Hava Durumu

#Akdeniz Üniversitesi

TOURISMJOURNAL - Akdeniz Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akdeniz Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2. Antalya Markaları Kongresi Coşkuyla Tamamlandı Haber

2. Antalya Markaları Kongresi Coşkuyla Tamamlandı

29 – 30 Nisan 2026 tarihleri arasında Akra Antalya Hotel’de Antalya Halkla İlişkiler Derneği tarafından ikincisi gerçekleştirilen Antalya Markaları Kongresi’ni iki gün boyunca çok sayıda ziyaretçi takip etti. Organizasyonda birçok köklü Antalya markası katılımcı olarak varlık gösterirken Antalya Valiliği, Antalya OSB, Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV), Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) projeye destek verdi. Antalya Halkla İlişkiler Derneği’nin geleneksel olarak her yıl düzenlediği ve 29 Nisan 2026’da başlayan proje iki gün devam etti. ANTALYA MARKALARI KONGRESİ / 2026’nın ilk gününde, bu yıl Antalya’nın önemli markaları; Özdal Kompost, Göksu Global Gıda, Yenigün Reçelleri, Nirvana Hotels, Corendon Group ve Zamora Pastanesi gibi köklü markaların yanı sıra Shark Gitar, Balık Günlükleri gibi son on yıllık dönemde büyüyen ve başarılarıyla kendinden söz ettiren marka temsilcilerinin oluşum hikayelerini anlattıkları konuşmalar yer aldı. Birinci günün son konuşmacıları Antalya’nın gururu; Sanatçı Sümer Ezgü sanatta marka yolculuğu konusunu ele alırken bir markayı unutulmaz bir deneyime dönüştüren bir marka mimarı Lighthouse VFX CEO’su, TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclis Üyesi, Yaratıcı Yönetmen ve Arman Şernaz da bir konuşma yaptı. İlk günün finali ise; “İz Bırakan Hikayelerle Şehre Dokunanlar” başlıklı ANTALYA DEĞERLERİNE VEFA OTURUMU ile yapıldı. Bu oturumla ilgili olarak şehirlerin sadece binalardan değil; onlara değer katan insanlar, emekler ve iz bırakan hikâyelerden oluştuğuna inandıklarını, bu nedenle de ANTALYA DEĞERLERİNE VEFA OTURUMU’nu planladıklarını ifade eden Antalya Halkla İlişkiler Derneği Başkanı Güldal Siğinç, “Antalya’nın bugünlere gelmesinde, geçmişten bugüne uzanan katkılar ve unutulmaz çalışmalar önemli bir yer tutar. Biz de bu düşüncelerden yola çıkarak bu özel oturumu hayata geçirmek istedik. Bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz vefa oturumunu her yıl Antalya’nın gelişim hikayesinde rol almış farklı isimleri anarak şekillendireceğiz.” açıklamasında bulundu. Bu yıl ilki gerçekleşen ANTALYA DEĞERLERİNE VEFA OTURUMU’nda NADİRE KONUK, Antalya için çok büyük girişimlerde bulunmuş, Antalya milletvekilliğinin yanı sıra Antalyaspor’un da Kurucu Başkanı olan Atilla Vehbi Konuk’un kızı olarak yer alırken Antalya’nın mimari ve kültürel hafızasında derin izler bırakmış isimlerden, ilk diplomalı Mimar Tarık Akıltopu’nu ise oğlu, SELÇUK AKILTOPU temsil etti. İKİNCİ GÜN ANTALYA’NIN Kongrenin ikinci gününde ise; Antalya’nın her alanda marka gücünü büyütmek amacıyla yapılmakta olan ve yapılması gerekenler konuşuldu. Konusunun uzmanı konuklar; turizm, spor, gastronomi, tarım, sürdürülebilirlik, ticaret, teknoloji, geçmişten gelen kültür birikimi gibi birçok konu başlığının ele alındığı bir dizi oturumda Akra Antalya Hotel çatısı altında bir araya geldi. Oturumlara, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, ATAV Başkanı Emir Gündal, ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, YÖRSİAD Başkanı Av. Mustafa Alper Oral, Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Denizcilik Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva İşkan, TÜHİD Yönetim Kurulu Üyesi Eda Zaloğlu, TÜHİD Genel Sekreteri Çiğdem Antlı ve TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi Başkanı A.Ata Kavame’nin de aralarında bulunduğu birçok alanında uzman kişi katılım gösterdi. GÖRKEMLİ ve COŞKULU BİR KAPANIŞ İki gün süresince iletişim profesyonelleri ile Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nden TURSE’nin katkılarıyla kongreye gelen iletişim öğrencilerinin dikkatle takip ettiği 2. Antalya Markaları Kongresi; kapanışını da başlangıçtaki gibi çok yüksek enerjiyle yaptı. Aralarında kıymetli sanatçı Filiz Otyam’ın da yer aldığı, Antalya’nın güçlü kadınlarını bir araya getiren TEV korosunun verdiği konserle sona erdi. Kongre öncesi 2 ay boyunca Sümer Ezgü ile çalışmış olan koro yine Sümer Ezgü’nün yönetiminde Antalya’nın türkülerini seslendirdi. Salonu dolduran ziyaretçilerin de eşliğiyle keyifli anların yaşandığı konserin ardından; AHİD Yönetim Kurulu ve üyeleri ziyaretçilere sahneden topluca teşekkür etti. KONGREDEN EĞİTİME BÜYÜK KATKI 3 Nisan 2026’da 3. yılını geride bırakan Antalya Halkla İlişkiler Derneği, kuruluşunun ilk günlerinde gerçekleştirdiği ilk icraatı olan TEV - AHİD Öğrenim Bursu ile ‘MESLEKTAŞIMI OKUTUYORUM’ projesi dahilinde, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin eğitim hayatına katkı sağlamak için tüm projelerinde bu fona destek sağlamayı unutmuyor. Bu gelenekle Antalya Markaları Kongresi / 2026’da 1. gün konuşmacı olarak yer alan katılımcılardan TEV – AHİD Öğrenim Bursu’na bağışta bulunmalarını rica eden Antalya Halkla İlişkiler Derneği Yönetimi, sadece bu organizasyonla 30 üniversite öğrencisinin eğitimine kaynak sağlamış oldu. Kongreye katılıp üniversite öğrencilerinin eğitim bursları için katkı sağlayan konuşmacılara, sahneden ayrılırlarken, TEV ANTALYA ŞUBE tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. KONGRE ÜÇ FARKLI DİJİTAL SERGİYE EV SAHİPLİĞİ YAPTI Antalya Markaları Kongresi / 2026’da; DHA’nın çekimini gerçekleştirdiği "Türkiye Coğrafi İşaretli Ürün Fotoğrafları", KETAV tarafından hazırlanan "Kemer Sualtı Fotoğrafları" ve Antalya Valiliği ile Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi (AKMED) desteğiyle oluşturulan "Eski Antalya Fotoğrafları" kongre süresince dijital olarak sergilendi. Eski Antalya fotoğraflarının kongre salonu girişinde sergilendiği ekranlardan oluşan kuleler ziyaretçilerden büyük ilgi gördü.

Kumluca’da turizmin geleceği masaya yatırıldı Haber

Kumluca’da turizmin geleceği masaya yatırıldı

Kumluca Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "Kumluca Turizm Çalıştayı", sektör temsilcileri, akademisyenler ve yerel yöneticileri bir araya getirdi. Çalıştayın açılışında konuşan Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, Kumluca'nın tarihi, kültürel mirası ve doğasının turizm için önemli olduğunu söyledi. Güneş, çalıştayın ilçe turizmine önemli katkı sunacağına inandığını belirtti. Kumluca Belediye Başkanı Mesut Avcıoğlu da ilçede turizm adına öne çıkabilecek tarihi ve doğal güzelliklerin yanı sıra kültürel ve gastronomik zenginliklerin de bulunduğunu ifade etti. Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ebru İçigen ise Antalya'nın ilçeler bazında turizm gücünün ortaya çıkarılmasını amaçladıklarını söyledi. Çalıştay kapsamında Kumluca'nın tarihi mirası, doğal güzellikleri, kültürel yapısı ve gastronomisi değerlendirilirken, turizmde iş birliği, sürdürülebilirlik ve tanıtım başlıkları öne çıktı. Çalıştay sonunda katılımcılara teşekkür belgesi verildi. Çalıştaya ayrıca Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Atılgan Atılgan, Akdeniz Üniversitesi Turizm Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü (TAGUM) Prof. Dr. Murad Alpaslan Kasalak, Akdeniz Üniversitesi Kumluca Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ahmet Coşgun, akademisyenler, sektör temsilcileri ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Antalya, Markalar Kongresiyle Tanıtım Atağını Sürdürüyor Haber

Antalya, Markalar Kongresiyle Tanıtım Atağını Sürdürüyor

Kurucu Başkanı Güldal Siğinç önderliğinde Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) tarafından, 29–30 Nisan 2026 tarihlerinde, geçtiğimiz yıl olduğu gibi yine Akra Antalya Hotel’de gerçekleştirilecek olan ‘Antalya Markaları Kongresi / 2026’ projesinin bilgi aktarımı ziyaretleri başladı. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde büyük ses getiren Antalya Markaları Kongresi’nin ikincisi için yürütülen ziyaret programı, ocak ayında AHİD Kurucu Başkanı Güldal Siğinç ve AHİD Yönetim Kurulu Üyesi Sinemyis İşbaşı’nın, Memorial Sağlık Grubu’nun dünya çapında tanınan Onkologlarından Prof. Dr. Mustafa Özdoğan’ı ziyaretiyle start aldı. Ziyaretler; Hilmi Beken Akaryakıt, Hilmi Beken Restaurant ve BEK Fırın markalarının ikinci kuşak temsilcisi Semih Beken, Antalya OSB Teknopark Genel Müdürü Dr. Aylin Bederli Tümay, SunExpress Türkiye Pazarlama Müdürü Alican Altın ile Özdal Kompost ve Dal Mantar Yönetim Kurulu Başkanı Aysel Dal Cengiz ile devam etti. Ocak 2026’da gerçekleştirilen ilk ziyarette AHİD Kurucu Başkanı Güldal Siğinç, yoğun programına rağmen kendilerine zaman ayıran Prof. Dr. Mustafa Özdoğan’a teşekkür ederek, geçtiğimiz yıl düzenlenen kongre hakkında kapsamlı bilgi paylaştı. Kongreyi YouTube yayınları üzerinden takip ettiğini belirten Prof. Dr. Özdoğan, böylesine geniş kapsamlı bir organizasyonun ilk yılında elde ettiği başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Başkan Güldal Siğinç ve Yönetim Kurulu Üyesi Sinem İşbaşı nezdinde tüm AHİD yönetimini ve dernek üyelerini tebrik etti. Özdoğan, Antalya Markaları Kongresi / 2026’da marka olma yolculuğunda edindiği tecrübeleri ve araştırma sonuçlarını paylaşmaktan mutluluk duyacağını ifade etti. Başkan Siğinç de ulusal ve uluslararası başarılarıyla onkoloji alanının önde gelen bilim insanlarından olan Prof. Dr. Özdoğan’a vereceği destek ve olumlu geri bildirimleri için teşekkürlerini sundu. Bir sonraki ziyaret, Başkan Güldal Siğinç ve AHİD Genel Sekreteri Ayşen Ovalı Binbir tarafından, şehrin köklü markalarından Hilmi Beken Akaryakıt’ın ikinci kuşak temsilcilerinden Semih Beken’e gerçekleştirildi. Döşemealtı yerleşkesinde yapılan görüşmede; gastronomi alanında Hilmi Beken Restaurant, catering ve unlu mamuller alanında BEK Fırın ile faaliyetlerini çeşitlendiren markanın gelişim süreci ele alındı. Semih Beken, geçtiğimiz yılki kongrenin başarısından dolayı tebriklerini iletirken, Antalya Markaları Kongresi / 2026’da konuşmacı olarak yer almaktan memnuniyet duyacağını ve kongrede özel bir sürprizle farklı bir akış yaratılabileceğini belirtti. Aynı gün içerisinde Antalya OSB Teknopark Genel Müdürü Dr. Aylin Bederli Tümay ile de bir araya gelen Başkan Siğinç ve Genel Sekreter Binbir, geçtiğimiz yıl Teknoloji Oturumu’nun moderatörlüğünü üstlenen Tümay’a katkılarından dolayı teşekkür etti. Görüşmede, Teknopark ve OSB ile bu yıl gerçekleştirilebilecek iş birlikleri değerlendirilirken, geçtiğimiz yıl başlatılan iş birliğinin sürdürülmesi konusunda alan belirlemesi yapıldı. Son derece verimli geçen görüşmede ortak çalışmaların devamı konusunda mutabık kalındı. Bir diğer görüşmeye AHİD Üyesi Elif Pamuk aracılığıyla katılan Başkan Güldal Siğinç, SunExpress Türkiye Pazarlama Müdürü Alican Altın’a kongre hakkında detaylı bilgi aktarımında bulunarak, birlikte gerçekleştirilebilecek iş birlikleri üzerine değerlendirmeler yaptı. Ocak ayının son ziyaretinde ise AHİD Başkanı Güldal Siğinç, Genel Sekreter Ayşen Ovalı Binbir ve Yönetim Kurulu Üyeleri Sinemyis İşbaşı ile İlay Erdeve Erdem, Özdal Kompost İnşaat Gıda Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. yöneticilerinden, Özdal Kompost ve Dal Mantar Yönetim Kurulu Başkanı Aysel Dal Cengiz ile ailenin sahibi olduğu Adonis Otel’de bir araya geldi. Son derece verimli geçen görüşmede karşılıklı fikir alışverişinde bulunulurken, Aysel Dal Cengiz’in Antalya Markaları Kongresi / 2026’da konuşmacı olarak da yer alacağı belirtildi. Cengiz, geçtiğimiz yıl da kongrede Oturum Sponsoru olarak projeye destek vermişti. Şubat ayı başında ise Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacı Süleyman, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Yenigün Reçelleri 4. Kuşak Temsilcisi Necmi Alpagot ziyaret edildi Başkan Güldal Siğinç, Gn. Sekreter Ayşen Ovalı Binbir ve Yön. Kur. Üyesi Sinemyis İşbaşı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman ziyaretlerinde; Antalya Markaları Kongresiyle ilgili ATSO Başkanı Hacısüleyman’ı bilgilendirip fikir alışverişinde bulunurken, kendisinden destek sözü de aldı. Bir sonraki ziyaret durağı Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Başkan Güldal Siğinç ve Gn. Sekreter Ayşen Ovalı Binbir tarafından makamında ziyaret edildi. Projeyi geçen yıldan bu yana takip ettiğini ifade eden Özkan, üniversite öğrencilerine sağladıkları burs kaynağı için AHİD Yönetimine tebrik ve teşekkürlerini iletti. Yoğun programı dahilinde kongreyi bizzat ziyaret etmeye gayret edeceğini ifade eden Özlenen Özkan, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da başarılı bir organizasyona imza atılacağına inancının tam olduğunu bildirdi. Başkan Siğinç de vakit ayırdıkları ve büyük destekleri için kendilerine teşekkürlerini sundu. Aynı gün, 1914’te Mahmut Yağcılar’ın Kalekapısı’ndaki dükkanında reçel satarak başladığı Yenigün Reçelleri yolculuğunun 4. Kuşak temsilcisi Necmi Alpagot’a da bir ziyaret gerçekleştiren AHİD heyeti, Alpagot’tan 29 Nisan’da Akra Antalya Hotel’de marka oluşum hikayelerini paylaşmak için söz aldı. Başkan Siğinç ve Ayşen Ovalı Binbir, katılımları, destekleri ve nazik ev sahiplikleri için Necmi Alpagot’a teşekkürlerini sundu. AHİD Antalya Markaları Kongresi / 2026 çalışmaları, Kurucu Başkan Güldal Siğinç ve AHİD Yönetim Kurulu katılımıyla önümüzdeki süreçte yoğun bir şekilde devam edecek.

Antalya’da Sualtı Arkeolojisi Keşifleri Tanıtıldı Haber

Antalya’da Sualtı Arkeolojisi Keşifleri Tanıtıldı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen "Antalya Derinliklerinden Arkeolojik Sualtı Keşifleri" başlıklı etkinlik, sualtı mirasını bilimsel veriler ışığında ele alan kapsamlı bir konferans olarak gerçekleştirildi. Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde düzenlenen programda, Antalya kıyıları açıklarında sürdürülen sualtı kazı ve araştırmalarına ilişkin dikkat çekici bulgular katılımcılarla paylaşıldı. Yoğun ilgi gören etkinlikte katılımcılar hem Antalya'nın denizcilik geçmişini yakından tanıma hem de sualtı arkeolojisinin az bilinen yönlerini keşfetme fırsatı sundu. Öniz'den kapsamlı sunum Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarımı Bölüm Başkanı Hakan Öniz, Akdeniz'in derinliklerinde tespit edilen batık gemiler, su altında kalmış antik yerleşimler ve bu alanlardan çıkarılan binlerce yıllık eserler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Öniz ayrıca, sualtı arkeolojisinde kullanılan bilimsel yöntemleri, kazı süreçlerinin nasıl yürütüldüğünü ve gün yüzüne çıkarılan eserlerin korunmasına yönelik çalışmaları ayrıntılı biçimde anlatarak, sualtı keşiflerine ilgi duyan vatandaşları bilgilendirdi. Her batık kendi dönemine ışık tutuyor Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarımı Bölüm Başkanı Hakan Öniz, Akdeniz kıyılarında çok sayıda antik kent bulunduğunu, ancak bu kentlerden çok daha önce, 50-60 bin yıl öncesinde insanların mağaralar ve benzeri alanlarda bu kıyılarda yaşadığını belirtti. İnsan ile deniz arasındaki on binlerce yıllık ilişkiyi ortaya koymanın görevleri olduğunu ifade eden Öniz, "Sualtı arkeolojisi çalışmaları kapsamında özellikle günümüzden yaklaşık 3 bin yıl öncesine ait 422 batık belgelendi. Her batık kendi dönemine ışık tutan birer zaman kapsülü niteliğine sahip. İleri teknolojilerle deniz tabanını araştırıyor ve tespit ettiğimiz batıklarda bilimsel kazılar yürütüyoruz" dedi.

Caretta Carettaların Isırma Vakaları Turist Kalabalığıyla Bağlantılı Haber

Caretta Carettaların Isırma Vakaları Turist Kalabalığıyla Bağlantılı

Antalya sahillerinde son dönemlerde yaşanan caretta caretta ısırma vakalarına değinen Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu "Yumurta bırakabileceği yerler şu anda insanlar tarafından işgal altında, kalabalıktan rahatsız olan ve zamanında çıkıp yumurtayı bırakamadığı için verdiği bir tepki olabilir" dedi. Sevimli görüntüsüyle dikkat çeken caretta carettalar, son zamanlarda ısırma vakaları ile gündem geliyor. Bir kaç vatandaşın denizde caretta carettalar tarafından ısırıldığını belirtirken, Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, caretta carettaların bu dönemlerde yumurtlama ve yumurtadan çıkış dönemi olduğunu, sahillerin ise insanlar tarafından işgal edilmesinden dolayı yumurta bırakamayarak strese girdiklerini belirtti. "Her yer insan, hayvanların çıkabileceği bir ortam yok" Gökoğlu, geçmiş yıllarda deniz kaplumbağası ısırma vakalarının Lara bölgesinde yaşandığı, bu yıl ise Konyaaltı sahilinde şu ana kadar 2 ısırma vakası görüldüğünü belirtti. Yaz dönemi olması nedeniyle Konyaaltı Sahili'nde insan yoğunluğu yaşandığını belirten Gökoğlu, "Şimdi Carettaların hem yavruların çıkış zamanı, hem de ebeveynlerin yumurtaya çıkış zamanı. Bazıları erken çıktı. Her yer insan, hayvanların çıkabileceği bir ortam yok. Çok kalabalık turizmin en yoğun olduğu dönem. Geçtiğimiz günlerde yine Konyaaltı'nda havyan kıyıya çıkmaya çalışıyor. İnsanlar toplanmış başında kamera ve telefon ışıklarını kullanarak hayvanın çıkışını çekmeye çalışmışlar. Hayvan dönüp gidiyor, çıkmıyor karaya" dedi. "Hayvanların yaşamına müdahale ediyoruz" Caretta Carettaların yumurtlamak için sessiz ve sakin yerleri tercih ettiğini ancak insanların gerek telefon ışıkları, gerekse meraktan başında toplanarak yaşamına müdahale ettiğini söyleyen Gökoğlu, "Farklı bir görüntüde de hayvan kumu kazmak için uğraşıyor. Yine başında insanlar ışık tutuyorlar ve konuşmalar var. Hayvan bundan rahatsız. Bu tür hayvanlar gece sessiz sakin yere çıkar. Ve oraya yumurtasını bırakarak geriye döner. Her taraf insan, dolayısıyla biz bu hayvanların yaşamına müdahale ediyoruz. Bunların yaşam alanı o kumsalla, deniz arasındaki bölge. Dolayısıyla bu kadar kalabalıktan rahatsız olan ve zamanında çıkıp yumurtayı bırakamadığı için verdiği bir tepki olabilir. Konyaaltı'nda şimdiye kadar böyle bir vaka yoktu. Ama Lara tarafından bazı vakalar vardı" ifadelerini kullandı. "Vakalar genellikle öğlen saatlerinde yaşanıyor" Isırma vakalarının özellikle öğlen saatlerinden yaşandığını, bunun nedeninin de suyun bulanık olması nedeniyle seçemediği ve insan vücudunu denizanası sanması nedeniyle yaşanabileceğinin altını çizen Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Vakaların saatlerine bakarsanız hep öğlen sonudur. Saban karadan denize doğru bir esinti olur. Deniz sakindir, hiç dalga yoktur. Öğlen saatlerinde sert bir meltem çıkar, o meltemle birlikte deniz dalgalanır ve Lara tarafında da deniz sığ olduğu için bulanır. Bu tür hayvanlar bu bulanıklıkta seçemediği için beyaz tenli vatandaşlara muhtemelen denizanası diye ısırma vakaları oluyor. Ama dikkat ederseniz hep öğlen sonu olur bu vakalar. Konyaaltı'nda şu ana kadar yoktu, bu sene 2 vaka var" şeklinde konuştu. "Yaşam alanları işgal altında" Denizlerin caretta carettaların yaşam alanı olduğunu ve sadece yumurtlamak için karaya çıkan canlılar olduğunun altını çizen Gökoğlu, "Muhtemelen bahsettiğim gibi hayvanın yumurta bırakabileceği yerler şu anda işgal altında insanlar tarafından muhtemelen bundan dolayı verdiği bir tepki olabilir. Yumurtlamak için çıkamıyor. Çıkamayınca ‘Çekilin sahamdan' dercesine verdiği bir tepki. Bu hayvanların yaşam alanı su, bizim yaşam alanımız kara. Karaya adapte olmuş insanlar, dolayısıyla su yaşamını insanoğlu her yerde etkiliyor. Milyonlarca insan denizde, sahilde şu anda, oysa bu hayvanlar çıkıp yumurta bırakacaklar. Yaşam alanlarının işgal edilmesine verdiği bir tepki olabilir diye düşünüyorum" dedi.

Antalya Falezleri İçin “Kesin Koruma” Uyarısı: Beton Tehlikesi Video Galeri

Antalya Falezleri İçin “Kesin Koruma” Uyarısı: Beton Tehlikesi

Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Dipova, falezlerin bir bölümünün "kesin korunacak hassas alan" statüsünden çıkarıldığını belirterek, "Bu koruma hassasiyetini azaltan ve o bölgelerde bir takım turizm uygulamalarına izin veren uygulama" dedi. Antalya falezlerinin dünya ölçeğinde nadir görülen jeolojik miras alanı olduğunu da hatırlatan Dipova, "Bu doğal yapıları korumak sürdürülebilir turizmi desteklerken, birtakım sınırlı işletmelerin kısa vadeli amaçlarla falezlere beton dökmesi, güneşlenme platformları yapması, asansör kurması ve tünel kazması bindiğimiz dalı kesmektir" dedi. Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Dipova, Antalya falezleri üzerinde yapılaşmaya ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Aynı zamanda Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi tarafından kurulan Jeomiras Komisyonu'nun başkanlığını yürüten Dipova, falezlerin dünya ölçeğinde korunması gereken jeolojik miras alanları arasında yer aldığını söyledi. "Falezler sadece doğa değil, turizm için de bir değer" Falezlerin jeolojik süreçlerle oluşmuş, ender jeomorfolojik yapılar olduğuna dikkat çeken Dipova, bu yapıların korunmasının sadece bilimsel değil, turizm açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Dipova, "Jeomiras ve turizm aslında bir çelişki değildir. Tam tersine, jeoturizm kavramı bu iki alanı birleştirir. Antalya'da teknelerle falezleri izlemeye çıkanlar, bu doğal mirası deneyimlemeye geliyor. Tıpkı Kapadokya, Grand Canyon ya da Niagara Şelalesi örneğinde olduğu gibi. Bu doğal yapıları korumak sürdürülebilir turizmi desteklerken, birtakım sınırlı işletmelerin, kısa vadeli amaçları için bir yerlere gidip beton döktünüz, oraya güneşlenme platformları yaptınız, önüne bir asansör yaptınız, içine tünel kazdınız. Bu bindiğimiz dalı kesmektir" ifadelerini kullandı. "Kaya düşmeleri doğal süreç ama yapılar risk altında" Falezlerde zaman zaman yaşanan kaya düşmelerinin, bu doğal yapının oluşum sürecinin bir parçası olduğunu belirten Dipova, "Bu bloklar koparak dik yarlar oluşturuyor. Ancak tehlike, insanların bu süreci bilmeden falez ucuna çok yakın yapılarda uzun süre vakit geçirmesiyle başlıyor" diye konuştu. Dipova, bazı restoran ve işletmelerin hareketli kaya bloklarının üstüne inşa edildiğine dikkat çekerek, "Kışın dahi çatılı ve camlı yapılar insanlara güven veriyor ama risk altındalar. Bir kaya düşmesi onlarca insanın hayatını tehlikeye atabilir" uyarısında bulundu. "Yapılaşmada yaklaşma sınırı şart" Antalya'da geçmiş yıllarda yapılan bazı yapıların, mühendislik esasları göz ardı edilerek falez kenarına fazla yaklaştığını dile getiren Dipova, "Yapı yaklaşma sınırı diye bir kavram var. Bu sınırlar jeoteknik analizlerle belirlenmeli. Ancak Antalya'da ne yazık ki geçmişte bu tür hesaplamalar yapılmadan yapılaşmaya gidildi. Umarım bundan sonrası için aynı hatalar tekrarlanmaz" ifadelerini kullandı. "Bazı falez bölgelerinin koruma dereceleri düşürüldü" Antalyalıların büyük bölümünün falezlerin tamamının sit alanı olduğunu düşündüğünü ancak bunun doğru olmadığını ifade eden Prof. Dr. Dipova, şöyle devam etti: "Sit tanımları değişti. Bugün 'kesin korunacak hassas alan' ve 'nitelikli doğal koruma alanı' gibi yeni tanımlar kullanılıyor. Ne yazık ki bazı falez bölgelerinin koruma dereceleri düşürüldü. Hiç koruma altına alınmamış bazı bölgeler de var, herhangi bir koruma tanımı yapılmamış. Bazı sebeplerle de bu kesin korunacak hassas alan olan bölgelerin koruma tanımının düşürülerek ikinci dereceye karşılık gelen nitelikli koruma alanı derecesine düşürüldüğünü görüyoruz. Bu birkaç yerde oldu. Bu tabii koruma hassasiyetini azaltan ve o bölgelerde bir takım turizm uygulamalarına izin veren uygulama." "Tahribat geri döndürülebilir, restorasyon şart" Dipova, falezlerin bazı bölümlerinde yapılan güneşlenme platformu, beton dökümü ve çelik yapı gibi insan müdahalelerinin zamanla doğal yapıyı tahrip ettiğini belirterek, şu çağrıyı yaptı: "Bu müdahaleler kalıcı değil. Küçük tahribatları kaldırdığınızda falezler beş yıl içinde eski doğal haline dönebilir. Doğal yapılar için de restorasyon yapılabilir. Antalya falezlerinin tamamı için böyle bir proje başlatılmalı ve tüm bölge yeniden 'kesin korunacak hassas alan' ilan edilmelidir."

Konyaaltı Sahilinde Deniz Tabanı Atıklardan Temizlendi Haber

Konyaaltı Sahilinde Deniz Tabanı Atıklardan Temizlendi

Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ve Sualtı Sporları Topluluğu üyeleri, Konyaaltı sahilinde gerçekleştirdikleri dalışta deniz tabanını çöplerden arındırdı. Prof. Dr. Gökoğlu, "Denizi adeta çöplük gibi kullanıyoruz" sözleriyle kirliliğin boyutuna dikkat çekti. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ve Sualtı Sporları Topluluğu üyeleri, Konyaaltı sahilinde gerçekleştirdikleri dalışla deniz tabanında biriken atıkları topladı. Pet şişeden ıslak mendile, çocuk bezinden çikolata ambalajına kadar çok sayıda atığın bulunduğu temizlik çalışmasında su altındaki kirliliğin boyutu gözler önüne serildi. "Pet şişeler, ıslak mendiller kıyıda bırakılıyor" Dalışın ardından açıklama yapan Prof. Dr. Gökoğlu, temizlik çalışmaları sırasında yaptığı değerlendirmede denizlerin sistematik biçimde kirletildiğine dikkat çekerek, "Bu doğayı çocuklarımızdan, gelecek nesillerden emanet aldık. Ancak biz denizi adeta çöplük gibi kullanıyoruz. Özellikle yaz aylarında Konyaaltı gibi alanlarda yoğun insan hareketliliği yaşanıyor. Yanlarında getirdikleri pet şişeler, ıslak mendiller, ambalajlar genellikle kıyıda bırakılıyor. Rüzgârla denize karışan bu atıklar, su altında ciddi bir kirlilik oluşturuyor" dedi. "Deve kuşu gibi kafasını kuma gömüyor ama vücudu dışarıda" Islak mendillerin denizde çözünmediğini vurgulayan Gökoğlu, bu tür atıkların denizel ekosistem üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Rüzgârla uçuşup denize karışıyorlar ve içeride çözünmedikleri için su altında uzun süre kalıyorlar. Bunun yanında poşetler, plastik atıklar, pet, çocuk bezi, çikolata ambalajı gibi çöpler de birikiyor. Pet şişenin içine çakıl doldurup denize atan bile var. Deve kuşu gibi, kafasını kuma gömüyor ama vücudu dışarıda. Bu da ona benziyor. Halbuki çöp kutuları sadece birkaç metre ileride." "Artık tuzda bile mikro plastik var" Denizlerdeki plastik kirliliğinin zamanla mikro plastiğe dönüştüğünü ve canlı yaşamı tehdit ettiğini dile getiren Prof. Dr. Gökoğlu, bu kirliliğin sadece görüntü kirliliğiyle sınırlı kalmadığını vurgulayarak, "Bu plastikler zamanla çözünüp mikro plastiğe dönüşüyor. Balıktan plaktona kadar tüm denizel canlıları etkiliyor. Sindirim sistemlerini tıkıyor, ölümlerine ve üreme bozukluklarına neden oluyor. Artık tuzda bile mikro plastik var. Doğada zaten böyle bir şey yok, doğanın kendisinde yok" ifadelerini kullandı. "Eğer bu körfez kapalı olsaydı, bugün denize girecek hal kalmayabilirdi" Antalya Körfezi'nin açık bir yapıya sahip olduğunu, bu nedenle kirliliğin kıyıdan akıntılarla ötelenebildiğini belirten Gökoğlu, "Şehrin altından çok sayıda tatlı su girişi var. Lara ile Büyük Liman arasında yer altından gelen çatlak sulardan söz ediyoruz. Bu sular kıyısal kirliliği aşağı doğru sürüklüyor. Eğer bu körfez kapalı olsaydı, bugün denize girecek hal kalmayabilirdi" dedi. Gökoğlu, Antalya'nın turizm gelirine de dikkat çekerek, "Şehrin ekonomisinin büyük kısmı turizmden. Kirli deniz sadece turisti değil, yerliyi de etkiliyor. Dışarıdan gelen insana da mahcup oluyoruz. Plastikler yalnızca görüntü kirliliği değil, aynı zamanda birçok mikroorganizmayı da taşıyor. Bu da hastalık riski demek" şeklinde konuştu.

Boğaçayı’nda Kuş Cenneti: 220 Tür Gözlemlendi Haber

Boğaçayı’nda Kuş Cenneti: 220 Tür Gözlemlendi

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan Bilim Kurulu çalışmalarıyla doğal ekosistemi yeniden canlanan Boğaçayı'nda, 220 farklı kuş türü gözlemlendi. Bölgedeki değişim ile Boğaçayı bilim insanları, kuş gözlemcileri ve fotoğrafçılarının ilgi odağı haline geliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Boğaçayı ekosistemini korumaya yönelik sürdürdüğü çalışmalar meyvelerini veriyor. Boğaçayı Bilim Kurulu tedbir kararlarıyla doğal şartlarına dönüş yapan bölgede oluşan adacıklar, sazlıklar ve sucul bitkiler farklı kuş türlerine yeni barınma alanları oluşturuyor. Kontrollü bir şekilde gelişen bu korunaklı alanlarda yuvalarını yapan kuş türleri bölgenin canlı popülasyonunu artırıyor. Kuş gözlemcileri tarafından 2021 yılından itibaren yapılan gözlemlerde bölgede 220 farklı kuş türü tespit edildi. Gözlemlemelerde dikkat çeken türler arasında Tarakdiş, Yelkovan, Ak Pelikan, Kızıl Gerdanlı Dalgıç, Kulaklı Batağan, Altın Yağmurcun, Kılıçgaga, Ak Kuyruklu Kızkuşu, Balık Kartalı, Çöl Kuyrukkakanı yer alıyor. Göçmen kuşlar ve bölgeyi doğal yaşam alanı haline getiren kuş türleri ile birlikte kuş çeşitliliğinin arttırdığını belirten uzmanlar Boğaçayı'nın titizlikle korunması gerektiğini söyledi. "Kuş gözlemcileri yoğun ilgi gösteriyor" Türkiye'nin birçok yerinde kuşlar ve yaban hayatı ekolojisi hakkında araştırmaları bulunan Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Erdoğan, Boğaçayı'nda sürdürülen araştırmalar ve gözlemlere ilişkin şu bilgileri verdi; "Büyükşehir Belediyemizin Boğaçayı için oluşturduğu bilim kuruluna araştırmalarımızla katılım ve destek sağlıyoruz. Boğaçayı için alınan tedbir kararlarıyla birlikte doğal oluşumlar belirmeye başlayarak bölge yeniden önemli bir kuş gözlem noktası haline gelmeye başladı. 2024 yılında 598, 2025 yılında ise 63 kez burada kuş gözlemi yapılmış. Bu süreçte çok kıymetli kayıtlar alındı. Boğaçayı'nın denizle bağlantısının olması çok önemli." Doğal bir laboratuvar Boğaçayı'nda artan kuş çeşitliliğini Antalya için bir kazanım olduğunu belirten Erdoğan, "Bu bölgeyi eğitim ve turizm açısından Antalya için önemli bir potansiyel olarak görüyorum. Anasınıfından başlayarak çocuklarımıza doğa sevgisi, çevre bilinci ve hayvan sevgisinin geliştirilebilmesi için doğal bir laboratuvar. Bu çeşitliliği tanıtarak onun korunmasını sağlayabiliriz. Alternatif turizm açısından kuş gözlemciliğinin Antalya turizmine katkı sunacağını düşünüyorum. Ülkemizde de kuş fotoğrafçılığı, kampçılığı her geçen gün gelişiyor. Bu amaçla kurulmuş STK'ların da buraya ilgisi artıyor. Burada alınan kayıtlar günden güne artıyor ve bu kayıtların birçoğu eBird internet sitesi üzerinden yayınlanıyor. Boğaçayı'nın doğal yapısı korundukça canlılık ve çeşitlilik artmaya devam edecektir" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.