Hava Durumu

#Gelir İdaresi

TOURISMJOURNAL - Gelir İdaresi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gelir İdaresi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Danıştay’dan turistik kiralamalara vergi kararı Haber

Danıştay’dan turistik kiralamalara vergi kararı

Danıştay, Airbnb veya benzer yöntemlerle evini kiraya verenler için önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, bu yöntemlerle elde edilen gelirinin Gayrimenkul Sermaye İradı olarak vergilendirileceğini, ticari kazanç olarak değerlendirilemeyeceğini yani gelir vergisini, geçici vergi, KDV ve konaklama vergisine tabi olmayacağı sonucuna vardı, yürütmeyi durdurdu. Maliye, evini kiraya veren binlerce kişiye geriye dönük vergi mükellefiyeti tesis ederek, vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, geçici vergi ve KDV tarhiyatları yaptı. Uzun süredir Danıştay tarafından da incelenen bu durumda son karar verildi. Yüksek Mahkeme, “Taşınmazların günlük, haftalık veya aylık olarak kiraya verilmesi, elde edilen kazancın gayrimenkul sermaye iradi niteliğini değiştirmeyeceği, ticari organizasyon dahilinde yapılmadığından konaklama tesisi olarak nitelendirilemeyeceği ve konaklama vergisine de tabi olmadığı” kararına vardı. Danıştay, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın vergi oluşturan kararı için yürütmeyi durdurdu. Yeminli Mali Müşavir Abdullah Tolu, konuyu şu şekilde açıkladı: Konu, "Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi" alınarak yapılan konut kiralamalarından elde edilecek kazançların ticari kazanç olarak gelir vergisi ve KDV’ye mi yoksa gayrimenkul sermaye iradı olarak sadece gelir vergisine mi tabi tutulacağı ile ilgili. Maliye, tüm il Defterdarlıklarına gönderdiği Genel Yazısı’nda, “Konutların turizm amaçlı kısa süreli olarak kiraya verilmesi için ilgili Bakanlığa müracaat edilerek izin belgesi alınmasının ticari kazancın tespitinde aranılan devamlılık kastı ve bir organizasyonun varlığına karine teşkil ettiğini, kiralama yapılıp yapılmadığına veya gelir elde edilip edilmediğine bakılmaksızın "Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi" alınarak yapılan konut kiralamalarının ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi, bu kapsamda elde edilecek kazançların ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiğini, belge sahipleri adına izin belgesinin düzenlendiği tarih itibariyle ticari kazanç yönünden mükellefiyet tesis edilmesi, ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca düzenlenen "Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi" alan konutlarda verilen hizmetlerin ticari faaliyet kapsamında KDV’ye tabi olduğu ve genel oranda (yüzde 20) KDV hesaplanması gerektiğini” açıkladı Maliye, bu genel yazıya istinaden "Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi" alarak konutlarını kiraya veren ancak ticari kazanç mükellefiyeti açtırmayıp gelir vergisi, geçici vergi ve KDV beyannamesi vermeyen ve ödemeyen binlerce kişiye geriye dönük vergi mükellefiyeti tesis ederek, vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, geçici vergi ve KDV tarhiyatları yaptı. Danıştay 3 ve 7. Daireleri, Danıştay VDDK’nın istediği müşterek kararı verdi Konutların turizm amaçlı kiraya verilmesi faaliyetinin ticari nitelikte olduğunun kabul edilmesi, bu faaliyetten elde edilen gelirin ticari kazanç olarak değerlendirilebilmesi ve bu kapsamda ilgililer adına mükellefiyet tesis edilebilmesi için kiralamanın otel, apart veya pansiyon işletmeciliği gibi ticari bir organizasyon dahilinde yapılması ve kahvaltı, yemek, ütü, günlük temizlik gibi bir takım hizmetleri de içermesi gerekmektedir. Yukarıda aktarılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, bir ticari organizasyon dahilinde olmaksızın sadece daha fazla gelir elde etmek amacıyla taşınmazların günlük, haftalık veya aylık olarak kiraya verilmesi, elde edilen kazancın gayrimenkul sermaye iradi niteliğini değiştirmeyeceği, ticari organizasyon dahilinde yapılmadığından konaklama tesisi olarak nitelendirilemeyeceği ve konaklama vergisine de tabi olmadığı anlaşıldığından, dava konusu genel yazıda hukuka uygunluk bulunmadığı ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğmasına yol açabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, davacının YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİNİN KABULÜNE, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 24/01/2025 tarih ve 7877 sayılı Genel Yazısı’nın YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA karar verildi.”

TBMM’den karar: %40+ ortopedik engellilere ÖTV’siz araç hakkı Haber

TBMM’den karar: %40+ ortopedik engellilere ÖTV’siz araç hakkı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, engelli bireylerin ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) muafiyetiyle araç alımına ilişkin düzenlemeyi perşembe günü kabul etti. Kabul edilen değişiklikle birlikte, ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamayan ve engel oranı yüzde 40 ve üzerinde olan bireyler de belirli koşulları sağlamaları halinde ÖTV'siz araç alım hakkından yararlanabilecek. TBMM Genel Kurulu'nda Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kapsamında üç madde daha kabul edildi ve kanuna yeni bir madde eklendi. Kabul edilen düzenlemeyle, Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda değişikliğe gidildi. Buna göre engel oranı yüzde 40 ve üzerinde olan, ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamayacağına karar verilen bireyler, kanun kapsamındaki taşıtları ilk alımda 10 yılda bir kez olmak üzere ÖTV muafiyetiyle satın alabilecek. Düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda ekonomiye ilişkin hükümler de içeren kanun teklifinin görüşmeleri sırasında kabul edildi. Genel Kurul'da verilen önergeyle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda teklife yeni bir madde eklendi. Böylece daha önce tartışma konusu olan bir alan için yeni yasal çerçeve oluşturulmuş oldu. Yapılan değişiklikle Özel Tüketim Vergisi Kanunu kapsamındaki taşıtların ilk alımında, ilgili şartları taşıyan kişilere 10 yılda bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV istisnası uygulanacak. Bu hak, özellikle ortopedik engeli bulunmasına rağmen engeli nedeniyle sürücü belgesi alamadığı için mevcut uygulamadan yararlanamayan kişileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Türkiye'de halihazırda yüzde 90 ve üzeri engellilik oranına sahip bireyler, belirlenen fiyat sınırları dahilinde ÖTV ödemeden araç satın alabiliyor. Daha düşük engellilik oranlarında ise araçta özel tertibat şartı aranıyor. Yeni düzenleme, bu çerçeveyi değiştirerek, ortopedik engeli nedeniyle ehliyet alamayan yüzde 40 ve üzeri engelli bireylerin de muafiyet kapsamına alınmasını öngörüyor. Önceki uygulamada motor silindir hacmi de belirleyici kriterler arasında yer alırken, yeni çerçevede araçların vergiler dahil satış bedeli ile yerlilik oranı esas alınıyor. 2 milyon 873 bin 900 lira altındaki araçlar ÖTV ve MTV muafiyetiyle satın alınabilecek araçlara ilişkin mali sınırlar da geçerliliğini koruyor. Buna göre 1 Ocak 2026 itibarıyla bu kapsamda alınabilecek otomobillerin, motor silindir hacmine bakılmaksızın vergiler dahil toplam satış bedelinin 2 milyon 873 bin 900 liranın altında olması gerekiyor. Düzenleme kapsamında satın alınan araçların belirli bir süre boyunca satılamaması da mevcut sistemin önemli unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Bu süre dolmadan satış yapılması halinde, muafiyet kapsamında ödenmeyen ÖTV'nin tahsil edilmesi söz konusu olabiliyor. Bu nedenle araç alımında hak sahiplerinin yalnızca fiyat ve model kriterlerini değil, satış kısıtlamalarını da dikkate alması gerekiyor. 'Yerlilik' şartı Son düzenlemeyle birlikte ÖTV'siz araç satışlarında, aracın en az yüzde 40 yerlilik şartını karşılaması da aranıyor. Yerlilik oranı şartı ve fiyat sınırı nedeniyle ÖTV muafiyeti kapsamında alınabilecek model sayısı da belirli araçlarla sınırlı kalıyor. Başta yerli araç Togg olmak üzere, Türkiye'de montajı yapılan markalardan olan Fiat, Renault, Toyota, Hyundai gibi markaların ekonomik modelleri bu araçlar arasında yer alıyor. Emeklilere ÖTV'siz araç hakkı geliyor mu? Bazı haberlerde emeklilere yönelik ÖTV'siz araç düzenlemesinin yasalaştığı öne sürülse de, teklif henüz Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilmiş değil. CHP Kocaeli Milletvekili Kamil Durmaz tarafından hazırlanan teklif, 27 Şubat'ta TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Bu nedenle söz konusu düzenleme şu aşamada yürürlüğe girmiş değil. Teklifin yasalaşabilmesi için önce Genel Kurul'da kabul edilmesi, ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi gerekiyor. Teklifin kabul edilmesi halinde ise düzenleme tüm emeklileri kapsamayacak. Teklif metninde yer alan çerçeve, belirli statüdeki hak sahipleriyle sınırlı tutuluyor. Buna göre teklif, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamındaki esnaf ve sanatkârlar ile Bağ-Kur kapsamında yaşlılık aylığı alanları kapsıyor. Teklif metninde kapsam, tüm emekliler yerine bu gruplarla sınırlandırılıyor. Teklif kabul edilirse başvuru şartları nasıl olacak? Teklife göre bu hakkın, emeklilik tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanılması öngörülüyor. Düzenlemeden yararlanabilecek kişiler için bu imkânın bir defaya mahsus tanınması planlanıyor. Alınacak aracın binek otomobil olması, ticari araçların ise kapsam dışında tutulması öngörülüyor. Ayrıca ÖTV'siz alınan aracın satın alma tarihinden itibaren beş yıl boyunca satılamaması, devredilememesi ya da üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunulamaması planlanıyor. Bu süre dolmadan aracın elden çıkarılması halinde, ödenmeyen ÖTV'nin gecikme faiziyle birlikte tahsil edilmesi gündeme gelebilecek. Ayrıca teklifte, deprem, sel, kaza ya da yangın gibi nedenlerle aracın kullanılamaz hale gelmesi durumunda yeniden hak tanınabileceği belirtiliyor. Teklif, 2 Mart 2026 itibarıyla TBMM'de üç ayrı komisyonda bekliyor. Esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edilen teklif, tali komisyon olarak ise Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'nda bulunuyor. Önceki uygulamada şartlar nasıldı? ÖTV’siz araç alımında önceki uygulama daha dar bir çerçeveye dayanıyordu. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın rehberine göre, engellilik oranı yüzde 90 ve üzeri olanlar belirlenen parasal sınır içindeki araçları ÖTV istisnasıyla alabiliyordu. Engel oranı yüzde 90’ın altında kalanlar için ise istisna, kişinin engeline uygun hareket ettirici özel tertibatlı araç alması ve buna ilişkin sağlık kurulu raporu ile diğer teknik şartları karşılaması halinde uygulanıyordu. Bu araçlar için istisnadan yararlananlar da aracı belirli süre dolmadan sattığında ödenmeyen vergiyle karşı karşıya kalabiliyordu. Eski sistemde teknik ölçütler de daha belirgindi. Önceki rehberlerde, binek otomobiller için motor silindir hacmi sınırı önemli bir kriter olarak yer alırken, yeni çerçevede bu yaklaşım büyük ölçüde terk edildi. Gelir İdaresi’nin 2025 rehberi ve 2025 faaliyet raporunda, istisna kapsamındaki araçlarda motor hacminden çok vergiler dahil bedel sınırı, yerli katkı oranı ve yararlanma süresinin öne çıktığı görülüyor. Buna göre son dönemde yapılan değişikliklerle istisnada beş yıllık süre 10 yıla çıkarılırken, araçlarda en az yüzde 40 yerli katkı şartı da getirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.