Hava Durumu

#Ekoturizm

TOURISMJOURNAL - Ekoturizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekoturizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Pastoral Vadi, Ekolojik Tarım Ve Turizmle Kırsalda Dönüşüm Haber

Pastoral Vadi, Ekolojik Tarım Ve Turizmle Kırsalda Dönüşüm

Pastoral Vadi'nin kurucusu, mimar Ahmet Kizen, İstanbul'dan başlayıp Akdeniz kırsalına uzanan 35 yıllık yolculuğunu şu sözlerle aktarıyor: "Pastoral Vadi fikri benim için; yıllar içinde, özellikle de kırsaldaki betonarme yapılaşmanın, doğada, geleneksel yapı kültürümüzde, insan sağlığında, toplumsal ilişkilerde yarattığı tahribatı bizzat gözlemleyerek doğdu." Doğa dostu yapı ve topluluk örneklerini araştırırken ekoloji bilimine ilgisinin derinleştiğini söyleyen Kizen, sonunda bu birikimin Pastoral Vadi fikrine dönüştüğünü ifade ediyor. "ÜÇLÜ BİR DENGE KURUYORUZ: TARIM, MİMARİ VE YAŞAM" Pastoral Vadi'nin özgünlüğünü, entegre bir yaklaşıma borçlu olduklarını belirten Kizen, "Ekolojik tarım turizmini, ekolojik mimariyi ve ekolojik yaşamı bir arada yürütme gayretimiz bizi özgün kılıyor" diyor. Yerel halkla kurulan güçlü bağların da bu sistemin bir parçası olduğunu ifade eden Kizen, "Çalışanlarımızın önemli bir kısmını yereldeki komşularımız, köylülerimiz oluşturuyor ki bu da yerel kültürden ilham almamızı sağlıyor" diyerek topluluk temelli yaklaşımlarına dikkat çekiyor. Ahmet Kizen, aynı zamanda Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği üyesi. Derneğin 2004'te hayata geçirdiği TaTuTa (Tarım Turizmi ve Bilgi Takası) Projesi'ne katılması, sürdürülebilirlik vizyonunu pekiştiriyor. "Ben de bu projeye katıldım ve sürdürülebilirlik vizyonum bu süreçte daha da netleşti" sözleriyle bu deneyimin etkisini vurguluyor. PERMAKÜLTÜR PRENSİPLERİYLE EKOLOJİK TARIM Kizen, Pastoral Vadi'de yapılan tarımı şu şekilde tanımlıyor: "Zehirsiz, genellikle ata tohumlarıyla ve permakültür prensipleriyle ekolojik tarım yapıyoruz. Ürettiklerimizi de ortak mutfakta konuklarımızla birlikte tüketiyoruz." Burada sadece tarım yapılmıyor; bilgi ve deneyim de paylaşılıyor. Permakültür eğitimlerinden geleneksel yapı tasarımına, doğal çocuk oyunlarından sanat terapilerine kadar çok sayıda etkinlik düzenleniyor. "Aile-çocuk kampları, ekoloji, sanat ve yoga ağırlıklı festivaller düzenliyoruz" diyor Kizen, ekoturizmi yalnızca ekonomik bir araç olarak değil, aynı zamanda doğa ve kültürle barışık bir gelecek vizyonu olarak görüyor. "Ekoturizm, doğal ve kültürel değerleri korur ve en önemlisi de bulunduğu ekosistemin taşıma kapasitesini aşmaz" diyor. EKOLOJİK YAŞAM ARTIK YAŞANABİLİR BİR GERÇEKLİK Tarım politikalarındaki yanlışlar ve iklim krizi gibi nedenlerle, küçük çiftçilerin alternatif gelirlere ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Kizen, "Yerelde tarımı ekolojik bir turizm ile desteklemek, özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçi için önemli bir ekonomik kaynak yaratır. Biz de bu vizyonun bir parçasıyız" diyerek sürdürülebilir tarım ve turizmin birlikte yürümesi gerektiğini vurguluyor. Pastoral Vadi sadece bugünü değil, geleceği de düşünüyor. Kizen, bu anlayışı şu sözlerle özetliyor: "Gelecek kuşaklar da böylece, geçimlerini sağlarken, aynı anda doğa ve kültürle uyumlu, mutlu bir yaşama erişecekler. Çabamız ve umudumuz bu yöndedir." Pastoral Vadi ekolojik yaşamı sadece bir alternatif değil, yaşanabilir bir gerçeklik haline getiren öncü projelerden biri olarak kırsalda köklü bir dönüşümün kapısını aralıyor.

Sağlık Turizmi 2035'te 3,2 Trilyon Dolara Ulaşacak Haber

Sağlık Turizmi 2035'te 3,2 Trilyon Dolara Ulaşacak

Sağlık turizmi pazarı, 2025-2035 yılları arasında güçlü bir büyüme gösterecek. 2025 yılında 1,2 trilyon dolar seviyesine ulaşması beklenen pazarın, 2035 yılına kadar 3,2 trilyon dolara çıkması öngörülüyor. Bu büyüme, yıllık bileşik yüzde 10,4 oranında bir artışa işaret ediyor. Sağlık turizmi, bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyilik halleri için seyahat etmelerini kapsayan bir sektör olarak; spa merkezleri, yoga kampları, meditasyon inzivaları ve sağlıklı beslenme programları gibi hizmetleri içeriyor. Tüketicilerin artan sağlık bilinci ve rahatlama arayışı, sektörün büyümesini destekleyen başlıca etkenler arasında yer alıyor. SAĞLIK TURİZMİ BÜYÜMESİNİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER Stresli yaşam tarzı, hareketsiz hayat ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, bireyleri sağlık odaklı seyahatlere yönlendiriyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde artan gelir düzeyi, daha fazla kişinin bu tür seyahatlere yatırım yapmasını sağlarken, kronik hastalıkların yaygınlaşması da alternatif ve önleyici sağlık çözümlerine olan ilgiyi artırıyor. Bunun yanı sıra, Instagram ve YouTube gibi dijital platformlar, sağlıklı yaşam ve wellness temalı destinasyonları tanıtarak bu alana olan ilgiyi daha da güçlendiriyor. BÖLGESEL PAZAR VERİLERİ ABD: 2025-2035 yılları arasında %10,1 yıllık büyüme bekleniyor. Birleşik Krallık: %9,8’lik büyüme ile sağlık odaklı destinasyonlara olan talep artıyor. Avrupa Birliği: Çeşitli sağlık ve wellness hizmetleri sayesinde %10,7 büyüme öngörülüyor. Japonya: Geleneksel iyileştirme yöntemleriyle küresel ziyaretçileri çeken Japonya’nın, %9,6’lık büyüme oranına ulaşması bekleniyor. Güney Kore: Modern wellness uygulamalarıyla sektörün %10,3 büyüme göstermesi tahmin ediliyor. SAĞLIK TURİZMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TRENDİ Çevreye duyarlı seyahatler, sağlık turizmi sektöründe giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok wellness tesisi, organik beslenme, enerji tasarruflu yapılar ve sürdürülebilir turizm uygulamalarını benimseyerek doğaya duyarlı hizmetler sunuyor. Yeşil turizm anlayışı, gezginlerin hem sağlıklarını hem de doğayı koruma bilincini destekleyen bir trend olarak öne çıkıyor. Future Market Insights Yönetici Ortağı Sudip Saha, "Bireylerin sağlık ve kişisel bakıma verdiği önem arttıkça, küresel seyahat trendleri de değişiyor. Daha fazla insan, kendini yenileyebileceği ve sağlık odaklı deneyimler yaşayabileceği destinasyonları tercih ediyor" diyor. LÜKS SAĞLIK TURİZMİ: KONFOR VE SAĞLIK BİR ARADA Özellikle üst gelir grubundaki gezginler, lüks wellness tatilleri ve özel sağlık merkezleri ile benzersiz deneyimler arıyor. Özel spor antrenmanları, gelişmiş spa terapileri ve huzurlu doğa ortamları ile lüks sağlık turizmi, üst düzey konfor ve sağlık hizmetlerini birleştiriyor. SAĞLIK TURİZMİNİN GELECEĞİ: DİJİTAL DENEYİMLER Teknolojinin sağlık turizmine entegrasyonu, sanal wellness deneyimlerini de beraberinde getiriyor. Online yoga dersleri, meditasyon seansları ve fitness programları sayesinde bireyler, seyahat etmeden de sağlıklarını destekleyebiliyor. Ayrıca, giyilebilir sağlık teknolojileri ve mobil wellness uygulamaları, kişiselleştirilmiş sağlık takibi sunarak sağlık turizmi deneyimlerini daha verimli hale getiriyor. SAĞLIK TURİZMİNDE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR Lüks wellness hizmetlerinin yüksek maliyetleri, geniş kitleler için erişilebilirliği zorlaştırırken, wellness sektöründe evrensel bir standardın bulunmaması destinasyonlar arasında kıyas yapmayı güçleştiriyor. Yılın belirli dönemlerinde artan talepler, düşük sezonlarda işletmeler için zorluk yaratırken, bölgelere göre farklılaşan wellness uygulamaları küresel pazarda benimsenme açısından bazı engeller oluşturabiliyor. Ayrıca, COVID-19’un etkileri hala hissedildiğinden, sağlık ve güvenlik kaygıları seyahat edenler için önemli bir faktör olmaya devam ediyor. SAĞLIK TURİZMİ PAZARI VE ÖNE ÇIKAN OYUNCULAR Sağlık turizmi pazarında öne çıkan oyuncular arasında Accor Hotels, Marriott International, Hyatt Hotels Corporation, Six Senses Hotels Resorts Spas ve Canyon Ranch gibi küresel otel zincirleri yer alıyor. Pazar, doğrudan ve dolaylı tedarikçiler açısından da farklı kategorilere ayrılıyor. Doğrudan tedarikçiler arasında havayolları, otel şirketleri ve tur operatörleri bulunurken, dolaylı tedarikçiler online seyahat acenteleri (OTA), geleneksel seyahat acenteleri ve kurumsal alıcılar olarak öne çıkıyor. Yaş gruplarına göre incelendiğinde, sağlık turizmi 15 yaş altı, 16-25, 26-35, 36-45, 46-55 ve 55 yaş üstü kategorilerine ayrılıyor. Turizm türüne göre ise termal su veya kaplıca terapileri, yoga ve pilates kampları, gastronomi ve sağlıklı beslenme kampları, meditasyon kampları, wellness cruise turları ve eko-turizm kampları gibi çeşitli alternatifler mevcut. Cinsiyete göre erkek, kadın ve çocuk olarak sınıflandırılan sağlık turizmi, seyahat türüne göre yurt içi ve uluslararası olarak ikiye ayrılıyor. Rezervasyon kanalları ise telefonla, online ve yüz yüze rezervasyon olmak üzere üç farklı şekilde gerçekleşiyor. Ülkelere göre değerlendirildiğinde, sağlık turizminin en popüler destinasyonları arasında ABD, Kanada, Brezilya, Meksika, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İspanya, Rusya, Hindistan, Çin, Japonya, Malezya, Singapur, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, İtalya, Katar ve Umman gibi ülkeler yer alıyor. İLGİLİ SEKTÖR RAPORLARI Medikal Turizm: 2025’te 278,2 milyar dolardan, 2035’te 890,4 milyar dolara ulaşacak (%10,4 CAGR). Türkiye Medikal Turizmi: 2024’te 3,97 milyar dolar, 2034’te 7,18 milyar dolar olacak (%6,1 CAGR). Spa Tesisleri Pazarı: 2023’te 87 milyar dolar, 2033’te 166,4 milyar dolar olacak (%6,7 CAGR). ​​​​​​​

Turizm Köyü Ormana’nın Tarihi Evleri Tehlikede Haber

Turizm Köyü Ormana’nın Tarihi Evleri Tehlikede

Antalya’nın İbradı ilçesinde yer alan ve "Dünyanın En İyi Turizm Köyü" seçilen Ormana’da, tarihi düğmeli evlerin birçoğu 2014'te hazırlanan Koruma Amaçlı İmar Planı’nda pazar yeri, ibadethane ve karakol alanı olarak gösterildi. Plan, altı yıl önce revize edilmek istense de kamu kurumlarından gerekli görüşler alınmadığı için süreç ilerleyemedi. İbradı Belediyesi, plan kapsamında yer almayan düğmeli evler için yıkım kararı aldı. 11 yıldır revize edilemeyen imar planı nedeniyle köydeki tarihi evlerin yüzde 90’ının yıkım tehlikesi altında olduğunu belirten Özgüven, özel mülkiyetindeki tescilli bir düğmeli evin de planda sehven pazar yeri olarak gösterildiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı işletme belgeli bu yapı için yıkım kararı alındığını ifade eden Özgüven, aynı durumun diğer turistik işletmeleri de etkilediğini belirtti. Ormana’da turistik işletmesi bulunan Hilmi Bigen, imar sorunları nedeniyle birçok işletmenin kapandığını, bu yüzden turist sayısında büyük bir düşüş yaşandığını dile getirdi. Alanya ve Manavgat’tan düzenlenen ekoturizm turlarının da işletmelerin kapanması nedeniyle aksadığını vurgulayan turizm rehberi Yavuz Sayan, misafirleriyle birlikte geldiklerinde açık bir işletme bulamadıklarını belirtti. Turizmle geçinen köylüler ve işletmelere ürün sağlayan firmalar, sorunun acilen çözülmesini talep ediyor. Konuyla ilgili İbradı Belediyesi’nden henüz bir açıklama yapılmadı.

Antalya Tanıtım Vakfı’nın Yeni Başkanı Emir Gündal Oldu Haber

Antalya Tanıtım Vakfı’nın Yeni Başkanı Emir Gündal Oldu

Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Yönetim Kurulu Başkanlığına, ATSO 36. Grup Meclis Üyesi Emir Gündal getirildi. Gündal, görev süresi boyunca şehrin ulusal ve uluslararası tanıtımını artıracak projeler geliştireceğini ve Antalya'nın marka değerini güçlendirmek için yoğun bir çaba sarf edeceğini söyledi. ATAV’ın Mütevelli Heyet Toplantısı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ev sahipliğinde düzenlendi. Önceki dönemin projeleri hakkında bilgi verilen toplantının ardından, Emir Gündal, ATAV Yönetim Kurulu Başkanlığı'na seçildi. Gündal, ATAV’ın önceki başarılarının kendilerine ilham verdiğini belirterek, "Bugün geçmişin güçlü mirasını geleceğin vizyonuyla birleştirerek yeni bir döneme adım atıyoruz. Bugün, Antalya Tanıtım Vakfı’nın başkanlık görevini üstlenerek sizlerin güvenine layık olmanın heyecanı ve gururunu yaşıyorum" dedi. ATAV’ın kuruluşundan bu yana şehrin tanıtımı için önemli projelere imza attığını belirten Gündal, Antalya'nın yalnızca bir tatil merkezi olmanın ötesine geçerek sağlık, kültür ve ekoturizm gibi alanlarda da lider konuma geldiğini vurguladı. Antalya Kadın Müzesi, Antalya Kongre Bürosu ve Antalya lezzetleri ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtım projeleri gibi çalışmalara dikkat çekti. ATSO’nun Antalya'nın kalkınması ve tanıtımındaki rolünü de vurgulayan Gündal, "Bu süreçte Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın katkılarını ve desteklerini özellikle vurgulamak isterim. ATSO, şehrimizin kalkınmasında ve tanıtımında her zaman öncü bir rol üstlenmiş, ATAV’ın çalışmalarında da önemli bir paydaş olmuştur. Kendilerinin vizyoner liderliği, bugünkü başarımızın en önemli yapı taşlarından biridir" dedi. Gündal, görev süresince Antalya'nın tanıtımını daha da ileriye taşıyacak projelere odaklanacağını, alternatif turizm alanlarını geliştireceğini ve Antalya'nın turizmdeki liderliğini pekiştireceklerini ifade etti.

Doğanın Kalbi Paflagonya’da Yeni Turizm Rotaları Haber

Doğanın Kalbi Paflagonya’da Yeni Turizm Rotaları

KASTAMONU (İHA) - Paflagonya'nın başkenti olarak bilinen Kastamonu’da, doğa turizmini geliştirmek için yeni adımlar atılıyor. Kastamonu Üniversitesi tarafından başlatılan "Paflagonya Bölgesinde Doğada Yaşam Becerileri ve Turizm Rotaları" projesiyle, bölgedeki doğal güzellikler envanterde kayıt altına alınarak yeni turizm rotaları oluşturuluyor. Batı Karadeniz’in turizm potansiyelini artırmayı hedefleyen bu proje, Turizm Rehberliği Bölümü Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal liderliğinde yürütülüyor. Ekibe, doktora öğrencisi Ersin Uğur Aydın ve lisans öğrencileri Ahmet Emir Eldemir, Emircan Keskin, Tuğba Çadır ve Sude Naz Gedik de eşlik ediyor. Çalışmalar kapsamında Azdavay Çatak Kanyonu, Suğla Yaylası, Pınarbaşı Horma Kanyonu, Ilıca Şelalesi ve dünyanın en derin ikinci kanyonu unvanlı Valla Kanyonu gibi önemli doğal alanlar gezildi. Proje ekibi, bölgedeki doğal ve kültürel değerlerin korunmasını ön planda tutarak sürdürülebilir turizm rotaları oluşturmayı amaçlıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü de bu çalışmalara destek sağlıyor. PAFLAGONYA’DA DOĞA VE TARİH BİRLEŞİYOR Projenin ilk etabında yaklaşık 15 kilometrelik bir alan detaylı şekilde incelendi. Çalışmanın ilerleyen aşamalarında, bölgenin ekoturizm potansiyelinin artırılması ve kırsal turizmin geliştirilmesi hedefleniyor. Ayrıca, Paflagonya’nın antik dönem başkenti Taşköprü ve Pompeipolis gibi tarihi yerlerin de turizm rotalarına eklenmesi planlanıyor. Hikmet Haberal, Paflagonya ile ilgili bilgi vererek bölgenin antik dönemde Anadolu'nun kuzeybatısında, Karadeniz kıyısında yer alan bir bölge olup günümüzde Karabük, Bartın, Zonguldak ve Kastamonu illerini kapsadığını belirtti. Küre Dağları'nın da Paflagonya'nın iç kısmında, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan bir dağ sırası olduğunu açıkladı. Doğa turizmi tutkunları için cazip bir destinasyon olan bölgenin doğa yürüyüşleri ve kuş gözlemciliği gibi birçok aktiviteye olanak tanıdığını ekledi. Aynı zamanda, bölgenin flora ve faunasını korumaya yönelik çeşitli doğa koruma projelerinin de yürütüldüğünü söyledi. BÖLGE EKONOMİSİ VE İSTİHDAMINA KATKI Doğayla iç içe olmak isteyen ziyaretçiler için kamp alanlarının olduğunu vurgulayan Haberal, doğa kampları ve sosyal etkinliklerle üniversite ve ortaöğretim öğrencilerine, bölge halkına doğa sevgisi ve doğa sporları bilinci kazandırılmasının hedeflendiğini aktardı. Bunun yanı sıra, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen sporculara ve katılımcılara Paflagonya’nın doğal ve kültürel mirasının tanıtılması da amaçlananlar arasında. Projeyle ilgili açıklama yapan Hikmet Haberal, bölgedeki doğal yaşam becerilerini geliştirmek ve bu değerleri turizme kazandırmak istediklerini belirtti. Haberal, Paflagonya’nın eşsiz doğasını ve tarihi mirasını daha fazla kişiyle buluşturmayı amaçlarken, aynı zamanda bu çalışmalarla bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı hedeflediklerini dile getirdi. KAMPÇILIK VE YAŞAM BECERİLERİ EĞİTİMİ Kastamonu Üniversitesi'ne 2018 yılında YÖK ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından "Ormancılık ve Tabiat Turizmi" konusunda ihtisaslaşma görevi verildi. Bu doğrultuda gerçekleştirilen çalışmalardan biri olan proje kapsamında doğal ortamlarda yaşam becerisi eğitimleri de verilecek. Bu eğitimler, kriz ve stres yönetimi, yön bulma, barınak yapma gibi temel becerileri içerecek. Projenin çıktılarının kamuoyuyla paylaşılması ve bölge ekonomisine katkı sağlanması öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Doktora öğrencisi Ersin Uğur Aydın, üç günlük saha çalışmalarında yoğun bir tempo ile birçok doğal alanı ziyaret ettiklerini ve Horma Kanyonunun etkileyici bir turizm noktası olduğunu belirtti. Lisans öğrencisi Ahmet Emir Erdemir ise, bu doğal güzelliklerin turizme kazandırılmasının, hem bölgeye hem de ülkeye önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.

Mısır ve Fransa Turizmde İş Birliğini Güçlendiriyor Haber

Mısır ve Fransa Turizmde İş Birliğini Güçlendiriyor

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanı Şerif Fathy, Fransa’nın Kahire Büyükelçisi Eric Chevalier ile Yeni İdari Başkent’teki bakanlık merkezinde bir araya gelerek, Mısır-Fransa iş birliğinin turizm ve antik eserler alanında güçlendirilmesini ele aldı. Görüşmelerde, Fransa’dan gelen turist sayısını artırma stratejileri ve ortak arkeolojik projelerdeki güncellemeler değerlendirildi. Bakan Fathy, Mısır ve Fransa arasındaki köklü ve stratejik bağlara olan takdirini ifade ederek, son yıllarda her iki ülke liderlerinin karşılıklı ziyaretleriyle güçlenen ikili ilişkilerdeki dikkate değer ilerlemeye vurgu yaptı. Mısır’ın 2024 yılı sonuna kadar yaklaşık 15,3 milyon turisti ağırlayarak COVID-19 öncesi turizm seviyelerine ulaşma yolunda olduğunu belirtti. Fathy, turistik destinasyonlara erişimi artıran yeni şehirler, iyileştirilen yollar, havalimanları ve köprüler gibi altyapı gelişmelerine dikkat çekti. Kuzey Sahili’ni, 105 farklı milletten turistin ziyaret ettiği, üç aktif havalimanına sahip ve artan talebi karşılamak için planlanan Ras El Hekma Havalimanı ile umut verici bir destinasyon olarak nitelendirdi. Bakan, Kuzey Sahili ve Sfenks Uluslararası Havalimanı’ndan Saqqara Piramidi’ne uzanan bölgeyi (Giza Piramitleri ve Büyük Mısır Müzesi’ni kapsayan) içeren kilit turistik bölgeler için entegre stratejik çerçeveler geliştirme planlarını açıkladı. Bu planlar, yatırımları çekmeyi ve yeni oteller, eğlence merkezleri ve ticari alanlar oluşturmayı hedefliyor. Fathy ayrıca, Mısır’ın turizm ürünlerini çeşitlendirme çabalarına değindi. Kahire’den Asvan’a uzanan uzun Nil gezilerinin yeniden canlandırılması, ekoturizm, manevi turizm ve sağlık turizmini teşvik eden girişimlerden bahsetti. Güncel gelişmeler arasında deneme operasyonları devam eden Büyük Mısır Müzesi ve ziyaretçi hizmetlerinin iyileştirileceği, develer ve atlar için özel bir rekreasyon alanı oluşturulacak Giza Piramitleri geliştirme projesi yer aldı. Bakan, Tarım Bakanlığı ile iş birliği içinde hayata geçirilen ulusal bir programın, arkeolojik alanlardaki hayvanların refahını artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Fransa Büyükelçisi Eric Chevalier, Mısır’ı Fransız turistler için öncelikli bir destinasyon olarak nitelendirerek, özellikle kültürel mirasına vurgu yaptı. Fransa’nın Mısır’ın turizm ve antik eser sektöründeki güçlü varlığını vurgulayan Chevalier, 48 Fransız arkeolojik misyonunun başarılı restorasyon ve kazı projelerine katkıda bulunduğunu ifade etti. Son başarılar arasında Karnak Tapınağı’nın açık hava müzesinin restorasyonu, Luksor’daki Deir el-Medina mezarlarının aydınlatmasının iyileştirilmesi ve Tahrir’deki Mısır Müzesi’nde yer alan Hesy-Ra mezarının restorasyonu yer aldı. Chevalier ayrıca, Fransa’nın Mısır’daki otelcilik sektörüne yaptığı yatırımlara dikkat çekerek, birçok Fransız şirketin otel geliştirme projelerinde aktif olduğunu belirtti. Önümüzdeki yıllarda artan iş birliği ve yatırımlar için iyimser olduğunu ifade ederek, iki ülke arasındaki kalıcı ortaklığın altını çizdi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.