Hava Durumu

#Dubai

TOURISMJOURNAL - Dubai haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dubai haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri Haber

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri

Başarı çoğu zaman dijital araçlardan çok, günlük şehir yaşamındaki istikrarlı kalite artışıyla bağlantılı oluyor. Teknoloji önemli olsa da, sonuçları daha çok güven belirliyor. Performans, kurulan sistemlerde değil, iyileşen yaşam deneyiminde görünür hale geliyor. Tourism Review, 2026 yılı için dünyanın en akıllı 10 şehrini sunuyor. 10/ Abu Dhabi, UAE İlk 10’daki yer Abu Dabi’ye ait. Dijital sistemlere yapılan hedefli yatırımlar sayesinde günlük yaşamda belirgin iyileşmeler görülüyor; insanlar güvenilir devlet desteğini, gelişmiş teknoloji altyapısını ve istikrarlı güvenlik önlemlerini özellikle vurguluyor. 9/ Singapore, Singapore En akıllı şehirler arasında Singapur tek başına öne çıkıyor ve endeksin tüm kategorilerinde en yüksek puanları alıyor. Dijital sistemleri güçlü şekilde benimsemesi sayesinde, günlük işler dünyanın neredeyse hiçbir yerinde olmadığı kadar sorunsuz ilerliyor. Yönetim yapısı da bu dönüşümü yansıtıyor; kararlar daha hızlı alınıyor, süreçler daha şeffaf hale geliyor. Sonuç sadece hız değil, aynı zamanda güven: insanlar kuralların nasıl uygulandığını, kararları kimin aldığını ve kaynakların nereye gittiğini net bir şekilde görebiliyor. Bu dönüşüm, geleneksel sektörlerden ziyade teknoloji odaklı değişime dayalı yeni istihdam alanlarının da ortaya çıkmasını sağlıyor. 8/ Canberra, Australia Hâlâ Canberra, dünyanın en iyi 10 şehri arasında yerini koruyor. Onu diğerlerinden ayıran şey, iyi kurulmuş sistemlerin kamu güveniyle uyum içinde çalışması. Bu uyum, herkesin dahil edildiği hizmetlere odaklanan sorunsuz bir işleyişi destekliyor. Buradaki verimlilik, gösterişli yeniliklerden değil; şehrin sundukları ile hizmet ettiği insanlar arasındaki istikrarlı koordinasyondan doğuyor. 7/ Lausanne, Switzerland Şimdi istikrarlı bir şekilde yükselen Lozan, en akıllı şehirler arasında geçen yıla göre üç basamak ilerliyor. Toplum odaklı karar alma süreçleri ile güçlü iş olanaklarının birleşimi sayesinde şehir öne çıkıyor. İsviçre’nin uzun süredir devam eden siyasi istikrarı da bu yapıyı destekliyor ve şehre somut bir örnek niteliği kazandırıyor. Avrupa’daki büyüyen diğer şehirler, gösterişsiz ve büyük iddialar olmadan, burayı bir rehber olarak değerlendirebilir. 6/ Dubai, UAE Dikkat çekici şekilde Dubai, devlet destekli stratejik teknoloji harcamalarının neler başarabileceğini gösteriyor. Önceliği verimli kamu hizmetlerine vererek güçlü bir vatandaş güveni kazandı; bugün ise Körfez bölgesinde inovasyon ve bilgi yönetimi açısından bölgesel bir model olarak öne çıkıyor. Yöntemleri konusunda çok ses çıkarmasa da, şehrin sonuçları vaatlerden ziyade doğrudan ortaya çıkan başarılarla kendini net biçimde gösteriyor. 5/ Copenhagen, Denmark Kopenhag, ulaşım ve güvenlik alanlarında aldığı yüksek puanlarla beşinci sırada yer alıyor. Onu öne çıkaran şey, doğanın şehir sistemleriyle ve akıllı teknolojilerle uyum içinde bir araya gelmesi. İnsanlar sadece sokakların değil, genel yaşam kalitesinin de ileriye gittiğini hissediyor. Bu ilerleme gürültüsüz bir şekilde, her gün daha iyi işleyen rutinlerde kendini gösteriyor. 4/ London, United Kingdom Şimdi ilk beş şehir arasında yer alan Londra, ölçülebilir bir ilerleme sergiliyor. Geliştirilmiş ulaşım sistemleri ve daha geniş teknoloji entegrasyonu sayesinde, şehirde günlük yaşam yerel halk için belirgin şekilde farklı hissediliyor. En dikkat çeken nokta ise bu değişimlerin, hizmetlere erişimi ve mahalleler genelindeki kolaylığı nasıl şekillendirdiği. 3/ Geneva, Switzerland Üçüncü sırada yer alan Cenevre, kamu hizmetlerine entegre edilen akıllı teknolojilerle dikkat çekiyor. Hizmetlere erişimi kolaylaştırması sayesinde, sakinler dijital sistemlere güçlü bir güven duyuyor. Bu yaklaşım, refah ve altyapı mükemmelliğine yönelik daha geniş bölgesel bir taahhüdün doğal bir parçası olarak öne çıkıyor. 2/ Oslo, Norway İkincilik, akıllı şehirler arasında sistemlerini ve çevre dostu ulaşımını geliştiren Oslo’nun konumu olarak kalıyor. Açık yönetim anlayışı ve doğaya verilen önemle desteklenen şehir, sakinleri tarafından yüksek puanlarla değerlendiriliyor; bu da her yıl şehir yaşam kalitesi raporlarında sıralamasını yükseltiyor. Birinci olmasa da, ani sıçramalardan ziyade istikrarlı ilerleme ile öne çıkan bir performans sergiliyor. 1/ Zurich, Switzerland Dünya genelinde zirve hâlâ Zürih’e ait ve yakın bir rakibi bulunmadan konumunu koruyor. Ekonomik güç, gelişmiş teknoloji kullanımıyla sorunsuz bir şekilde birleşirken, yeşil girişimler de şehir yapısının derinlerine işlemiş durumda. Şehirde yaşayan insanlar için yaşam kalitesi oldukça yüksek; memnuniyet seviyesi ve kamu kurumlarına güven de aynı şekilde güçlü. Başarı sadece büyüme ile değil, tüm parçaların uzun vadede uyum içinde çalışmasıyla ölçülüyor.

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı Haber

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı

Varlıklı Orta Doğu sakinleri, savaşla ilgili endişelerin geçici kiralamalar ve daha uzun vadeli konaklama talebini artırmasıyla birlikte Avrupa’nın üst segment gayrimenkul bölgelerinde ev arayışını hızlandırıyor. Londra, Monako, İsviçre ve İspanya’nın lüks tatil beldesi Marbella’daki emlakçılar, milyoner yatırımcılardan influencer’lara ve Orta Doğu’daki çatışma sona erene kadar taşınmak ya da kalıcı olarak yurt dışına yerleşmek isteyen ailelere kadar geniş bir kesimden gelen ilginin arttığını söylüyor. Forbes Türkiye'nin Bloomberg’ten derlediği habere göre normalde en popüler Körfez gayrimenkul piyasalarına yatırım yapacak olan yatırımcıların da savaşın ikinci ayına girmesiyle alternatifleri değerlendirmeye başladığı belirtiliyor. Çatışmalar vergisiz gelir, yıl boyu güneşli hava ve lüks yaşam tarzı vaadi nedeniyle Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlere yönelen bazı zenginleri, aileleri ve yatırımcıları yeniden düşünmeye zorluyor. Bu şehirler son dönemde daha uzun süreli ikameti teşvik eden reformlar yapmış olsa da savaş bu şehirlerin istikrarsız bir bölgede imajını sarsmış durumda. Cenevre’ye yoğun ilgi Cenevre’deki bir emlakçı olan Rockwell Properties’ten Jan Florian, Orta Doğu’dan İsviçre’ye taşınmak isteyen bir yatırımcı için 20 milyon frank (26 milyon dolar) değerinde bir ev arıyor. Ayrıca bölgeden müşterileri olan bir lüks saat satıcısının bu hafta düzenlediği bir etkinliğe davet edildiğini çünkü birçok müşterinin İsviçre’de evlerle ilgilendiğini söyledi. Hem lüks tatil köyleri hem de paket tatilleriyle bilinen İspanya’nın Costa del Sol bölgesinde, üst segment emlak firması Engel & Völkers günde dört ila beş satın alma ve kiralama talebi alıyor ve savaşın başlamasından bu yana Marbella’da birçok anlaşma yaptı. Şirketin Orta Doğu ile ilişkisi 1970’lere, dönemin Suudi Veliaht Prensi Fahd’ın burayı yazlık üs haline getirip Mar-Mar Sarayı’nı inşa etmesine kadar uzanıyor. Üst segment emlak şirketi MPDunne’ın ortağı Oscar Lindahl, “On yıllardır her yaz buraya gelen oldukça büyük bir Orta Doğulu ve Suudi topluluğumuz var” dedi. Yeni inşa edilen mülklerin alıcılarının, spor salonu ve restoranlar içeren, Orta Doğu başkentlerindeki yaşam tarzını taklit eden “tatil köyü tarzı” gayrimenkulleri tercih ettiğini belirtti. Kiracı sayısı 16,9 arttı Bu arada Londra’da, arzın daralması ve Orta Doğu’daki belirsizliğin sürmesi nedeniyle üst segment kiralar yükseliyor. Emlak şirketi Knight Frank’in son verilerine göre mart ayında haftalık bin Sterlin’in üzerindeki mülkler için yeni potansiyel kiracı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 16,9 arttı. Şirketin Londra merkez bölgesindeki kiralamalardan sorumlu yöneticisi David Mumby, “Orta Doğu’dan altı ay veya daha kısa süreli kiralamalar için ciddi bir talep artışı gördük. Bunlar genellikle yakın zamanda Orta Doğu’ya taşınmış ancak Londra’da zaten bir ağı olan İngiliz, Avrupalı veya Kuzey Amerikalı aileler” dedi. Çok varlıklı kişiler genellikle bu tür çalkantılı dönemler için dünya genelinde birden fazla eve sahip olsa da mevcut belirsizlik ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması, Orta Doğu’da kök saldıktan sonra seçeneklerini değerlendiren profesyoneller ve yabancı çalışanlar için ciddi kararlar gerektirebilir. Bazı yabancı yatırımcılar, son yıllarda büyük fiyat artışları görülen Dubai gibi piyasalara yatırım yaptı. Yerel analistler ve yatırımcılar, çatışmalara rağmen talebin süreceğini öne sürse de daha az yerleşik piyasalar ve mahallelerde fiyatların kısa vadede belirsiz olması bekleniyor. “İnsanlar kısa vadeli kararlar alıyor” Yine de Dubai gibi iş merkezleri, finansal kriz gibi önceki zorluk dönemlerinden güçlü bir şekilde toparlanmıştı ve Wall Street şirketleri bölgeye açık destek vermeye devam ediyor. Buna rağmen, kişisel güvenlik endişeleri bazı şirketleri çalışanlarına geçici olarak başka yerlerden çalışma izni vermeye zorladı. Douglas Elliman France ve Douglas Elliman Monaco’nun özel müşteri ofisi başkanı Edward de Mallet Morgan, “Algı çok hızlı değişiyor, bu yüzden genellikle ilk adım olarak kiralamaya yöneliyorlar” dedi. Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan’dan yaklaşık 10 müşterisinin en azından geçici olarak Avrupa’ya taşınmayı değerlendirdiğini belirtti. “İnsanlar, durumun istikrara kavuşmasını beklerken kısa vadeli kararlar alıyor.” İnsanların çatışmalar sürerken bile kalıcı taşınmayı henüz tercih etmemesinin ana nedeni, vergi ikametinin değiştirilmesinin zaman ve organizasyon gerektirmesi. Çocuklar için okul bulmak, yerel banka hesabı açmak gibi ulusal gerekliliklere uyum sağlamak da genellikle karmaşık ve zaman alıcı. Ancak çatışmalar, bölgeye taşınmış bireyler ile burada büyüyen finansal hizmet şirketleri ve diğer firmalar için de bir ikilem yaratıyor. Süregelen bir çatışma, özellikle okul yılının sonu yaklaşırken, bazılarını kalıcı taşınma kararı almaya zorlayabilir.

Savaş Brüksel Havalimanı’nı da etkiledi Haber

Savaş Brüksel Havalimanı’nı da etkiledi

Orta Doğu'da ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmalar Belçika'daki Brüksel Uluslararası Havalimanı’nı olumsuz etkiledi. Brüksel Havalimanı yönetiminin geçtiğimiz aya ait açıkladığı verilerde, yolcu trafiğinde sert düşü yaşandığı ortaya çıktı. Havaalanının son bir ayda savaş ve grev nedeniyle toplam 80 bin yolcu kaybettiği tespit edildi. Yolcu kaybının başlıca nedeni olarak, Orta Doğu'da yaşanan savaş ve saldırıların hedefindeki ülkelerdeki havaalanlarına yönelik uçuşların iptal edilmesi ya da azaltılması gösterildi. Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle mart ayında başta İsrail’in başkenti Tel Aviv olmak üzere, Katar’ın başkenti Doha dahil birçok noktaya uçuşlar tamamen durduruldu. Dubai ve Abu Dhabi hatlarında ise kapasite daraltmasına gidildi. Bu durumun tek başına 50 bin yolcunun kaybına neden olduğu belirtildi. Havaalanı yönetimi yetkilileri, bölgedeki güvenlik şartlarının havayolu şirketlerini operasyonlarını askıya almaya zorladığını bu nedenle havaalanı olarak doğrudan etkilendiklerini bildirdi. Grev yolcu sayısındaki düşüşün nedenlerinden biri Belçika’daki 12 Mart’ta federal hükümetin politikalarına karşı düzenlenen ulusal grev ise havalimanında ekstra krize yol açtı. Yetkililer, "Güvenlik hizmetlerini sağlayan firmanın bazı çalışanlarının iş bırakması üzerine, gün boyunca tüm giden yolcu uçuşları iptal edildi. Çok sayıda geliş uçuşu da durduruldu ve toplam 359 uçuş yapılamadı. Bu durumdan ise 30 bin yolcu doğrudan etkilendi" ifadelerini kullandı. Tatil uçuşları umut oldu Havalimanı verilerine olumlu yansıyan tek gelişmenin ise Paskalya tatili olduğu, bu dönemde önemli turistik destinasyon yolcuları nedeniyle hareketlilik yaşandığı bildirildi. Bu süreçte Brüksel Havaalanı’nın toplamda 1 milyon 767 bin 797 yolcu ağırladığı bildirildi. Air China ve İspanyol Volotea'nın da artık Brüksel Havaalanı’nından uçuşlara başladığı belirtildi. Yaklaşan yaz tatili sezonundan beklenti içinde olduklarını bildiren havaalanı yetkilileri, Avrupa ülkeleri dışında en çok Türkiye, Fas ve ABD'nin ilgi gördüğünü belirtti.

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor Haber

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor

Turizmciler, Türkiye’de 980 dolar olan kişi başı ortalama turist harcamasının, bu gelişmelerin etkisiyle daha da artabileceğini söylüyor. Sektör temsilcileri, bu nedenle fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir strateji öneriyor. İstanbul Ticaret Gazetesi'nde yer alan habere göre, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından ağır bir şekilde bombalanan Dubai, yıllardır ‘güvenli liman’ olarak bilinen özelliğini kaybedebilir. Bu nedenle bölgedeki turizm ve finans akışı yön değiştirmeye başladı. İran’dan gelen saldırılar nedeniyle dubai şehir turizmi ağır darbe alırken; Türkiye’nin Çinli turistlere vizesiz giriş hakkı tanıması ve Avrupa pazarında oluşan yeni rota arayışları, 2026 sezonu için Türkiye’ye avantaj sağlayabilir. Turist kaybı kritik seviyede Bölgedeki gerilime ilişkin en sıcak görüntüler Dubai’den geliyor. Kentte saldırı tehditleri ve hava sahası riskleri nedeniyle restoran ve turistik işletmelerde gelir kayıpları dramatik seviyelere ulaştı. Bazı işletmelerin turist ağırlıklı lokasyonlarda yüzde 70–80’e varan ciro düşüşü yaşadığı belirtiliyor. Ayrıca finans merkezlerinde faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin önemli bölümü, güvenlik kaygıları nedeniyle çalışanlarını uzaktan çalışma modeline geçirdi. Dubai Uluslararası Finans Merkezi’ndeki ofis hareketliliği, saldırı uyarılarının artmasıyla birlikte azaldı. Turizm ve finans sektörünün aynı anda zarar görmesi, Dubai’nin uzun yıllardır sürdürdüğü ‘bölgesel çekim merkezi’ rolünün sorgulanmasına neden oldu. Botlight verilerine göre bu durum, bölgede güvenli ve istikrarlı alternatif arayan turist akışının Türkiye gibi Akdeniz ülkelerine yönelmesine zemin hazırlıyor. Nitekim küresel seyahat verileri, İran-İsrail hattındaki gerilimin ardından İspanya ve Türkiye gibi destinasyonlara talebin arttığını ortaya koyuyor. Çin'e vize kolaylığı Türkiye’nin Çin vatandaşlarına 2 Ocak 2026 itibarıyla 180 günde 90 güne kadar vizesiz giriş hakkı tanıması, dünya turizm pazarının en hızlı büyüyen kitlesi konusunda elini büyük ölçüde güçlendirdi. Dubai’nin güvenlik nedeniyle pazar kaybetmesi, Çinli turistlerin bölge tercihlerinde Türkiye’yi çok daha öne çıkarıyor. Vize muafiyeti sayesinde Türkiye, hem kültürel destinasyonlarda hem alışveriş ve otel segmentlerinde daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir kitleyi çekme şansı yakaladı. Çinlililere özel konaklama Sektör temsilcisiİrfan Karslı, Çin vatandaşlarına tanınan vize muafiyetinin sahada çok hızlı karşılık bulduğunu belirterek, pazardaki gelişmeleri şöyle anlattı: “Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesi, çok olumlu sonuçlar doğurdu. Özellikle ileri yaş grubundaki turistlerin vize prosedürünü zahmetli buluyorum. Bu nedenle muafiyet e-vizeden daha etkili. Vize muafiyeti sonrası talepte ciddi artış yaşandı. Bu ilginin kalıcı hale gelmesi için ulaşım kapasitesi, Çince rehber sayısı, Çinli turistlerin alışkanlıklarına uygun konaklama düzeni ve dijital ödeme sistemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bizim için turist her zaman bir Tanrı misafiridir. Özellikle bireysel seyahat eden genç turistler açısından güvenlik ve konfor belirleyici hale geldi. Ayrıca Türkiye ile İspanya arasında gelişen olumlu atmosfer de yaz sezonunda karşılıklı turizm hareketliliğini artırabilir. Beklentimiz yüksek.” Avrupalı turist Akdeniz'e yöneliyor Orta Doğu hava sahasının riskli hale gelmesi, Avrupalı tatilcilerin seyahat rotalarını yeniden düzenlemesine yol açtı. Tur operatörlerinin verileri, İspanya, Portekiz ve Türkiye gibi güvenli erişimi olan Akdeniz ülkelerine talebin belirgin biçimde arttığını gösteriyor. On the Beach ve TUI gibi büyük turizm şirketlerinin analizlerine göre bazı Orta Doğu bağlantılı destinasyonlarda talep yavaşlarken, Türkiye güvenli alternatif olarak öne çıkmaya başladı. Türkiye havayolu bağlantılarındaki istikrarıyla da tercih sebebi. Avrupa ülkelerinde yükselmeye başlayan enflasyon ve otel fiyatları düşünüldüğünde Türkiye, hem maliyet hem de hizmet kalitesi açısından güçlü bir alternatif olarak değerlendiriliyor. İspanya ile dostluk rüzgarı Türkiye ile İspanya arasında son dönemde güçlenen diplomatik ve ekonomik temaslar da turizm cephesinde yeni bir fırsat alanı oluşturuyor. Avrupa pazarında alternatif rota arayışlarının hız kazandığı bir dönemde, İspanya ile aynı Akdeniz havzasında yer alan Türkiye; iklimi, hizmet kalitesi, ulaşım avantajı ve fiyat dengesiyle daha görünür hale geliyor. Özellikle yaz sezonunda Avrupa çıkışlı seyahat planlarında Türkiye’nin yeniden güçlü bir seçenek olarak öne çıkması, sektörde beklentileri yukarı çekiyor. Uzmanlar, İspanya ile gelişen yakınlaşmanın sadece ikili ilişkiler açısından değil, Avrupa’daki turist algısının Türkiye lehine güçlenmesi bakımından da önemli olduğuna işaret ediyor. Çin pazarındaki vize avantajı ve Körfez’de değişen dengelerle birleştiğinde, Türkiye 2026 turizm sezonuna üç ayrı cepheden destek alarak girebilir. Türkiye’de turistlerin kişi başı harcaması 2025’in ilk yarısında 996 dolar olmuştu. TÜİK verilerine göre 2024 yılında kişi başı ortalama turizm geliri 972 dolardı. 2025’te yaşanan artış, daha yüksek harcama potansiyeline sahip turist segmentlerine yönelme stratejisinin önemini gösterdi. Turizmcilere göre Dubai, Çin ve İspanya faktörünü değerlendirmek için bu stratejinin; fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir anlayışla sürdürülmesi gerekiyor. Sektör temsilcileri, bu stratejiyle kişi başı turist harcamasının daha da artacağını söylüyor. Türkiye güvenli liman algısı güçlendirilmeli İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Körfez ülkelerinin savaş nedeniyle stresli bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye’nin Körfez vatandaşları için güvenilir bir liman olduğu algısını güçlendirme konusunda çalışmalar yapılabilir” dedi. Telci, Türkiye’nin yalnızca turistik amaçla değil, yatırım, yerleşim, eğitim ve emeklilik açısından da Körfez ve expat nüfus için cazip bir merkez olarak tanıtılabileceğini söyledi. Özellikle yüksek harcama potansiyeline sahip turistlere yönelik İstanbul’daki lüks ve güvenli bölgelerin daha görünür hale getirilmesi gerektiğini belirten Telci, Arapça içeriklerle yürütülecek tanıtım kampanyalarının etkili olacağını vurguladı. “Körfez vatandaşları açısından şu an için en önemli hususun güvenlik olduğu söylenebilir” diyen Telci, kaliteli hizmetin uygun fiyatla sunulduğu algısının da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Deneyim ve hizmet kalitesi belirleyici İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Eracun ise Türkiye’nin Körfez ve Rusya pazarında yalnızca fiyat avantajıyla değil, daha nitelikli bir turizm anlayışıyla öne çıkması gerektiğini söyledi. “Turizm hizmetinde güven, deneyim, hizmet kalitesi ve kişiselleştirilmiş turizm ürünleri çok daha belirleyici hale geliyor” diyen Eracun, aile güvenliği, mahremiyet, üst segment konaklama, alışveriş ve gastronomi gibi unsurların kampanyalarda daha güçlü işlenmesi gerektiğini kaydetti. Lüks turist için asıl belirleyici unsurun kampanya değil, ayrıcalıklı hizmet olduğunu belirten Eracun, özel rehberlik, butik kültür turları, sağlık ve wellness paketleri, yat turizmi ve özel alışveriş programlarının Türkiye’nin gelirini artırabileceğini söyledi. Ayrıca doğrudan uçuşlar, pazara özel dijital tanıtım ve tur operatörleriyle güçlü işbirliklerinin önemine dikkat çekti.

TÜRSAB başkanından 'iç turizm' ve 'son dakika' uyarısı Haber

TÜRSAB başkanından 'iç turizm' ve 'son dakika' uyarısı

ORTA Doğu’daki savaş ortamının turizme etkilerini değerlendiren Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, Avrupa’dan rezervasyon akışında yavaşlama yaşandığını, sezonun erken rezervasyondan çok, son dakika satışlarına kayabileceğini söyledi. Bağlıkaya, turizmcilere iç pazara odaklanma ve fiyatları yeniden gözden geçirme çağrısı yaptı. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Antalya'da düzenlenen 4'üncü TÜRSAB Turizm Kongresi'nde Orta Doğu'daki savaş ortamının Türkiye turizmine etkileri üzerine değerlendirmede bulundu. Bağlıkaya, özellikle Dubai olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki ticari faaliyetlerin kaymasının söz konusu olduğunu belirterek, "Oralarda bu faaliyetler yakın gelecekte aynı şiddette, aynı rahatlıkta olmayacak gibi gözüküyor. Turizm çok bölgesel bir olay. Yani turizmde bir bölgede, bir ülkede bir şeyler oluyorsa yanındaki, etrafındaki ülkeleri etkilememesi mümkün değil. Özellikle Avrupa'dan bu tarafa bakıldığında, Türkiye bu olaylara çok yakın bir ülke. Dolayısıyla Avrupa'da ufak tefek iptaller yaşandı. Çok ciddi sayıda değil bunlar ama en azından rezervasyonların akışında yavaşlama yaşıyoruz bu dönemde" dedi. SON DAKİKA VE İÇ TURİZM UYARISI Turizm açısından kayıpların beklendiği, herkesin kayıpların olacağını düşündüğü ortamda kendisinin böyle bir düşüş yaşanmayacağını düşündüğünü belirten Bağlıkaya, “Sadece sezonun biraz daha ileriye kayacağını, yani satışların erken rezervasyona değil, biraz daha son dakikaya kayacağını, son dakika rezervasyonlarıyla bu açıkları rahatlıkla kapatacağımızı düşünüyorum. Ama tabii ki erken rezervasyondaki fiyatlarla olmayabilir bu. Dolayısıyla tüm konaklama sektöründeki arkadaşlarımıza iç pazara konsantre olmaları konusunda tavsiyelerimiz var. İç turizm için fiyatların gözden geçirilmesi lazım ki en az zarar veya zararsız bu dönemi atlatabilelim" diye uyardı. TURİZM SAVAŞ ORTAMINDAN RAHATSIZ Turizmciler olarak tankların, uçak gemilerinin, savaş uçaklarının konuşulduğu bir ortamda bulunmaktan son derece rahatsız olduklarını da kaydeden Firuz Bağlıkaya, “Bu dönemlerde hep erken rezervasyonlarımız, otel dolduklarımız ne kadar, kaç tane charter uçağımız gelecek, bunları konuşurken, şu anda bütün medya ve bütün kamuoyunun gündemi savaş. Kruvaziyer gemisi konuşacağımız yerde savaş gemilerini konuşuyor vaziyetteyiz. Tabii ki memnun değiliz ama Türkiye turizm açısından buradan kazançlı çıkar mı? Belki önümüzdeki yıllarda adı geçen destinasyonlara seyahat hemen geri gelmeyecektir. Yani bu mümkün değil. 2027'de adı geçen destinasyonlara hemen turizm akışı olmaz. İşte o zaman bizim bir rakam yükselmemiz olabilir. Ama özellikle şunun altını çizmek istiyorum. Biz turizmciler bir başkasının ülkesinde yaşanan savaştan nasıl menfaat elde ederiz kısmını hiçbir zaman konuşmak istemiyoruz. Yani keşke bölgemizde hiçbir şey olmasa, herkes huzurla güven içinde yaşasa, çocuklar ölmese" dedi. ‘TÜRKİYE'DE HUZUR ORTAMI KORUNUYOR’ Hükümetin aldığı tedbirlerle ticaretin Türkiye'ye kaymasının çok yüksek ihtimal olduğunu da dile getiren Bağlıkaya, “Dolayısıyla alınacak tedbirleri zaten hükümetimiz alıyor. Bu arada tekrar tekrar söylüyoruz, altını çiziyoruz. Bu kadar savaşın olduğu bir ortamda, bu kadar etrafımızda çatışma varken, burada hakikaten huzur içinde yaşıyorsak izlenen politikaların da değerini bilmemiz lazım. Gerçekten çok önemli işler yapılıyor ki biz burada huzur içinde şu anda kongre yapabiliyoruz. Çoluğumuz çocuğumuz okula rahat gidebiliyor. Hiç kimsenin burnu kanamadan bu süreçleri atlatıyoruz. İzlenen politikalar için Sayın Cumhurbaşkanımıza da şükranlarımızı sunuyoruz" diye konuştu.

İran savaşı Dubai turizmini vurdu: %80 düşüş Haber

İran savaşı Dubai turizmini vurdu: %80 düşüş

İran savaşının ne kadar süreceği belirsizliğini korurken çatışmalardan en çok etkilenen yerler arasında Dubai var. Savaşın etkisiyle güvenlik endişesi artınca, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelen saldırılar turistlerin ayrılmasına neden oldu. Bir zamanlar turistlerle dolup taşan Dubai, şimdi ise boş masalar ve sessiz sokaklarla gündemde. 2025 yılında 19,6 milyon turist ağırlayan kentte ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan süreç, turizmi adım adım durma noktasına getirdi. BBC’nin haberine göre, restoran ve eğlence sektöründe gelirler yüzde 50’nin altına geriledi. Turistlere bağımlı işletmelerde ise bu kayıp yüzde 80’e kadar ulaştı. Restoran sahipleri ise maaş kesintisi ya da işten çıkarmaya kadar gidiyor. Kriz sadece restoranlarla sınırlı değil; oteller, havayolları ve seyahat acenteleri de büyük darbe aldı. Dünyanın en yoğun havalimanlarından biri olan Dubai Uluslararası Havalimanı’nda binlerce uçuş iptal edildi. On binlerce turist tahliye edildi. Otellerde doluluk oranları yüzde 15’e kadar düştü. Bazı tesisler geçici olarak kapatıldı. Fiyatlar ise yarıya indirildi. Uzmanlar, savaşın kısa sürede sona ermesi halinde hızlı bir toparlanma olabileceğini belirtiyor. Çatışmanın uzaması durumunda yaz sezonunun tamamen kaybedilebileceği ifade ediliyor. Dubai yönetimi ise ekonomiyi desteklemek için harekete geçti; işletmelere yüz milyonlarca dolarlık destek paketi açıklandı.

Orta Doğu Uçuşlarında İptaller Uzatıldı Haber

Orta Doğu Uçuşlarında İptaller Uzatıldı

Pegasus Hava Yolları, hava sahasında yaşanan güvenlik riskleri nedeniyle Orta Doğu’ya yönelik uçuş iptallerini uzatma kararı aldı. Şirketin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada; İran, Irak (Bağdat, Erbil, Süleymaniye,Basra), Ürdün (Amman), Lübnan (Beyrut), Kuveyt, Bahreyn, Katar (Doha), Suudi Arabistan (Dammam, Riyad) ve Birleşik Arap Emirlikleri (Dubai, Abu Dabi, Sharjah) uçuşlarının gidişlerinin 30 Nisan’a, dönüşlerinin ise 1 Mayıs’a kadar iptal edildiği duyuruldu. KESİNTİSİZ İADE İMKANI Açıklamada, söz konusu tarihler arasında bileti bulunan yolcular için çeşitli kolaylıklar sağlandığı da belirtildi. Buna göre yolcular, biletlerini ücretsiz şekilde iptal edebilecek, kesintisiz iade alabilecek ya da tarih ve sefer değişikliği yapabilecek. THY'DE DE İPTALLER DEVAM EDİYOR Öte yandan Türk Hava Yolları'nın internet sitesinde de sefer iptallerine dair yayımlanan duyurunun hala durduğu görüldü. Duyuruda yer alan ifadeler ise şöyle: "Değerli yolcularımız; Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İran, Katar, Kuveyt, Lübnan, Suriye, Ürdün, Umman, Riyad ve Dammam'a (Suudi Arabistan) yapılan bazı seferlerimiz iptal edilmiştir. Hava sahasındaki gelişmeler anlık şekilde takip edilmekte olup ilave sefer iptalleri söz konusu olabilecektir. Uçuşunuza dair güncel bilgilere uçuş durumu sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Ayrıca bu uçuşlarımız için yolcularımıza ilave haklar tanımlanmıştır. Ayrıntılı bilgi için duyurular sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Saygılarımızla."

BBC: Dubai turizminde bir ayda %80 düşüş Haber

BBC: Dubai turizminde bir ayda %80 düşüş

2025 yılında 19,59 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayan Dubai, dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı, ziyaretçi sayıları üzerinde yıkıcı bir etki yarattı ve yerel işletmeler zor durumda kaldı. Normalde akşam saatlerinde restoranların dolup taştığı şehirde, son bir ayda birçok masa boş kaldı. BBC'nin haberine göre Dubai’de 2014 yılında ilk restoranını açan Natasha Sideris, son 10 yılda Tashas grubunu 14 şubeye ve 1000’den fazla çalışana ulaştırdı, savaşın etkisi işletmeler üzerinde ağır oldu. Sideris, restoranlarının gelirlerinin yüzde 50’den fazla düştüğünü, turiste bağımlı şubelerde ise bu düşüşün yüzde 70-80 seviyesine ulaştığını söyledi. Kriz nedeniyle tüm çalışanların maaşları yüzde 30 oranında kesildi. “Mevcut durum acımasız” diyen Sideris, “Ya çalışanların yüzde 30’unu işten çıkaracaktım ya da maaşları düşürecektim. Şimdilik ikinci seçeneği tercih ettim” ifadelerini kullandı. Sektör genelinde kriz derinleşiyor Dubai genelinde restoran sektörü benzer bir tabloyla karşı karşıya kaldı. Bir restoran zincirinin üst düzey yöneticisi, müşteri sayısının normalin sadece yüzde 15-20’sine düştüğünü ve çalışanların yarısından fazlasının ücretsiz izne çıkarıldığını söyledi ve şöyle dedi: “Başka seçeneğimiz yok. Bazı şubeleri geçici olarak kapattık, diğerleri minimum personelle çalışıyor” Turizm ekosistemi genelinde çöküş Kriz sadece restoranlarla sınırlı kalmadı. Oteller, seyahat acenteleri, ulaşım şirketleri ve havayolları da ciddi darbe aldı. Son 20 yılda dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden biri haline gelen Dubai’de savaşın başlamasıyla bu büyüme ivmesi kesildi. Saldırılar ve güvenlik endişesi turizmi vurdu ABD ve İsrail saldırılarının ardından İran’ın karşılık vermesiyle Birleşik Arap Emirlikleri de hedef haline geldi. Yetkililere göre ülkeye 2400’den fazla füze ve insansız hava aracı yöneltildi. Bunların yüzde 90’dan fazlası imha edildi. Bazı füze parçaları Dubai’de konutlar, oteller ve havaalanı dahil olmak üzere çeşitli bölgelere düştü. Palm Jumeirah’daki Fairmont oteline düşen parçaların görüntüleri sosyal medyada geniş yer buldu. Yetkililere göre şu ana kadar ülkede 11 kişi hayatını kaybetti, 185’ten fazla kişi yaralandı. Hava trafiği aksadı, turistler tahliye edildi 28 Şubat’ta başlayan çatışma hava ulaşımını da sekteye uğrattı. İlk haftalarda on binlerce turist mahsur kaldı ve özel uçuşlarla tahliye edildi. Binlerce uçuş iptal edildi. Dünyanın en yoğun uluslararası havalimanı olan Dubai Uluslararası Havalimanı geçen yıl 95,2 milyon yolcuya hizmet vermişti. Emirates havayolu sınırlı uçuşlarla operasyonlarını sürdürmeye çalışıyor. Otellerde doluluk oranı yüzde 15’e düştü Turist sayısındaki sert düşüş, otel doluluk oranlarını da vurdu. Wego şirketinden Mamoun Hmiden’e göre, savaş sonrası haftalarda doluluk oranları yılın bu dönemine göre yüzde 15-20 seviyesine geriledi. Oteller, özellikle bayram döneminde fiyatları ciddi şekilde düşürdü. Palm Jumeirah’daki lüks otellerde fiyatlar yarıya kadar indirildi. Konaklama sektörü küçülmeye gidiyor Bazı otel zincirleri, maliyetleri düşürmek için tesislerin bir kısmını geçici olarak kapattı. Bir otel yöneticisi, bazı tesislerde doluluk oranının tek hanelere düştüğünü belirterek “Birkaç hafta kapatıp durumu yeniden değerlendirmek daha mantıklı” dedi. İş seyahatleri de darbe aldı. Konferans ve etkinliklerin iptal edilmesi nedeniyle iş otellerinde de doluluk oranları rekor seviyede düştü. Kısa dönem kiralamalarda da iptaller arttı Pandemi sonrası hızla büyüyen turizm sektörü, bu kez arz fazlası ile karşı karşıya kaldı. AirDNA verilerine göre savaşın ilk ayında, 28 Şubat ile 29 Mart arasında Birleşik Arap Emirlikleri genelinde 226 bin 500’den fazla kısa dönem rezervasyon iptal edildi. Çalışanlar ücretsiz izne çıkarıldı Kriz, sektörün bel kemiğini oluşturan göçmen iş gücünü de etkiledi. Birçok çalışan ücretsiz izne çıkarıldı veya çalışma saatleri azaltıldı. Lüks bir restoranda çalışan Güney Asyalı bir garson, “Kendimizi tekrar pandemi dönemine dönmüş gibi hissediyoruz. İşimizi kaybetme korkusu var” dedi. Bazı oteller işten çıkarmalara başladı. İnsan hakları kuruluşları, birçok göçmen işçinin zaten borçlu ve kırılgan durumda olduğunu belirtiyor. Bölgesel turizm de darbe aldı Oxford Economics’e bağlı Tourism Economics verilerine göre, savaşın süresine bağlı olarak Orta Doğu’ya bu yıl 23 ila 38 milyon daha az turist gelebilir. Ziyaretçi harcamalarında 34 milyar ila 56 milyar dolar arasında kayıp yaşanabileceği tahmin ediliyor. Toparlanma savaşın süresine bağlı Uzmanlar, savaşın kısa sürede sona ermesi halinde hızlı bir toparlanma olabileceğini belirtiyor. Çatışmanın uzaması durumunda yaz sezonunun tamamen kaybedilebileceği ifade ediliyor. Dubai yönetimi, önümüzdeki 3-6 ay için işletmelere 272,26 milyon dolarlık destek paketi açıkladı. Otellere bazı vergileri erteleme imkanı tanındı.

Savaş Etkisiyle Doğu Seyahatleri Düştü Avrupa Yükselişte Haber

Savaş Etkisiyle Doğu Seyahatleri Düştü Avrupa Yükselişte

Hays Travel’ın sahibi ve başkanı Dame Irene Hays, 17 Mart 2026 sabahı BBC Radio 4’te yayınlanan Today programında, Doğu destinasyonlarına seyahatin tekrar canlanacağı konusunda iyimser bir tablo çizdi. Sunucunun “Beklenen Paskalya rezervasyonlarında ne oldu?” sorusuna yanıt veren Dame Irene, “Beklendiği üzere rezervasyonlar düştü. Dün gece itibarıyla geçen yılın aynı haftasına göre rezervasyonlarımız %9 azalmış durumda. Bu, savaş haberlerinin yeni çıktığı geçen haftaya kıyasla bir iyileşme” dedi. Dame Irene, rezervasyonlarda azalma ve bazı tatilcilerin tatillerini değiştirme veya iptal etme eğiliminin arttığını belirtti. Doğuya Seyahatler Etkilendi “Kapsite sorunları özellikle doğudaki ana hub’larda görülüyor,” diyen Dame Irene, Dubai örneğini verdi: “Dubai günde yaklaşık 200.000 yolcuya hizmet veriyor, bu nedenle Maldivler veya Mauritius gibi doğuya giden transit yolculuklarda kapasite sıkıntısı yaşanıyor.” Buna karşın batı ve Avrupa destinasyonlarında hâlâ “çok fazla mevcut kapasite” bulunduğunu ifade etti. Kısa Mesafe ve Avrupa Popüler “Şu anda kısa mesafe seyahatler öne çıkıyor. Kazanan destinasyonlar İspanya, Portekiz, İtalya ve Malta. Fiyatlar geçen yıla göre yükselmişti ama hâlâ Avrupa genelinde makul fiyatlarla çok sayıda kapasite mevcut.” Kruvaziyerlerin de oldukça popüler olduğunu belirten Dame Irene, bazı kruvaziyer şirketlerinde rezervasyonların geçen hafta arttığını söyledi: “Kruvaziyer hatları güzergahlarını değiştirebiliyor, kara tabanlı resortların sahip olmadığı bir esnekliğe sahip. Şu anda rezervasyonlar Avrupa ve kruvaziyerlerde artıyor.” Doğuya Seyahatin Geleceği Doğuya seyahat imajının uzun vadede zarar görüp görmeyeceğine dair soruya Dame Irene iyimser yaklaştı: “Son 46 yılda kül bulutu, Covid, isyanlar ve savaş gibi birçok zorluktan geçtik. İngiliz halkı seyahat etmeyi seven bir ada milletidir ve yeni yerler görmek ister; batı veya doğu fark etmez. Bana göre bu talepler geri gelecek ve insanlar Maldivler, Mauritius, Hindistan gibi destinasyonlara seyahat etmeyi her zaman isteyecekler. Belki biraz daha temkinli olacaklar ama geri geleceğine inanıyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.