Hava Durumu

#Avrupa Birliği

TOURISMJOURNAL - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Arnavutluk’ta lüks turizm projesine karşı büyük protesto Haber

Arnavutluk’ta lüks turizm projesine karşı büyük protesto

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da günlerdir süren protestolarda binlerce kişi, koruma altındaki Vjosa-Narta sulak alanı ile Sazan Adası’nı kapsayan lüks turizm projesine karşı sokaklara çıktı. “Arnavutluk satılık değil” ve “Projeyi iptal edin” sloganlarının öne çıktığı gösterilerde, flamingo figürleri protestoların sembolü haline geldi. Tepkilerin odağındaki proje, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve kızı Ivanka Trump ile bağlantılı yatırımcıların yer aldığı Affinity Partners ağıyla ilişkilendiriliyor. Yaklaşık 1,4 milyar euro değerindeki yatırım kapsamında bölgede oteller, villalar, marina ve çeşitli turizm tesisleri inşa edilmesi planlanıyor. Ancak proje sahasının, yüksek ekolojik değere sahip bir bölge olması tartışmaları büyütüyor. Flamingolar, Akdeniz fokları ve deniz kaplumbağaları için kritik yaşam alanı olan bölgede yapılacak inşaatların biyolojik çeşitlilik üzerinde kalıcı tahribat yaratabileceği uyarısı yapılıyor. Zvernec kıyısında proje alanının çevrilmesi ve ağır iş makinelerinin bölgeye girmesiyle birlikte protestolar daha da yoğunlaştı. Çevre örgütleri çalışmaların durdurulmasını isterken, bazı gösterilerde güvenlik güçleri ile eylemciler arasında gerginlik yaşandı. Olayların ardından iki özel güvenlik şirketinin lisansı iptal edilirken, bazı görevliler hakkında da idari işlem başlatıldığı bildirildi. Arnavutluk hükümeti ise proje konusunda geri adım atmazken, Başbakan Edi Rama yatırımın devam edeceğini ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağını açıkladı. Buna karşın artan protestolar sonrası proje sahasındaki bazı faaliyetler için inceleme başlatıldığı duyuruldu. Avrupa Komisyonu da gelişmeleri yakından takip ederek, Arnavutluk’un Avrupa Birliği üyelik süreci açısından çevre standartlarına uyumun kritik önem taşıdığını vurguladı. Komisyon ayrıca stratejik yatırımlar yasasının ve koruma alanlarının statüsündeki değişikliklerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Sazan Adası ise tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Geçmişte askeri üs olarak kullanılan ve halka kapalı olan ada, bugün lüks turizm yatırımlarıyla gündemde. Ivanka Trump’ın daha önce bir podcast yayınında adayı tekne gezisi sırasında keşfettiklerini ve “özenli bir geliştirme” planladıklarını söylemesi ise kamuoyundaki tepkileri daha da artırdı.

Rusların Schengen Talebi Sürüyor Haber

Rusların Schengen Talebi Sürüyor

Avrupa Komisyonu verilerine göre 2025 yılında Rus vatandaşlarına verilen çok girişli Schengen vizelerinin sayısı yüzde 21,5 azalarak 224 binden 175 bin 800'e düştü. Buna rağmen Ruslar, Çin ve Türkiye ile birlikte Schengen vizesine en fazla başvuru yapan ülkeler arasında yer aldı. Yıl boyunca yaklaşık 679 bin Rus başvuru yapılırken, bunların 630 bini olumlu sonuçlandı. Ret oranı ise yüzde 7,4'ten yüzde 6,3'e geriledi. Çok girişli vizelerdeki düşüşün temel nedeni, Avrupa Komisyonu'nun 2025 sonunda aldığı yeni tavsiye kararı oldu. Karar uyarınca Rus vatandaşlarına yeni çok girişli vizelerin verilmesi büyük ölçüde sınırlandırıldı. Rus vatandaşlarına en fazla çok girişli vize veren ülkeler İtalya, Yunanistan, Fransa ve Bulgaristan oldu. İtalya 80 bin 700, Yunanistan 24 bin 500, Fransa 21 bin 900 çok girişli vize düzenledi. Toplam vize sayısında da İtalya 163 bin 900 vize ile ilk sırada yer aldı. Ret oranlarının en yüksek olduğu ülkeler ise Malta, Estonya ve Romanya oldu. Buna karşılık Yunanistan ve İspanya gibi Rus turistlerin yoğun ilgi gösterdiği ülkelerde de ret sayılarının yüksek olduğu dikkat çekti. Uzmanlar, Avrupa Birliği'nin Rus vatandaşlarına yönelik vize politikasını sertleştirmesine rağmen turistik talebin güçlü kaldığını ve Rusların Schengen bölgesine seyahat etmek için alternatif yollar aramayı sürdürdüğünü belirtiyor.

Avrupa kruvaziyer turizmi patlama yaşıyor Haber

Avrupa kruvaziyer turizmi patlama yaşıyor

AB Liman Faaliyetlerinde Güçlü Toparlanma 2024 yılında yaklaşık 17,9 milyon kişi Avrupa Birliği limanlarında kruvaziyer gemilerine bindi veya indi. Bu rakam, 2019’daki 14,6 milyon yolcuya kıyasla yaklaşık dörtte birlik bir artışa işaret ediyor. Avrupa kruvaziyer turizmi, pandemi döneminde büyük bir düşüş yaşamıştı, 2020 yılında yalnızca 1,2 milyon kruvaziyer yolculuğu kaydedildi. O zamandan bu yana faaliyetler hızla toparlandı. Eurostat standartlarına uygun verilere göre, 2024 yılında AB limanlarında 8,73 milyon yolcu okyanus kruvaziyerlerine bindi. Bu sayı, bir önceki yıl kaydedilen 7,78 milyon ile karşılaştırıldığında dikkat çekici bir artış gösteriyor ve %12,2 büyümeye işaret ediyor. 2019 yılında, seyahat trendlerini etkileyen kesintilerden önce, bu sayı 7,39 milyondu; bu da beş yılda %18,1’lik bir artış anlamına geliyor. Önde Gelen Limanlar ve Ülkeler İtalya ve İspanya, Avrupa kruvaziyer turizmi alanında baskın konumda. 2024 yılında: İtalya, AB binişlerinin %28,4’ünü gerçekleştirerek toplamda yaklaşık 4,9 milyon kruvaziyer yolcusuna ev sahipliği yaptı (%27,6 AB toplamı) İspanya, %22,3’lük biniş oranı ve yaklaşık 3,9 milyon yolcu ile ikinci sırada yer aldı (%21,8) Almanya ise %16,6’lık payla üçüncü sırada bulunarak yaklaşık 2,9 milyon yolcuya ulaştı (%16,5) AB limanlarındaki kruvaziyer yolcularının neredeyse üçte ikisi yalnızca üç ülke üzerinden gerçekleşti. Bunun ardından Fransa belirgin bir artış gösterdi — 2024 itibarıyla yolcu sayısı 2,4 milyona yükseldi. Aynı zamanda Yunanistan, belirli seyahat kategorilerinde kayda değer sıçramalar yaşadı. Avrupa Kaynak Pazarları CLIA verilerine göre 2024 yılında 8,4 milyon Avrupalı kruvaziyer seyahati yaptı ve bu, bir önceki yıla göre %3’lük bir artış anlamına geliyor. Bu sayının 2025’te de artarak Avrupa kaynaklı yolcu sayısının yaklaşık 9 milyona ulaşması bekleniyor. Avrupalı yolcular arasında liderliği Almanya sürdürüyor. Onu Birleşik Krallık ve İrlanda’dan gelen yolcular takip ediyor. Güneyden ise İtalya düzenli bir yolcu akışı sağlıyor; İspanya ve Fransa da bu akışa katkıda bulunuyor. Bu ülkeler birlikte toplam yolcu hacminin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Ekonomik Etki Avrupa kruvaziyer turizmi, paydaşlar için önemli ekonomik kazançlar sağlıyor. 2024 yılında kruvaziyerler nedeniyle Avrupa genelinde doğrudan harcamalar 31,3 milyar euroya ulaştı; bu durum istihdamın korunmasına ve liman bölgelerindeki yerel ekonomilerin güçlenmesine katkı sağladı. İnsanları çeken unsur ise sunulan çeşitlilik, güneşli güney rotalarından daha serin kuzey yolculuklarına kadar uzanan seçenekler, birden fazla destinasyonu zahmetsizce kapsayan tatiller sunuyor ve farklı yaş gruplarına hitap ediyor. Artık bu turlar yalnızca emeklilere yönelik değil; çocuklu aileler ve daha genç yolcular arasında da ilgi artıyor. Yeni nesil gemiler de operasyonlara katılırken, büyümeyi daha temiz emisyonlar ve daha akıllı liman planlamasıyla dengelemeye yönelik adımlar atılıyor. Sektördeki genişleme, artan talebi karşılamayı hedeflerken çevre kirliliğini azaltma ve liman yoğunluğunu yönetme gerekliliklerini de göz ardı etmiyor.

AB’den Havacılık Sektörüne Destek Sinyali Çıkmadı Haber

AB’den Havacılık Sektörüne Destek Sinyali Çıkmadı

Avrupa Komisyonu tarafından cuma günü yayınlanması beklenen taslak kılavuz, havacılık sektörünün içinde bulunduğu zorlu şartlara rağmen Avrupa Birliği'nin mevcut tabloyu nasıl değerlendirdiğini gözler önüne serdi. Reuters tarafından ulaşılan belgelere göre AB, turizm ve havacılık sektörünün mevcut durumunu, küresel uçuşların tamamen durduğu COVID-19 kriziyle eş değer görmüyor. Komisyon, savaşın etkileri hissedilse de şu aşamada sektöre yönelik özel ve kapsamlı bir destek paketi uygulanmasına ihtiyaç duyulmadığı görüşünü savunuyor. İran ile yaşanan çatışmalar küresel piyasaları altüst ederken, yatırımcılar arasında petrol fiyatlarındaki şok artışın enflasyonu tetikleyeceği endişesi hakimiyetini koruyor. Savaşın başladığı günden bu yana jet yakıtı fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkması, havayolu şirketlerini ekonomik olarak köşeye sıkıştırmış durumda. Şirketler, maliyet artışlarının yanı sıra yakıt tedarikinde yaşanabilecek olası darboğazların yaz sezonunda uçuş iptallerine yol açmasından derin endişe duyuyor. Avrupalı havayolu taşıyıcıları, yakıt maliyetlerindeki bu keskin yükseliş ve belirsizlik ortamında zorlu bir bahar ve yaz sezonuna hazırlanırken, Brüksel'den gelen bu sinyaller sektördeki beklentileri boşa çıkardı. AB yönetimi, ekonomik iyimserliğin zayıfladığını kabul etse de sektörel müdahaleler yerine genel ekonomik dengeleri izlemeyi önceliklendiriyor. Bu durum, artan işletme maliyetleriyle baş başa kalan havayolu şirketlerinin önümüzdeki dönemde stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.

Belçika Vize Ücretlerine Zam: Schengen 90 Euro Haber

Belçika Vize Ücretlerine Zam: Schengen 90 Euro

Buna göre kısa süreli Schengen vizesi (C tipi) ücreti 80 euro'dan 90 euro'ya, uzun süreli ulusal vize (D tipi) ücreti ise 180 euro'dan 200 euro'ya yükseltildi. 6-12 yaş arası çocuklar artık 40 euro yerine 45 euro ödeyecek. 6 yaş altı çocuklar ise vize ücretinden muaf olmaya devam edecek. Elektronik ödeme zorunluluğu geliyor Yapılan düzenlemenin önemli bir ayağı da konsolosluklarda nakit ödemenin kademeli olarak kaldırılması. Tokyo, Yeni Delhi ve Johannesburg gibi yoğun başvuru alan birçok temsilcilikte artık yalnızca elektronik ödeme kabul ediliyor ve randevu onayı için ödeme dekontu ibrazı zorunlu tutuluyor. Sektör kaynaklarına göre bu uygulama Aralık 2026’ya kadar tüm temsilciliklerde hayata geçirilecek. AB’de üst ücret bandına çıktı Belçika’nın bu adımı, 2024’te kabul edilen endeksleme formülüne uygun şekilde ülkeyi Avrupa Birliği içinde en yüksek vize ücretleri uygulayan ülkeler arasına taşıdı. Düzenleme, Belçika Dışişleri Federal Kamu Hizmeti tarafından yayımlandı ve 3 Mayıs’ta da teyit edildi. Şirketler ve aileler daha fazla etkilenecek Artan ücretler özellikle çalışanlarını yurt dışına gönderen şirketleri ve aile birleşimi süreçlerini doğrudan etkiliyor. Örneğin, Brüksel’e taşınacak dört kişilik bir ailenin yalnızca temel vize ücretleri için 630 euro ödemesi gerekiyor. Buna federal göç katkı payı (yetişkin başına 217 euro) ve olası bölgesel ek ücretler dahil değil. Bu nedenle insan kaynakları departmanlarına taşınma maliyetlerini güncellemeleri ve çalışanlara ön finansman sağlamaları tavsiye ediliyor. Dijital sisteme geçiş hızlanıyor Belçika’nın bu adımı, “önce dijital” stratejisiyle de uyumlu. Çalışma izinleri halihazırda “Working in Belgium” portalı üzerinden yürütülürken, artık vize başvurularında da ödeme dekontlarının sisteme yüklenmesi gerekiyor. Bu sayede konsolosluk görevlileri başvuruları önceden inceleyebiliyor ve işlem süreleri kısalıyor. Başvuru sahiplerinin, özellikle bazı temsilciliklerin yalnızca SEPA transferi veya euro ile kart ödemesi kabul etmesi nedeniyle, ödeme yöntemlerini önceden kontrol etmeleri ve döviz transferlerinin birkaç gün sürebileceğini hesaba katmaları öneriliyor.

Portekiz, Vatandaşlık Süresini Uzattı Haber

Portekiz, Vatandaşlık Süresini Uzattı

Forbes'un haberine göre Portekiz hükümeti, ülkede ikamet eden yabancıların vatandaşlığa başvurmadan önce doldurmaları gereken süreyi uzatma yönünde yeniden oy kullandı. Siyasiler arasında aylardır tartışma konusu olan bu yasal değişiklik, "Altın Vize" sahipleri de dahil olmak üzere tüm yabancı uyrukluları yakından ilgilendiriyor. Düzenlemeyle birlikte, örneğin ABD'li veya Avrupa Birliği dışından gelen başvuru sahiplerinin eskiden olduğu gibi 5 yıl yerine artık 10 yıl beklemesi gerekecek. Yeni düzenlemeye göre Avrupa Birliği (AB) ve Portekizce Konuşan Ülkeler Topluluğu (CPLP - Brezilya, Angola, Yeşil Burun Adaları, Gine-Bissau, Ekvator Ginesi, Mozambik, Sao Tome ve Principe ve Doğu Timor) vatandaşları, Portekiz'de yedi yıl veya daha uzun süredir ikamet etmeleri halinde başvuru yapabilecek. Diğer tüm ülke vatandaşlarının ise vatandaşlık başvurusunda bulunabilmesi için Portekiz'de en az 10 yıl yaşamış olması şartı aranacak. İşin daha da kritik yanı, bu yedi veya on yıllık sürenin geri sayımı ancak oturum izninizi elinize aldığınızda başlayacak. Bu durum, fiili bekleme süresinin yasal süreden çok daha uzun olabileceği anlamına geliyor. Asıl kriz yaratan nokta ise bu değişikliğin halihazırda sisteme dahil olmuş kişilerin durumunu da değiştirmesi ve onları yeni kurallara uymak zorunda bırakması. Yabancıların gözdesi Portekiz: Altın vize ve dijital göçebe programları Giderek daha fazla yabancı, denizaşırı ülkelerde oturum izni arayışına giriyor. İspanya'nın 2024 yılı Nisan ayında kendi programını sonlandırmasının ardından (ki bu karar birçok kişiyi Yunanistan veya Portekiz'e yönlendirmişti), Portekiz 2024 ve 2025 yılları boyunca AB vatandaşlığı arayanların kesin gözdesi haline geldi. Avrupa Birliği'ne ait bir pasaporta sahip olmak, 27 Avrupa ülkesinin tamamında özgürce yaşama, çalışma ve seyahat etme imkanı sunuyor. Portekiz, yılda sadece iki hafta ülkede geçirme zorunluluğu ve uygun fonlara en az 525 bin dolarlık yatırım karşılığında beş yıllık ikamet sonrasında vatandaşlığa başvuru imkanı sunması nedeniyle Altın Vize başvuru sahiplerinin de favorisiydi. Portekiz Entegrasyon, Göç ve İltica Ajansı'na (AIMA) göre, 2025 yılının ortalarına gelindiğinde Portekiz hükümeti, başı ABD'lilerin çektiği onaylarda yüzde 72'lik bir artış kaydetti. Portekiz vatandaşlık şartlarını neden değiştirdi? AIMA verilerine göre, 2019 yılından bu yana ülkedeki yabancı nüfusun üç katına çıkarak 1,6 milyona ulaşması ve şu anda toplam nüfusun yaklaşık yüzde 15'ini oluşturması birtakım siyasi endişelere yol açtı. Buna ek olarak, varlıklı yabancı yatırımcıların piyasa fiyatlarını şişirerek yerel halkı konut piyasasının dışına itmesi de toplumda tepki topluyordu. Hükümet, bu sorunun önüne geçmek amacıyla ülkede ikamet etmeyen yabancıların satın aldığı evlere yönelik yeni vergiler yürürlüğe koydu. Altın Vize yatırımcıları ve Dijital Göçebe vizesi sahipleri de dahil olmak üzere çoğu yabancı için yeni vatandaşlığa kabul süreci fiiliyatta 9 ila 13 yıl arasında sürecek. Öte yandan değişikliklerin, daha fazla itirazla karşılaşılmaması halinde, Mayıs 2026'da yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yeni yasa yürürlüğe girmeden önce sunulan ve bekleyen tüm vatandaşlık başvuruları ise bu değişikliklerden etkilenmeyecek.

Dünya Bankası: İran gerilimi enerji fiyatlarını uçurabilir Haber

Dünya Bankası: İran gerilimi enerji fiyatlarını uçurabilir

Dünya Bankası'nın salı günü yayınlanan son Emtia Piyasaları Görünümü raporu, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı ablukasının küresel piyasalarda "tarihi bir şok" yaratmasıyla, enerji fiyatlarında bu yıl yüzde 24’lük bir sıçrama öngörüyor. Öngörülen bu artış, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinden bu yana görülen en büyük enerji fiyat sıçraması anlamına geliyor. Yüksek enflasyonu kalıcılaştırma ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ilerlemeyi sekteye uğratma riski taşıyor. Rapora göre, küresel emtia piyasaları son 4 yılın en dalgalı döneminden geçiyor. 2026 yılı boyunca toplam emtia maliyetlerinde yaşanacak yüzde 16’lık genel artışa, enerji ve gübre fiyatlarının öncülük etmesi bekleniyor. Bölgesel istikrarsızlık, halihazırda kayıtlara geçen en büyük petrol arzı kesintisine yol açtı. Kriz süresince küresel petrol üretimi günde 10 milyon varilden fazla düşüş gösterdi. Bazı fiyatlar ilk zirve noktalarından gerilemiş olsa da çalışma, altyapı saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye darboğazlarının kalıcı etkileri nedeniyle enerji maliyetlerinin öngörülebilir gelecekte yüksek seviyelerde kalacağını ortaya koyuyor. Analistler, mevcut krizin geçtiğimiz yıl boyunca emtia fiyatlarında gözlemlenen düşüş eğilimini fiilen tersine çevirdiğini belirtiyor. Bu durumun bir stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon) ortamı yarattığı ve merkez bankalarının faiz oranlarını yönetmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse, konuya ilişkin şu uyarıda bulundu: "Hükümetler, piyasaları bozabilecek geniş kapsamlı ve hedefsiz mali destek verme eğilimine direnmelidir. Bunun yerine, önümüzdeki aylarda yaşanacak ekonomik belirsizlik sürecini atlatabilmeleri için en savunmasız hanelere yönelik geçici yardımlara odaklanılmalıdır." Fırtınanın merkezindeki petrol ve gaz piyasaları Şu anki piyasa istikrarsızlığının başlıca nedeni, Orta Doğu'daki denizcilik rotalarındaki eşi görülmemiş kesinti. Dünyadaki deniz yoluyla ham petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sini taşıyan kritik bir deniz geçidi olan Hürmüz Boğazı'ndaki trafik, savaş boyunca neredeyse tamamen durdu. Dünya Bankası'na göre, Brent türü ham petrolün 2026 yılı boyunca varil başına ortalama 86 dolar seviyesinde seyretmesi bekleniyor, bu da 2025'te kaydedilen 69 dolarlık ortalamaya kıyasla keskin bir artış anlamına geliyor. Bu öngörü, en ağır kesintilerin mayıs ayı itibarıyla hafiflemeye başlayacağı ve yıl sonuna kadar taşımacılık hacimlerinin kademeli olarak savaş öncesi seviyelere döneceği varsayımına dayanıyor. Haberin yazıldığı sırada ABD gösterge petrolü WTI'nın fiyatı varil başına 102 doların üzerindeydi, uluslararası referans olan Brent petrol ise 3 haftadır ilk kez 110 doların üzerine çıkmıştı. BAE ayrıca, salı günü yaptığı açıklamada, 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+'tan ayrılacağını duyurdu. Ülkenin enerji bakanı, bu kararı, "değişen talebi karşılamaya yardımcı olmak" amacıyla ülkenin enerji stratejisinin yeniden yapılandırılmasıyla gerekçelendirdi ve petrol üretiminde "kademeli bir artış" sözü verdi. Ek arzın fiyatların düşmesine katkı sağlayıp sağlamayacağı ya da büyük petrol tedarikçileri arasındaki daha zayıf koordinasyonun kriz ortamında tersine bir etki yapıp yapmayacağı ise henüz belli değil. Dünya Bankası, çatışmanın uzaması ya da daha fazla bölgesel aktörü içine alacak şekilde yayılması halinde fiyat baskısının daha da artacağı uyarısında bulunuyor. Mevcut temel senaryoda bile yaşanan şok, diğer enerji sektörlerinde ciddi dalgalanmalara yol açmış durumda. Çalışma, ülkelerin alternatif enerji kaynaklarını güvence altına almak için seferber olmasıyla birlikte petrol piyasasındaki oynaklığın doğalgaz ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) göstergeleri üzerinde doğrudan etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa Birliği, İran savaşı başladığından bu yana fosil yakıt ithalatı için fazladan 27 milyar euronun üzerinde harcama yapmak zorunda kaldı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da durumu şimdiden tarihin en büyük enerji güvenliği tehdidi olarak nitelendiriyor. Artan yakıt maliyetlerinin, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ekonomilerde istihdam yaratma ve sanayi yatırımları üzerinde ciddi etkiler yaratarak küresel büyümeyi frenlemesi bekleniyor. IMF bu ay, 2026 için küresel büyüme tahminini önceki öngörüsüne kıyasla 0,2 puan indirerek yüzde 3,1'e, Euro Bölgesi için büyüme beklentisini ise yüzde 1,4'ten yüzde 1,1'e çekti. Savaş, IMF'nin küresel enflasyon beklentisini de yüzde 4,4'e yükseltti. Enerji piyasalarındaki dalgalanmanın 2027'ye sarkması halinde ise Fon, küresel büyümenin yüzde 2'ye kadar düşebileceği "ağır bir senaryo" konusunda uyarıyor. Jeopolitik dalgalanma ve yayılma etkisi Dünya Bankası raporunun özel odak bölümü, jeopolitik risklerin piyasa istikrarı üzerindeki orantısız etkisini vurguluyor. Analize göre çatışmaların tırmandığı dönemlerde petrol fiyatlarındaki dalgalanma, daha sakin dönemlere kıyasla yaklaşık 2 kat daha yüksek. Çalışma, özellikle jeopolitik nedenlerle küresel petrol üretiminde yaşanan yüzde 1'lik bir düşüşün, fiyatları ortalama yüzde 11,5 artırma eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Bu şokların güçlü bir "taşma" etkisi bulunuyor; diğer emtia piyasalarına yansıması, normal koşullara göre yaklaşık yüzde 50 daha güçlü oluyor. Rapora göre, jeopolitik bir şokun tetiklediği yüzde 10'luk bir petrol fiyatı artışı, yaklaşık bir yıl sonra doğalgaz fiyatlarının zirve seviyesini yüzde 7, gübre fiyatlarını ise yüzde 5'in üzerinde yükseltiyor. Bu gecikmeli etkiler, Orta Doğu'daki çatışma yakın vadede çözülse bile küresel ekonominin enflasyonist baskıyı gelecek yıl boyunca hissetmeye devam edeceği anlamına geliyor.

Atina Turizm Yoğunluğuna Karşı Yeni Kısıtlamalar Hazırlıyor Haber

Atina Turizm Yoğunluğuna Karşı Yeni Kısıtlamalar Hazırlıyor

Yunanistan’ın başkenti Atina’da artan turist yoğunluğu, kent yönetimini yeni kısıtlamalar almaya yöneltti. Belediye Başkanı Haris Doukas, kentin “dev bir otele dönüşemeyeceğini” belirterek özellikle tarihi merkezde turizm faaliyetlerinin sınırlandırılması için yasal adımlar atacaklarını açıkladı. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Atina’da turist sayısı 8 milyonu aşarken, yaklaşık 700 bin nüfuslu kentte altyapı ve konut piyasası üzerindeki baskı giderek artıyor. Belediye yetkilileri, kısa süreli kiralamaların özellikle Plaka bölgesinde son yıllarda iki katından fazla arttığını ve bunun yerel halkı merkezden uzaklaştırdığını belirtiyor. Doukas, tarihi merkezde yeni otel, kısa dönem kiralama ve turizm odaklı işletmelere izin verilmemesi için hazırlanan düzenlemeye destek verdiğini ifade etti. “Plaka’da artık yer yok. Aşırı doygunluk söz konusu” diyen Doukas, yatırımcıların daha az yoğun bölgelere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kent yönetimi ayrıca yeni otel inşaatlarına yönelik ruhsatların dondurulmasını da gündemine aldı. Bu adım, Yunan hükümetinin Akropolis çevresindeki bazı mahallelerde kısa süreli kiralamaları sınırlayan uygulamasının ardından geldi. Turizm sektöründen destek geldi Öte yandan turizm sektöründen de sınırlama çağrılarına destek geldi. Otelciler birliği başkanı Evgenios Vassilikos, Barcelona örneğini hatırlatarak yeni otel ruhsatlarına kota getirilebileceğini söyledi. Barcelona’da 2017’den bu yana yeni otel lisansı verilmezken, Belediye Başkanı Jaume Collboni kısa süreli kiralamaları 2028 itibarıyla tamamen yasaklamayı planlıyor. Doukas, Atina’nın benzer bir yola girmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Şehir merkezi bir otel bölgesine dönüşürken bunu görmezden gelemeyiz” dedi. Artan turizm baskısı, kentte konut krizini de derinleştiriyor. Kısa süreli kiralamaların yaygınlaşmasıyla kira fiyatları yükselirken, özellikle gençler ve dar gelirli gruplar merkezde barınmakta zorlanıyor. Belediye bu soruna karşı sosyal konut projeleri geliştirmeyi ve Avrupa Birliği fonlarıyla boş binaları yenileyerek uygun fiyatlı konut üretmeyi planlıyor. Kentte yeşil alanlar da artacak Doukas yönetimi ayrıca yeşil alanları artırmayı ve kentteki yapılaşmayı sınırlandırmayı hedefliyor. Belediye, bazı binaların yıkılarak park ve kamusal alanlara dönüştürülmesini de içeren bir plan üzerinde çalışıyor. “Atina halkı için var” diyen Doukas, kentin yalnızca turizm gelirleri üzerinden şekillendirilmesine karşı çıkarak, yaşam kalitesini önceleyen bir model hedeflediklerini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.