Hava Durumu

#Çatışma

TOURISMJOURNAL - Çatışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çatışma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İsrail ve ABD’den Körfez turizmine 56 milyar dolarlık tehdit Haber

İsrail ve ABD’den Körfez turizmine 56 milyar dolarlık tehdit

ABD ve İsrail’in müzakerelerin ortasındayken İran’a başlattığı saldırılar tüm Orta Doğu ve Körfez bölgesini ateş çemberine çevirdi. ABD Başkanı Trump, savaşın 4-5 hafta sürmesinin öngörüldüğünü ancak bu sürenin çok daha uzun olabileceğini söyledi. Savaş ve tırmanan gerilim, turizm sektörünü derin bir krizin eşiğine getirdi. ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırıları ve İran’ın misillemeleri, bölgedeki seyahat trafiğini durma noktasına getirirken milyarlarca euroluk bir ekonomik kayıp beklentisini de beraberinde getirdi. Euronews Türkçe’de yer alan habere göre birçok hükümet; İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar gibi ülkeler için "zorunlu olmayan haller dışında seyahat etmeyin" uyarısında bulunurken, bölgedeki hava sahasının büyük bir koridoru kapalı kalmaya devam ediyor. Dubai ve Doha gibi popüler turizm merkezlerinde bulunan yolcular, sınırlı sayıdaki tahliye uçuşlarıyla evlerine dönmeye çalışıyor. Pazartesi günü konuyla ilgili açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki harekatın dört ila beş hafta sürmesinin öngörüldüğünü ancak bu sürecin "çok daha uzun sürebileceğini" belirtti. Ziyaretçi sayısında 30 milyonluk düşüş bekleniyor Yükselen tansiyonun, son dönemde Orta Doğu ve Körfez'de ivme kazanan turizm hamlesini sekteye uğratabileceği ifade ediliyor. Orta Doğu Seyahat İttifakı (Middle East Travel Alliance) Pazarlama Müdürü İbrahim Khaled, Euronews Travel'a yaptığı açıklamada, bölgedeki yeni yatırımlarla birlikte her yıl istikrarlı bir büyüme yakaladıklarını, özellikle 2019'da kapılarını turizme açan Suudi Arabistan'ın en heyecan verici destinasyon olduğunu belirtti. Ancak Khaled, son olayların bu büyümeyi bıçak gibi kestiğini ifade ederek, "Uçuş yasaklı listeler nedeniyle çok sayıda iptal alıyoruz. Belirli bölgelere yapılan tüm seyahatler şu an askıda," dedi. Zararın büyüklüğü 56 milyar dolara ulaşabilir Tourism Economics tarafından hazırlanan yeni bir rapor da bu karamsar tabloyu destekliyor. Tourism Economics Küresel Tahmin Direktörü Helen McDermott ve Kıdemli Ekonomist Jessie Smith, "Çatışma nedeniyle 2026 yılında Orta Doğu'ya gelen ziyaretçi sayısının yıllık bazda yüzde 11 ila yüzde 27 oranında düşebileceğini tahmin ediyoruz. Oysa aralık ayı öngörümüz yüzde 13'lük bir büyüme yönündeydi," açıklamasında bulundu. Bu veriler, bölge için 23 ila 38 milyon daha az turist ve 34 milyar ile 56 milyar dolar (yaklaşık 29 milyar - 48 milyar euro) arasında bir harcama kaybı anlamına geliyor. Uzmanlar, bu çatışmanın turizm talebi üzerindeki etkisinin, geçen yılki gerilimlerden çok daha büyük olacağını vurguluyor. En büyük darbeyi Körfez ülkeleri alacak Tourism Economics raporuna göre, en büyük hacimli kayıpları Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri yaşayacak. Daha önce "güvenli ve istikrarlı" imajıyla turist çeken BAE ve Suudi Arabistan, uluslararası ziyaretçi hacmi ve hava yolu bağlantısına olan yoğun bağımlılıkları nedeniyle en savunmasız ülkeler olarak öne çıkıyor. Kara yoluyla girişlerin toplam varışlar içinde önemli bir pay tuttuğu Katar (yüzde 32) ve Bahreyn (yüzde 74) gibi ülkelerin ise oransal olarak daha az etkilenmesi bekleniyor. Ancak İran'ın bölge genelinde Amerikan üslerini, lojistik merkezlerini, radarlarını ve askerlerin konakladığı otelleri hedef alan misilleme saldırıları, güvenlik algısını tüm Körfez ülkeleri nezdinde zayıflatıyor. Öte yandan, dünya genelindeki uluslararası aktarma faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 14'ünün gerçekleştiği Orta Doğu havalimanlarındaki aksamalar, küresel bir zincirleme etki yaratıyor. Özellikle Avrupa ile Asya-Pasifik arasındaki ana rotaların bu durumdan olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz görünüyor.

Orta Doğu Gerilimi, Turizmde Büyük Kayıp Beklentisi Haber

Orta Doğu Gerilimi, Turizmde Büyük Kayıp Beklentisi

Orta Doğu ve Körfez bölgesinde tırmanan gerilim, turizm sektörünü derin bir krizin eşiğine getirdi. ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışma riskinin artması, bölgedeki seyahat trafiğini durma noktasına getirirken milyarlarca euroluk bir ekonomik kayıp beklentisini de beraberinde getirdi. Birçok hükümet; İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar gibi ülkeler için "zorunlu olmayan haller dışında seyahat etmeyin" uyarısında bulunurken, bölgedeki hava sahasının büyük bir koridoru kapalı kalmaya devam ediyor. Dubai ve Doha gibi popüler turizm merkezlerinde bulunan yolcular, sınırlı sayıdaki tahliye uçuşlarıyla evlerine dönmeye çalışıyor. Pazartesi günü konuyla ilgili açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki harekatın dört ila beş hafta sürmesinin öngörüldüğünü ancak bu sürecin "çok daha uzun sürebileceğini" belirtti. Ziyaretçi sayısında 30 milyonluk düşüş bekleniyor Yükselen tansiyon, son dönemde Orta Doğu ve Körfez'de ivme kazanan turizm hamlesini sekteye uğratacak gibi görünüyor. Orta Doğu Seyahat İttifakı (Middle East Travel Alliance) Pazarlama Müdürü İbrahim Khaled, Euronews Travel'a yaptığı açıklamada, bölgedeki yeni yatırımlarla birlikte her yıl istikrarlı bir büyüme yakaladıklarını, özellikle 2019'da kapılarını turizme açan Suudi Arabistan'ın en heyecan verici destinasyon olduğunu belirtti. Ancak Khaled, son olayların bu büyümeyi bıçak gibi kestiğini ifade ederek, "Uçuş yasaklı listeler nedeniyle çok sayıda iptal alıyoruz. Belirli bölgelere yapılan tüm seyahatler şu an askıda," dedi. Tourism Economics tarafından hazırlanan yeni bir rapor da bu karamsar tabloyu destekliyor. Kurumun Küresel Tahmin Direktörü Helen McDermott ve Kıdemli Ekonomist Jessie Smith, "Çatışma nedeniyle 2026 yılında Orta Doğu'ya gelen ziyaretçi sayısının yıllık bazda yüzde 11 ila yüzde 27 oranında düşebileceğini tahmin ediyoruz. Oysa aralık ayı öngörümüz yüzde 13'lük bir büyüme yönündeydi," açıklamasında bulundu. Bu veriler, bölge için 23 ila 38 milyon daha az turist ve 34 milyar ile 56 milyar dolar (yaklaşık 29 milyar - 48 milyar euro) arasında bir harcama kaybı anlamına geliyor. Uzmanlar, bu çatışmanın turizm talebi üzerindeki etkisinin, geçen yılki gerilimlerden çok daha büyük olacağını vurguluyor. En büyük darbeyi Körfez ülkeleri alacak Tourism Economics raporuna göre, en büyük hacimli kayıpları Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri yaşayacak. Daha önce "güvenli ve istikrarlı" imajıyla turist çeken BAE ve Suudi Arabistan, uluslararası ziyaretçi hacmi ve hava yolu bağlantısına olan yoğun bağımlılıkları nedeniyle en savunmasız ülkeler olarak öne çıkıyor. Kara yoluyla girişlerin toplam varışlar içinde önemli bir pay tuttuğu Katar (yüzde 32) ve Bahreyn (yüzde 74) gibi ülkelerin ise oransal olarak daha az etkilenmesi bekleniyor. Ancak İran'ın bölge geneline yayılan misilleme saldırıları, güvenlik algısını tüm Körfez ülkeleri nezdinde zayıflatıyor. Öte yandan, dünya genelindeki uluslararası aktarma faaliyetlerinin yaklaşık %14'ünün gerçekleştiği Orta Doğu havalimanlarındaki aksamalar, küresel bir zincirleme etki yaratıyor. Özellikle Avrupa ile Asya-Pasifik arasındaki ana rotaların bu durumdan olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz görünüyor. Sektör "dayanıklılığa" güveniyor Mevcut tablonun ciddiyetine rağmen, sektör temsilcileri uzun vadeli bir çöküş beklemiyor. İbrahim Khaled, Orta Doğu'nun her zaman dirençli bir pazar olduğunu ve istikrar sağlandığında talebin hızla geri döneceğini savunuyor. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Başkanı ve CEO'su Gloria Guevara da benzer bir görüş paylaşarak, "Seyahat ve turizm sektörü, küresel zorluklar karşısında dayanıklılığını her zaman kanıtlamıştır. Sektör, belirsizlik dönemlerinde sorumlulukla hareket etmeye ve uyum sağlamaya devam ediyor," dedi.

Gaziantep, Suriye’nin Yeniden Yapılanmasında Kilit Rol Oynayacak Haber

Gaziantep, Suriye’nin Yeniden Yapılanmasında Kilit Rol Oynayacak

GAZİANTEP (İHA) - Gaziantep Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Akıncı, Suriye’deki son gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, Suriye’nin yeniden güvenli ve istikrarlı hale gelmesinin bölge ve Gaziantep için kritik bir önem taşıdığını belirtti. Akıncı, "Suriye’deki iç savaş, 13 yıl boyunca sadece Suriye’yi değil, tüm bölgeyi derinden etkileyen kapsamlı bir kriz haline gelmişti. Ancak bugün geldiğimiz aşamada, Suriye’deki yeni dönem, bölgedeki güven ve istikrarın sağlanması açısından önemli bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Gaziantep, Suriye’ye olan coğrafi yakınlığı, kültürel bağları ve geçmişteki deneyimleriyle, bu yeni dönemde önemli bir rol üstlenmeye hazırdır" dedi. SİYASİ VE EKONOMİK İSTİKRAR İÇİN YAPILANDIRMA ADIMLARI Suriye’nin istikrarının sağlanmasının yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, siyasi ve ekonomik yapılandırma adımlarıyla mümkün olacağını belirten Akıncı, "Suriye’deki gelişmelerle birlikte, Gaziantep’te Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşlerine yönelik bir hareketlilik gözlemlenmektedir. Bu dönüşler hem insani hem de ekonomik açıdan önemli bir gelişme oluşturmaktadır. Suriyelilerin kendi topraklarına dönmesi, Türkiye ve Gaziantep’in üzerindeki sosyal ve ekonomik yükü hafifletirken, şehirdeki kaynakların daha verimli kullanılmasına imkan sağlayacaktır" açıklamasında bulundu. İŞ GÜCÜ DİNAMİKLERİ DEĞİŞEBİLİR Akıncı, ülkesine dönen Suriyelilerin iş gücü piyasasında açacağı boşlukla ilgili, "Bu dönüş süreci, Gaziantep'teki iş gücü dinamiklerinde geçici değişikliklere yol açabilir. Ancak, şehrimizin genç ve dinamik nüfusunun etkin bir şekilde yönlendirilmesiyle, bu geçiş dönemi sorunsuz bir şekilde aşılabilir. Özellikle, iş gücü piyasasında aktif olarak yer alabilecek ancak henüz istihdama kazandırılmamış kesimlerin çalışmaya dahil edilmesi, şehrimizin üretim kapasitesinin devamlılığını sağlayacak ve geçici iş gücü eksikliklerini hızla giderecektir" yorumunda bulundu. Gaziantep’in gıda sanayi ve tarımsal üretim altyapısındaki gücünün, Suriye’nin artan gıda talebini karşılamak için büyük bir avantaj sunduğunu söyleyen Akıncı, iki bölge arasında güçlü bir ticaret ağının oluşacağını vurguladı. Akıncı, Suriye’nin Gaziantep’in ihracatında üçüncü sırada yer aldığını ve bu rakamın ilerleyen dönemde artmasının beklendiğini dile getirerek, "Gaziantep bu anlamda, Suriye’nin yeniden inşa sürecinde önemli bir rol üstlenmeye adaydır. Suriye ile olan ekonomik bağların güçlenmesi, sadece Gaziantep’in değil, tüm bölgenin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacaktır. Bu süreçte, Gaziantep Ticaret Borsası olarak, sektörlerimize yönelik desteklerimizi sürdürmeye ve şehrimizin ekonomisinin güçlenmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.