Hava Durumu

#Ege Bölgesi

TOURISMJOURNAL - Ege Bölgesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ege Bölgesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı Haber

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı

21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, Manisa’yı hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen ziyaretçilerle buluşturdu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde hazırlanan program kapsamında kent, adeta günler boyunca açık hava sahnesine dönüştü. Festival süresince Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen etkinlikler yoğun ilgi gördü. Sanatçılar Erkan Can ve Güven Kıraç ile şef Danilo Zanna’nın katıldığı söyleşiler, gastronomi tutkunlarını bir araya getirirken, 5 bin kişilik Manisa Bahar Pilavı ikramı renkli görüntülere sahne oldu. Frida Kahlo’nun Günlükleri sergisi Ege Bölgesi’nde ilk kez sanatseverlerle buluşurken, tiyatro ve edebiyat etkinlikleri de festival programına damga vurdu. Spor etkinlikleri de festivalin önemli parçalarından biri oldu. Spil Dağı’nda ilk kez düzenlenen kamp etkinliği doğaseverleri bir araya getirirken, kent genelinde gerçekleştirilen satranç, briç ve dağ bisikleti yarışmaları büyük heyecan yaşattı. Uluslararası katılımın da yoğun olduğu festivalde, 12 farklı ülkeden gelen halk dansları ekipleri ve delegasyonlar Manisa sokaklarını kültür şölenine çevirdi. Festivalin finalinde ise asırlardır süregelen gelenek yaşatıldı. Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden dualar eşliğinde saçılan 10 ton mesir macunu için on binlerce vatandaş meydanları doldurdu. Şifa bulmak isteyen vatandaşlar mesir kapabilmek için yoğun çaba harcadı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin kapsamının her geçen yıl genişlediğini belirterek, "Bu organizasyonu sadece bir saçım töreni olmaktan çıkarıp, sanatıyla, gastronomisiyle ve sporuyla yaşayan bir festivale dönüştürdük. Manisa’nın kültürel ve turizm potansiyelini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz" dedi.

Didim’de Turizm Haftası: Kültür, lezzet ve ritim buluştu Haber

Didim’de Turizm Haftası: Kültür, lezzet ve ritim buluştu

Etkinlik Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, turizm sektörü paydaşları ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Program kapsamında Didim’de faaliyet gösteren dernekler tarafından açılan stantlarda, kente özgü yöresel lezzetler tanıtıldı. Katılımcılar, bölgenin gastronomik zenginliğini yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Etkinlik boyunca sahnelenen ritim gösterileri ve kültürel performanslar, programa renk kattı. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay da etkinlik alanında şeflerle birlikte yöresel yemeklerin hazırlanmasına eşlik ederek tanıtıma katkı sundu. Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim’in turizm potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Didim yalnızca denizi, güneşi ve doğal güzellikleriyle değil; aynı zamanda köklü tarihi, kültürel mirası ve zengin mutfak kültürüyle de öne çıkan bir kenttir. Turizm Haftası kapsamında, Apollon Tapınağı gibi önemli bir tarihi mirasın çevresinde böyle anlamlı bir etkinlik gerçekleştirmek bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonlarla hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de Didim’in ulusal ve uluslararası alanda tanıtımını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Katılım sağlayan tüm halkımıza teşekkür ediyorum."

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı Haber

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı

İzmir’de sağlık turizm sektörünü ve sektöre dair yol haritasının anlatılacağı Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) işbirliğinde gerçekleştirilen toplantı, İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, önde gelen sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı. ÖZTAN: SAĞLIK TURİZM SEKTÖRÜ GERİLEME YAŞIYOR TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizm Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Öztan, sağlık turizminin süreç içerisinde gerilediğini belirterek, “Bu bölge toplantılarımızı 2003’ten beri düzenliyoruz. Temel amacımız tabana yayılmak, aktörlerle buluşmak, bölgenin ihtiyaçlarını öğrenmek ve bu ihtiyaçlarla birlikte kamuyla köprü bulmak ve çözüm oluşturmaya çalışmak. TOBB içerisinde sektörler temsil ediliyor, meclisler üzerinden yetkili merciler ile temas noktası olabilmek. Sektörümüz çok hızlı başlangıç yapan ve sorunlar ön planda yer alan bir sektör haline geldi. 2024 yılında 3 milyar dolar ile başladık, 2025 yılında gerilemeler var. Bu bize çok iyi bir haber olmadı. Hizmet ihracatı içinde ciddi artış yaşanıyor. 150 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Niş sektör olmaktan ziyade uluslararası sektör haline geldi. Rekabet çok üst düzeyde. Kalite üzerinden rekabet ediliyor” dedi. ‘SEKTÖR GENELDE KÜÇÜLÜRKEN İZMİR’DE BÜYÜME VAR’ Öztan, İzmir’in tam aksi yönde büyüdüğünü ve potansiyelinin yüksek olduğunu anlatarak, “Bazı bölge ve şehirleri ön plana çıkardık. Tüm ülkeye yayılan bir sağlık turizm politikası hedefleniyor. İzmir ve Ege bizim için çok önemli bir yer. Ege Bölgesi bizim için en önemli alanlardan bir tanesi. Sağlık turizmde önemli bir yer kaplamış durumda İzmir. Yüzde 5’e kadar arttırmış bir rolü var. Sektör yerinde sayarken İzmir büyümüş durumda. İzmir’de farklı bir dinamik var. Dünya genelinde sağlık turizmi hizmet olarak evriliyor. Operasyon ve tedavi için değil de yaşam kalitesini arttıracak destinasyon talep ediliyor. İzmir tedavi ve yaşam kalitesi konusunda ileri bir noktada. Yüzde 63’ü İzmir’de bulunuyor Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının” ifadelerini kullandı. ‘BALÇOVA İLE SINIRLI DEĞİLİZ, DİKİLİ VE SEFERİHİSAR YÜKSELİYOR’ Öztan’ın ardından kürsüye İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener kürsüye çıktı. Özgener şunları söyledi: Sağlık turizmi, dünyada hızla büyüyen ve rekabetin giderek derinleştiği stratejik bir alan haline gelmiş durumda. Artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacı; hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendiriyor. Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Medical Tourism Market (2023-2032) araştırma raporuna göre, bugün 100 milyar dolar bir pazar hacmine sahip sektörün 2032 yılına kadar 300 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılın oniki ayına yayılan kapasitesiyle, ülke ekonomileri için kritik önem taşıyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını arttırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz: Medikal Turizm, Termal Turizm, Sağlıklı Yaşam ve Üçüncü Yaş Turizmi. Medikal turizmde İzmir estetik operasyonlar, saç ekimi ve diş tedavileri gibi alanlarda Avrupa’dan hasta çekebilen bir şehir. Hem yüksek kalite sunuyoruz hem de ciddi bir maliyet avantajımız var. Termal turizmde sadece mevcut kapasitemizle değil, henüz tam anlamıyla değerlendirilmemiş büyük bir zenginlikle öne çıkıyoruz. Balçova’daki aktif tesislerimizin yanı sıra Dikili ve Seferihisar gibi bölgelerde, doğru yatırımlarla dünya ölçeğinde cazibe merkezi haline gelebilecek güçlü kaynaklarımız bulunuyor. ‘İZMİR, UZUN SÜRELİ SAĞLIK KONAKLAMASI İÇİN İDEAL ŞEHİR’ Yine, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizminde kentimizin iklimi, yaşam kalitesi ve güvenli şehir yapısı özellikle uzun süreli konaklama ve tedavi süreçleri için önemli bir avantaj sağlıyor. Avrupa’da milyonlarca emeklinin, yılın önemli bir bölümünü farklı ülkelerde geçirmeyi tercih ettiği düşünüldüğünde; İzmir bu talebi karşılayabilecek en güçlü adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Coğrafi konumumuz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde Almanya’dan veya Hollanda’dan gelen bir ziyaretçi, sabah uçağa binip aynı gün İzmir’de tedavi sürecine başlayabiliyor. Dolayısıyla bu erişilebilirlik, kentimizi hızlı ve pratik bir merkez haline getiriyor. İzmir’in sunduğu imkanlar yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı değil. Kentimize tedavi için gelen bir ziyaretçi aynı seyahat içerisinde Efes Antik Kenti’ni ziyaret edebiliyor, Meryem Ana Evi gibi önemli inanç turizmi merkezlerini görebiliyor veya Kemeraltı ya da Urla’da gastronomi deneyimi yaşayabiliyor. Bu çok katmanlı turizm deneyimi, İzmir’i yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomi turizmini bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon haline getiriyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı bir başarıya dönüştürebilmek için, sağlık turizmini yalnızca sağlık hizmetleri perspektifinden değil; bütüncül bir değer zinciri olarak ele almak durumundayız. Çünkü sağlık turizmi; ulaşım altyapısından konaklama kalitesine, dijital tanıtımdan uluslararası akreditasyona, insan kaynağından şehir deneyimine kadar uzanan çok boyutlu bir ekosistemi gerektiriyor. ‘İZMİR BU YARIŞTA GÜÇLÜ BİR KONUMDA’ Bu noktada İzmir’in en büyük avantajı, güçlü kurumları, nitelikli insan kaynağı ve iş birliği kültürü ile bu ekosistemi oluşturabilecek kapasiteye sahip olması. Önümüzdeki dönemde; uluslararası tanıtım faaliyetlerini daha hedef odaklı hale getirmeli, dijital platformlarda görünürlüğümüzü artırmalı, sağlık kuruluşlarımızın uluslararası akreditasyon süreçlerini desteklemeli, nitelikli ara insan kaynağı yetiştirmeye odaklanmalı ve en önemlisi, tüm paydaşları kapsayan koordineli bir yönetim modeli oluşturmalıyız. Çünkü artık rekabet sadece ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanıyor. Ve bu rekabette öne çıkanlar; vizyonunu net ortaya koyan, birlikte hareket edebilen ve kendini doğru anlatabilen şehirler oluyor. İzmir olarak bizler; sahip olduğumuz doğal zenginlikler, güçlü sağlık altyapımız, yaşam kalitemiz ve stratejik konumumuzla bu yarışta güçlü bir konumdayız. ‘GÜÇLÜ HASTANELER YETMEZ, GÜÇLÜ SİSTEM GEREKİR’ İzmir Ticaret Odası olarak, gerek yerelde gerek uluslararası düzeyde bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Dünyada sağlık turizminde öne çıkan şehirler; yalnızca güçlü hastanelere sahip oldukları için değil, planlı sağlık yerleşkeleri kurabildikleri, kümelenme modellerini hayata geçirebildikleri ve turizm altyapısını sağlıkla entegre edebildikleri için başarıya ulaşıyor. Bugün dünyada rekabet eden şehirler; sadece bina yapan değil, yaşam alanı tasarlayanlar. İzmir’in de bu vizyonla hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık mesele tekil yatırımlar değil; bütüncül vizyon ortaya koyabilmek. İşte tam da bu noktada, İzmir için önümüzde güçlü bir fırsat bulunuyor. ‘İZMİR İÇİN KRİTİK BİR EŞİK: BİRLİKTE DÜŞÜNME ZAMANI’ Bugün gerçekleştirdiğimiz bu toplantı tam da bu ortak aklı oluşturmak için bizleri bir araya getirdi. Programımız kapsamında, medikal turizmden termal turizme, dijitalleşmeden mevzuat düzenlemelerine kadar birçok başlıkta görüşlerin paylaşılacağı bir çalıştay gerçekleştireceğiz. Bu çalıştaydan çıkacak fikirleri yalnızca bir toplantı çıktısı olarak kalmasını, elbette istemiyoruz. Amacımız; bu görüşleri bir araya getirerek İzmir Sağlık Turizmi Manifestosu oluşturmak ve kentimiz için güçlü bir yol haritası ortaya koymak. İnanıyorum ki bugün burada ortaya çıkacak fikirler, hem İzmir’in hem de Ege Bölgesi’nin sağlık turizmi yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak.

İranlı turist krizi: Bodrum’da rezervasyonların yüzde 70’i iptal Haber

İranlı turist krizi: Bodrum’da rezervasyonların yüzde 70’i iptal

Turizm sektörü temsilcilerinden edinilen bilgilere göre Ege Bölgesi'ne gelen turist sayısında yüzde 70'e yakın düşüş yaşandı. Nevruz döneminde İran pazarındaki kaybın yüzde 80'e ulaşabileceği belirtilirken; özellikle Muğla, İzmir, Antalya, Van ve İstanbul'un bu durumdan en çok etkilenen şehirler olduğu ifade edildi. Geçtiğimiz yıl Nevruz döneminde yaklaşık 120 bin İranlı turistin Türkiye'ye geldiği belirtilirken, bu yıl yaşanan gelişmeler nedeniyle söz konusu hareketliliğin neredeyse tamamen durma noktasına geldiği bildirildi. "Rezervasyonların yüzde 70'i iptal oldu" Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Artuk, yaşanan gelişmelerin turizm sektörünü doğrudan etkilediğini söyledi. Artuk, "Nevruz döneminde İran'dan turizm hareketliliği başlıyordu. Nevruz şu anda halihazırda kutlanmayacak. Bu nedenle bölgemizde birçok otelin açılışı ertelenecek. Özellikle Bodrum, Marmaris ve Fethiye bölgesi bu durumdan ciddi şekilde etkilenecek diyebiliriz. Bu yıl aslında erken rezervasyonla başlamıştık. İran genelde son dakika rezervasyonlarıyla çalışan bir pazar ama bu yıl ciddi bir ön rezervasyon almıştık. Olayların başlamasıyla rezervasyonların yüzde 70'i iptal oldu. Uçakların ise yüzde 100'ü iptal edildi" dedi. "120 bin turistin yüzde 80'i kayıp" Geçen yıl Nevruz döneminde Türkiye genelinde yaklaşık 120 bin İranlı turistin ağırlandığını belirten Artuk, bu sayının büyük bölümünün kaybedildiğini ifade etti. Artuk, "Bu turistlerin büyük bölümü İzmir, Antalya, Van, İstanbul ve Muğla'ya geliyordu. Muğla'da ise özellikle Marmaris, Fethiye ve Bodrum yoğun talep görüyordu. Ancak şu anda bu 120 bin kişinin yaklaşık yüzde 80'i, yüzde 85'i kayıp vaziyette. Uçuşlar olmadığı için yalnızca kara yolu ile bir hareketlilik olabilir. Muhtemelen önce otobüslerle bir akım oluşacak. Turizm hareketliliğinin nisan ortası gibi yeniden başlamasını bekliyoruz" diye konuştu.

Foça, Yelken Organizasyonlarıyla Spor Turizmine Odaklandı Haber

Foça, Yelken Organizasyonlarıyla Spor Turizmine Odaklandı

İzmir’in Foça ilçesi, 2026 sezonunda yelken ve su sporlarında aralıksız organizasyonlara ev sahipliği yapıyor. Türkiye Yelken Ligi etaplarının ardından Valilik Kupası ve Dünya Şampiyonası ile Foça, Kuzey Ege’de spor turizminin merkezi haline geliyor. Ocak’tan Nisan’a Yoğun Yarış Takvimi İzmir’in Foça ilçesinde yelken, yat ve su sporları etkinlikleri hız kesmeden devam ediyor. 19–23 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenen Türkiye Yelken Ligi Techno 293 Türkiye Şampiyonası 2. Ayak yarışlarının ardından ilçe, yeni organizasyonlara hazırlanıyor: 27 Şubat – 01 Mart 2026: Valilik Kupası10 – 14 Mart 2026: Türkiye Yelken Ligi 3. Ayak03 – 09 Nisan 2026: Dünya Şampiyonası Özellikle Nisan ayında gerçekleştirilecek Dünya Şampiyonası ile Foça’nın uluslararası yelken camiasındaki konumunun daha da güçlenmesi bekleniyor. “Rüzgarın Evi” Foça İlçede faaliyet gösteren üç yelken kulübünün sporcuları, farklı branşlarda Milli Takım formasıyla Türkiye’yi temsil ediyor. Son üç yılda düzenlenen yat şenlikleriyle adını duyuran Foça, uluslararası yelken dünyasında “Rüzgarın Evi” ve “Rüzgarın Başkenti” unvanlarıyla anılıyor. Yarış ve etkinlikler, ana sponsorluğunu MW Phokaia Beach Resort üstleniyor. Otel, yalnızca ev sahipliği yapmakla kalmıyor; oluşturduğu yarış takımıyla ilçe dışındaki organizasyonlara da katılarak Foça’nın tanıtımına katkı sağlıyor. Foça’dan Bodrum’da Birincilik Geçtiğimiz hafta Bodrum Açıkdeniz Yat Kulübü (BAYK) tarafından düzenlenen geleneksel Kış Trofesi’nde önemli bir başarı elde edildi. MW Phokaia Beach Resort Sailing Team, Yenifoça Windsurf ve Yelken Kulübü’nün “Griffin” adlı teknesiyle katıldığı 3. ayak yarışlarında ORC-D sınıfında 30 tekne arasında birinciliğe uzandı. Kürşad Ekmekçi, Uğur Nizam, Tuğrul Elbirler, Hülya Savaşçı, Cem Ünlü, Yıldırım Çağlar ve Murat Özbek’ten oluşan ekip, Foça’nın sportif başarısını ulusal arenada bir kez daha tescilledi. 80 Sporcu Valilik Kupası’nda Buluşacak 27 Şubat’ta başlayacak Valilik Kupası yarışlarında Techno 293 sınıfında yaklaşık 80 sporcu mücadele edecek. Organizasyon, Nisan ayında yapılacak Dünya Şampiyonası öncesinde önemli bir prova niteliği taşıyor. “Turizmi Sporla 12 Aya Yayıyoruz” Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, spor organizasyonlarının bölge turizmine katkısına dikkat çekti. İşler, Kuzey Ege’de turizmi 12 aya yayma hedefi doğrultusunda sporun stratejik bir araç olarak konumlandığını belirterek şunları söyledi: “Son yıllarda ülkemiz turizmde Avrupa’da ilk üç, dünyada ilk beş arasında yer aldı. Ancak Ege Bölgesi ve İzmir, sahip olduğu potansiyele rağmen hak ettiği payı alamıyor. Bu farkı kapatmak için turizmi çeşitlendirerek 12 aya yaymak zorundayız. Spor organizasyonları bu hedefte önemli bir rol oynuyor. Uluslararası yat şenlikleri ve Türkiye Şampiyonaları ile büyük adımlar attık. Dünya Şampiyonası ile bölgemizi dünyanın sporcularıyla buluşturacağız.” Spor Turizmiyle Yeni Bir Model Foça’nın art arda ev sahipliği yaptığı organizasyonlar, spor turizminin yalnızca yaz sezonuna değil, yılın tamamına yayılan bir ekonomik hareketlilik yarattığını gösteriyor. Yelken ve su sporları sayesinde konaklama, yeme-içme, ulaşım ve yan sektörlerde oluşan talep, Kuzey Ege’nin turizm gelirlerini çeşitlendirirken, bölgenin marka değerini de yükseltiyor. Nisan ayında düzenlenecek Dünya Şampiyonası ile Foça’nın, Akdeniz çanağında önemli bir spor turizmi destinasyonu olarak konumlanması hedefleniyor.

Uzmandan KKKA Uyarısı: Grip Sanmayın, Kene Isırığı Olabilir Haber

Uzmandan KKKA Uyarısı: Grip Sanmayın, Kene Isırığı Olabilir

Yaz aylarında artan kene tutunmalarına karşı uyaran Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, "İlk belirtiler arasında baş ağrısı, yüksek ateş, halsizlik ve eklem ağrıları yer alır. Bu semptomlar grip ile karıştırılabilir" dedi. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar başta olmak üzere doğada, piknik alanlarında ya da kırsal bölgelerde zaman geçiren herkesin en çok dikkat etmesi gerekenlerin başında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına sebep olan kene ısırığı geldiğini ifade eden Doruk Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, yaz aylarında artan kene tutunmalarına karşı vatandaşları uyardı. Karacay, "İlk belirtiler arasında baş ağrısı, yüksek ateş, halsizlik ve eklem ağrıları yer alır. Bu semptomlar grip ile karıştırılabilir" dedi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına neden olan virüsü taşıyan kenelerin Türkiye'de en çok Tokat, Samsun, Amasya, Çorum ve Sivas çevresinde görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Meltem Öner Karaçay, bu bölgelerde yaşayan ya da bu bölgelere seyahat eden vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Karaçay, "Son yıllarda Ege Bölgesi ve İstanbul'da bu virüsü taşıyan keneye rastlanmamıştır" şeklinde konuştu. Kene tutunmalarında hızlı müdahalenin önemine dikkat çeken Karaçay, "Bir cımbız yardımıyla, kenenin gövdesine dokunmadan dikkatlice çıkarılması gerekir. Kişi bunu kendisi yapamıyorsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" dedi. Dr. Karaçay, Kırım Kongo Kanamalı Ateşinin ölümcül olabileceğini vurgulayarak, "Enfeksiyon riski taşıyan bireyler en az 10 gün boyunca takip edilmelidir. İlk belirtiler arasında baş ağrısı, yüksek ateş, halsizlik ve eklem ağrıları yer alır. Bu semptomlar grip ile karıştırılabilir. Bu nedenle uzman değerlendirmesi şarttır" şeklinde konuştu. Son olarak, doğa yürüyüşleri veya kırsal alanlarda vakit geçiren bireylerin açık renkli, uzun kıyafetler giymesi ve kene kontrolünü ihmal etmemesi gerektiğini belirten Karaçay, "Korunmak mümkün. Bilinçli davranmak, erken müdahale ve uzman takibi ile riskler en aza indirilebilir" dedi.

Kurban Bayramı Tatili ve Turizm Sektörüne Etkisi Haber

Kurban Bayramı Tatili ve Turizm Sektörüne Etkisi

Kurban Bayramı tatilinin 4,5 gün olacağı ve kamuda normal mesai düzenine 10 Haziran Salı günü dönüleceğinin açıklanmasının ardından turizmci Hamit Kuk, iç turizmde hareketliliğin düşeceği yönünde bazı endişelere neden olsa da, bu durumun sektörde ciddi bir kayba yol açmayacağını söyledi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, sosyal medya hesabı üzerinden Kurban Bayramı tatilinin 4,5 gün olacağı ve kamuda normal mesai düzenine 10 Haziran Salı günü dönüleceğini açıkladı. Altun'un açıklamasının ardından planlamalarını 9 gün üzerinden yapan turizm sektöründe bayram tatilinin bu yıl 4,5 gün ile sınırlandırılmasının iç turizmde hareketliliğin düşeceği yönünde bazı endişelere neden olduğunu belirten TÜRSAB Başkan Başdanışmanı turizmci Hamit Kuk, "Bu 4,5 günlük tatil süresinin bizim satışlarımıza ne kadar etkili olacağını önümüzdeki günlerde bakıp göreceğiz" dedi. "İnsanlar bu sefer çok fazla tatil yapamayacak" Turizm sektörünün beklentisinin Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olarak açıklanması yönünde olduğunu ve 4,5 gün açıklamasının kendilerini üzdüğünü belirten Kuk, "Önümüzdeki Haziran'ın 6'sında Kurban Bayramı ver. Açıkçası biz turizm sektörü olarak bayramın 9 güne çıkarılmasını bekliyorduk ama, hükümetimiz bir açıklama yaparak sadece 4,5 -5 günlük bir tatil süresi olacağını söylediler. Tabi bu bizi üzdü, çünkü Kurban Bayramı'nda malum insanlarımız ibadetlerini yerine getirip kurbanlarını kesiyorlar. Daha sonra ailelerini ziyaret ediyorlar. Bu iki unsurdan sonra da kalan zaman oluyorsa tatile çıkıyorlar. Şu anda gözüken o ki bu dönemde bu sefer çok fazla tatil yapma fırsatı olmayacak" ifadelerini kullandı. "Bekleyip göreceğiz" Sektör temsilcilerinin bayram tatili için cazip fiyatlarla 4-5 günlük paketler hazırladığını söyleyen turizmci Hamit Kuk, "Esasında oldukça cazip fiyatlarımız da vardı. Özellikle Antalya'da ve Ege bölgesinde 5 yıldızlı otellerde günlük 10-15 bin TL arasında fiyatlarımız var. Bu 4 ve 3 yıldızlı otellerde daha aşağıya düşüyor. 5 İle 7 bin TL arasında değişen fiyatlarla 4-5 günlük değişen paketler halinde tüketiciye sunulmuştu. Şimdi bekleyip göreceğiz. Bu 4,5 günlük tatil süresinin bizim satışlarımıza ne kadar etkili olacağını önümüzdeki günlerde bakıp göreceğiz. Ama 9 günlük bir tatil süresi olsaydı vatandaşlarımızın bu paketlere ilgisinin artacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Son dakika 9 güne çıkması satışlara yansımıyor" Son dakika yapılacak bir açıklama ile bayram tatilinin 9 güne çıkartılmasının turizm sektörünün satışlarına yansımadığını belirten Kuk, "Bugün Cumhurbaşkanlığından bir açıklama yapıldı ve bayram tatilinin 9 güne çıkarılmayacağını normal olağan 5 Haziran Arife günü yarım gün tatil ve arkasından 4 günlük kurban bayramının olacağını söylediler. Bu saatten sonra bir değişiklik olacağına çok ihtimal vermiyorum. Ancak olsa bile bunun maksimum önümüzdeki hafta içesinde açıklanması gerekiyor. Çünkü son dakika tatil değişiklikleri ya da 9 güne çıkartılması bizim turizm sektörünün satışlarına maalesef yansımıyor. Bunu geçtiğimiz Ramazan ayında yaşadık. Son dakika 9 güne çıkarılmıştı tatil, ama bu 9 güne çıkmasının bir etkisini göremedik. Çünkü insanlar daha önceden tatil planlarını yapmışlardı" dedi. "Nispeten durgun geçmesi bekleniyor" Hamit Kuk ayrıca haziran ayının tatil için, hem iç pazar hem de yurt dışı pazarı için çok ideal bir ay olduğunun altını çizerek, "Fakat kurban Bayramı 15 Haziran'da ki Lise Geçiş Sınavı ve arkasından da 21-22 Haziran'da Üniversite sınavının hemen öncesine denk geliyor. Dolayısıyla da aileler sınav öncesi pek tatile çıkma eğiliminde değiller. Geçen seneye nispeten biraz daha durgun geçeceğini tahmin ediyoruz" ifadelerini kullandı

Türkiye Turizmde ve Arkeolojide Zirveye Oynuyor Haber

Türkiye Turizmde ve Arkeolojide Zirveye Oynuyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy TGRT Haber ekranlarında yaptığı açıklamada, 2024 yılının 61,1 milyar dolarlık turizm geliri ve 62,3 milyon ziyaretçi sayısıyla tamamlandığını belirterek, "Bu sene 64 milyar dolar gelir hedefliyoruz. Hem geceleme hem de gelen turistin sayısının tespiti konusunda en iyileri şu anda Türkiye. Sağlık turizminde 3 milyar dolardan fazla bir gelir elde ettik" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TGRT Haber ekranlarında "Gündem Özel" programında Mehmet Aydın'ın sorularını yanıtladı. Türkiye'nin 2024 turizm performansını değerlendiren Bakan Ersoy, 2025 hedefleri ve kültür politikalarına ilişkin bilgiler verdi. Bakan Ersoy, 2024 yılının 61,1 milyar dolarlık turizm geliri ve 62,3 milyon ziyaretçi sayısıyla tamamlandığını aktararak 2025 yılı turizm geliri hedefinin 64 milyar dolar olduğunu ifade etti. "Bu sene 64 milyar dolar gelir hedefliyoruz" 2025 yılı için hedeflerini de paylaşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "61,1 milyar dolar gelir, 62,3 milyon ziyaretçi sayısıyla 2024'ü kapattık. Turizm gelirlerinin her geçen gün ekonomideki payı artıyor. İnşallah bundan sonra da artık hedefleri artırarak devam etmemiz gerekiyor. Hedefin üstünde kapattık; hedef 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolardı, o açıdan başarılı bir yıl. Türkiye gibi bir jeopolitik ortamda yer alıyorsanız her zaman anlık olumsuzluklara da hazırlıklı olmanız gerekiyor. Global olumsuzluklar da çok gelişmeye başladı; savaşlar, afetler, hareketlilikler, sıcak çatışma ortamlarının sayısı artmaya başladı. Dünyadaki bu değişime paralel bir şekilde biz buna hazırlanarak gelmiş olduk. Her seferinde yeni rekorlar getirerek yolumuza devam etmek istiyoruz. Bu sene 64 milyar dolar gelir hedefliyoruz. Yıl ortalamasına baktığınız zaman yüzde 4,4'lük gelirde artış öngörüyoruz. İlk 3 aylık veriler, baktığınız zaman hedefin üzerinde gerçekleşti. 9,5 milyar dolarla kapattık, yüzde 5,6 artış oldu. İlk çeyrekte bir sürü takvimsel olumsuz etki vardı. Mesela ocak ayında ziyaretçi sayısında iyi bir büyüme yaptık. Aşama aşama yukarı çıkmaya başladık. 2024'te Dünya Turizm Örgütü'nün açıkladığı verilere göre Türkiye, ziyaretçi sayısı olarak 4'üncü sıraya geldi. Bizim nihai hedefimiz; ilk 3'e girmek, tabi bu kolay bir süreç değil. 20 milyon kadar bir fark var, çok detaylı hazırlanmak gerekiyor. Yasalarda bazı değişiklikler yaparak bütün otellerin Bakanlıktan belge almasını mecburi hale getirdik, bakanlık tarafından takip edilebilir hale geldiler. Bütün otellerin standartları, kriterleri tek elden denetlenebiliyor. Sertifikasyon programlarını devreye soktuk" dedi. "Hem geceleme hem de gelen turistin sayısının tespiti konusunda en iyileri şu anda Türkiye" Türkiye'nin sürdürülebilir turizmde öncü olduğunu belirten Bakan Ersoy, 42 kriterlik bir yapı oluşturduklarını, 2030 yılına kadar tüm tesislerin bu standartlara ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Sözlerini sürdüren Bakan Ersoy, "Biz turizme daha geç girdik, eskiden Türkiye'de turizm dediğiniz zaman sadece deniz, kum, güneş akla gelirdi. Halbuki Türkiye'nin o kadar büyük potansiyeli var ki. Üçüncülüğe gelmek istiyorsak turizmi sadece deniz, kum, güneşten çıkartmamız gerekiyor ki çıkartmaya başladık. Ürün çeşitliliğini artırdığınız zaman 81 vilayete yayma şansını yakalıyorsunuz. İstanbul, Antalya, Ege ile sınırlı kalmıyor, ikincisi 12 aya yayma şansını yakalıyorsunuz. Turizmin sezonluk olmaması lazım, mümkünse 12 ay olması gerek. Uluslararası sertifikasyonlara ve standartlara bütün konaklama tesislerinizin sahip olması gerekiyor. Giriş yapan turistin tamamı pasaport okutarak girer. Hem geceleme hem de gelen turistin sayısının tespiti konusunda en iyileri şu anda Türkiye çünkü hepsi sayılıyor. Avrupa Birliği'nde öyle olmuyor. Geçen sene yabancı turistten elde edilen gecelik gelir 108 dolara çıktı, bu seneki hedefimiz 117 dolar. Kişi başı gecelik gelirde hedefin üzerinde gidiyoruz, bu iyi bir şey" diye konuştu. "Sağlık turizminde 3 milyar dolardan fazla bir gelir elde ettik" Sağlık Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan Uluslararası Sağlık Turizmi Alanında İşbirliği Protokolüne ilişkin konuşan Bakan Ersoy, "Sağlık turizmi; geçen gün Sağlık Bakanımızla bir protokol imzaladık. Her şeyin başı denetim ve standart. Sağlık amaçlı Türkiye'ye gelenler turist var bir de gelen turistin sağlığı var. Turistle muhatap olan hastanelerin belli bir sertifikasyona tabi olması sağlanacak. Sağlık Bakanlığı hem bu hastaneleri ayrıca denetleyecek hem de turistin yaptığı işlemleri de E-nabız sisteminde takip edilebilir hale getireceğiz. Sağlık Bakanlığı bu çalışmayı yapıyor, bu çok çok önemli. Turist hangi sağlık hizmetlerini almış, hangi fiyat politikalarıyla almış çok rahat bir şekilde göreceğiz. Turistin de sağlığını takip ediyor olacağız. Geçen sene çok ciddi sayıda turist aldık, sağlık turizminde 3 milyar dolardan fazla da bir gelir elde ettik. Sağlık alt yapımız çok iyi, pandemi sürecinde bu zaten kanıtlandı. Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nı getirmekte maalesef Türkiye olarak çok geç kaldık. Biz 2019'da kurduk, Türkiye şu an 200'e yakın ülkede en etkili ve yoğun tanıtım yapan ülke. Birkaç sene içinde bu üstünlüğü Türkiye ele geçirdi, her ülkeye göre ayrı tanıtımlar görüyorsunuz. O ülkeye hitap eden ürünlerle tanıtım yapıyorsunuz. ABD seçimlerinde Trump-Biden tartışma programında, tam ortasında Türkiye reklamı olmuştu, ABD'de sosyal medyada bile kazananı Türkiye diye insanlar yorumlar yapmıştı. 100'e yakın ürün çeşidi var, şu anda 60'ını öne çıkardık GoTürkiye sitesiyle. Türkiye Instagram'da en yoğun takipçisi olan; 3,7 milyonu geçtik yanılmıyorsam 2'nci ülkeyiz, ilk 20'ye dahi giremiyorduk, TikTok'ta birinciyiz. Diğer bütün sosyal medyalarda birinciyiz. Tanıtım sayfamızı oluşturduk, dünyada en çok ziyaretçi alan, tıklanan turizm platformu, 350 milyona yakın tıklama var" diye konuştu. "Türkiye en çok kazı yapan ülke, dünyada rekor kırdık" Türkiye'nin arkeoloji tarihi konusunda dünyada çok büyük bir potansiyele sahip olan bir kaç ülkeden biri olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, "Türkiye 163 yıldır kazılıyor. Şu an sadece yüzde 10'u kazılmış durumda. Hala yüzde 90'ını toprak altında ya da kazılmayı bekliyor. 2018 itibariyle yapılan strateji değişikliğiyle arkeoloji de bunların en önemli ürün çeşidi. Bizi rakiplerimizden ayıran bizi rakiplerimize karşı ön plana çıkaran avantajlı bir ürünümüz. Önce kazmak sonra restore edip koruma altına almanız gerekiyor sonra da tanıtıp gelecek nesillere aktarmanız gerekiyor. Burada uzun süreli bir çalışma var. Türkiye'de çok kısa süreli kazılar yapılıyordu. 46-60 günlük kazı programları vardı. 46-60 günlük kazı programlarında zaten 15 günü açma kapama ile geçiyor. 30 gün doğru düzgün kazıyorsunuz. Çok da yavaş ilerliyor. Biz önce kazı yoğunluğunu artıracağımızı söyledik.12 aylık kazı programı başlattık. İlk etabı böyle yaptık. Ve biz 2018 devraldığımızda yaklaşık 146 tane kazı başkanlığı vardı. Geçen sene biz 264 kazı başkanlığına çıktık. Kazı başkanlığı sayısını çok ciddi bir şekilde artırdık. 12 aylık kazı programına geçtik. 12 ay boyunca kaynak aktarıyorsunuz. Mevsim el verdiği sürece kazılıyor. Bunların bir raporlanması bülten haline getirilmesi lazım. Bu süreç bu şekilde işliyor. Bunu oturtturduktan sonra daha ileri bir aşamaya geçebileceğimizi söyledik. Gerekli alt yapıyı hazırladık. Geleceği Miras Projesini hayata geçirebileceğimizi söyledik. Bu proje hızlı kazı projesi değil. Yani yoğun kazı programı. Yani eskiden bir kazı bölgesinde bir noktada kazı yapılırken şimdi 5, 10,15 noktada kazı yapıyoruz. Kazı başkanlığının kapasitesiyle alakalı. 20 yıllık işi bir yılda yapıyoruz. Sadece bir kazı programı gibi görülmesin. Kazıyoruz, ayağa kaldırıyoruz. Karşılama merkezlerinde Ziyaretçi alabilecek hale getiriyoruz. Geleceği en iyi şekilde koruyarak devrini yapmış oluyoruz. Çok geniş kapsamlı bir çalışma. 2000'den fazla uzman istihdam ediliyor. Ve 3 bine yakın da çalışan var. Geçen sene yaptığımız çalışmada 6 binden fazla arkeolojik buluntu ele geçirdi. Bizdeki envanteri de çoğaltıyoruz. Türkiye geçen sene 760 tane kazı yaptı. Türkiye en çok kazı yapan ülke, dünyada rekor kırdık. Yıllık 800 kazı yapan bir kapasiteye geldi Türkiye ve dünyada bu konuda lider olduk" ifadelerini kullandı. "Gece müzeciliği çok başarılı oldu" Sıcak yaz aylarında turistlerin antik kentlere ilgisini artırmak için başlattıkları gece müzeciliği uygulamasının çok olumlu sonuçlar verdiğini söyleyen Bakan Ersoy, "Turizm gelirini tabana yaymak için turisti gece çekebilmek için gece müzeciliğini artırdık. Ege, Antalya kıyılarında olsun insanlar gündüz saatinde deniz başından havuz başından çıkamıyor. Özellikle şehir merkezlerinde ve şehir merkezlerine yakın olan çok ziyaretçi alan bölgelerde başlattığımız bir çalışma. Akşam güneş baktıktan sonra turist farklı serin bir ortamda gezebilmesini, öncesinde ve sonrasında esnafla buluşmasını sağlıyoruz. Yani otelin dışına çıkarıyoruz. Çok başarı oldu. 1 Haziranla 1 Ekim tarihleri arasında başlıyoruz. İlave yerleri dahil ediyoruz. Her sene bunun sayısını artıracağız. Bizin antik şehirler gündüz ve gece bambaşka güzel. Gündüz gelen gece ayrı gelmek istiyor. Çeşitlilik açısından çok başarılı sonuçlar veriyor" dedi. "Dünyanın en geniş yazma eser envanterine sahibiz" Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı'nın bu yıl 15. yılını kutladığını söyleyen Bakan Ersoy, "Dünyanın en geniş yazma eser envanterine sahibiz. İçinde bir şifahanesi yani restorasyon bölümü var. Çok yoğun restorasyon yapıyoruz. Belli sayıda yazma eser satın almaya devam ediyoruz. Dünya ile kıyasladığımızda açık ara en büyük koleksiyona sahip ülkeyiz diyebiliriz. Koruma aşamasında da çok iyiyiz. Strateji değişikliği yapıldı. Sadece koruma değil. Aktif üretim yapacağız. Erişimi ve dünya ile entegre edeceğiz. Restorasyonla üretimini yapıyoruz. İkincisi dijitalleştirme programı başlattık. Dijitalleştirerek akademisyenlerin ve konuya ilgi duyan herkesin erişimini sağlıyoruz. Tüm dünyanın bu eserlerden de faydalanmasını sağlıyoruz" dedi. "Türkiye Kültür Yolu Festivali bu yıl 20 ilde yapılacak" Türkiye Kültür Yolu Festivaline ilişkin de konuşan Bakan Ersoy, festivalin şehir ekonomilerine katkısının da altını çizerek bazı esnafların, 9 günde 3 aylık ciro yaptığı söyleyerek, "İstanbul'da başlayan proje çok başarılı olunca büyükşehirlere ve tüm ülkeye yayıldı. Her sene 5 şehir eklemeye çalışıyoruz. Bu yıl 20 ilde yapılacak. Avrupa Festivaller Birliği üyesi oldu. Bu senede toplam 219 gün sürecek, 6 bin 800 etkinlik gerçekleşecek. 44 binden fazla sanatçı katılacak. İşin turizm yönü çok etkili olmaya başladı. Komşu ve büyük şehirlerden festivalin olduğu şehirlere çok ciddi ziyaretçi geliyor. İç turizm hareketi de oluşturmaya başladı. Turizm hareketi oluşturuyor. Şehirlerin markalaşmasını hedefliyoruz. Yurtdışından da takip ediliyor. Yabancı etkinliklere de yer vermeye başladık. Bunun da çok olumlu sonuçlarını aldık" diye konuştu. "Türkiye'ye toplamda 13 binden fazla eser getirildi" Yurtdışına izinsiz çıkarılmış eserlerin tespitinin çok önemli olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, "Tespit ettikten sonra çok uzun bir hukuki süreci var. Biz 2018'de süreci hızlandırma için yapısal bir değişikliğe gittik. Kaçakçılıkla Mücadele Dairesini, daire başkanlığı seviyesine getirdik. 3 kat daha fazla ekip ve rütbeli ekiplerle çalışıyoruz. Hızlı sonuç alıyoruz. Bir de işbirliği protokollerimiz var. 12'den fazla ülkede protokolümüz var. Protokol sayısını artırmak için çalışmalarımız sürüyor. Protokolle süreç çok hızlanıyor. Türkiye'ye toplamda 13 binden fazla eser getirildi" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.