Hava Durumu

#Anadolu

TOURISMJOURNAL - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kars'ta miras şöleni heyecanı Haber

Kars'ta miras şöleni heyecanı

3 gün boyunca sürecek etkinliklerde, Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen sanatçılar ve zanaatkarlar ziyaretçilerle buluşacak. İlmek ilmek dokunan halı ve kilim motiflerinden geleneksel el sanatlarına kadar pek çok kültürel değer, uygulamalı gösterilerle tanıtılacak. Usta ellerin şekillendirdiği eserler, ziyaretçilere geçmişten günümüze uzanan kültürel bir yolculuk sunacak. Şölen kapsamında Türk gölge oyununun önemli temsilcilerinden Karagöz gösterileri ile geleneksel kukla oyunları da sahnelenecek. Özellikle çocuklar ve aileler için hazırlanan bu etkinlikler, geleneksel seyirlik sanatların yeni nesillerle buluşmasına imkan sağlayacak. Kültürel etkinliklerin yanı sıra konser programları da şölenin dikkat çeken bölümleri arasında yer alacak. Halk müziğinden yöresel ezgilere uzanan performanslar, ziyaretçilere kültür ve sanatla iç içe keyifli anlar yaşatacak. Tarihi kimliği ve zengin kültürel dokusuyla öne çıkan Kars’ta gerçekleştirilecek şölenin, hem bölge turizmine hem de geleneksel sanatların tanıtımına katkı sağlaması bekleniyor. Etkinlik boyunca kurulacak stantlarda ziyaretçiler, kültürel mirasın önemli örneklerini yakından inceleme ve sanatçılarla birebir sohbet etme fırsatı da bulacak. Kars Valiliği, kadim kültürün izlerini günümüzle buluşturan bu özel organizasyona tüm vatandaşları davet ederek, "Geçmişin birikimini geleceğe taşıyan yaşayan kültürel değerlerimizi birlikte keşfetmeye ve bu büyük kültür şölenine ortak olmaya davet ediyoruz" mesajını verdi.

Aksaray'da "Türk Mutfağı Haftası" kutlandı Haber

Aksaray'da "Türk Mutfağı Haftası" kutlandı

Türk Mutfağı Haftası çerçevesinde düzenlenen etkinlikler Selçuklu Külliyesi Camii önünden başlayan kortej yürüyüşüyle başladı. 15 Temmuz Milli İrade Meydanında yürüyüş sona ererken protokol ve onlarca vatandaş katıldı. Yürüyüşün ardından kutlama programı Zinciriye Medresesinde düzenlenen etkinliklerle devam etti. Programda Aksaray'a özgü tatlılar, içecekler ve yöresel yemekler tanıtıldı. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde ülke genelinde kutlanan Türk Mutfağı Haftası'nın 2026 yılı teması "Bir Sofrada Miras" olarak belirlendi. Tema çerçevesinde Türk mutfağının yalnızca yemeklerden oluşmadığı, aynı zamanda yaşayan, paylaşılan ve nesilden nesle aktarılan önemli bir kültürel miras olduğu vurgulandı. Yüzyıllar boyunca farklı dönemler, yaşam biçimleri ve kültürel etkileşimlerle şekillenen Türk mutfağının pişirme teknikleri, geleneksel üretim yöntemleri, sofra adabı, paylaşım kültürü ve toplumsal ritüelleriyle ortak hafızanın önemli bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Etkinliklerde Türk mutfağını kültürel miras perspektifiyle ele almak, Anadolu'nun çok katmanlı gastronomi kültürüne dikkat çekmek, yerel gastronomi değerlerinin görünürlüğünü artırmak ve Türk mutfağının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlamak amaçlandı. Program çerçevesinde fotoğraf sergisi, Aksaray'ın gastronomi kültürü sunumları, ilçelere özgü geleneksel lezzetlerin tanıtımı, Selçuklu Mutfağı ve Bey Yemeği sunumları gerçekleştirildi. Programda konuşan Aksaray Valisi Murat Duru, Türk Mutfağı Haftası'nın Türkiye genelinde olduğu gibi Aksaray'da da çeşitli etkinliklerle kutlandığını belirterek, "Bugün tarihi bir mekân olan Zinciriye Medresesi'nde Aksaray'ımızın kadim kültürünün önemli parçalarından olan coğrafi işaretli yiyeceklerimizi stantlarda tanıtıyoruz. Bu mutfak kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için valilik, belediyeler, üniversite ve diğer paydaşlarımızla birlikte gayret sarf ediyoruz" dedi.

Zooloji Müzesi 34 bin örnekle ziyaretçilerini ağırlıyor Haber

Zooloji Müzesi 34 bin örnekle ziyaretçilerini ağırlıyor

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde 2007 yılından bu yana açık olan Zooloji Müzesi'nin bulunduğu bina hakkında yıkım kararı sebebi ile Yabancı Diller Yüksekokulu'na taşındı. T.C. Kültür Ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Varlıkları Ve Müzeler Genel Müdürlüğü izniyle özel müze statüsünde açılan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Zooloji Müzesi'nde nesli tükenmekte olan veya tükenen hayvanların tahnit (doldurulmuş canlılar), likit (alkol içinde) koleksiyonlar, kurutulmuş materyaller ve taksonomi reyonları ve iskelet yapıları şeklinde sergilenen 21 bine yakın böcek olmak üzere toplam 34 bin numune gelecek nesle tanıtılacak. Sergi salonu kesilen kurdele açıldı. "Çok güzel bir müzeyi Eskişehir'e kazandırdılar" Açılışta konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, "Gerçekten çok mutluyuz; çünkü bu müzemiz aslında çok eski bir müze. Daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin başka bir binasındaydı. O binamızı deprem nedeniyle yıkmak zorunda kaldığımız için müzemizi oradan taşımak durumunda kaldık. Tabii bu yeni yerine taşınması için de epeyce bir hazırlık yapıldı. Sağ olsun hocalarımız, ekipleriyle beraber iyi bir şekilde çalıştılar ve çok güzel bir müzeyi Eskişehir'e kazandırdılar. Özellikle nesli tükenmekte olan, çok eski ve belki de bugün doğada bulamayacağımız hayvanların zamanında toplanmış olması, bu müzede kendilerine yer verilmesi gerçekten çok önemli. Hem üniversite öğrencilerimiz için hem de Millî Eğitim'e bağlı ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan, yeni yetişen gençlerimiz için çok faydalı olabilecek bir müze. Bizler de İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzle irtibat halinde olup onlarla beraber çalışarak öğrencilerimize burada belirli bir program dâhilinde sık sık geziler yaptıracağız. İnşallah tabiatla, doğayla, hayvanlarla ve iklimle ilgili gençlerimizi ve çocuklarımızı bilinçlendireceğiz" dedi. "34 bin örneğimiz bulunuyor" Müze hakkında bilgi veren Dr. Hakan Çalışkan ise şöyle konuştu; "Müzemiz aslında 2007 yılından itibaren faaliyetini sürdürüyor ancak mevcut fiziki şartlarını yenileyerek kapılarını yeniden açtık; çünkü artık Bakanlık onayıyla faaliyet yürütmemiz gerekiyordu. Müzemiz bir biyoçeşitlilik müzesidir. Burayı Anadolu'nun biyolojik zenginliğini tanıtmak için kurduk ve bu amaçla faaliyet yürütmeye çalışıyoruz. Ancak zamanla müzenin başka bir misyonu daha oluştu; çünkü iklim krizi nedeniyle, şu anda müzemizde sergilediğimiz örneklerimizin neredeyse yarısından fazlasını önümüzdeki 10-20 yıl içinde belki de doğada göremeyeceğiz." "Koleksiyonumuzda toplam 34 bin örneğimiz bulunuyor. Bunlardan 700 tanesi, burada gördüğünüz sergi salonlarında etiketli olarak sergileniyor. Bin örneğimizi ise dönem dönem geçici olarak sergiye çıkarıyoruz. Biyolojik zenginlik olarak Eskişehir başta olmak üzere Anadolu'nun hayvansal örneklerini sunuyoruz. Örneğin burada, nesli tükenmekte olan kara akbabamız yer alıyor; çünkü Türkiye'de iki önemli merkezde, sayıları sadece yaklaşık 40 aileden bahsedilen bir türdür. Genel olarak sergilediğimiz örneklerin yüzde 16'sı, şu anda türü tehlike altında olan canlıları içeriyor. Müzemizde aynı zamanda iskelet koleksiyonları da üretiyor ve her geçen gün bunlara yenilerini ekliyoruz." "Bu örneklerden bir tanesiyle aramızda duygusal bir bağ var: Mahmudiye Atçılık Meslek Yüksekokulumuza ait olan ve 2008 yılında müzemize hediye edilen Hento isimli atımız, orada uzun süre hizmet etti. Daha sonra yaşlılığa bağlı olarak hayatını kaybetti. Atın tahnit işlemlerini ve iskelet çıkarma işlemlerini tamamlayıp parçaları birleştirdik. Kendisi şu anda sergi salonumuzda ziyaretçilerimize hizmet vermeye devam ediyor." Açılışa; Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Zooloji Anabilim Dalı öğretim görevlisi Dr. Hakan Çalışkan, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

Jolly’den kültür ve gastronomi odaklı yeni seyahat deneyimi Haber

Jolly’den kültür ve gastronomi odaklı yeni seyahat deneyimi

Uluslararası Gastronomi Film Festivali iş birliğiyle hazırlanan özel program; kültür, gastronomi ve yaşam stili deneyimlerine ilgi duyan seçkin gezginleri bir araya getirmeyi hedefliyor. Sınırlı kontenjanla sunulacak tur programı boyunca katılımcılar; festival gösterimlerinden özel tadım seanslarına, tarihi keşiflerden Ege mutfağının özgün lezzetlerine uzanan çok katmanlı bir deneyim yaşayacak. Üç gün boyunca özel deneyimler sunulacak Turun ilk gününde katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’ni ve tarihi dokusuyla dikkat çeken Karantina Adası’nı ziyaret edecek. Günün devamında gastronomi dünyasının yükselen destinasyonlarından Urla’da özel bir akşam yemeği deneyimi gerçekleştirilecek. Program kapsamında konaklama ise Çeşme’de yer alan Swissôtel Resort & Spa Çeşme’de yapılacak. Festivalin ikinci gününde dünyanın farklı ülkelerinden gelen yönetmenlerin gastronomi kültürünü beyaz perdeye taşıyan filmleri izlenecek. Katılımcılar ayrıca yönetmen söyleşileri, özel paneller ve gastronomi temalı tadım seanslarına katılacak. Aynı gün düzenlenecek Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödül Töreni de programın dikkat çeken deneyimleri arasında yer alacak. Turun son gününde ise Ege mutfağının yerel üreticileri ve şefleriyle bir araya gelinecek. Festivalin özenle kürate edilen kapanış gösterimlerinin ardından dönüş yolculuğu başlayacak. Festival kapsamında öne çıkan etkinlikler Program boyunca gastronomi, sinema ve kültürel anlatının kesişim noktalarını ele alan birçok özel etkinlik gerçekleştirilecek. Festivalin dikkat çeken oturumları arasında; • “Anadolu’yu Nasıl Anlatıyoruz? Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” • “Filmlerle Bu Dünyayı Nasıl Yaşamalıyız?” • “Yaşasın Sinema, Yaşasın Mutfak” • “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” • “Fermente Filmler” • “Sofrada Bir Film Okuması: Sinemada Mitoloji ve Semboller” başlıklı söyleşi ve paneller yer alacak. Festival kapsamında ayrıca uluslararası yarışmacı kısa film gösterimleri, kahve tadımlı özel prömiyer deneyimleri ve her gün gerçekleştirilecek “Tasty Cinema” seansları da katılımcılarla buluşacak. Deneyim odaklı yeni nesil seyahat anlayışı Jolly, bu özel tur programıyla klasik tatil anlayışının ötesine geçerek deneyim odaklı seyahat yaklaşımına güçlü bir örnek sunmayı amaçlıyor. Gastronomi, sanat ve kültürü aynı potada buluşturan program; özellikle premium segmentte farklı ve ilham veren deneyimler arayan misafirler için tasarlandı.

YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı Antalya’da açıldı Haber

YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı Antalya’da açıldı

"YÖREX Anadolu'nun hikayesidir" Açılışta konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX'in sadece bir fuar olmadığını vurgulayarak, "YÖREX, emeğin değer kazandığı, kültürün kimlik bulduğu, Anadolu'nun dünyaya ses verdiği bir hikâyedir" dedi. 2009 yılında "Bu toprakların ürettiği değer hak ettiği yeri bulmalı" anlayışıyla yola çıktıklarını belirten Çandır, bugün gelinen noktada YÖREX'in bu vizyonun somut karşılığı olduğunu ifade etti. YÖREX'in düzenlendiği ANFAŞ'ta 5 gün boyunca Anadolu'nun zenginliklerinin sergileneceğini kaydeden Çandır, "Bir halıda sabrı, bir peynirde emeği, bir desende kültürü hissedeceğiz. Çünkü biz sadece ürün üretmiyoruz, değer üretiyoruz" diye konuştu. YÖREX kapsamında kurulan B2B alanına da değinen Ali Çandır, üreticilerin doğrudan alıcılarla buluşturulduğunu belirterek, "Hedefimiz ürünlerimizi dünya markası haline getirmek" dedi. "Kültürümüz bir ummandır" Antalya Valisi Hulusi Şahin ise konuşmasında milli kültürün zenginliğine dikkat çekerek, "Milli kültürümüz bir ummana, bir deryaya benzer. İçinde nice renkleri, güzellikleri barındırır. Tıpkı bir kilimin desenleri gibi her biri ayrı güzel ama aslında bir bütünün parçasıdır. Artık sadece tescil değil, tanıtım ve pazarlama aşamasındayız. Bu ürünlerden ekonomik değer üretmeli, ülkemize katkı sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Dünyada coğrafi işaret ekonomisinin büyüklüğüne de dikkat çeken Şahin, bu alanda Türkiye'nin daha fazla pay alması gerektiğini belirterek, zincir marketlerde coğrafi işaretli ürünlere özel alanlar oluşturulmasının önemine işaret etti. YÖREX'in Türkiye'nin vitrini olduğunu ifade eden Şahin, Antalya'nın milyonlarca turisti ağırlayan bir şehir olduğuna değinerek, "En güzel ürünlerimizi misafirlerimize sunuyoruz. Aynı zamanda bu fuar, yeni nesillere kendi kültürlerini tanıtmak için de önemli bir fırsattır. Çocuklarımızı YÖREX'e getirmeliyiz" dedi. "Coğrafi işaretlerde büyük artış" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise YÖREX'in coğrafi işaretli ürünlerin artmasında önemli rol oynadığını belirterek, "Son 16 yılda coğrafi işaretli ürün sayımız yaklaşık 18 kat artarak bin 800'ün üzerine çıktı. 46 ürünümüz de Avrupa Birliği'nden tescil aldı" ifadelerini kullandı. "Antalya fuarcılıkta da güçlü olmalı" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da Antalya'nın turizmde güçlü bir şehir olduğunu belirterek, fuarcılıkta da aynı başarıyı yakalaması gerektiğini söyledi. "Coğrafi işaret çalışmaları hızlandı" TÜRKPATENT Başkanı Muhammed Zeki Durak ise Türkiye'nin coğrafi işaret konusunda önemli mesafe kat ettiğini belirterek, son yıllarda başvuru ve tescil sayılarında ciddi artış yaşandığını söyledi. "YÖREX kültürel mirasın taşıyıcısı" Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir ise YÖREX'in Anadolu'nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli bir organizasyon olduğunu belirtti. Tören sonunda, Avrupa Birliği'nden ticari ürün tescili alan kurumlara da protokol tarafından ödüller verildi. Türkiye'nin dört bir yanından gelen yöresel ürünlerin sergilendiği YÖREX, ziyaretçilerine hem kültürel hem de ticari anlamda önemli fırsatlar sunmaya devam edecek. Fuarın açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammed Zeki Durak, ATB Başkanı Ali Çandır ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi Haber

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi

Kültür varlıklarının korunması ve ait olduğu topraklara kazandırılması için yürütülen çalışmalarda, uluslararası iş birlikleriyle sonuç alınan iade süreçlerine bir yenisi daha eklendi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, "Müjdeli bir haberimiz daha var. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Museum koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başının iadesini sağladık. 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle Smyrna Agora kazılarından geldiği ve Theodosius Dönemi’ne ait olduğu belirlenen eser, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmıştı. Denver Sanat Müzesi ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserimizi evine kavuşturduk. M.S. 5. yüzyıla tarihlenen eser bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu süreçte emeği geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kültürel mirasımızı kararlılıkla korumaya devam edeceğiz" dedi. İade sürecinin arka planı ve eserin bilimsel kimliği Amerika Birleşik Devletleri’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrinde bulunan Denver Sanat Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne koleksiyonlarında yer alan ve Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini bildirdi. Smyrna Agora kazılarından elde edilen heykel başının 1989 yılında Marie Thérse Macy’nin malikanesinden bağış yoluyla Denver Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edildiği, Macy’nin ise 1946-1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi olduğu bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde söz konusu veriler doğrulandı. Eserin Smyrna Agora kazılarında çıkarıldığı, 1934 tarihli Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi’nde yayımlanan raporla da belgelendi. Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, Bakanlık uzmanlarının bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya kondu. Bu tespitler doğrultusunda Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadelede izlenen etkin politikalar sayesinde müze ve özel koleksiyonlar nezdinde gönüllü iade süreçlerine yönelik farkındalık ve iş birliği belirgin şekilde artış gösterdi. Smyrna kökenli mermer heykel başının Türkiye’ye kazandırılması da bu yaklaşımın somut bir örneği oldu. Üslup özellikleri doğrultusunda heykel başının Theodosius dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu, Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda da ortaya kondu. Tarihî eserin özellikleri ve sergi süreci Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihsel bağlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliği ve kaçakçılıkla mücadele Türkiye’nin son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası alanda karşılık bulmaya devam ediyor. Müze ve koleksiyonların gönüllü iade süreçlerine daha açık hale gelmesi, yürütülen politikaların somut sonuçları arasında yer alıyor. Smyrna kökenli mermer heykel başının iadesi de bu sürecin dikkat çeken örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Ataoğlu, Anadolu’da Turizm Tanıtım Atağını Sürdürüyor Haber

Ataoğlu, Anadolu’da Turizm Tanıtım Atağını Sürdürüyor

Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Kuzey Kıbrıs turizmini daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla Anadolu’nun farklı şehirlerinde aktif tanıtım faaliyetleri yürüttüklerini belirtti Bakanlıktan verilen bilgiye göre, Ataoğlu tanıtım faaliyetleri kapsamında, Kapadokya bölgesinde düzenlenecek acenteler toplantısına katılmak üzere gittiği Nevşehir'de Nevşehir Valisi Ali Fidan ve Göreme Belediye Başkanı Ömer Eren ile bir araya geldi. Kayseri, Nevşehir ve Kapadokya bölgesinde gerçekleştirilen temasların büyük önem taşıdığını ifade eden Ataoğlu, “Kıbrıs’tan turizm acentelerimizle birlikte buradayız. Amacımız, ülkemizin turizm değerlerini yerinde anlatmak, yeni iş birlikleri geliştirmek ve karşılıklı turist akışını artırmaktır.” dedi. Görüşmelerde turizm alanında iş birliği olanakları, Kuzey Kıbrıs’ın turizm potansiyeli hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Program, Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı himayesinde, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Kıbrıs Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) iş birliğinde organize edildi. Ataoğlu’na, Kuzey Kıbrıs’tan bazı turizm acente temsilcileri eşlik etti. Ataoğlu'nun da katılacağı Kapadokya’daki acenteler toplantısına Türkiye’nin farklı bölgelerinden profesyoneller de katılacak. Toplantıda, Kuzey Kıbrıs turizminin olanakları detaylı şekilde ele alınacak, Kıbrıs Türk kültürünü yansıtan özel sunumlar gerçekleştirilecek, geleneksel yemeklerin tanıtımı yapılacak. Temaslarda, özellikle acenteler arası doğrudan iletişimin artırılması ve yeni tur paketlerinin oluşturulması için zemin oluşturulması amaçlanıyor.

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor Haber

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin'in yürütücülüğünde hazırlanan "Güneş Saati Üzerinden Zamanın İzinde: Paflagonya Bölgesi ve Pompeiopolis Antik Kenti'nin Bilim Tarihi Açısından Analizi ve Dijital Modellemesi" başlıklı proje, TÜBİTAK-3005 Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Çalışma, Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2021 yılında ortaya çıkarılan hemicyclium tipindeki güneş saatinin bilim kapsamlı bir şekilde incelenmesini amaçlıyor. Projede güneş saatinin teknik yapısı, astronomi bilgisi, mühendislik özellikleri ve sosyo-kültürel düşüncede disiplinler arası yöntemlerle analiz edilecek. Türkiye'de antik güneş saatlerine ilişkin beşeri bilimler alanında yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olması, projeyi hem özgün hem de bilimsel açıdan yeni bir konuma yerleştiriyor. Proje kapsamında güneş saati, bilgisayar destekli ışık-gölge simülasyonları ile yeniden modellenerek kullanım doğruluğu test edilecek; benzer örneklerle karşılaştırmalı analiz yapılacak. Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve Paflagonya Eyalet Merkezi olarak kurulan ve M.Ö. 64 yılında inşa edilen Pompeiopolis Antik Kenti'nde proje kapsamında yürütülen bilimsel çalışmaların yanı sıra Paflagonya tarihine ışık tutacak veriler de ilk kez ortaya çıkarılacak. "Roma döneminden kalma kase tipi güneş saati olduğunu belirledik" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Unat, "Taşköprü'deki kalıntıları üniversitemizin Arkeoloji Bölümü'nden arkadaşlarımız incelediklerinde bir güneş saati bulduklarını söylediler. Biz de bu projeyi bu amaçla hazırladık ve buradaki güneş saatinin nasıl olduğunu, ne türde bir güneş sahip olduğunu ve çalışma prensibinin de nasıl olduğu üzere bir çalışma yapmaya başladık. Bu çalışma süreci içerisinde güneş saatinin aşağı yukarı M.Ö. 3'üncü yüzyıldan Roma döneminden kalan kase tipi bir güneş saatini olduğunu belirledik. Amacımız bu güneş saatini yeniden ortaya çıkartmak, dizayn etmek, belki de üniversitemizin kampüsü içerisinde bu saatimizi yeniden reprodüksiyonunu yaparak güzel bir şekilde yerleştirebilmek" dedi. "Bölgeyi ziyaret eden kişilerin güneş saatinin olması önem taşıyor" Bütün uygarlıkların bilime katkılarının oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Unat, "Biz, Kastamonu'nun da geçmişten bu yana bilim kültürüne hizmet ettiğinin bir göstergesi olarak bu projeyi tamamlamayı düşünüyoruz. Dolayısıyla geçmiş dönemden bugüne kadar oluşan süreç içerisinde gerek Roma dönemi, gerek Osmanlı dönemi, gerek diğer kültürlerin buraya yapmış olduğu katkıların bilimsel katkıların da olduğunu gösterebilen bir proje sunmayı hedefledik. Bu buranın kültürel zenginliklerini göstermesi açısından, gerek Paflagonya bölgesinin, gerek Kastamonu'nun kültürel kimliği açısından oldukça önemli. Bunun dışında buradaki çalışma aynı zamanda ekonomik ve turizm açısından da bölgeye katkı sağlayaca" diye konuştu. "Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması kültürel mirasa katkı sağlayacak" Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin ise, "Bilim tarihinden coğrafyaya, arkeoloji bölümünden tarih bölümüne kadar farklı alanladaki arkadaşlarımızla bir ekip kurduk ve Pompeipolis Antik Kentini güneş saati üzerinden dijitalleştirmeye karar verdik. Dijitalleştirme için de çağımızın oldukça önemli bir yaklaşım olan dijital beşeri bilimler çalışmalarını ve yöntemlerini kullanmayı planlıyoruz. Bu kapsamda projemizde güneş saatini tarama cihazlarıyla ve oradaki antik kenti bir uçtan diğer uca kadar olacak şekilde üniversitemiz aracılığıyla bir web sitesinde tanıtmayı planlıyoruz. Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması, modellenmesi, kültürel mirasa büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatacağız" Amaçlarının Paflagonya'daki bilimsel çalışmaları ele almak olduğunu ifade eden Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Okan Demir de, "Paflagonyanın tarihi anlamdaki imajları genelde egemen güçler tarafından çizilmiştir. Aslında bu projeyle beraber Paflagonyanın bilimsel olarak üretimlerini, sosyo-kültürel açıdan dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatmış olacağız. Bu kapsamda projemiz daha sonraki çalışmalar açısından Paflagonya tarihinin aydınlatılmasında çok büyük bir önemi haizdir. Güneş saati, M.S. 3'üncü veya 5'inci yüzyıllar arasında üretilmiş olduğu düşünülüyor. Bu dönemde Paflagonya, Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altındadır" şeklinde konuştu. "Güneş saatiyle ilgili veriler toplayacağız" Proje süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Suat Yazan da, "Ulaştığımız verilerin dijitalleşmesine de hem uzaktan algılama, hem coğrafi bilgi sistemleriyle yapılacak analizlerde kullanılmasına çalışacağız. Bu anlamda benim temel vurgunum projenin bütüncül yapısına ilişkin olabilir. Ayrıca kazı faaliyetlerini gerçekleştiren ekiple de bir araya geleceğiz. Onların buradaki kazı çalışmasına yönelik çıkarılan, ulaşılan arkeolojik keşiflere yönelik görüşlerini alıp projeye dahil edeceğiz ve bu şekilde projemizi tamamlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Samet Doğan da projede kullanılacak sayısal yüzey modelleme konusunda bilgi verdi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise projeyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Pompeiopolis Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan güneş saatinin yeniden bilimsel bir bakışla incelenmesi, hem üniversitemiz hem de bölgenin kültürel mirası açısından oldukça değerlidir" dedi. Projede Harran Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi de yer alıyor.

Turizmde Konaklama Geliri 7 Milyar Dolarla Rekor Haber

Turizmde Konaklama Geliri 7 Milyar Dolarla Rekor

Türkiye'nin turizmdeki konaklama gelirleri, geçen yıl yaklaşık 7 milyar dolarla rekor kırarken son 5 yılda bu gelirlerin toplamı 27,9 milyar doları aştı. Konaklamanın toplam gelirlere oranı yaklaşık yüzde 11. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) turizm istatistiklerine göre ülkenin turizm geliri 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 65,2 milyar dolar oldu. Turizm gelirinde geçen yıl Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından 2026 yılı için hedef ise 68 milyar dolar açıklandı. 6,9 MİLYAR DOLARLIK HARCAMA Gelirlerin alt sektörlere dağılımı incelendiğinde ise turistlerin Türkiye'de yaptığı harcamaların 6 milyar 983 milyon 832 bin dolarının konaklama harcaması olduğu görüldü. Bu değer, verilerin derlendiği 2003'ten bu yana en yüksek konaklama geliri olarak kayıtlara geçti. Anadolu Ankara Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Yönetim Kurulu Başkanı Birol Akman 68 milyar dolarlık 2026 turizm geliri hedefi için konaklamanın da güçlü performans göstermesi gerektiğini vurguladı. Turizm Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD) İç Anadolu Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Gökhan Esengil, konaklama sektöründeki büyümenin sektör adına güçlü ve umut verici bir görünüm sunduğunu ancak rakamları değerlendirirken yalnızca büyüklüğe değil, bu büyümenin niteliğine de bakmak gerektiğini söyledi. EN BÜYÜK PAY PAKET TURLARIN Öte yandan, Turizm Bakanlığı'nın ilk 9 aya ilişkin paylaştığı verilere göre, dış turizm gelirleri içinde en yüksek payı yüzde 33,6 ile paket turlar aldı. Onu yüzde 19,9'la yeme-içme, yüzde 14,6 ile alışveriş gibi kalemler ve yüzde 11 ile konaklama izledi. Diğer kategorilerde ise ulaştırmaya yüzde 5,4, sağlığa yüzde 3,3, sosyal faaliyetlere yüzde 0,9 ve tur hizmetlerine yüzde 0,3 pay ayrıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.