Hava Durumu

#Avrupa

TOURISMJOURNAL - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı Haber

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı

Fit Reisen’in 2026 sıralaması, 70 büyük şehirdeki yaklaşık 2.500 parkı ve 7,5 milyondan fazla Google yorumunu analiz etti. Sonuçlar, hem ünlü noktaları hem de yükselen yeni parkları bir araya getirerek insanların en çok sevdiği yerleri ortaya koyuyor. Madrid’deki Retiro Park zirvedeki yerini korurken, Moldova’dan bir sürpriz park hızla üst sıralara tırmanıyor. Tourism Review, Avrupa’nın en iyi şehir parklarını sunuyor. 10/ Valea Morilor City Park, Chișinău, Moldova 4.8/5 yıldız (16.164 yorum) Herkesi şaşırtan bir şekilde Valea Morilor Park, 80. sıradan Avrupa’nın en iyi 10 şehir parkı arasına yükseldi. Puanı da 4,7’den 4,8’e çıkarak küçük ama önemli bir artış gösterdi. 1950 yılında kurulan bu alan, 114 hektarlık geniş bir yeşil alanı kapsıyor. Merkezinde ise büyük bir yapay göl bulunuyor. Aileler göl kıyısındaki yürüyüş yolunda geziniyor, sandal kiralıyor ya da güneşle ısınan çimenlik alanlarda dinleniyor. Üzerlerinde yükselen ünlü “Şelale Merdivenleri” 218 basamaktan oluşuyor. Ancak en dikkat çeken yapı, Avrupa’nın en büyük açık hava sahnesi olarak bilinen Green Theatre (Yeşil Tiyatro). 9/ Bernardin Garden. Vilnius, Lithuania 4.8/5 yıldız (18.025 yorum) Sıralamada bir basamak yükselerek 10. sıradan 9. sıraya çıkan bu yeşil alan, Eski Şehir bölgesinde yer alıyor ve Gediminas Tepesi’nin yakınında, Vilnia Nehri’nin kıyısına ve eski Bernardine Manastırı’nın çevresine konumlanıyor. Bir zamanlar keşişlerin bahçesi olarak kullanılan alan, 2012 yılına kadar kapalı kaldı; o tarihte yapılan kapsamlı restorasyonla yeniden ziyaretçilere açıldı. Özenle düzenlenmiş çiçek tarhları arasında çeşmeler ve heykelsi detaylar yer alırken, küçük oturma alanları açık gökyüzü altında sakin köşeler oluşturuyor. Eskiden sessiz olan bu alan, festivallerle birlikte bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Özellikle Litvanya’nın koro gelenekleriyle bağlantılı performanslar ve Kristupo kutlamaları sırasında yoğun bir canlılık kazanıyor. Müzik yükseldikçe ve insanlar açık hava sahnesi etrafında toplandıkça parkın atmosferi tamamen değişiyor. 8/ Maksimir Park, Zagreb, Croatia 4.8/5 yıldız (21.490 yorum) Güney Avrupa’da yer alan bu geniş yeşil alan, 316 hektarlık yüzölçümüyle bölgenin en tarihi şehir parkları arasında yer alıyor. Yerel halk tarafından çok sevilen park, turistler tarafından da keşfediliyor; ağaçların arasında kuş sesleri eşliğinde yoga yapmak, koşu yapmak ya da sakin köşelerde dinlenmek için ideal bir alan sunuyor. Park içinde birden fazla göl bulunuyor. Ayrıca Echo Pavilion gibi tarihi yapılar da dikkat çekiyor. Hemen yakınında ise yeşilliklerin içine gizlenmiş Zagreb Hayvanat Bahçesi yer alıyor. Bir ziyaretçinin ifadesi durumu özetliyor: “Zagreb’e yapılan her seyahatte mutlaka görülmesi gereken bir yer.” 7/ Citadel Park, Poznań, Poland 4.8/5 yıldız (23.194 yorum) Bir zamanlar Napolyon’un komutası altında askerlerin toplandığı bu alanda bugün çiçekler sessiz sıralar halinde açıyor. Prusya dönemine ait taş surların yükseldiği yerde artık toprak, renk ve güneşle can buluyor. Sert tahkimatların yerini yumuşak topraklar ve çiçeklerle örülü yollar almış durumda. Savaşla şekillenmiş bu yüksek alan, bugün bambaşka bir atmosfer taşıyor. Geniş yürüyüş yolları arasında ziyaretçiler heykellerle karşılaşıyor, açık hava performansları için yapılmış bir tiyatro alanı görüyor ve geçmiş olayları hatırlatan anıtlar ile askeri tarih sergisini keşfediyor. Ancak burası yalnızca bir anma alanı gibi değil; günlük yaşamın enerjisi burada güçlü şekilde hissediliyor. Koşucular hızla geçiyor, aileler çocuklarıyla vakit geçiriyor, öğrenciler gruplar halinde dolaşıyor. Tüm bu hareketlilik, burayı Poznań’ın en sevilen parklarından biri haline getiriyor. 6/ Planten un Blomen, Hamburg, Germany 4.8/5 yıldız (25.486 yorum) Almanya genelindeki sıralamalarda hâlâ zirvede yer alan bu yeşil alan, Avrupa’nın en dikkat çekici parklarından biri olarak öne çıkıyor. Alışveriş caddeleri, kongre alanları ve hareketli St. Pauli semti arasında konumlanan 45 hektarlık bir dinlenme alanı sunuyor. Parkın farklı bölümleri temalara ayrılmış; bir alanda güller açarken, başka bir bölümde su öğeleri ön plana çıkıyor. En büyük özelliği ise kıta genelindeki en büyük Japon bahçesine ev sahipliği yapması. Her akşam Mayıs ile Eylül ayları arasında, su üzerinde ışık gösterileri gerçekleşiyor ve bu gösteriler zamanla sessiz bir geleneğe dönüşmüş durumda. Önce yerel halk, ardından ziyaretçiler geliyor; şehir hareketliliğinin ortasında ışığın ve sakinliğin uyumuna çekiliyorlar. Özenle bakılan bahçeler bu anlara çerçeve oluşturuyor ve Almanya’nın en yoğun şehirlerinden birinde beklenmedik bir huzur alanı ortaya çıkıyor. Akşam karardıktan sonra su yüzeyindeki yansımalarla birlikte bu sakinlik daha da belirgin hale geliyor. 5/ Kalemegdan Park, Belgrade, Serbia 4.8/5 yıldız (35.489 yorum) Sava Nehri’nin Tuna’ya karıştığı noktada, yüksek bir tepe üzerinde yer alan bu eski kale, Roma dönemine kadar uzanan köklü geçmişiyle Avrupa’nın en güzel şehir parklarından biri olarak kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca şekillenen bu alan, farklı imparatorlukların izlerini taşıyor; önce Bizans, ardından Osmanlı, daha sonra Viyana etkisi… Her dönem, taşlara ve yerleşim düzenine kendi izini bırakmış durumda. Yeşil tepeler, aşağıdaki şehir hareketliliğiyle burada adeta iç içe geçiyor. Yıl boyunca Belgrad’ın en önemli buluşma noktalarından biri olan bu geniş alan, içinde bir hayvanat bahçesi ve askeri müze barındırıyor. Açık hava performans alanları ise sürekli bir canlılık katıyor. Hem tarih hem doğa hem de sosyal yaşamın birleştiği bu park, şehrin en yoğun ziyaret edilen noktalarından biri olmayı sürdürüyor. 4/ Stavros Niarchos Park, Athens, Greece 4.8/5 yıldız (44.416 yorum) Çağdaş tasarımın etkileyici bir örneği olan bu alan, bugün Avrupa genelinde geniş kabul görmüş durumda. 2016 yılında, Saron Körfezi yakınlarında eskiden at yarışlarının yapıldığı bir arazi üzerine inşa edildi ve mimar Renzo Piano tarafından tasarlandı. Yeşil alanlar suyla birleşen açık peyzajlara akarken, Yunan Ulusal Operası ve Ulusal Kütüphane gibi önemli kurumlar da burada yer alıyor. Tüm bu yapılar, ışık, mekân ve düzen üzerinden sessiz bir uyumla bütünleşiyor. Bölgede 1.450’den fazla ağaç ve yaklaşık 280.000 yerli çalı bulunuyor; bu da alanın zengin bitki örtüsünü ortaya koyuyor. Sıcak yaz gecelerinde düzenlenen müzik performansları ve açık hava etkinlikleri, burayı canlı bir buluşma noktasına dönüştürüyor. Yaratıcılığın ve peyzajın şehir gökyüzü altında buluştuğu bir alan haline geliyor. 3/ Greenwich Park in London, UK 4.8/5 yıldız (49.597 yorum) Derinlere kök salmış kadim ağaçları arasında zaman adeta yavaşlıyor. 1400’lü yıllarda, Kral Henry V döneminde ortaya çıkan bu açık alan, şehrin ilk kraliyet yeşil alanı olma özelliğini taşıyor. Merkezinde yer alan gözlemevi, bir zamanlar dünyanın saatlerini ayarlayan nokta olarak biliniyor. Doğu ile batıyı ayıran hat ise tam olarak bu parkın içinden geçiyor. Tarihi yönünün ötesinde ziyaretçiler burada kiralanabilen kayıklarla gezebiliyor, tenis oynayabiliyor ve cam arkasındaki hayvanları görebiliyor. Ayrıca şehir merkezinin ötesine uzanan çatılar boyunca geniş manzaralar sunan seyir noktaları da bulunuyor. Tüm bu özellikleriyle, şehir merkezinin dışına çıkmayı fazlasıyla hak eden bir deneyim sunuyor. 2/ Schönbrunn Palace Park, Vienna, Austria 4.8/5 yıldız (59.762 yorum) Barok bir harikanın içinde, imparatorluk katmanları sessizce kendini gösteriyor. 1700’lü yıllarda İmparatoriçe Maria Theresa döneminde inşa edilen bu alan, Habsburg hükümdarları için bir dinlenme yeri olarak kullanıldı; bir zamanlar gücün bahçeler arasında soluklandığı bir mekândı. Bugün UNESCO tarafından da koruma altına alınmış olan bu saray ve çevresi, yalnızca tarihe değil, yaşayan bir alana da ev sahipliği yapıyor. Sabah erken saatlerde sisin içinde koşucular geçerken, ziyaretçiler gelenekle biçimlenmiş kısa çimlerin üzerinde durup dinleniyor. Gloriette’nin taş yapısından bakıldığında ise manzara, uzak Alpler’e kadar uzanan geniş bir ufka açılıyor. İnsanlar burada kraliyeti yüceltmek için değil, sadece o geniş gökyüzünün altında bulunmak için bir araya geliyor. Yakınında dikkat çekici Palm House yer alırken, Schönbrunn Hayvanat Bahçesi de kesintisiz olarak faaliyet gösteren dünyanın en eski hayvanat bahçesi olmasıyla tarihte özel bir yere sahip. 1/ Retiro Park, Madrid, Spain 4.8/5 yıldız (209.919 yorum) Hâlâ zirvede yer alan Madrid’in en büyük yeşil alanı, liderliğini koruyor. 1600’lü yıllarda Kral IV. Felipe döneminde kraliyet kaçamağı olarak ortaya çıkan bu yemyeşil alan, 19. yüzyılda sıradan ziyaretçilere açıldı. Bugün UNESCO statüsünü gururla taşıyor. 1,43 kilometrekarelik geniş bir alana yayılan parkın içinde, Kristal Saray olarak bilinen cam bir yapı da bulunuyor. Yakınında, bronzdan yapılmış Kral XII. Alfonso’nun atlı heykeli yükseliyor. Daha az bilinen bir köşede ise tartışmalı bir Lucifer heykeli sessizce yer alıyor. Göl üzerinde süzülen kayıklar yavaşça ilerlerken, çevredeki sokak sanatçılarının müzikleri havaya karışıyor. Heykeller ve açan güller arasında insanlar kendi ritimlerinde yürüyüş yapıyor. Madrid’in bu bölgesi, her ziyaretçiye farklı bir deneyim sunarak şehrin kalbinde kendine özgü bir atmosfer yaratıyor.

Viyana kongre turizminde rekor kırdı Haber

Viyana kongre turizminde rekor kırdı

2025’e ait veriler, Viyana’nın hem tatil hem de iş amaçlı ziyaretçiler için Avrupa’nın önde gelen destinasyonlarından biri olduğunu ortaya koydu. Gelecek yıllar için de büyük etkinliklerin şimdiden takvime girdiği belirtildi. Kongre turizmi rekor seviyeye ulaştı Etkinliklere katılan ziyaretçilerin gecelemeleri ilk kez 2 milyonu aştı. 2025’te 7.196 kongre ve iş etkinliği düzenlendi, bu da önceki yıla göre %9 artış anlamına geliyor. Katılımcı sayısı 794.812’ye çıkarak %19 yükseldi. Bu gelişme toplamda 2,54 milyon gecelemeye ulaştı ve %27’lik artış sağladı. Viyana’daki her sekiz gecelemeden biri kongre ve toplantılarla bağlantılı oldu. Bu etkinliklerin ekonomik katkısı 1,707 milyar euroya ulaştı. Vergi geliri ise 348 milyon euro olarak gerçekleşti. Bunun 223 milyon eurosu ulusal bütçeye, 125 milyon eurosu yerel yönetimlere aktı. Viyana’nın doğrudan payı 39 milyon euro oldu. Ayrıca turizm yıl boyunca istikrarlı hale gelirken 19.300 kişiye sürekli istihdam sağlandı. Kongreler ekonomik etkiyi belirliyor Kurumsal etkinlikler sayıca fazla olsa da (4.582), bilimsel kongreler (2.614) çok daha yüksek ekonomik etki yarattı. Bilimsel toplantılar 1,7 milyon gecelemeye karşılık geldi ve toplam gelirin yaklaşık %65’ini oluşturdu (1,003 milyar euro). Katılımcı alanlarında tıp %50 ile ilk sırada yer aldı. Ardından doğa bilimleri, beşerî bilimler ve teknoloji etkinlikleri geldi. Yüksek harcama yapan ziyaretçiler Kongre katılımcıları şehir ekonomisine ortalama turistlere göre çok daha fazla katkı sağladı. Ortalama turist 2,34 gece kalıp 380 euro harcarken, kongre ziyaretçileri 4,4 gece kalıp ortalama 560 euro harcadı. Ziyaretçilerin: %89’u yabancı (çoğunluk Avrupa’dan)%90’ı yeniden gelmek istiyor%93’ü Viyana’yı tavsiye ediyor Uzmanlara göre kongre turizmi Viyana için stratejik bir alan olmaya devam ediyor ve şehre yüksek ekonomik değer kazandırıyor. Pozitif gelecek beklentileri Şu anda da bu ivme kesintisiz şekilde devam ediyor. 2026 yılında, her biri binden fazla katılımcı çekecek yaklaşık 60 büyük etkinliğin düzenlenmesi planlanıyor; bunların dördünün 10 binden fazla katılımcıya ulaşması bekleniyor. Viyana Kongre Bürosu’ndan Anita Paic, küresel rekabetin her yıl arttığını ancak Viyana’nın şimdiden yaklaşık 100 uluslararası kongre ve iş etkinliğini güvence altına aldığını, bunların 2031’e kadar yaklaşık 125 bin katılımcı getireceğini belirtiyor. Ayrıca 300’den fazla yeni etkinlik teklifi de hâlâ değerlendirme aşamasında ve bu planlama 2038’e kadar uzanıyor. Önümüzdeki yıllar, artan ziyaretçi sayısı ve istikrarlı ekonomik kazançlar sayesinde oldukça umut verici görünüyor. 2025 sonrası takvim, Viyana’nın hem turizm hem de büyük kurumsal etkinlikler açısından cazibesini güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Şehir; tarihi dokusunu modern altyapı ve güçlü araştırma kapasitesiyle birleştirdiği için sonuçlar giderek daha da iyileşiyor. Bugünkü kazanımlar, geçmişte yapılan uzun vadeli planlamaların bir sonucu olarak öne çıkıyor. Mevcut eğilimler sürdüğü sürece gelecekteki faydaların da artması bekleniyor.

Tayland turizminde erken yavaşlama sinyali Haber

Tayland turizminde erken yavaşlama sinyali

Rakamların ardında, normal iniş çıkışların ötesine geçen bir baskı yatıyor. İşaretler, bir zamanlar istikrarlı olan büyümenin altında yatan zorlukların artık şekillendiğini gösteriyor. Veriler, mevsimsel bir düşüşün başladığını gösteriyor. Turizm ve Spor Bakanlığı verilerine göre, 13-19 Nisan 2026 haftasında Tayland 464.720 yabancı turisti ağırladı. Önceki yedi güne kıyasla dörtte bir oranında düşüş gösteren bu rakam, geçen yılın rakamlarının da yaklaşık %16 altında kaldı. Haftalık bazda ölçüldüğünde bu seviye, 2024'ten bu yana en düşük üçüncü seviye olarak kaydedildi. Dikkat çeken nokta ise zamanlama; düşüşün normalden çok daha erken başlaması, zira sezon dışı eğilimler genellikle Mayıs sonlarına doğru ortaya çıkar. Bu yıl şimdiye kadar ziyaretçi sayısı 10,8 milyona ulaştı; bu, geçen yılın temposunun %3,34 altında kalarak genel olarak daha az insanın seyahat ettiğini gösteriyor. Yolcu akışları da bu değişimi yansıtıyor; günlük ortalamalar Mart ayındaki 113.099'dan Nisan başlarında 107.308'e düşerek yaklaşık %5,1'lik bir azalma gösterdi. Şimdi ise Nisan ayının 2,29 milyon girişle kapanması bekleniyor; bu da Mart ayına göre %6,6'lık bir düşüş ve bir yıl öncesine göre yaklaşık %10 daha az anlamına geliyor. Piyasada Geniş Kapsamlı Bir Yavaşlama Tek bir bölgeyle sınırlı kalmayan düşüş, Tayland'a giriş sağlayan neredeyse tüm önemli pazarlara yayılıyor. En büyük kaynak olan Çin'den, Nisan ayının ortalarına denk gelen haftada sadece 74.646 yolcu geldi; bu, önceki yedi güne kıyasla %29,9'luk bir düşüş anlamına geliyor. Buna rağmen, Çin'den gelen rakamlar geçen yılın aynı dönemine göre hala %28,8 daha yüksek, ancak büyümenin durakladığına dair işaretler var. Uçaklardaki doluluk oranları keskin bir düşüş göstererek bir hafta öncesine göre %65,3'ten %45,7'ye geriledi, uçuş sıklığı ise bir önceki aya göre %4,3 azaldı. Bölgesel piyasalar benzer baskılarla karşı karşıya: Malezya: 60.850 ziyaretçi (haftalık bazda %-32,8, yıllık bazda %-16,1) Rusya: 30.723 ziyaretçi (%-16,3 haftalık, %-11,6 yıllık) Hindistan: 46.484 ziyaretçi (%-12,8 haftalık, %-1,7 yıllık) Güney Kore: 10.954 ziyaretçi (Haftalık bazda %-31,3, Yıllık bazda %-34,3) Daha geniş küresel bölgelerden gelen yolcu sayısı 241.063'e ulaşarak bir önceki haftaya göre %23,8, geçen yılın aynı dönemine göre ise %25,5 düşüş gösterdi. Düşüşler, Çin ve Güney Kore hariç Kuzeydoğu Asya'da, Malezya hariç ASEAN'da ve Rusya hariç Avrupa'da dikkat çekti. Nisan ayında Avrupa'dan gelen uçuşlar, Mart ayında görülen sadece %2,0'lık düşüşün ardından %20,9'luk ani bir düşüş gösterdi. Mevsimsel Değişimlerin Ötesinde Küresel Baskılar Artıyor Mart ayında Songkran'dan sonra alışılmadık derecede keskin bir düşüş yaşandı ve bu durum mevsimsel değişimlerden daha fazlasına işaret ediyor. Küresel huzursuzluk, özellikle Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle seyahat alışkanlıkları değişiyor. Bu bölgenin ziyaretçi sayısı geçen yıla göre %33,2 azaldı. Avrupa ve Kuzey Amerika'dan gelen ziyaretçi sayısında da düşüş görüldü ve hem aylık hem de yıllık bazda kayıplar yaşandı. Seyahat masrafları sürekli artıyor ve bu da stresi artırıyor. Jet yakıtı pahalılaştıkça bilet fiyatları da yükseliyor; bu da havayollarını ve yolcuları planlarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Önümüzdeki dönemde talebin azalması beklendiğinden, bazı havayolları uçuşları azaltıyor ve zaman çizelgelerini revize ediyor. Yüzeyin altında sessizce bir baskı oluşuyor. Güncellenmiş Tahmin ve Önümüzdeki Zorluklar Ekonomik durgunluğa rağmen, beklentiler aşağı yönlü değişti. Revize edilmiş rakamlar, 2026'da yabancı turist sayısının 31,2 milyon olacağını öngörüyor; bu da önceki tahminlerden %5,4 daha düşük. Ancak 2027'de 33,1 milyona yükselmesi muhtemel görünüyor. Çin'den gelen turist sayısının bu yıl yaklaşık 5,1 milyon olması bekleniyor; bu da geçen yıla göre %16,9'luk bir artış anlamına geliyor, ancak daha önceki %30-40'lık beklentilere yaklaşmıyor. Eğilimler iyileşme gösterse de, erken tahminler artık çok iyimser görünüyor. Küresel koşullardaki küçük değişimler bile hâlâ büyük bir etkiye sahip. Petrolün varil fiyatı 130 doları aşarsa, ziyaretçi sayısı 2026'da 25,2 milyona düşebilir, ardından iki yıl sonra hafifçe artarak 26,7 milyona ulaşabilir; bu da ekonomik dalgalanmaların seyahat trendlerini ne kadar kolay etkilediğini gösteriyor.

İran savaşı Avrupa’da seyahat alışkanlıklarını değiştiriyor Haber

İran savaşı Avrupa’da seyahat alışkanlıklarını değiştiriyor

Avrupa’da seyahat gündemi, uçuş iptallerinden jet yakıtı tedarikine ilişkin artan endişelere kadar İran’la bağlantılı gerilimlerin yarattığı dalga etkileriyle şekilleniyor. Ancak bu aksaklıklar seyahat talebini azalttı mı, yoksa Avrupalılar bu ilkbahar ve yaz aylarında hâlâ uçağa binmeye istekli mi? Görünen o ki uçma iştahımız her zamankinden daha güçlü. Avrupa Seyahat Komisyonu’nun (ETC) Avrupa içi seyahat eğilimlerini izleyen son araştırması, ilgide rekor seviyelere işaret ediyor. Avrupalıların yüzde 82’si bu sezon seyahat etmeyi planlıyor. Bu, 2020 ve 2021’deki pandemi düşüşlerinden sonra önemli bir toparlanmaya işaret ediyor. Ancak güvenlik kaygıları giderek daha önemli hale geliyor. Artan maliyetler ve güvenlik artık yolcuların başlıca kaygıları Artan jeopolitik gerilimler, Avrupalı yolcuların önceliklerini değiştiriyor. Güvenlik, kaygıların başında geliyor. ETC verilerine göre katılımcıların yüzde 22’si artık destinasyon güvenliğini en önemli unsur olarak görüyor. Bu oran geçen yıla göre yüzde 4 artmış durumda. Özellikle Orta Doğu bağlantılı kaygılar öne çıkıyor. Ancak bölgedeki çatışmanın etkisi daha çok yaşlı yolcular üzerinde hissediliyor. 54 yaş üstü katılımcıların yüzde 45’i endişeli olduğunu söylerken, bu oran 18-24 yaş grubunda yüzde 33. Yolcular, 2025’e kıyasla maliyetleri de daha yakından takip ediyor. Daha fazla kişi uçmak istese de birçok yolcu harcamalar konusunda temkinli davranıyor; daha kısa konaklamaları ve daha sınırlı bütçeleri tercih ediyor. ETC, dört ila altı gecelik seyahat planlayanların oranında yüzde 3’lük artış, yedi ila 12 gecelik seyahat isteyenlerde ise yüzde 5’lik düşüş tespit etti. Seyahat bütçelerinde de daha ölçülü bir eğilim görülüyor. bin euroya (yaklaşık 52 bin 600 TL) kadar harcama yapmayı planlayanların oranı yüzde 6 artarken, bin 500 euro (yaklaşık 59 bin TL) ve üzeri harcama yapmak isteyen yolcuların oranı yüzde 9 azaldı. Küresel danışmanlık şirketi Teneo’nun araştırması, uçak biletlerinde keskin artışlar olduğunu ortaya koydu. En düşük ortalama ekonomi sınıfı biletler bile yolculara geçen yıla göre yüzde 24 daha pahalıya mal oluyor. Bu, son beş yılın en yüksek ortalama artışı anlamına geliyor. Buna karşın yaşlı Avrupalı yolcuların, planladıkları yaz seyahatlerinde konaklama süresi ve bütçe açısından daha fazla harcama yapmaya daha istekli olduğu görüldü. Avrupa Birliği yetkilileri ve bölgedeki sektör oyuncuları da havacılık ve seyahat akışlarındaki aksaklıkları giderek daha yakından izliyor. Lufthansa dahil birçok Avrupalı hava yolu şirketi, jet yakıtı maliyetlerini sınırlamak ve artık finansal olarak sürdürülebilir olmayan uçuşları azaltmak için yaz dönemi uçuş rotalarını iptal ediyor. Avrupa Komisyonu’nun Sürdürülebilir Ulaştırma ve Turizmden Sorumlu Üyesi Apostolos Tzitzikostas, bu hafta başında, jet yakıtının yaklaşık yüzde 30’unu ithal eden Avrupa’da bloğun acil durum stoklarının "yalnızca gerekirse serbest bırakılabileceğini ve bırakılacağını" söyledi. İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimler, dünyanın en kritik enerji koridorlarından birinde ciddi bir darboğaz yarattı ve su yolu üzerinden petrol ile doğalgaz ihracatının akışını kısıtladı.

TUI Group, Orta Doğu savaşı nedeniyle zarar açıkladı Haber

TUI Group, Orta Doğu savaşı nedeniyle zarar açıkladı

Avrupalı tur operatörü TUI Group, İran merkezli savaşın etkisiyle 40 milyon euro zarar açıkladı. Kâr Beklentisini de Aşağı Çekti TUI, artan belirsizlik ve tüketicilerin tatil planlarını ertelemesi nedeniyle yıllık kâr beklentisini de aşağı çekti. Daha önce 1,5 – 1,6 milyar euro aralığında öngörülen kâr tahmini, 1,1 – 1,4 milyar euro bandına indirildi. Şirket ayrıca satış beklentilerine ilişkin yönlendirmesini de askıya aldı. 10 Binden Fazla Kişi Tahliye Edildi Savaşın doğrudan etkileri yalnızca talep tarafıyla sınırlı kalmadı. TUI, çatışmaların başlamasının ardından Abu Dabi ve Doha limanlarında mahsur kalan iki kruvaziyer gemisindeki yaklaşık 5 bin yolcuyu tahliye etti. Avrupa genelinde ise 5 bin turist ve 1.500 mürettebat daha geri getirildi. Kısa süreli ateşkesin ardından gemilerin Basra Körfezi’nden ayrıldığı ve Mayıs ortasından itibaren Akdeniz’de yeniden seferlere başlayacağı belirtildi. Batı Akdeniz Destinasyonlarına Talep Artıyor Şirket, savaşın özellikle Doğu Akdeniz destinasyonlarına ilgiyi azalttığını vurguladı. Türkiye, Kıbrıs ve Mısır gibi ülkeler talep kaybı yaşarken, İspanya ve Malta gibi Batı Akdeniz destinasyonlarına yönelim artıyor. Borsada da Değer Kaybetti Şirketin Frankfurt Borsası’nda işlem gören hisseleri açıklamanın ardından yaklaşık yüzde 2 değer kaybetti. Sektördeki daralma yalnızca TUI ile sınırlı değil. Çevrimiçi seyahat platformları da benzer şekilde talepte yavaşlama yaşandığını bildirirken, bazı şirketler halka arz planlarını ertelemek zorunda kaldı.

İtalya’da nüfus alarmı: Taşınana ücretsiz ev verilecek Haber

İtalya’da nüfus alarmı: Taşınana ücretsiz ev verilecek

Özellikle Sicilya’daki Gangi ve Sardinya’daki Ollolai gibi yerleşimlerde hayata geçirilen uygulama kapsamında, yıllardır boş kalan ve bakımsız halde bulunan taş evler, yeni sahiplerine ya tamamen ücretsiz ya da sembolik ücretlerle devrediliyor. Projeyle birlikte hem tarihi yapıların korunması hem de yerel ekonominin canlandırılması hedefleniyor. Ancak bu fırsattan yararlanmak isteyenler için bazı şartlar bulunuyor. Evleri devralan kişilerden, yapıların orijinal mimarisine uygun şekilde restore edilmesi isteniyor. Başvuru sahiplerinin genellikle belirli bir süre içinde tadilat planını sunması ve birkaç yıl içerisinde restorasyonu tamamlaması gerekiyor. Aksi takdirde mülkiyet hakkı iptal edilebiliyor. Öte yandan bazı bölgeler yalnızca ev satışıyla sınırlı kalmıyor. Özellikle Ollolai kasabası, uzaktan çalışanları çekmek için “dijital göçebe” programları da sunuyor. Bu kapsamda düşük kiralı konut seçenekleri sağlanırken, bölgeye yerleşen kişilerin yerel hayata entegre olması teşvik ediliyor. Uzmanlara göre bu tür projeler, Avrupa genelinde kırsal alanların yeniden canlandırılması açısından önemli bir model oluşturuyor. Büyük şehirlere yönelen göçün yarattığı nüfus kaybını tersine çevirmeyi amaçlayan uygulamalar, aynı zamanda turizm ve yerel üretim faaliyetlerine de katkı sağlamayı hedefliyor. İtalya’nın başlattığı bu dikkat çekici uygulamanın, önümüzdeki dönemde farklı Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşması bekleniyor.

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı Haber

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı

Varlıklı Orta Doğu sakinleri, savaşla ilgili endişelerin geçici kiralamalar ve daha uzun vadeli konaklama talebini artırmasıyla birlikte Avrupa’nın üst segment gayrimenkul bölgelerinde ev arayışını hızlandırıyor. Londra, Monako, İsviçre ve İspanya’nın lüks tatil beldesi Marbella’daki emlakçılar, milyoner yatırımcılardan influencer’lara ve Orta Doğu’daki çatışma sona erene kadar taşınmak ya da kalıcı olarak yurt dışına yerleşmek isteyen ailelere kadar geniş bir kesimden gelen ilginin arttığını söylüyor. Forbes Türkiye'nin Bloomberg’ten derlediği habere göre normalde en popüler Körfez gayrimenkul piyasalarına yatırım yapacak olan yatırımcıların da savaşın ikinci ayına girmesiyle alternatifleri değerlendirmeye başladığı belirtiliyor. Çatışmalar vergisiz gelir, yıl boyu güneşli hava ve lüks yaşam tarzı vaadi nedeniyle Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlere yönelen bazı zenginleri, aileleri ve yatırımcıları yeniden düşünmeye zorluyor. Bu şehirler son dönemde daha uzun süreli ikameti teşvik eden reformlar yapmış olsa da savaş bu şehirlerin istikrarsız bir bölgede imajını sarsmış durumda. Cenevre’ye yoğun ilgi Cenevre’deki bir emlakçı olan Rockwell Properties’ten Jan Florian, Orta Doğu’dan İsviçre’ye taşınmak isteyen bir yatırımcı için 20 milyon frank (26 milyon dolar) değerinde bir ev arıyor. Ayrıca bölgeden müşterileri olan bir lüks saat satıcısının bu hafta düzenlediği bir etkinliğe davet edildiğini çünkü birçok müşterinin İsviçre’de evlerle ilgilendiğini söyledi. Hem lüks tatil köyleri hem de paket tatilleriyle bilinen İspanya’nın Costa del Sol bölgesinde, üst segment emlak firması Engel & Völkers günde dört ila beş satın alma ve kiralama talebi alıyor ve savaşın başlamasından bu yana Marbella’da birçok anlaşma yaptı. Şirketin Orta Doğu ile ilişkisi 1970’lere, dönemin Suudi Veliaht Prensi Fahd’ın burayı yazlık üs haline getirip Mar-Mar Sarayı’nı inşa etmesine kadar uzanıyor. Üst segment emlak şirketi MPDunne’ın ortağı Oscar Lindahl, “On yıllardır her yaz buraya gelen oldukça büyük bir Orta Doğulu ve Suudi topluluğumuz var” dedi. Yeni inşa edilen mülklerin alıcılarının, spor salonu ve restoranlar içeren, Orta Doğu başkentlerindeki yaşam tarzını taklit eden “tatil köyü tarzı” gayrimenkulleri tercih ettiğini belirtti. Kiracı sayısı 16,9 arttı Bu arada Londra’da, arzın daralması ve Orta Doğu’daki belirsizliğin sürmesi nedeniyle üst segment kiralar yükseliyor. Emlak şirketi Knight Frank’in son verilerine göre mart ayında haftalık bin Sterlin’in üzerindeki mülkler için yeni potansiyel kiracı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 16,9 arttı. Şirketin Londra merkez bölgesindeki kiralamalardan sorumlu yöneticisi David Mumby, “Orta Doğu’dan altı ay veya daha kısa süreli kiralamalar için ciddi bir talep artışı gördük. Bunlar genellikle yakın zamanda Orta Doğu’ya taşınmış ancak Londra’da zaten bir ağı olan İngiliz, Avrupalı veya Kuzey Amerikalı aileler” dedi. Çok varlıklı kişiler genellikle bu tür çalkantılı dönemler için dünya genelinde birden fazla eve sahip olsa da mevcut belirsizlik ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması, Orta Doğu’da kök saldıktan sonra seçeneklerini değerlendiren profesyoneller ve yabancı çalışanlar için ciddi kararlar gerektirebilir. Bazı yabancı yatırımcılar, son yıllarda büyük fiyat artışları görülen Dubai gibi piyasalara yatırım yaptı. Yerel analistler ve yatırımcılar, çatışmalara rağmen talebin süreceğini öne sürse de daha az yerleşik piyasalar ve mahallelerde fiyatların kısa vadede belirsiz olması bekleniyor. “İnsanlar kısa vadeli kararlar alıyor” Yine de Dubai gibi iş merkezleri, finansal kriz gibi önceki zorluk dönemlerinden güçlü bir şekilde toparlanmıştı ve Wall Street şirketleri bölgeye açık destek vermeye devam ediyor. Buna rağmen, kişisel güvenlik endişeleri bazı şirketleri çalışanlarına geçici olarak başka yerlerden çalışma izni vermeye zorladı. Douglas Elliman France ve Douglas Elliman Monaco’nun özel müşteri ofisi başkanı Edward de Mallet Morgan, “Algı çok hızlı değişiyor, bu yüzden genellikle ilk adım olarak kiralamaya yöneliyorlar” dedi. Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan’dan yaklaşık 10 müşterisinin en azından geçici olarak Avrupa’ya taşınmayı değerlendirdiğini belirtti. “İnsanlar, durumun istikrara kavuşmasını beklerken kısa vadeli kararlar alıyor.” İnsanların çatışmalar sürerken bile kalıcı taşınmayı henüz tercih etmemesinin ana nedeni, vergi ikametinin değiştirilmesinin zaman ve organizasyon gerektirmesi. Çocuklar için okul bulmak, yerel banka hesabı açmak gibi ulusal gerekliliklere uyum sağlamak da genellikle karmaşık ve zaman alıcı. Ancak çatışmalar, bölgeye taşınmış bireyler ile burada büyüyen finansal hizmet şirketleri ve diğer firmalar için de bir ikilem yaratıyor. Süregelen bir çatışma, özellikle okul yılının sonu yaklaşırken, bazılarını kalıcı taşınma kararı almaya zorlayabilir.

Antalya’da yabancı turist sayısı ilk çeyrekte 1,25 milyonu geçti Haber

Antalya’da yabancı turist sayısı ilk çeyrekte 1,25 milyonu geçti

Geçen yıl 17 milyondan fazla yabancı turisti konuk eden Antalya'da, yılın ilk çeyreğinde özellikle Almanya, Rusya ve İngiltere'den gelen turistlerle turizm hareketi yaşandı. Ara tatil, Ramazan Bayramı, Nevruz ve Paskalya Bayramı dolayısıyla yaşanan yoğunluğun, Pfingsten (Kutsal Ruh Bayramı) tatili ve Kurban Bayramı ile devam etmesi bekleniyor. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya'nın Paskalya tatili dönemini iyi geçirdiğini ve Avrupalı misafirlerin ülkelerine mutlu döndüğünü söyledi. Bu yıl tüm tatil periyotlarının peş peşe geldiğini dile getiren Kavaloğlu, "Antalya'ya gelen kişi sayısı 1 milyon 250 bin kişiyi geçti. Bu da geçen seneye göre yaklaşık yüzde 3'lük bir artışa tekabül ediyor. Çok zor bir dönemden geçiyoruz turizm açısından, tabii ki bu rakamlar çok değerli, çok önemli" dedi. Sezonun mayısın üçüncü haftasında başlaması bekleniyor Kavaloğlu, ileriki dönemlere yönelik rezervasyonlarda bir durgunluk olduğunu ve bunun da dünyadaki belirsizlikten kaynaklandığını ifade etti. Kentteki hareketliliğin ileriki günlerde daha da artmasını beklediklerini belirten Kavaloğlu, şunları söyledi: "Sezon açılışının Kurban Bayram ile olacağını düşünüyoruz. Bu sene tüm tatil periyotları peş peşe ve aynı zamanda denk geldi. Kurban Bayramı'nın hemen arkasında Avrupa, Almanya için çok önemli olan Pfingsten tatili var. Dolayısıyla Avrupa'da yaşayan Türklerin hem Kurban Bayramı'nı hem Pfingsten nedeniyle tatili Antalya'da geçireceklerini düşünüyorum. Mayısın üçüncü haftası itibarıyla sezonun başlayacağını öngörüyoruz." Avrupa'da Türkiye'nin savaş ortamının içindeymiş gibi bir algı oluşturulduğunu ifade eden Kavaloğlu, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, Türkiye'ye ve Antalya'ya gelen misafirlerin mutlu ayrıldıklarını kaydetti. Pazarlar konusunda da bir değişiklik olmadığını aktaran Kavaloğlu, "İlk üç sırada Almanya, Rusya ve İngiltere devam ediyor. Polonya da dördüncü sırada. Kışı Alman, Rus ve İngiliz turistlerle geçirdik. Yaza doğru Rus turistlerin sayısının daha da artacağını düşünüyorum" diye konuştu. Kavaloğlu, Antalya için 17 milyon rakamının önemli olduğunu belirterek, bu yılı da bu rakamla kapatmayı hedeflediklerini söyledi.

Uçak biletlerinde yüzde 25-35 zam beklentisi Haber

Uçak biletlerinde yüzde 25-35 zam beklentisi

Uçak bileti tavan fiyatları yanı sıra zam gelebileceği belirtiliyor. Habertürk yazarı Güntay Şimşek, Bloomberg HT’ye yaptığı açıklamalarda, son günlerde sıkça gündeme gelen Ortadoğu’daki savaşın, uçak bileti fiyatlarındaki artışı açıklamak için yeterli bir neden olmadığını vurguladı. Şimşek, “İçerideki ekonomik koşullar da havacılık sektörü üzerinde baskı oluşturuyor. Dolayısıyla, bilet fiyatlarında daha fazla artış beklememiz söz konusu” dedi. Uçak yakıtı fiyatlarının ton başına 800 dolardan 1600 dolara çıkmasının sektörde büyük bir maliyet artışına yol açtığını belirten Şimşek, “Bir uçak bileti 100 dolar civarında ise, uçak yakıtındaki bu artışla birlikte bilet fiyatında yaklaşık yüzde 30’luk bir zam meydana geliyor” dedi. Bunun yanı sıra, yüksek tavan fiyatların sadece iç hatlar için değil, diğer uçuşlar için de bir tehdit oluşturabileceği belirtiliyor. Şimşek, “İç hatlardaki bu fiyat artışları, önümüzdeki dönemde diğer hat uçuşlarına da yansıyabilir” dedi. Türkiye’nin küreseldeki yüksek yakıt fiyatları ve maliyet artışlarıyla mücadele eden havayolu şirketlerine rağmen, turizm ve havacılık sektörlerinde büyük bir potansiyele sahip olmayı sürdürdüğüne değindi. "Petroldeki artış, şirket gelirlerini sınırlı tutuyor" Türkiye'nin uçak yakıtı tedarikinde bir sorun yaşanmadığını vurgulayan Şimşek, “Türkiye, hem turizm hem de havacılık sektörlerinde pozitif ayrışan nadir ülkelerden biri. Bu avantajı doğru şekilde kullanmak, Türkiye’yi sektörde daha güçlü bir noktaya taşıyabilir” diye açıklama yaptı. Ancak, global petrol fiyatlarındaki artışın havayolu şirketlerinin gelirlerini sınırlı tuttuğuna da dikkat çekti. Yine de, Türkiye’nin havacılık sektöründe diğer ülkelerle kıyaslandığında daha avantajlı bir durumda olduğu da belirtiliyor. Avrupa ve Çin’de uçak yakıtı üretimindeki sıkıntılar yaşanırken, “Eğer önümüzdeki günlerde Körfez bölgesindeki tedarik problemleri çözülmezse, 3 saat altındaki uçuşlar için yakıt verilememesi durumu bile gündeme gelebilir” dedi. Şimşek, tavan fiyatlarının serbest bırakılması durumunda daha verimli bir pazar oluşabileceğini de dile getirerek, “Tavan fiyat satışı serbest bırakılabilirse, havayolları kendi koltuk kapasitesini daha verimli şekilde kullanarak rekabet edebilir. Bu, hem sektöre hem de yolculara fayda sağlayacak bir çözüm olabilir” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.