Hava Durumu

#Dünya Sağlık Örgütü

TOURISMJOURNAL - Dünya Sağlık Örgütü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Sağlık Örgütü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Demokratik Kongo ve Uganda’daki Ebola Salgını Avrupa’yı Tedirgin Ediyor Haber

Demokratik Kongo ve Uganda’daki Ebola Salgını Avrupa’yı Tedirgin Ediyor

Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) ve Uganda'daki son Ebola salgını, ABD'nin kamu sağlığı önlemlerine yönelik genel olarak rahat yaklaşımından keskin bir dönüş yapmasına neden oldu. Pazartesi günü, virüsün yayılmasını önlemek amacıyla, etkilenen bölgelerden gelen havayolu yolcularının taranması ve bazı durumlarda giriş kısıtlamaları uygulanması da dahil olmak üzere bir dizi önlem açıklandı. Ertesi gün, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ - WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, "salgının boyutu ve yayılma hızından derin endişe duyduğunu" belirtti. Peki, Avrupalılar ne kadar endişelenmeli? Kinşasa'ya düzenli ve doğrudan uçuş rotaları olan Belçika gibi ülkelerin vatandaşları için durum ne? Belçika'nın önde gelen virologlarından Steven Van Gucht, Euronews'e yaptığı açıklamada, "DKC'deki durum ciddi ve orada kararlı bir şekilde mücadele edilmesi gerekiyor. Brüksel’in Kinşasa ile doğrudan bağlantıları olduğu doğru, bu da temkinli olmayı haklı kılıyor," ifadelerini kullandı. Belçika'nın kalbinde yer alan Brüksel Havalimanı, DKC'ye yapılan seyahatler için Avrupa'nın ana giriş kapısı konumunda bulunuyor. Brüksel Havayolları, Kinşasa'ya haftada yedi kez olmak üzere her gün karşılıklı uçuşlar gerçekleştiriyor. Şirketin elinde yolcu sayılarına ilişkin kesin veriler olmasa da bu rotada kullanılan Airbus A330 tipi uçaklar yaklaşık 290 yolcu taşıyabiliyor. Van Gucht, "Aynı zamanda, geçmişteki salgınlardan edinilen deneyimler, Belçika ve Avrupa için riskin düşük olduğunu gösteriyor," diye ekledi. Benzer bir değerlendirme de Brussels Airlines’tan geldi. Kıdemli Medya İlişkileri Müdürü Joëlle Neeb, Euronews'e verdiği demeçte, "Standart prosedürlerimiz doğrultusunda durumu yakından takip ediyoruz. İlgili tüm makamlarla iletişim halindeyiz ve gerekmesi durumunda operasyonlarımızı ayarlayacağız," dedi. Neeb ayrıca, "Şu an itibariyle tüm uçuşlar planlandığı gibi devam ediyor ve ek bir koruyucu önlem uygulanmıyor," açıklamasında bulundu. Bununla birlikte, Brüksel Havayolları mürettebatı, bulaşıcı hastalıklar gibi sağlık ve güvenlik konularında özel yönergeleri takip ediyor. Şirket yetkilisi, "Mürettebatımız bu konuda eğitimli. Diğer önlemlerin yanı sıra olası semptomları izliyor, düzenli el dezenfeksiyonu gibi hijyen önlemlerini uyguluyor ve gerektiğinde teması sınırlandırıyorlar. İhtiyaç halinde tıbbi hizmetler ve sağlık otoriteleriyle de iş birliği yapıyorlar," dedi. Son Ebola salgını, uluslararası önemi haiz bir kamu sağlığı acil durumu olarak ilan edildi ve şimdiye kadar en az 131 ölüme yol açarkan, 500 vaka tespit edildi. Önlemlerin etkinliği tartışmalı Van Gucht’un açıklamasına göre Ebola, yalnızca semptom gösteren bir hastanın vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor, havadan bulaşmıyor. Bu da hastalığın nispeten kolay kontrol altına alınabileceği anlamına geliyor. Van Gucht, “Ayrıca insanların yalnızca semptomlar ortaya çıktıktan sonra bulaştırıcı olduğunu, öncesinde bulaştırıcı olmadığını vurgulamak gerekir," diye ekledi. Kuluçka süresi 2 ile 21 gün arasında değişebiliyor. Tam da bu faktör, yani kuluçka süresi, ABD’de uygulanacağı gibi varışta ateş ölçümü yapılmasının etkinliğini sınırlıyor. Van Gucht, “Kuluçka dönemindeki bir yolcunun henüz ateşi olmaz ve bu nedenle tespit edilemez,” dedi. Benzer bir görüş de Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) uzmanı Celine Gossner’dan geldi. Gossner, Euronews’e yaptığı açıklamada bu aşamada Avrupa’da giriş taraması önermediklerini belirterek, “Havalimanı taramaları çok ciddi kaynak gerektiriyor ancak etkinliği sınırlı” dedi. Hem Gossner hem de Van Gucht, etkilenen ülkelerde uygulanan çıkış taramasının daha etkili bir yöntem olduğuna dikkat çekti. Buna karşın Van Gucht, giriş taramasının “erken uyarı sistemi işlevi görebileceğini ve kamuoyunun güvenini korumaya yardımcı olabileceğini” savundu. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, ABD’nin getirdiği kısıtlamaları “not ettiğini” ve “her hükümetin halkının sağlık ve güvenliğini koruma sorumluluğunu” kabul ettiğini açıkladı. Ancak kurum, seyahat kısıtlamalarının salgınlarla mücadelede birincil halk sağlığı aracı olarak kullanılmaması gerektiği görüşünde. Kurumun basın açıklamasında, “Africa CDC’nin pozisyonu açık: yaygın seyahat kısıtlamaları ve sınırların kapatılması, salgınların çözümü değildir,” denildi. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) de, ABD’den farklı olarak, seyahat kısıtlaması önermiyor. ABD, son 21 gün içinde Uganda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ya da Güney Sudan’a seyahat etmiş, ABD dışındaki pasaport sahiplerine giriş kısıtlaması getirmiş durumda. Van Gucht, salgına karşılık olarak etkilenen ülkelerden gelen uçuşların yasaklanması fikrine de karşı çıktı. “Bu tür önlemlerin epidemiyolojik faydası sınırlıdır, insani yardımı ve tedarik zincirlerini sekteye uğratır ve salgınların daha geç bildirilmesine yol açabilir” dedi. Belçika Dışişleri Bakanlığının Güvenlik biriminden yapılan son seyahat uyarısında, Ituri ve Kuzey Kivu eyaletlerinde doğrulanan Ebola vakaları nedeniyle bu eyaletlere tüm seyahatlerin “resmen caydırıldığı” bildirildi. Bakanlığın herhangi bir ülkeye seyahati resmen yasaklama yetkisi bulunmuyor. Ne yapılıyor? Van Gucht, uçakta hastalanan yolcular için net prosedürlerin bulunması ve bir vaka tespit edildiğinde diğer yolcuların temaslı takibinin yapılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Brüksel Havalimanı’ndan bir sözcü, bu tür protokollerin oluşturulduğunun altını çizdi. “Bulaşıcı bir hastalık taşıyan bir yolcu geldiğinde, bu kişi askeri hastaneye bağlı özel bir ambulansla tahliye ediliyor.” “Bu tür durumlarda Brüksel Havalimanı, Halk Sağlığı Bakanlığının tavsiyeleri doğrultusunda gerekli önlemleri alır. Şu ana kadar bu konuda herhangi bir talimat veya yönerge almış değiliz” diye ekledi. Belçika Sağlık Bakanlığının ‘Risk Yönetim Grubu’, Euronews’ün, virüsün Belçika’ya yayılmasını kontrol altına almak için gündeme gelebilecek ek önlemlere ilişkin sorularına, haber yayına verildiği sırada yanıt vermemişti. ECDC uzmanı Gossner, her koşulda, etkilenen bölgelerden dönüp 21 gün içinde ateş, baş ağrısı veya genel halsizlik gibi belirtiler geliştiren yolcuların vakit kaybetmeden tıbbi yardım alması ve sağlık çalışanlarını yakın zamanda yaptıkları seyahat hakkında bilgilendirmesi gerektiğini vurguladı. Van Gucht, “Bu erken uyarı sistemi, tüm gelen yolcuların geniş çaplı ateş taramasından geçirilmesinden daha önemlidir” dedi. “Önceliğimiz, kendi sağlık sistemlerimizdeki teyakkuzu sürdürmek ve sahadaki müdahaleyi desteklemek olmalıdır,” diye sözlerini tamamladı. ECDC, koordinasyon ve operasyonel planlamaya destek olmak üzere KDC’ye uzmanlar gönderiyor. Avrupa Komisyonu ise, Komisyon sözcüsünün Salı günü verdiği bilgiye göre, henüz uluslararası yardım mekanizmalarından herhangi biri üzerinden yardım talebi almış değil.

Atlantik’te Hantavirüs Alarmı: Kruvaziyerde 3 Ölüm Haber

Atlantik’te Hantavirüs Alarmı: Kruvaziyerde 3 Ölüm

Atlas Okyanusu açıklarında seyreden Hollanda bayraklı “MV Hondius” adlı kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan ölümcül hantavirüs salgını uluslararası alarma yol açtı. Gemide üç kişinin hayatını kaybetmesinin ardından hem İngiltere hem de ABD’de gemiden inen bazı yolcular gözetim altına alındı. Yetkililer kamu sağlığı riskinin düşük olduğunu vurgulasa da, özellikle insanlar arasında bulaşabilen Andes tipi hantavirüsün tespit edilmesi endişeleri artırdı. Gemide Türkiye'den iki yolcunun da olduğu öğrenilmişti. Yolculardan YouTuber Ruhi Çenet, gemiden inip ülkeye döndüğünü, test yaptırdığını ve semptom göstermediğini açıklamıştı. İngiliz yolcular evlerinde izolasyonda İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı’nın (UKHSA) açıklamasına göre, gemide bulunan iki İngiliz yolcu erken inip ülkelerine döndükten sonra evlerinde izolasyona alındı. Şimdilik belirti göstermeyen bu kişilerin, salgın haberlerini aldıktan sonra sağlık yetkilileriyle iletişime geçtiği belirtildi. MV Hondius, yaklaşık bir ay önce Arjantin’den ayrılmıştı. BBC'ye göre, yolculuk sırasında St Helena Adası’na uğrayan iki İngiliz yolcu burada gemiden ayrılmış ve Johannesburg üzerinden İngiltere’ye dönmüştü. Yetkililer şimdi bu kişilerin uçuş sırasında yakın temas kurduğu yolcuları tespit etmeye çalışıyor. UKHSA Baş Bilim Sorumlusu Prof. Robin May, virüse maruz kalmış olabilecek herkesin izolasyona alınacağını söyledi. May, “Bu hem onların korunması hem de çevrelerindeki insanlar için gerekli,” dedi. Yetkililer, temaslı kişilerin düzenli testlerden geçirileceğini ve destek sağlanacağını belirtti. İngiltere’ye dönecek diğer yolcuların ise Kanarya Adaları’ndan özel uçuşlarla tahliye edilmesi planlanıyor. Belirti göstermeyen kişilerin bile son temas tarihine bağlı olarak altı haftaya kadar karantinada kalabileceği ifade edildi. Tahliye edilen üç kişiden birinin 56 yaşındaki İngiliz bir erkek olduğu açıklandı. Daha önce İspanya Sağlık Bakanı bu kişinin geminin doktoru olduğunu söylemişti ancak daha sonra bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. ABD’de de takip başladı Salgın sadece Avrupa’yı değil ABD’yi de harekete geçirdi. Amerikalı yetkililer, gemide bulunmuş kişilerin yaşadığı en az üç eyalette sağlık gözetimi başlatıldığını açıkladı. New York Times'a göre, Georgia eyaletinde iki kişinin takip edildiği ve hiçbirinde hastalık belirtisi görülmediği bildirildi. Kaliforniya sağlık yetkilileri de bazı eyalet sakinlerinin gemide bulunduğunu doğruladı ancak şu ana kadar enfekte olduklarına dair bir bulgu olmadığını söyledi. Arizona’da ise bir kişinin semptom göstermeden gözlem altında tutulduğu açıklandı. İngiltere'nin aksine ABD'de o denli sıkı izolasyon önlemleri uygulanmıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) verilerine göre ülkede 2023'te 26 hantavirüs vakası kaydedildi. CDC, 1993’ten bu yana toplam 890 vaka tespit etti. Gemide hâlâ yaklaşık 150 kişi var Salgının ardından MV Hondius gemisi uzun süre Cape Verde açıklarında bekletilmişti. İspanya hükümeti daha sonra geminin Kanarya Adaları’ndaki Tenerife’de bulunan Granadilla Limanı’na yanaşmasına izin verdi. Gemiyi işleten Oceanwide Expeditions şirketine göre yaklaşık 150 kişi hâlâ gemide. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre şimdiye kadar sekiz kişide virüs şüphesi bulunuyor. Semptom gösteren üç kişi -bir İngiliz, 41 yaşındaki Hollandalı mürettebat üyesi ve 65 yaşındaki bir Alman yolcu- tıbbi yardım için Hollanda’ya tahliye edildi. Andes türü endişe yaratıyor Hantavirüsler genellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin dışkı ve idrarının solunmasıyla insanlara bulaşıyor. Hastalık ateş, aşırı halsizlik, kas ağrıları, mide ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtilerle başlayıp ciddileşebiliyor. Çoğu hantavirüs türü insanlar arasında yayılmıyor. Ancak bu gemide görülen Andes türü hantavirüs, nadir de olsa insandan insana bulaşabilmesiyle biliniyor. Yetkililer şu aşamada halkın paniğe kapılmaması gerektiğini vurgularken, gemideki salgının kaynağını belirlemeye yönelik araştırmalar sürüyor.

Türkiye’nin Sağlık Turizminde Yeni Trendi: “Obezite Cerrahisi” Haber

Türkiye’nin Sağlık Turizminde Yeni Trendi: “Obezite Cerrahisi”

Sağlık turizmi potansiyeli her yıl artan Türkiye, obezite cerrahisinde birçok ülkeden talep görüyor. Dominik Cumhuriyeti, Brezilya, İtalya gibi yaklaşık 20 ülkeden talep gören Trabzon'da hastalar başarılı yöntemlerle obeziteden kurtarılarak ülkelerine geri dönüyor. Dünya genelinde yaygın olarak görülen obezite, her geçen gün daha da artan bir halk sağlığı problemi haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) açıkladığı verilere göre Avrupa'da obezitede ilk sırada yer alan Türkiye, mücadele yöntemlerinde de en çok tercih edilen ülkeler arasında yer alıyor. Tüp mide ameliyatı, mide balon ve mide botoks gibi uygulamalar ile hastalar obeziteden kısa sürede kurtarılıyor. Sağlık turizminde her geçen yıl ivme kazanan Trabzon, obezite ile mücadelede de adından söz ettiriyor. Kentte Dominik Cumhuriyeti, Brezilya, İtalya gibi yaklaşık 20 ülkeden gelen hastalar yapılan başarılı yöntemler ile tekrar sağlığına kavuşarak ülkelerine geri dönüyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Serkan Tayar, obezitenin yandaş hastalıklar ile birlikte yaşamı tehdit eden süreçlere yol açtığını söyledi. Tayar, "Maalesef ki Avrupa'da şuanda obezitede Türkiye birinci sırada. Dünyada da ilk 10 içerisindeyiz. O yüzden çağımızın sorunu daha da önemlisi ülkemizin sorunu. Obezite yandaş hastalıklar birlikte yaşamı tehdit eden süreçlere yol açabiliyor. O yüzden obezite ile mücadele farkındalığı oluşturmak çok önemli" dedi. Yapılan yöntemlerin ardından hastanın bir yıl içerisinde ideal kilosuna kavuştuğunu kaydeden Tayar, "Obezite ile mücadelede elimizde çok güçlü argümanlarımız var. Bunlardan en önemlisi tüp mide ameliyatı. Vücut kitle endeski uygun hastalarda 4 tane küçük delikten yaptığımız yaklaşık yarım saat süren ve hastanın bir yıl içerisinde ideal kilosuna kavuştuğu bir ameliyat. Onun dışında mide balon uygulaması, mide botoks uygulaması ve Tip 2 diyabeti olan kontrolsüz şeker hastalarında gastrik by-pass gibi obezite ve yandaş hastalıklardan kurtulacak argümanlarımız elimizde var" şeklinde konuştu. "Yaklaşık 20 ülkeden gelen hastalarımızla obezite ile mücadeleye devam ediyoruz" Birçok ülkeden obezite hastalarının Trabzon'a gelerek sağlığına kavuştuğunu söyleyen Tayar, "Ülkemiz sağlık turizm açısından çok cazip bir yer. Hekimlerimiz çok iyi. Yurtdışından çok talep ve rağbet görüyoruz. Yaklaşık 20 ülkeden gelen hastalarımızla obezite ile mücadeleye devam ediyoruz. Yurtdışından çok sık gelen hasta portföyümüz var. Dominik Cumhuriyeti, Brezilya'dan gelen hastalarımız oluyor. Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya gibi ülkeler çok rutin hasta popülasyonumuzun olduğu yerler. Gürcistan'dan çok hastamız var. Rusya, Azerbaycan, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerden gelen hastalarımızda oluyor. Yurtiçi hastalarımızı saymıyorum bile. Trabzon'a çeşitli illerden gelen hastalarımız oluyor" diye konuştu. "Hastaların değişimlerini gördüğümüzde inanılmaz mutlu oluyoruz" Obezitenin genç yaşlarda geri dönüşü olmayan bazı hastalıklara yol açabileceğini belirten Tayar, "Bizim mesleki motivasyonumuzu sağlayan şey hastaların olumlu geri dönüşleri. Biz hastaları ameliyat edip bırakmıyoruz. Sonraki takipleri de çok önemli. Hastaların değişimlerini gördüğümüzde inanılmaz mutlu oluyoruz. Obezite estetik bir ameliyat değil. Özellikle genç popülasyonda estetik kaygısı ile yapılması gibi planlanıyor. Obezite gerçekten genç yaşlarda geri dönüşü olmayan bazı hastalıklara yol açıyor. Kalp, tansiyon, şeker, boyun fıtığı gibi ciddi sıkıntılara yol açabiliyor. Kilo verdikçe yaşam kalitesinin artması onu hem sistemik hastalıklardan koruyor hem de psikolojik olarak etrafındaki insanlarla sosyo-kültürel daha rahat iletişim kurmasını sağlıyor" ifadelerini kullandı.

Tatilde Sessizlik Arayanlar İçin Huzurlu Rotalar Haber

Tatilde Sessizlik Arayanlar İçin Huzurlu Rotalar

Modern hayatın yoğun temposu ve şehirlerin artan kalabalığı, tatilde sessizlik arayanların sayısını artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, gürültü kirliliği uyku bozukluğu ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Pinterest verileri, "sessiz yerler" aramalarının 2023’ten bu yana yüzde 50 oranında arttığını gösteriyor. İşte huzur arayanlar için önerilen rotalar: 1. POWYS, GALLER Yemyeşil tepeler ve antik miras alanlarıyla ünlü Powys, kilometrekare başına yalnızca 26 kişilik nüfus yoğunluğuyla 2023’te "en huzurlu yer" seçildi. Bölge, yıldız gözlemi için de ideal. 2. ZÜRİH, İSVİÇRE Popüler bir şehir olmasına rağmen Zürih, dünyanın en az gürültü kirliliğine sahip yerlerinden biri. Sakin göller, yürünebilir sokaklar ve çevredeki karla kaplı dağlar bu huzuru pekiştiriyor. 3. PARC DEL MONTNEGRE, İSPANYA Barselona’ya 40 dakika uzaklıktaki bu koruma alanı, çam ormanları ve Ortaçağ kiliseleriyle sessizliği sunuyor. 2021’de Quiet Parks International tarafından İspanya’nın ilk "Kentsel Sessiz Parkı" seçildi. 4. BOHUSLÄN, İSVEÇ Batı İsveç’te yer alan Bohuslän, Avrupa Çevre Ajansı tarafından "en sakin bölgelerden biri" olarak tanımlandı. 8 bin adası ve muhteşem manzaralı balıkçı köyleriyle huzur dolu bir kaçış sunuyor. 5. HOH YAĞMUR ORMANI, WASHINGTON, ABD Avrupa dışına çıkmak isteyenler için Hoh Yağmur Ormanı mükemmel bir seçim. One Square Inch of Silence tarafından koruma altına alınan bu bölge, doğanın sakinliğiyle buluşmak için ideal. Sessizlik ve doğa arayışı, hem beden hem zihin sağlığı için artan bir ihtiyaç haline geliyor. Yavaş turizm trendi, tatil anlayışını yeniden şekillendiriyor.

Dünya, "Kanayan Göz Virüsü" Alarmıyla Tetikte Haber

Dünya, "Kanayan Göz Virüsü" Alarmıyla Tetikte

Halk sağlığı yetkilileri, ölümcül "kanayan göz virüsü" olarak bilinen Marburg virüsü nedeniyle teyakkuzda. Ruanda Sağlık Bakanlığı'na göre, 29 Kasım itibarıyla salgında en az 66 kişi enfekte oldu, 15 kişi ise hayatını kaybetti. Sıklıkla ölümcül olan ve Ebola virüsüyle yakın akrabalığı bulunan Marburg, vücut genelinde ciddi kanamalara neden oluyor. Virüs, enfekte olan kişilerin kan damarlarına zarar vererek gözler de dahil olmak üzere çeşitli açıklıklardan kanamaya yol açıyor. Beş güne kadar süren yüksek ateşin ardından kan damarlarında hasar başlıyor. Bu durum, iç kanamalar, kafa karışıklığı ve saldırganlık gibi psikolojik belirtiler ile burun, diş eti, göz, ağız ve kulaklardan sürekli kanamalar şeklinde kendini gösteriyor. DSÖ'DEN SEYAHAT UYARISI Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Ekim ayında Ruanda'ya yönelik tüm seyahatler için uyarıda bulundu. İngiltere'nin halk sağlığı kurumu da ziyaretçileri, cenaze törenlerine katılmaktan ve vahşi hayvanlarla temastan kaçınmaları konusunda bilgilendirdi. Uzmanlara göre, Marburg virüsü, küresel sağlık endişesi yaratan birçok virüsten yalnızca biri. Son günlerde İngiltere ve Kaliforniya'da maymun çiçeği virüsü vakalarının da görülmesi, küresel salgın tehlikesine yeniden dikkat çekiyor. MARBURG (KANAYAN GÖZ) VİRÜSÜ NEDİR? Marburg virüsü ilk kez 1967 yılında Almanya’nın Marburg ve Frankfurt şehirleri ile o dönemdeki Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’da tanımlandı. Ölümcül Ebola virüsünü de içeren filovirüs ailesine mensup olan bu virüs, klinik belirtiler açısından Ebola ile neredeyse ayırt edilemez bir yapıda oluyor. Virüs genellikle meyve yarasaları aracılığıyla insanlara bulaşıyor ve enfeksiyon, 21 güne kadar semptom göstermeden vücutta kuluçkalanabiliyor. YÜZDE 62 ÖLÜM ORANI Tedavi edilmediği takdirde virüsün ölüm oranı yaklaşık yüzde 62 olarak tahmin ediliyor. Spesifik bir antiviral tedavi henüz bulunmamakla birlikte, araştırılmakta olan potansiyel bir aşı mevcut. Virüsün ölümcül etkileri, küresel sağlık uzmanlarının dikkatini bu salgına yönlendirmiş durumda.

Turizm noktalarında ‘Maymun çiçeği’ uyarısı Haber

Turizm noktalarında ‘Maymun çiçeği’ uyarısı

Dünya Sağlık Örgütü'nün 'küresel acil durum' ilan etmesine neden olan maymun çiçeği virüsüne yönelik konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Turhan, “Belirtiler, birçok hastalıkla karışabilir. 1980’den sonra terk edilmiş olan çiçek aşısının tekrar yaygınlaştırılması gündeme gelebilir. Özellikle uluslararası oteller, turistlerin geldiği ve sirkülasyonun fazla olduğu noktalarda eğer maymun çiçeği virüsüyle enfekte olmuş bir birey kalmışsa sıkça temas ettiği noktalara virüs saçılımı olabiliyor. Temizlik işlemleri daha titizlikle yürütülmeli, turizm merkezlerinde, otellerde yetkililerin, personellerin, tesisleri kullananların çok dikkatli olması gerekiyor” dedi. Halk arasında maymun çiçeği olarak bilinen 'Mpox' virüsüne karşı Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 2022'den sonra ikinci kez 'küresel acil durum' ilan etmesi tüm dünyada endişeye neden oldu. Sağlık Bakanlığı, özellikle Afrika kıtasında görülen virüse Türkiye'de 2024 yılında rastlanmadığını ve herhangi bir kısıtlama veya ek tedbir ihtiyacının bulunmadığını bildirirken uzmanlar uyarıyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Vedat Turhan, virüs hakkında bilgi verirken hastalığın Covid-19 kadar bulaşıcı olmadığını aktardı. Prof. Dr. Turhan, dünyayı alarma geçiren virüse karşı özellikle turizm noktalarında dikkat edilmesi gerektiğini belirterek uyarılarını sıraladı. “Belirtiler birçok hastalıkla karışabilir” Maymun çiçeği virüsüne yönelik bilgi veren Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Turhan, “Maymun çiçeği virüsü esasında yeni bir virüs değil. 2022’de ilk defa olmak üzere salgın boyutunda bir tehlike oluşturdu. İnsanlara bulaşmaya ve yayılmaya başladı. Şu anda Afrika sınırlarını da aşacak şekilde küresel risk taşıdığı için maymun çiçeği virüsü tekrar gündemimize oturdu. Çiçek virüsüne benzer şekilde ateş, halsizlik, kırgınlık gibi belirtilerinin yanı sıra daha çok yüzde olmak üzere kollarda, ellerimiz, bacak ve ayaklarda içi sıvı dolu kesecikler ve daha sonra bunların iltihaplanabilmesi de söz konusu. Bu tür cilt lezyonları da mevcut, dikkat etmek gerekiyor. Ateş, halsizlik, kırgınlık pek çok enfeksiyon tablosunda görülebilecek belirtiler. İnfluenza başta olmak üzere gribal enfeksiyonlar, mevsimsel hastalıklar, soğuk algınlığı gibi birçok hastalıkla karışabilir. Döküntülerin başladığı dönemde de suçiçeği gibi özellikle çocukluk dönemi döküntülü hastalıklar dediğimiz hastalıklarla karıştırılabilir. Maymun çiçeğinde lenf bezlerinde de tutulum olabiliyor. Hastamız son 1-2 ay içerisinde Afrika ülkesine gitmiş mi ya da Afrika’dan gelen kişilerle teması olmuş mu, bu ayırt etme noktasında son derece kritik. Dünya Sağlık Örgütü‘nün de bu küresel düzeydeki bulaşma riskini gündeme taşımasının önemi bir sebebi; ölümcül bir hastalık olabilmesi” dedi. “Afrika ülkelerinde aşı konusunda ciddi sorun var” Vaka sayıları ve tedavi konusuna yönelik konuşan Prof. Dr. Turhan, “Şu ana kadar bildirilen vaka sayıları itibari ile 15- 16 bin civarında. Yüzde 3 civarında bir ölüm riski söz konusu. Afrika ülkelerinde şu anda bildiğim kadarıyla aşı konusunda ciddi sorun var. Son yıllarda geliştirilmiş olan antiviraller konusunda lojistik destek sağlanamıyor, temin edilemiyor. Şu an itibari ile destek tedavileri yapılabilir, bağışıklık sistemlerinin güçlü tutulması tavsiye edilebilir. Şüpheli kişilerle el, cilt temasından uzak durmakta yarar var. Elleri uygun ve gerekli şekilde yıkama alışkanlıklarımızı sürdürmemiz gerekiyor. Cinsel ilişki sonrasında partnerler arası geçiş olduğu bilgisine sahibiz. Çiçek virüsü aşısıyla aşılanmış olanların bu hastalığa karşı korunduğunu biliyoruz. 1980’den sonra terk edilmiş olan çiçek aşısının tekrar yaygınlaştırılması gündeme gelebilir. Şu aşamada bu problemin öncelikle Afrika kıtasına yönelik bir sorun olduğunu düşünebiliriz. Avrupa’dan bildirilen çok az sayıda vaka var. Ülkemizde de bir şekilde dikkatli olmak gerekiyor. Covid kadar bulaşıcı bir enfeksiyon değil, şu anda ülkemizde tedbir alınmasında fayda var ancak kriz boyutunda olduğunu asla düşünüyorum. Küresel hareketlilik var hem turizm hem ticari, sınai, bunun önüne geçmek de zor. Ancak Afrika’ya ziyaretlerde hem geliş hem gidişlerde dikkatli olmak gerekiyor. Vatandaşlarımızın yanı sıra kurumlarımızın, hava yolu şirketlerimizin de gümrükten itibaren alınması gereken mutlaka tedbirler var. Belki uçaktaki oturma düzenine varıncaya kadar birtakım tedbirler alınabilir ama bir kapanma vs. gerektiğini asla düşünmüyorum. Bağışıklık sitemiyle ilgili problemi olan bireylerde daha ağır seyrettiğini biliyoruz. DSÖ’nün küresel boyutta bir alarm vermesinin bir nedeni de yeni oluşan varyantın daha kolay bulaşabilmesi. Hastalığa yakalanan kişilerin kendilerini en kısa sürede izole etmeleriyle sınırlanabileceğini ve enfeksiyon yayılımının önüne geçilebileceğini biliyoruz” şeklinde konuştu. “Cildin sıkça temas ettiği noktalara virüs saçılımı olabiliyor” Turizm hareketliliğinin yoğun yaşandığı bu günlerde vatandaşlara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Turhan, “Özellikle uluslararası oteller, uluslararası misafirlerimizin, turistlerin geldiği ve sirkülasyonun fazla olduğu noktalarda eğer maymun çiçeği virüsüyle enfekte olmuş bir birey orada kalmışsa hastanın odasındaki birtakım yerleri özellikle çarşaf, nevresim gibi cildin sıkça temas ettiği noktalara virüs saçılımı olabiliyor. Bu noktada otellerde çok dikkatli olmak gerekiyor. Yatak, çarşaf ve nevresimlerin daha dikkatli bir şekilde yıkanması önemli, ütülenmesi gibi temizlik işlemleri daha titizlikle yürütülmeli diye düşünüyorum. Misafirlerin de bu noktada dikkatli olmasında fayda var. Bir diğer alan; turizm merkezleri. Afrika’da 13 ülke demiştik ama muhtemelen dünyada 75 ülkeye yayılmış durumda bu virüs, bu ülkelerden gelen bireylerin enfekte ettiği alanlar olabilir. Yaz dönemi, bir kapanma olmasına gerek yok ama dikkatli olmamız gereken alanlar söz konusu. Hem turizm merkezlerinde hem otellerde bu konuyu hem buralarda çalışan yetkililerin, personellerin hem de tesisleri kullanan turistlerin ve vatandaşlarımızın dikkatli olmasında yarar var” dedi.

Turizm noktalarında ‘Maymun çiçeği’ uyarısı Haber

Turizm noktalarında ‘Maymun çiçeği’ uyarısı

Halk arasında maymun çiçeği olarak bilinen 'Mpox' virüsüne karşı Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 2022'den sonra ikinci kez 'küresel acil durum' ilan etmesi tüm dünyada endişeye neden oldu. Sağlık Bakanlığı, özellikle Afrika kıtasında görülen virüse Türkiye'de 2024 yılında rastlanmadığını ve herhangi bir kısıtlama veya ek tedbir ihtiyacının bulunmadığını bildirirken uzmanlar uyarıyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Vedat Turhan, virüs hakkında bilgi verirken hastalığın Covid-19 kadar bulaşıcı olmadığını aktardı. Prof. Dr. Turhan, dünyayı alarma geçiren virüse karşı özellikle turizm noktalarında dikkat edilmesi gerektiğini belirterek uyarılarını sıraladı. “Belirtiler birçok hastalıkla karışabilir” Maymun çiçeği virüsüne yönelik bilgi veren Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Turhan, “Maymun çiçeği virüsü esasında yeni bir virüs değil. 2022’de ilk defa olmak üzere salgın boyutunda bir tehlike oluşturdu. İnsanlara bulaşmaya ve yayılmaya başladı. Şu anda Afrika sınırlarını da aşacak şekilde küresel risk taşıdığı için maymun çiçeği virüsü tekrar gündemimize oturdu. Çiçek virüsüne benzer şekilde ateş, halsizlik, kırgınlık gibi belirtilerinin yanı sıra daha çok yüzde olmak üzere kollarda, ellerimiz, bacak ve ayaklarda içi sıvı dolu kesecikler ve daha sonra bunların iltihaplanabilmesi de söz konusu. Bu tür cilt lezyonları da mevcut, dikkat etmek gerekiyor. Ateş, halsizlik, kırgınlık pek çok enfeksiyon tablosunda görülebilecek belirtiler. İnfluenza başta olmak üzere gribal enfeksiyonlar, mevsimsel hastalıklar, soğuk algınlığı gibi birçok hastalıkla karışabilir. Döküntülerin başladığı dönemde de suçiçeği gibi özellikle çocukluk dönemi döküntülü hastalıklar dediğimiz hastalıklarla karıştırılabilir. Maymun çiçeğinde lenf bezlerinde de tutulum olabiliyor. Hastamız son 1-2 ay içerisinde Afrika ülkesine gitmiş mi ya da Afrika’dan gelen kişilerle teması olmuş mu, bu ayırt etme noktasında son derece kritik. Dünya Sağlık Örgütü‘nün de bu küresel düzeydeki bulaşma riskini gündeme taşımasının önemi bir sebebi; ölümcül bir hastalık olabilmesi” dedi. “Afrika ülkelerinde aşı konusunda ciddi sorun var” Vaka sayıları ve tedavi konusuna yönelik konuşan Prof. Dr. Turhan, “Şu ana kadar bildirilen vaka sayıları itibari ile 15- 16 bin civarında. Yüzde 3 civarında bir ölüm riski söz konusu. Afrika ülkelerinde şu anda bildiğim kadarıyla aşı konusunda ciddi sorun var. Son yıllarda geliştirilmiş olan antiviraller konusunda lojistik destek sağlanamıyor, temin edilemiyor. Şu an itibari ile destek tedavileri yapılabilir, bağışıklık sistemlerinin güçlü tutulması tavsiye edilebilir. Şüpheli kişilerle el, cilt temasından uzak durmakta yarar var. Elleri uygun ve gerekli şekilde yıkama alışkanlıklarımızı sürdürmemiz gerekiyor. Cinsel ilişki sonrasında partnerler arası geçiş olduğu bilgisine sahibiz. Çiçek virüsü aşısıyla aşılanmış olanların bu hastalığa karşı korunduğunu biliyoruz. 1980’den sonra terk edilmiş olan çiçek aşısının tekrar yaygınlaştırılması gündeme gelebilir. Şu aşamada bu problemin öncelikle Afrika kıtasına yönelik bir sorun olduğunu düşünebiliriz. Avrupa’dan bildirilen çok az sayıda vaka var. Ülkemizde de bir şekilde dikkatli olmak gerekiyor. Covid kadar bulaşıcı bir enfeksiyon değil, şu anda ülkemizde tedbir alınmasında fayda var ancak kriz boyutunda olduğunu asla düşünüyorum. Küresel hareketlilik var hem turizm hem ticari, sınai, bunun önüne geçmek de zor. Ancak Afrika’ya ziyaretlerde hem geliş hem gidişlerde dikkatli olmak gerekiyor. Vatandaşlarımızın yanı sıra kurumlarımızın, hava yolu şirketlerimizin de gümrükten itibaren alınması gereken mutlaka tedbirler var. Belki uçaktaki oturma düzenine varıncaya kadar birtakım tedbirler alınabilir ama bir kapanma vs. gerektiğini asla düşünmüyorum. Bağışıklık sitemiyle ilgili problemi olan bireylerde daha ağır seyrettiğini biliyoruz. DSÖ’nün küresel boyutta bir alarm vermesinin bir nedeni de yeni oluşan varyantın daha kolay bulaşabilmesi. Hastalığa yakalanan kişilerin kendilerini en kısa sürede izole etmeleriyle sınırlanabileceğini ve enfeksiyon yayılımının önüne geçilebileceğini biliyoruz” şeklinde konuştu. “Cildin sıkça temas ettiği noktalara virüs saçılımı olabiliyor” Turizm hareketliliğinin yoğun yaşandığı bu günlerde vatandaşlara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Turhan, “Özellikle uluslararası oteller, uluslararası misafirlerimizin, turistlerin geldiği ve sirkülasyonun fazla olduğu noktalarda eğer maymun çiçeği virüsüyle enfekte olmuş bir birey orada kalmışsa hastanın odasındaki birtakım yerleri özellikle çarşaf, nevresim gibi cildin sıkça temas ettiği noktalara virüs saçılımı olabiliyor. Bu noktada otellerde çok dikkatli olmak gerekiyor. Yatak, çarşaf ve nevresimlerin daha dikkatli bir şekilde yıkanması önemli, ütülenmesi gibi temizlik işlemleri daha titizlikle yürütülmeli diye düşünüyorum. Misafirlerin de bu noktada dikkatli olmasında fayda var. Bir diğer alan; turizm merkezleri. Afrika’da 13 ülke demiştik ama muhtemelen dünyada 75 ülkeye yayılmış durumda bu virüs, bu ülkelerden gelen bireylerin enfekte ettiği alanlar olabilir. Yaz dönemi, bir kapanma olmasına gerek yok ama dikkatli olmamız gereken alanlar söz konusu. Hem turizm merkezlerinde hem otellerde bu konuyu hem buralarda çalışan yetkililerin, personellerin hem de tesisleri kullanan turistlerin ve vatandaşlarımızın dikkatli olmasında yarar var” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.