Hava Durumu

#Anadolu Medeniyetleri Müzesi

TOURISMJOURNAL - Anadolu Medeniyetleri Müzesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çingene Kızı'nın 13. Parçası Yurda Döndü Haber

Çingene Kızı'nın 13. Parçası Yurda Döndü

Zeugma'nın Simgesi "Çingene Kızı" Mozaiğinin 13. Kayıp Parçası Yurda Döndü Gaziantep'in ve Türkiye'nin kültürel mirasının en değerli simgelerinden biri olarak kabul edilen "Çingene Kızı" mozaiğine bir parça daha kavuştu. Amerika Birleşik Devletleri'nde çevrimiçi bir müzayedede satışa sunulduğu fark edilen ve büyük kompozisyona ait olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanan 13. panel, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yürüttüğü kapsamlı diplomatik ve hukuki sürecin ardından Türkiye'ye iade edildi. Zeugma ve "Çingene Kızı": Tarihin Derinliklerinden Gelen Bir Şaheser Fırat Nehri kıyısında kurulan ve antik çağda önemli bir ticaret merkezi olan Zeugma Antik Kenti, bugün dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor. Gaziantep'in Nizip ilçesinde yer alan bu kadim kentte 1998 yılında yürütülen kurtarma kazıları sırasında gün yüzüne çıkarılan büyük taban mozaiği, yaklaşık 9,25 x 13,50 metre ölçüleriyle dönemin en çarpıcı arkeolojik bulgularından biri oldu. Söz konusu kompozisyon içinde yer alan ve Dionysos kültüyle ilişkilendirilen Maenad başı tasviri, kamuoyunda kısa sürede "Çingene Kızı" adıyla anılmaya başlandı. Derin bakışları, zarif çizgileri ve gizemli ifadesiyle dünya genelinde büyük yankı uyandıran bu eser, yıllar içinde yalnızca Zeugma'nın değil, tüm Gaziantep'in simgesi haline geldi. Bugün Zeugma Mozaik Müzesi'nin baş tacı olan "Çingene Kızı", her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi kendine çekiyor. Parçalanmış Bir Miras: Kaçakçılığın İzleri Ne var ki bu eşsiz mozaiğin tarihi, yalnızca sanatsal bir başarının hikâyesi değil; aynı zamanda acı bir yağma ve kayıp hikâyesidir. Zeugma, onlarca yıl boyunca kaçak kazıların hedefi oldu. Büyük kompozisyona ait pek çok panel, o dönemde yasadışı yollarla parçalanarak yurt dışına kaçırıldı. Bu nedenle "Çingene Kızı"nın ait olduğu büyük mozaik, uzun yıllar eksik ve dağınık halde kaldı. Türkiye'nin uluslararası arenada yürüttüğü kültürel miras kurtarma çalışmaları kapsamında daha önce 12 panel yurda getirilmişti. 2018 yılında ABD'deki Bowling Green Üniversitesi'nden iade edilen bu parçalar, kültür kaçakçılığına karşı yürütülen mücadelede önemli bir dönüm noktası olmuştu. Şimdi ise o başarıya bir yenisi eklendi: Büyük kompozisyonun 13. parçası da artık Türkiye'de. Müzayede Vitrininden Müzeye: Eserin Yolculuğu Bu son iadenin hikâyesi, uluslararası bilimsel iş birliğinin ve kararlı diplomatik iradenin nasıl somut sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor. Grenoble Alpes Üniversitesi'nden Dr. Djamila Fellague, yürüttüğü araştırmalar kapsamında söz konusu panelin "Çingene Kızı"nın büyük kompozisyonuna ait olabileceğini tespit etti. Eserin çevrimiçi bir müzayede platformunda satışa sunulduğu bilgisi ise Zeugma Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay aracılığıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı'na iletildi. Harekete geçen Bakanlık uzmanları, panel üzerinde ayrıntılı incelemeler yürüttü. Yapılan analizlerde eserin tessera renkleri, geometrik bordür düzeni ve genel kompozisyon özellikleri bakımından Zeugma Mozaik Müzesi'ndeki eserlerle güçlü benzerlikler taşıdığı, üzerindeki kesme ve sökülme izlerinin de kaçak kazı geçmişine işaret ettiği belirlendi. Elde edilen bilimsel veriler Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi'ne sunuldu. Türkiye ile ABD arasındaki ikili anlaşmaya da atıfta bulunarak esere el konulması talep eden Bakanlık, soruşturmanın tamamlanmasının ardından paneli Chicago Başkonsolosluğu aracılığıyla teslim aldı. Eser, kamu kaynağı harcanmadan Turkish Cargo ile Türkiye'ye taşındı. Ankara'dan Gaziantep'e: Son Durak Zeugma Türkiye'ye getirilen panel, önce Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne teslim edildi. Burada gerçekleştirilecek restorasyon ve belgeleme çalışmalarının ardından eserin, asıl yurdu olan Gaziantep'teki Zeugma Mozaik Müzesi'ne nakledilerek "Çingene Kızı" kompozisyonuyla yeniden buluşturulması planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuya ilişkin yaptığı açıklamada süreçte emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkür ederek şu mesajı verdi: "Kültür varlıklarımızın izini dünyanın neresinde olursa olsun sürmeye, medeniyet mirasımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz." Süregelen Bir Mücadele Bu iadenin önemi yalnızca tek bir parçanın geri dönüşüyle sınırlı değil. Türkiye'nin son yıllarda ivme kazanan kültürel miras kurtarma politikası, uluslararası hukuk, bilim ve diplomasinin bir arada nasıl kullanılabileceğinin somut bir örneğini sunuyor. Zeugma'nın her yeni kavuşturulan parçası, geçmişin yağmalanmış bir sayfasını onarmak için atılmış kararlı bir adımı temsil ediyor. "Çingene Kızı" tam anlamıyla tamamlanana dek bu mücadelenin süreceği ise hem yetkililer hem de arkeologlar tarafından kararlılıkla dile getiriliyor.

Kalkan: Yeni müzelerle Ankara’nın turizm cazibesi artacak Haber

Kalkan: Yeni müzelerle Ankara’nın turizm cazibesi artacak

Ankara Kalkınma Ajansı ve Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Ankara'nın köklü tarihini ve kültürel mirasını çağdaş müzecilik yaklaşımlarıyla korumayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan ‘2025 Yılı Yeni Müzeler Mali Destek Programı’ ile destek almaya hak kazanan projeler için imza töreni düzenlendi. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde imzalanan sözleşmelerle birlikte projeler kapsamında kurulacak müzelerin Ankara Kale Mahallesi sınırları içerisindeki tarihi ve kültürel değere sahip yapılarda hayata geçirilmesi planlandı ve Kale Mahallesi'nin kültürel çekim merkezi haline gelmesi amaçlandı. "Ankara Kalkınma Ajansı uygulayıcı bir kurum değil, destekleyici bir kurum" Ankara’nın kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkartacak projeleri hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade eden Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan, şu ifadelere yer verdi: "Ankara Kalesi Ankara'nın en fazla ziyaretçi çeken bölgelerinden bir tanesi. Biz de 2024-2028 bölge planında hedeflediğimiz kültür başlığı altında bazı hususlar var. Onlardan bir tanesi de Ankara'nın aynı zamanda kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkartacak projeleri hayata geçirmek. Bu kapsamda Ankara Kalesi Bölgesi'nde müzecilik faaliyetlerinin geliştirilmesi noktasında bir çareye çıktık. 20 tane başvuru geldi. Aslında başvuru anlamında çok güzel müze fikirleri vardı. Profesyonel bir ekip tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de özellikle 3 projemizin çok fazla öne çıktığını gördük. Bugün de bu projelerle ilgili imza törenlerini gerçekleştiriyoruz. 2026 yılı Ankara için önemli bir yıl. Hem NATO zirvesinin Ankara'da yapılıyor olması hem Ankara'nın Türk Dünyası Turizm Başkenti olmasından kaynaklı. Aslında sadece Türkiye'nin değil, bölgenin değil, dünyanın gözünün Ankara'da olduğu bir yıl olacak. Bizler de çeşitli vesilelerle Ankara'ya gelen misafirleri özellikle kale bölgesinde daha fazla nasıl tutabiliriz? Ankara'nın hem manevi hem tarihi zenginliklerini nasıl gösterebiliriz? Bunun için yıl boyunca farklı etkinlikleri İl Kültür Turizm Müdürlüğümüzle birlikte yapıyor olacağız. Ankara Kalkınma Ajansı uygulayıcı bir kurum değil, destekleyici bir kurum. Bizim için paydaşlık ilişkileri çok önemli. İl Kültür Turizm Müdürlüğümüz bizim her konudaki önemli paydaşlarımızdan bir tanesi. Başta müdürümüz olmak üzere tüm İl Kültür Turizm Müdürlüğü personeline de teşekkür etmek istiyorum. Hayırlı uğurlu olur inşallah. Bu kurmuş olduğumuz müzeler ve bunlara eklenecek olan yeni müzelerle birlikte Ankara'ya gelen yerli ve yabancı turistleri burada daha iyi ağırlarız düşüncesindeyim." "Yıl içerisinde de bu müzelerimizi Ankara'mıza kazandırmayı hedeflemekteyiz" Başkente turizme açabilecek yeni mekanları kazandırmak istediklerini belirten Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya, "Ankara'ya gelen yurt içi ve yurt dışı turistlerimizin ve Ankara'daki vatandaşlarımızın kale bölgesinde gezebileceği yeni müzeleri kazandırmak maksadıyla Ankara Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle projemizi nihayete erdirdik. Bugün de başvurusu onaylanan müze adaylarımızla huzurunuzda imzalarımızı atmış olacağız. Yıl içerisinde de bu müzelerimizi Ankara'mıza kazandırmayı hedeflemekteyiz. Bu vesileyle başta Ankara Kalkınma Ajansı'na valiliğe ve bakanlığa çok teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki süreçte turizme açılabilecek yeni mekanları Ankara'mıza kazandırmak hedefimiz. Bu bölge Ankara'nın en değerli bölgelerinden birisi ve memleketimizin başkentin hak ettiği seviyeyi turizmde de elde edeceğini düşünüyoruz" diye konuştu. Törene, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan'ın yanı sıra Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya ve destek almaya hak kazanan başvuru sahipleri ile yetkililer katıldı.

Tarihi eserlerimiz yuvaya dönüyor Haber

Tarihi eserlerimiz yuvaya dönüyor

Anadolu Medeniyetler Müzesi'ndeki ‘Kaçış Yok’ sergisini ziyaret eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Anadolu kökenli olan ve izinsiz yurtdışına çıkarıldığı ispat edilen eserleri yüzde 100’e yakın başarıyla ülkemize getirmeyi başarıyoruz” dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde açılan ‘Kaçış Yok’ sergisini ziyaret etti. Manisa’daki Bintepeler arkeolojik alanından kaçak yollarla yurt dışına çıkarıldığı tespit edilen yaklaşık 2 bin 700 yıllık bir kolye de sergi kapsamında sergileniyor. "Bintepeler kolyesi" olarak adlandırılan eserin önünde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Ersoy, bu kolyenin 3 Eylül’de New York Başkonsolosluğu’na teslim edildiğini belirtti ve sergilenen eserlerin Amerika ve İsviçre’den getirilen ve kolluk kuvvetlerince Türkiye sınırları içinde yakalanan eserlerden oluştuğunu ifade etti. “Kaçakçılıkla mücadelede en önemli silahımız, halkın etkin şekilde dahil olması” Sergiyle birlikte vatandaşlarda farkındalık yaratılmasının hedeflendiğini vurgulayan Ersoy, “Kaçakçılıkla mücadelede en önemli silahımız, halkın etkin şekilde bu mücadeleye dahil olması. Aslında çok sayıda eser yakalandı ve yurt dışından geri getirildi. Ancak daha fazlası, Türkiye sınırları içinde kolluk kuvvetlerimizce yakalanıyor. Yurt dışına kaçırılmış olanlar da Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi tarafından ülkemize geri getiriliyor. 2019’da bu birimi daire başkanlığı seviyesine çıkardık. Hem personel sayısını artırdık hem de daha etkili bir yapıya kavuşturduk. Bu sayede kaçakçılıkla mücadelede protokol sayısını hızla artırıyoruz” dedi. “Anadolu kökenli ve izinsiz çıkarıldığı ispatlanan eserleri ülkemize getirmeyi başarıyoruz” Kaçırılan eserlerin iadesinin normalde yıllar süren ve milyonlarca dolar gerektiren bir süreç olduğunu belirten Ersoy, artık bu eserlerin 7-8 ay gibi daha kısa sürede ve daha az maliyetle geri alındığını söyledi. Kaçakçılıkla mücadelede en etkili yolun alıcıyı caydırmak olduğunu vurgulayan Ersoy, “Defineciyi caydırmak istiyorsanız, önce alıcıyı caydırmanız gerekir. Yaptığımız çalışmalar alıcıları caydırdı ve bunun sonuçlarını son 7 yıldır çok ciddi şekilde topluyoruz. Örneğin, 1970’lerde Amerika’ya götürülen ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde sergilenen bir eserden şüphelenilerek bize bilgi verildi. Ancak eseri geri almak için onun Anadolu kökenli olduğunu ve izinsiz çıkarıldığını bizim ispatlamamız gerekiyor. Bu noktada Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi çok etkili bir performans sergiliyor. Anadolu kökenli olduğu ve izinsiz çıkarıldığı ispatlanan eserleri neredeyse yüzde 100 başarıyla ülkemize getirmeyi başarıyoruz” dedi. “İzinsiz eseri koleksiyonunuza dahil ederseniz, sonunda farkına varırız ve geri alırız” Yurt dışına kaçırılan ve Türkiye’ye iadesi sağlanan son eser olmadığını belirten Ersoy, “Bu farkındalık çalışmalarıyla tüm dünyada bir algı oluşturuyoruz. Artık herkes biliyor ki izinsiz olarak Anadolu kökenli bir eseri koleksiyonunuza dahil ederseniz, eninde sonunda Türkiye bunu fark edecek ve büyük bir hukuk mücadelesiyle geri alacak. Mesela burada antik bir mermer baş var. Yabancı bir koleksiyoner tarafından edinilmiş, ancak vefatından sonra miras olarak çocuklarına kalmış. Çocukları, ‘Türk hükümeti eninde sonunda bu eseri geri alır, büyük bir hukuk mücadelesi vermek zorunda kalırız’ diyerek kendileri bize başvurdular. ‘Eğer Anadolu kökenli olduğunu ispatlarsanız, gönüllü olarak iade ederiz’ dediler. Biz de ispatı yaptık ve eser bize iade edildi. Bu tür çalışmaların sayısı giderek artıyor. Ayrıca daha fazla protokol yaparak diğer ülkelere de örnek oluyoruz. Dünyaya bu durumun utanç verici olduğunu kabul ettirmeniz gerekiyor, çünkü sonuçta çalıntı bir esere ev sahipliği yapıyorsunuz ve o eseri ülkesine geri vermelisiniz. Bu serginin amaçlarından biri de bu farkındalığı artırmak” diye konuştu. Türkiye’de koruma altına alınan 51 eser, 29 Eylül’e kadar Anadolu Medeniyetler Müzesi’ndeki ‘Kaçış Yok’ sergisinde ziyaret edilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.