Hava Durumu

#Ege Bölgesi

TOURISMJOURNAL - Ege Bölgesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ege Bölgesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

FUN&SUN Bodrum ve Dalaman’da kapasiteyi artırıyor Haber

FUN&SUN Bodrum ve Dalaman’da kapasiteyi artırıyor

Bodrum operasyonları kapsamında Türk Hava Yolları ile gerçekleştirilen Moskova-Bodrum uçuşları 11 Haziran itibarıyla haftada 5 frekans olarak başlarken, 22 Haziran sonrasında günlük operasyona dönüşecek. Ayrıca St. Petersburg-Bodrum hattında haftada 2 frekans uçuş gerçekleştirilecek. Her iki hatta da 16 Business Class dahil toplam 179 koltuk kapasitesine sahip uçaklar kullanılacak. FUN&SUN, Pegasus Hava Yolları iş birliği kapsamında Moskova-Bodrum hattında günlük blok koltuk operasyonlarını sezon boyunca sürdürürken, Mineralnye Vody-Bodrum hattında Azimuth Hava Yolları ile haftada 2 frekans operasyon gerçekleştirmeye devam ediyor. Şirket ayrıca Kazakistan’dan Almatı ve Astana çıkışlı Air Astana uçuşları ile Belarus’un başkenti Minsk’ten Belavia Hava Yolları operasyonlarıyla Bodrum’a yönelik uluslararası operasyonlarına da devam ediyor. Dalaman destinasyonunda ise Rusya pazarına yönelik önemli charter yatırımları dikkat çekiyor. FUN&SUN, Moskova-Dalaman hattında Azur Air ile haftada 2 frekans tam charter uçuş gerçekleştirirken, St. Petersburg-Dalaman hattında Türk Hava Yolları ile haftada 2 frekans tam charter operasyon düzenliyor. Sochi-Dalaman hattında ise IrAero Hava Yolları ile haftada 2 frekans uçuş planlanıyor. Bunun yanı sıra Dalaman operasyonları kapsamında Pegasus Hava Yolları ile Moskova çıkışlı günlük blok koltuk kapasitesi sunularak bölgenin Rusya pazarındaki erişimi daha da güçlendiriliyor. FUN&SUN yetkilileri, 2026 sezonunda gerçekleştirilen bu kapasite artışlarının Bodrum ve Dalaman destinasyonlarının Rusya ve BDT pazarlarındaki konumunu güçlendireceğini, bölgedeki turizm işletmelerine ilave iş hacmi yaratacağını ve yüksek gelir grubundaki misafir sayısının artmasına katkı sağlayacağını belirtiyor. Özellikle Türk Hava Yolları ile gerçekleştirilen operasyonlarda sunulan Business Class kapasitesinin Bodrum ve Dalaman destinasyonlarına üst gelir grubundaki misafirlerin ilgisini artırması beklenirken, Rusya ve BDT pazarlarından gelen talebin 2026 sezonunda Ege Bölgesi'ni Akdeniz'in en güçlü turizm destinasyonlarından biri haline getirmesi öngörülüyor. FUN&SUN, genişleyen uçuş ağı, yeni charter operasyonları ve artan kapasitesiyle 2026 sezonunda Ege Bölgesi'ne yönelik en güçlü operasyonlarından birine imza atmaya hazırlanıyor.

Bodrum ile Trabzon arasında direkt uçuş dönemi başlıyor Haber

Bodrum ile Trabzon arasında direkt uçuş dönemi başlıyor

Bodrum Yarımada Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında, iki şehir arasında ilk direkt uçuşun 26 Haziran’da yapılacağı açıklandı. Yeni uçuş hattının özellikle Bodrum’da yaşayan Karadenizliler için büyük kolaylık sağlaması beklenirken, aynı zamanda iki bölge arasındaki turizm hareketliliğine de katkı sunacağı belirtiliyor. Daha önce aktarmalı ve uzun süren yolculuklarla ulaşım sağlayan vatandaşlar, artık yaklaşık 2 saatlik uçuşla Trabzon’a ulaşabilecek. Uçuşların AJet tarafından gerçekleştirileceği ve seferlerin yaz sezonu boyunca düzenleneceği ifade edildi. Bodrum’daki Karadenizli vatandaşların yıllardır böyle bir ulaşım ağı talep ettiği belirtilirken, dernek yönetimi bunun yalnızca başlangıç olduğunu ve ilerleyen dönemde Rize-Artvin, Samsun ve Ordu-Giresun gibi Karadeniz şehirlerine de direkt uçuşların başlatılması için görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Turizm sektörü temsilcileri de yeni hattın iki yönlü ekonomik katkı sağlayacağını düşünüyor. Yaz aylarında Bodrum’a yoğun ilgi gösteren Karadenizli turistlerin yanı sıra, Karadeniz’in doğal güzelliklerini görmek isteyen Ege Bölgesi vatandaşlarının da bu seferlere talep göstermesi bekleniyor. Özellikle yaz sezonunda iç turizm hareketliliğinin artacağı ve bölgesel ekonomiye canlılık katacağı değerlendiriliyor. Bodrum-Trabzon hattındaki direkt uçuşların yaklaşık 1.128 kilometrelik mesafeyi kapsadığı ve uçuş süresinin ortalama 2 saat 5 dakika olduğu belirtildi. Seferlerin yaz sezonunda düzenli olarak devam edeceği kaydedildi.

Bodrum ile Trabzon arasında direkt uçuş dönemi başlıyor Haber

Bodrum ile Trabzon arasında direkt uçuş dönemi başlıyor

Bodrum Yarımada Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında, iki şehir arasında ilk direkt uçuşun 26 Haziran’da yapılacağı açıklandı. Yeni uçuş hattının özellikle Bodrum’da yaşayan Karadenizliler için büyük kolaylık sağlaması beklenirken, aynı zamanda iki bölge arasındaki turizm hareketliliğine de katkı sunacağı belirtiliyor. Daha önce aktarmalı ve uzun süren yolculuklarla ulaşım sağlayan vatandaşlar, artık yaklaşık 2 saatlik uçuşla Trabzon’a ulaşabilecek. Uçuşların AJet tarafından gerçekleştirileceği ve seferlerin yaz sezonu boyunca düzenleneceği ifade edildi. Bodrum’daki Karadenizli vatandaşların yıllardır böyle bir ulaşım ağı talep ettiği belirtilirken, dernek yönetimi bunun yalnızca başlangıç olduğunu ve ilerleyen dönemde Rize-Artvin, Samsun ve Ordu-Giresun gibi Karadeniz şehirlerine de direkt uçuşların başlatılması için görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Turizm sektörü temsilcileri de yeni hattın iki yönlü ekonomik katkı sağlayacağını düşünüyor. Yaz aylarında Bodrum’a yoğun ilgi gösteren Karadenizli turistlerin yanı sıra, Karadeniz’in doğal güzelliklerini görmek isteyen Ege Bölgesi vatandaşlarının da bu seferlere talep göstermesi bekleniyor. Özellikle yaz sezonunda iç turizm hareketliliğinin artacağı ve bölgesel ekonomiye canlılık katacağı değerlendiriliyor. Bodrum-Trabzon hattındaki direkt uçuşların yaklaşık 1.128 kilometrelik mesafeyi kapsadığı ve uçuş süresinin ortalama 2 saat 5 dakika olduğu belirtildi. Seferlerin yaz sezonunda düzenli olarak devam edeceği kaydedildi.

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı Haber

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı

İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. "İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir" Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, "İzmir'in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali'nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihi olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye'de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor" diye konuştu. "Urla’nın önce kökenini bilmek lazım" Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihi ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, "Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz" dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, "Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız" diye konuştu. "İzmir'de yaşamaya her zaman özeniyorlar" Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, "Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor" dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, "Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor" diye konuştu. "Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız" İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir'le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur" diye konuştu. "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak" Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir" diye konuştu. "Urla’da toprak konuşur, emek büyür" Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, "Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır" dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Tarım Gastronomi ve Turizm" başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere rağmen kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, "İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz" dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. "Ege Bölgesi adeta bir maden" Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, "Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden" dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda konserler yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı Haber

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı

21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, Manisa’yı hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen ziyaretçilerle buluşturdu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde hazırlanan program kapsamında kent, adeta günler boyunca açık hava sahnesine dönüştü. Festival süresince Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen etkinlikler yoğun ilgi gördü. Sanatçılar Erkan Can ve Güven Kıraç ile şef Danilo Zanna’nın katıldığı söyleşiler, gastronomi tutkunlarını bir araya getirirken, 5 bin kişilik Manisa Bahar Pilavı ikramı renkli görüntülere sahne oldu. Frida Kahlo’nun Günlükleri sergisi Ege Bölgesi’nde ilk kez sanatseverlerle buluşurken, tiyatro ve edebiyat etkinlikleri de festival programına damga vurdu. Spor etkinlikleri de festivalin önemli parçalarından biri oldu. Spil Dağı’nda ilk kez düzenlenen kamp etkinliği doğaseverleri bir araya getirirken, kent genelinde gerçekleştirilen satranç, briç ve dağ bisikleti yarışmaları büyük heyecan yaşattı. Uluslararası katılımın da yoğun olduğu festivalde, 12 farklı ülkeden gelen halk dansları ekipleri ve delegasyonlar Manisa sokaklarını kültür şölenine çevirdi. Festivalin finalinde ise asırlardır süregelen gelenek yaşatıldı. Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden dualar eşliğinde saçılan 10 ton mesir macunu için on binlerce vatandaş meydanları doldurdu. Şifa bulmak isteyen vatandaşlar mesir kapabilmek için yoğun çaba harcadı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin kapsamının her geçen yıl genişlediğini belirterek, "Bu organizasyonu sadece bir saçım töreni olmaktan çıkarıp, sanatıyla, gastronomisiyle ve sporuyla yaşayan bir festivale dönüştürdük. Manisa’nın kültürel ve turizm potansiyelini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz" dedi.

Didim’de Turizm Haftası: Kültür, lezzet ve ritim buluştu Haber

Didim’de Turizm Haftası: Kültür, lezzet ve ritim buluştu

Etkinlik Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, turizm sektörü paydaşları ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Program kapsamında Didim’de faaliyet gösteren dernekler tarafından açılan stantlarda, kente özgü yöresel lezzetler tanıtıldı. Katılımcılar, bölgenin gastronomik zenginliğini yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Etkinlik boyunca sahnelenen ritim gösterileri ve kültürel performanslar, programa renk kattı. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay da etkinlik alanında şeflerle birlikte yöresel yemeklerin hazırlanmasına eşlik ederek tanıtıma katkı sundu. Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim’in turizm potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Didim yalnızca denizi, güneşi ve doğal güzellikleriyle değil; aynı zamanda köklü tarihi, kültürel mirası ve zengin mutfak kültürüyle de öne çıkan bir kenttir. Turizm Haftası kapsamında, Apollon Tapınağı gibi önemli bir tarihi mirasın çevresinde böyle anlamlı bir etkinlik gerçekleştirmek bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonlarla hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de Didim’in ulusal ve uluslararası alanda tanıtımını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Katılım sağlayan tüm halkımıza teşekkür ediyorum."

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı Haber

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı

İzmir’de sağlık turizm sektörünü ve sektöre dair yol haritasının anlatılacağı Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) işbirliğinde gerçekleştirilen toplantı, İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, önde gelen sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı. ÖZTAN: SAĞLIK TURİZM SEKTÖRÜ GERİLEME YAŞIYOR TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizm Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Öztan, sağlık turizminin süreç içerisinde gerilediğini belirterek, “Bu bölge toplantılarımızı 2003’ten beri düzenliyoruz. Temel amacımız tabana yayılmak, aktörlerle buluşmak, bölgenin ihtiyaçlarını öğrenmek ve bu ihtiyaçlarla birlikte kamuyla köprü bulmak ve çözüm oluşturmaya çalışmak. TOBB içerisinde sektörler temsil ediliyor, meclisler üzerinden yetkili merciler ile temas noktası olabilmek. Sektörümüz çok hızlı başlangıç yapan ve sorunlar ön planda yer alan bir sektör haline geldi. 2024 yılında 3 milyar dolar ile başladık, 2025 yılında gerilemeler var. Bu bize çok iyi bir haber olmadı. Hizmet ihracatı içinde ciddi artış yaşanıyor. 150 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Niş sektör olmaktan ziyade uluslararası sektör haline geldi. Rekabet çok üst düzeyde. Kalite üzerinden rekabet ediliyor” dedi. ‘SEKTÖR GENELDE KÜÇÜLÜRKEN İZMİR’DE BÜYÜME VAR’ Öztan, İzmir’in tam aksi yönde büyüdüğünü ve potansiyelinin yüksek olduğunu anlatarak, “Bazı bölge ve şehirleri ön plana çıkardık. Tüm ülkeye yayılan bir sağlık turizm politikası hedefleniyor. İzmir ve Ege bizim için çok önemli bir yer. Ege Bölgesi bizim için en önemli alanlardan bir tanesi. Sağlık turizmde önemli bir yer kaplamış durumda İzmir. Yüzde 5’e kadar arttırmış bir rolü var. Sektör yerinde sayarken İzmir büyümüş durumda. İzmir’de farklı bir dinamik var. Dünya genelinde sağlık turizmi hizmet olarak evriliyor. Operasyon ve tedavi için değil de yaşam kalitesini arttıracak destinasyon talep ediliyor. İzmir tedavi ve yaşam kalitesi konusunda ileri bir noktada. Yüzde 63’ü İzmir’de bulunuyor Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının” ifadelerini kullandı. ‘BALÇOVA İLE SINIRLI DEĞİLİZ, DİKİLİ VE SEFERİHİSAR YÜKSELİYOR’ Öztan’ın ardından kürsüye İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener kürsüye çıktı. Özgener şunları söyledi: Sağlık turizmi, dünyada hızla büyüyen ve rekabetin giderek derinleştiği stratejik bir alan haline gelmiş durumda. Artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacı; hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendiriyor. Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Medical Tourism Market (2023-2032) araştırma raporuna göre, bugün 100 milyar dolar bir pazar hacmine sahip sektörün 2032 yılına kadar 300 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılın oniki ayına yayılan kapasitesiyle, ülke ekonomileri için kritik önem taşıyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını arttırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz: Medikal Turizm, Termal Turizm, Sağlıklı Yaşam ve Üçüncü Yaş Turizmi. Medikal turizmde İzmir estetik operasyonlar, saç ekimi ve diş tedavileri gibi alanlarda Avrupa’dan hasta çekebilen bir şehir. Hem yüksek kalite sunuyoruz hem de ciddi bir maliyet avantajımız var. Termal turizmde sadece mevcut kapasitemizle değil, henüz tam anlamıyla değerlendirilmemiş büyük bir zenginlikle öne çıkıyoruz. Balçova’daki aktif tesislerimizin yanı sıra Dikili ve Seferihisar gibi bölgelerde, doğru yatırımlarla dünya ölçeğinde cazibe merkezi haline gelebilecek güçlü kaynaklarımız bulunuyor. ‘İZMİR, UZUN SÜRELİ SAĞLIK KONAKLAMASI İÇİN İDEAL ŞEHİR’ Yine, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizminde kentimizin iklimi, yaşam kalitesi ve güvenli şehir yapısı özellikle uzun süreli konaklama ve tedavi süreçleri için önemli bir avantaj sağlıyor. Avrupa’da milyonlarca emeklinin, yılın önemli bir bölümünü farklı ülkelerde geçirmeyi tercih ettiği düşünüldüğünde; İzmir bu talebi karşılayabilecek en güçlü adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Coğrafi konumumuz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde Almanya’dan veya Hollanda’dan gelen bir ziyaretçi, sabah uçağa binip aynı gün İzmir’de tedavi sürecine başlayabiliyor. Dolayısıyla bu erişilebilirlik, kentimizi hızlı ve pratik bir merkez haline getiriyor. İzmir’in sunduğu imkanlar yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı değil. Kentimize tedavi için gelen bir ziyaretçi aynı seyahat içerisinde Efes Antik Kenti’ni ziyaret edebiliyor, Meryem Ana Evi gibi önemli inanç turizmi merkezlerini görebiliyor veya Kemeraltı ya da Urla’da gastronomi deneyimi yaşayabiliyor. Bu çok katmanlı turizm deneyimi, İzmir’i yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomi turizmini bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon haline getiriyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı bir başarıya dönüştürebilmek için, sağlık turizmini yalnızca sağlık hizmetleri perspektifinden değil; bütüncül bir değer zinciri olarak ele almak durumundayız. Çünkü sağlık turizmi; ulaşım altyapısından konaklama kalitesine, dijital tanıtımdan uluslararası akreditasyona, insan kaynağından şehir deneyimine kadar uzanan çok boyutlu bir ekosistemi gerektiriyor. ‘İZMİR BU YARIŞTA GÜÇLÜ BİR KONUMDA’ Bu noktada İzmir’in en büyük avantajı, güçlü kurumları, nitelikli insan kaynağı ve iş birliği kültürü ile bu ekosistemi oluşturabilecek kapasiteye sahip olması. Önümüzdeki dönemde; uluslararası tanıtım faaliyetlerini daha hedef odaklı hale getirmeli, dijital platformlarda görünürlüğümüzü artırmalı, sağlık kuruluşlarımızın uluslararası akreditasyon süreçlerini desteklemeli, nitelikli ara insan kaynağı yetiştirmeye odaklanmalı ve en önemlisi, tüm paydaşları kapsayan koordineli bir yönetim modeli oluşturmalıyız. Çünkü artık rekabet sadece ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanıyor. Ve bu rekabette öne çıkanlar; vizyonunu net ortaya koyan, birlikte hareket edebilen ve kendini doğru anlatabilen şehirler oluyor. İzmir olarak bizler; sahip olduğumuz doğal zenginlikler, güçlü sağlık altyapımız, yaşam kalitemiz ve stratejik konumumuzla bu yarışta güçlü bir konumdayız. ‘GÜÇLÜ HASTANELER YETMEZ, GÜÇLÜ SİSTEM GEREKİR’ İzmir Ticaret Odası olarak, gerek yerelde gerek uluslararası düzeyde bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Dünyada sağlık turizminde öne çıkan şehirler; yalnızca güçlü hastanelere sahip oldukları için değil, planlı sağlık yerleşkeleri kurabildikleri, kümelenme modellerini hayata geçirebildikleri ve turizm altyapısını sağlıkla entegre edebildikleri için başarıya ulaşıyor. Bugün dünyada rekabet eden şehirler; sadece bina yapan değil, yaşam alanı tasarlayanlar. İzmir’in de bu vizyonla hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık mesele tekil yatırımlar değil; bütüncül vizyon ortaya koyabilmek. İşte tam da bu noktada, İzmir için önümüzde güçlü bir fırsat bulunuyor. ‘İZMİR İÇİN KRİTİK BİR EŞİK: BİRLİKTE DÜŞÜNME ZAMANI’ Bugün gerçekleştirdiğimiz bu toplantı tam da bu ortak aklı oluşturmak için bizleri bir araya getirdi. Programımız kapsamında, medikal turizmden termal turizme, dijitalleşmeden mevzuat düzenlemelerine kadar birçok başlıkta görüşlerin paylaşılacağı bir çalıştay gerçekleştireceğiz. Bu çalıştaydan çıkacak fikirleri yalnızca bir toplantı çıktısı olarak kalmasını, elbette istemiyoruz. Amacımız; bu görüşleri bir araya getirerek İzmir Sağlık Turizmi Manifestosu oluşturmak ve kentimiz için güçlü bir yol haritası ortaya koymak. İnanıyorum ki bugün burada ortaya çıkacak fikirler, hem İzmir’in hem de Ege Bölgesi’nin sağlık turizmi yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak.

İranlı turist krizi: Bodrum’da rezervasyonların yüzde 70’i iptal Haber

İranlı turist krizi: Bodrum’da rezervasyonların yüzde 70’i iptal

Turizm sektörü temsilcilerinden edinilen bilgilere göre Ege Bölgesi'ne gelen turist sayısında yüzde 70'e yakın düşüş yaşandı. Nevruz döneminde İran pazarındaki kaybın yüzde 80'e ulaşabileceği belirtilirken; özellikle Muğla, İzmir, Antalya, Van ve İstanbul'un bu durumdan en çok etkilenen şehirler olduğu ifade edildi. Geçtiğimiz yıl Nevruz döneminde yaklaşık 120 bin İranlı turistin Türkiye'ye geldiği belirtilirken, bu yıl yaşanan gelişmeler nedeniyle söz konusu hareketliliğin neredeyse tamamen durma noktasına geldiği bildirildi. "Rezervasyonların yüzde 70'i iptal oldu" Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Artuk, yaşanan gelişmelerin turizm sektörünü doğrudan etkilediğini söyledi. Artuk, "Nevruz döneminde İran'dan turizm hareketliliği başlıyordu. Nevruz şu anda halihazırda kutlanmayacak. Bu nedenle bölgemizde birçok otelin açılışı ertelenecek. Özellikle Bodrum, Marmaris ve Fethiye bölgesi bu durumdan ciddi şekilde etkilenecek diyebiliriz. Bu yıl aslında erken rezervasyonla başlamıştık. İran genelde son dakika rezervasyonlarıyla çalışan bir pazar ama bu yıl ciddi bir ön rezervasyon almıştık. Olayların başlamasıyla rezervasyonların yüzde 70'i iptal oldu. Uçakların ise yüzde 100'ü iptal edildi" dedi. "120 bin turistin yüzde 80'i kayıp" Geçen yıl Nevruz döneminde Türkiye genelinde yaklaşık 120 bin İranlı turistin ağırlandığını belirten Artuk, bu sayının büyük bölümünün kaybedildiğini ifade etti. Artuk, "Bu turistlerin büyük bölümü İzmir, Antalya, Van, İstanbul ve Muğla'ya geliyordu. Muğla'da ise özellikle Marmaris, Fethiye ve Bodrum yoğun talep görüyordu. Ancak şu anda bu 120 bin kişinin yaklaşık yüzde 80'i, yüzde 85'i kayıp vaziyette. Uçuşlar olmadığı için yalnızca kara yolu ile bir hareketlilik olabilir. Muhtemelen önce otobüslerle bir akım oluşacak. Turizm hareketliliğinin nisan ortası gibi yeniden başlamasını bekliyoruz" diye konuştu.

Foça, Yelken Organizasyonlarıyla Spor Turizmine Odaklandı Haber

Foça, Yelken Organizasyonlarıyla Spor Turizmine Odaklandı

İzmir’in Foça ilçesi, 2026 sezonunda yelken ve su sporlarında aralıksız organizasyonlara ev sahipliği yapıyor. Türkiye Yelken Ligi etaplarının ardından Valilik Kupası ve Dünya Şampiyonası ile Foça, Kuzey Ege’de spor turizminin merkezi haline geliyor. Ocak’tan Nisan’a Yoğun Yarış Takvimi İzmir’in Foça ilçesinde yelken, yat ve su sporları etkinlikleri hız kesmeden devam ediyor. 19–23 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenen Türkiye Yelken Ligi Techno 293 Türkiye Şampiyonası 2. Ayak yarışlarının ardından ilçe, yeni organizasyonlara hazırlanıyor: 27 Şubat – 01 Mart 2026: Valilik Kupası10 – 14 Mart 2026: Türkiye Yelken Ligi 3. Ayak03 – 09 Nisan 2026: Dünya Şampiyonası Özellikle Nisan ayında gerçekleştirilecek Dünya Şampiyonası ile Foça’nın uluslararası yelken camiasındaki konumunun daha da güçlenmesi bekleniyor. “Rüzgarın Evi” Foça İlçede faaliyet gösteren üç yelken kulübünün sporcuları, farklı branşlarda Milli Takım formasıyla Türkiye’yi temsil ediyor. Son üç yılda düzenlenen yat şenlikleriyle adını duyuran Foça, uluslararası yelken dünyasında “Rüzgarın Evi” ve “Rüzgarın Başkenti” unvanlarıyla anılıyor. Yarış ve etkinlikler, ana sponsorluğunu MW Phokaia Beach Resort üstleniyor. Otel, yalnızca ev sahipliği yapmakla kalmıyor; oluşturduğu yarış takımıyla ilçe dışındaki organizasyonlara da katılarak Foça’nın tanıtımına katkı sağlıyor. Foça’dan Bodrum’da Birincilik Geçtiğimiz hafta Bodrum Açıkdeniz Yat Kulübü (BAYK) tarafından düzenlenen geleneksel Kış Trofesi’nde önemli bir başarı elde edildi. MW Phokaia Beach Resort Sailing Team, Yenifoça Windsurf ve Yelken Kulübü’nün “Griffin” adlı teknesiyle katıldığı 3. ayak yarışlarında ORC-D sınıfında 30 tekne arasında birinciliğe uzandı. Kürşad Ekmekçi, Uğur Nizam, Tuğrul Elbirler, Hülya Savaşçı, Cem Ünlü, Yıldırım Çağlar ve Murat Özbek’ten oluşan ekip, Foça’nın sportif başarısını ulusal arenada bir kez daha tescilledi. 80 Sporcu Valilik Kupası’nda Buluşacak 27 Şubat’ta başlayacak Valilik Kupası yarışlarında Techno 293 sınıfında yaklaşık 80 sporcu mücadele edecek. Organizasyon, Nisan ayında yapılacak Dünya Şampiyonası öncesinde önemli bir prova niteliği taşıyor. “Turizmi Sporla 12 Aya Yayıyoruz” Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, spor organizasyonlarının bölge turizmine katkısına dikkat çekti. İşler, Kuzey Ege’de turizmi 12 aya yayma hedefi doğrultusunda sporun stratejik bir araç olarak konumlandığını belirterek şunları söyledi: “Son yıllarda ülkemiz turizmde Avrupa’da ilk üç, dünyada ilk beş arasında yer aldı. Ancak Ege Bölgesi ve İzmir, sahip olduğu potansiyele rağmen hak ettiği payı alamıyor. Bu farkı kapatmak için turizmi çeşitlendirerek 12 aya yaymak zorundayız. Spor organizasyonları bu hedefte önemli bir rol oynuyor. Uluslararası yat şenlikleri ve Türkiye Şampiyonaları ile büyük adımlar attık. Dünya Şampiyonası ile bölgemizi dünyanın sporcularıyla buluşturacağız.” Spor Turizmiyle Yeni Bir Model Foça’nın art arda ev sahipliği yaptığı organizasyonlar, spor turizminin yalnızca yaz sezonuna değil, yılın tamamına yayılan bir ekonomik hareketlilik yarattığını gösteriyor. Yelken ve su sporları sayesinde konaklama, yeme-içme, ulaşım ve yan sektörlerde oluşan talep, Kuzey Ege’nin turizm gelirlerini çeşitlendirirken, bölgenin marka değerini de yükseltiyor. Nisan ayında düzenlenecek Dünya Şampiyonası ile Foça’nın, Akdeniz çanağında önemli bir spor turizmi destinasyonu olarak konumlanması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.