Hava Durumu

#Arkeoloji

TOURISMJOURNAL - Arkeoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arkeoloji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Laodikeia’da 2 metrelik Athena heykeli ortaya çıkarıldı Haber

Laodikeia’da 2 metrelik Athena heykeli ortaya çıkarıldı

Denizli'nin önemli kültürel miraslarından Laodikeia Antik Kenti'nde sürdürülen kazı ve restorasyon çalışmaları, antik dönemin sanatsal ve kültürel birikimini günümüze taşımaya devam ediyor. Kentte özellikle Batı Tiyatrosu sahne binasında yürütülen çalışmalar, yeni buluntularla arkeoloji dünyasına önemli veriler sunuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, antik kentte yürütülen çalışmalara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Batı Tiyatrosu'nda ortaya çıkarılan yeni buluntuyu duyurdu. Bakan Ersoy, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Laodikeia'da önemli bir keşfe daha imza attık. Antik kentte yeni bir buluntu daha gün yüzüne çıktı. Laodikeia Batı Tiyatrosu'nda yürüttüğümüz çalışmalar, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarmayı sürdürüyor. Sahne binasında, yaklaşık 2 metre uzunluğunda, beyaz mermerden yapılmış Athena heykelini gün ışığına çıkardık. Homeros destanlarına sahne olan bu yapı, antik dönemde kültürel anlatımın da merkezi olduğunu ortaya koyarken Augustus Dönemi klasik üslubunu yansıtan eser, yüksek sanatsal niteliğiyle dikkat çekiyor. Geleceğe Miras vizyonumuzla, bu eşsiz mirası koruyarak geleceğe taşımaya devam ediyoruz." Athena Heykeli molozlar arasında bulundu Laodikeia Batı Tiyatrosu Sahne Binası'nda yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları kapsamında, postskene olarak adlandırılan sahne binasının dış duvarında, moloz dolgu içerisinde yüzüstü şekilde bırakılmış Athena heykeline ulaşıldı. Yaklaşık 2 metre uzunluğundaki heykelin baş kısmı henüz tespit edilemezken beyaz mermerden yapılmış olması dikkat çekti. Sahne binası Homeros destanlarını anlatan heykellerle donatıldı Milattan önce 2'nci yüzyıla tarihlenen Batı Tiyatrosu sahne binasında, üç katlı mimari düzen içerisinde her katta 16 sütun yer alıyor. Bu sütunlar arasına tanrı ve tanrıçaların yanı sıra yöneticilere ve Homeros destanlarına ilişkin sahneleri betimleyen heykeller yerleştirildi. Odysseus'un İthaka'ya dönüş yolculuğunda karşılaştığı Laistrigonlar Ülkesi, dev Polyphemos'un mağarası ve deniz canavarı Skylla gibi sahneleri içeren heykel grupları, yapının yalnızca tiyatral gösteriler için değil aynı zamanda kültürel anlatımın aktarımı için de kullanıldığını ortaya koydu. 2024-2025 yıllarında yürütülen çalışmalarda bu anlatımlara ilişkin çok sayıda heykel gün yüzüne çıkarıldı. Ünik tipoloji ve yüksek sanatsal işçilik Yuvarlak kaide üzerinde ayakta betimlenen Athena heykelinde, ince dokumalı kolsuz peplos giysi, boyunda hylamis (pelerin) ve göğüste Medusa başı ile yılanların yer aldığı aegis detayları dikkat çekiyor. Heykelin elbise kıvrımları ve kumaşın doğal işlenişi, yüksek sanatsal kaliteyi ortaya koyarken boynunda pelerin bulunan tipolojinin ünik olması eserin önemini artırıyor. Heykelin, sütunlar arasına yerleştirilmiş olması nedeniyle arka yüzünün kaba bırakıldığı tespit edilirken eserin usta bir heykeltıraşın elinden çıktığı değerlendiriliyor. Augustus dönemi klasik üslubunu yansıtıyor Sanatsal stil açısından değerlendirildiğinde Athena heykelinin, İmparator Augustus Dönemi'ne (MÖ 27 - MS 14) ait birinci klasik üslubu yansıttığı belirtiliyor. Antik Dönem'de önemli bir dokuma merkezi olan Laodikeia'da Athena'nın savaşçı kimliğinden ziyade dokuma yönünün ön plana çıktığı, tanrıça adına festivaller düzenlendiğinin yazıtlarla belgelendiği ifade ediliyor. Ayrıca, Batı Tiyatrosu sahne binasında yürütülen restorasyon çalışmalarının 2026 yılı başından itibaren kesintisiz şekilde sürdürüldüğü belirtiliyor.

Türkiye turizmde küresel güç olmayı sürdürüyor Haber

Türkiye turizmde küresel güç olmayı sürdürüyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’da üç gün sürecek olan Akdeniz Bölge Strateji Toplantıları kapsamında AK Parti teşkilatıyla bir araya geldi. Buluşmada AK Parti Antalya Milletvekilleri Tuba Vural Çokal, Kemal Çelik ve Serap Yazıcı Özbudun ile AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatçı da yer aldı. Küresel gelişmelerin etkisinin arttığı bir dönemde Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Ersoy, yürütülen çalışmaların kapsamını ve elde edilen sonuçları paylaştı. Küresel yapının yeni bir düzene doğru evrildiğini belirten Ersoy, milletin huzur ve refahını teminat altına almak ve ülkenin güçlü, lider ve tam bağımsız yarınlarını inşa etmek için yoğun bir mesai yürütüldüğünü ifade etti. Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonunun bütün başlıklarını gerçekleştirerek kazanımların korunması ve sürekliliğin sağlanması adına gece gündüz çalıştıklarını kaydetti. Turizmde Yüzde 109 Artış! Türkiye Dünya Sıralamasında Yükseldi Göreve geldikleri ilk günden itibaren kültür ve turizmi tek bir ekosistemin parçaları olarak ele aldıklarını belirten Ersoy, bu vizyonla hem her başlık için özel proje, hizmet ve eser üretildiğini hem de bu bütüncül yaklaşımın korunduğunu söyledi. Kültür ve turizmin doğrudan veya dolaylı olarak birbirini sürekli desteklediğini ifade eden Ersoy, bu sayede önemli mesafeler katedildiğini vurguladı. Turizmde ürün ve pazar çeşitliliğinin arttığını ve turizmin kıyılara hapsolmaktan kurtarılarak ülke geneline yayıldığını belirten Ersoy, tesis kalitesi ve insan kaynağıyla örnek alınan bir yapı oluşturulduğunu kaydetti. Turizmin ekonomide stratejik sektör olarak ilan edildiğini hatırlatan Ersoy, turizmde elde edilen başarıya dikkat çekti. Son 8 yılda gelirlerin yüzde 109 artırıldığını ifade eden Ersoy, Covid-19 salgınına, savaşlara ve siyasi gerilimlere rağmen 2017-2025 yılları arasında turizmde muazzam bir sıçrama yaptırmayı başardıklarını söyledi. Kültür ve Sanatta Küresel Etki: Türk Dizileri 170 Ülkede Kültür-sanat sahasında özgün üretimin arttığını belirten Ersoy, temsil, seyirci ve ihracatta rekorlar kırıldığını ifade etti. Türk dizilerinin yaklaşık 170 ülkede 1 milyardan fazla insana ulaştığını, sinema sektörünün uluslararası ödüllerde yer aldığını söyledi. Bu alanlarda sundukları ciddi desteklerin sürdürüldüğünü kaydetti. Dünyanın Türkiye’yi takip ettiğine işaret eden Ersoy, “Arkeolojiden yazma eserlere farklı sahalarda dünyada sayılı örneği olan bilimsel çalışmaların yürütüldüğü, elde ettiği veri ve bulguları uluslararası alanda heyecanla takip edilen bir Türkiye’nin gururunu yaşıyoruz.” dedi. “Geleceğe Miras” ile Arkeolojide Altın Çağ “Geleceğe Miras” projesine de değinen Ersoy, Türk arkeoloji tarihinin en kapsamlı kazı, restorasyon ve ihya sürecinin hayata geçirildiğini belirtti. Ersoy, 65 ilde 255 kazının projeye dahil edildiğini kaydetti. Kazı çalışmalarının yılın tamamına yayıldığını, her kazıya Türk koordinatör atandığını ve yabancı kazıların da bu sisteme dahil edildiğini belirten Ersoy, bu süreci millî ve yerli bir arkeoloji atılımı olarak tanımladı ve Türk arkeolojisinin altın çağını başlattıklarını vurguladı. Bu süreçte 15 binin üzerinde eserin müzelere kazandırıldığını belirten Ersoy, 2025 yılında toplam kazı sayısının 776’ya ulaştığını, bu yıl ise 800’e çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi. Gece Müzeciliği ve Kültür Yolu Festivali ile Yeni Dönem Gece müzeciliği uygulamasının 27 müze ve ören yerinde hayata geçirildiğini belirten Ersoy, 2025 yılında 600 bin ziyaretçinin ağırlandığını kaydetti. Ersoy, proje kapsamında bugüne kadar 7,5 milyar lira destek sağlandığını ifade etti. Kültür-sanat faaliyetlerinde tiyatrodan operaya, konserlerden sergilere kadar tüm alanlarda temsil ve katılımın arttığını belirten Ersoy, “Yaşayan Miras Şölenleri”, “Yaşayan Miras Okulu” ve “Yaygın Kültürel Eğitim” gibi projelerle geleneksel sanatların ve ustaların desteklendiğini söyledi. Türkiye Kültür Yolu Festivali ile kültür ve sanatın uluslararası vitrine taşındığını ifade eden Ersoy, festivalin bu yıl 26 ilde düzenleneceğini kaydetti. Ersoy, AKM’den CSO Ada Ankara’ya, Rami Kütüphanesi’nden Galata ve Kız Kuleleri’ne, Bodrum Kalesi ve Sümela Manastırı’ndan Selimiye, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebir camilerine kadar uzanan geniş ölçekte mimari, restorasyon ve ihya projelerini hayata geçirdiklerini belirterek bu çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. Bakan Ersoy, TİKA, YTB, Yunus Emre Enstitüsü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla yürütülen uluslararası iş birlikleri, Türkçe öğretimi ve Türkiye Bursları gibi projelerle Türkiye’nin kültür diplomasisini küresel ölçekte etkin ve güçlü bir şekilde kullandığını vurguladı. Akdeniz’e 26,9 Milyar Liralık Yatırım, Tesis Sayısı 6,5 Kat Arttı Akdeniz Bölgesi’ne yapılan yatırımlara da değinen Ersoy, 2002-2025 yılları arasında yaklaşık 26,9 milyar lira kültür ve turizm yatırımı gerçekleştirildiğini belirtti. Ersoy, konaklama tesis sayısının neredeyse altı buçuk katlık bir artışla 610’dan 3 bin 845’e çıktığını, yatak kapasitesinin ise 161 bin 970’ten 684 bin 681’e yükseldiğini ifade etti. Geleceğe Miras projesi kapsamında Antalya ve Burdur’da kapsamlı kazı çalışmaları gerçekleştirdiklerini hatırlatan Ersoy, şöyle devam etti: “Antalya ve Alanya müzelerinde, Aspendos, Patara ve Side ören yerleri ile Nekropol Müzesinde Gece Müzeciliği uygulamasını başlattık. Uygulamaya geçilmesiyle birlikte 50 bine yakın ziyaretçi rakamına ulaştık. 2026 yaz sezonuna kadar Likya Uygarlıkları Müzesi ile Syedra ve Sagalassos ören yerlerinde de Gece Müzeciliği uygulamasını başlatacağız.” Akdeniz Bölgesinin yoğun olarak tanıtıldığını dile getiren Ersoy şunları söyledi: “TGA; film iletişimi ve global projeler, GO Türkiye web platformu, sosyal medya hesapları, basılı yayınlar ile yurt dışı ve yurt içi ağırlamaları üzerinden dünyanın her köşesinde Akdeniz Bölgesi’ni şehir şehir tanıtmakta, yüzlerce milyon insana ulaştırmaktadır.” Deprem Bölgesinde Tarih Yeniden Ayağa Kaldırılıyor Deprem bölgesinde yürütülen çalışmalara ilişkin de bilgi veren Ersoy, Hatay ve Kahramanmaraş başta olmak üzere hasar gören kültür varlıklarının yeniden ayağa kaldırıldığını belirterek haziran ayı itibarıyla 377 vakıf kültür varlığının tamamının restore edilmiş olacağını söyledi. Ersoy, İran’a yönelik başlatılan hukuksuz saldırıların bölge genelinde ciddi bir istikrarsızlık yarattığını belirterek patlama ve siren seslerinin, can kayıplarının ve kriz ortamının birçok ülkenin gündelik gerçeği haline geldiğini ifade etti. Türkiye’nin güçlü devlet geleneği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu irade doğrultusunda yürütülen etkin diplomasi sayesinde milletin huzur ve güvenliğinin korunduğunu vurgulayan Ersoy, bu sürecin saldırıların sona erdirilmesine yönelik mesafe alınmasına fayda sağladığını dile getirdi. Bakan Ersoy, kültür ve turizm alanında tüm paydaşlarla birlikte ülkenin hem bugününü hem de yarınını güvence altına almak için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini kaydederek “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda birlik ve dayanışma içinde ilerlemeye devam edeceklerini belirtti.

Bursa’nın kültürel mirası dünya vitrininde Haber

Bursa’nın kültürel mirası dünya vitrininde

Bursa’nın fetih coşkusunu düzenlediği birçok programla kentin dört bir yanına yayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, sahip olunan tarihi ve kültürel zenginlikleri dünya çapında da tanıtıyor. Bursa standına yoğun ilgi Geçtiğimiz haftalarda Uluslararası Koruma, Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik Teknolojileri Fuarı ve Konferansı’nın (Heritage İstanbul 2026) tanıtım toplantısına ev sahipliği yapan Büyükşehir Belediyesi, 1-4 Nisan tarihlerinde düzenlenen fuara tamamı dijital ve interaktif özelliklere sahip 75 metrekarelik stantla katılıyor. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gün boyu Bursa'nın kültürel mirası ulusal ve uluslararası katılımcılara tanıtılıyor. ‘Bursa Miras’ çatısı altında restorasyon, müzecilik ve turizm alanındaki çalışmalar da ziyaretçilere anlatılırken, kente ait önemli eserler, yayınlar ve müze objeleri sergileniyor. Özellikle Bursa’nın tarihine ışık tutan kitaplar ve müze koleksiyonlarından seçilen eserler, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Şehrin köklü geçmişi ve kültürel birikimini etkili bir şekilde yerli ve yabancı konuklara anlatan Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, Bursa’nın tarihi, kültürel ve turistik değerlerinin geniş kitleler tarafından bilinmesi için görüşmelerini sürdürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan da Bursa standını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyaret kapsamında, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri de paylaşıldı. İznik ve kültürel miras vurgusu Program kapsamında; Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Güney Özkılınç ile İznik Gölü Bazilika Sualtı Kazısı Başkanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in katılımıyla ‘1700. Yılında 1. İznik Konsili ve İznik’te Tanıtım Çalışmaları’ başlıklı sunumlar gerçekleştirilecek. 1-4 Nisan tarihlerinde Yenikapı Avrasya Fuar ve Gösteri Merkezi'nde organize edilen fuar, ilk günden yoğun ilgi gördü. ‘Geçmişe Gelecek Sağla’ sloganıyla hazırlanan fuar, Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu’da yer alan ülkelere kültürel miraslarını tanıtmaları, ihracatını arttırmaları ve kültür turizmine destek vermeleri için zemin oluşturuyor.

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor Haber

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin'in yürütücülüğünde hazırlanan "Güneş Saati Üzerinden Zamanın İzinde: Paflagonya Bölgesi ve Pompeiopolis Antik Kenti'nin Bilim Tarihi Açısından Analizi ve Dijital Modellemesi" başlıklı proje, TÜBİTAK-3005 Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Çalışma, Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2021 yılında ortaya çıkarılan hemicyclium tipindeki güneş saatinin bilim kapsamlı bir şekilde incelenmesini amaçlıyor. Projede güneş saatinin teknik yapısı, astronomi bilgisi, mühendislik özellikleri ve sosyo-kültürel düşüncede disiplinler arası yöntemlerle analiz edilecek. Türkiye'de antik güneş saatlerine ilişkin beşeri bilimler alanında yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olması, projeyi hem özgün hem de bilimsel açıdan yeni bir konuma yerleştiriyor. Proje kapsamında güneş saati, bilgisayar destekli ışık-gölge simülasyonları ile yeniden modellenerek kullanım doğruluğu test edilecek; benzer örneklerle karşılaştırmalı analiz yapılacak. Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve Paflagonya Eyalet Merkezi olarak kurulan ve M.Ö. 64 yılında inşa edilen Pompeiopolis Antik Kenti'nde proje kapsamında yürütülen bilimsel çalışmaların yanı sıra Paflagonya tarihine ışık tutacak veriler de ilk kez ortaya çıkarılacak. "Roma döneminden kalma kase tipi güneş saati olduğunu belirledik" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Unat, "Taşköprü'deki kalıntıları üniversitemizin Arkeoloji Bölümü'nden arkadaşlarımız incelediklerinde bir güneş saati bulduklarını söylediler. Biz de bu projeyi bu amaçla hazırladık ve buradaki güneş saatinin nasıl olduğunu, ne türde bir güneş sahip olduğunu ve çalışma prensibinin de nasıl olduğu üzere bir çalışma yapmaya başladık. Bu çalışma süreci içerisinde güneş saatinin aşağı yukarı M.Ö. 3'üncü yüzyıldan Roma döneminden kalan kase tipi bir güneş saatini olduğunu belirledik. Amacımız bu güneş saatini yeniden ortaya çıkartmak, dizayn etmek, belki de üniversitemizin kampüsü içerisinde bu saatimizi yeniden reprodüksiyonunu yaparak güzel bir şekilde yerleştirebilmek" dedi. "Bölgeyi ziyaret eden kişilerin güneş saatinin olması önem taşıyor" Bütün uygarlıkların bilime katkılarının oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Unat, "Biz, Kastamonu'nun da geçmişten bu yana bilim kültürüne hizmet ettiğinin bir göstergesi olarak bu projeyi tamamlamayı düşünüyoruz. Dolayısıyla geçmiş dönemden bugüne kadar oluşan süreç içerisinde gerek Roma dönemi, gerek Osmanlı dönemi, gerek diğer kültürlerin buraya yapmış olduğu katkıların bilimsel katkıların da olduğunu gösterebilen bir proje sunmayı hedefledik. Bu buranın kültürel zenginliklerini göstermesi açısından, gerek Paflagonya bölgesinin, gerek Kastamonu'nun kültürel kimliği açısından oldukça önemli. Bunun dışında buradaki çalışma aynı zamanda ekonomik ve turizm açısından da bölgeye katkı sağlayaca" diye konuştu. "Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması kültürel mirasa katkı sağlayacak" Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin ise, "Bilim tarihinden coğrafyaya, arkeoloji bölümünden tarih bölümüne kadar farklı alanladaki arkadaşlarımızla bir ekip kurduk ve Pompeipolis Antik Kentini güneş saati üzerinden dijitalleştirmeye karar verdik. Dijitalleştirme için de çağımızın oldukça önemli bir yaklaşım olan dijital beşeri bilimler çalışmalarını ve yöntemlerini kullanmayı planlıyoruz. Bu kapsamda projemizde güneş saatini tarama cihazlarıyla ve oradaki antik kenti bir uçtan diğer uca kadar olacak şekilde üniversitemiz aracılığıyla bir web sitesinde tanıtmayı planlıyoruz. Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması, modellenmesi, kültürel mirasa büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatacağız" Amaçlarının Paflagonya'daki bilimsel çalışmaları ele almak olduğunu ifade eden Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Okan Demir de, "Paflagonyanın tarihi anlamdaki imajları genelde egemen güçler tarafından çizilmiştir. Aslında bu projeyle beraber Paflagonyanın bilimsel olarak üretimlerini, sosyo-kültürel açıdan dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatmış olacağız. Bu kapsamda projemiz daha sonraki çalışmalar açısından Paflagonya tarihinin aydınlatılmasında çok büyük bir önemi haizdir. Güneş saati, M.S. 3'üncü veya 5'inci yüzyıllar arasında üretilmiş olduğu düşünülüyor. Bu dönemde Paflagonya, Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altındadır" şeklinde konuştu. "Güneş saatiyle ilgili veriler toplayacağız" Proje süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Suat Yazan da, "Ulaştığımız verilerin dijitalleşmesine de hem uzaktan algılama, hem coğrafi bilgi sistemleriyle yapılacak analizlerde kullanılmasına çalışacağız. Bu anlamda benim temel vurgunum projenin bütüncül yapısına ilişkin olabilir. Ayrıca kazı faaliyetlerini gerçekleştiren ekiple de bir araya geleceğiz. Onların buradaki kazı çalışmasına yönelik çıkarılan, ulaşılan arkeolojik keşiflere yönelik görüşlerini alıp projeye dahil edeceğiz ve bu şekilde projemizi tamamlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Samet Doğan da projede kullanılacak sayısal yüzey modelleme konusunda bilgi verdi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise projeyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Pompeiopolis Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan güneş saatinin yeniden bilimsel bir bakışla incelenmesi, hem üniversitemiz hem de bölgenin kültürel mirası açısından oldukça değerlidir" dedi. Projede Harran Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi de yer alıyor.

Şanlıurfa, Çinli Turizm Heyetini Göbeklitepe’de Ağırladı Haber

Şanlıurfa, Çinli Turizm Heyetini Göbeklitepe’de Ağırladı

Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan ve beraberindeki heyet Şanlıurfa'yı ziyaret ederek Göbeklitepe ve Karahantepe'de incelemelerde bulundu. Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı ve Ulusal Kültür Mirası İdaresi (NCHA) Yöneticisi Rao Quan, Büyükşehir Belediyesinin davetlisi olarak Şanlıurfa'ya geldi. Göbeklitepe, Karahantepe ve Balıklıgöl'ü ziyaret eden Rao Quan'a Değişim ve İşbirliği Dairesi Genel Müdürü, Wen Dayan, Anıtlar ve Sitler Dairesi (Dünya Kültürel Mirası Dairesi) Genel Müdür Yardımcısı Zhang Lei, Arkeoloji Dairesi Genel Müdür Yardımcısı, Zhang Ling, Müzeler ve Özel Koleksiyonlar Dairesi Genel Müdür Yardımcısı He Xiaolei, Anıtlar ve Sitler Dairesi (Dünya Kültürel Mirası Dairesi) Dünya Miras Alanları Şube Müdürü Hang Xiaofan, Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Tong Wei, Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi, Arkeoloji Teorisi ve Teknolojisi Dairesi Başkan Yardımcısı Gan Caichao ve Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi, Arkeoloji Teorisi ve Teknolojisi Dairesi Yardımcı Araştırma Görevlisi Li Xiaozhe eşlik etti. Uçakla GAP Havaalanı'na gelen heyet ilk olarak Karahantepe'yi ziyaret etti. Ziyaretin ardından şehir merkezine gelen bakan yardımcısı ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Sosyal Tesisleri'ndeki gastronomi merkezine giderek Şanlıurfa'nın yöresel yemeklerinin tadına baktı. Burada Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ile görüşen heyet daha sonra Göbeklitepe'ye geçti. Göbeklitepe ziyaretinde yapı hakkında bilgi alan heyet son olarak Balıklıgöl ve Hazreti İbrahim'in doğduğuna inanılan mağarayı ziyaret etti. Ziyaretle ilgili açıklama yapan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, "Bizim için çok önemli bir heyet. Çin Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı dün akşam Türkiye'ye geldiler. Bu sabah da İstanbul'dan uçakla buraya hareket ettiler. Bu bütün günü Şanlıurfa'ya ayırdılar, yarın da Ankara'da resmi temasları olacak. Tabii özellikle Şanlıurfa'yı ziyaret etmek istemişler çünkü daha önce de ifade ettiğim gibi hakikaten Şanlıurfa'nın ismi son zamanlarda özellikle bu alanda çok ciddi manada duyulmaya başlandı. Daha önce de belirttiğimiz gibi burada yapılan son keşifler aslında Şanlıurfa'nın çok büyük bir zenginliği, tabii biz de bunu daha ne kadar ileriye götürebiliriz, daha ne kadar istifade edebiliriz diye çeşitli yerlerde temaslarda bulunuyoruz. İnşallah bu temaslarımızın meyvesini de almaya başlıyoruz diye düşünüyorum. Turizm bakan yardımcısının ifade ettiği gibi inşallah önümüzdeki dönemde daha fazla iş birliğine hazır olduklarını ve bizim de bundan memnuniyet duyacağımızı biz de onlara ifade ettik çünkü Çin özellikle arkeoloji alanında dünyanın sayılı ülkelerinden belki de birinci sırada gelen, dünyanın 70 ayrı yerinde şu anda kazılara sponsor olan bir ülke ve bunu da hakikaten Dünya kültürel mirası açısından gönüllü olarak yapan bir ülke. Onların desteği, onlarla beraber çalışmak bizi de ziyadesiyle memnun edecek. Bakanlığımızın da bu konuda hemfikir olduğunu düşünüyorum çünkü onlar da bu işe çok önem veriyorlar. Son zamanlarda hükümetin Urfa'ya ve bu projeye, Taş Tepeler projesine ne kadar önem verdiğini hep birlikte gördük. Bizler de bu iş birliklerini arttırarak sürdürerek Urfa'nın daha fazla istifade etmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Şu ana kadar güzel ve verimli bir seyahat oldu. İnşallah öğleden sonra da devam edecekler. Akşam da Ankara'ya dönecekler. Günübirlik bir seyahat ama bizim için, Urfa için, Türkiye için önemli bir seyahat, önemli bir ziyaret. Bu iş birliğini de hayata geçirdiğimizde çok daha memnuniyet verici olacak. Bu konuda da ümitliyiz. Görüşmelerimizi yaptık. Onlara her konuda destek olacağımızı, her konuda yardımcı olacağımızı da taahhüt ettik. İmkanlarımız dahilinde Büyükşehir Belediyesi olarak tıpkı Japon hükümetine yaptığımız gibi inşallah Çin hükümeti ile de bu iş birliğimizi resmiyete döküp bundan sonra farklı boyuta taşıyacağız" diye konuştu.

Niğde'de Antik Roma'nın Gizli Şifa Merkezi Keşfedildi Haber

Niğde'de Antik Roma'nın Gizli Şifa Merkezi Keşfedildi

Niğde ve Kapadokya Arkeolojisinde Büyük Keşif: Roma Havuzu Şifa Merkezi Çıktı Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Bahçeli beldesindeki 2. yüzyıl Roma Havuzu, 80 yıl aradan sonra yeniden yapılan kazılarda yeni bir kimlik kazandı. Daha önce sadece Antik Tyana'ya içme suyu sağlayan bir yapı olarak bilinen havuzun, aslında suyla tedavi merkezi olduğu ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında sürdürülen kazılar, Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Doğanay ve ekibi tarafından yönetiliyor. M.S. 2. yüzyılda Hadrian ve Trajan dönemlerinde inşa edilen yapı, 2025 kazılarıyla sağlık merkezi olarak tanımlandı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, "Tyana Antik Kenti'ndeki Roma Havuzu'nda iki buçuk aylık çalışmada önemli bulgular elde ettik. Havuzun su taşıma işlevinin ötesinde, suyla tedavi merkezi olduğunu kanıtladık" dedi. Asklepios Kültü ve Tedavi Kanıtları Kazılarda bulunan Asklepios kültüne ait eserler, havuzun tıbbi ve dini rolünü doğruladı. Doğanay, "Sağlık tanrısı Asklepios'a ait yılanlı sunak ve heykel parçaları, buranın tedavi merkezi olduğunu gösteriyor. Doğu cephesindeki kalıntılar da Asklepios tapınağına işaret ediyor" açıklamasında bulundu. Doğanay, havuzun artık "şifalı sularla tedavi tapınağı kompleksi" olarak görüldüğünü belirtti. Ele geçirilen bir kitabe, yapının Marcus Aurelius ve Commodus dönemine (M.S. 177-180) ait olduğunu ve üç yılda tamamlandığını ortaya koydu. Niğde ve Kapadokya İçin Önemli Bulgu Prof. Dr. Doğanay, keşfin Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için dönüm noktası olduğunu vurguladı: "80 yıl sonra yeniden kazılarla, suyla tedavi merkezi olduğu bilimsel olarak teyit edildi." Gelecek Kazılar ve Turizm Hedefi 2026'da devam edecek kazılarla kompleksin tamamı gün yüzüne çıkarılacak. Doğanay, "Çevre düzenlemeleriyle turizme açılacak. Antik dönemde ziyaretçi çeken bu merkezde sürpriz eserler bekliyoruz; adaklar ve sunularla dolu kalıntılar çıkabilir" dedi.

Kültepe Kazılarında Yeni Evler Bulundu Haber

Kültepe Kazılarında Yeni Evler Bulundu

Kayseri tarihini 6 bin yıl önceye dayandıran arkeolojik bulgu ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve 'Anadolu tarihinin başladığı yer' olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri'ndeki devam eden kazılarda; bilinen saray ve anıtsal yapıların haricinde yeni evler ortaya çıkartıldı. Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; "Bu bizim için yeni bir olay. Bu tabi ki gayet doğal, bu yapılarda çalışan insanlar yakın bir yerde oturuyor olmalıydı. Dolayısıyla onların da oturdukları konutlara ulaşabildik" dedi. Kayseri-Sivas karayolu üzerinde bulunan ve 77 yıllık geçmişiyle Türkiye'nin en uzun arkeolojik kazılarından olan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri'nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin destekleriyle devam ediyor. 1948 yılında başlayan ve aralıksız devam eden kazılarda Asurlu Tüccarların Anadolu'ya geldiği dönemin öncesini çözmeye çalıştıklarını aktaran Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; "78. senesindeyiz, gerçekten Kültepe kazısı çok uzun soluklu bir kazı. 1948 yılında başlayan kazılar hemen hemen aralıksız olarak devam ediyor. Belirli dönemlerde belirli konular üzerine yoğunlaştığımız bir kazı burası. Kültepe'nin en önemli olduğu zaman Asur Ticaret Kolonileri Çağı dediğimiz Asurlu tüccarların Anadolu'ya geldiği dönemin yaklaşık olarak en azından 500-600 yıl öncesini çözmeye çalışıyoruz. Anadolu insanının okumaya, yazmaya başlamadan 600 yıl kadar önceki bir zaman dilimi içinde kazıları sürdürüyoruz. Bu kazıların hedefi tabi ki Anadolu'nun ve Kültepe'nin başta olmak üzere bütün Yakın Doğu'nun Eski Tunç Çağı dediğimiz dönemini anlamak. Bizim buradaki en büyük hedefimiz; önemli büyük anıtsal yapılara sahip Kültepe'nin daha erken dönemde nasıl bir yerleşim olduğunu anlamak. Devam eden kazılarda görüyoruz ki; ciddi olarak Her dönemde önemli bir merkez olmuş Kültepe'nin özellikle tepe kısmında sürekli olarak büyük anıtsal yapılar yapılmış. Tabi ki bunlar çeşitli sebeplerle yıkılmış, yakılmış ve onların üstüne tekrar yeni gelen insanlar aynı şekilde burada büyük anıtsal yapılar yapmış. Büyük yapılar dediğimiz; saray gibi idari bir görevi olan yapı kompleksi diyebileceğimiz yapılar. Bu anlamda yaklaşık olarak milattan önce 3'üncü bin yıldan itibaren Kültepe'de sürekli olarak anıtsal yapılar üst üste yapılıp yıkılmış, tekrar üstüne büyük anıtsal yapılar, saraylar, mabetler yenisi yapılmış. Bu şunu gösteriyor Kültepe her dönemde sadece Asurlu tüccarların geldiği dönemde değil, çok daha öncesinden itibaren, yaklaşık olarak 6 bin yıl öncesinden itibaren Kültepe hep en büyük merkezlerden biri olmayı başarmış" dedi. "Binaların küçük binalar olmadığını, her sene kazdıkça yaklaşık 10'ar metre ekleyerek büyüdüğünü görüyoruz" Bu yılki kazılarda büyük bir anıtsal yapıyla karşılaştıklarını ancak bu yapının diğer bölümlerini daha önce ortaya çıkardıklarını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kulakoğlu; "2025 yılı kazılarına yaklaşık olarak Haziran ayında başladık. Hemen hemen 2 aylık süre içerisinde bildiğimiz ama doğrulamamız gereken alanda çalışma gerçekleştirildi. Şuanda durduğumuz alan günümüzden yaklaşık olarak 4 bin 700 yıl öncesine ait olan bir yerleşim. Şuanda kazılar yeni başladığı için yapıları tam görmek mümkün değil ama çok belirgin bir şekilde Kültepe'de olan büyük anıtsal yapıların daha erken bir örneğini kazmaya başladık. Bunun dışında kazılar belirli dönemleri kapsayan açmalar şeklinde ilerliyor. Yine hemen bu dönemin sonrasında kazı alanının hemen güneyindeki bir bölgede yine büyük bir anıtsal yapıyla karşılaştık ama o yapının diğer kanatlarını daha önce açığa çıkarmıştık zaten. Yapılan kazılar; bu binaların öyle küçük binalar olmadığını, her sene kazdıkça yaklaşık olarak bir 10'ar metre ekleyerek büyüdüğünü görüyoruz. Dolayısıyla bunlar çok özel yapılar olması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Özel evlere rastladık" 2025 kazılarında saraylar veya mabetler dışında özel evlere rastladıklarını ve bu durumun kendileri için yeni bir olay olduğunu aktaran Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; "Koloni Çağı dediğimiz Asurlu tüccarların geldiği döneme ilişkin kazılarımızı da devam ettiriyoruz. Hem aşağı şehirdeki Karum alanında devam ediyor, hem de tepede kazılar devam ediyor. Bizim daha önceki dönemde söylediğimiz bir şey vardı; tepede sadece anıtsal büyük yapılar, saraylar, mabetler gibi büyük yapılar yapılmıştır diye söyleniyordu. Bu sene yaptığımız kazılarda büyük höyüğün üzerinde özel evlere de rastladık. Daha önce de kazılmış birkaç tane evimiz vardı ama bu sene kazdığımız evlerden bir tanesinde gerçekten içinde hem seramik anlamda hem de mimari anlamda bölgede belirli alanın dışında kalan alanda özel evlere rastladık. Bu bizim için yeni bir olay. Bu tabi ki gayet doğal, bu yapılarda çalışan insanlar yakın bir yerde oturuyor olmalıydı. Dolayısıyla onların da oturdukları konutlara ulaşabildik" diye konuştu.

Aydın Didim’deki 2 Bin 600 Yıllık Apollon Tapınağı Gece Müzeciliğine Açıldı Haber

Aydın Didim’deki 2 Bin 600 Yıllık Apollon Tapınağı Gece Müzeciliğine Açıldı

Geçmişinde birçok medeniyete ev sahipliği yapan Aydın’ın Didim ilçesinde bulunan ve dünyanın ilk kehanet merkezi olarak bilinen Apollon Tapınağı, 2 bin 600 yıldır ayakta dururken, yapılan çalışmalarının ardından gece müzeciliğine de açıldı. 23 antik kent ve ören yeri ile ülkenin en zengin arkeolojik değere sahip illerinden olan Aydın’da yüzey araştırmaları ve kazı çalışmaları aralıksız devam ediyor. Aydın’ın tarihinin gün yüzüne çıkarılması için yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarında arkeologlar da titiz çalışmaları ile her geçen gün önemli keşiflere imza atmaya devam ederken 2 bin 600 yıldır ayakta duran Apollon Tapınağı ise hem hikayesi hem de görkemli yapısı ile ziyaretçilerini selamlıyor. Günümüze kadar korunarak gelen Apollon Tapınağı’nda ise gerçekleştirilen çevre düzenleme ve güçlendirme çalışmaları tamamlandı. Milattan Önce (M.Ö.) 8. yüzyılda İyonyalılar tarafından inşa edilen tapınağın, Yunan mitolojisindeki Tanrı Kral Zeus'un oğlu Apollon'a adandığı düşünülürken, tarihi tapınak geçtiğimiz 5 Ağustos’da gerçekleştirilen test açılışının ardından ziyaretçilerini kabul etmeye başlamıştı. Yapılan çalışmalar kapsamında aydınlatma işleri de tamamlanırken tapınak, gece müzeciliği için de ziyarete açıldı. Saat 18.50’de gündüz ziyaretlerinin sonlandırıldığı tapınak, 19.00 - 21.00 saatleri arasında da ziyaret edilebilecek. Tapınağın ziyarete açılmasının ardından Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada “Bakanlığımız Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzün 12 Ağustos 2025 tarihli makam onayları gereği ilimiz Didim ilçesinde bulunan Apollon Tapınağı, çevre düzenleme uygulamaları işi tamamlandığı, gece müzeciliği uygulamasına yönelik aydınlatma işinin de tamamlanmasının sebebiyle ziyarete açılmıştır. Gündüz ziyaretleri saat 18.50 de sonlandırılması ve 19.00 - 21.00 saatleri arası gece müzeciliğine ziyarete açılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Tyana Antik Kenti’nde Vaftizhane Gün Yüzüne Çıkıyor Haber

Tyana Antik Kenti’nde Vaftizhane Gün Yüzüne Çıkıyor

Jeopolitik konumundan ötürü tarih boyunca kesintisiz yerleşime sahne olan Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar'daki Tyana Antik Kenti'nde sürdürülen arkeolojik kazılar, kentin ilklerinden biri kabul edilen vaftizhaneyi ortaya çıkarıyor. Tyana Antik Kenti'nde 2016'dan bu yana yürütülen çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yeniden hız verildi. 14 Nisan'da 2025 yılı kazılarına başladıklarını söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, vaftizhanenin Tyana'da yerinde korunan nadir örneklerden olduğuna dikkat çekerek, "Tyana Antik Kenti'nin bu vaftizhanesi yerinde korunan tek örneklerinden birisi. Tyana bu yönüyle ilklerin kenti diyebiliriz. Tyana çok sürprizleri olan bir antik kent. Bizi çok heyecanlandıran unsurlar var. Bu vaftizhane yapısı şu ana kadar yaptığımız çalışmalara göre muhtemelen 5. yüzyılda Roma Dönemi'ne ait bir yapının üzerine inşa edildi. Daha sonra 10. yüzyıla kadar, 500 yıl boyunca kullanılan bir vaftizhane yapısı olması gerekiyor" dedi. Doğanay, vaftizhanenin alt kesimlerinde Bizans Dönemi'ne ait dükkan izlerine rastlandığını, bölgenin Abbasi hakimiyetinin son evrelerinde terk edildiğini, Türk döneminde ise üzerine sivil mimari yapıların eklendiğini belirtti. Doğanay, "Vaftizhane yapısını bütün müştemilatlarıyla ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Çalışmaları titizlikte yürütmek zorundayız. Çünkü zemin döşemelerine, ayrıntı işlemelerine zarar vermeden gün yüzüne çıkarmalıyız. Şu ana kadar yapılan kazılara göre absis kısmını görüyoruz. Absis kısmının gerisinde geniş bir alan var ve bu alanın içerisinde vaftiz teknesinin çevresinde zemin döşemeleri olan bir mekan var. Hemen gerisinde ise daha yüksekte başka bir mekan olması gerekiyor. Biz şu anda o mekanda çalışmalar yapıyoruz. Önceki yıllarda yaptığımız çalışmaların neticesinde mozaikler ve zemin döşemelerini ortaya çıkardık. Yapı bundan ibaret değildi, muhtemelen 35 bin kişilik bir nüfusa hitap eden bir antik kent haliyle vaftizhane yapısının daha büyük bir yapı olması gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Yaklaşık 35 bin nüfuslu antik kente hizmet verdiği düşünülen vaftizhanenin tam olarak ortaya çıkarılmasının 2025 kazı sezonu sonunda tamamlanması, ardından restorasyon sürecine geçilmesi planlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.