Hava Durumu

#Denizli

TOURISMJOURNAL - Denizli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denizli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çinli Turistlerle Denizli Turizmi Hızlanacak Haber

Çinli Turistlerle Denizli Turizmi Hızlanacak

Denizli’de Turizm Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Bayram, Çin vatandaşlarına getirilen vize muafiyetinin Türkiye ve kent turizmi açısından yeni bir dönemin kapısını araladığını belirterek, Pamukkale ve çevresiyle öne çıkan Denizli’nin bu fırsatı doğru stratejilerle avantaja çevirebileceğini vurguladı. Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik vize uygulamasında yapılan değişiklik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle birlikte Çin vatandaşları, turistik amaçlı seyahatler ve transit geçişlerde Türkiye’ye vizesiz olarak giriş yapabilecek. Bu kararın, özellikle son yıllarda ivme kazanan Çin pazarında Türkiye’ye olan ilgiyi daha da artırması bekleniyor. Turizm Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Bayram, vize muafiyetinin Türkiye ve özelde Denizli için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Bayram, Çin’in en büyük çevrimiçi seyahat platformlarından biri olan Qunar verilerine dikkat çekerek, kararın ardından Türkiye’ye yönelik uçuş aramalarının kısa sürede üç kata kadar arttığını belirtti. Yaklaşan 15-23 Şubat 2026 tarihleri arasındaki Çin Bahar Bayramı tatilinin bu ilgiyi daha da güçlendireceğini söyleyen Prof. Dr. Bayram, "Çin Yeni Yılı olarak da bilinen Bahar Bayramı bu yıl toplam dokuz gün sürecek ve tarihteki en uzun tatil olacak. Bu süreçte Türkiye, Çinli turistler için en cazip yurt dışı destinasyonlardan biri haline gelmiş durumda" dedi. Aramalar arttı Yayımlanan uluslararası verilere göre, Çin şehirlerinden İstanbul’a yapılan uçuş aramalarının bir haftada 3,2 kat arttığını belirten Prof. Dr. Bayram, Antalya ve İzmir’e yönelik aramalarda da ciddi yükselişler yaşandığını aktardı. Aynı zamanda Türkiye’yi Yunanistan ve Mısır ile birleştiren kombine tur paketlerine olan ilginin yüzde 100’ün üzerinde büyüme gösterdiğini vurguladı. Çinli ziyaretçi sayısındaki artışın somut verilerle de desteklendiğini ifade eden Prof. Dr. Murat Bayram, "2024 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Çinli turist sayısı bir önceki yıla göre yüzde 65 artarak yaklaşık 410 bine ulaştı. Bu rakam, pandemi öncesi 2019 yılında kaydedilen 430 bin seviyesine oldukça yakın. Bu tablo, Türkiye’nin Çin pazarı açısından kalıcı bir cazibe merkezi olmaya devam edeceğini gösteriyor" dedi. Denizli için büyük fırsat Prof. Dr. Bayram’a göre, Pamukkale, Hierapolis ve termal turizm imkanlarıyla zaten Çinli turistlerin ilgisini çeken Denizli, vize muafiyetiyle birlikte bu ilgiyi daha nitelikli ve sürdürülebilir hale getirebilir. Bunun için ise planlı ve hedef odaklı bir yaklaşım gerektiğini vurguladı. Bayram, Denizli’nin Çin turizm pazarındaki payını artırmak adına öncelikle Çinli turist profilinin ve seyahat alışkanlıklarının iyi analiz edilmesi gerektiğini belirtti. Pamukkale travertenlerinde özel fotoğraf noktaları, antik tiyatrolarda "golden hour" çekimleri, gece müzeciliği uygulamaları ve termal turizmin Çin pazarına uygun şekilde konumlandırılmasının kenti öne çıkaracağını söyledi. Dijital pazarlamanın önemine de değinen Prof. Dr. Bayram, WeChat, Weibo, Douyin ve Xiaohongshu gibi Çin’e özgü sosyal medya ve iletişim platformlarında Denizli’nin daha görünür hale gelmesi gerektiğini kaydetti. Ayrıca altyapı ve hizmet kalitesinin Çinli turistlerin beklentilerine uyarlanmasının altını çizerek, Çince bilgilendirme ve yönlendirmeler ile WeChat Pay ve Alipay gibi ödeme sistemlerinin entegrasyonunun artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ifade etti. Denizli Çinli turist akınına uğrayabilir Son olarak iş birliği modellerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Bayram, Türk ve Çinli tur operatörleri arasında ortak çalışmalar yapılması, Çin’deki turizm fuarlarına aktif katılım sağlanması ve Trip.com, Fliggy, Klook gibi online seyahat acentelerinde Denizli’nin daha görünür hale getirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Murat Bayram, "Doğru strateji, doğru tanıtım ve kültürel hassasiyetlere uygun deneyim tasarımıyla Denizli, Çinli turistler için Türkiye’deki en önemli duraklardan biri haline gelebilir" şeklinde konuştu

Çin'e Vize Muafiyeti Denizli Turizmine Kapı Açtı Haber

Çin'e Vize Muafiyeti Denizli Turizmine Kapı Açtı

Pamukkale Üniversitesi Turizm Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Bayram, Çin vatandaşlarına tanınan vize muafiyetinin Türkiye turizmi için yeni bir dönem başlattığını söyledi. Bayram, Pamukkale'siyle ünlü Denizli'nin bu gelişmeden önemli ölçüde yararlanabileceğini belirtti. Vizesiz Giriş Dönemi Başladı Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle Çin vatandaşları artık turistik ziyaretler ve transit geçişler için Türkiye'ye vizesiz girebilecek. Bu değişikliğin, son dönemde büyüyen Çin pazarından Türkiye'ye olan ilgiyi daha da artırması öngörülüyor. Prof. Dr. Bayram, Çin'in önde gelen seyahat platformu Qunar'ın verilerine göre, vize muafiyeti kararının ardından Türkiye'ye yönelik uçuş aramalarının kısa sürede üç katına çıktığını açıkladı. 15-23 Şubat 2026 tarihlerinde kutlanacak Çin Bahar Bayramı'nın bu ilgiyi daha da artıracağını ifade eden Bayram, "Bu yıl dokuz gün sürecek olan Bahar Bayramı tatilinde Türkiye, Çinli turistler için en çekici yurt dışı destinasyonlardan biri konumunda" değerlendirmesinde bulundu. Arama Sayılarında Rekor Artış Uluslararası verilere göre, Çin şehirlerinden İstanbul'a yapılan uçuş aramalarının bir hafta içinde 3,2 kat arttığını aktaran Prof. Dr. Bayram, Antalya ve İzmir'e yönelik aramalarda da önemli artışlar gözlendiğini kaydetti. Türkiye'yi Yunanistan ve Mısır ile birleştiren kombine turlar ise yüzde 100'ün üzerinde büyüme gösterdi. 2024 yılında Türkiye'yi ziyaret eden Çinli turist sayısının bir önceki yıla kıyasla yüzde 65 artışla 410 bine yaklaştığını belirten Bayram, bu rakamın pandemi öncesi 2019 yılındaki 430 bin seviyesine çok yakın olduğunu söyledi. "Bu veriler, Türkiye'nin Çin pazarında kalıcı bir cazibe merkezi olmayı sürdüreceğini ortaya koyuyor" dedi. Denizli İçin Stratejik Öneriler Pamukkale, Hierapolis ve termal tesisleriyle zaten Çinli turistlerin dikkatini çeken Denizli'nin, vize muafiyetiyle bu ilgiyi daha kalıcı hale getirebileceğini vurgulayan Bayram, bunun için planlı bir yaklaşım gerektiğini söyledi. Denizli'nin Çin pazarındaki payını büyütmek için Bayram şu önerilerde bulundu: Turist profili analizi: Çinli turistlerin seyahat alışkanlıklarının detaylı incelenmesi şart. Pamukkale travertenlerinde özel fotoğraf alanları, antik tiyatrolarda "golden hour" fotoğrafları, gece müze etkinlikleri ve termal turizmin Çin pazarına uygun tanıtımı öne çıkmalı. Dijital pazarlama: WeChat, Weibo, Douyin ve Xiaohongshu gibi Çin'e özgü platformlarda Denizli'nin görünürlüğünün artırılması gerekiyor. Altyapı iyileştirmeleri: Çince bilgilendirme tabelaları ve WeChat Pay ile Alipay gibi ödeme sistemlerinin entegrasyonu artık zorunluluk haline geldi. İş birlikleri: Türk ve Çinli tur operatörleri arasında ortaklıklar kurulmalı, Çin'deki turizm fuarlarına katılım sağlanmalı ve Trip.com, Fliggy, Klook gibi online platformlarda Denizli tanıtılmalı. Prof. Dr. Bayram sözlerini şöyle tamamladı: "Doğru strateji, etkili tanıtım ve kültürel hassasiyetlere uygun deneyim tasarımıyla Denizli, Çinli turistler için Türkiye'deki en önemli duraklardan biri olabilir."

Denizli, Çameli’de Titrek Kavak Ormanları Görsel Şölen Sunuyor Haber

Denizli, Çameli’de Titrek Kavak Ormanları Görsel Şölen Sunuyor

Denizli'nin Çameli ilçesi, zengin florası ve yüksek endemik tür çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. İlçenin önemli doğal alanlarından biri olan titrek kavak ormanları ise özellikle ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor. Sarı, kızıl, turuncu ve yeşilin tonlarıyla oluşan renk cümbüşü havadan görüntülendi. Denizli'nin Çameli ilçesi, zengin florası ve yüksek endemik tür çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 750 ile 2 bin 300 metre rakımda yer alan ilçe; vadileri, meraları ve yüksek dağlarıyla çok sayıda bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Çameli florasında 200'a yakın endemik bitki türünün bulunması, bölgenin coğrafi yapısının sağladığı doğal zenginlikten kaynaklanıyor. İlçenin önemli doğal alanlarından biri olan titrek kavak ormanları ise özellikle sonbahar ve kış aylarında ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor. Sarıdan kahverengiye uzanan tonların hâkim olduğu bölgede yüksek ağaçların oluşturduğu renk cümbüşü doğaseverler tarafından yoğun ilgi görüyor. Türkiye'de bu denli yoğunlukta görülen titrek kavak topluluklarına nadiren rastlandığını belirten uzmanlar, Çameli'nin bu açıdan önemli bir ekolojik değere sahip olduğuna dikkat çekiyor. Bölge hem biyolojik çeşitlilik hem de doğal güzellik açısından eşsiz bir zenginlik sunuyor. "Bu orman Çameli orman sınırları içerisindedir ve titizlikle korunmaktadır" Titrek kavak ağaçlarının titizlikle korunduğunu ifade eden Endemik Bitkiler Araştırmacısı Rıfat Özdemir, "Bu gördüğünüz titrek kavak ormanları sonbahar ve kış aylarında renk cümbüşü oluşturuyor. Bütün renkleri hemen hemen görürsünüz. Türkiye'deki dağılımı oldukça seyrektir. Bu saha, Çameli orman sınırları içerisindedir ve titizlikle korunmaktadır. Çameli ilçemiz flora açısından çok zengindir" dedi. "Yapılan çalışmalar sonucunda 200'ün üzerinde endemik tür bitki tespit edildi" Çameli'de 200'ün üzerinde endemik tür bitki tespit edildiğini ve çalışmaların devam edeceğini belirten Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan ise, "Çameli ilçemiz endemik türler bakımından en zengin bölgelerden bir tanesi. Özellikle Gargın Yaylası bölge dediğimiz rakamı 2 binin üzerinde olan bir bölgemiz var. Bu bölgemizde şu anda Hasan Hocamızla beraber yapmış olduğumuz çalışmalarla 200'ün üzerinde endemik tür bitki tespitini yaptık. İnşallah yakın bir zamanda da bunların kitap basımını açıklamasını yapmış olacağız. Şu anda özellikle Fethiye-Çameli arasında Akta bölgesi dediğimiz bölgede bir Akkavak orman bölgemiz var. Gerçekten doğanın bir harikası, güzel bir şekilde orada yetişmiş çoğalmış bu ormanımız özellikle sonbahar ve kış aylarında trekking yapmak isteyen yürüyüş yapmak isteyen gruplar için çok güzel bir görsel şölen sunuyor" ifadelerini kullandı. "Vatandaşlarımızı bu güzel doğa harikasını görmeye Çameli'ye davet ediyoruz" Vatandaşları bu güzel doğa harikasını görmeye Çameli'ye davet eden Başkan Cengiz Arslan, "Orman İşletme ile beraber bu bölgenin korunması ile ilgili yerel yönetimler belirli olarak elimizden gelen çabayı sarf ediyoruz. İnşallah buranın doğa turizmine kazandırılması ile ilgili de güzel düşüncemiz projemiz var. Bu bölge bizim yürüyüş rotalarımız alanında en güzel rotalarımız bir tanesi. Bütün bizi izleyen vatandaşlarımızı bu güzel doğa harikasını görmeye Çameli'ye davet ediyoruz" dedi.

Pamukkale’de Termal Su Azalıyor, Travertenler Tehlikede Haber

Pamukkale’de Termal Su Azalıyor, Travertenler Tehlikede

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alan Pamukkale'yi var eden termal su kaynaklarının üçte birine düşmesi, beyaz cennetin her yıl milyonlarca turisti ağırlayan travertenlerini kararma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Yetkililere çağrıda bulunan turizmciler, termal kaynak tasarrufu ve Karahayıt'a özgü kızıl suyun korunması için tesislere doğalgaz verilmesini talep etti. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alan Pamukkale Hierapolis Örenyeri, her yıl yaklaşık 2,5 milyon ziyaretçiyi ağırlıyor. Türkiye'nin kültürel ve doğal varlıkları içinde özel bir yere sahip olan Pamukkale'yi var eden termal suyun debisinin, 450 litreden 150 litre/saniyeye kadar düşmesi travertenlerin canlılığı için açık bir tehdit oluşturuyor. Suyun azalması, doğrudan travertenlerin kararması ve geri dönülemez tahribatlar anlamına geliyor. Bölgede faaliyet gösteren turizmciler, jeotermal kaynakların bilinçli kullanılması için tesislere doğalgaz ile enerji sağlanmasını talep ediyor. Doğalgaz tasarruf ve giderlerin düşmesini sağlayacak Kuraklık sebebiyle yer altı kaynak sularının da hızla azaldığı Pamukkale'de şifa kaynağı olduğuna inanılan Karahayıt kızıl termal suyu da kurama riskiyle karşı karşıya kaldı. Bölgede bulunan bazı pansiyonlarda, kışın ısınmak amacıyla termal suyu kullandığına işaret eden turizmciler, bunun da tüketimi aşırı şekilde artırdığına dikkat çekti. Termal kaynak tasarrufu için bilinçli tüketim ve doğalgazın tek çare olduğunun altını çizen işletmeciler, bölgedeki tesislere doğalgaz verilmesini talep etti. Büyük otellerde dökme gaz kullanıldığı, hattan akışın sağlanması halinde ise gider kalemlerinde de önemli bir azalma yaşanacağı kaydedildi. Dökme gaz ile doğalgaz arasındaki maliyet farkının çok büyük olduğunu ve bir çok pansiyonun bunun için termal suları ısınmada kullanarak telef ettiğini belirten Adempira Termal Otel Genel Müdürü Recep Altuntaş, "Tesislerin çoğunda maliyeti düşük olduğu için kışın ısıtma için dökme doğal gaz kullanılıyor. Pamukkale'ye, Karahayıt'a doğal gaz geldiğinde maliyetler daha da düşecek. Şuan dökme gaz kullanılıyor. Dökme gazın maliyeti de hat üzerinden dağıtılan doğal gazdan daha yüksek. Aradaki maliyet farkı rekabet edilebilir bir fark değil. Bu ısıtma konusu dökme gazla değil de doğal gazla çözülürse termal su kullanımında da tasarruf oluşturur. İşletmeler ısınmada termal suyu kullanmayıp sadece turizmde, şifa havuzlarda kullanır ve böylelikle termal suyun kullanımından da büyük tasarruf oluşur. Bazı işletmeler termal suları kışın ısınma için kullanılıyor. Bu durumda termal suyu kullanımını arttırıyor. Termal sudan tasarruf etmek amacıyla Pamukkale ve Karahayıt Mahallelerine doğalgaz verilmeli. Termal suyu ısınmada genelde pansiyonlar kullanır. Büyük otellerde ortak havuzdan tüm misafirler şifalı termal sudan faydalanabiliyor ama pansiyonlarda bireysel kullanım olduğu için ısınmada da kullanmaları çok rahat" dedi.

Baklan’da Geleneksel Rahvan At Yarışları Coşkuyla Gerçekleşti Video Galeri

Baklan’da Geleneksel Rahvan At Yarışları Coşkuyla Gerçekleşti

Denizli'nin Baklan ilçesinde düzenlenen geleneksel rahvan at yarışları, görsel bir şölene dönüştü. Binlerce kişinin takip ettiği yarışlar hem heyecanı hem de kültürel zenginliğiyle renkli gün yaşattı. Denizli'nin tarım ve hayvancılıkla özdeşleşen ilçesi Baklan'da hafta sonu unutulmaz bir güne ev sahipliği yaptı. Geleneksel hale gelen ve bölge halkı tarafından yıl boyunca merakla beklenen Baklan-Konak Rahvan At Yarışları, Türkiye'nin dört bir yanından gelen yarışçıları ve meraklıları bir araya getirdi. Arap ve İngiliz safkanların yarıştığı pistte, binicilerin ustalığı ve atların gücü nefes kesti. Farklı kategorilerde düzenlenen yarışlarda kıyasıya rekabet yaşanırken, seyirciler tribünlerde dakikalarca ayakta alkışladı. Özellikle final koşusu, heyecanın doruk noktası oldu. Başkan Gülsever: "Kültürümüzü yaşatmaya devam ediyoruz" Baklan'da geçmişi asırlar öncesine dayanan rahvan at yarışlarının 1960'lı yıllardan bu yana yapıldığı hatırlatan Belediye Başkan Yusuf Gülsever, "Türk toplumlarında at; iyi bir dost, yakın bir arkadaş, günlük hayatında en yakın bir yardımcı, sanki bir kardeştir. At yarışları, köklü bir geçmişimize dayanmaktadır. Biz de geleneğimize sahip çıkarak, at yarışı kültürümüzü yaşatmaya devam ediyoruz. Bugün burada dostluk, kardeşlik, dayanışma ve kardeşlik dolu bir gün yaşadık. Türkiye'nin farklı bölgelerinden sporcularımız burada mücadele ettiler. Sporcuların farklı birçok ilde yarışlara katıldıklarını ancak hiçbirinin Baklan kadar geniş katılımlı olmadığını söylemeleri, bizi çok mutlu etti. Bugün burada rekor bir katılıma imza atan sporcularımız ve hemşehrilerimize teşekkür ederiz" dedi. Yarışlar sonunda 10 farklı kategoride dereceye giren at sahiplerine altın, kupa ve para ödülleri takdim edildi.

Pamukkale Bayramda En Çok Ziyaret Edilen İkinci Ören Yeri Oldu Haber

Pamukkale Bayramda En Çok Ziyaret Edilen İkinci Ören Yeri Oldu

Denizli’deki Hierapolis-Pamukkale ören yeri, Kurban Bayramı tatilinde 53 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak, Türkiye’nin en çok ilgi gören ikinci ören yeri oldu. Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüdaverdi Otaklı, "Tarih canlandı, kültürle buluştuk" dedi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale, Kurban Bayramı tatilinde de hem yerli hem yabancı turistlerin gözdesi oldu. Beyaz travertenleri ve antik kentiyle ziyaretçilerini ağırlayan Hierapolis-Pamukkale ören yeri, 53 bin 363 kişiyle bayram boyunca Türkiye genelinde en çok ziyaret edilen ikinci ören yeri oldu. İzmir’deki Efes Antik Kenti 56 bin 423 kişiyle ilk sırada yer alırken; Nevşehir’deki Göreme 24 bin 483, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe 23 bin 176 ve Paşabağlar ise 20 bin 187 kişiyle listenin devamında yer aldı. "Her adımda tarih canlandı" Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüdaverdi Otaklı, bayram boyunca Türkiye genelindeki ören yerlerine yoğun ilgi olduğunu belirterek; "Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un da belirttiği gibi Arefe günüyle birlikte Kurban Bayramı tatilinde, Türkiye’nin dört bir yanındaki 200’e yakın müze ve ören yerimiz toplamda 633 bin 527 ziyaretçiyi ağırladı" dedi. Pamukkale’nin bu listede öne çıkmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Otaklı; "Hierapolis-Pamukkale’miz Mübarek Kurban Bayramı tatilinde Türkiye’de en çok ziyaret edilen ikinci ören yeri oldu, biz de bunun mutluluğunu yaşadık. İlgi gösteren yerli ve yabancı tüm turistlere, herkese çok teşekkür ediyorum. Her adımda kültürle buluştuk, her adımda tarih canlandı. Kültürle yoğrulmuş nice bayramlarda buluşmak dileğiyle" ifadelerini kullandı.

THY’nin “Connect to Türkiye” Etkinliği İzmir’de Gerçekleşti Haber

THY’nin “Connect to Türkiye” Etkinliği İzmir’de Gerçekleşti

Türk Hava Yolları (THY), Türkiye'nin kültürel ve turistik zenginliklerini dünyaya tanıtmak amacıyla sürdürdüğü "Connect to Türkiye" etkinlik serisinin yeni durağında, Ege'nin kalbi İzmir'de turizm profesyonellerini ağırladı. Efes Antik Kenti'nde gerçekleştirilen etkinliğe, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, İzmir Valisi Süleyman Elban ve Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat'ın yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki 90 şehirden gelen yaklaşık 200 büyük tur operatörünün üst düzey yöneticisi katıldı. Etkinlik öncesinde ise katılımcılar, Türkiye'nin termal ve kültürel değerlerini tanımaları için Afyon ve Denizli'de ağırlandı. Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, organizasyona dair yaptığı açıklamada, "Dünyanın dört bir yanından gelen değerli misafirlerimize ülkemizin eşsiz güzelliklerini tanıtmak bizim için büyük bir onur. Türkiye'nin marka değerini yükseltmek ve bölgesel turizme katkı sağlamak adına hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Turizm cazibe merkezi olması için" Etkinlikte konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye'nin turizm açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi konumuna geldiğini ifade etti. Alparslan, "Ülkemizin olağanüstü turizm ürünleri var. Türkiye'de çok sayıda mekanlarımız, turizm ürünlerimiz bulunmakta. Dünyadaki en önemli arkeolojik mekanlar ülkemizde. Göbeklitepe'den Kapadokya'ya, Efes'ten İstanbul'a kadar dünyanın arkeolojik anlamdaki en önemli eserleri ülkemizde. İnsanoğlunun yeryüzündeki macerası bu topraklarda başladığı için tarihi mekanlarımız ve kültürel varlıklarımızla da olağanüstü bir zenginliğe sahibiz. İnanç merkezleri açısından da çok güçlü zenginliğe sahibiz. İslamiyet'in, Hristiyanlığın, Museviliğin en önemli inanç merkezleri ülkemizde bulunmakta. Çok çeşitli, zengin, olağanüstü bir mutfağımız, gastronomimiz var. Akdeniz'de ve Karadeniz'de çok güzel sahillerimiz var. Çok güçlü sağlık merkezlerimiz, kültür merkezlerimiz sayesinde kongre turizmi açısından da çok güçlü potansiyele sahibiz. Ülkemizde aynı anda 4 mevsim yaşanabildiği için bir yerde denize girerken bir yerde kayak yapma imkanınız var. Kış turizmi açısından da güzel tesislerimiz, ürünlerimiz var. Turizm adına aklınıza her ne geliyorsa en güzel örnekleri, ürünleri ülkemizde bulunmakta. Bunun farkında olarak yaptığımız yatırımlarla bunları dünyanın dört bir köşesinde güçlü bir tanıtımla ülkemizin turizm cazibe merkezi olması için çalışmalarımıza devam ettirmekteyiz" diye konuştu. Alparslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünyanın her bir köşesinden çok kısa zamanda İstanbul'a, Antalya'ya ulaşabilmeyi sağlamak konusunda THY gibi bir markamızın olması, turizmde bulunduğumuz noktalarda gelmemizin en önemli sebeplerinden, avantajlarından bir tanesi. Dünyada geçtiğimiz yıl en fazla turist ağlayan 4'üncü ülke konumuna geldik. Geçen yıl 62 milyon yabancı ziyaretçiyi ülkemizde ağırladık, 61 milyar dolar turizm geliri elde ettik. Buralarla yetinmeyip daha üst sıralara çıkmaya, ülkemizde daha fazla yabancı ziyaretçinin gelmesi için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz." "İzmir'e gelmek için çok sebep var" İzmir'in tarihi, doğal güzellikleri, kıyıları, gastronomisi ve doğal rotaları açısından çok özel zenginliklere sahip bir şehir olduğunu vurgulayan İzmir Valisi Süleyman Elban, "Efes, Teos, Smyrna, Bergama başta olmak üzere birçok tarihi şehri içinde barındırıyor. Dikili'den başlayıp Kuşadası'na kadar çok özel sahilleri olan bir şehir. Yine iç kesimlerde çok özel iklimi ve doğal güzellikleriyle, doğa severleri ağırlayacak birbirinden özel dağlık, yaylalık ve ormanlık alanları mevcut. Ülkemizin her köşesinde bulacağınız mutfağın bir özeti İzmir'de. Ciddi göç aldığı için de ülkemizin yakın coğrafyasında bulunan tüm mutfakların örneklerini de burada bulabilirsiniz. Zeytininden incirine birçok doğal ürünü burada bulabildiğiniz için mutfağımıza çok özel tat ve lezzet katan birçok ürün burada bulunabilmekte. Sağlık turizmi, kaplıca turizmi açısından ciddi bir potansiyel mevcut. İzmir'e gelmek için çok bahane var" ifadelerinde bulundu. 2022 yılında New York'ta başlayan ve bugüne kadar birçok uluslararası noktada gerçekleştirilen "Connect to Türkiye" etkinlikleri, Türkiye'nin tanıtımında önemli bir rol üstleniyor. 2024 yılı içerisinde İstanbul'da da düzenlenen etkinlikte, yüzlerce yabancı turizm acentesine Türkiye'nin farklı bölgeleri tanıtılmıştı. İzmir'deki buluşma, katılımcıların büyük beğenisini toplarken, Ege Bölgesi'nin turizm potansiyeline dikkat çekilmesi açısından da önemli bir adım olarak değerlendirildi.

İş Bankası’ndan Laodikeia ve Tripolis Kazılarına 5 Yıllık Destek Video Galeri

İş Bankası’ndan Laodikeia ve Tripolis Kazılarına 5 Yıllık Destek

 Türkiye İş Bankası, Denizli'deki UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Laodikeia ve önemli ticari yolların geçiş güzergâhındaki stratejik konumuyla tarihte önemli bir yerleşim yeri olan Tripolis antik kentlerindeki bilimsel kazı ve araştırma çalışmalarına destek veriyor. Birçok medeniyete tarih boyunca ev sahipliği yapan Anadolu, arkeolojik açıdan insanlığın binlerce yıllık geçmişine de ışık tutuyor. Türkiye İş Bankası, ülkemizin arkeolojik varlığının gün yüzüne çıkarılması, korunmaya alınarak dünya mirasına kazandırılması amacıyla bilim insanlarının yürüttükleri uzun soluklu kazı projelerini destekliyor. Son olarak Denizli'deki iki önemli antik kentte kazı çalışmalarına katkı sunmaya başlayan Banka, Laodikeia Antik Kenti'nde Prof. Dr. Celal Şimşek başkanlığında, Tripolis Antik Kenti'nde Prof. Dr. Bahadır Duman başkanlığında yürütülen bilimsel kazı ve araştırmalara 5 yıl boyunca destek sağlayacak. "Ülkemizin dünya mirasına sunduğu ve sunacağı katkıların zenginliğini her seferinde yeniden görüyoruz" İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, konuya ilişkin açıklamasında, kadim uygarlıkların izini sürerek ülkemizin ve dünyanın zengin kültürel mirasına katkı sağlayan arkeolojik çalışmaların önemine işaret ederek, bu uzun soluklu çalışmaların yoğun emek ve çabalarla sürdürüldüğünü vurguladı. İş Sanat aracılığıyla uzun süredir destek verdikleri arkeolojiyi kurumsal sosyal sorumluluk alanlarından biri olarak gördüklerinin altını çizen Sözen, şöyle devam etti: "Şu ana kadar Gaziantep'te Zeugma Antik Kenti, Antalya'da Patara Antik Kenti, İzmir'de Teos Antik Kenti, Aydın'da Nysa Antik Kenti, Muğla'da Stratonikeia Antik Kenti ve Kırşehir-Kaman'daki kazı çalışmalarına katkıda bulunduk. Kazıların yapıldığı antik kentlerdeki gelişmeleri yakından izlerken, ülkemizin dünya mirasına sunduğu ve sunacağı katkıların zenginliğini her seferinde yeniden görüyoruz. Tripolis ve Laodikeia Antik Kentlerinde de Lidyalılar, Frigyalılar, Romalılar ve Bizanslılar'ın binlerce yıllık izlerini görmek mümkün. Köklü bir geçmişin sessiz tanıkları olan ve tiyatrolardan agoralara, sütunlu caddelere birçok anıtsal yapıya ev sahipliği yapan bu kentlerde eminim ki önümüzdeki dönemde de arkeolojik mirasımıza dair pek çok yeni bilgi ortaya çıkacaktır." "Çürüksu Vadisi'nin parlayan yıldızı Laodikeia" Laodikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek de 2003 yılında başlatılan kazı çalışmalarıyla antik kentin yavaş yavaş ayağa kaldırıldığını, özellikle 2013 yılında yürütülen çalışmalarla burayı UNESCO'nun Dünya Geçici Kültür Mirası listesine aldırdıklarını belirtti. 2016'da Laodikeia Kilisesi'nde yaptıkları titiz restorasyon ve konservasyon çalışmaları sayesinde Avrupa Birliği Europa Nostra ödülünü aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Şimşek, şöyle konuştu: "Laodikeia, 8 kilometrekarelik alana yayılan, Denizli'nin binlerce yıl önceki aktif ticari hayatını yansıtan ve birçok belgeyi sunan bir kent olması itibarıyla önemli. Tekstil ticaretine, tarımsal faaliyetlere, hayvansal ürünlere, mermer ticaretine ev sahipliği yapan; bir tıp fakültesi, iki tiyatrosu bulunan ve Olimpiya'daki olimpiyat oyunlarından sonra Anadolu'daki en etkin heptatlon ve dekatlon yarışmalarıyla bilinen bir antik kenti ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Çürüksu (Lykos) Vadisi'nin parlayan yıldızı Laodikeia, binlerce yıl öncesinden bizleri kucaklıyor. Biz, bu kültür mirasının gelecek kuşaklara aktarılması için canla başla çalışıyoruz." Laodikeia'nın Anadolu'nun en çok gezilen 10 ören yeri içinde yer aldığını söyleyen Şimşek, "Bugüne kadar başta Kültür ve Turizm Bakanlığı ve kazıların yürütücüsü olarak Pamukkale Üniversitesi olmak üzere pek çok kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun desteğini aldık. Bu yıl itibarıyla 5 yıllık bir program dahilinde Türkiye İş Bankası'nın kazılarımıza sponsor olmasından büyük mutluluk duyduk. Bu desteğin prestij açısından da kıymetli olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Tripolis'te MÖ 5500'lerden 1920'lere kadar tarihin farklı sahnelerine ait yerleşim izleri görüyoruz" Tripolis Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bahadır Duman ise 2012 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi adına yılın 12 ayı devam eden kazı çalışmaları yürüttüklerini, Tripolis'in aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın başlattığı Geleceğe Miras projesinin bir parçası olduğunu söyledi. Kentin farklı noktalarında kazı çalışmalarının devam ettiğini belirten Duman, "Tripolis'in en önemli özelliği bir yamaç kenti olması. Bu nedenle kentin kuzeyinden güneye doğru akan erozyon toprağı katman katman bu kentin üstünü kapatmış. Dolayısıyla kazı çalışmaları sonrasında yaklaşık 3 ve 9 metre arasındaki dolgunun ardından kentte yapılar sağlam bir şekilde, neredeyse çatı seviyesinde ortaya çıkabiliyor. M.Ö. 5500'lerde ilk yerleşim izlerini tespit ettiğimiz Tripolis'te 1920'lere kadar çeşitli katmanlara ait, tarihin farklı sahnelerine ait yerleşim izlerini görüyoruz. Mevcut kalıntılar dahilinde özellikle MS. 2. ve 3. yüzyılda kentte 20-25 bin civarında bir nüfusun yaşadığını öngörüyoruz" diye konuştu. Zeytinin de Tripolis için önemli bir ürün olarak öne çıktığını ifade eden Duman, konuyla ilgili yürütülen akademik çalışmalar neticesinde Roma döneminde Tripolis'in çok gelişmiş düzeyde bir zeytin yetiştiriciliğine sahip olduğunu, bu üründen önemli gelir elde ettiğinin görüldüğünü aktardı. Geleceğe Miras projesine dahil edilmesi ve ören yeri statüsü almasının ardından Tripolis'in ziyaretçilerinin de giderek artacağını vurgulayan Prof. Dr. Duman, "2025 itibarıyla Türkiye İş Bankası da Tripolis'in önemli destekçilerinden biri oldu. Banka, 5 yıl boyunca Tripolis kazılarına destek verecek" ifadelerini kullandı. Laodikeia Antik Kenti Anadolu'nun en önemli arkeolojik kazı alanları arasında yer alan ve antik dönemlerde ticaret, kültür ve inanç açısından önemli bir merkez olan Laodikeia'nın özellikle Roma imparatorluğu döneminde büyük bir refah ve zenginlik içinde yaşadığı biliniyor. MÖ 3. yüzyılda Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından eşi Laodike adına kurulan kent, Lykos (Çürüksu) Nehri'nin suladığı verimli bir ovada bulunuyor. Ören yerinde 2003 yılından bu yana yapılan kazı ve araştırmalar, ilk yerleşimin MÖ 5500 yılından başlamak üzere MS 7. yüzyıl depremine kadar kesintisiz devam ettiğini gösteriyor. Zamanında yün ve tekstil üretimiyle ünlü olan ve antik kaynaklarda kaliteli yünleriyle anılan Laodikeia, Ana Ticaret Yolu'nun bir kolu üzerinde bulunması nedeniyle de büyük önem taşıyor. Yaklaşık 8 kilometrelik alana yayılan Antik Kent, İncil'de adı geçen yedi kiliseden birine de ev sahipliği yapıyor. Laodikeia, 2013 yılından bu yana UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde yer alıyor. Kentin önemli yapıları arasında Batı Tiyatrosu, Stadyum, Güney Hamamı-Gymnasium Kompleksi, Suriye Caddesi, Doğu Hamamı, Septimius Severus Anıtsal Çeşmesi, Tapınak A, Merkezi Agora, Merkezi Hamam, Caracalla Çeşmesi, Bouleterion (Meclis Binası), Güney Agorası, Kiliseli Perıstylli Ev, Laodikeia (Katedrali) Kilisesi, Stadyum Caddesi, Efes Caddesi Portikosu, Traian Nymphaeumu, I. Su Dağıtım Terminali (Castellum Aquae), Kuzey (Kutsal) Agora, Propylonlar yer alıyor. Tripolis Antik Kenti Denizli'nin Buldan ilçesi sınırlarında yer alan Tripolis Antik Kenti, antik dönemdeki isimleriyle Lydia, Phrygia ve Karia Bölgeleri'nin kesişim noktasında önemli ticari yolların geçiş güzergahında yer alıyor. Yaklaşık 2 kilometrekarelik bir alana yayılan Antik Kent, Çürüksu Vadisi'nin kuzeybatı ucunda vadiye hakim bir tepenin güney yamacında yer alıyor ve stratejik konumu sayesinde hem Ege'ye hem de İç Anadolu ve Akdeniz'e ulaşımı bulunuyor. İsmi Helenistik Dönem'de çeşitli kaynaklarda geçmeye başlayan kentin sanat, müzik, şiir ve kültürün koruyucu tanrısı Apollon'a ithafen Apollonia olarak kurulduğu, daha sonra Roma generali Marcus Antonius'a ithafen Antoniopolis adını aldığı, son olarak İmparator Augustos Dönemi'nden itibaren Tripolis olarak değiştirildiği biliniyor. Antik kentin yüzeyinde yer alan kalıntılar Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari özellikleri ve yapı örneklerini yansıtırken, birçok kez yıkıcı depremlerden etkilenen kentte yaşamın pek çok kez yeniden inşa edildiği görülüyor. Tripolis Antik Kenti'nde bu zamana kadar Agora, Konut alanı ve Mozaikli Ev, Sütunlu Cadde, Kilise, Ana cadde, Taberna, Granarium (Tahıl Ambarı), Kemerli Yapı, Anıtsal Çeşme, Agora Hamamı, Latrina (Roma Tuvaleti), Taş Kesim Atölyesi, Roma Dükkânları, Kutsal Alan, Tiyatro, Nekropoller (Mezarlık), Büyük Tekke Türbesi, Yukarı Kale, Hamambükü Höyük, Akkayahöyük alanlarında kazı ve yüzey araştırma çalışmaları gerçekleştirilmiş durumda.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.