Hava Durumu

#Finans

TOURISMJOURNAL - Finans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finans haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2026’da yapay zekâ atağı: Avrupa için alarm mı? Haber

2026’da yapay zekâ atağı: Avrupa için alarm mı?

Son haftalarda birçok büyük teknoloji şirketi finansal sonuçlarını açıklarken, 2026 yılı için yapmayı planladıkları harcamalara dair tahminlerini de paylaştı. Analist projeksiyonlarına göre en dikkat çekici veri, yapay zekâ altyapısına yönelik sermaye harcamalarının (CapEx) toplamda 700 milyar doların (yaklaşık 590 milyar euro) üzerine çıkacak olması. Bu rakam, Uluslararası Para Fonu tahminlerine göre 2025 yılında İsveç’in nominal gayrisafi yurt içi hasılasından bile daha yüksek. Ayrıca ABD Yarı İletken Endüstrisi Birliği, küresel çip satışlarının bu yıl ilk kez 1 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. JPMorgan Chase ve McKinsey & Company gibi finans ve danışmanlık devleri ise yapay zekâya yönelik toplam sermaye harcamalarının 2030 yılına kadar 5 trilyon doları aşacağını tahmin ediyor. Sermaye harcaması (CapEx), şirketlerin bina, ekipman ve teknoloji gibi uzun vadeli varlıklar için yaptığı yatırımları ifade ediyor. Bu harcamalar şirketlerin uzun vadeli büyüme kapasitesi ve operasyonel gücünün önemli göstergelerinden biri olarak görülüyor. 2025 yılında büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ için yaklaşık 400 milyar dolar harcadığı tahmin edilirken, 2026’da bu yatırımların keskin biçimde artması sektörde yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor. Jensen Huang, bu süreci “insanlık tarihindeki en büyük altyapı yatırımı” olarak tanımlıyor. Yapay zekâ yarışında dev harcamalar 2026’da en yüksek yatırım planı açıklayan şirket Amazon oldu. Şirketin yaklaşık 200 milyar dolarlık yapay zekâ altyapı harcaması planladığı açıklandı. Bu rakam, IMF tahminlerine göre Baltık ülkelerinin toplam ekonomik büyüklüğünü geride bırakıyor. Alphabet 185 milyar dolar, Microsoft 145 milyar dolar ve Meta 135 milyar dolar yatırım planlıyor. Oracle da 2026 yatırım hedefini 50 milyar dolara yükseltti. Tesla ise yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım planıyla robotaksi filosunu büyütmeyi ve Optimus adlı insansı robot projesini geliştirmeyi hedefliyor. Şirketin kurucusu Elon Musk’ın bir diğer şirketi xAI de 2026’da en az 30 milyar dolar yatırım yapacak. xAI, ABD’nin Mississippi eyaletinde MACROHARDRR isimli 20 milyar dolarlık veri merkezi kurmayı planlıyor. Ayrıca şirket, Tennessee eyaletindeki Colossus veri merkezi kümesini genişletmeyi hedefliyor. Musk bu sistemi dünyanın en büyük yapay zekâ süper bilgisayarı olarak tanımlıyor. xAI’nin, bu ay başında SpaceX tarafından satın alınmasıyla oluşan birleşik şirketin değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı belirtiliyor. Musk, uzun vadede yapay zekâ, roket teknolojisi ve uydu internetini birleştiren “entegre inovasyon motoru” kurmayı hedeflediklerini ve uzay tabanlı veri merkezleri planladıklarını söyledi. Apple farklı strateji izliyor Apple, diğer teknoloji devlerine kıyasla yalnızca 13 milyar dolarlık yatırım planıyla geride kaldı. Ancak şirket, geçtiğimiz ay Google ile yapay zekâ iş birliği anlaşması imzaladı. Bu ortaklık kapsamında Gemini yapay zekâ modellerinin Apple Intelligence platformuna entegre edilmesi ve Siri’nin yeniden yapılandırılması hedefleniyor. Bu durum Apple’ın yapay zekâ yatırımlarının bir bölümünü dış kaynak kullanımıyla gerçekleştirdiği şeklinde yorumlanıyor. Nvidia büyük kazanan olabilir Nvidia, yapay zekâ çipleri üretimi nedeniyle yatırımların en büyük kazananlarından biri olarak görülüyor. Huang, veri merkezlerinin her gigawatt kapasitesinin 50 ila 60 milyar dolar maliyet oluşturduğunu ve bunun yaklaşık 35 milyar dolarının Nvidia donanımına gittiğini ifade etti. Dev harcamalar endişe yaratıyor Wall Street yatırımcıları, yapay zekâ yatırımlarının büyüklüğüne temkinli yaklaşıyor. Analistlere göre bu yatırımların geri dönüşünün kanıtlanması gerekiyor. Morgan Stanley, teknoloji devlerinin 2026’da yaklaşık 400 milyar dolar borçlanacağını öngörüyor. Bu durum ABD şirket tahvil ihracının rekor seviyeye ulaşmasına yol açabilir. Bazı uzmanlar ise yapay zekâ yatırımlarının balon riski taşıdığı görüşünde. 2008 finans krizini önceden tahmin eden yatırımcı Michael Burry, mevcut yapay zekâ harcamalarının sürdürülemez olabileceğini savundu. Avrupa rekabette zorlanıyor ABD merkezli şirketler tek bir yılda yaklaşık 600 milyar euro yatırım yaparken, Avrupa Birliği’nin koordineli yatırımları bu seviyelerin oldukça altında kalıyor. AB’nin yapay zekâ fabrikaları ve AI Continent Action Plan girişimleri bulunuyor. Ancak Avrupa’nın egemen bulut veri altyapısına yönelik toplam harcamalarının 2026’da yalnızca 10,6 milyar euroya ulaşacağı tahmin ediliyor. Fransız yapay zekâ şirketi Mistral AI, Avrupa’nın bu alandaki en önemli girişimlerinden biri olarak görülüyor. Şirket 2026 için 1 milyar euroluk yatırım planladı ve İsveç’in Borlänge kentinde veri merkezi kuracağını açıkladı. Şirket CEO’su Arthur Mensch, ABD şirketlerinin her yıl yeni bir Apollo programı büyüklüğünde yatırım yaptığını belirterek, Avrupa’nın yalnızca düzenlemelerle teknoloji üstünlüğü kuramayacağını söyledi.

TIF 2026, İstanbul’da Turizm Yatırımlarını Buluşturacak Haber

TIF 2026, İstanbul’da Turizm Yatırımlarını Buluşturacak

Turizm yatırımlarının en önemli uluslararası platformlarından biri olan Tourism Investment Forum (Turizm Yatırım Forumu) – TIF 2026, 10–11 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul'daki Four Seasons Hotel Bosphorus'ta düzenlenecek. Forum, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi'nin (WTTC) üyesi olan Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği'nin (TTYD) ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. İlk kez 2020 yılında düzenlenen Turizm Yatırım Forumu'ndan bu yana Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin desteğini alan organizasyon, 2026 yılında ise ilk kez Türkiye İş Bankası'nın ana sponsorluğunda hayata geçirilecek. TIF 2026, küresel turizm sektörünün önde gelen yatırımcılarını, finans kuruluşlarını ve karar vericilerini İstanbul'da buluşturacak. Kapsamı, yarattığı etki ve katılımcı profiliyle Türk ve dünya turizmi açısından önemli bir referans noktası haline gelen forumda, iki gün boyunca yaklaşık 30 oturum düzenlenecek. Etkinlikte 100'ün üzerinde konuşmacı ve 1.500'ü aşkın üst düzey katılımcının yer alması bekleniyor. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) raporlarına göre 2025 yılında 11,7 trilyon dolara ulaşan ve 2035'te 16,5 trilyon dolara çıkması beklenen küresel turizm ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getirecek olan TIF 2026, yatırımcılar, bankalar, fonlar, küresel otel markaları, uluslararası düşünce liderleri, teknoloji yenilikçileri ve gayrimenkul geliştirme şirketleri için Türkiye'deki yatırım fırsatlarını yakından inceleme imkanı sunacak. Forumda, turizm ve seyahat yatırımlarının geleceğini şekillendirecek stratejiler ele alınacak. Finans, yeni yatırım trendleri, lüks ve yaşam tarzı markaları, kültür ve sanat, sağlıklı yaşam ve medikal turizm gibi başlıklar, TIF 2026'nın ana gündem maddeleri arasında yer alacak

Ayhan Taflan: Haber

Ayhan Taflan: "Arap Turistlerin Trabzon'a İlgisi Azalıyor"

TRABZON (İHA) - Doğu Karadeniz’in gözde turistik şehri Trabzon, son 10 yılda Körfez ülkelerinden gelen Arap turistlerin yoğun ilgisiyle öne çıktı. Ancak bu ilgide düşüş yaşanıyor. Arap turistler, geçmişte aldıkları konutları satmaya başladı. Trabzon'un doğa, yayla ve tarihi değerleriyle cazibe merkezi olduğu yıllarda, özellikle Körfez ülkelerinden gelen turistler, durgun olan konut piyasasını hareketlendirmişti. 2014’ten itibaren hızla artan gayrimenkul yatırımları, 2024 itibarıyla tersine dönmüş durumda. Özellikle Akçaabat ve Yomra gibi turistlerin tercih ettiği ilçelerde, satışlar dikkat çekici şekilde artış gösteriyor. "KONUT SATIŞINDA KUM SAATİNİ TERSİNE ÇEVİRDİK" Trabzon İnşaatçılar ve Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, bu durumu "Geçmiş yıllarda Körfez ülkelerinden gelenler bayağı buradan konut aldılar. Ama şimdi kum saatini tersine çeviriyoruz. Şuan o konutları alan yabancılar artık yoğun bir şekilde satışa geçti. Bölgemizde maalesef yabancı vatandaşların konut alma gibi bir eğilimi de kalmadı. Bunu net olarak söyleyebilirim. Bu süreç ne kadar sürecek ne boyutta olacak onu da şimdiden kestirmek zor. Çünkü fiyatların artışları çok enteresan bir durum. Burada konut fiyatlarının çok yüksek olması yabancı yatırımcıları da satış konusunda etkiledi. Yabancılar bu fiyatlardan konut almadığı gibi elinde konut bulunanlar da yüksek fiyatları fırsat görerek satmaya çalışıyor" sözleriyle özetledi.  Güncel durum hakkında bilgi veren Taflan, "Artık buradan doydular. Geçmişte yabancı yatırımcılar çok iyi bir dönemde piyasaya girdiler. Fiyatların yükselmesinin tek nedenini, Trabzon veya bölgemiz için ifade etmek istersem, arazi yapısının kısıtlı oluşuna bağlıyorum. Arap turistler bölgemizden gidiyor, eskisi gibi gelmiyorlar. 10 yıldır bu şehre gelen insan bunca yıl aynı yeri gördüğü zaman bıkkınlık yaşayabiliyor. Bunlar ekonomik anlamda güçlü insanlar. Finansal anlamda bir sıkıntıları yok. Yarın Türkiye'nin başka bir iline ilgi gösterebilirler. Sonra bir bakmışsın dünyanın başka bir yerine ilgi gösteriyorlar" dedi.

Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 178,5 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 178,5 Milyar Dolara Ulaştı

İSTANBUL (İHA) - Eylül sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yılı sonuna göre 14,3 milyar ABD doları artarak 178,5 milyar ABD dolarına ulaştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Eylül ayı Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri'ni açıkladı. Buna göre, 2023 yılı sonuna kıyasla, özel sektörün dış kredi borcu 14,3 milyar ABD doları artışla 178,5 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Vadeye göre yapılan incelemelerde, uzun vadeli kredi borcunun 10,2 milyar ABD doları artarak 165,2 milyar ABD doları, kısa vadeli kredi borcunun ise 4,1 milyar ABD doları artarak 13,3 milyar ABD doları seviyesinde olduğu gözlendi. Eylül sonu itibarıyla, uzun vadeli kredi borcunun bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 1,7 milyar ABD doları artarak 18,4 milyar ABD doları, tahvil ihracı ile yapılan borçlanmalar ise 3,6 milyar ABD doları artışla 18,4 milyar ABD doları oldu. Bankacılık dışı finansal kuruluşların borçlanmaları 188 milyon ABD doları azalarak 1,1 milyar ABD doları, finansal olmayan kuruluşların borçlanmaları ise 2,2 milyar ABD doları artarak 12,9 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Kısa vadeli borçlar ise, bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 2,8 milyar ABD doları artarak 7,3 milyar ABD doları, finansal olmayan kuruluşların borçlanmaları ise 479 milyon ABD doları azalarak 1,1 milyar ABD doları oldu. Alacaklıya göre yapılan dağılım incelendiğinde, Eylül sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan uzun vadeli kredi borcu, bir önceki yıl sonuna göre 5,1 milyar ABD doları artarak 111,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcu ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun 3,5 milyar ABD doları artışla 11,4 milyar ABD doları seviyesine yükseldiği gözlendi. Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 165,2 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 57,6’sının ABD doları, yüzde 35,0’ının Euro, yüzde 2,5’inin Türk lirası ve yüzde 4,9’unun diğer döviz cinslerinden oluştuğu, 13,3 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 43,8’inin ABD doları, yüzde 15,9’unun Euro, yüzde 35,3’ünün Türk lirası ve yüzde 5,0’ının diğer döviz cinslerinden oluştuğu gözlemlendi. Sektör bazında yapılan incelemede, Eylül sonu itibarıyla 165,2 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,6’sının finansal kuruluşlar, yüzde 62,4’ünün ise finansal olmayan kuruluşlar tarafından borçlandığı belirlendi. Aynı dönemde, 13,3 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 78,5’ini finansal kuruluşlar, yüzde 21,5’ini ise finansal olmayan kuruluşlar üstlendi. Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Eylül sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde yapılacak anapara geri ödemelerinin toplam 54,3 milyar ABD doları olduğu kaydedildi.

Akbank’tan Türk Ekonomisine 1,6 Trilyon TL Kredi Desteği Haber

Akbank’tan Türk Ekonomisine 1,6 Trilyon TL Kredi Desteği

İSTANBUL (İHA) - Akbank, 2024 yılının ilk dokuz ayında Türk ekonomisine sağladığı finansal katkıyı açıkladı. Banka, bu dönemde toplam 1 trilyon 591 milyar TL tutarında kredi desteği sağladığını duyurdu. Akbank’ın ayrıca 6 milyar 784 milyon TL vergi karşılığı ayırdığı ve 33 milyar 135 milyon TL konsolide net kâr elde ettiği belirtildi. Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 2024’ün üçüncü çeyrek finansal sonuçları üzerine yaptığı değerlendirmede, global ekonomik koşullarda enflasyon oranlarındaki düşüşe bağlı olarak gelişmiş ülkelerde faiz indirimlerinin başladığını belirtti. Gür, bu gelişmenin küresel finansal ortamın gevşemesine katkı sağladığını ifade ederken, jeopolitik riskler ve faiz oranlarındaki belirsizliklerin hala devam ettiğine dikkat çekti. Türkiye’de ise ekonomi yönetiminin attığı adımların makroekonomik dengelere pozitif etkiler yarattığını ve önümüzdeki dönemde faiz indirimleri için uygun zeminin oluşmaya başladığını belirtti. Akbank’ın, bu süreçte güçlü finansal yapısını koruyarak Türkiye ekonomisine ve reel sektöre kaynak sağlamaya devam ettiğini vurgulayan Gür, önümüzdeki dönemde de bu desteğin süreceğini belirtti. KREDİ DESTEĞİ VE FİNANSAL PERFORMANS RAKAMLARI Gür, 2024 yılının ilk dokuz ayında Akbank’ın sağladığı kredi desteğinin detaylarını paylaşarak açıklamalarına devam etti. Bankanın, bu dönemde ekonomiye sağladığı toplam kredi desteğinin 1 trilyon 292 milyar TL’sinin nakdi kredi olarak sunulduğunu, toplam kredi desteğinin ise 1 trilyon 591 milyar TL seviyesine ulaştığını ifade etti. Gür ayrıca, Akbank’ın toplam mevduat miktarının 1 trilyon 575 milyar TL’ye, aktif büyüklüğünün ise 2 trilyon 404 milyar TL’ye ulaştığını belirtti. Bankanın sermaye yeterlilik oranının yüzde 19,6 düzeyinde gerçekleştiğini ifade eden Gür, Akbank’ın reel sektörün büyümesine katkıda bulunma konusunda kararlılıkla ilerlediğini söyledi. 2024 yılının ilk dokuz ayında elde edilen 33 milyar 135 milyon TL net kâr ile bankanın güçlü finansal performansını sürdürdüğünü belirten Gür, başarılı sonuçların Akbank çalışanlarının özverili çalışmaları ve müşterilerin bankaya duyduğu güven sayesinde elde edildiğini ifade etti.

TCMB Eylül Raporu: Okula Dönüş ve Kira Artışlarının Enflasyona Etkisi Haber

TCMB Eylül Raporu: Okula Dönüş ve Kira Artışlarının Enflasyona Etkisi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Eylül ayında gerçekleşen enflasyon gelişmeleri üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Merkez Bankası, Eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özetini yayımlayarak, hizmet sektöründeki enflasyon dinamiklerine ve kira maliyetlerinin enflasyona etkilerine dikkat çekti. Toplantı özetine göre, Eylül ayında hizmet aylık enflasyonu üzerinde belirgin bir "okula dönüş" etkisi görüldü. Bu durum, özellikle eğitim giderlerinin artışıyla ilişkilendirildi. Kira kaleminin de bu dönemde öne çıktığı vurgulandı. Merkez Bankası’nın verileri, Ekim ayı enflasyonunun gıda fiyatlarının etkisiyle şekilleneceğine işaret ediyor. Öncü göstergeler, Ekim ayındaki enflasyon oranının artış gösterebileceğini, bu artışın da büyük ölçüde gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara bağlı olabileceğini öngörüyor. Bu bilgiler, Eylül ayında gıda fiyatlarındaki değişikliklerin, Ekim ayında beklenen enflasyon üzerinde önemli bir rol oynayacağını ortaya koyuyor. KÜRESEL EKONOMİDE DURUM Küresel ekonomi, 2024 yılı itibarıyla sınırlı bir büyüme beklentisiyle dikkat çekmektedir. Yılın ikinci çeyreğinde, işgücü piyasalarında arz ve talep dengesindeki normalleşme eğilimi devam ederken, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin %2,0 artacağı, 2023’teki %1,8’lik büyümenin üzerinde bir performans sergileyeceği tahmin edilmektedir. Ancak, küresel iktisadi faaliyetin genel olarak zayıf seyrini sürdürmesi beklenmektedir. Hizmet sektöründeki olumlu gelişmelere karşın, imalat sanayindeki zayıflık devam etmektedir. ABD ekonomisi, diğer gelişmiş ülkelerden olumlu ayrışırken, Çin’in teşvik adımları ve jeopolitik gelişmeler emtia fiyatlarında genel bir artışa yol açmıştır. Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi amacıyla faiz indirim süreçlerinin temkinli bir şekilde ilerlemesi, jeopolitik belirsizlikler ise küresel iktisadi faaliyet üzerindeki risk faktörleri arasında yer almaktadır. Küresel enflasyondaki düşüş devam ederken, hizmet sektöründeki enflasyon katılığı da azalmaktadır. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke merkez bankalarının, enflasyon görünümündeki olumlu eğilimi koruyacak şekilde faiz indirimlerine temkinli yaklaşmaları beklenmektedir. Küresel belirsizliklerin etkisiyle risk iştahı ve gelişmekte olan ülke (GOÜ) hisse senedi piyasalarına yönelik portföy akımları dalgalı bir seyir izlemektedir. FAİZ DÜZENLEMELERİ Son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, gecelik faiz oranlarının politika faizi etrafında oluşması ve zorunlu karşılık düzenlemelerindeki değişiklikler neticesinde, mevduat faizleri 20 Eylül’den bu yana 31 baz puan düşerek %55,9 seviyesine gerilemiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri %55,8’e yükselmiş, bireysel ihtiyaç kredisi faizleri %71,7’ye çıkarken, konut kredisi faizleri %41,6 seviyesine düşmüştür. Taşıt kredisi faizleri ise dalgalı bir seyir izleyerek %43,3 seviyesine ulaşmıştır. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranları, %3,3’ten %2,0’ye gerilerken, TL ticari kredilerde ise %2,3 olarak gerçekleşmiştir. Kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranı %1,5 seviyesine düşmüştür. Makrofinansal istikrarı sağlamak amacıyla bazı makroihtiyati düzenlemeler yapılmıştır. 21 Eylül 2024 tarihli duyuruda, TL mevduat hesaplarına uygulanan zorunlu karşılık oranları vadesiz ve kısa vadeli mevduatta ’den ’e, daha uzun vadeli mevduatta ise %8’den ’a çıkarılmıştır. Yabancı para mevduat için gerekli zorunlu karşılık oranı ise %8’den %5’e indirilmiştir. Ayrıca, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranları da değişmiştir. İhracatın finansmanı için kullanılan reeskont kredilerinin günlük limiti 4 milyar TL’ye yükseltilmiştir. Yeni uygulama ile firmaların ihracatçı skorları, ihraç edilen ürünlerin teknolojik düzeyi ve firma ölçeği gibi kriterlere göre hesaplanacaktır. TALEP, ÜRETİM VE İŞGÜCÜ KATILIMI Ağustos ayında perakende ve ticaret satış hacim endeksleri aylık ve çeyreklik bazda artış göstermiştir. Hizmet üretiminin yanı sıra hizmet üretim endeksi, temmuzdan sonra ağustosta da sınırlı bir düşüş kaydetmiş ve çeyreklik bazda azalmayı sürdürmüştür. Eylül ayında kartla yapılan harcamaların artması, ekim ayının ilk haftasına ilişkin verilerin normalleşme sinyalleri vermesi, tüketim harcamalarının arttığını göstermektedir. Ancak, otomobil ve beyaz eşya satışları, üçüncü çeyrekte iç talepte kademeli bir yavaşlamaya işaret etmiştir. Sanayi üretim endeksi ise mevsim ve takvim etkilerinden arındırılarak %1,6 azalmıştır. İstihdam durumu da dikkat çekici bir şekilde iyileşmiştir. Ağustos ayı itibarıyla mevsimsellikten arındırılmış istihdam, çeyreklik bazda %0,3 artarak 32,8 milyon kişi olmuştur. İşgücüne katılım oranı sınırlı bir artış göstermiş, işsizlik oranı ise %8,6’ya düşmüştür. Cari işlemler dengesi, ağustosta 4,3 milyar ABD doları fazla vermiştir. Yıllıklandırılmış cari açık ise 11,3 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Eylül ayında ise ihracatta sınırlı bir azalma, ithalatta ise ılımlı bir artış gözlemlenmiştir. Bu çerçevede, cari açıktaki düşük seviyenin seyahat gelirlerinin katkısıyla korunacağı öngörülmektedir.

Garanti BBVA'da üst düzey atama Haber

Garanti BBVA'da üst düzey atama

Garanti BBVA Ödeme Sistemleri ve Ortaklıklardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olan Murat Çağrı Süzer, Müşteri Çözümleri ve Dijital Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevine atandı. Garanti BBVA'dan yapılan açıklamaya göre, Murat Çağrı Süzer’in mevcut sorumluluklarına ek olarak sürdüreceği yeni görevi çerçevesinde Ödeme Sistemleri (GÖSAŞ), Tüketici Finansmanı, Dijital Varlıklar ve İş Ortaklıkları alanları Müşteri Çözümleri ve Dijital Bankacılık ile birleşti. Garanti BBVA Ödeme Sistemleri A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği ve Garanti BBVA Dijital Varlıklar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevleri devam etmekte olan Murat Çağrı Süzer aynı zamanda bankanın iletişim faaliyetlerinin yönetimini de üstlenecek. 2013’te Garanti BBVA’ya katılan Murat Çağrı Süzer, 2017-2020 yılları arasında BBVA’nın Amerika’daki bankası BBVA Compass’ta Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı olarak yaklaşık 5 bin 500 kişilik bir ekibe liderlik etti ve Mayıs 2020 itibari ile grup içinde geçiş yaparak Garanti BBVA Ödeme Sistemleri A.Ş. Genel Müdürlüğü görevini üstlendi. Finans sektöründe Türkiye ve yurtdışında satış ve pazarlama, strateji, risk yönetimi, insan kaynakları, M&A gibi birçok alanda önemli projeler yöneten Süzer, 2013-2017 yılları arasında Türkiye’de ödeme sistemleri alanında birçok yeniliğin öncüsü GÖSAŞ’ta farklı pozisyonlarda görev yaptı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.