Hava Durumu

#Asgari Ücret

TOURISMJOURNAL - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Birleşik Kamu-İş: Açlık 36 bin, yoksulluk 108 bin TL’yi aştı Haber

Birleşik Kamu-İş: Açlık 36 bin, yoksulluk 108 bin TL’yi aştı

Türkiye’de yaşam maliyetindeki artış, Nisan 2026 itibarıyla açlık ve yoksulluk sınırında yeni eşiklerin aşılmasına yol açtı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun cuma günü yayımladığı nisan ayı araştırmasına göre açlık sınırı, bir önceki aya göre 494 lira artarak 36 bin 313 liraya yükseldi. Açlık sınırı, dört kişilik bir ailenin yalnızca dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama olarak belirtiliyor. Aynı dönemde gıda dışı temel ihtiyaçlardaki artışın da etkisiyle yoksulluk sınırı 108 bin 820 liraya kadar çıktı. Böylece yoksulluk sınırı 109 bin liraya yaklaşarak son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı . Araştırma, yalnızca fiyat artışlarını değil, aynı zamanda ücretlerin bu artış karşısında ne ölçüde yetersiz kaldığını da ortaya koyuyor. Yıl başında 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücret, Nisan itibarıyla açlık sınırının 8 bin 238 lira altında kaldı. En düşük emekli aylığı ise açlık sınırının 16 bin 313 lira gerisinde bulunuyor. Bu tablo, sabit gelirli kesimlerin temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığını gösterirken, ücret artışlarının yılın ilk aylarında hızla eridiğine işaret ediyor. Nitekim veriler, asgari ücretin dört kişilik bir ailenin yalnızca 23 günlük beslenme giderini karşılayabildiğini, en düşük emekli aylığının ise sadece 16 günlük gıda ihtiyacına yettiğini ortaya koyuyor. Son bir yıllık değişim ise artışın boyutunu daha net ortaya koyuyor. Açlık sınırı bir yılda 10 bin 135 lira artarken, gıda dışı harcamalar 19 bin 273 lira yükseldi. Yoksulluk sınırındaki toplam artış ise 29 bin 407 lirayı buldu. Hane gelirinin artırılması da yoksulluk sınırını aşmak için yeterli olmuyor. Araştırmaya göre üç kişinin asgari ücretle çalıştığı bir ailede toplam gelir dahi yoksulluk sınırının 24 bin 595 lira altında kalıyor. Memur maaşları da yoksulluk sınırının altında Bu durum, çalışan sayısı artsa bile gelirlerin temel yaşam maliyetlerini karşılamaya yetmediğini ve yoksulluğun daha geniş kesimlere yayıldığını gösteriyor. Kamu çalışanları açısından da tablo farklı değil. En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yalnızca yüzde 56,8’ini, ortalama memur maaşı ise yüzde 62’sini karşılayabiliyor. Bu oranlar, kamu çalışanlarının da ciddi bir alım gücü kaybı yaşadığını ortaya koyuyor . Açlık sınırındaki artışın arkasında gıda fiyatlarındaki yükseliş belirleyici rol oynarken, özellikle protein kaynaklarındaki artış dikkat çekiyor. Et, balık ve yumurta için yapılması gereken aylık harcama 10 bin 792 liraya ulaşırken, süt, yoğurt ve peynir grubu için gereken harcama 7 bin 444 liraya çıktı. Meyve harcamaları 3 bin 417 liraya yükselirken, sebze harcamaları aylık bazda sınırlı bir gerileme gösterse de yıllık bazda artışını sürdürdü. Ekmek, un ve makarna gibi temel ürünler için yapılması gereken harcama da 2 bin 904 liraya ulaştı. Bu veriler, gıda enflasyonunun hanelerin bütçesi üzerindeki baskısını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Gıda dışı harcamalar yoksulluk sınırını yukarı çekti Yoksulluk sınırındaki yükselişin temel nedenlerinden biri ise gıda dışı harcamalardaki hızlı artış oldu. Dört kişilik bir ailenin barınma, ulaştırma, sağlık, eğitim ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yapması gereken aylık harcama 72 bin 507 liraya çıktı. Özellikle kira dahil barınma giderlerinin 20 bin 979 liraya, ulaştırma harcamalarının ise 17 bin 235 liraya ulaşması, toplam maliyetin hızla yükselmesine neden oldu. Ev eşyası, giyim, iletişim ve eğitim gibi kalemlerdeki artış da hane bütçesi üzerindeki baskıyı artıran diğer unsurlar arasında yer aldı. Bu artışta hem Türkiye ekonomisine özgü yapısal sorunların hem de küresel ölçekte enerji fiyatlarındaki yükselişin etkili olduğu değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki artışın ulaştırma başta olmak üzere pek çok sektöre yansıması, fiyatların genel seviyesini yukarı çekmeye devam ediyor. Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de geniş kesimlerin yalnızca yoksulluk sınırının değil, açlık sınırının da altında yaşam mücadelesi verdiğini gösteriyor. Gıda ve temel ihtiyaç fiyatlarındaki artış sürerken, gelirlerdeki artışın bu yükselişi telafi edememesi, özellikle düşük ve sabit gelirli gruplar için geçim sıkıntısının derinleşmesine yol açıyor. Ekonomik göstergeler, hane halkı üzerindeki baskının kısa vadede azalmasının zor olduğunu ortaya koyarken, yaşam maliyetindeki artışın sosyal etkilerinin de giderek daha görünür hale geldiğine işaret ediyor. Hanehalkının enflasyon beklentisi yüzde 50’ye yaklaştı TCMB’nin Mart 2026 Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 50 sınırına yaklaştı. Mart ayında 1,08 puan artan beklenti yüzde 49,89’a yükselirken, ocak ve şubat aylarında yüzde 48,81 seviyesinde yatay seyretmişti. 5-13 Mart tarihleri arasında 2 bin 985 hanenin katılımıyla yapılan ankette, katılımcıların yüzde 69,3’ü gelecek 12 ay sonunda enflasyonun mevcut seviyenin üzerinde gerçekleşeceğini öngördü. Beklentiler demografik gruplara göre farklılaştı. Kadınların 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 52,2 ile erkeklerin beklentisi olan yüzde 48,1’in üzerinde gerçekleşti. Yaş gruplarında en yüksek beklenti yüzde 51,5 ile 55 yaş ve üzeri kesimde görülürken, gelir düzeyi düştükçe enflasyon beklentisinin yükseldiği dikkat çekti. Asgari ücret ve altında gelir elde edenlerde beklenti yüzde 51,8 olurken, iki asgari ücret ve üzeri gelire sahip grupta bu oran yüzde 48,6’da kaldı. Ankette yatırım tercihlerinde ise altın açık ara ilk sırada yer aldı. "Elinde nakit olsa ne yapardın?" sorusuna katılımcıların yüzde 55,2’si "altın alırım" yanıtını verdi. Gayrimenkul yüzde 28,5 ile ikinci sırada kalırken, bu tercihin ocaktan bu yana gerilemesi yüksek konut fiyatları ve finansmana erişimdeki zorlukların etkisine işaret etti. Borsa, döviz, vadeli mevduat ve yatırım fonları ise altın ve gayrimenkulün oldukça gerisinde kaldı.

Yükselen Aidatlar Site Sakinlerini Zorluyor Haber

Yükselen Aidatlar Site Sakinlerini Zorluyor

Konut sektöründeki yüksek aidatlar, özellikle kiracılar ve ev sahipleri arasında gerginliklere yol açıyor. Enflasyon ve artan enerji fiyatlarının etkisiyle, site yönetimleri sürekli artan giderleri karşılamak amacıyla aidatları artırmak zorunda kalıyor. Geçmişte yılda bir kez yapılan aidat artışları, şu an enflasyonist ortamın etkisiyle sık sık yapılır hale gelmiş durumda. İstanbul’daki ortalama 100 m²’lik bir dairenin aidat tutarı 2024 itibarıyla 2 bin 400 TL'ye ulaşırken, daha lüks ve merkezi bölgelerde aidatlar çok daha yüksek seviyelere çıkabiliyor. Özellikle Beşiktaş'ta 100 m²’lik dairenin aidatı 5 bin 750 TL'ye kadar yükseldi. Şişli ise 4 bin 800 TL ile en yük aidat ortalamasında ikinci sırada yer alıyor. Eva Gayrimenkul Değerleme'nin yaptığı araştırmaya göre, İstanbul’daki aidatlar son yıllarda hızla artmış durumda. 2023’teki artış oranları ortalama yüzde 77 iken, 2024-2025 döneminde bu oranların yüzde 48,5 civarında olması bekleniyor. Aidat artışlarının sebepleri arasında özellikle personel giderleri, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dövize endeksli maliyetlerin artması ön plana çıkıyor. Örneğin, site yöneticilerinin ve çalışanlarının maaşları ile ortak alanların bakım ve temizlik masrafları aidatlara büyük oranda yansıyor. Eva Gayrimenkul Değerleme'nin koordinatörü Serkan Bal, "Enflasyon oranı düzelse de aidatlar düşmeyecek, çünkü giderler sabit ve her yıl artıyor" diyerek bu durumun ekonomik düzelse bile devam edeceğini vurguluyor. Ancak artış hızında bir yavaşlama olacağı tahmin ediliyor. AİDAT ARTIŞLARININ TEMEL SEBEPLERİ Aidat artışlarının başlıca nedenleri arasında, site görevlilerinin maaşları, enerji tüketimi ve genel bakım masraflarındaki artışlar yer alıyor. 2024 yılına gelindiğinde, asgari ücretin yüzde 30 artışının yanı sıra dövizdeki yükselişle birlikte, aidatlar genellikle bu oranları aşan seviyelerde artış gösterdi. En büyük artışlar, markalı konut projelerinde ve lüks site projelerinde yaşanırken, daha sakin bölgelerde aidat artışları nispeten düşük kalabiliyor. Beşiktaş ve Şişli gibi bölgelerdeki yüksek aidat fiyatları, konut sahipleri ve kiracılar arasında ciddi bir mali yük oluşturuyor. Site yönetimleri de, yıllık bütçe hazırlıkları kapsamında aidatların artış hızını belirlerken, personel giderleri ve bakım masraflarını hesaba katıyor. Yılda bir kez yapılan aidat toplantılarına katılım, sakinlerin aidatları denetleyebilmesi açısından önem taşıyor. Av. Elvan Kakıcı Şimşek, aidatların yüksek olması durumunda kat malikleri kuruluna katılımın, itirazların ve gerekirse dava açılmasının önemli olduğunu belirtiyor. BAKANLIK DÜZENLEMELERİ VE ŞEFFAFLIK GEREKİYOR Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, site yönetimlerine yönelik yeni düzenlemeler hazırlıyor. Bu düzenlemelerle birlikte, site yönetimlerinde belirli bir yeterlilik seviyesi arandığı ve şeffaflık konusunda yeni kriterlerin getirileceği bekleniyor. Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı'ya göre, bu değişiklikler ile aidatların hesaplanması sürecinde daha fazla şeffaflık sağlanması ve dolayısıyla sakinlerin ödeyecekleri tutarlarla ilgili daha fazla bilgi sahibi olmaları hedefleniyor. İstanbul Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Ahmet Erkurtoğlu, "Enerji tasarrufu sağlanarak ve bazı hizmetler modern sistemlerle değiştirilerek, aidatlarda düşüş sağlanabilir" önerisinde bulunuyor. Güneş enerjisi kullanımı, yağmur suyu toplama sistemleri ve elektronik güvenlik önlemleri gibi yöntemler, aidatı düşürebilecek önlemler arasında gösteriliyor.

İTO Başkanı Avdagiç: "Yatırımcının Önünü Açmalıyız" Haber

İTO Başkanı Avdagiç: "Yatırımcının Önünü Açmalıyız"

İSTANBUL (İHA) - İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, sanayinin rekabet gücünü koruması için teknolojik yenilenmenin şart olduğunu vurguladı. Ancak finansmana erişimde ciddi zorluklar yaşandığını belirterek, "Şu anda böyle bir kaynağa ulaşmak mümkün değil. Bu kaynaklara erişim maliyeti, bilahare yapacağınız yatırımın size sağlayacağı katma değerden daha yüksek olduğu için iş adamları için bir cazibesi, rasyonalitesi yok. Yatırımı tekrar cazip hale getirecek önlemler iş dünyasının önünü açacaktır" dedi. 2025 beklentilerini dile getiren Avdagiç, "Bir kere hepimizin enflasyonun bu yıl Merkez Bankasının koyduğu hedeflere uygun olarak belirlenen patikanın içinde kalmasıyla ilgili beklentimiz var. Diğer tarafta Türkiye'nin kredibilitesiyle ilgili sağlanan iyileştirmelerin en azından aynı kalması, mümkünse daha iyi bir noktaya taşınması hedefimiz var. CDS'lerin azalmasına bağlı olarak hem özel sektörün hem de kamunun döviz bazlı borçlanma maliyetinin düşürülmesiyle ilgili beklentimiz var. Buna bağlı olarak son 1,5 senede yaşanan kur makasının üretici ve ihracatçı tarafından yönetilebilme noktasına gelmesi için politikaların mutlaka öncelikli olarak gözden geçirilmesinin çok net beklentisi içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET TARTIŞMASI Avdagiç, bölgesel asgari ücretin daha önce İTO tarafından gündeme getirildiğini hatırlatarak, "Anayasaya aykırıdır, insan haklarına aykırıdır diye eleştiri getirenler oldu, şimdi onları biz izliyoruz. Şu anda onlar bunu gündeme getiriyorlar. Halbuki eğer bu anayasaya, insan haklarına, eşitliğe aykırıysa, o zaman teşviklerde uygulan farklılıklar, 1'inci bölgeden 6'ncı bölgeye kadar farklılıklar aykırı olmuyor mu? Yani ben İstanbullu yatırımcı olarak sıfır teşvik alıyorum, İstanbul'da hiçbir sektörün teşviki yok. Ama teşvik alan bölgeler var. O zaman bu da İstanbullu yatırımcıya karşı bir eşitsizlik değil mi? Bunu böyle dar kalıplarla, sloganik yaklaşımlarla ele almak asla doğru değil. Türkiye'nin gerçeklerini dikkate almak lazım" dedi. Geleneksel sektörlerde istihdamın korunmasının kritik olduğunu ve bölgesel ücret farklarının sosyal dengeler açısından da önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı. ÇİN VE SURİYE İLE EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ Türkiye’ye yönelen Çin yatırımlarına da değinen Avdagiç, "Yatırımın Çin'den geleni için de Avrupa ve Amerika'dan geleni için de aynı şeyi söylüyoruz. Burada önemli olan; yeni yatırım yapacak firmaların Türkiye'yi sadece bir ‘ara istasyon' olarak değil, gerçekten belli somut üretimlerini yaptıkları ve üretim kabiliyetlerini gerçek anlamda kullandıkları, Türkiye'de onlara hizmet verecek tedarik sanayinin kapsamlı bir şekilde devreye alınacağı bir politikanın devreye girmesi. Ve bu yatırımlara teşvik verilirken Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların bu süreçten zarar görmemesine özen göstermek doğru olacaktır" diye ekledi. Suriye ile ekonomik ilişkilerin gelişimine de dikkat çeken Avdagiç, Türkiye’de faaliyet gösteren Suriyeli girişimcilerin ticari bağlantılarının bu süreçte önemli bir rol oynayacağını ifade etti. "İstanbul ve diğer illerdeki Suriyeli iş insanlarının kurduğu firmalar, sahip olduğu ticari bağlantılar önümüzdeki dönemde Suriye ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde çok ciddi bir katma değer sağlayacaktır. Onların bir kısmı Türkiye'deki üretim araçlarını, üretim kabiliyetlerini Suriye'ye taşıyacaklardır. Ülkemizdeki Suriyeli müteşebbisler Suriye'de Türkiye'nin gücü ve güvenilir partnerleri olacaklardır" dedi.

2025 Asgari Ücreti 22.104 TL Olarak Belirlendi Haber

2025 Asgari Ücreti 22.104 TL Olarak Belirlendi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2025 asgari ücretini yüzde 30 artışla net 22.104 TL olarak duyurdu. İşverenlere sağlanan destek de 700 TL'den 1000 TL'ye çıkarıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "2025 yılında asgari ücret, yüzde 30 artışla net 22 bin 104 TL olarak uygulanacaktır. Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. TÜRK-İŞ'TEN TEPKİ: KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL Türk-İş, açıklanan rakamı yetersiz buldu. Asgari ücretin 29 bin 583 TL olması gerektiğini belirten sendika, "Bu rakamı kabul etmek mümkün değil. 1 yıllık belirlendi. 6 aylık belirlenmiş olsa bile kabul edilemez" diyerek toplantıya katılmama kararı aldı. 2025 YILINDA ASGARİ ÜCRETE GETİRİLEN DÜZENLEMELER Brüt ücret 26.005 TL olarak belirlenirken, yeni asgari ücretin işverene toplam maliyeti 30.556 TL'ye yükseldi. Ayrıca işsizlik ödeneği, GSS primi ve kıdem tazminatı gibi kalemlerde değişiklikler olacak. YILLARA GÖRE ASGARİ ÜCRET ZAM ORANLARI 2020: %15,03 zamla 2.324 TL 2021: %21,56 zamla 2.825 TL 2022: %50,5 zamla 4.253 TL 2023: %54,66 zamla 8.506 TL 2025: %30 zamla 22.104 TL "ÇALIŞANIN REFAHINI KORUMAYI AMAÇLIYORUZ" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda refahın güçlendiği bir geleceği de hedeflemekteyiz. Türkiye'nin artık ciddi bir dezenflasyon sürecinde olduğunu ifade etmek isterim. Fahiş fiyat artışlarına karşı da mücadele yürütüyoruz. Biz çalışanlarımızın cebine giren her kuruşun gerçek değerini koruması için çalışıyoruz. Çalışanlarımızın refahını artıran ve ülkemizin ekonomik istikrarının güçlendiren bu süreci başarıyla yürüttüğümüzü düşünüyorum" dedi. TÜRK-İŞ'İN AÇIKLAMASI Türk-İş, asgari ücretin insana yakışır bir yaşam standardını karşılaması gerektiğini vurgulayarak, hükümetin işçilerin geçim şartlarıyla ilgili yeterli analiz yapmadığını belirtti. Türk-İş'in toplantıya katılmama kararının gerekçesi, "29.583 TL altında bir teklifi kabul etmiyoruz" olarak özetlendi.

Kayseri’de Pastırma Esnafının Gözü Kış Sezonunda Haber

Kayseri’de Pastırma Esnafının Gözü Kış Sezonunda

KAYSERİ (İHA) - Kayseri’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden biri olan Erciyes Kayak Merkezi’nde kar yağışının ardından kayak sezonu erken açıldı. Bu hareketlilik, sadece turizm sektörünü değil, aynı zamanda kentteki pastırmacı esnafını da olumlu etkiledi. Erciyes’e gelen yerli turistlerin şehir merkezine inip alışveriş yapmasının esnafa canlılık katması bekleniyor. Pastırma ve sucuk fiyatlarının şimdilik sabit olduğunu ifade eden pastırmacı Yasin Güzel, "Şu anda pastırma ve sucuk fiyatlarımız sene başındakilerle aynı, değişmedi. Tabi ocak ayından sonra asgari ücrete zam gelmesi ile bizim de fiyatlarımızda bir artış olacaktır. Şu anda pastırmamız bin TL'den başlıyor, bin 600 TL'ye kadar değişiklik gösteriyor. Sucuk fiyatlarımız da 500 TL'den başlayıp 850 TL'ye kadar değişiklik gösterebiliyor" dedi. "ERCİYES’TEN GELEN TURİSTLER BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ" Kış sezonunun pastırma esnafı için kritik bir dönem olduğuna dikkat çeken Güzel, "Kış sezonu bizim için çok önemli. Çünkü Erciyes gibi bir dağımız var. İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer yakın illerden yerli turist dediğimiz insanlar kayak yapmaya geliyorlar. Bizim de bir umudumuz var tabi. Hafta sonları onlar şehir merkezine gezmeye iniyorlar. Buradan alışveriş yapıyorlar. Esnafımız da biraz canlanıyor. Bizim de umudumuz o yönde. İnşallah bu sene de sezon güzel geçer. Erciyes Dağımız dolar taşar" diye konuştu. Güzel ayrıca, artan turist hareketliliğiyle birlikte esnafın işlerinin canlanmasını beklediklerini vurguladı. Özellikle kış sezonundaki hareketliliğin, Kayseri’nin meşhur pastırması ve sucuğuna olan ilgiyi artırması öngörülüyor. KIŞ TURİZMİNİN ETKİSİ BÜYÜYOR Erciyes Kayak Merkezi, Türkiye’nin önemli kayak ve kış sporları merkezlerinden biri olarak sadece turizm sektörünü değil, aynı zamanda yerel ekonomiyi de destekliyor. Pastırma ve sucuk gibi yöresel ürünler, bölgeye gelen turistler için hem lezzetli bir seçenek hem de şehir merkezindeki esnaf için büyük bir gelir kaynağı oluyor.

Demiray: "Turizmde Kurtuluş Doların Enflasyonla Uyumu" Haber

Demiray: "Turizmde Kurtuluş Doların Enflasyonla Uyumu"

Dedeman Hotels & Resorts International (DHRI) Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, turizm sektöründe 2024'te sıkı para politikaları nedeniyle kârdan feragat ettiklerini söyledi. "2025 yılında yüzde 30 enflasyon hedefleniyorsa dolar da yüzde 30 realize olmalı. Bugün geldiğimiz noktada dolar 35 TL’lere dayanmış durumda. Önümüzdeki yıl 42 TL civarına gelmesi gerekiyor. Turizm sektörü başka türlü ayağa kalkamaz, ayakta da kalamaz" dedi. 2024 yılı turizm için zor geçerken, artan girdi maliyetleri ile döviz kuru arasındaki fark, sektörün kârlılığını düşürdü. Demiray, "2024 yılında kârdan fedakarlık ettik. Yüzde 10 ile 15 arasında kârlılıklarımız eridi. Bu durum para sıkılaştırma politikasından kaynaklı. Özellikle bizim birlikte çalıştığımız tekstil sektörü dolar ve eurodan dolayı büyük darbe yedi. Yurt dışına döndüler. İnsanlar toplantılarını, eğitimlerini, ötelediler. Öteleyince turizm sektöründe iptaller çok yaşandı. Bununla birlikte kamu da sıkılaştırmaya gitti. Devlet de ihaleleri iptal etti. Tüm bunlar turizmcileri olumsuz etkiledi" dedi. "DOLAR ENFLASYON ORANINDA ARTIŞ GÖSTERMELİ" Demiray, doların enflasyona paralel artması gerektiğini vurgularken, "Eğer Türkiye'de 2025 yılında yüzde 30 enflasyon hedefliyorsak doların da yüzde 30 realize olması, devalüe edilmesi gerekiyor. Bugün geldiğimiz noktada dolar 35 TL’ye dayanmış durumda. Önümüzdeki yıl yüzde 30 enflasyon mu öngörüyoruz o zaman doların 42 TL civarına gelmesi gerekiyor. Bunun da kademeli olarak gerçekleşmesi lazım" dedi. Kademeli artış olmadığında, çalışan ve enerji maliyetlerinin hızla yükseldiğini vurguladı. Turizmci, fiyatları bir anda yüzde 30-40 oranında artıramadığından kârlılık oranını düşürünce birçok otelin bu durumla başa çıkamadığını savundu. "2025’İN İLK YARISINDA HER ŞEYİ DUYABİLİRİZ" Demiray, 2024'te 270’e yakın otelin konkordato ilan ettiğine işaret ederek, 2025’in ilk 6 ayında daha fazlasının olabileceğine dikkat çekti. "Bunun nedeni de plansızlık ve yanlış yönetim şekli. Biz sistem yapmıyoruz, sistemin bir parçası olamıyoruz. Sistem olmadığı için de maliyet yönetimi doğru fiyatlamayla pekişmiyor. Bizim önce neyi sattığımızın maliyetini bulup sonra fiyatları belirlememiz gerekiyor. Eski bakkal usulü yapıyor çoğu işletme. Hala bütçesi olmayan oteller var" yorumunda bulundu. "BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET ŞART" Demiray, asgari ücretin yüzde 30’un üzerine çıkmaması gerektiğini savunarak, Turizm sektörünün bu artışı yönetemeyeceğini söyleyen Demiray, asgari ücret artışı yüzde 45 olursa, otel maliyetlerinin 2.200 TL’yi aşacağını belirtti. Oda fiyatının en az 5.000 TL’ye çıktığı durumda da konaklayacak misafir bulunamayacağını ekledi. Demiray, bölgesel ücret sistemine geçilmesini önerdi. "BODRUM’DA BİR TOP DONDURMA 1500 TL" Demiray, turizmdeki "fahiş fiyat" tartışmalarına da değindi. "Fırsatçılık her sektörde var. Bodrum’da bir top dondurma 1500 TL. Bu artık ayıp. Devlet denetimlerini, işini bilen liyakatli insanlarla sıklaştırırsa bu iş çözülür" dedi.

Yeni Yatırımlarla Büyüyen Şahinler Holding Haber

Yeni Yatırımlarla Büyüyen Şahinler Holding

Şahinler Holding, tekstil, turizm ve ambalaj alanında yeni yatırımlarla atılım yapmaya hazırlanıyor. Holdingin Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin, "Elazığ’da ve Mısır’da tekstil fabrikası yatırımlarımız var. Turizmde de Kapadokya’da yeni bir otel yatırımı için çalışmalarımız sürüyor. Ambalaj sektöründe de yeni fabrika için çalışıyoruz" dedi. Şahinler Holding, tekstil, giyim, inşaat-gayrimenkul, serbest bölge işletmeciliği, catering, spor, ambalaj ve turizm gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor. Şirket, yeni yatırım planlarını, Şahin’in "Sıfırdan Zirveye" adlı kitabının tanıtım toplantısında paylaştı. Toplantıda Şahin, gelecek dönemde planlanan projelerden bahsetti. Antalya’da düzenlenen tanıtım toplantısında Şahin, toplamda 8 sektörde faaliyet gösteren Şahinler Holding’in yeni yatırım hedeflerinden bahsetti. 10 bin kişiye istihdam sağlayan holdingin, tekstil, turizm ve ambalaj alanında yeni yatırımlar için çalışmalara başladığı bildirildi. TEKSTİL ALANINDA YATIRIM ATAĞI Elazığ’da kurulacak tekstil fabrikası 1000 kişiye iş imkânı sağlayacak. Bu fabrika ile daha uygun maliyetle üretim yapılıp, Avrupalı müşterilere daha rekabetçi fiyatlarla üi fiyatlarla xfcrün sunulacak. Trakya’daki mevcut fabrika da faaliyetlerine devam edecek. Şahin, Türkiye’deki ekonomik şartlar nedeniyle çok sayıda tekstil şirketinin yurt dışında üretime yöneldiğine dikkat çekti. Şahinler Holding, Mısır’da 60 milyon dolarlık ciro hedefiyle yeni bir işletme kurdu. Burada 20 milyon adetlik üretim kapasitesine ulaşılacak ve 3 bin kişiye istihdam sağlanacak. Şahin, "Yurt içinde de yurt dışında da yatırım yapıyoruz. Şirket olarak yumurtaları farklı sepetlere koyuyoruz. Firmalarımızın da bunu yapması gerekiyor" dedi. KAPADOKYA’YA YENİ OTEL GELİYOR Turizm alanındaki büyük projelerden biri de Kapadokya’da yeni bir otel açılışı olacak. Şahinler Holding, 4 bin yatak kapasitesine sahip beş otelle 12 ay boyunca kesintisiz hizmet veriyor. Yeni otel ile birlikte yatak kapasitesinin ve istihdam sayısının artması planlanıyor. AMBALAJDA GERİ DÖNÜŞÜM YATIRIMI Ambalaj sektöründe de yeni bir fabrika kurma çalışmaları devam ediyor. Fabrikada geri dönüşümle köpük tabak, çatal-bıçak ve streç film üretilecek. Bu tesis, 10 bin metrekarelik kapalı alanda faaliyet gösterecek ve aylık 350 ton üretim kapasitesine sahip olacak. YENİLENEBİLİR ENERJİ VE SÜREKLİ BÜYÜYEN HEDEFLER Şahinler Holding, yenilenebilir enerji alanında da yatırımlar yapıyor. GES projeleri ile toplam 6,2 milyon dolar yatırım yaptıklarını belirten Şahin, 2025 yılına kadar 21 milyon kWh elektrik üretmeyi hedeflediklerini söyledi. Bu projelerle 5 bin 200 ton karbondioksit salınımını önlediklerini de sözlerine ekledi. ASGARİ ÜCRET DEĞERLENDİRMESİ Şahin, Türkiye’deki ekonomik görünümle ilgili de görüşlerini paylaştı. Şahin, "Birçok yerde işten çıkarmalar var. Asgari ücret konusu da tartışılıyor. Yüksek bir zam verilirse şirketler zorlanacak, düşük verilirse insanlar sıkıntıya düşecek. Bu durumda da teşvik verilerek yüksek zam yapılması doğru olacaktır. İhracat yapan firmaların da çok sıkılmaması gerekiyor. Enflasyonu kışkırtmayacak projeler geliştirilerek ilerlenmesi şart" yorumunda bulundu.

Ticaret Bakanlığı, Fahiş Fiyat Artışlarına Karşı Denetim Başlattı Haber

Ticaret Bakanlığı, Fahiş Fiyat Artışlarına Karşı Denetim Başlattı

İSTANBUL (İHA) - Ticaret Bakanlığı, İstanbul'da 25 ilçede 45 ekiple, temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine yönelik fahiş fiyat ve etiket denetimi gerçekleştirdi. Bu denetimlerde, işletmelerin etiket, gramaj ve fiyat bilgileri incelendi. Ayrıca, asgari ücrete yapılacak zamdan dolayı fiyatlarda artış yapmaya çalışan işletmelere cezai işlem uygulandı. DENETİMLERDE TEMEL GIDA ÜRÜNLERİ ÖN PLANDA İstanbul Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe, "İstanbul'da 25 ilçede 45 ekiple denetimler yapıyoruz. Bazı işletmelerin ürünlerine asgari ücret zammının yılbaşından önce yansıtılması olasılığına imkan vermemek için bugün özellikle işletmelerimizi denetliyoruz. Temel gıdalardan olan su, ekmek, sebze, kırmızı ve beyaz et başta olmak üzere 47 ana başlıktaki ürünü rutin olarak inceliyoruz. Bu incelemelerimizde ürünlerin o günkü fiyatlarını not ediyoruz, bir sonraki denetimde de arada ne kadar fark var görebiliyoruz. Bugün yaptığımız denetimlerde baktığımız ürünlerin fiyatlarını aldık, not ettik. Ocak ayında da buralara tekrar gelip tekrar bakacağız" dedi. CEZAİ İŞLEM UYGULANDI Denetimlerde, fiyat etiketlerinde zorunlu düzenlemelere uymayan işletmelere 2 bin 200 TL idari ceza kesildi. Menteşe, Kasım ayında yaklaşık 9 bin 207 işletmenin denetlendiğini ve bu çalışmaların tüm Türkiye genelinde devam edeceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.