Hava Durumu

#Doğa Turizmi

TOURISMJOURNAL - Doğa Turizmi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Turizmi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırgızistan, Doğa Turizminde Yeni Gözde Oluyor Haber

Kırgızistan, Doğa Turizminde Yeni Gözde Oluyor

Doğa turizmi genellikle kalabalıklardan kaçmanın güvenilir bir yolu olsa da, Avrupa'nın pek çok popüler noktasında bu bile artık her zaman işe yaramıyor. Bazı yerlerde yürüyüş gibi etkinlikler için ziyaretçi sayısına üst sınır getirmek ve ücretleri artırmak zorunda kalınırken, bazı destinasyonlar rekor düzeyde turisti ağırlarken çevre vergileri uygulamaya başladı. Her şeyden gerçekten uzaklaşmak isteyen macera tutkunları için Kırgızistan, kendini öne çıkan bir destinasyon olarak konumlandırıyor. Ülke topraklarının yüzde 90’ından fazlası dağ silsileleriyle kaplı olduğu için, kalabalıklardan uzak, büyüleyici doğal güzelliklerin tadını çıkaracağınız neredeyse garanti. Kırgızistan'da doğayla buluşun Kırgızistan, ziyaretçilere etkileyici bir doğa şöleni sunuyor, dedi Kırgız Cumhuriyeti Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı Turizm Dairesi Direktörü Erdenet Kasymov, Berlin'deki ITB turizm fuarında Euronews'e verdiği röportajda. “Yüksekliği 7 bin metrenin üzerinde üç zirvemiz ve 6 bin metreyi aşan yaklaşık 25 zirvemiz var” diyor. “Bu nedenle güçlü biçimde dağ turizmiyle özdeşleşmiş durumdayız. Dağlarda ziyaretçiler bakir manzaralar, nehirler, göller ve kanyonlarla doğayla bağ kurabiliyor.” Vahşi doğada seyahat edenler, yaz aylarında yüksek rakımlı yaylalara göç eden Kırgızistan’ın göçebe topluluklarıyla da tanışabiliyor. Sıcak misafirperverlikleriyle tanınan bu topluluklar, turistleri geleneksel yemekleri beshbarmak (haşlanmış et ve erişte yemeği) ve kımız (mayalanmış kısrak sütü) ile tanıştırıyor. Ziyaretçiler, at binme, kartallarla avcılık ve geleneksel çadırları süslemek için kullanılan keçe halı yapımı gibi göçebe kültürel gelenekler hakkında da bilgi edinebiliyor. Göçebe kültürünü keşfetmek isteyenler için Kırgızistan’ı ziyaret etmek özellikle bu yıl cazip; zira ülke 31 Ağustos-6 Eylül 2026 tarihleri arasında 6. Dünya Göçebe Oyunları’na ev sahipliği yapacak. “Devam eden çalışmalarımızın bir parçası olarak Kırgızistan, seyahatseverlerin kendilerini doğayla gerçekten bir hissedebilecekleri bir macera turizmi, ekoturizm ve etno-turizm destinasyonu olarak konumlanıyor” diye vurguluyor Kasymov. Dağcılık, farklı zirvelere tırmanış ve gastronomi turizmi için özellikle bahar aylarını tavsiye ediyor; ancak turizm yetkililerinin Kırgızistan’ı yıl boyu ziyaret edilebilen bir destinasyona dönüştürmek için çalıştığını da ekliyor. Avrupalılar için vizesiz seyahat Avrupalılar için Kırgızistan’a seyahat, bürokrasi açısından nispeten kolay. Çoğu Avrupa ülkesinin de aralarında bulunduğu 60’tan fazla ülkeden gelen yolcular, vize almadan ülkeyi ziyaret edebiliyor. Kasymov, hükümetin bu listeyi genişletmek için de çalıştığını söylüyor. Altyapı da geliştiriliyor. “Havaalanlarımızı yeniliyor ve turistler için elverişli koşullar yaratıyoruz” diyor. “Ülke genelinde yollar onarılıyor.” Turist güvenliğini artırmak için, ziyaretçilerin çoğunun ekstrem ve macera turizmi için ülkeye geldiğini belirten Kasymov, ülkenin zorunlu sigorta uygulamasını hayata geçirmeye başladığını söylüyor. Ayrıca 2030’a kadar uzanan bir Sürdürülebilir Turizm Geliştirme Programı’nın kabul edildiğini, bu programın turizmin gelişimi için öncelikli alanları tanımladığını ifade ediyor. Bununla paralel olarak ülke, konaklama tesisleri için bir devlet sınıflandırma sistemi ve uluslararası standartlarla tamamen uyumlu sürdürülebilirlik kriterleri üzerinde çalışıyor. Kasymov ayrıca, Kırgızistan ile çevresindeki Orta Asya ülkelerinin, turistlerin tek bir vizeyle tek seyahatte birden fazla ülkeyi ziyaret edebileceği “birleşik bir turizm destinasyonu” oluşturmayı planladığını aktarıyor.

Niğde’de Demirkazık Dağcılık Kulübü kuruldu Haber

Niğde’de Demirkazık Dağcılık Kulübü kuruldu

Demirkazık Dağcılık Doğa Sporları Kulübü resmen kurularak faaliyetlerine başladı. Doğusunda yer alan Aladağlar, güneyindeki Bolkar Dağları, batısındaki Melendiz Dağı ve Hasan Dağı ile kuzeydeki Erciyes Dağı arasında konumlanan Niğde, zengin dağ coğrafyasıyla dikkat çekiyor. 3 bin metreyi aşan zirveler, vadiler, buzul gölleri ve kaya oluşumlarıyla dağcılık açısından önemli bir merkez konumunda bulunan kentte deneyimli dağcılar tarafından kulüp kuruldu. Demirkazık Dağcılık Doğa Sporları Kulübü, Niğde’yi dağcılığın başkenti yapma hedefiyle çalışmalarına başladıklarını, yerel, ulusal ve uluslararası faaliyetlerle dağcılık kültürünün geliştirilmesi, bölgede güçlü bir dağcılık ekolünün oluşturulması ve gençlerin doğa sporlarına yönlendirilmesi hedefi ile çeşitli faaliyetler gerçekleştireceklerini duyurdu. Kulüp, Niğde merkezli iki önemli zirve tırmanışını geleneksel hale getirmeyi planlıyor. Bu kapsamda Melendiz Dağı’nda konaklamalı kış zirve tırmanışı ile Hasan Dağı Karakapı Yaylası’ndan gerçekleştirilecek kış zirve tırmanışının ulusal ölçekte düzenlenmesi hedefleniyor. Yaz aylarında ise Aladağlar’da yoğun zirve faaliyetleri düzenlenmesi planlanıyor. Kulübün yönetim kurulunda Ramazan Bozkurt başkanlığında Levent Koç, Ahmet Kara, Özer Velioğlu ve Zehra Bozkurt yer alırken, denetleme kurulunda Fatih Kızılkaya başkanlığında İzzet Burak Bozkurt ve Taha Uludağ görev yapacak. Niğde’nin sahip olduğu dağ potansiyelini daha görünür hale getirerek hem spor hem de doğa turizmi açısından şehre katkı sağlamayı hedefleyen Demirkazık Dağcılık Doğa Sporları Kulüp yönetimi, zirvelerle çevrili Niğde’nin dağ ve doğa sporlarında öncü şehirlerden biri olması gerektiğine inandıklarını ifade etti.

Bayburt, D915 Dünyanın En Tehlikeli Yolları Listesinde Haber

Bayburt, D915 Dünyanın En Tehlikeli Yolları Listesinde

Uluslararası seyahat ve macera içeriklerinde yer alan “dünyanın en tehlikeli yolları” listesinde bu yıl Türkiye’den de bir rota yer aldı. Bayburt ile Of arasında uzanan D915 kara yolu, keskin virajları, dar geçitleri ve bazı bölümlerinde güvenlik bariyerlerinin bulunmaması nedeniyle dikkat çekti. Yüksek rakımlı dağlık arazi üzerinde ilerleyen D915, özellikle sert hava koşullarında ve yoğun sis altında sürüşü zorlaştıran bir güzergâh olarak tanımlanıyor. Yol, Zigana Geçidi’ne uzanan hat üzerinde çok sayıda keskin “U” viraj barındırıyor. Sürücüler için dikkat ve deneyim gerektiren bir rota olarak gösteriliyor. Listede hangi yollar var? Çeşitli uluslararası yayınlarda yer alan derlemelerde, sürüş güvenliği açısından zorlu kabul edilen yollar arasında şu rotalar öne çıkıyor: North Yungas Road – Bolivya “La Paz–Coroico Ölüm Yolu” olarak da bilinen bu rota, dar şeritleri ve yüksek uçurumlarıyla biliniyor. Yoğun yağmur, sis ve heyelan riski sürüşü zorlaştırıyor. Fairy Meadows Road – Pakistan Karakoram Dağları eteklerinde bulunan yol, bariyersiz ve tek şeritli bölümleriyle öne çıkıyor. Zoji La Pass – Hindistan Himalaya geçişi olan Zoji La, yüksek rakım, kar ve çamur kaymaları nedeniyle yılın belirli dönemlerinde kapanabiliyor. Transfăgărășan Highway – Romanya Făgăraș Dağları üzerinden geçen yol, çok sayıda keskin virajı ve tünelleriyle biliniyor. James Dalton Highway – ABD (Alaska) Arktik bölgeye uzanan bu uzun rota, düşük sıcaklıklar ve yerleşimden uzak yapısıyla dikkat çekiyor. Skippers Canyon Road – Yeni Zelanda Dar ve stabilize zeminli yapısı nedeniyle bazı araç kiralama şirketleri tarafından riskli kabul ediliyor. Türkiye’den D915 neden öne çıktı? Bayburt–Of Yolu (D915), dağ yamacına inşa edilmiş keskin virajları ve bazı kesimlerinde koruma bariyerlerinin bulunmaması nedeniyle listede yer aldı. Özellikle Bayburt ile Trabzon’un Of ilçesi arasında uzanan bölüm, sürüş deneyimi açısından zorlu kabul ediliyor. Bölge, manzarası ve doğa turizmi açısından ilgi çekse de uzmanlar, bu tür dağ yollarında hız yapılmaması, hava koşullarının takip edilmesi ve araç bakımının eksiksiz olması gerektiğini vurguluyor. Macera tutkunları için cazip görülen bu yollar, yetkililer tarafından her koşulda dikkatli ve kurallara uygun sürüş gerektiren güzergâhlar olarak tanımlanıyor.

Ayvalık’ta Dört Mevsim Turizm İçin Sezonu Uzatma Hamlesi Haber

Ayvalık’ta Dört Mevsim Turizm İçin Sezonu Uzatma Hamlesi

Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, küresel iklim krizinin turizm sezonlarını doğrudan etkilediğini belirterek Ayvalık'ta dört mevsim turizmin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların hızlandığını söyledi. Son yıllarda artan sıcaklıklar ve mevsim kaymaları, yaz sezonunda yağışlı günlerin görülmesine neden oldu. Uçar, geçen yıl Haziran ayının 15'ine kadar ciddi yağış aldıklarını hatırlatarak turizm planlamalarının da bu duruma göre güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Kuzey Ege Bölgesi'nin iklim değişikliğinden daha az etkilenen bir bölge olduğunu belirten Uçar, bunun Ayvalık için önemli bir avantaj sağladığını söyledi. Uçar, Ayvalık Ticaret Odası olarak deniz, kum, güneş odaklı turizmin ötesine geçmek için uzun süredir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Gastronomi turizmi, kırmızı mercan dalış turizmi, tarihi kent dokusu, kültür ve doğa turizmi gibi alternatif turizm başlıklarını öne çıkardıklarını belirten Uçar, "Sportif faaliyetleri de artırarak turizm sezonunu genişletmek istiyoruz. Bu yıl Eylül, Ekim ve Kasım'ın 15'ine kadar hava sıcaklıkları çok iyiydi. Deniz suyu sıcaklığı ise uzun süre 20-21 derecelerde seyretti. Turist profili değişiyor, biz de buna göre sezon planlaması yapmalıyız" dedi. Uçar, Kültür ve Turizm Bakanı'nın erken rezervasyon, düşük sezon-yüksek sezon tanımlarının yeniden düzenlenmesi yönündeki çağrısının önemli olduğunu söyledi. Ayrıca Balıkesir Büyükşehir Belediyesi çatısı altında Ayvalık, Edremit ve Burhaniye Ticaret Odaları ile birlikte yürütülen Kuzey Ege Destinasyonu projesinin devam ettiğini aktardı. Proje kapsamında Truva, Assos, Antandros, Cunda ve Bergama Akropolü'nü kapsayan turizm rotası üzerinde sezonun uzatılmasına yönelik çalışmalar yapılıyor. Termal turizmin güçlendirilmesi için de çalışmalar sürdüğü ifade edildi. Yaklaşan yılbaşı tatiline de değinen Uçar, tatilin 4-5 güne çıkmasının Ayvalık için avantaj olacağını söyledi. Hafta sonları yoğun talep alan Ayvalık'ta açık otellerin ve işletmelerin yılbaşına hazır olduğunu dile getiren Uçar, "İstanbul, İzmir, Bursa ve Çanakkale gibi metropollere çok yakınız. Ulaşım kolaylığı büyük avantaj. Gastronomi deneyimi yaşamak isteyen tüm misafirlerimizi yılbaşında Ayvalık'a bekliyoruz" diye konuştu. Ayvalık'ın; Boşnak, Girit, Cunda ve Midilli mutfaklarının harmanlandığı köklü bir gastronomi kültürüne sahip olduğuna vurgu yapan Uçar, tüm ziyaretçilerin bu lezzetleri deneyimleyebileceğini ifade etti.

Kastamonu'dan UNESCO'ya Jeopark Başvurusu Haber

Kastamonu'dan UNESCO'ya Jeopark Başvurusu

Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı UNESCO Yolunda Önemli Adım Attı Kastamonu'nun 11 ilçesini kapsayan Güney Karadeniz Jeoparkı'nın UNESCO Küresel Jeoparklar Ağı'na katılımı için hazırlanan resmi başvuru dosyası, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'na sunuldu. 2021 yılında Kastamonu İl Genel Meclisi kararıyla ilan edilen ve 11 ilçeyi kapsayan Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı için KASTAB koordinasyonunda sürdürülen çalışmalar kritik bir aşamaya ulaştı. Yaklaşık dört yıllık hazırlık sürecinin ardından, Ekim ayı sonunda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'na teslim edilen başvuru dosyası, bilimsel, kültürel ve yönetsel açıdan kapsamlı bir şekilde hazırlandı ve UNESCO'nun belirlediği tematik ile teknik kriterleri karşılayacak nitelikte. Başvurunun onaylanması durumunda Abana, Ağlı, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu, Küre, Pınarbaşı ve Şenpazar ilçelerini içeren bölge, ilk aşamada ulusal jeopark statüsü kazanacak. Küresel jeopark ağına dahil olunması halinde ise 11 ilçede kırsal kalkınma desteklenirken, turizmde mekansal yayılma ve hareketlilik artışı bekleniyor. Zengin Jeolojik ve Kültürel Miras Kastamonu'nun kuzeyinde, Karadeniz kıyı şeridinde yaklaşık 4.400 kilometrekare alanı kapsayan bölge, jeolojik oluşumları, kanyonları, denizel ekosistemleri ve kültürel mirasıyla dikkat çekiyor. Tethys Okyanusu'nun kalıntılarından Karadeniz'in bugünkü haline uzanan jeolojik geçmişi, kültürel mimarisi ve doğal yaşam biçimleriyle ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Kapsamlı Çalışmalar Tamamlandı KASTAB koordinasyonunda paydaş kurumların desteğiyle yürütülen jeopark çalışmaları disiplinli bir şekilde sürdürüldü. Bu kapsamda kurumsal kimlik, alan sınırları, harita, web sitesi ve sosyal medya hesapları oluşturuldu. Ayrıca jeositlere ilişkin ön inceleme raporları, tanıtım materyalleri, bisiklet ve trekking haritaları, hediyelik eşya tasarımları, gezici ziyaretçi merkezi ve jeolojik unsurların tespiti gibi çalışmalar hayata geçirildi. Birlik, jeolojik mirasın korunması, eğitsel ve turistik faaliyetlerin geliştirilmesi, yerel kalkınma ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. KUZKA'dan Ziyaretçi Merkezi Desteği Karadeniz'in doğal, jeolojik ve kültürel zenginliklerinin görünür kılınması amacıyla "Ana Ziyaretçi Merkezi ve Müzesi" kurulması planlanıyor. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı'nın (KUZKA) 2025 Yılı Destinasyon Geliştirme Teknik Destek Programı kapsamında "Ziyaretçi Merkezi ve Müze Konsepti Tasarım Danışmanlığı Projesi'ne destek sağlanacak. Kastamonu il merkezinde kurulacak ziyaretçi merkezi, jeoparkın tanıtım, eğitim ve sergileme işlevlerini bir araya getirerek bölgenin jeolojik ve kültürel mirasını modern yöntemlerle sunacak. Merkez, UNESCO Küresel Jeopark Ağı kriterlerini karşılamanın yanı sıra Kastamonu'nun marka değerini ve doğa temelli turizmini güçlendirecek. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nun değerlendirmesi sonucunda başvurunun uygun bulunması halinde, Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı "Ulusal Jeopark" unvanı alacak ve bu adım, UNESCO Küresel Jeopark Ağı'na dahil olma sürecinde önemli bir temel oluşturacak.

Kültür Ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye 2024’Te Rekor Turizm Geliri Elde Etti Haber

Kültür Ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye 2024’Te Rekor Turizm Geliri Elde Etti

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye'nin 2024 yılında 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıkladı. Bakan Ersoy, İstanbul'da düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomi Forumu'nda yaptığı konuşmada 2024 yılında Türkiye'nin 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıklayarak, bu rakamların her yıl kendi rekorunu kırdığını söyledi. Bu yılın ilk verilerinin de hedeflerin yakalanacağını gösterdiğini ifade eden Ersoy, elde edilen başarının yalnızca Türkiye'nin tarihi ve kültürel mirasıyla açıklanamayacağını belirterek, "Bu başarıda ülkemizin son yıllarda ve özellikle pandeminin ardından tanıtım stratejileri ile güvenli ve sürdürülebilir turizm konularında sarf ettiği yoğun çabanın haklı bir getirisi olmuştur" dedi. TGA stratejik hedeflerde kilit rol üstleniyor Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) Bakanlık tarafından belirlenen turizm strateji ve politikaları doğrultusunda Türkiye'nin turizm hedeflerine ulaşmasına, turizm imkanlarının dünyada tanıtılmasına ve pazarlanmasına ilişkin stratejiler geliştirerek, her mecrada ve tüm dünyada başarılı tanıtım faaliyetleri yürüttüğünü aktaran Ersoy, Güvenli Turizm Sertifikası ile Sürdürülebilir Turizm Belgesi'ne sahip konaklama tesisleri ve turizm işletmelerinin, gece müzeciliği ve ‘Geleceğe Miras' projesi kapsamında tüm yıla yayılan kazı ve restorasyon çalışmaları gibi uygulamaların sektöre büyük katkı sunduğunu ifade etti. Stratejik bir yaklaşım ve kurumsal sahiplenme ihtiyacına dikkati çeken Ersoy, bu noktada ‘sürdürülebilir turizm' anlayışının önem kazandığını vurguladı. Sürdürülebilir turizmin doğal kaynakların korunmasından atıkların azaltılmasına, kültürel ve sosyal çeşitliliğin muhafazasından yerel toplumun sürece dahil edilmesine kadar geniş bir hedef yelpazesi sunduğunu belirten Ersoy, turizm faaliyetlerinin yalnızca ekonomik kazanç değil, çevreye, doğaya ve insana saygılı bir kalite anlayışıyla yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye yabancı ziyaretçi ağırlayan 5 ülke arasında 2024 yılı verilerine göre uluslararası turizm hareketliliğinin 1,5 milyar seviyesine ulaştığını ve bu hareketliliğin 747 milyonunun Avrupa'da, 316 milyonunun ise Asya'da gerçekleştiğini ifade eden Bakan Ersoy, Türkiye'nin bu veriler ışığında Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerle birlikte dünyada en fazla yabancı ziyaretçi ağırlayan ilk 5 ülke arasında yer aldığını belirtti. Bakan Ersoy, dünya üzerinde hem çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmış hem de doğal ve beşeri şartları sayesinde mevcut tüm turizm çeşitlerinin rahatlıkla hayata geçirilebildiği ülke sayısının oldukça az olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'nin bu alandaki ayrıcalıklı konumunu vurguladı. Türkiye alternatif turizm türlerinde de güçlü bir aktör Deniz turizminin yanı sıra termal turizm, kış sporları, doğa turizmi, dalış ve eko turizm, kongre, fuar ve düğün turizmi, kruvaziyer ve yat turizmi, golf turizmi ve inanç turizmi gibi birçok alternatif alanda da Türkiye'nin çok geniş ve eşsiz imkanlara sahip olduğunu belirten Ersoy, bu çeşitliliğin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle entegre biçimde geliştirildiğini ifade etti. "Turizm herkes için bir haktır" Turizmin ekonomik katkılarının yanı sıra kültürel ve sosyal yönünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Ersoy, "Turizmin sadece bir kesim ve zümre değil, tüm insanlar için bir hak ve gereklilik olduğu gerçeği önem kazanmaktadır. Çünkü kültürlerarası diyalog, toplumsal ve sosyal yakınlaşma, ancak tüm grup ve sınıfların turizme dahil olmasıyla mümkün olabilmektedir" diye konuştu. "Turizm, doğru yönetildiğinde kalkınmanın itici gücüdür Türkiye'nin turizmde elde ettiği bilgi, birikim ve deneyimi Avrasyalı paydaşlarla her platformda paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını kaydeden Ersoy, "Sonuç itibarıyla turizm, bilinçli bir şekilde uygulandığında ne yerel ekonomiye ve çevreye zarar verecek bir etken, ne de sosyal ve kültürel değerleri bozacak bir kirlilik haline gelecek, ekonomik kalkınmanın arkasındaki en önemli itici güçlerden biri olma işlevini artırarak devam ettirecektir" şeklinde konuştu. 18. Verona Avrasya Ekonomi Forumu, bu yıl ‘New Energy for New Economic Realities' temasıyla Avrasya ülkeleri arasında ekonomi, enerji, ulaşım, dijital teknoloji, tarım, finans ve turizm alanlarında iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenleniyor.

Düzce, Aydınpınar Şelaleleri’ne 19 Bungalov Ekliyor Haber

Düzce, Aydınpınar Şelaleleri’ne 19 Bungalov Ekliyor

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Aydınpınar Şelaleleri Tabiat Parkı içindeki konaklama alanlarının ikinci etabına ilişkin açıklamada bulundu. Konaklama kapasitesi ve alanının genişletileceğini daha önce duyuran Başkan Özlü, altyapı çalışmaları başlayan alanda incelemelerde bulundu. Düzce'nin turizm yatırımlarını artırmak ve doğa turizmi konusunda tercih edilen bir lokasyon haline getirmek amacıyla özverili çalışmalarını sürdüren Başkan Faruk Özlü, yeni çalışmalar hakkında bilgi verdi. Şehir merkezine en yakın noktalardan biri olan Aydınpınar Şelaleleri Tabiat Parkı'nda Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile yapılan iş birliği kapsamında konaklama tesislerinin ikinci etabı için çalışmalar başladı. Aydınpınar Şelaleleri Tabiat Parkı içinde mevcutta bulunan 9 adet dome çadırda yaşam başlarken, tesisin iç kısmında bulunan alanda inşa edilmesi planlanan 19 adet bungalov için altyapı çalışmaları ve zemin düzenleme işlemi yapılıyor. Alanda incelemelerde bulunan Başkan Özlü, daha büyük kapasiteli konaklama alanlarının, bölgenin doğasına uygun şekilde planlanarak en kısa sürede tamamlanmasını hedeflediklerini belirterek "Şu anda Aydınpınar Şelaleleri'nin olduğu bölgedeyiz. Buradaki konaklama alanımızı büyütüyoruz, ikinci etaba başladık. Bu etapta 19 adet bungalov inşa edeceğiz. Şu anda altyapısını yapıyoruz. Bu kapsamda içme suyu, yolu ve kanalizasyon inşaatı devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda buraya 19 adet bungalov tarzında ev yapacağız. Bunlar diğerlerine göre daha büyük metrekarelerde olacak. Buranın mülkiyet sahibi olan Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile koordineli şekilde çalışıyoruz. Önümüzdeki yıl, 2026 yılında burada mevcutlara ilaveten 19 adet bungalov evimiz olacak" dedi.

Feke’de Kadınların Lavanta Bahçeleri Turizmi Canlandırıyor Video Galeri

Feke’de Kadınların Lavanta Bahçeleri Turizmi Canlandırıyor

Adana'nın Feke ilçesinde, 5 yıl önce devlet desteği ile desteklenen kırsal kalkınma projesiyle köy kadınları kullanılmayan arazilerini lavanta bahçelerine dönüştü. Feke'ye bağlı 9 mahallenin bulunduğu Tapan Bölgesi'nde kadın girişimciler, iki farklı lavanta türüyle hem yağlık hem de görsel üretim gerçekleştiriyor. Hasat döneminde lavanta yağı, sabun, kolonya, mum ve tohum gibi ürünler üreten kadınlar, lavanta bahçelerini ziyaretçilere açarak kırsalda Adana'da turizm ile ekonomilerine katkı sağlıyor. "Çiçekleri çok severdim, şimdi emeğimin karşılığını alıyorum" Tenkerli Mahallesi'nden Bedia Arı devlet desteği ile 5 dönümlük arazide lavanta üretimi yaptıklarını belirterek, "Devlet desteğiyle lavanta bahçesi kurduk. Her gün yüzlerce kişi geliyor. Gelen bir daha geliyor. Çiçekleri çok severdim. Bu iş emek istiyor ama çok güzel. Lavanta demetlerini 30 TL'den satıyoruz. Çok mutluyuz" dedi. "Bahçemiz adeta kafe gibi oldu" Bahçesini Türk bayraklarıyla süsleyen Sıla Başer ise lavanta üretimiyle birlikte sabun, mum ve lavanta çayı yaptıklarını ifade ederek, "Köyde böyle bir turizm hayal etmezdik ama şu an çok güzel. Ziyaretçiler geliyor, mutlu oluyoruz" diye konuştu. "Türkiye'nin dört bir yanından gelenler var" Gaziantep'ten lavanta bahçelerini gezmeye gelen Rahil Çeren, "Köyde bu kadar güzel bir ortam oluşturulması bizleri çok mutlu etti. Hem tatil yapıyoruz hem de lavantaların mis kokusunda dinleniyoruz" dedi. Esat Ersin ise kendi köyünde de benzer projelerin yapılmasını isteyerek, "Çok güzel yapmışlar. Çocuklar için de alanlar var. Çok beğendim" diye konuştu. Kozan'dan Feke'ye gelen Özlem Gür ise lavanta şerbetine hayran kaldıklarını, bahçelerin görselliğinden çok etkilendiklerini söyledi. Daha önce de bölgeyi ziyaret ettiğini belirten Özlem Yılmaz ise, "5 yıl önce de gelmiştim. Köyün turizme kazandırılması harika olmuş. Bahçeler görsel bir şölen sunuyor" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.