Hava Durumu

#Dünya Mirası

TOURISMJOURNAL - Dünya Mirası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Mirası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kapadokya'nın yeni mağara oteli hizmete açıldı Haber

Kapadokya'nın yeni mağara oteli hizmete açıldı

Türkiye'yi ziyaret etmek söz konusu olduğunda, Kapadokya pek çok kişinin görmek istediği yerler listesinde üst sıralarda yer alıyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, peri bacaları ve yeraltı şehirleriyle ünlü bu manzara en iyi gün doğumunda sıcak hava balonundan izlenebiliyorken, bunun böyle olmaması zaten düşünülemez. Kapadokya deneyiminin tam anlamıyla yaşanması için ziyaretçilerin bir mağara otelde konaklaması şart; şimdi bunun için rezervasyon yapılabilecek, nefes kesici yeni bir seçenek daha var. Bölgenin en ikonik simge yapılarından Ortahisar Kalesi'nin hemen yanında yer alan Elika Cave Suites Cappadocia (kaynak İngilizce), Curio Collection by Hilton, markanın dünyadaki ilk mağara oteli olma özelliğini taşıyor. “Amacımız, bölgenin mirasını korurken yerel kimlik ve küresel bir bakış açısının şekillendirdiği çağdaş konforu ve benzersiz anları sunmaktı” diyor Elika Cave Suites Cappadocia, Curio Collection by Hilton genel müdürü Nilüfer Durukan. “Burada tarih sadece görülmüyor, bizzat yaşanıyor ve her misafirin yolculuğunun bir parçası haline geliyor.” Elika Cave Suites Cappadocia’da sizi neler bekliyor 36 odalı tesisteki her bir oda, özgün mağara dokusunun şekillendirdiği kendine has bir tasarıma sahip. Konuklar, özel havuzlu, hidromasajlı küvetli, teraslı ya da açık hava jakuzili odalar arasından seçim yapabiliyor; Elika Villa'da ise Türk hamamı ve sauna bulunuyor. Otelde iki bakım odası, hamam, buhar odası, sauna ve yağmur duşunun yanı sıra açık havuzdan oluşan şık bir spa da yer alıyor. Yeme-içme tarafında ise konuklar Colastre'de Kapadokya ve Anadolu mutfaklarından lezzetlerin harmanlandığı menüyü deneyebiliyor.

Machu Picchu’da aşırı turizm için ortak çözüm çağrısı Haber

Machu Picchu’da aşırı turizm için ortak çözüm çağrısı

Dünyanın en popüler seyahat listelerinde öne çıkan Machu Picchu, son dönemde artan ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle zorluklarla karşı karşıya. Peru’nun ünlü 15. yüzyıl İnka kalesini ziyaret eden turistler, aşırı kalabalık, uzun kuyruklar ve düzensiz ulaşım hizmetlerinden şikâyet ediyor. Dünya genelindeki ünlü arkeolojik alanların koşullarını iyileştirmeyi hedefleyen bir küresel miras vakfı, siteye yönelik sorunların çözümü için Peru makamlarıyla iş birliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. New7Wonders Vakfı’nın açıklaması, Machu Picchu’nun 2007’de “Dünyanın Yeni Yedi Harikası” arasında yer almasına rağmen ziyaretçilerin yaşadığı sorunlar nedeniyle bu unvanın risk altında olduğuna dair geçen yıl yaptığı uyarının ardından geldi. Vakfın direktörü Jean Paul De la Fuente, arkeolojik alanda geçen yıldan bu yana “hiçbir ilerleme kaydedilmediğini” belirterek durumu Peru’daki “siyasi tıkanıklığa” bağladı. Peru’da turizm yetkilileriyle görüşmelerde bulunan De la Fuente, göreve gelecek yeni yönetimle bir araya gelerek sahadaki hizmet sorunlarına “çözüm aramaya” hazır olduğunu ifade etti. Yetkililerden ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Peru’da 7 Haziran’da yapılacak ikinci tur seçimlerde ülkenin yeni devlet başkanı belirlenecek. Seçim, son 10 yılda dokuzuncu kez lider değişimine gidecek ülkenin geleceğini şekillendirecek. Yarış, eski bir devlet başkanının kızı olan Keiko Fujimori ile ticaret bakanlığı yapmış Roberto Sánchez arasında geçiyor. De la Fuente, Associated Press’e (AP) yaptığı açıklamada, “İnsanlar Machu Picchu’ya dünyanın harikalarından birini görmeye gittiklerini düşünüyor. Ancak birçok kişi için bu hayal bir kâbusa dönüşüyor,” dedi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1983’te dahil edilen Machu Picchu, 2007’de New7Wonders Vakfı tarafından düzenlenen çevrim içi oylamayla modern dünyanın yedi harikasından biri seçilmişti. De la Fuente, turizmin o tarihten bu yana hızla arttığını ancak Perulu yetkililerin buna uygun altyapı ve yönetim düzenlemelerini yapmadığını söyledi. Vakfın direktörü, şu aşamada Machu Picchu’nun “dünya harikası” statüsünün geri alınmasını gündeme almadıklarını, ancak hükümetle iyileştirme planı üzerinde çalışmak istediklerini vurguladı. “Yeni yönetimle birlikte çalışarak Machu Picchu için olumlu bir sonuç elde etmeyi umuyoruz,” diyen De la Fuente, “Negatif bir durumdan, dünyanın diğer harikalarının örnek alacağı bir modele dönüşmesini istiyoruz,” ifadelerini kullandı.

Sri Lanka 40'tan fazla ülkeye vize muafiyeti getirdi Haber

Sri Lanka 40'tan fazla ülkeye vize muafiyeti getirdi

Vahşi yaşamla dolu milli parklar ve UNESCO Dünya Mirası alanlarından rüya gibi plajlara ve yürüyüş parkurlarına kadar Sri Lanka, ister uçup kendini sahile atanlardan olun ister programını sonuna kadar dolduranlardan, turistlere çok şey sunuyor. Hint Okyanusu’nun incisine yapacağınız bir sonraki seyahat de ucuzlayacak; Sri Lanka, 40 ülkeden gelen turistler için vize ücretlerini kaldırdı. Avrupa’da Avusturya, Belarus, Belçika, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, Rusya, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye ve Birleşik Krallık vatandaşları vizeyi ücretsiz olarak alabilecek. Vize 30 gün süreyle geçerli olacak. Listede ayrıca Çin, Endonezya, Tayland ve ABD’den gelen turistler de yer alıyor. Maldivler, Seyşeller ve Singapur gibi ülkelerden gelenler için vize ücretleri daha önce de kaldırılmıştı. Elektronik Seyahat İzni için ücret ödemeyecek olsanız da, ülkeye gelmeden önce çevrimiçi başvuru yapmanız çevrimiçi başvuru yapmanız gerektiğini belirtmekte fayda var. Yeni kurallar 25 Mayıs’ta yürürlüğe girdi; ne yazık ki bu tarihten önce başvuranlar geri ödeme alamayacak. Sri Lanka’da ne yapılır? Tarih meraklıları için Sri Lanka, Kutsal Anuradhapura Kenti, Sigiriya Antik Kenti ve Galle Eski Kenti’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda UNESCO Dünya Mirası alanına sahip. Göz alıcı manzaraların peşindeyseniz, 2023’te açılan ve çay plantasyonlarının yanı sıra güzergâh üzerindeki kültürel duraklardan geçen 300 kilometrelik Pekoe Yolu’nu yürümeyi düşünebilirsiniz. Sri Lanka, yaban hayatı tutkunlarına da çok şey sunuyor; Udawalawe Ulusal Parkı’nda filler, Yala Ulusal Parkı’nda ise leoparlar görülebiliyor. Seyahatinizi doğru zamana denk getirirseniz kıyı açıklarında balina gözlemi de yapabilirsiniz.

Doğaseverler Hattuşa Hitit Yolu’nda buluştu Haber

Doğaseverler Hattuşa Hitit Yolu’nda buluştu

Çorum'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hattuşa, bu kez özel bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. Hitit medeniyetinin başkenti olarak bilinen Hattuşa'dan başlayan "2. Hitit Yolu Gençlik Yürüyüşü"nde doğaseverler, 7 bin yıllık tarihi mirasın izinde Budaközü Vadisi'ne doğru yürüdü. Surları, anıtsal kapıları, tapınakları ve kaya kabartmalarıyla Anadolu'nun en önemli arkeolojik alanları arasında yer alan Hattuşa, yürüyüşe tarihi bir atmosfer kattı. UNESCO mirası bölge, hem kültür hem de doğa turizmi açısından Çorum'un en önemli değerleri arasında yer alıyor. Katılımcılar, vadinin doğal bitki örtüsü, su kaynakları ve geniş yeşil alanları eşliğinde yürüyerek bölgenin sakin atmosferini deneyimledi. Budaközü Vadisi'nde gerçekleştirilen Hitit Kültür Yolu yürüyüşüne Çorum Valisi Ali Çalgan da katıldı. Parkurun hemen yanında Hattuşa Ören Yeri'nin yer aldığını belirten Vali Çalgan, bölgenin tarih ve doğayı bir araya getiren özel bir güzelliğe sahip olduğunu söyledi. Vali Çalgan, "Budaközü Vadisi'nde Hitit Kültür Yolu gezisindeyiz. Burası doğa ile tarihin birleştiği çok özel bir yer. Hemen arkamızda tarihi Hattuşa Ören Yeri bulunuyor" dedi. Yaklaşık 1,5 saat süren parkurda Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen ziyaretçilerle birlikte yürüdüklerini ifade eden Çalgan, güzergahın doğaseverler için önemli bir deneyim sunduğunu belirtti. Vadide su sesi eşliğinde keyifli bir yürüyüş gerçekleştirdiklerini dile getiren Çalgan, il genelinde buna benzer 17 farklı yürüyüş parkurunun bulunduğunu kaydetti. Yurt içi ve yurt dışındaki doğa tutkunlarını Çorum'a davet eden Vali Çalgan, "Bu parkur ve diğer yürüyüş rotalarımıza tüm doğaseverleri bekliyoruz. Ziyaretçilerimiz burada sadece doğal güzellikleri görmekle kalmayacak, aynı zamanda 7 bin yıllık tarihe sahip ilimizin önemli ören yerlerini de keşfetme fırsatı bulacak. Çorum'da tarih ve doğa iç içe" ifadelerini kullandı. Yürüyüşe Boğazkale Kaymakamı Bilge Yıldırım, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Kubilay Ayvaz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Cıplak, Boğazkale Belediye Başkanı Adem Özel ve çok sayıda davetli katıldı.

UNESCO Cumalıkızık toplantısı gerçekleştirildi Haber

UNESCO Cumalıkızık toplantısı gerçekleştirildi

Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.

Safranbolu’da Safran Çiçek Açtı Turizm Sezonu Canlanıyor Haber

Safranbolu’da Safran Çiçek Açtı Turizm Sezonu Canlanıyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Karabük'ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen safran, havaların erken soğumasıyla çiçek açmaya başladı. Yaz mevsiminin kurak geçmesinin ardından ekimine geç başlanan ve fiyatı nedeniyle "dünyanın en pahalı baharatı" olarak adlandırılan safran bitkisi, hava sıcaklıklarının istenilen seviyede olması dolayısıyla beklenenden erken çiçek açtı. Gıda, ilaç, kozmetik gibi birçok alanda kullanılan, 3 bin 500 yıllık geçmişe sahip olan, Bizans döneminde Batı Anadolu'da ticareti yapılan, Osmanlı döneminde de önemini koruyan safranı erken çiçek açması üreticileri sevindirdi. Ağustos ayında ekimi yapılırken, ekim-kasım aylarında boyu 15-30 santimetre uzunluğa geldiğinde toplanan safran kanser, öksürük, astım, bronşit, cilt, bağışıklık, hormon bozukluğu gibi hastalıklara iyi geliyor. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından coğrafi işaretle tescillenen 'milli bitki' ilçe turizmine de katkı sağlıyor. Yukarıçiftlik köyünde 25 dönüm alanda üreticilik yapan İsmail Yılmaz İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, yazın kurak geçmesi nedeniyle safran soğanı dikimini geç yaptıklarını belirtti. Yılmaz, havanın soğuması ve yağışla birlikte safranda çiçeklenmenin başladığını ifade ederek, "Bu hafta itibarıyla çiçeklerimizi toplamaya başladık. Tahminim Kasım ayının 15'ine kadar çiçeklenme devam eder" dedi. Önümüzdeki hafta düzenlenecek olan Safran Festivali ile birlikte hem yurt içinden hem yurt dışından on binlerce vatandaşın safran tarlalarını ziyaret edeceğini düşündüklerini kaydeden Yılmaz, rekoltenin güzel olacağını söyledi. Yılmaz, kilosu 450 bin TL'den satılan safranın yeni fiyatının rekolteye göre sezon sonunda belli olacağını dile getirdi.

Dünya mirası Nemrut'a Güney Kore'den 136 kafile gelecek Haber

Dünya mirası Nemrut'a Güney Kore'den 136 kafile gelecek

Türkiye'nin 1987 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kabul edilen üçüncü önemli eseri Nemrut Dağı, başta Güney Kore, Japonya ve Çin olmak üzere dünya genelinden turistleri konuk ediyor. Bölgeye gelen misafirler, Nemrut Dağı'na ulaşmak için dik yamaçtan yaklaşık 40 dakika süren 800 metrelik zorlu yürüyüşle 2150 rakımlı dağın zirvesine ulaşıyor. Ziyaretçiler, milattan önce 163 ila milattan sonra 72 yıllarında varlık gösteren Kommagene Krallığı'ndan kalma dev heykeller eşliğinde güneşin doğuşu ve batışını izleme fırsatı da buluyor. Rehberler eşliğinde Nemrut Dağı'na çıkarak buradaki tarihi yapıları inceleyen turistler, bölgede fotoğraf ve video çekiyor. Adıyaman Kültür ve Turizm Müdürü Abuzer Gelse, AA muhabirine, kentin tarihi ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistleri ağırladığını söyledi. Nemrut Dağı'nın önemli tarihi yerlerden olduğunu anlatan Gelse, şunları kaydetti: "Adıyaman'da depremden hemen sonra turizm acenteleri ve otellerimizle toplantılarımızı yaptık ve bir hasar tespiti yapıldı. Sonrasında hızlı şekilde otel işletmeleri ve turizm acentelerimizin faaliyetlerine başlayabilmeleri için maddi ve manevi destekleri sunduk. 2 Nisan'da turizm sezonunu açtık. Güney Kore'den 2023 yılı için 136 kafileyle bağlantı yapıldı. Kanada, İtalya ve Almanya'dan gelen turistlerimiz var. Aynı zamanda yerli ziyaretçilerimizin de Adıyaman'ın güzelliklerine ilişkin ilgileri devam ediyor." Kentteki müze ve ören yerlerini geçen yıl yaklaşık 350 bin kişinin ziyaret ettiğini aktaran Gelse, "Adıyaman an itibarıyla depremin sıkıntılı dönemini atlatmış gerek konaklama tesisleri itibarıyla gerekse müze ve ören yerleriyle herhangi bir sıkıntının olmadığı bir yer. Herkesi Adıyaman'a davet ediyoruz." dedi. Gelse, Nemrut Dağı'nın doğu, batı, kuzey ve güneyinde izleme terasları bulunduğunu ifade etti. Bölgede ziyaretçilerin konaklayacağı alanların da bulunduğunu aktaran Gelse, "Ziyaretçilerimiz Nemrut Dağı Ören Yeri'ni ziyaret edebilirler. Gün doğumu ve gün batımı eşsiz bir manzara sunuyor." diye konuştu. "Gün batımı en güzel buradan izleniyor diye geldim" Güney Koreli Kim Ki Taek, Nemrut Dağı'nın tarihinin önemli olduğunu belirtti. Bölgeyi internetten görüp geldiklerini dile getiren Taek, "Arkadaşlarımız buraya geldiklerinde hepsi beğendi. Ben de internetten ve televizyondan görmüştüm. İlk defa geldim ve çok beğendim." dedi. Aynı ülkenin vatandaşı Eom Gyusık ise Türkiye hakkında internetten sürekli araştırmalar yaptığını kaydetti. Nemrut Dağı'nı çok beğendiğini vurgulayan Gyusık, "Daha önce Türkiye'nin güzelliklerine bakmıştım. Nemrut Dağı'nı da oradan gördüm. Gün batımı en güzel buradan izleniyor diye geldim, çok beğendim. Arkadaşlarıma burayı söyleyeceğim ve buraya tekrar beraber geleceğiz." ifadelerini kullandı.

Pamukkale'yi 11 ayda, 1 milyon 906 bin kişi ziyaret etti Haber

Pamukkale'yi 11 ayda, 1 milyon 906 bin kişi ziyaret etti

Denizli'deki UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan 'beyaz cennet' Pamukkale, kış aylarında da yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Geçen yıl 1 milyon 200 bin 650 kişinin gezdiği travertenleri, antik havuz ve Hierapolis antik kentiyle ünlü Pamukkale'yi, bu yılın ilk 11 ayında, 1 milyon 906 bin kişi ziyaret etti. Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden olan, beyaz travertenler ile ünlü Pamukkale'ye kış mevsimine rağmen yerli ve yabancı turistler yoğun ilgi gösteriyor. Doğal güzelliği ve tarihi dokusuyla ziyaretçilerini hayran bırakan Pamukkale'ye gelen turistler, travertenler üzerinde yürüyüş yapıyor. 'Beyaz Cennet'te doğal ortamın keyfini çıkaran ziyaretçiler, cep telefonlarıyla fotoğraf ve video çekerek, bu anları ölümsüzleştiriyor. Pamukkale'de bulunan Hierapolis Antik Kenti'nde, yaz-kış 36 derece su sıcaklığa sahip 2 bin 500 yıllık Kleopatra antik termal havuzu da kış mevsimi ve soğuk havaya rağmen bölgeye gelen turistlerden ilgi görüyor. Türkiye'de ören yerleri arasında en çok ziyaret edilen yer olan Pamukkale'ye geçen yıl 1 milyon 200 bin 650 kişi geldi. Doğal güzelliği ve tarihi dokusuyla yılın her mevsiminde ziyaretçilerini ağırlayan Pamukkale'de ziyaretçi sayısı geçen yıla göre bu yılın ilk 11 ayında artarak 1 milyon 906 bin kişiye ulaştı. Bu yılın kasım ayında ise beyaz cenneti 125 bin 227 kişi ziyaret etti. Türkiye'de birçok tatil bölgesini Alman ve Rus turistler ziyaret ederken Pamukkale'ye genellikle Meksika, Brezilya, Malezya, Endonezya, Moğolistan ve Hindistan gibi uzak coğrafyadan turistler geliyor. Almanya'dan gelen Türk vatandaşı Adnan Caner, “Ben daha önce Pamukkale'ye gelmiştim ancak eşim hiç görmemişti. Almanya'dan tatil için geldik. Eşime göstermek için Pamukkale'ye getirdim. Soğuk havaya rağmen buraya çok turist geliyor. Kış mevsiminde bile turistler travertenleri görmek için geliyor” dedi. Adana'dan gelen Hüseyin Çakır ise "Pamukkale'de her yer tarih kokuyor. Bir tarafta beyaz travertenler, diğer tarafta antik kent var. Pamukkale kendini çok güzel korumuş. Özellikle soğuk havada travertenlerin üzerinde 36 derece sıcak suda çıplak ayakla yürümek çok güzel bir duygu, travertenlerin üzerinde ilk kez böyle yürüdük" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.