Hava Durumu

#Ekonomi

TOURISMJOURNAL - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı Haber

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, gazetecilerin uluslararası görevlerini daha etkin ve zamanında yerine getirebilmeleri için yeşil pasaport düzenlemesinin kamusal bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. AGC Yönetiminin bugün yaptığı yazılı açıklamada, özellikle Antalya gibi küresel temasların yoğun olduğu kentlerde görev yapan basın mensuplarının vize engelleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kamuoyuyla paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Gazetecilik; kamu adına tanıklık etmeyi, gelişmeleri yerinde izlemeyi ve toplumu doğru bilgiyle buluşturmayı gerektiren bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, özellikle uluslararası temasların yoğun olduğu kentlerde, sınırların ötesine uzanan bir mesleki hareketliliği zorunlu kılmaktadır. Antalya; yalnızca bir turizm merkezi değil, aynı zamanda uluslararası diplomasi, spor, kültür, çevre ve ekonomi alanlarında dünyanın yakından izlediği bir buluşma noktasıdır. Bu kentte görev yapan gazeteciler; küresel ölçekli organizasyonları takip eden, Türkiye’nin tanıtımına doğrudan katkı sunan, uluslararası habercilik pratiğine sahip meslektaşlarımızdır. Antalya basını, yıllardır yerelden evrensele uzanan bir habercilik birikimiyle görev yapmaktadır. Buna karşın, yurt dışı görevlerde karşılaşılan vize engelleri ve belirsiz bekleme süreleri; haberin zamanında ve etkili biçimde kamuoyuna ulaştırılmasını güçleştirmektedir. Oysa çağımızda habercilik, hızla akan küresel gündemin gerisinde kalmayı değil, sahada olmayı zorunlu kılmaktadır. Basın kartı sahibi, aktif ve belirli mesleki deneyime sahip gazetecilere hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesini öngören bir yasal düzenleme; bireysel bir imtiyaz değil, kamusal yararı önceleyen bir gerekliliktir. Böyle bir adım, basın özgürlüğünün güçlenmesine, Türkiye’nin uluslararası alandaki görünürlüğünün artmasına ve halkın haber alma hakkının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Antalya Gazeteciler Cemiyeti olarak; mesleğini sahada ve uluslararası ölçekte icra eden gazetecilerin önündeki yapısal engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Yerelden yükselen bu çağrının, ülke genelinde basın mesleğinin koşullarını iyileştirecek bir farkındalık oluşturacağına inanıyoruz. Gazeteciliğin serbestçe yapılabildiği, bilginin gecikmeden topluma ulaştığı bir Türkiye, demokratik hukuk devletinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bu doğrultuda atılacak her adım, yalnızca basın camiası için değil, toplumun tamamı için değer taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu

Yılmaz: “Küresel istihdamın %25’i yapay zekâdan etkilenecek Haber

Yılmaz: “Küresel istihdamın %25’i yapay zekâdan etkilenecek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ gündemiyle ATO Congresium’da gerçekleştirilen 14. Çalışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, dijitalleşmenin iş dünyasındaki üretim süreçlerinde ve mesleklerde değişim ve dönüşüme yol açtığını dile getirerek, "Dünya Ekonomik Forumu’nun bu konuda çalışmaları var. Çok sayıda insanın bu süreçlerin sonunda işini kaybedebileceği söyleniyor. Bir taraftan da 2030 yılına kadar bu dijital imkanlarla 170 milyon kişiye yeni iş imkanı oluşabileceği ifade ediliyor. Geçerliliğini kaybeden meslekler ve yeni istihdam imkanlarının ötesinde bütün mesleklerin yapılış biçimleri değişiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek ve özellikle gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecek. Özellikle ofis ve büro işleri ile medya, yazılım ve finans gibi mesleklerde de yapay zekânın etkisi giderek artıyor. Bu süreç, çalışma biçimlerinin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve istihdam politikalarının yeniden tasarlanmasını zorunlu kılan yapısal bir değişimi beraberinde getirmektedir. Bu gelişmeler karşısında doğru tutum, teknolojiyi, insan emeğini dışlayan bir unsur olarak değil, dijital becerilerle güçlendiren bir fırsat olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımda yatmaktadır" ifadelerini kullandı. "Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiği zayıflatabiliriz" Dijital Türkiye vizyonunun temel unsurlarından birinin kamu politikalarının, yasal ve idari düzenlemelerin dijital dönüşüme uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması olduğunu söyleyen Yılmaz, "Teknolojinin dinamik yapısını dikkate alarak, bu süreci çerçeve düzenlemeler ile yönetmenin daha anlamlı olduğuna inanıyoruz. Bu alanlarda dünyada da henüz çok oturmuş, standart diyebileceğimiz düzenlemeler yok. Dolayısıyla yol yürürken yeni yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiğini zayıflatabiliriz. Bizim dijital düzenlemelerle ilgili temel yaklaşımımız çerçeve düzenlemeler yapıp, gelişmelere göre bu düzenlemelerimizin uyum sağlayacağı bir süreç yönetimi yapmaktır" diye konuştu. "Yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır" Orta Vadeli Program'da ve çeşitli dokümanlarda bu alana ilişkin politikaların ana çerçeve itibarıyla ortaya konulduğunu aktaran Yılmaz, "Bu süreçte uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır. Geçtiğimiz yıl Ekonomi Koordinasyon Kurulumuzda da yeni nesil çalışma modellerine ilişkin sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde yürütülen mevzuat hazırlıklarında gelinen son noktayı değerlendirmiştik. Kadınların iş ve aile yaşamını dengeli bir şekilde sürdürebileceği yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi, Nüfus Politikaları Kurulumuzda da detaylı bir şekilde ele aldığımız hususların başında gelmektedir. Biz şunu istiyoruz; kadınlar ev hayatı ile iş hayatı arasında tercih yapmaya zorlanmasın. İsteyen ikisini de birlikte yürütebilsin. Bu genel kalkınma modelimiz ve nüfus politikalarımız anlamında da çok stratejik bir mesele. Bunu mutlaka başarmak durumundayız. Bunu yaparken çalışma hayatımızdaki genel ilkeleri de zedelemeden başarmak durumundayız" ifadelerine yer verdi. İşçi ve işveren sendikalarının dijital dönüşüm sürecinde çalışma hayatının temel denge unsuru olarak sosyal diyaloğun güçlenmesi ve katılımcı yönetişimin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bu süreçte sendikalar, dijital platformlarda çalışanların statüsü, yeni nesil çalışma modelleri, algoritmik yönetim uygulamaları ve veri koruma gibi konularda çözüm üreten ve politika süreçlerine katkı sunan en önemli paydaşlar arasında yer almaktadır. Genç kuşak çalışanların esnek, hibrit ve dijital odaklı çalışma tercihleri ise sendikal yapılara örgütlenme stratejilerini yenileme ve yeni iletişim kanalları geliştirme yönünde önemli fırsatlar sunmaktadır. Türkiye’nin köklü sendikal geleneğinden güç alan sendikalarımızın dijital çağın gerektirdiği yenilikçi, kapsayıcı ve diyaloga açık bir sendikal vizyon geliştirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu husus hem çalışanlarımızın haklarının korunması hem de çalışma hayatının geleceğine yön verilmesi anlamında değerlidir."

Aralık ayında 2,51 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı Haber

Aralık ayında 2,51 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Aralık ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre, 2,51 trilyon TL tutarında 1,8 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti. İnternetten kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 büyüme ile 760,4 milyar TL oldu. Kart sayıları gelişimi Aralık ayı itibarıyla Türkiye'de kredi kartı sayısı 142,1 milyon, banka kartı sayısı 209,0 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 109,5 milyon adet oldu. 2024 yılının Aralık ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 10’luk, banka kartı adedinde yüzde 8’lik artış, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 2’lik düşüş yaşandı. Toplam kart sayısı ise 460,6 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artış gösterdi. Kartlı ödeme tutarı gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Aralık ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2 trilyon 511,1 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 2.143,6 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 359,7 milyar TL’sinde banka kartları, 7,8 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 50, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 55 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde -76 oldu. Kartlı ödeme işlem adedi gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Aralık ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 1,8 milyar adet oldu. Kartlı ödemelerin 1.044,5 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 716,6 milyon adedinde banka kartları, 34,5 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 27 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde -74 oldu. İnternetten kartlı ödeme tutarı gelişimi İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artarak 760,4 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 31 oldu. İnternetten kartlı ödeme adedi gelişimi İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 250,4 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 14. Temassız ödeme tutarı gelişimi Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artarak 1.190,9 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine yüzde 52 artarak 768,5 milyar TL oldu. Aralık ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.

Zorlu Enerji LSEG değerlendirmesinde dünya lideri oldu Haber

Zorlu Enerji LSEG değerlendirmesinde dünya lideri oldu

Yenilenebilir enerjinin öncü şirketlerinden Zorlu Enerji, uluslararası finansal analiz ve raporlama kuruluşu London Stock Exchange Group (LSEG) tarafından 2024 yılı mali verileri baz alınarak yapılan 2025 ESG değerlendirmesinde, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında 100 üzerinden 92 puan aldı. Bu skorla şirket, Elektrik Hizmetleri ve Bağımsız Güç Üreticileri kategorisinde dünya genelinde raporlama yapan 346 şirket arasında birinci sıraya yükselerek, küresel liderliğini tescilledi. Çevresel, Sosyal ve Yönetişimde küresel ölçekte güçlü performans Zorlu Enerji, LSEG değerlendirmesinde çevresel, sosyal ve yönetişim başlıklarının tamamında sergilediği dengeli ve yüksek performansıyla öne çıktı. Şirket, en yüksek performans gösterdiği Çevresel (Environment) kategorisinde 96 puana ulaşırken, iklim kriziyle mücadeleye yönelik çalışmaları ile etkin kaynak yönetimi stratejileri bu yüksek skorda belirleyici rol oynadı. Sosyal (Social) kategorisinde 90 puan alan Zorlu Enerji, özellikle Ürün Sorumluluğu başlığında elde ettiği 99 puan ve Toplum başlığındaki 93 puanla küresel ölçekte en iyi uygulamalar seviyesinde bir performans sergiledi. Kurumsal Yönetişim (Governance) alanında da 90 puan alan Zorlu Enerji, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışıyla dikkat çekerken, Yönetim (Management) başlığında elde ettiği 98 puanla kurumsal olgunluğunu ve güçlü yönetim yapısını bir kez daha ortaya koydu. Uzun vadeli değer oluşturma dayalı sürdürülebilirlik vizyonu Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında küresel ölçekte tescillenen en iyi uygulamaları esas alan örnek bir iş modeliyle faaliyet gösterdiklerini belirterek 2040 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerini ifade etti. Sürdürülebilirliği tüm faaliyet ve karar alma süreçlerinin merkezine aldıklarını vurgulayan Elif Yener, "Geleceğe uyumlu bir şirket olma hedefiyle faaliyetlerimizin her aşamasında sürdürülebilirliği esas alıyor, içinde bulunduğumuz topluma ve dünyaya uzun vadeli değer katmayı amaçlıyoruz. Zorlu Enerji olarak, uzun vadeli değer oluşturma yaklaşımımızı "Onarıcı Operasyonlar ve Değer Zinciri", "Etki Odaklı Büyüme" ile "İnsan ve Kültür" başlıkları etrafında şekillendiriyoruz. Sürdürülebilirliğin enerji sektörüne ve dünyanın geleceğine yön veren temel konulardan biri olduğuna inanıyoruz. LSEG değerlendirmesinde dünya birincisi olmak, bu yaklaşımımızın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor" dedi.

Türkiye'de çalışanların yüzde 84'ü çalıştığı kurumu seviyor Haber

Türkiye'de çalışanların yüzde 84'ü çalıştığı kurumu seviyor

Dünyada çalışma hayatı hızla dönüşürken Pluxee çalışan-işveren ilişkisine ışık tutmak ve çalışan deneyimini yeniden tanımlamak amacıyla araştırmalarına devam ediyor. Şirketin Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği ‘İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı' araştırması, çalışan beklentilerinde köklü bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Brezilya, İngiltere, Hindistan gibi farklı coğrafyalardan 10 ülkede, 8 bin 700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, küresel olarak çalışanların yüzde 83'ü çalıştığı şirketi sevdiğini ya da olumlu hisler beslediğini ifade ediyor. Ancak bu bağlılık artık koşulsuz bir adanmışlık üzerinden değil; denge, anlam ve karşılıklı değer temelinde şekilleniyor. Sessiz istifa değil, dengeli bağlılık Kamuoyunda iş hayatı çoğu zaman "sessiz istifa" ve "büyük kopuş" kavramlarıyla anılırken araştırma, bu anlatının eksik kaldığını gösteriyor. Bulgulara göre, Türkiye'de çalışanların yüzde 84'ü çalıştığı kurumu "sevdiğini" ya da "beğendiğini" ifade ederken çalışanlar işteki iyi olma hâllerini 10 üzerinden 7,9 puanla değerlendiriyor. Bu tablo, çalışanların işlerinden duygusal olarak uzaklaşmadığını; aksine iş ve işyeriyle beklenenden daha güçlü fakat daha dengeli bir bağ kurduğunu ortaya koyuyor. Şirketin ortaya koyduğu "Dengeli Bağlılık" kavramı, bağlılığın biçim değiştirerek daha bilinçli, değişken ve sınırları olan bir tutum haline geldiği gerçeğine işaret ediyor. İyi yaşamın şifresi: Güçlü bağlar, yakın ilişkiler ve zamanı sahiplenmek Araştırma, Türkiye'de "iyi yaşam" algısının merkezinde maddi göstergelerden çok insan ilişkilerinin yer aldığını net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye'de çalışanların yüzde 54'ü hayatı iyi kılan en önemli unsur olarak "etrafımda iyi insanlar var" ifadesini öne çıkarırken; kendine zaman ayırabilmek (yüzde 42) ve iyi hissetmek (yüzde 41) ikinci sırada geliyor. Çalışanlara "Haftada fazladan 4 saatin olsaydı ne yapardın?" sorusu yöneltildiğinde ise yüzde 31'i sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmek istediğini, yüzde 19'u ise egzersiz yapmayı tercih edeceğini belirtiyor. Öte yandan çalışanların yüzde 35'i işinin hayatının merkezinde olduğunu söylerken yüzde 58'i "elimden geldiğince çok çalışırım" diyor. Bu gelişmekte olan ekonomiler ortalamasının oldukça üzerinde bir oran. Ancak bu tablo, işin her şeyin önüne konulduğu bir yaşamı değil; çabanın ilişkiler, kişisel iyilik hâli ve zamanı yönetebilme becerisiyle dengelendiği bir yaklaşımı işaret ediyor. "Çalışanlarının özel hayatındaki farklılıklarını önemseyen şirketler, çalışan deneyiminde ve işe bağlılıkta çıtayı yukarı taşıyacak" Pluxee Türkiye CEO'su Eda Uluca Özcan, araştırmanın iş dünyası için taşıdığı mesaja şu sözlerle dikkat çekti: "Günümüzde çalışanları yalnızca işteki rolleriyle ele almak artık mümkün değil. Araştırmamız, her geçen gün daha fazla çalışanın iş ile kişisel yaşam arasında yeni bir denge kurduğunu ortaya koyuyor. Biz bu yaklaşımı ‘Dengeli Bağlılık' olarak tanımlıyoruz. Bu yaklaşım, şirketlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi de köklü biçimde yeniden tanımlıyor. Türkiye'de çalışanların yüzde 43'ü için samimi ve destekleyici bir iş ortamı iş yerinde memnuniyetin en önemli unsuru. Yüzde 40'ı gösterdiği çabanın görülmesini ve takdir edilmesini bekliyor, yüzde 35'i ise özerklik ve karar alma yetkisinin kendileri için kritik olduğunu söylüyor. Bugün bağlılık; sessizce geri çekilmek ya da koşulsuzca adanmak arasında değil, karşılıklı güven ve değer üretimi üzerinde şekilleniyor. İşverenler için asıl fark oluşturan nokta da burada başlıyor: çalışanlarını tek tip beklentilerle değil, bireysel ihtiyaçları ve yaşam evreleriyle anlayabilmek." Bağlılık tek renk değil: Hayatla birlikte değişen 8 farklı ton Araştırma, çalışan bağlılığının artık "ya tamamen adanmış ya da kopmuş" gibi keskin tanımlarla açıklanamayacağını gösteriyor. Bağlılık; hayatın farklı evreleri, kişisel öncelikler ve bireyin içinde bulunduğu koşullara göre ton değiştiriyor. Bu dönüşümü bireyin özel hayatına verdiği önem ve kişisel hedefleriyle toplumsal aidiyet arasında kurduğu denge olmak üzere iki temel eksen üzerinden ele alan araştırma, sekiz farklı bağlılık profili ortaya koyuyor. Araştırmada bağlılık, sabit bir tutum değil; hayatla birlikte şekillenen, esneyen ve yeniden ayarlanan canlı bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor. Araştırma, Türkiye'de iş yerini cazip kılan unsurlara dair de içgörüler sunuyor. Çalışanlar için "iyi maaş" yüzde 48 ile ilk sırada yer alırken "ihtiyaca uygun yan haklar" yüzde 36 ile hemen ardından geliyor. Çalışma aynı zamanda, çalışanların destekleyici bir ortam, takdir edilme ve kendilerine zaman ayırabilme gibi insani ihtiyaçlara her zamankinden daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor. Eda Uluca Özcan, araştırmanın özellikle bağlılık konusunda önemli bir tablo çizdiğini, bağlılığı şekillendiren beklenti ve motivasyonların değiştiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Çalışanı gerçekten gören, dinleyen ve destekleyen kurumlar, bağlılığı doğal olarak güçlendiriyor. Bu araştırma ile çalışma hayatının geleceğini şekillendiren bu yeni bağlılık kurallarını keşfetmeyi, liderler ve karar vericiler için görünür kılmayı amaçladık. Şirket olarak, çalışan-işveren ilişkisini yalnızca ölçen değil, geliştiren bir yaklaşımla; daha insan odaklı, dengeli ve sürdürülebilir bir çalışma dünyasına katkı sağlamaya devam edeceğiz."

Kartlı alışverişler 2025’te büyümesini sürdürdü Haber

Kartlı alışverişler 2025’te büyümesini sürdürdü

Garanti BBVA Ödeme Sistemleri'nin (GÖSAŞ), BKM (Bankalararası Kart Merkezi) verilerini temel alarak hazırladığı "Türkiye'de Kartlı Ödemeler 2025" çalışmasının sonuçları açıklandı. Türkiye'de banka ve kredi kartı sahipliğinin gelişimini, kartlı harcamalardaki eğilimleri, e-ticaretin büyümesini ve temassız ödeme alışkanlıklarının yaygınlığını ortaya koyan araştırma, kartlı ödeme kullanımının hacim ve alışkanlıklar açısından güçlenerek devam ettiğini gösterdi. Kart sayısı artmaya devam etti, toplam harcama 24 trilyon TL'yi aştı "Türkiye'de Kartlı Ödemeler 2025" çalışmasına göre, 2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de toplam banka ve kredi kartı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 5,8 artarak 460 milyon adede ulaştı. Bu kartların 142 milyonunu kredi kartları, 318 milyonunu ise banka kartları oluşturdu. Banka ve kredi kartlarıyla yapılan toplam alışveriş hacmi yüzde 51,9'luk artışla 24 trilyon 62 milyar TL seviyesine yükseldi. Toplam harcamaların 20 trilyon 425 milyar TL'si kredi kartlarıyla, 3 trilyon 638 milyar TL'si ise banka kartlarıyla gerçekleştirildi. Peşin ödeme eğilimi sürerken, e-ticarette taksitli alışveriş arttı 2025 yılında kredi kartlarıyla yapılan harcamalarda peşin ödeme tercihinin ağırlığı devam etti. Kredi kartı ile yapılan alışverişlerin yüzde 80,5'i peşin, yüzde 19,5'i ise taksitli olarak gerçekleşti. Kredi kartlarıyla yapılan toplam 20 trilyon 425 milyar TL'lik harcamanın 16 trilyon 433 milyar TL'si peşin, 3 trilyon 991 milyar TL'si taksitli işlemlerden oluştu. Bu tablo, kullanıcılar nezdinde peşin ödemenin güçlü bir tercih olmaya devam ettiğini gösterdi. E-ticaret tarafında ise taksitli işlemlerin payı arttı. 2025 yılı boyunca kredi kartlarıyla toplam 6 trilyon 706 milyar TL'lik e-ticaret harcaması yapılırken, bu harcamaların yüzde 65,6'sı peşin, yüzde 34,4'ü taksitli işlemler olarak kaydedildi. Taksitli e-ticaret harcamalarının toplam e-ticaret içindeki payı yüzde 57,8'e yükselirken, bu oran 2024 yılında yüzde 55,5 olarak hesaplanmıştı. E-ticaretin kartlı harcamalar içindeki payı yükseldi 2025 yılında e-ticaret hacmi 6 trilyon 706 milyar TL'ye ulaşırken, toplam kartlı alışverişler içindeki payı yüzde 32,8 oldu. Son beş yıllık gelişim incelendiğinde, e-ticaretin kartlı harcamalar içindeki payının istikrarlı bir şekilde arttığı görülüyor. Sektör bazında bakıldığında, e-ticaret harcamalarının toplam sektör harcamaları içindeki payının en yüksek olduğu alanlar seyahat (yüzde 57), elektrik-elektronik eşya ve bilgisayar (yüzde 51) ve yapı malzemeleri (yüzde 46) olarak öne çıktı. E-ticaret harcamalarında sağlık, market ve yapı malzemeleri sektörleri öne çıktı Araştırmaya göre, e-ticaret harcamalarında bir önceki yıla kıyasla en yüksek artış yüzde 86 ile sağlık/sağlık ürünleri/kozmetik, yüzde 85 ile market ve yüzde 69 ile yapı malzemeleri sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık, seyahat (yüzde 50), giyim (yüzde 43) ve telekomünikasyon (yüzde 34) sektörlerinde e-ticaret harcamalarındaki artış daha sınırlı kaldı. Temassız ödemeler günlük hayatın kalıcı parçası Son olarak bu araştırma, temassız ödeme alışkanlığının 2025 yılında da güçlenerek sürdüğünü gösterdi. Yıl sonu itibarıyla temassız işlem adedi 7 milyar 960 milyon seviyesine ulaşırken, temassız işlemlerin toplam kartlı işlemler içindeki payı yüzde 68 oldu. Son beş yıllık gelişim incelendiğinde, temassız işlemlerin hem kullanım hacmi hem de toplam içindeki payı istikrarlı bir artış gösterdi. 2021 yılında toplam kartlı işlemler içindeki payı yüzde 47 seviyesinde olan temassız ödemeler, 2022'de yüzde 57, 2023'te yüzde 63, 2024'te yüzde 67 ve 2025'te yüzde 68 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde temassız işlem adedi 2 milyar 494 milyondan 7 milyar 960 milyona çıkarak yaklaşık üç katına ulaştı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.