Hava Durumu

#Dijitalleşme

TOURISMJOURNAL - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor" Haber

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor"

2026 yaz sezonuna girerken Türkiye turizmi güçlü büyüme ivmesini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ulaşılan 65,2 milyar dolarlık turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısı, 2026 için belirlenen 68 milyar dolarlık hedefi destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil; turistin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiyle etkileşimi ve gastronominin yarattığı katma değerle de doğrudan ilişkili. Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme noktası bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik bir istihdamdan söz ediliyor. Oteller ile mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 sonu itibarıyla ortaya çıkan tablo, turizm ve gastronomi ekseninde yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğünde bir ekonomi oluşturuyor. Bu dönüşüme dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayısının değil, gastronomiyle yaratılan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer sadece turist sayısı ile değil üretim ve istihdama olan katkısı ile değerlenmeli. “Gastronomi” Görünenden Daha Fazlası Gastronomi turizmi yalnızca iyi yemek deneyimi ile sınırlı değil. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, iyi yaşam, kültür, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir yapı anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Koralı, “Artık mesele tabağın arkasındaki hikâye; ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği önem taşıyor. Bir bölgenin hafızasını, üretim biçimini ve yaşam kültürünü görünür kılmak anlamına geliyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi restoranlarla değil, yerel kimliğin bir parçası olarak tarım ve mevsimsel döngü ile birlikte ele alıyor” diyor. Şehirlerin Gastronomi Ajandası Olmalı Koralı’ya göre gastronomi turizminde asıl eksik, şehirlerin gastronomi değerlerini bütüncül biçimde kurgulayamaması. “Bugün turist yalnızca iyi restoran aramıyor; yerel üreticiyi görmek, pazarları gezmek, ürünün hikâyesini dinlemek, gastronomi atölyelerine katılmak ve bölgenin mutfak kültürünü yakından tanımak istiyor. Ancak birçok şehirde bu değerler ve rotalar birbirinden kopuk şekilde duruyor. Turist bunları nerede bulacağını bilmiyor” diyen Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandasını oluşturması gerektiğini söylüyor. Koralı’ya göre bu ajandaların merkezinde; bölgenin coğrafi işaretli ürünleri, yerel kooperatifleri, üreticileri, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeleri ve restoranları yer almalı. “Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar, gastronomi atölyeleri ve bölgesel lezzet durakları birlikte düşünülmeli. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli bir parçası haline gelmeli” diyor. Dijitalleşme ve Rezervasyon Dönemi Gastronomi turizminin büyümesi için dijitalleşmenin kritik önemde olduğunun altını çizen Koralı, görünürlüğün artık seyahatten önce başladığını ifade ediyor. “Bugün seyahat kararı çoğu zaman yolculuk başlamadan veriliyor. Turist gastronomi rotasını, ziyaret edeceği üreticileri ve yerel durakları önceden planlıyor. Bu nedenle şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür olması, çok dilli içeriklerle desteklenmesi ve harita alt yapıları ile entegre olması gerekir. Turist yerel değerleri tesadüfen keşfetmemeli; şehirler bunu görünür ve erişilebilir hale getirmeli” diye anlatıyor. Araştırmalar da gastronomi odaklı seyahatlerin önemli bölümünün yolculuk başlamadan planlandığını ve rezervasyonların seyahat öncesinde yapıldığını gösteriyor. “Tüm Sektör Aynı Dili Konuşmalı” Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistemle mümkün olacağını söyleyen Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. “Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte ele alınmalı. Bu bir zincir. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Bugün konuştuğumuz konu yalnızca restoranlar değil; üreticiden servise, mutfaktan turizm yapılarına kadar çok geniş bir ekosistem. Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklük, gastronominin artık yalnızca kültürel değil ekonomik bir başlık olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu alan milyonlarca kişiye doğrudan gelir sağlayan güçlü bir yapı oluşturuyor” diyor. İnsan Kaynağı “Görünmeyen Kriz” Sektörün önemli sorunlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını ifade ediyor. “Gastronominin sürdürülebilirliği yalnızca ürünle değil, insan kaynağıyla mümkün. Aynı kalitede ürün sunumu, güçlü servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarılması gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer alıyor” diyor. Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir eksene ilerliyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme kavramları üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz var. Ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi için güçlü bir anlatıya, görünürlük stratejisine ve gastronomi rotalarına ihtiyaç var. Gastronomi yalnızca mutfakta değil; şehirlerin kimliğinde görünür olmalı” diye ekliyor. Bu yaklaşımın ekonomik karşılığı da büyüyor. Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken gastronomi turizmi; yerel üreticiden kooperatiflere, restoranlardan otellere kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp stratejik alanlardan biri haline getiriyor.

Maliyet artışı deniz turizmini artırıyor Haber

Maliyet artışı deniz turizmini artırıyor

Türkiye’nin sahip olduğu destinasyon çeşitliliği ise turizmde bugüne kadar geri planda kalan fırsatları yeniden gündeme taşıyor. Mavi yolculuğu dijitalleştiren ve gün boyu farklı deneyimleri tek çatı altında sunan yeni nesil deniz turizmi modelleri, bu dönüşümün en dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Nisan 2026 enflasyon verileri, turizm sektöründe önemli bir kırılmayı beraberinde getirdi. Türkiye’nin sahip olduğu kıyı uzunluğu, doğal çeşitliliği ve farklı segmentlere hitap eden turizm altyapısı, bu süreci avantaja çevirme potansiyeli taşıyor. Bugüne kadar daha geri planda kalan alternatif turizm modelleri özellikle deniz ve deneyim odaklı içeriklerle birlikte yeniden gündeme geliyor. Bu değişim, turizmin yalnızca konaklama değil, “deneyim tasarımı” üzerinden şekillendiği yeni bir döneme işaret ediyor. Dijitalleşme sektörün yönünü değiştiriyor Turizmdeki dönüşümün merkezinde ise dijitalleşme yer alıyor. Geleneksel yöntemlerle ilerleyen tekne turu pazarı, yeni nesil platformlarla birlikte daha erişilebilir ve planlanabilir hale geliyor. Günübirlik tekne turlarından VIP mavi yolculuklara, çocuklara özel kurgulanan yeni nesil deneyimlerden farklı deniz rotalarına kadar geniş bir ekosistemi tek platformda buluşturmaya hazırlanan Mavi Bilet, yeni nesil bir tatil alternatifi oluyor. Platform, yalnızca rezervasyon kolaylığı değil, deneyim odaklı içerikler, güvenlik standartları ve şeffaf yapı ile sektörde yeni bir model ortaya koyuyor. Yalnızca Muğla kıyılarında yılda yaklaşık 6 milyon kişinin katıldığı tekne turlarının, dijitalleşme ile birlikte daha organize ve erişilebilir hale gelmesi bekleniyor. Deneyim ekonomisi turizmi yeniden tanımlıyor Yeni dönemde kullanıcı beklentileri yalnızca tatil yapmak değil, farklı deneyimleri bir arada yaşayabilmenin üzerine şekillendiğini belirten Mavi Bilet Kurucu Ortağı Çağlar Paliç, ‘‘Artık kullanıcılar tek bir noktada konaklamak yerine, gün içinde farklı deneyimleri bir arada yaşayabilecekleri alternatifleri tercih ediyor. Deniz turizmi bu anlamda önemli bir avantaja sahip. Özellikle Muğla ve Fethiye koyları, doğal yapısı ve rota çeşitliliğiyle bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Mavi Bilet ile hayata geçirmeye hazırlandığımız platformla birlikte mavi yolculuğu daha planlanabilir, şeffaf ve erişilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu sayede daha önce sınırlı bir kitleye hitap eden deniz turizmini, daha geniş kullanıcı kitlesiyle buluşturmayı amaçlıyoruz.” dedi.

Formula 1 2027’de İstanbul Park’a Geri Dönüyor Haber

Formula 1 2027’de İstanbul Park’a Geri Dönüyor

Türkiye, küresel spor or­ganizasyonlarında ye­niden güçlü bir pozis­yon alıyor. İstanbul Park'ta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve TOSFED Başkanı Eren Üçlertoprağı'nın katılımıyla İstanbul’un tekrar Formula 1 takvimine alınmasıyla ilgili ba­sın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Formula 1’in 2027 yılın­dan itibaren İstanbul Park’ta düzenleneceğini açıkladı. “Hazırlığımızı en iyi şekilde yapacağız” İstanbul Park'ın 2027 yılı itibariyle en az 5 yıl boyunca Formula 1 takvimine dahil edildiğini vurgulayan Bakan Ersoy, “Bakanlık ola­rak Formula 1’in kazanımla­rına odaklanıyoruz. Formu­la 1’in, turizm talebini yüzde 6 artırdığını görüyoruz. Tatil destinasyonu için daha önce o şehri düşünmemiş kişiler için Formula 1 tercih sebe­bi oluyor. Formula 1’in resmi hesaplarındaki toplam takip­çi sayısı 114 milyondan faz­la. 2025 yılında toplam etki­leşim 2,3 milyar” dedi. İstanbul’un iki kıtanın bir­leşme noktası olduğunun altı­nı çizen Kültür ve Turizm Baka­nı Mehmet Nuri Ersoy, şehrin tarihinden kültürüne, doğasın­dan mutfağına kadar dünyanın en önemli merkezlerinden bi­ri olduğunu söyledi. Formula 1 yarışlarının ülke ve şehir tanıtı­mı için çok önemli olduğunu di­le getiren Bakan Ersoy, “Dersi­mizi çalışıp hazırlığımızı en iyi şekilde yapacağız. Singapur’da yapılan son yarışı inceledik. Bu yarışta 300 bin 614 seyirciyle Singapur tarihinin en yüksek katılımı olmuştur. Konaklama konusunda rakamlar artmış­tır. Formula 1’in kaldıraç etki­sini İstanbul’a kanalize etmeli­yiz. Formula 1, nitelikli turisti getirir. Singapur verileri, yarış için gelenlerin toplam harcama­nın yüzde 40’ını oluşturduğunu ortaya koyuyor” diye konuştu. Kaldıraç ekonomisi… İstanbul’un Formula 1’in kal­dıraç etkisini ekonomik etkiye dönüştürmeye hazır olduğu­nu belirten Bakan Ersoy, şunla­rı kaydetti: “İmparatorlukların başkenti, medeniyetlerin buluş­ma noktası olan İstanbul, bu or­ganizasyona hazır. 5 yıllık pro­tokol, bu etkinin uzun soluklu olmasını sağlamaktadır. Tür­kiye Turizm Tanıtım ve Geliş­tirme Ajansı (TGA), Formula 1 yönetimi başta olmak üzere pek çok noktada ortak çalışmala­ra başladı. Yarış öncesinde he­def dış pazarlarda kapsamlı bir F1 kampanyası uygulayacağız. ABD, Asya ve Avrupa’daki pa­zarlarımız dâhil olmak üzere bugünden itibaren İstanbul’u, dünyanın iki kıtayı birleştiren tek Formula 1 şehri olarak lan­se edeceğiz. 2026 UEFA Avrupa Ligi finali, FIVB Milletler Ligi, CEV Kadınlar Avrupa Şampiyo­nası gibi organizasyonlara ev sa­hipliği yapacağız. 2032 Avrupa Şampiyonası’nı İtalya’yla bir­likte yapacağız. 2036 Olimpiyat adaylığımız, bu anlamda Türki­ye’nin vizyonunu ortaya koyu­yor. İlgi ve himayeleri için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bu or­ganizasyonu ülkemize döndü­ren bütün paydaşlara teşekkür ediyorum. Ülkemize ve İstan­bul’a hayırlı olsun.” “Burası artık Türkiye’de adrenalinin merkezi olacak” Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Formula 1’de daha önce görev alan herkesi dinleyerek yola çıktıklarını vurgulayarak, “Gençlerle bir araya geldiğimizde ‘Formula 1 gelecek mi?’ diye soruyorlardı. Dünyada çeşitli ülkelerde yapılan ve belli maliyetleri olan bir organizasyon. Büyük bir endüstri. Ama şu heyecanı anlatmak istiyoruz, burası artık gençler için bir çekim merkezi. Gençler, binlerce, milyonlarca genç tarafından takip edilen organizasyonun parçası olacaklar. Burası artık Türkiye’de adrenalinin, enerjinin merkezi olacak. Müthiş bir başlangıç” dedi. TOSFED Başkanı Eren Üçlertoprağı, uzun süren bir yolculuğun sonuna geldiklerini belirterek, bu hayalin 10 yıl önce başladığını belirtti. 106 yıllık Karaköy Palas yeniden hayat buldu İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk kazandıran Karaköy Palas, uzun yıllar farklı işlevlerle kullanılan bir yapıdan çağdaş üretim ve etkileşim alanına dönüştürülerek yeniden kapılarını açtı. Kültür Medeniyet Vakfı (KÜME) tarafından hayata geçirilen dönüşümle birlikte 106 yıllık yapı, sanatçılar ve sanatseverler için yeni bir buluşma noktası olarak konumlandırıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilen program, KÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ile Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Eren’in ev sahipliğinde düzenlendi. Açılışta, ArtıKÜME 2025 seçkisi ile vakfın veri temelli kültürel bellek çalışması olan ODAK projesi ve “ODAK 2025” basılı seçkisinin tanıtımı yapıldı. Selçuk Bayraktar’ın gençler için rol model olduğunu vurgulayan Ersoy, Bayraktar ailesinin yürüttüğü projelerin Türkiye’nin geleceği açısından önemine dikkat çekti. Bakanlık olarak kültür-sanat alanında yürütülen çalışmalara da değinen Ersoy, farklı sanat dallarını destekleyen yarışmalar, sergiler ve projelerle sanatçılara alan açıldığını belirtti. Ersoy, aynı zamanda dijitalleşme kapsamında geliştirilen veri tabanları ve envanter projeleriyle kültürel mirasın kayıt altına alındığını ve erişimin kolaylaştırıldığını ifade ederek şu ifadeleri kullandı.

Turizmde rekor: Türkiye geliri %109 arttı Haber

Turizmde rekor: Türkiye geliri %109 arttı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara’da düzenlenen 7. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi'nde Türkiye turizmine ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Son yıllarda elde edilen büyümenin yalnızca ziyaretçi sayısıyla sınırlı kalmadığını belirten Ersoy, Türkiye’nin artık yüksek gelir üreten bir turizm ülkesi olma yolunda ilerlediğini vurguladı. Bakan Ersoy, 2025 yılında Türkiye’nin 64 milyon ziyaretçi ağırladığını ve 65,2 milyar dolar turizm gelirine ulaştığını açıkladı. Bu rakamların, Türkiye’nin küresel turizmdeki güçlü konumunu ortaya koyduğunu belirtti. 2017 yılına kıyasla turizm gelirlerinde yüzde 109 artış sağlandığını ifade eden Ersoy, bu gelişmenin stratejik politikaların sonucu olduğunu söyledi. Hedef yüksek katma değerli turizm Türkiye’nin artık yalnızca çok turist çeken bir ülke değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir destinasyon haline geldiğini belirten Ersoy, yeni hedeflerin bu doğrultuda şekillendiğini dile getirdi. Turizmi yılın tamamına yaymak ve 81 ilin tamamını kapsayan bir yapıya dönüştürmek öncelikler arasında yer alıyor. Türkiye’nin sadece deniz turizmiyle değil, kültür, gastronomi, sağlık ve spor turizmi gibi alanlarda da güçlü bir merkez haline geldiği vurgulandı. Gece müzeciliği ve kültür yolu festivalleri gibi projelerle sektörün farklılaştığı ifade edildi. Türk dizileri kültürel gücü artırıyor Ersoy, Türk dizilerinin küresel etkisine de dikkat çekti. Dizilerin, Türk kültürünü ve dilini dünyaya tanıtan önemli bir araç haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin Türk dünyası ülkeleriyle turizm alanındaki iş birliklerini artırma hedefi öne çıktı. Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti seçilmesi de bu vizyonun önemli bir parçası olarak değerlendirildi. Sürdürülebilir turizm vurgusu Bakanlık, sürdürülebilir turizm politikalarıyla doğal ve kültürel mirası korumayı hedefliyor. 2030 vizyonu kapsamında dijitalleşme ve akıllı destinasyon yönetimi öne çıkıyor. Küresel rekabette güçlü Türkiye Ersoy, Türkiye’nin turizmde artık küresel ölçekte daha güçlü, yenilikçi ve dayanıklı bir konuma ilerlediğini belirterek, sektörün geleceğine dair umut veren mesajlar verdi.

Denizli’de gastronomi hamlesi: 162 lezzet markalaşacak Haber

Denizli’de gastronomi hamlesi: 162 lezzet markalaşacak

Denizli’nin zengin mutfak kültürü, kapsamlı bir gastronomi turizmi yol haritası ile yeniden şekilleniyor. Prof. Dr. Serkan Bertan öncülüğünde yapılan araştırmada, kentin coğrafi yapısı, iklimi, tarımsal üretimi ve kültürel yaşamının etkisiyle oluşmuş toplam 162 yöresel lezzet tespit edildi. Bu çalışma, Denizli mutfağının yalnızca yerel değil, ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılması için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Araştırmaya göre Denizli mutfağında doğal ve mevsiminde yetişen ürünler öne çıkarken, yufka kullanımı yaygın bir tercih olarak dikkat çekiyor. Sabah kahvaltılarının oldukça zengin ve doyurucu olduğu kentte, akşam yemeklerinde ise sindirimi kolay hafif yemekler tercih ediliyor. Bu özellikler, Denizli mutfağını özgün kılan temel unsurlar arasında yer alıyor. Hazırlanan gastronomi turizmi yol haritası, kentin mutfak kültürünü markalaştırmayı hedefleyen çok yönlü bir plan içeriyor. Bu kapsamda öncelikle Denizli gastronomi haritasının basılı olarak ücretsiz dağıtılması ve ilçe bazlı tanıtımların yapılması planlanıyor. "MiniaGastroDenizli" projesi ile kentin mutfak değerlerinin minyatür konseptte sergilenmesi hedeflenirken, leblebi, kiraz çiçeği ve tarhana gibi ürünler için tematik festivaller düzenlenmesi öngörülüyor. Yöresel lezzetler yolu Dijitalleşme de yol haritasının önemli ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli sistemler ve karekodlu bilgilendirme panoları sayesinde ziyaretçilere interaktif bir gastronomi deneyimi sunulması planlanıyor. Ayrıca "Yöresel Lezzetler Yolu" oluşturularak Karahöyük Ekmeği, Denizli Tandır Kebabı, Tavas Baklavası ve Kaşık Helva gibi ürünlerin belirli rotalar üzerinden tanıtılması hedefleniyor. Coğrafi işaretli ürünlerin ön plana çıkarılması da planın önemli başlıkları arasında yer alıyor. Babadağ Kekik Balı, Honaz Kirazı, Kale Biberi ve Denizli Leblebisi gibi ürünler için Avrupa Birliği nezdinde tescil başvurularının yapılması planlanırken, yerel üreticilerin desteklenmesi ve ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştırılması amaçlanıyor. Gastronomi turizminin sahaya yansıması için belirlenen özel rota ise dikkat çekiyor. Cankurtaran’dan başlayıp Tavas’a kadar uzanan gastronomi yolunda; yöresel pazarlar, kültür evleri, kadın kooperatifleri ve gastronomi müzeleri yer alacak. Bu güzergâhta ziyaretçilere hem lezzet deneyimi hem de kültürel etkileşim imkânı sunulacak. Ayrıca Elmalı ve Kızılcabölük köylerinin "gastronomi köyü" ilan edilmesi planlanıyor. Gastronomi Müzesi Denizli’de kurulması planlanan gastronomi müzesi ise projenin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu merkezde yöresel yemekler, kadın kooperatifleri tarafından hazırlanarak ziyaretçilere sunulacak, aynı zamanda atölye çalışmaları ve uygulamalı eğitimler düzenlenecek. Unutulmaya yüz tutmuş tariflerin yeniden canlandırılması ve mutfak kültürünün gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kent merkezinde ise gastronomi odaklı dönüşüm planları bulunuyor. Peynirciler Çarşısı’nın kültür deneyim merkezine dönüştürülmesi, Kaleiçi Çarşısı’nın yeniden düzenlenmesi ve Bayramyeri çevresinde gastronomi sokağı oluşturulması planlanıyor. Ayrıca restoranlarda yöresel yemeklerin menülere eklenmesi ve tadım menülerinin oluşturulması teşvik edilecek. Tarım ve turizmi buluşturmayı amaçlayan agro turizm uygulamaları da yol haritasında yer alıyor. Hasat festivalleri, "kendin topla" modeli ve çiftçi-turist buluşmaları ile ziyaretçilere doğrudan üretim sürecine katılma imkânı sunulacak. Bu sayede hem kırsal kalkınma desteklenecek hem de turizm çeşitliliği artırılacak. Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası, yalnızca bir tanıtım projesi olmanın ötesinde, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen kapsamlı bir vizyon sunuyor. Yerel değerlerin korunarak dünya çapında tanıtılması hedeflenirken, Denizli’nin gastronomi turizminde güçlü bir marka haline gelmesi amaçlanıyor.

Turizm Sektörünün Nabzı Zirvede Tutuldu Haber

Turizm Sektörünün Nabzı Zirvede Tutuldu

Turizm sektörünün farklı paydaşlarını bir araya getiren zirvede; turizmde dönüşüm, destinasyon yönetimi, kültürel miras odaklı büyüme, devlet teşvikleri, dijitalleşme, yapay zeka ve deneyim odaklı yeni nesil konaklama anlayışı ele alındı. Gün boyu yoğun program Zirve, açılış seremonisiyle başladı. Açılışın ardından YDA Dalaman Havalimanı Ticaret ve Strateji Direktörü A. Orçun Songür, “2026 Yılı Turizm Değerlendirmesi ve Fethiye’nin Yeni Marka Vizyonu” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Devamında SICPA Türkiye CEO’su Sami Çebi, konaklama endüstrisinde kültürel miras odaklı büyüme stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ardından “Turizmde Devlet Teşvikleri: Fırsatlar, Stratejiler ve Uygulamalar” başlıklı panelde; GEKA Muğla Yatırım Destek Ofisi Uzmanı Hüseyin Çiftçi, TÜRSAB Batı Akdeniz BTK Başkanı Özgen Uysal, Dünya Turizm Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Kültür Rotaları Başkanı Ali Özçetçek ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Arsezen konuşmacı olarak yer aldı. Dijitalleşme ve yeni nesil turizm öne çıktı Öğle arasının ardından düzenlenen “Ana Sponsor: Sektörden Son Gelişmeler” oturumunda, yeni nesil konaklamada acente faaliyetleri, sektörün dijitalleşme ihtiyacı ve hukuki gelişmeler ele alındı. Bu bölümde Ali Murat Sazak, Zekai Karagöz, Sefa Dündar ve Tugay Tanrıverdi sunum yaptı. Programın ilerleyen bölümünde “Turizmde Yapay Zeka” başlığı altında Kamil Ovacık, yapay zekanın turizm sektöründeki kullanım alanlarını anlattı. Ardından Gülden Yurdakul, özgür seyahat ve etkinlik iptal sigortasına ilişkin bilgilendirmede bulundu. Deneyim ve sosyal medya vurgusu Günün ikinci yarısında Emre Karaca, standart paket turlar yerine kişiselleştirilmiş deneyimlerin ön plana çıktığını vurguladı. “Trendlerden Rotaya: Sosyal Medya Turizmi Nasıl Yönlendiriyor?” başlıklı panelde ise Ahmed Patoğlu, Adnan Uzan ve Ceren Erozan, sosyal medyanın turizm tercihleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Plaket takdimi ile sona erdi Gün boyu süren oturumların ardından zirve, plaket takdimi ve kapanış programıyla sona erdi. Program kapsamında, etkinliğe katkılarından dolayı kurumunuz Sed Medya FRT TV’ye plaket verildi.

Bakan Ersoy turizm kongresinde konuştu Haber

Bakan Ersoy turizm kongresinde konuştu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Dost ve kardeş Türk dünyası ülkeleriyle sürdürülebilir turizm uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijitalleşme ve akıllı destinasyon yönetimi alanlarında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, sağlık ve iyi yaşam turizmi gibi yükselen alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi yönünde kararlıyız." dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle Hacı Bayram Veli Üniversitesi tarafından "7. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi" düzenlendi. Bir otelde düzenlenen kongrenin açılışında konuşan Bakan Ersoy, dünya tarihinin en hızlı ve en derin değişim süreçlerinden birinin yaşandığını, ekonomik dengelerden teknolojik gelişmelere ve küresel ilişkilere kadar her alanda köklü bir dönüşümün olduğunu söyledi. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin bölgesel dayanışmanın ve ortak hareket etme kabiliyetinin ne denli hayati olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirten Ersoy, "Türk dünyasının sahip olduğu ortak tarih, kültür ve değerler etrafında şekillenen güçlü işbirliği, sadece bölgemiz için değil, küresel dengeler açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bizler, bu işbirliğini daha ileriye taşımakta, ortak projelerle derinleştirmekte ve yeni alanlarla zenginleştirmekte kararlıyız." diye konuştu. Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin hem bölgesel hem de ikili ilişkilerde işbirliklerine büyük önem verdiğini, Türk dünyasıyla kurulan güçlü bağların her zaman öncelikli olarak değerlendirdiğini vurguladı. "Bizler de bu güçlü vizyon doğrultusunda, turizmden kültüre, ekonomiden dijital dönüşüme kadar her alanda Türk dünyası ülkeleriyle omuz omuza çalışmaya, ortak geleceğimizi birlikte inşa etmeye ve bu birlikteliği daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz." diyen Ersoy, Bakanlığın destekleriyle Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu buluşmanın bu açıdan büyük önem taşıdığını dile getirdi. - "Türkiye güçlü bir destinasyon haline gelmiştir" Ersoy, kongrenin ana temasını "Türk Devletlerinde Turizmin Geleceğini Yeniden Tasarlamak: Yerelden Evrensele Dirençlilik, İyilik Hali ve Akıllı Dönüşüm" olduğunu aktararak, turizmin dönüşümünü ve geleceğini konuştukları bu platformda, dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenlerle fikir alışverişinde bulunmanın son derece kıymetli olacağını söyledi. Türkiye turizminin son yıllarda yalnızca büyüyen bir sektör değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik gücünü, kültürel zenginliğini ve uluslararası marka değerini temsil eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Ersoy, şunları kaydetti: "Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz veriler, Türkiye'nin dünya turizminde giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2025 yılında ülkemiz, turizmde tarihi bir başarıya imza atarak 64 milyon ziyaretçiyi ağırlamış ve 65,2 milyar dolar turizm gelirine ulaşmıştır. Bu rakamlar, Türkiye'nin dünya turizminde ulaştığı güçlü konumu açıkça göstermektedir. Bu rakamlar, kısa zamanda katedilen muazzam mesafeyi göstermesi açısından önemlidir. Göreve gelişimizin ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör ilan ettiği turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık. Bu gelişme, Türkiye'nin artık yalnızca çok ziyaretçi çeken değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir turizm ülkesi olma hedefinde ilerlediğini göstermektedir. Bizler için bu başarı bir varış noktası değil, yeni hedeflerin başlangıcıdır. Turizm politikalarımızın odağında, turizmi tüm yıla yaymak, ziyaretçilerimizi yalnızca belli merkezlerde değil, 81 ilin tamamında ağırlamak, sürdürülebilir turizm uygulamalarını güçlendirmek ve Türkiye markasını küresel ölçekte daha görünür hale getirmek bulunmaktadır. Türkiye, sadece güneş-deniz turizmi ile değil, kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve spor turizmi gibi farklı alanlarda da güçlü bir destinasyon haline gelmiştir." - "Turizm aynı zamanda güçlü bir diplomasi aracıdır" Dünyaya bakıldığında turistlerin artık yalnızca bir destinasyonu görmekle yetinmediğini, ziyaret ettikleri ülkede bir hikayenin parçası olmayı, o kültürü hissetmeyi ve anlamlı bir deneyimin içinde yer almayı arzuladığını dile getiren Ersoy, "Geleceğe Miras Projelerimiz, Gece Müzeciliği uygulamamız ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri ile Türk turizmi rakiplerinden farklılaşmayı başarmıştır. Bizler için turizm sektörü sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda Türk kültürünün, tarihinin ve misafirperverliğinin dünyaya anlatıldığı güçlü bir diplomasi aracıdır." dedi. Türk dizilerinin diğer önemli diplomasi başlığı olduğuna dikkati çeken Ersoy, dünya genelinde geniş kitlelere ulaşan ve büyük bir ilgiyle takip edilen Türk dizilerinin, Türkçeye olan ilgiyi her geçen gün daha da artırdığına işaret etti. Bakan Ersoy, Türk dizi sektörüne verdikleri güçlü destekle yalnızca bir içerik üretimini değil, aynı zamanda dili, kültürü ve hikayeleri dünyanın dört bir yanına taşıyan etkili bir kültürel köprü inşa ettiklerini söyledi. Ankara'nın Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesinin kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade eden Ersoy, "Bu unvan, başkentimizin sahip olduğu tarihi, kültürel ve diplomatik birikimin Türk dünyasıyla daha güçlü bağlar kurmasına önemli katkılar sağlayacaktır." diye konuştu. - "Türk dünyası turizmi daha güçlü konuma ulaşacaktır" Ersoy, 2026 yılı boyunca Ankara'da düzenlenecek kültür, sanat, turizm ve tanıtım etkinlikleriyle hem yurt içinden hem de Türk dünyasının farklı ülkelerinden çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamayı hedeflediklerini belirterek, uluslararası tanıtım faaliyetleri ve işbirlikleri sayesinde Ankara'yı ve Türkiye'nin turizm potansiyelini küresel platformlarda daha güçlü şekilde temsil edeceklerini kaydetti. Bu vizyon doğrultusunda, Türk Dünyası Yayıncılık Kongresi'ni geniş bir katılımla ve başarıyla gerçekleştirdiklerini anımsatan Ersoy, sahip olduğu eşsiz tarihi miras, doğal güzellikler ve kültürel çeşitlilik doğru stratejilerle birleştiğinde Türkiye'nin dünya turizminin en önemli merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti. Bakanlığın, sürdürülebilir turizmi ve turizm politikalarını merkeze yerleştirerek, 2030 hedeflerine ulaşma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Ersoy, "Öncü rolümüzün bilinciyle, Türkiye olarak Türk Devletleri arasında turizm alanındaki işbirliğini daha da güçlendirmeyi stratejik bir hedef olarak görüyoruz." dedi. Türkiye'nin en üst düzeydeki strateji belgelerinden birisi olan, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda da bu konuya yer verildiğini hatırlatan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dost ve kardeş Türk dünyası ülkeleriyle sürdürülebilir turizm uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijitalleşme ve akıllı destinasyon yönetimi alanlarında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, sağlık ve iyi yaşam turizmi gibi yükselen alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi yönünde kararlıyız. İnanıyoruz ki, akademi, kamu ve sektörün ortak aklıyla geliştirilecek bu tür işbirlikleri sayesinde Türk dünyası turizmi yalnızca bölgesel ölçekte değil, küresel turizm sisteminde de daha güçlü, daha dayanıklı ve daha yenilikçi bir konuma ulaşacaktır." - ABB "Milli Mücadele Rotası" hazırlıyor Programa katılan Ankara Valisi Vasip Şahin de bütün kurumlar, STK'lar ve turizm camiası ile Ankara'nın zenginliklerini ön plana çıkararak, hem iç turizm hem de dış turizm açısından önemli bir destinasyon merkezi haline getirmek hedefinde olduklarını söyledi. Ankara'nın sağlık turizmi bakımından da alt yapısının güçlü olduğunu belirten Şahin, şehrin turizm için gelişmesi adına el birliği ile çalışacaklarının altını çizdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da 7 yıldır yaptıkları çalışmalar sonucunda Ankara Kalesi'nin restorasyonunun bittiğini ve imar planının onaylandığını belirtti. Ankara Kalesi'nin, kültür ve turizm merkezi olmasının önünde hiçbir engel kalmadığını dile getiren Yavaş, şunları kaydetti: "Ulus'ta da Cumhuriyet dönemi ve öncesinden kalan ne kadar eser varsa ayağa kaldırdık. Ulus'ta da restorasyonu yapılacak bir ana cadde kalmadı. İnsanların yıllardır önünden geçerken fark etmediği binaların güzellikleri de ortaya çıktı. Ulus kültür cazibe merkezi olacak. Ulus, Hacıbayram, Hıdırlık, Kale ve Altındağ Belediyesinin yaptığı çalışmalarla Tarihi Kent Merkezi çok büyük bir alan olarak ortaya çıkacak. Yıllardır görünmeyen atalarımızdan bize miras kalan bütün alanlar ortaya çıkmış olacak." Yavaş, "Milli Mücadele Rotası" hazırladıklarını anlatarak, "Milli Mücadele rotasında yer alan il ve ilçelerde belediye başkanlarıyla görüşüp, mücadelenin yaşandığı yerlerdeki hikayeleri, binaları da bir şekilde ayağa kaldırıp, ülkemizi vatan yapanların emeklerini unutmayacak çalışmalar yapıyoruz." dedi. Kongre, bugün ve yarın alanında uzman akademisyenlerin sunumları ile devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.