Hava Durumu

#Abd

TOURISMJOURNAL - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

50 eser ilk kez vitrine çıktı: 19 müze tek çatı altında Haber

50 eser ilk kez vitrine çıktı: 19 müze tek çatı altında

Roma'nın dünyaca ünlü tarihi miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergi 11 Haziran'da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’den 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Sergide 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken kapsamlı konservasyon süreci ve uluslararası standartlarda yürütülen taşıma ve koruma çalışmaları dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kolezyum’da gerçekleşecek Troya temalı sergiyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakan Ersoy, 11 Haziran'da ziyarete açılacak olan sergiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Troya’yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihî Kolezyum’a taşıyoruz! Roma'nın dünyaca ünlü miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda 11 Haziran'da ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergimizin açılışını yapacağız. Sergimizde, Türkiye’deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak. Eserlerin 50’si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi’nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025’ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle, eserlerimiz uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor.Bu toprakların kültürel mirasını dünya sahnesine kararlılıkla taşıyan başta Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü (KVGM) ekiplerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Aylar süren hazırlık: 6 laboratuvar uluslararası standartlar Kolezyum’da düzenlenecek serginin hazırlıkları Aralık 2025’te başladı. Türkiye genelinde 6 farklı Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman restoratörler sürece dahil oldu. Sergide yer alacak eserler, ICOM’un uluslararası ödünç verme standartları doğrultusunda hazırlanıyor. Eserler, ‘çividen çiviye’ sanat eseri sigortası ile teminat altına alınırken ev sahibi ülkeden devlet garanti belgesi sağlanıyor. Taşıma süreci ise uluslararası sertifikalara sahip firmalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Yeni uluslararası sergiler yolda Troya sergisi, Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası platformlara taşıyan projelerin yalnızca bir parçası olarak dikkat çekiyor. Berlin’de devam eden Taş Tepeler sergisinin ardından, 2026’nın son çeyreği ve 2027 yılında Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD’de yeni sergiler planlanıyor. Japonya için mutabakat zaptı imzalanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı Çin ve Avusturya için de görüşmeleri sürdürüyor.

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak Haber

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak

Portekiz’e bir ziyaret düşündüğünüzde aklınıza Lizbon ve Porto mu geliyor, yoksa daha güneydeki Algarve kıyısı mı? Şimdi milyonlarca euroluk bir yatırım, Portekiz’in turistik haritasını, her seferinde bir iç bölgeyi öne çıkararak, alışılmış gözde noktaların ötesine taşımayı hedefliyor. Hükümet, 4,5 milyon euro tutarında kamu kaynağıyla 12 turizm projesini finanse ediyor. Toplamda yaklaşık 11 milyon euroya ulaşan yatırımla bu projelerin, Portekiz’in kuzey ve orta kesimleri ile Alentejo ve Ribatejo bölgelerinde turizmi canlandırması bekleniyor. Bu adım, Şubat 2025’te başlatılan ve 30 milyon euro bütçeye sahip daha geniş kapsamlı “Turizmle Büyümek” girişiminin bir parçası. Yeni tahsis edilen fonlar kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ayrılıyor ve doğa, gastronomi, aktif turizm, sağlık ve wellness ile kültür turizmi gibi kilit alanlara öncelik veriyor. Bu iddialı projeler aynı zamanda yeni turizm ürünleri geliştirmeye, akıllı destinasyonları teşvik etmeye ve tarihî ve kültürel mirası canlandırmaya, ayrıca sürdürülebilirliği ve kentsel dönüşümü ilerletmeye odaklanacak. Finansman, sektörde kırılgan koşullarda çalışanlara yönelik eğitim ve kapasite geliştirme programları gibi beceri artırma girişimlerini de destekleyecek. Yatırım sözleşmeleri imzalanırken Ekonomi ve Bölgesel Uyum Bakanı Castro Almeida, çok fazla devlet desteğine ihtiyaç duymadan gelişebilecek daha büyük projeler bulunduğunu, ancak bunların yanında “özellikle iç kesimlerde, kültürel ve doğal mirası güçlendirmeyi hedefleyen, yabancı ziyaretçiler için son derece çekici ve yenilikçi” daha küçük projeler de olduğunu kabul etti. Almeida’ya göre bu küçük ölçekli turizm projelerinin “desteklenmesi ve tanıtılması” gerekiyor. Turismo de Portugal’ın açıkladığı verilere göre ülke 2025 yılında 19,7 milyonu yabancı olmak üzere toplam 32,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Ülkeye en çok turist gönderen pazarlar 2,5 milyon ve 2,4 milyon ziyaretçiyle sırasıyla İngiltere ve ABD oldu. Onları yine milyonlarla ifade edilen ziyaretçi sayılarıyla İspanya, Almanya ve Fransa izledi. Ulusal turizm kurumu ziyaretçi patlamasının 29,1 milyar euroluk turizm geliri yarattığını belirtse de, Lizbon ve Porto gibi başlıca destinasyonlardaki aşırı yoğunluk, yerel halk arasında giderek artan bir rahatsızlığa yol açıyor. Geçen yıl İngiliz gazetesi The Guardian, Portekiz ve İspanya’daki aşırı turizmi derinlemesine inceledi ve turist konaklamalarıyla çevrili mahallelerde yaşayan sakinlerle konuştu. Giderek daha fazla evin turiste kiralandığı Lizbon'da yaşayan biri, “Çok tuhaf. Düşünün, kocaman bir şehrin ortasında olmama rağmen hiç komşum yok,” diyor. Bu durumun, Portekiz başkentinin bazı bölgelerini “hayalet bir yere” dönüştürdüğünü de ekliyor. Almeida’nın turizme bakışı ise daha iyimser. Turizmi “ülkeyi yukarıya taşıyan” “son derece önemli bir faaliyet” olarak nitelendiriyor. “Yılın kimi haftalarında ya da ülkenin kimi yerlerinde turizm fazlası olabilir; ancak genel tabloya, tüm ülkeye ve yılın tamamına baktığımızda, çok fazla turistimiz yok,” diye ekliyor.

Rodos’ta turizm krizi: Rezervasyonlar iptal, esnaf zor durumda Haber

Rodos’ta turizm krizi: Rezervasyonlar iptal, esnaf zor durumda

Akdeniz’in önemli turizm merkezlerinden Rodos Adası’nda esnaf, rezervasyon iptalleri ve turist sayısındaki düşüş nedeniyle ciddi kayıp yaşadıklarını belirtiyor. Bazı işletmelerde iş hacmi %25’e kadar gerilerken, genel düşüşün %75 seviyesinde olduğu ifade ediliyor. Bölge halkı ise savaşın sona ermesini umut ediyor. CNN TÜRK Muhabiri İlayda Karaca ve Caner Emre Kınacı Rodos Adası'ndan aktardı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaş ikinci ayına yaklaşırken, sahadaki çatışmalar kadar küresel etkileri de büyüyor. Bir yanda barış umutları korunurken, diğer yanda artan saldırılar endişeyi derinleştiriyor. Savaşın doğrudan etkileri bölgeyle sınırlı kalmazken; petrol, altın ve birçok sektörde dalgalanmalar dikkat çekiyor. Bu etkilerin hissedildiği noktalardan biri de Akdeniz’in önemli turizm merkezlerinden Rodos Adası. Yaklaşık 1400 kilometrekare yüz ölçümüne sahip ada, özellikle uluslararası turistler açısından Yunanistan’ın öne çıkan destinasyonlarından biri. Ancak savaşın yarattığı belirsizlik, turizm hareketliliğini ciddi biçimde etkilemiş durumda. Rodos esnafı, yaşanan durumu şu sözlerle anlattı: “Genelde bizim müşterilerimiz hep yurt dışından geliyor. Türkiye olsun, İran'dan geliyor ama şu anda Ege tarafı, Akdeniz tarafı bayağı bitik şu anda %75 düşüş var.” “Amerikalı çok rezervasyonumuz. Cruise gemisiyle geliyorlar.” “Ancak şu anda bazı yolcu gemileri kaldığı için gelemediği için biraz daha normale göre az. Bekliyoruz, ümit var. Rodos adası yani turizmde Yunanistan'da 1. numara.” “%25 çalışıyoruz şu anda. Yani rezervasyonlarımız iptal oluyor. Motorlarımızı elimizden geldiği kadar müşteriye düşük fiyatlar vermeye çalışıyoruz. Hizmet açısından her şeyi sunuyoruz ama gel gelelim yine olumsuz.” Turizmde yaşanan bu daralma, bölge ekonomisini doğrudan etkilerken; esnafın ortak beklentisi savaşın bir an önce sona ermesi ve turizm hareketliliğinin yeniden canlanması.

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor? Haber

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor?

Uçuş sırasında gerçekleşen doğumlar nadir olsa da akıllarda aynı soruyu bırakıyor: Gökyüzünde dünyaya gelen bir bebek hangi ülkenin vatandaşı sayılır? Sanılanın aksine bu sorunun tek bir cevabı yok; vatandaşlık, doğum anındaki konumdan ebeveynlerin uyruğuna kadar birçok faktöre bağlı olarak değişiyor. Uçuş sırasında doğan bir bebeğin vatandaşlığı nasıl belirleniyor? Dünyada bu konuda tek bir kural yok. Ülkeler genelde iki farklı sistemden birini (ya da ikisini birlikte) uyguluyor: Kan bağı (jus sanguinis): Bebeğin vatandaşlığı anne ya da babaya göre belirlenir. Toprak hakkı (jus soli): Bebek nerede doğduysa o ülkenin vatandaşı olur. Özellikle ABD ve Kanada gibi Amerika kıtasındaki ülkeler, toprak hakkını uygulayan ülkeler arasında. Hangi ülke nasıl bir yol izliyor? Eğer bir bebek ABD hava sahasında doğarsa, jus soli kuralı sayesinde doğrudan ABD vatandaşı olur. Buna ek olarak, ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlı olarak ikinci bir vatandaşlık alma ihtimali de olabilir. Ancak Fransa gibi sadece kan bağı ilkesini uygulayan ülkelerde, hava sahasında doğum yapmak vatandaşlık için yeterli değil. Yani Amerikalı bir ebeveyn, Fransız hava sahasında doğum yapsa bile bebeği Fransız vatandaşı olmaz. Bu durumda bebek, ebeveyninin vatandaşlığını alır. Zaten dünya genelinde en yaygın sistem kan bağı olduğu için, uçakta doğan bebeklerin çoğu ebeveynlerinin vatandaşlığını alır. Çocuğun vatansız kalmasına izin verilmez Diyelim ki annenin resmi bir vatandaşlığı yok ve doğum uluslararası hava sahasında gerçekleşti; bu durum bebeğin vatansız kalma ihtimalini gündeme getirir. Bu gibi durumlarda genellikle çözüm şu şekilde olur: Bebek, uçağın kayıtlı olduğu ülkenin vatandaşlığını alır. Bu uygulama, Birleşmiş Milletler’in özellikle 1961 tarihli Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelerine dayanır. Söz konusu sözleşme, çocukların doğumdan itibaren bir vatandaşlığa sahip olmasını güvence altına almayı amaçlar. Uçuş sırasında doğum yapmak çok nadir görülür Uçakta doğum düşündüğümüzden çok daha nadir gerçekleşiyor. Hatta çoğu havayolu şirketi bu vakaları düzenli olarak takip bile etmiyor. Bunun en büyük nedeni ise şu: pek çok havayolu, hamileliğin ilerleyen dönemlerinde yolcuların uçağa binmesine zaten izin vermiyor. Yapılan araştırmalara göre; 1929 ile 2018 yılları arasında 73 ticari uçuşta 74 bebek dünyaya geldi. Bebeklerden 71'i doğumdan sonra hayatta kaldı, ikisi doğumdan kısa süre sonra öldü ve birinin durumu bilinmiyor. ABD askeri uçağında doğdu ama ABD vatandaşı sayılmadı Air & Space Forces Association’nın 2021 tarihli haberine göre, Taliban kontrolüne giren Afganistan’dan başlayan tahliye uçuşları sırasında bir Afgan kadın ABD’ye ait askeri bir uçakta doğum yaptı. Doğum tam havadayken değil, uçak Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’ne indikten sonra, uçağın içinde gerçekleşti. Ancak bebek ABD vatabdaşı sayılmadı çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre ABD’ye ait bir uçak, ABD hava sahası dışındayken “ABD toprağı” kabul edilmiyor. Uçakta doğdu, Hindistan’a indi: Filipin vatandaşı sayıldı ABS'de yer alan 2016 tarihli bir habere göre; Dubai’den Manila’ya giden Cebu Pacific uçağında seyahat eden hamile bir yolcu, uçuş sırasında aniden doğum yaptı. Bebek dünyaya geldikten sonra pilot, anne ve bebeğin güvenliği için Hindistan’a acil iniş yaptı. Yolcuların da destek olduğu doğumda, bir yolcu bebeğe kıyafet ve gerekli malzemeleri sağladı. Haberin en dikkat çekici kısmı ise vatandaşlık konusu oldu: Bebek teknik olarak Hindistan’da doğmuş sayılmasına rağmen, Filipin pasaportu aldı ve Filipin vatandaşı olarak kaydedildi. Gökyüzünde doğdu ama sonuç değişmedi: İngiliz vatandaşı oldu 1990 yılında British Airways’e ait Gana (Accra) – Londra (Gatwick) seferini yapan uçakta bir kadın doğum yaptı ve bebek, uçuş sırasında dünyaya geldi. Shona Kirsty Yves adı verilen bebek, gökyüzünde doğmasına rağmen herhangi bir “özel” vatandaşlık statüsü kazanmadı. Çünkü İngiltere vatandaşlık sisteminde belirleyici olan doğum yeri değil, ebeveynlerin uyruğu. Shona’nın ailesi İngiliz olduğu için kendisi de doğrudan İngiliz vatandaşı olarak kaydedildi. Doğum yeri ise standart bir şehir yerine resmi kayıtlarda “uçakta doğum” şeklinde geçti ve bazı belgelerde “denizde doğdu” ifadesi kullanıldı. Uçakta doğdu, vatandaşlığı belirsiz: Kararı doğum anındaki konum belirleyecek 7 Nisan 2026'da The Guardian'da yayınlanan bir habere göre; Jamaika’dan New York’a giden bir yolcu uçağında bir kadın doğum yaptı. Anne ve bebek iniş sonrası sağlık ekipleri tarafından kontrol altına alındı. Olay, bebeğin vatandaşlığının ne olacağı tartışmasını gündeme getirdi. Vatandaşlık; ebeveynlerin durumu ve doğum anında uçağın ABD hava sahasında olup olmamasına bağlı. ABD hava sahasında doğum gerçekleştiyse ve yasal koşullar sağlanıyorsa bebek ABD vatandaşı olabiliyor. Henüz uçağın doğum anındaki koordinatları açıklanmadı dolayısıyla bebeğin vatandaşlığı resmen netleşmedi.

Turistler Dünya Kupası’na ilgi göstermedi Haber

Turistler Dünya Kupası’na ilgi göstermedi

Lighthouse Intelligence verilerine göre; Atlanta, Dallas, Miami, Philadelphia ve San Francisco gibi ev sahibi şehirlerde maç günleri için oda fiyatları, yıl başındaki zirve noktasına kıyasla yaklaşık üçte bir oranında geriledi. Beklenen ziyaretçi akını gerçekleşmedi FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun 2024 yılında yaptığı "yüz binlerce ziyaretçi" öngörüsüne rağmen, talep beklentilerin çok altında kaldı. New York Otelciler Birliği Başkanı Vijay Dandapani, ziyaretçi sayısında bir artış olsa da bunun FIFA'nın vaat ettiği "bereket" seviyesinde olmadığını belirtti. CoStar verilerine göre, FIFA'nın teknik personel ve takımlar için ayırdığı binlerce odayı iptal etmesi, otellerde maç aralarındaki dönemlerde ciddi boşluklar oluşmasına neden oldu. Rezervasyonları engelleyen temel faktörler ABD Başkanı Trump’ın göçmenlik politikalarına yönelik tepkiler ve İran ile yaşanan savaşın yarattığı istikrarsızlık, yabancı turistleri caydırıyor. Football Supporters Europe'a göre, bir taraftarın takımını finale kadar takip etmesinin maliyeti en az 6 bin 900 doları buluyor. Bu rakam, Katar'daki bir önceki turnuvanın yaklaşık beş katı seviyesinde. Orta Doğu'daki çatışmaların tetiklediği enerji krizi, hem enflasyon korkusunu artırıyor hem de uçak bileti fiyatlarını yukarı çekiyor. "Otellerin beklentisi çok yüksekti" Tourism Economics analizleri, ABD'ye gelecek uluslararası ziyaretçi artış oranını yüzde 3,9'dan yüzde 3,4'e revize etti. Analistler, otellerin "premium fiyatlarla uzun süreli konaklama" beklentisinin gerçeklerle örtüşmediğini, Avrupalı taraftarların bu yüksek maliyetler nedeniyle 2030'da İspanya, Portekiz ve Fas'ta yapılacak turnuvayı beklemeyi tercih edebileceğini belirtiyor.

Savaş Brüksel Havalimanı’nı da etkiledi Haber

Savaş Brüksel Havalimanı’nı da etkiledi

Orta Doğu'da ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmalar Belçika'daki Brüksel Uluslararası Havalimanı’nı olumsuz etkiledi. Brüksel Havalimanı yönetiminin geçtiğimiz aya ait açıkladığı verilerde, yolcu trafiğinde sert düşü yaşandığı ortaya çıktı. Havaalanının son bir ayda savaş ve grev nedeniyle toplam 80 bin yolcu kaybettiği tespit edildi. Yolcu kaybının başlıca nedeni olarak, Orta Doğu'da yaşanan savaş ve saldırıların hedefindeki ülkelerdeki havaalanlarına yönelik uçuşların iptal edilmesi ya da azaltılması gösterildi. Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle mart ayında başta İsrail’in başkenti Tel Aviv olmak üzere, Katar’ın başkenti Doha dahil birçok noktaya uçuşlar tamamen durduruldu. Dubai ve Abu Dhabi hatlarında ise kapasite daraltmasına gidildi. Bu durumun tek başına 50 bin yolcunun kaybına neden olduğu belirtildi. Havaalanı yönetimi yetkilileri, bölgedeki güvenlik şartlarının havayolu şirketlerini operasyonlarını askıya almaya zorladığını bu nedenle havaalanı olarak doğrudan etkilendiklerini bildirdi. Grev yolcu sayısındaki düşüşün nedenlerinden biri Belçika’daki 12 Mart’ta federal hükümetin politikalarına karşı düzenlenen ulusal grev ise havalimanında ekstra krize yol açtı. Yetkililer, "Güvenlik hizmetlerini sağlayan firmanın bazı çalışanlarının iş bırakması üzerine, gün boyunca tüm giden yolcu uçuşları iptal edildi. Çok sayıda geliş uçuşu da durduruldu ve toplam 359 uçuş yapılamadı. Bu durumdan ise 30 bin yolcu doğrudan etkilendi" ifadelerini kullandı. Tatil uçuşları umut oldu Havalimanı verilerine olumlu yansıyan tek gelişmenin ise Paskalya tatili olduğu, bu dönemde önemli turistik destinasyon yolcuları nedeniyle hareketlilik yaşandığı bildirildi. Bu süreçte Brüksel Havaalanı’nın toplamda 1 milyon 767 bin 797 yolcu ağırladığı bildirildi. Air China ve İspanyol Volotea'nın da artık Brüksel Havaalanı’nından uçuşlara başladığı belirtildi. Yaklaşan yaz tatili sezonundan beklenti içinde olduklarını bildiren havaalanı yetkilileri, Avrupa ülkeleri dışında en çok Türkiye, Fas ve ABD'nin ilgi gördüğünü belirtti.

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi Haber

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi

Kültür varlıklarının korunması ve ait olduğu topraklara kazandırılması için yürütülen çalışmalarda, uluslararası iş birlikleriyle sonuç alınan iade süreçlerine bir yenisi daha eklendi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, "Müjdeli bir haberimiz daha var. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Museum koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başının iadesini sağladık. 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle Smyrna Agora kazılarından geldiği ve Theodosius Dönemi’ne ait olduğu belirlenen eser, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmıştı. Denver Sanat Müzesi ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserimizi evine kavuşturduk. M.S. 5. yüzyıla tarihlenen eser bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu süreçte emeği geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kültürel mirasımızı kararlılıkla korumaya devam edeceğiz" dedi. İade sürecinin arka planı ve eserin bilimsel kimliği Amerika Birleşik Devletleri’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrinde bulunan Denver Sanat Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne koleksiyonlarında yer alan ve Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini bildirdi. Smyrna Agora kazılarından elde edilen heykel başının 1989 yılında Marie Thérse Macy’nin malikanesinden bağış yoluyla Denver Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edildiği, Macy’nin ise 1946-1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi olduğu bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde söz konusu veriler doğrulandı. Eserin Smyrna Agora kazılarında çıkarıldığı, 1934 tarihli Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi’nde yayımlanan raporla da belgelendi. Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, Bakanlık uzmanlarının bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya kondu. Bu tespitler doğrultusunda Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadelede izlenen etkin politikalar sayesinde müze ve özel koleksiyonlar nezdinde gönüllü iade süreçlerine yönelik farkındalık ve iş birliği belirgin şekilde artış gösterdi. Smyrna kökenli mermer heykel başının Türkiye’ye kazandırılması da bu yaklaşımın somut bir örneği oldu. Üslup özellikleri doğrultusunda heykel başının Theodosius dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu, Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda da ortaya kondu. Tarihî eserin özellikleri ve sergi süreci Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihsel bağlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliği ve kaçakçılıkla mücadele Türkiye’nin son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası alanda karşılık bulmaya devam ediyor. Müze ve koleksiyonların gönüllü iade süreçlerine daha açık hale gelmesi, yürütülen politikaların somut sonuçları arasında yer alıyor. Smyrna kökenli mermer heykel başının iadesi de bu sürecin dikkat çeken örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’den İngiltere pazarına ‘güvenliyiz’ mesajı Haber

Türkiye’den İngiltere pazarına ‘güvenliyiz’ mesajı

Orta Doğu'da tırmanan gerilim, Türkiye ve Doğu Akdeniz'deki turizm rotalarını doğrudan etkiledi. İngiliz seyahat şirketleri, artan güvenlik endişeleri nedeniyle düşen talebi canlandırmak için Türkiye uçuşlarını 15 pounda kadar çekti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ise İngiliz basınına özel bir açıklama yaparak, Türkiye'deki turizm faaliyetlerinde hiçbir aksama olmadığını vurguladı. Türkiye, Güney Kıbrıs, Mısır ve Yunanistan'a talep düştü T24’ün Daily Mail'den aktardığı habere göre, ABD ve İsrail'in şubat ayı sonunda İran'a yönelik başlattığı saldırılar, Avrupalı turistlerin yaz planlarında paniğe yol açtı. İngiltere'de Türkiye, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Mısır gibi popüler destinasyonlara yönelik tatil rezervasyonlarında sert düşüşler gözlemlendi. Kayıpları telafi etmek isteyen tur operatörlerinin, çatışma bölgelerine yakın görülen ülkelere yönelik paket tatilleri 100 pounda kadar çektiği, Türkiye uçak biletlerini ise 15 pounda kadar düştüğü ifade ediliyor. Bakanlık çağrı yaptı Geçtiğimiz yıl 64 milyon uluslararası ziyaretçiyle rekor kıran ve dünyanın en popüler dördüncü turizm ülkesi olan Türkiye'de ise yetkililer iddialara karşı net bir duruş sergiledi. İstanbul, Antalya, Bodrum ve İzmir gibi ana merkezlere yapılan uçuşlarda hiçbir iptal yaşanmadığını belirten yetkililer, otel ve tur operasyonlarının planlandığı gibi sürdüğünün altını çizdi. Bakanlık'tan tur operatörlerine yapılan çağrıda, "2026 yaz sezonu satışta. Tüm acentelerimizi Türkiye'yi aktif olarak satmaya teşvik ediyoruz. İletişim süreçlerini desteklemeye kararlıyız" denildi. Kıbrıs'ta İHA saldırısı sonrası iptal dalgası Türkiye güven telkin etmeye çalışırken, bölgesel krizin etkileri Güney Kıbrıs'ta çok daha sert hissediliyor. İran yanlısı milislerin 2 Mart'ta adadaki İngiliz askeri üssü RAF Akrotiri'ye düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırısı, güvenlik kaygılarını zirveye taşıdı. Lübnan ve Suriye kıyılarına sadece 100 mil uzaklıktaki adaya yönelik uçuşlarda iptaller hızlandı. Paskalya tatili öncesi rezervasyonlarda geçen yıla kıyasla belirgin bir düşüş yaşandığını belirten yerel işletmeci Vassilis Georgiou, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, "İnsanlar buraya gelmeden önce iki kez düşünüyor. Otelciler rezervasyonların düştüğünü söylüyor" sözleriyle durumu özetledi. Ayia Napa belediyesi yetkilisi Foto Kikillos da iptal duyumlarını doğrularken, adadaki günlük hayatın son derece güvenli bir şekilde aktığını ifade etti.

İzlanda seyahati ve 43 bin € maaş: Şart, kötü fotoğraf çekmek Haber

İzlanda seyahati ve 43 bin € maaş: Şart, kötü fotoğraf çekmek

Artık akıllı telefonlar sayesinde herkesin cebinde bir kamera var. Ancak bu, iyi fotoğraf çekmenin kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Teoride yapılması gereken basit: Kamerayı doğrultup deklanşöre basmak. Pratikte ise pek çoğumuz bulanık kareler, boş kadrajlar ya da en can sıkıcı hatayla, fotoğrafın yarısını kaplayan bir parmakla, karşı karşıya kalıyoruz. Eğer kendinizi “kötü fotoğrafçılar” arasında görüyorsanız, bu kez durum avantajınıza dönüşebilir. Çünkü Icelandair, İzlanda’nın büyüleyici manzaralarının “en kötü fotoğrafçıların bile” etkileyici kareler yakalayabileceğini göstermek istiyor. Havayolu şirketi, gidiş-dönüş uçuşlar, konaklama ve harçlık dahil 10 günlük bir Iceland seyahati sunuyor. Üstelik katılımcılar, yolculuk sonunda çektikleri fotoğraflar ve ürettikleri içerikler karşılığında 43 bin euroya kadar ödeme alma fırsatı yakalıyor. Nasıl başvurulabilir? Icelandair’in “gerçekten kötü fotoğrafçı” kampanyası, fotoğrafçılık alanında profesyonel geçmişi olmayan ve bu alana özel bir ilgisi bulunmayan kişilerle sınırlı. Adayların videolarda ve fotoğraflarda kendilerini rahatça ifade edebilmesi; doğa yürüyüşlerinden ve açık hava etkinliklerinden keyif alması bekleniyor. Başvuru şartları arasında geçerli bir pasaporta sahip olmak, 21 yaşın üzerinde bulunmak ve Iceland, İngiltere ile ABD'ye seyahat edebiliyor olmak yer alıyor. Başvurular, reallybadphotographer.com adresi üzerinden yapılıyor. Adaylardan fotoğrafçılık becerilerine ilişkin altı soruyu yanıtlamaları isteniyor. Ayrıca şanslarını artırmak isteyenler, neden ideal aday olduklarını anlattıkları 60 saniyelik bir video da gönderebiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.