseleleri ile ilgili konuların ele alındığı belirtildi. Açıklamada, 5 yıl aradan sonra doğrudan uçuşlar ile sınır ticaretinin yeniden başlatılması, yatırımların artırılması ve vize işlemlerinin kolaylaştırılması konusunda mutabık kalındığı ifade edildi. Hindistan ve Çin, sınır anlaşmazlığı konusunda gelecek yıl Çin'de tekrar bir araya gelme konusunda anlaştığını açıkladı. İki ülke arasındaki doğrudan uçuşlar 2020'deki Covid-19 pandemisinden bu yana askıya alınmıştı. Uçuşların yeniden başlayacağı gün için ise herhangi bir tarih verilmedi. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise Wang'ın Doval'a "Çin-Hindistan ilişkilerinin istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde gelişmesinin iki ülke halkının temel çıkarına olduğunu" söylediği belirtilerek, Wang’ın iki ülkenin diyalog yoluyla karşılıklı güveni arttırması ve iş birliğini genişletmesi gerektiğini ifade ettiği aktarıldı. Wang, Hindistan Başbakanı Modi ile bir araya geldi Wang, temasları kapsamında ayrıca Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile de bir araya geldi. Modi, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Hindistan ve Çin arasındaki istikrarlı, öngörülebilir, yapıcı bağlar hem bölgesel hem de küresel barış ve refaha önemli ölçüde katkıda bulunacaktır" dedi. Öte yandan, Modi'nin bu ayın sonunda Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesine katılmak üzere Çin'e gitmesi planlanıyor. Modi, zirveye katılması halinde 7 yıldan uzun bir süredir ilk kez Çin’i ziyaret etmiş olacak. Çin ve Hindistan arasındaki Himalaya Sıradağları taraflar arasında yıllardır sınır anlaşmazlığına neden olurken, taraflar arasında sınırlar konusunda en son 2020'de gerilim artmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.