Hava Durumu

#Avrupa Birliği

TOURISMJOURNAL - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Atina Turizm Yoğunluğuna Karşı Yeni Kısıtlamalar Hazırlıyor Haber

Atina Turizm Yoğunluğuna Karşı Yeni Kısıtlamalar Hazırlıyor

Yunanistan’ın başkenti Atina’da artan turist yoğunluğu, kent yönetimini yeni kısıtlamalar almaya yöneltti. Belediye Başkanı Haris Doukas, kentin “dev bir otele dönüşemeyeceğini” belirterek özellikle tarihi merkezde turizm faaliyetlerinin sınırlandırılması için yasal adımlar atacaklarını açıkladı. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Atina’da turist sayısı 8 milyonu aşarken, yaklaşık 700 bin nüfuslu kentte altyapı ve konut piyasası üzerindeki baskı giderek artıyor. Belediye yetkilileri, kısa süreli kiralamaların özellikle Plaka bölgesinde son yıllarda iki katından fazla arttığını ve bunun yerel halkı merkezden uzaklaştırdığını belirtiyor. Doukas, tarihi merkezde yeni otel, kısa dönem kiralama ve turizm odaklı işletmelere izin verilmemesi için hazırlanan düzenlemeye destek verdiğini ifade etti. “Plaka’da artık yer yok. Aşırı doygunluk söz konusu” diyen Doukas, yatırımcıların daha az yoğun bölgelere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kent yönetimi ayrıca yeni otel inşaatlarına yönelik ruhsatların dondurulmasını da gündemine aldı. Bu adım, Yunan hükümetinin Akropolis çevresindeki bazı mahallelerde kısa süreli kiralamaları sınırlayan uygulamasının ardından geldi. Turizm sektöründen destek geldi Öte yandan turizm sektöründen de sınırlama çağrılarına destek geldi. Otelciler birliği başkanı Evgenios Vassilikos, Barcelona örneğini hatırlatarak yeni otel ruhsatlarına kota getirilebileceğini söyledi. Barcelona’da 2017’den bu yana yeni otel lisansı verilmezken, Belediye Başkanı Jaume Collboni kısa süreli kiralamaları 2028 itibarıyla tamamen yasaklamayı planlıyor. Doukas, Atina’nın benzer bir yola girmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Şehir merkezi bir otel bölgesine dönüşürken bunu görmezden gelemeyiz” dedi. Artan turizm baskısı, kentte konut krizini de derinleştiriyor. Kısa süreli kiralamaların yaygınlaşmasıyla kira fiyatları yükselirken, özellikle gençler ve dar gelirli gruplar merkezde barınmakta zorlanıyor. Belediye bu soruna karşı sosyal konut projeleri geliştirmeyi ve Avrupa Birliği fonlarıyla boş binaları yenileyerek uygun fiyatlı konut üretmeyi planlıyor. Kentte yeşil alanlar da artacak Doukas yönetimi ayrıca yeşil alanları artırmayı ve kentteki yapılaşmayı sınırlandırmayı hedefliyor. Belediye, bazı binaların yıkılarak park ve kamusal alanlara dönüştürülmesini de içeren bir plan üzerinde çalışıyor. “Atina halkı için var” diyen Doukas, kentin yalnızca turizm gelirleri üzerinden şekillendirilmesine karşı çıkarak, yaşam kalitesini önceleyen bir model hedeflediklerini belirtti.

YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı Antalya’da açıldı Haber

YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı Antalya’da açıldı

"YÖREX Anadolu'nun hikayesidir" Açılışta konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX'in sadece bir fuar olmadığını vurgulayarak, "YÖREX, emeğin değer kazandığı, kültürün kimlik bulduğu, Anadolu'nun dünyaya ses verdiği bir hikâyedir" dedi. 2009 yılında "Bu toprakların ürettiği değer hak ettiği yeri bulmalı" anlayışıyla yola çıktıklarını belirten Çandır, bugün gelinen noktada YÖREX'in bu vizyonun somut karşılığı olduğunu ifade etti. YÖREX'in düzenlendiği ANFAŞ'ta 5 gün boyunca Anadolu'nun zenginliklerinin sergileneceğini kaydeden Çandır, "Bir halıda sabrı, bir peynirde emeği, bir desende kültürü hissedeceğiz. Çünkü biz sadece ürün üretmiyoruz, değer üretiyoruz" diye konuştu. YÖREX kapsamında kurulan B2B alanına da değinen Ali Çandır, üreticilerin doğrudan alıcılarla buluşturulduğunu belirterek, "Hedefimiz ürünlerimizi dünya markası haline getirmek" dedi. "Kültürümüz bir ummandır" Antalya Valisi Hulusi Şahin ise konuşmasında milli kültürün zenginliğine dikkat çekerek, "Milli kültürümüz bir ummana, bir deryaya benzer. İçinde nice renkleri, güzellikleri barındırır. Tıpkı bir kilimin desenleri gibi her biri ayrı güzel ama aslında bir bütünün parçasıdır. Artık sadece tescil değil, tanıtım ve pazarlama aşamasındayız. Bu ürünlerden ekonomik değer üretmeli, ülkemize katkı sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Dünyada coğrafi işaret ekonomisinin büyüklüğüne de dikkat çeken Şahin, bu alanda Türkiye'nin daha fazla pay alması gerektiğini belirterek, zincir marketlerde coğrafi işaretli ürünlere özel alanlar oluşturulmasının önemine işaret etti. YÖREX'in Türkiye'nin vitrini olduğunu ifade eden Şahin, Antalya'nın milyonlarca turisti ağırlayan bir şehir olduğuna değinerek, "En güzel ürünlerimizi misafirlerimize sunuyoruz. Aynı zamanda bu fuar, yeni nesillere kendi kültürlerini tanıtmak için de önemli bir fırsattır. Çocuklarımızı YÖREX'e getirmeliyiz" dedi. "Coğrafi işaretlerde büyük artış" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise YÖREX'in coğrafi işaretli ürünlerin artmasında önemli rol oynadığını belirterek, "Son 16 yılda coğrafi işaretli ürün sayımız yaklaşık 18 kat artarak bin 800'ün üzerine çıktı. 46 ürünümüz de Avrupa Birliği'nden tescil aldı" ifadelerini kullandı. "Antalya fuarcılıkta da güçlü olmalı" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da Antalya'nın turizmde güçlü bir şehir olduğunu belirterek, fuarcılıkta da aynı başarıyı yakalaması gerektiğini söyledi. "Coğrafi işaret çalışmaları hızlandı" TÜRKPATENT Başkanı Muhammed Zeki Durak ise Türkiye'nin coğrafi işaret konusunda önemli mesafe kat ettiğini belirterek, son yıllarda başvuru ve tescil sayılarında ciddi artış yaşandığını söyledi. "YÖREX kültürel mirasın taşıyıcısı" Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir ise YÖREX'in Anadolu'nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli bir organizasyon olduğunu belirtti. Tören sonunda, Avrupa Birliği'nden ticari ürün tescili alan kurumlara da protokol tarafından ödüller verildi. Türkiye'nin dört bir yanından gelen yöresel ürünlerin sergilendiği YÖREX, ziyaretçilerine hem kültürel hem de ticari anlamda önemli fırsatlar sunmaya devam edecek. Fuarın açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammed Zeki Durak, ATB Başkanı Ali Çandır ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.

Denizli’de gastronomi hamlesi: 162 lezzet markalaşacak Haber

Denizli’de gastronomi hamlesi: 162 lezzet markalaşacak

Denizli’nin zengin mutfak kültürü, kapsamlı bir gastronomi turizmi yol haritası ile yeniden şekilleniyor. Prof. Dr. Serkan Bertan öncülüğünde yapılan araştırmada, kentin coğrafi yapısı, iklimi, tarımsal üretimi ve kültürel yaşamının etkisiyle oluşmuş toplam 162 yöresel lezzet tespit edildi. Bu çalışma, Denizli mutfağının yalnızca yerel değil, ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılması için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Araştırmaya göre Denizli mutfağında doğal ve mevsiminde yetişen ürünler öne çıkarken, yufka kullanımı yaygın bir tercih olarak dikkat çekiyor. Sabah kahvaltılarının oldukça zengin ve doyurucu olduğu kentte, akşam yemeklerinde ise sindirimi kolay hafif yemekler tercih ediliyor. Bu özellikler, Denizli mutfağını özgün kılan temel unsurlar arasında yer alıyor. Hazırlanan gastronomi turizmi yol haritası, kentin mutfak kültürünü markalaştırmayı hedefleyen çok yönlü bir plan içeriyor. Bu kapsamda öncelikle Denizli gastronomi haritasının basılı olarak ücretsiz dağıtılması ve ilçe bazlı tanıtımların yapılması planlanıyor. "MiniaGastroDenizli" projesi ile kentin mutfak değerlerinin minyatür konseptte sergilenmesi hedeflenirken, leblebi, kiraz çiçeği ve tarhana gibi ürünler için tematik festivaller düzenlenmesi öngörülüyor. Yöresel lezzetler yolu Dijitalleşme de yol haritasının önemli ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli sistemler ve karekodlu bilgilendirme panoları sayesinde ziyaretçilere interaktif bir gastronomi deneyimi sunulması planlanıyor. Ayrıca "Yöresel Lezzetler Yolu" oluşturularak Karahöyük Ekmeği, Denizli Tandır Kebabı, Tavas Baklavası ve Kaşık Helva gibi ürünlerin belirli rotalar üzerinden tanıtılması hedefleniyor. Coğrafi işaretli ürünlerin ön plana çıkarılması da planın önemli başlıkları arasında yer alıyor. Babadağ Kekik Balı, Honaz Kirazı, Kale Biberi ve Denizli Leblebisi gibi ürünler için Avrupa Birliği nezdinde tescil başvurularının yapılması planlanırken, yerel üreticilerin desteklenmesi ve ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştırılması amaçlanıyor. Gastronomi turizminin sahaya yansıması için belirlenen özel rota ise dikkat çekiyor. Cankurtaran’dan başlayıp Tavas’a kadar uzanan gastronomi yolunda; yöresel pazarlar, kültür evleri, kadın kooperatifleri ve gastronomi müzeleri yer alacak. Bu güzergâhta ziyaretçilere hem lezzet deneyimi hem de kültürel etkileşim imkânı sunulacak. Ayrıca Elmalı ve Kızılcabölük köylerinin "gastronomi köyü" ilan edilmesi planlanıyor. Gastronomi Müzesi Denizli’de kurulması planlanan gastronomi müzesi ise projenin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu merkezde yöresel yemekler, kadın kooperatifleri tarafından hazırlanarak ziyaretçilere sunulacak, aynı zamanda atölye çalışmaları ve uygulamalı eğitimler düzenlenecek. Unutulmaya yüz tutmuş tariflerin yeniden canlandırılması ve mutfak kültürünün gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kent merkezinde ise gastronomi odaklı dönüşüm planları bulunuyor. Peynirciler Çarşısı’nın kültür deneyim merkezine dönüştürülmesi, Kaleiçi Çarşısı’nın yeniden düzenlenmesi ve Bayramyeri çevresinde gastronomi sokağı oluşturulması planlanıyor. Ayrıca restoranlarda yöresel yemeklerin menülere eklenmesi ve tadım menülerinin oluşturulması teşvik edilecek. Tarım ve turizmi buluşturmayı amaçlayan agro turizm uygulamaları da yol haritasında yer alıyor. Hasat festivalleri, "kendin topla" modeli ve çiftçi-turist buluşmaları ile ziyaretçilere doğrudan üretim sürecine katılma imkânı sunulacak. Bu sayede hem kırsal kalkınma desteklenecek hem de turizm çeşitliliği artırılacak. Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası, yalnızca bir tanıtım projesi olmanın ötesinde, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen kapsamlı bir vizyon sunuyor. Yerel değerlerin korunarak dünya çapında tanıtılması hedeflenirken, Denizli’nin gastronomi turizminde güçlü bir marka haline gelmesi amaçlanıyor.

Hasans: “Antalya, Letonyalıların ilk tercihi” Haber

Hasans: “Antalya, Letonyalıların ilk tercihi”

Antalya Büyükşehir Belediye Genel Sekreteri Cansel Tuncer'in ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarete Letonya Ankara Büyükelçisi Bahtijors Hasans, Antalya Letonya Fahri Konsolosu Aslı Ulukapı ve Büyükelçi Asistanı Didzis Jeremics eşlik etti. "Yeni bir sayfa açacağız" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Cansel Tuncer, "Ziyaretiniz bizim için çok anlamlıdır, Avrupa Birliği heyeti ziyareti sırasında gerçekleştirdiğimiz temasları hatırlıyoruz. Bu görüşmelerin her biri iş birliğimizi güçlendirmiştir ve sizi bugün yeniden ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bugünkü toplantı yalnızca fikir alışverişi yapmakla ilgili değil, aynı zamanda iş birliğimizde yeni bir sayfa açmakla ilgilidir" diye konuştu. 25 AB finansmanlı proje hayata geçirildi Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin son üç yılda, toplam bütçesi 3,5 milyon Euro'yu aşan, yaklaşık 25 AB finansmanlı projeyi hayata geçirdiğini söyleyen Cansel Tuncer, "Bunların tamamı kendi ekibimiz tarafından geliştirilmiş ve yönetilmiştir; bu da güçlü kurumsal kapasitemizi yansıtmaktadır. Letonya ile özellikle Riga gibi şehirlerle, iklim nötrlüğü, dijital dönüşüm, akıllı yönetişim ve AB iş birliği alanlarında ortak öncelikleri paylaştığımız için güçlü bir uyum görüyoruz. Bu durum, pratik iş birliği için sağlam bir temel oluşturmaktadır. Antalya olarak uluslararası şehir ağlarında aktifiz ve birlikte çalışmaya hazırız. AB fonlu projelerde, iklim ve enerji dönüşümünde, akıllı şehir çözümlerinde ve sürdürülebilir turizmde iş birliği için güçlü bir potansiyel görüyoruz" dedi. "Antalya, Letonyalıların favori şehri" Letonya Ankara Büyükelçisi Bahtijors Hasans da Büyükelçi olarak Antalya'yı ziyaret etmekten mutluluk duyduğunu ifade etti. Hasans, "Benim için Antalya'ya gelmek bir onur, çünkü Antalya Letonyalılar için bir nevi memleket gibi. Çok güzel bir şehriniz var. Letonyalılar arasında çok popüler olduğunu biliyorum. Antalya, Letonyalılar için turistik açıdan ilk sırada yer alıyor. Antalya'ya 120 bin turist geliyor. Belki toplam rakamlar çok büyük görünmeyebilir, ancak iki milyondan fazla nüfusumuz olduğu için bu bizim için çok büyük bir rakam. Ve ilk destinasyon, ana turistik destinasyon. Yaz aylarında Antalya'ya günlük uçuşlarımız var, Riga-Antalya. Ama öğrendiğim kadarıyla bu yaz her gün iki uçuş olacak. Bu, sadece Letonyalıları değil, Baltık ülkelerinden, Litvanyalılardan, Estonyalılardan da turist getirdiğimiz anlamına geliyor" diye konuştu. Ziyaretin sonunda karşılıklı hediyeler takdim edildi.

Vesta Global, Yeşil Pasaportta Yeni Avrupa Dönemi Sinyali Haber

Vesta Global, Yeşil Pasaportta Yeni Avrupa Dönemi Sinyali

Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan, "Avrupa'ya girişte yeni bir kontrol döneminin başlaması gündemde. 2026'da devreye alınması planlanan ön başvuru sistemi, yeşil pasaportluların Avrupa yolculuklarına bugüne kadar sahip olduğu seyahat rahatlığını riske atabilir. Avrupa Birliği'nin yeşil pasaportla ilgili uygulamalarda bir anda köklü bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor; ancak süreç kademeli olarak daha sıkı hale gelebilir" dedi. Avrupa'ya seyahat planı yapan Türk vatandaşları için yeşil pasaport ve Schengen vizesi gündemdeki yerini koruyor. Avrupa Birliği (AB) verilerine göre, 2024 yılında Türkiye'den Schengen ülkelerine yapılan vize başvuruları 1 milyonun üzerine çıktı; başvuruların yaklaşık 160 bine yakını reddedildi. 2025 yılına ilişkin resmi veriler henüz açıklanmasa da mevcut başvuru yoğunluğu ve randevu talebi, bu yıl rakamların artacağına işaret ediyor. Öte yandan son dönemde gündeme gelen yeşil pasaporta sınırlama ihtimali de 'golden visa' gibi riski olmayan ve vatandaşlığa kadar ilerleyen modelleri öne çıkarıyor. AVRUPA BİRLİĞİNİN YEŞİL PASAPORTLA İLGİLİ BİR ANDA DEĞİŞİKLİĞE GİTMESİ BEKLENMİYOR Son vize gündemleriyle birçok kişinin ne olacağını merak ettiğini söyleyen Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan “Bu noktada alternatif senaryoları konuşmak gerekiyor. Avrupa Birliği'nin yeşil pasaportla ilgili uygulamalarda bir anda köklü bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor; ancak süreç kademeli olarak daha sıkı hale gelebilir. Bazı ülkelerde kuralların daha dar yorumlanması, muafiyet kapsamının belirli gruplarla sınırlandırılması ya da giriş süreçlerinin uzaması bu çerçevede öne çıkan ihtimaller arasında. Henüz resmi bir açıklamanın yapılmadığını belirtmekte fayda var. Ancak süreçte sorun yaşamak istemeyen danışanlarımız, vizeyle ilgili belirsizliklerden etkilenmeyecek alternatif oturum ve yatırım seçeneklerini de değerlendirmeye aldı" dedi. 'ALTERNATİF SENARYOLAR DEĞERLENDİRİLMELİ' AB'nin bu sene yürürlüğe almayı planladığı ETIAS (European Travel Information and Authorisation System) ise Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebilen yolcular için seyahat öncesi dijital bir yetkilendirme süreci öngörüyor. Son dönemde yeşil pasaportlara ilişkin tartışmaların artması, Avrupa'ya giriş süreçlerinin daha planlı ve öngörülebilir hale gelmesi konusunu da ön plana taşıyor. ETIAS'ın yeşil pasaportlular açısından önemine dikkat çeken Narazan, şunları söyledi: “ETIAS bir vize uygulaması değil; ancak Avrupa'ya giriş süreçlerinin daha planlı ve önceden kurgulanmasını gerektiren yeni bir döneme işaret ediyor. Yeşil pasaport sahipleri için mevcut haklarda ani bir değişiklik öngörülmese de, dijital ön kontrol ve hazırlık süreçleri öne çıkabilir. Bu çerçevede, Avrupa'da eğitim, iş veya yaşam planı yapan bireyler farklı seçenekleri ve alternatif senaryoları değerlendirmeli." Schengen vizesine paralel olarak, Avrupa'da Golden Visa olarak bilinen yatırım yoluyla oturum programları da daha fazla gündeme geliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Narazan, 2024 yılında yaklaşık 160 bin Schengen vize başvurusunun red ile sonuçlandığına dikkat çekti. Narazan, “Bu tablo, Avrupa'ya erişimde daha öngörülebilir yolların neden daha fazla konuşulduğunu gösteriyor. Fon ve gayrimenkul yatırımı bu seçeneklerden biri. Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan çeşitli programlar sayesinde, yatırım yoluyla oturum hakkı elde etmek mümkün. Golden Visa gibi programlar; aile bireylerini kapsaması, eğitim ve uzun vadeli yaşam planlarına imkan tanıması nedeniyle öne çıkıyor. Ülkeden ülkeye değişen modeller ve yatırım tutarları sayesinde, farklı bütçelere uygun seçenekler bulunabiliyor" diye konuştu. Narazan, "Türk yatırımcıların tercih ettiği ülkelerde mevcut yatırım bütçeleri de değişkenlik gösteriyor. Yunanistan'da Golden Visa programı, bölgeye bağlı olarak 250 bin Euro ile 800 bin Euro arasında değişirken; Portekiz'de yatırım yoluyla oturum için fon yatırımları 500 bin Euro’dan başlıyor. Serbest dolaşım sağlayan Karayip pasaportları ise yaklaşık 200 bin dolardan başlayan tutarlarla daha erişilebilir bütçe arayanlar için ön planda. Ulaşılabilir bütçe aralıkları ve Avrupa'ya giriş süreçlerine ilişkin son gelişmeler, yatırımcıların farklı çözümleri değerlendirmesinde etkili oluyor. 2026'da yürürlüğe girmesi planlanan ETIAS ile birlikte, yeşil pasaportlular için Schengen vizesine alternatifler de gündemdeki yerini koruyor" dedi.

ATO Başkanı Baran’dan Yeşil Pasaport Çağrısı Haber

ATO Başkanı Baran’dan Yeşil Pasaport Çağrısı

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği'ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" dedi. Ankara Ticaret Odası 29. Dönem Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal'in başkanlığında Meclis Üyeleri'nin katılımıyla, ATO Meclis Salonu'nda yapıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada, ekonomi gündemine ilişkin konuları değerlendiren ve faaliyetleri hakkında bilgi veren Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, tüm dünyanın 2026 yılına yeni normal olan ‘belirsizlik' ile başladığını söyledi. Baran, Türkiye'nin Avrupa Birliği pazarına erişimde, iş dünyasının yaşadığı vize sorunlarını aşmak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik etmek amacıyla yeşil pasaport önerisinde bulundu. Küresel düzeyde, Savaş ihtimali dâhil her konunun olabilirliğinin gündeme geldiğini anlatan Baran, "Davos'ta yayımlanan ‘2026 Küresel Riskler Raporu'nda da vurgulandığı üzere; jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerindeki bloklaşma, yapay zekâ odaklı teknolojik dönüşüm, dünyayı etkisi altına almış durumda. Bu ortamda ticaretin kuralları da yeniden yazılıyor. İklim krizini unutmadan yeşil dönüşüme uyum sağlamak ve dijitalleşmeyi iş süreçlerimizin merkezine koymak zorundayız" diye konuştu. "Vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" Türkiye'nin ihracat verilerini değerlendiren ve mevcut konjonktürde ihracatı artırmanın büyük bir başarı olduğunu kaydeden Baran, Türkiye'nin dış ticaretinin yüzde 40'tan fazlasını gerçekleştirdiği Avrupa Birliği ile iş dünyasının yaşadığı vize sorununu hatırlattı. Baran, "Ticaretimizi sürdürebilmemiz için karşılıklı görüşmeleri başlatabilmemiz, fuarlara katılabilmemiz gerekiyor. Ancak vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" dedi. "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği'ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" Mevcut ekonomik konjonktürde kayıtlı ekonominin güçlendirilmesinin, vergiye gönüllü uyumun artırılmasının ve dürüst mükellefin daha görünür ve değerli hale getirilmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna işaret eden Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği'ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, ticaret hayatına başladığı tarihten itibaren en az 15 yıl boyunca vergisini, sosyal güvenlik ödemelerini aksatmadan ödeyen, devlete borcu bulunmayan, ticari faaliyetlerini düzenli ve şeffaf biçimde sürdüren mükelleflere yeşil pasaport imkânı tanınması son derece yerinde, yapıcı ve özendirici bir adım olacaktır" diye konuştu. "Devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur" Bu yaklaşımın, vergiye uyumu yalnızca denetim ve yaptırımlarla değil; teşvik, ödül ve itibar mekanizmalarıyla destekleyen bir anlayışı ortaya koyacağını vurgulayan Baran, "Bu şekilde devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur. Hem kayıt dışılıkla mücadelede hem de vergi ahlakının güçlendirilmesinde çok daha kalıcı sonuçlar elde edilebilir" dedi. Vergisini ve primini zamanında ödeyen mükellefle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Baran, "Vergisini ve primini zamanında ödeyenle ödemeyen aynı tutulmamalı. Yani suyu getirenle testiyi kıran aynı muameleyi görmemeli" diye konuştu. Baran, iş dünyasının uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak bu tür düzenlemelerin, ihracata ve yatırıma doğrudan katkı sağlayacağına dikkat çekerek, "İş adamlarımızın uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak her adım, ihracata, yatırıma ve ülkemizin ekonomik büyümesine doğrudan katkı sağlar" değerlendirmesinde bulundu.

Karadağ, Türk Vatandaşlarına Vizesiz Seyahati Geri Getirdi Haber

Karadağ, Türk Vatandaşlarına Vizesiz Seyahati Geri Getirdi

Karadağ hükümeti, vize rejimine ilişkin değişiklikler içeren kararnameyi kabul ederek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vizesiz seyahat hakkını geri getirdi. Hükümet tarafından yayımlanan açıklamada, "Hükümet üyelerinin çoğunluğunun onayı temelinde vize rejimine ilişkin tüzükte yapılan değişiklik kabul edilmiştir. Bu değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vizesiz seyahat rejiminin geçici olarak askıya alınmasına yönelik uygulama kaldırılmıştır. Aynı zamanda yasa dışı göçün önlenmesine yönelik bir tedbir ve Avrupa Birliği'nin vize politikasıyla uyum sağlamak amacıyla izin verilen kalış süresi 90 günden 30 güne düşürülmüştür" denildi. Açıklamada ayrıca, "Hükümetin bugün ele aldığı belgede Türk makamlarıyla iş birliğinin güçlendirildiği, bunun da artırılmış güvenlik ve göç kontrollerinin uygulanmasıyla sağlandığı belirtilmektedir. Kararla, izin verilen kalış süresinin 90 günden 30 güne indirilmesi öngörülmekte, ayrıca güvenlik riski bulunması halinde vize rejiminin yeniden uygulanabileceği not edilmektedir" denildi. Kararın Karadağ Resmi Gazetesi'nde yayınlandıktan sonra yürürlüğe gireceği aktarıldı. Vizesiz seyahat Ekim ayında askıya alınmıştı Karadağ'da Türk vatandaşlarına yönelik vizesiz seyahat uygulaması, Ekim ayı sonunda başkent Podgoritsa'da çıkan olayların ardından askıya alınmıştı. 600 bin nüfuslu Balkan ülkesinde bazı radikal politikacıların ülkede 100 bin Türk vatandaşı bulunduğu ve Türklerin ülkeyi ele geçirmeyi planladıkları yönündeki açıklamalarıyla milliyetçi hislerin körüklendiği Karadağ'da Ekim ayı sonunda bıçaklı bir kavganın ardından Türk vatandaşları aleyhinde protesto gösterileri gerçekleştirilmişti. Başkent Podgoritsa başta olmak üzere birçok kentte Türklere ait işletmeler kundaklanmış, protestolar sırasında Türk vatandaşlarına saldırı hazırlığında bulunan çok sayıda şüpheli gözaltına alınmıştı. Olayların ardından bıçaklı kavgaya karışan şüphelilerin Türk vatandaşı olmadığı anlaşılsa da ülkede yaşayan yaklaşık 13 bin Türk vatandaşının büyük kısmı güvenlik tehditleri nedeniyle ülkeden ayrılmıştı. Ekonomik endişeler etkili oldu Karadağ hükümetinin Avrupa Birliği'nin Türkiye ile vizesiz seyahat rejiminin süresiz olarak askıya alınması yönündeki baskısına rağmen Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat hakkını geri getirme kararında ekonomik endişeler etkili oldu. Karadağ medyasına konuşan hükümet kaynakları, Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat hakkına ilişkin karar değerlendirilirken bunun turizme ve hava yolları trafiğine etkisinin de değerlendirildiğini, ancak AB'ye üyelik süreci nedeniyle uzlaşı sağlanmakta zorlanıldığını belirtmişti. En erken 2028 yılında AB üyesi olmayı hedefleyen Karadağ'da Merkez Bankası ve Karadağ İstatistik Kurumu (Monstat) verileri, ülkedeki en büyük yatırımcıların Türk vatandaşları olduğunu ortaya koyuyor. Monstat verilerine göre geçtiğimiz yıl ülkeyi ziyaret eden turistlerin yüzde 6.7'sini Türk turistler oluşturdu. Ülkedeki iki havalimanına gerçekleştirilen uçuşların yüzde 20'si de Karadağ ile Türkiye arasında gerçekleştirilen uçuşlardan oluştu. Karadağ Merkez Bankası verilerine göre bu yılın ilk 8 ayında Karadağ'a en yüksek doğrudan yabancı yatırım, Türkiye'den geldi. Türk vatandaşları bu dönemde Karadağ'a 92.2 milyon Euro yatırım yaparken, bu tutar toplam yatırımların yüzde 21'ini oluşturdu. Karadağ vatandaşlarının büyük bir bölümünün tedavi amacıyla Türkiye'ye gitmesi de Karadağ hükümetinin kararında etkili olan faktörler arasında yer aldı.

Safranbolu’da Safran Çiçek Açtı Turizm Sezonu Canlanıyor Haber

Safranbolu’da Safran Çiçek Açtı Turizm Sezonu Canlanıyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Karabük'ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen safran, havaların erken soğumasıyla çiçek açmaya başladı. Yaz mevsiminin kurak geçmesinin ardından ekimine geç başlanan ve fiyatı nedeniyle "dünyanın en pahalı baharatı" olarak adlandırılan safran bitkisi, hava sıcaklıklarının istenilen seviyede olması dolayısıyla beklenenden erken çiçek açtı. Gıda, ilaç, kozmetik gibi birçok alanda kullanılan, 3 bin 500 yıllık geçmişe sahip olan, Bizans döneminde Batı Anadolu'da ticareti yapılan, Osmanlı döneminde de önemini koruyan safranı erken çiçek açması üreticileri sevindirdi. Ağustos ayında ekimi yapılırken, ekim-kasım aylarında boyu 15-30 santimetre uzunluğa geldiğinde toplanan safran kanser, öksürük, astım, bronşit, cilt, bağışıklık, hormon bozukluğu gibi hastalıklara iyi geliyor. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından coğrafi işaretle tescillenen 'milli bitki' ilçe turizmine de katkı sağlıyor. Yukarıçiftlik köyünde 25 dönüm alanda üreticilik yapan İsmail Yılmaz İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, yazın kurak geçmesi nedeniyle safran soğanı dikimini geç yaptıklarını belirtti. Yılmaz, havanın soğuması ve yağışla birlikte safranda çiçeklenmenin başladığını ifade ederek, "Bu hafta itibarıyla çiçeklerimizi toplamaya başladık. Tahminim Kasım ayının 15'ine kadar çiçeklenme devam eder" dedi. Önümüzdeki hafta düzenlenecek olan Safran Festivali ile birlikte hem yurt içinden hem yurt dışından on binlerce vatandaşın safran tarlalarını ziyaret edeceğini düşündüklerini kaydeden Yılmaz, rekoltenin güzel olacağını söyledi. Yılmaz, kilosu 450 bin TL'den satılan safranın yeni fiyatının rekolteye göre sezon sonunda belli olacağını dile getirdi.

AB’DEN İSRAİLLİ BAKANLARA YAPTIRIM Haber

AB’DEN İSRAİLLİ BAKANLARA YAPTIRIM

Avrupa Komisyonu, aşırı sağcı İsrailli bakanlara yaptırımlar ve İsrail'le ticareti askıya alacak önlemler teklif edeceğini açıklamasınına ardından art arda yasaklar geldi. Hollanda, "istenmeyen kişi" ilan ettiği İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in bugün itibarıyla Schengen Bölgesi'ndeki 29 ülkeye girişini yasakladı. İspanya da "Gazze'de soykırım, insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarına doğrudan karışan tüm kişilerin İspanya topraklarına girişinin yasaklanması" kararı kapsamında Ben-Gvir ve Smotrich'in ülkeye girişini yasakladı. VON DER LEYEN DUYURDU AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen tarafından Avrupa Parlamentosu'nda duyurulan teklif, İsrail'in Gazze'deki savaşına yönelik eleştirilerin ve AB'nin harekete geçmesine yönelik baskının arttığının bir göstergesi. Tekliflerin, AB üye ülklerinin çoğunluğunun desteğini alması gerekiyor. Ancak ülkeler, İsrail'le ilişkiler konusunda bir bölünme yaşıyor.Von der Leyen, teklifin aynı zamanda siyasi bir mesaj olacağını söyledi. İSRAİL'DEN YANIT GELDİ Von der Leyen, "Gazze'de olanlar dünyanın vicdanını sarstı" dedi ve şunları ekledi: "Aşırılıkçı bakanlar ve şiddet yanlısı yerleşimciler için yaptırımlar önereceğiz. Ayrıca ticaretle ilgili konularda Ortaklık Anlaşması'nın kısmi olarak askıya alınmasını önereceğiz." İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Von der Leyen'in açıklamalarına yanıt verdi. Saar, açıklamaları "talihsiz" olarak nitelendirdi ve Von der Leyen'in İsrail'in insani yardım çabalarının farkında olduğunu ve Gazze'deki acıların nedeninin Hamas olduğunu iddia etti. Saar, sosyal medya hesabından şunları yazdı: “Komisyon Başkanı, İsrail-Avrupa ilişkilerini zayıflatmaya çalışan unsurların baskılarına boyun eğerek hata yapıyor” diye yazdı. AVRUPA BİRLİĞİ, EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI Avrupa Birliği, İsrail'in en büyük ticaret ortağı ve AB'ye göre, geçen yıl iki taraf arasındaki mal ticareti 42,6 milyar euro olarak gerçekleşti. İsrail ile ilişkileri düzenleyen Ortaklık Anlaşması'nın ticaret bölümünün tamamının askıya alınması, AB'ye giren İsrail ürünlerine tanınan ticaret tercihlerinin geri çekilmesine yol açacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.