Hava Durumu

#Ab

TOURISMJOURNAL - Ab haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ab haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ASO Başkanı Ardıç: “İhracatın %42’si AB’ye, %57’si Avrupa’ya” Haber

ASO Başkanı Ardıç: “İhracatın %42’si AB’ye, %57’si Avrupa’ya”

ASO Şubat Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengelere, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’ye etkilerine, sanayide yaşanan daralmaya ve yeşil dönüşüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden sanayici Akın Gökyay’ı anarak başlayan Ardıç, Ankara sanayisine ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu belirterek, Gökyay ailesine başsağlığı diledi. "Ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" Son dönemde küresel ticaretin yeniden yapılandığını, ABD-Çin hattında doğrudan ticaret zayıflarken, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği ve diğer ara merkezler üzerinden yeniden kurgulandığını dile getiren Ardıç, "Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor. Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve farklı kurallarla taşınıyor. Ticaret yeni güzergahlardan ilerliyor. Mal aynı limana gidiyor ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" diye konuştu. 232 milyar doları aşan ticari hacim Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticaret hacminin 232 milyar doları aştığını hatırlatan Ardıç, Gümrük Birliği kaynaklı asimetrik etkilere dikkat çekerek, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Türkiye’ye etkilerini dengeleyecek mekanizmaların hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı. Ekonomik göstergelere ilişkin de Ardıç, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamının firmaları yatırımdan uzaklaştırdığını belirtti. Şirketlerin nakit dengelerini korumaya odaklandığını ifade eden Ardıç, sanayinin ‘bilanço resesyonu’ riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. "Sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine geriledi" Sanayi ve tarımda üretimi baskılayan mevcut programın riski büyüttüğünü söyleyen Ardıç, üretim ve ihracat zayıflarsa enflasyonun arz yönlü yeni bir şokla artabileceğine dikkati çekerek, "2025 başından bu yana sanayi üretimi yataya yakın seyretti, yıllık ortalama artış yüzde 2,2'de kaldı. Aralıkta 49,1 olan PMI, ocakta 48'e geriledi ve 22 aydır eşik değer olan 50’nin altında. Faaliyet koşullarındaki bozulma son 3 ayın en belirgin seviyesinde. TÜİK'in 2025 yılı 4’üncü çeyrek verilerine göre sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak, 6 milyon 531 bine geriledi. İstihdamın yüzde 59,3'ü hizmetlerde, yüzde 20'si sanayide, yüzde 13,8'i tarımda. Bu dağılım, istihdamın hizmetlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Oysa sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi gibi üretime dayalı sektörlerde oluşturulabilir. Bu nedenle istihdam politikasını sadece ‘toplam sayı’ üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden de değerlendirmek zorundayız" dedi. "Ocak 2026'da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı" ASO Başkanı Ardıç, konuşmasına şöyle devam etti: "Dış ticaret verileri de üretimdeki zorlukları yansıtıyor. Ocak 2026'da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı. İhracat birim değer endeksi eylülden bu yana yükseliyor; aralık ayında artış yüzde 13. Ancak bu durum bizi yanıltmasın. Bu artış, rekabet gücünden değil, euro/dolar paritesindeki yükselişten kaynaklanıyor. İhracatımızın 2025'te 273,4 milyara ulaşmasında parite etkisini göz ardı etmemeliyiz. İthalat tarafında ise aralık ayında birim değer endeksi yüzde 4,2, miktar endeksi yüzde 6,3 arttı. Yani daha pahalıya daha fazla alıyoruz. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artış, cari dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Çözüm rekabet gücünü artırmak, verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat artışı yakalamak." Yeşil dönüşüm konusuna değinen Ardıç, ihracatın yüzde 42'sinin AB'ye, yüzde 57'sinin Avrupa kıtasına yapıldığının altını çizerek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını vurguladı. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor Karbon artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi" diyen Ardıç, "Karbon yoğun üretimde verimlilik ve temiz enerji yatırımları geciktikçe maliyet baskısı kalıcı hale geliyor. Avrupa Birliği’nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 euro seviyeleri referans alınıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026'da başladı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçeklik oluşuyor. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor" diye konuştu. Temel sorun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı TÜİK'e göre 2025'te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 69,4 olduğunu, kendi alanında çalışma oranının ise sadece yüzde 56,1 olduğunu ifade eden Ardıç, her iki mezundan birinin okuduğu alanda çalışmadığını söyledi. Aynı zamanda Ardıç, Eurostat verilerine göre Türkiye’nin üniversite mezunu işsizliğinde yüzde 10,3 ile en yüksek ülkelerden; OECD ortalamasının ise yüzde 4,9 olduğunu açıkladı. Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliğin üzerinde olduğunu açıklayan Ardıç, temel sorunun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı olduğunu vurguladı. Ardıç, YÖK Başkanı Erol Özvar’ın kontenjanların azaltılacağı yönündeki açıklamalarını olumlu bulduklarını belirterek, bu sürecin müfredat reformlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

AB Otomobil Pazarında Elektrikli Araçlar Yükselişte Haber

AB Otomobil Pazarında Elektrikli Araçlar Yükselişte

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) verilerine göre, batarya-elektrikli araçlar (BEV) hızla AB otomobil pazarında öne çıkıyor, ancak en popüler kategori hâlâ hibrit-elektrikli modeller. AB’de yeni araç tescilleri 2025’in ilk sekiz ayında geçen yıla kıyasla yüzde 0,1 gerilerken, Ağustos ayında yüzde 5,3 arttı. Ocak-Ağustos döneminde elektrikli araç satışları yıllık bazda yüzde 24,8 yükseldi. ACEA basın açıklamasında, “2025 yılı ağustosuna kadar batarya-elektrikli otomobillerin pazar payı yüzde 15,8 oldu. Bu, dönüşüm sürecinde şu aşamada gereken hızın hâlâ altında. Hibrit-elektrikli otomobiller ise alıcılar arasında en popüler güç tipi olmayı sürdürüyor,” dedi. Batarya-elektrikli araçların pazar payı bir yıl önceki yüzde 12,6 seviyesinden yükselerek yüzde 15,8’e çıktı. Hibrit-elektrikli satışları ise Ocak-Ağustos 2025 döneminde yüzde 16,4 artış gösterdi. Aynı dönemde yeni tescil edilen benzinli araçların sayısı yüzde 19,7, dizel araçların sayısı ise yüzde 25,7 oranında düştü. AB’nin dört büyük ekonomisi arasında Almanya, ocak-ağustos döneminde elektrikli araç satışlarında yüzde 39,2 artış kaydetti. İtalya’da bu segment yüzde 28,9 büyürken, İspanya’da EV satışları neredeyse ikiye katlandı. Buna karşılık Fransa’da yıl genelinde yüzde 2’lik hafif bir düşüş görüldü, ancak yalnızca Ağustos ayında satışlar yüzde 29,3 arttı. En popüler modeller hangileriydi? Volkswagen, 2025’in ilk sekiz ayında AB’de yeni otomobil satışlarında lider oldu. Alman otomotiv devi bu dönemde yüzde 27,5 pazar payı elde ederken, toplam satışları yıllık bazda yüzde 4,1 arttı. Markaları arasında en büyük artışı yüzde 10 ile Skoda ve yüzde 39,1 ile Cupra kaydetti. Buna karşılık Audi, Porsche ve Seat satışları geriledi. Fransız Renault Grubu’nun satışları aynı dönemde yüzde 5,8 yükseldi. Renault, Dacia ve Alpine markalarının her biri yeni araç tescil sayılarını artırdı. Pazarın yaklaşık dörtte birini birlikte sağlayan Toyota ve Stellantis’in satışları düşerken, BMW ve Mercedes satışlarını artırdı. Tesla’nın satışları yüzde 42’den fazla düşerek pazar payını geçen yılki yüzde 2,1’den yüzde 1,2’ye indirdi. Bu arada Çinli rakipler Avrupa pazarında ilerlemeye devam etti. BYD satışlarını geçen yıla göre yüzde 244 artırırken, SEIC Motors’un satışları yüzde 33,1 yükseldi.

AB’DEN İSRAİLLİ BAKANLARA YAPTIRIM Haber

AB’DEN İSRAİLLİ BAKANLARA YAPTIRIM

Avrupa Komisyonu, aşırı sağcı İsrailli bakanlara yaptırımlar ve İsrail'le ticareti askıya alacak önlemler teklif edeceğini açıklamasınına ardından art arda yasaklar geldi. Hollanda, "istenmeyen kişi" ilan ettiği İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in bugün itibarıyla Schengen Bölgesi'ndeki 29 ülkeye girişini yasakladı. İspanya da "Gazze'de soykırım, insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarına doğrudan karışan tüm kişilerin İspanya topraklarına girişinin yasaklanması" kararı kapsamında Ben-Gvir ve Smotrich'in ülkeye girişini yasakladı. VON DER LEYEN DUYURDU AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen tarafından Avrupa Parlamentosu'nda duyurulan teklif, İsrail'in Gazze'deki savaşına yönelik eleştirilerin ve AB'nin harekete geçmesine yönelik baskının arttığının bir göstergesi. Tekliflerin, AB üye ülklerinin çoğunluğunun desteğini alması gerekiyor. Ancak ülkeler, İsrail'le ilişkiler konusunda bir bölünme yaşıyor.Von der Leyen, teklifin aynı zamanda siyasi bir mesaj olacağını söyledi. İSRAİL'DEN YANIT GELDİ Von der Leyen, "Gazze'de olanlar dünyanın vicdanını sarstı" dedi ve şunları ekledi: "Aşırılıkçı bakanlar ve şiddet yanlısı yerleşimciler için yaptırımlar önereceğiz. Ayrıca ticaretle ilgili konularda Ortaklık Anlaşması'nın kısmi olarak askıya alınmasını önereceğiz." İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Von der Leyen'in açıklamalarına yanıt verdi. Saar, açıklamaları "talihsiz" olarak nitelendirdi ve Von der Leyen'in İsrail'in insani yardım çabalarının farkında olduğunu ve Gazze'deki acıların nedeninin Hamas olduğunu iddia etti. Saar, sosyal medya hesabından şunları yazdı: “Komisyon Başkanı, İsrail-Avrupa ilişkilerini zayıflatmaya çalışan unsurların baskılarına boyun eğerek hata yapıyor” diye yazdı. AVRUPA BİRLİĞİ, EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI Avrupa Birliği, İsrail'in en büyük ticaret ortağı ve AB'ye göre, geçen yıl iki taraf arasındaki mal ticareti 42,6 milyar euro olarak gerçekleşti. İsrail ile ilişkileri düzenleyen Ortaklık Anlaşması'nın ticaret bölümünün tamamının askıya alınması, AB'ye giren İsrail ürünlerine tanınan ticaret tercihlerinin geri çekilmesine yol açacak.

AB 12 Ekim 2025’te Dijital Giriş Çıkış Sistemi EES’i Başlatıyor Haber

AB 12 Ekim 2025’te Dijital Giriş Çıkış Sistemi EES’i Başlatıyor

Özellikle havaalanları, limanlar ve kara sınırlarında kurulacak yeni tarama teknolojileri ilk etapta alışma süreci gerektirebilir. Avrupa Birliği’nin uzun süredir ertelenen giriş/çıkış sistemi (Entry/Exit System – EES) için nihayet bir başlangıç tarihi açıklandı. AB Komisyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, yeni dijital sınır kontrol sistemi 12 Ekim 2025’te devreye girecek. Bu sistem, AB üyesi olmayan ülke vatandaşlarının giriş-çıkışlarını dijital olarak kaydedecek ve Schengen Bölgesi’nde izin verilen 90 günlük sürenin aşımını tespit etmek için kullanılacak. AB’nin Teknolojik Egemenlik, Güvenlik ve Demokrasi’den Sorumlu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen, “Bu adım, AB’yi dünyanın en gelişmiş seyahat destinasyonu yapma hedefimize bir adım daha yaklaştırıyor,” dedi. “Üye ülkeler ve ulaşım sektörüyle birlikte çalışarak hem güvenli hem verimli hem de yolcu dostu bir sistem oluşturuyoruz.” EES ne zaman tamamen uygulanacak? EES, 12 Ekim itibarıyla kademeli olarak devreye alınacak ve bu süreç altı ay sürecek. Üye ülkeler, sınır kapılarına sistem için gerekli altyapıyı kurarak üçüncü ülke vatandaşlarının biyometrik ve seyahat verilerini toplamaya başlayacak. Sistem tam olarak devreye girdikten sonra, AB dışından gelen yolcular, her geçişlerinde pasaportlarını ya da seyahat belgelerini self-servis kiosklar aracılığıyla taratmak zorunda olacaklar. AB vatandaşları, yasal ikamet sahipleri ve uzun süreli vizesi olanlar bu sistemin dışında kalacak. İlk kayıt sırasında yolcunun yüz taraması, parmak izi, giriş-çıkış tarih ve yer bilgileri alınacak. Bu veriler üç yıl boyunca sistemde tutulacak. Bu süre zarfında tekrar giriş-çıkış yapıldığında sistem, önceki biyometrik verilerle eşleştirme yapacak. Sınır kapılarında yoğunluk olur mu? Yolcuların en çok merak ettiği konulardan biri, yeni sistemin sınır kapılarında uzun kuyruklara ve gecikmelere neden olup olmayacağı. Özellikle havaalanları, limanlar ve kara sınırlarında kurulacak yeni tarama teknolojileri ilk etapta alışma süreci gerektirebilir. AB Komisyonu, sistemin “sorunsuz ve etkili” biçimde uygulanması için üye ülkelerle yakın çalışmaya devam edileceğini belirtiyor. Yolculara yönelik bilgilendirme kampanyaları ve farkındalık çalışmaları da sınır geçiş noktalarında yapılacak. EES’in ardından ETIAS geliyor EES’in ardından 2026 sonlarında, Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) devreye alınacak. Ancak sistemin zorunlu hale gelmesi 2027’yi bulacak. ETIAS, vizeye tabi olmayan AB dışı ülkelerden gelen yolcuların Schengen Bölgesi’ne giriş yapmadan önce çevrimiçi bir form doldurarak izin almasını zorunlu kılacak. Yolculardan kişisel bilgileri, güvenlik sorularını doldurmaları ve 20 euro ücret ödemeleri istenecek. Alınan izin, pasaporta dijital olarak bağlanacak ve 3 yıl ya da pasaportun süresi dolana kadar geçerli olacak. 18 yaş altı ve 70 yaş üstü yolculardan ücret alınmayacak ama yine de başvuru yapmaları gerekecek. Eurostar sınır gecikmelerine karşı önlem alıyor Manş Tüneli üzerinden Fransa-İngiltere arasında tren seferleri yapan Eurostar, EES sistemi nedeniyle yaşanabilecek gecikmelere karşı şimdiden önlemler alıyor. Özellikle Londra St Pancras istasyonunun sınırlı kapasitesi nedeniyle yolcuların trenlere yarım saat erken binmelerine izin verilecek. Bu uygulamanın, güvenlik ve pasaport kontrollerini hızlandırması bekleniyor. Eurostar, sınır kontrolünde çalışan personel sayısını da iki katına çıkarıyor. Mevcut 24 kiosk yerine 49 yeni kiosk kurulacak ancak bunların hepsi mevcut alana sığmadığı için, istasyonun farklı bölümlerine yerleştirilecek. Şirket, yeni kioskların başında her zaman özel eğitimli personel bulunacağını da duyurdu.

Avrupa Birliği’nden Türk Vatandaşlarına Schengen Kolaylığı Haber

Avrupa Birliği’nden Türk Vatandaşlarına Schengen Kolaylığı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türk vatandaşları için çok girişli Schengen vizelerinin kolaylaştırılmasına yönelik yeni kuralları kabul etti. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 15 Temmuz 2025 tarihinde kabul ettiği kararla, seyahat geçmişi olan ve düşük risk profiline sahip Türk vatandaşları için kademeli şekilde çok girişli Schengen vizesi uygulaması başlattı. AB Komisyonu tarafından yayınlanan kararda, daha önce Schengen bölgesine giriş çıkışlarını kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirmiş olan Türk vatandaşlarını kapsayan yeni uygulamanın, AB üyesi ülkelerin risk oluşturabilecek başvurulara odaklanmalarını sağlayacağı, başvuru sayısının konsolosluklarda yol açtığı kapasite zorluklarını hafifletmeye yardımcı olacağı ve Türk vatandaşları için kolaylık sağlayacak kısmi bir değişiklik öngördüğü ifade edildi. Sistem çerçevesinde 6 aydan 5 yıla kadar geçerlilik süresi olan vizeler verilebileceği ifade edildi. Kademeli şekilde daha kolay vize alınabilecek Önceden sahip olduğu vize süresinin bitişinden itibaren 1 yıl içinde başvuru yapanlara 6 aylık, önceden sahip olduğu 6 aylık vizenin süresinin bitişinden itibaren 2 yıl içinde başvuru yapanlara 1 yıllık, önceden sahip olduğu 1 yıllık vizenin süresinin bitişinden itibaren 2 yıl içinde başvuru yapanlara 3 yıllık, önceden sahip olduğu 3 yıllık vizenin süresinin bitişinden itibaren 2 yıl içinde başvuru yapanlara 5 yıllık olacak şekilde vize verileceği ve uygulamanın ilk kez başvuranları değil, daha önce Schengen bölgesine giriş-çıkışlarını kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirmiş Türk vatandaşlarını kapsayacağı vurgulandı. Tır şoförlerini kapsamıyor Türkiye'de ikamet eden Türk vatandaşları tarafından AB üyesi ülkelerin Türkiye'deki konsolosluklarına yapılan kısa süreli vize başvurularına uygulanacak bu kararın mesleki amaçla vize başvurusunda bulunan tır şoförlerini kapsamadığı da belirtildi. Karar belgesinde ayrıca, "Vize süresinin başvuru sahibinin seyahat belgesinin geçerlilik süresini aşması durumunda vize süresi, seyahat belgesinin geçerlilik süresinin sona ermesinden en az 3 ay önce bitecek şekilde düzenlenir" denildi. 15 Temmuz tarihli belgede ayrıca kararın, Belçika, Bulgaristan, Çekya, Almanya, Estonya, Yunanistan, İspanya, Fransa, Hırvatistan, İtalya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Hollanda, Avusturya, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovenya, Slovakya, Finlandiya ve İsveç'te geçerli olduğu kaydedildi. Belgede, Schengen bölgesinde olmayan ülkelerden İrlanda'nın resmi olarak bu karardan muaf tutulduğu, Schengen üyesi olan, ancak özel bir protokole sahip olan Danimarka'nın ise kararı uygulamak zorunda olmadığı ve uygulamayı seçerse bunu ulusal düzeyde yapabileceği ifade edildi.

İzmir Ve Çeşme Mavi Bayraklı Plaj Sayısını Artırdı Haber

İzmir Ve Çeşme Mavi Bayraklı Plaj Sayısını Artırdı

Uluslararası Mavi Bayrak Jürisi, 2025 yılı Mavi Bayrak ödüllerini açıkladı. İzmir genelinde 64 plaj ve 5 marina, uluslararası kriterleri karşılayarak Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Çeşme ise bu yıl 3’ü belediyeye ait halk plajı olmak üzere toplam 14 plaj ve 2 marina, çevreye duyarlılık ve yüksek standartlarıyla Mavi Bayrak aldı. 2025 yılı Mavi Bayrak ödüllerini Türkiye genelinde bu yıl 577 plaj, 29 marina, 18 turizm teknesi ve 8 bireysel yat almaya hak kazandı. İzmir genelinde 64 plaj ve 5 marina, uluslararası kriterleri karşılayarak Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Çeşme ise bu başarıya önemli bir katkı sundu. İlçede bu yıl 3’ü belediyeye ait halk plajı olmak üzere toplam 14 plaj ve 2 marina, çevreye duyarlılık ve yüksek standartlarıyla Mavi Bayrak aldı. Çeşme Belediyesi tarafından işletilen ve ücretsiz olarak hizmet veren Ilıca Plajı, Tekke Plajı ve Dalyan Kocakarı Plajı, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Mavi Bayrak ile taçlandırıldı. Ayrıca ilçedeki 11 turistik otel plajı da uluslararası çevre standartlarını karşılayarak Mavi Bayrak ödülünü almaya hak kazandı. Denizcilik alanında da önemli bir başarıya imza atılan Çeşme’de, IC Çeşme Marina ve Marin Alaçatı, bu yıl da Mavi Bayrak’ı dalgalandıracak. Mavi Bayrak nedir, neyi temsil eder? Mavi Bayrak Programı, Avrupa Birliği’nin 1987 yılını "Çevre Yılı" ilan etmesiyle başlatılmış bir çevre ödüllendirme sistemidir. Türkiye’de ise 1993 yılından bu yana, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) koordinasyonunda yürütülüyor. Program, dünyada 50’den fazla ülkede, Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından uygulanmaktadır. Mavi Bayrak almak isteyen plajlar 33, marinalar 38, turizm tekneleri 51, bireysel yatlar ise 4 kriter ve 16 davranış kuralı ile değerlendiriliyor. Bu kriterler arasında: yüzme suyu kalitesinin sürekli analiz edilmesi, atıksu arıtma altyapısının uygunluğu, doğal alanların korunması, cankurtaran ve ilk yardım imkanları, engelli erişimi, atık ayrıştırma sistemleri, evcil hayvanlara yönelik düzenlemeler, çevre eğitimi ve bilgilendirme faaliyetleri gibi hem çevresel hem de toplumsal sorumluluklar yer alıyor. Marinalar ve turizm tekneleri için ayrıca kurumsal sosyal sorumluluk ve halkın katılımı gibi önemli kriterler de değerlendiriliyor. Çevre dostu turizmde Çeşme öncü olmaya devam ediyor Doğal güzellikleri, temiz sahilleri ve çevreci politikalarıyla dikkat çeken Çeşme, Mavi Bayraklı plaj ve marinalarıyla çevre dostu turizmde örnek kentler arasında yer alıyor. Çeşme Belediyesi’nin halk plajlarında sürdürdüğü sürdürülebilirlik çalışmaları ve özel sektörün çevreye duyarlı işletmecilik anlayışı, bu başarıda önemli rol oynuyor.

Vizesiz Avrupa İçin Kritik Dönemeç Haber

Vizesiz Avrupa İçin Kritik Dönemeç

Vizesiz Avrupa için geri sayım Avrupa Birliği ve Türkiye arasında yıllardır süren vize muafiyeti görüşmelerinde dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski, Türkiye'nin belirli kriterleri karşılaması durumunda vizesiz seyahatin mümkün hale geleceğini duyurdu. Bu açıklama, yıllardır vize sorunlarıyla karşılaşan milyonlarca Türk vatandaşı için umut ışığı oldu. Vize başvurularında ret oranı rekor kırıyor Özellikle son dönemlerde Avrupa ülkelerine yapılan vize başvurularında yaşanan büyük artışa rağmen, onay oranlarındaki düşüş dikkat çekiyor. Eğitim, iş ve turistik amaçlarla seyahat etmeyi planlayan vatandaşlar sık sık ret yanıtı alırken, AB'den gelen bu açıklama önemli bir kırılma noktası olabilir. Vize muafiyeti için 6 temel koşul belirlendi Büyükelçi Ossowski, Türkiye’nin vizesiz Avrupa için yerine getirmesi gereken altı temel şartı kamuoyuyla paylaştı. En öne çıkan koşullar arasında; Türkiye’nin terörle mücadele yasasının Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin AB seviyesine yükseltilmesi yer alıyor. Terör yasası ve KVKK düzenlemeleri gündemde AB yetkilileri, Türkiye’den özellikle ifade özgürlüğünü kısıtlamayan, demokratik ilkeleri gözeten bir terörle mücadele yasası beklentisi içinde. Ayrıca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK), Avrupa’nın Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile örtüşecek şekilde revize edilmesi gerekiyor. Europol ve adli iş birliği şartı AB, Türkiye’nin Europol ile aktif ve operasyonel düzeyde iş birliği yapmasını talep ediyor. Bununla birlikte, AB ülkeleriyle karşılıklı adli yardımlaşma anlaşmalarının imzalanması da vize serbestisi için hayati öneme sahip. Yolsuzlukla mücadelede AB standartları bekleniyor Vize muafiyetinin önündeki bir diğer engel ise yolsuzlukla mücadeleye yönelik uygulamalar. AB, Türkiye'nin Avrupa Konseyi’nin yolsuzlukla mücadele ilkelerine tam uyum göstermesini ve uygulamaya geçmesini şart koşuyor. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik, bu süreçte anahtar kavramlar. Reformlar tamamlanırsa vizesiz Avrupa mümkün Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlar, bu altı şartı yerine getirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Eğer Türkiye gereken düzenlemeleri hayata geçirebilirse, Türk vatandaşları için Schengen bölgesine vizesiz seyahat bir hayal olmaktan çıkabilir.

İngiltere ETA Başvurusu Hakkında Bilinmesi Gerekenler Haber

İngiltere ETA Başvurusu Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İngiltere’nin Elektronik Seyahat İzni (ETA) uygulaması, Avrupa vatandaşlarını da kapsayacak şekilde genişletildi. 2 Nisan 2025 itibarıyla, AB ülkeleri (İrlanda hariç), İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre vatandaşlarının İngiltere'ye seyahat edebilmek için ETA alması zorunlu olacak. Kasım 2023’te Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve BAE vatandaşlarına getirilen uygulama, 8 Ocak 2025'ten itibaren ABD, Kanada ve Avustralya vatandaşlarını da kapsayacak. 12 euro karşılığında alınabilen ETA, vize muafiyeti sağlasa da, resmi olmayan web siteleri üzerinden yapılan sahte başvurular nedeniyle dolandırıcılık vakaları artıyor. İşlemleri güvenle tamamlamak için İngiliz hükümetinin resmi kanallarının kullanılması öneriliyor. ETA'YA NASIL BAŞVURULUR? ETA, önceki tek girişlik Elektronik Vize Muafiyeti (EVW) sisteminin yerine geçen, çoklu girişe izin veren daha ekonomik bir sistem. İngiltere hükümeti, başvurunun en hızlı ve kolay yolunun mobil uygulama olduğunu belirtiyor. Resmi hükümet sitesinden indirilen ETA uygulaması üzerinden vize başvurusu yapılabiliyor. Uygulamayı indiremeyenlerin, resmi web sitesi üzerinden de başvuru yapmaları mümkün oluyor. Başvuru için gerekli olanlar: Geçerli pasaport E-posta adresi Ödeme için kredi kartı, banka kartı, Apple Pay veya Google Pay Başvuru sırasında yanıtlanması gereken bazı sorular (seyahat bilgileri hariç) İngiliz hükümeti, başvurunun seyahatten en az üç iş günü önce tamamlanmasını öneriyor. Başvuru tamamlandıktan sonra, ETA dijital olarak yolcunun pasaportuna bağlanıyor. Böylece İngiltere'ye girişte sadece pasaportu göstermek yeterli oluyor. DOLANDIRICILARA KARŞI DİKKATLİ OLUNMALI ETA başvurusu yapmanın tek güvenilir yolu, İngiltere hükümetinin resmi platformları olarak gösteriliyor. İngiliz hükümeti, ETA işlemlerini yürütmek üzere herhangi bir üçüncü taraf web sitesi veya aracı firma yetkilendirmediğini duyurdu. Ancak, bazı sahte web siteleri, Google aramalarında resmi hükümet sitesinin üstünde çıkabiliyor ve ek ücret karşılığında başvuruyu yolcuların adınıza tamamlamayı vaat ediyor. İngiltere'ye gitmeden önce ETA almak yolcunun kendi sorumluluğunda. Hükümet, eksik başvurularla ilgili ek bilgilendirme yapmayacağını belirttiği için tüm sürecin dikkatle takip edilmesi gerekiyor. ETA başvurusu için tek güvenilir kaynak: www.gov.uk olarak gösteriliyor.

Belçika’da 9 Günlük Demiryolu Greviyle Ulaşımda Kriz Haber

Belçika’da 9 Günlük Demiryolu Greviyle Ulaşımda Kriz

Belçika’da demiryolu işçileri, emeklilik reformları ve iş yasalarındaki değişikliklere karşı 9 günlük grev başlattı. Brüksel, Antwerp, Brugge ve diğer büyük şehirlerde tren seferleri büyük ölçüde aksarken, otobüs, tramvay ve metro hizmetlerinde de ciddi kesintiler yaşanıyor. Eurostar, TGV INOUI, EuroCity, Eurocity Direct, ICE ve OUIGO gibi uluslararası tren hizmetlerinin etkilenmemesi beklense de, SNBC International websitesinin takip edilmesi önerildi. Belçika Ulusal Demiryolu Şirketi SNCB, sınırlı sayıda seferin sürdürülebilmesi için alternatif planlar oluşturduklarını açıkladı. GREVLER YAYILIYOR: HAVALİMANI PERSONELİ DE KATILACAK Demiryolu grevinin ardından havaalanı çalışanları da harekete geçerek her ayın 13'ünde greve gitme kararı aldı. Bu durum, uçuşların da aksamasına neden olabilir. Sendikalar, hükümetin kamu hizmetlerinde yaptığı kesintilere tepki gösterirken, bahara kadar sürebilecek yeni grev ve protestoların da sinyali verildi. YOLCULAR TEPKİLİ: "ZATEN TRENLER ZAMANINDA GELMİYORDU" Demiryolu grevinin etkileri yolcular tarafından hızla hissedilmeye başlandı. Birçok kişi sosyal medyada SNCB’yi eleştirerek, trenlerin zaten düzensiz çalıştığını ve bu grevin işleri daha da kötü hale getirdiğini belirtti. Kullanıcılar, ulaşım kaosu nedeniyle işlerine ve günlük hayatlarına devam etmekte zorlandıklarını ifade etti. DEMİRYOLU GREVİNİN NEDENLERİ Grevlerin başlıca sebepleri arasında hükümetin planladığı emeklilik reformları, iş kanunundaki değişiklikler ve SNCB’nin bütçesinde yapılan kesintiler yer alıyor. Sendikalar, çalışanların haklarının ihlal edildiğini ve çalışma koşullarının kötüleştiğini öne sürerek müzakerelerde daha iyi şartlar talep ediyor. Buna karşılık Flaman Hristiyan-demokrat siyasi parti (CD&V) lideri Sammy Mahdi gibi siyasetçiler grevleri sorumsuzluk olarak nitelendirerek kesintilerden etkilenen kesimin daha az ayrıcalıklı kesim olduğuna dikkat çekti. AB KURALLARI YOLCULARA GÜVENCE SAĞLIYOR Avrupa Birliği yasalarına göre, grevler sırasında yolcular biletlerini iade etme veya değiştirme hakkına sahip. Ayrıca, trenleri 60 dakikadan fazla geciken yolcular tam veya kısmi geri ödeme alabiliyor. SNCB, yolculara güncellemeleri resmi web sitesi veya mobil uygulama üzerinden takip etmelerini tavsiye ediyor. Belçika’daki grevlerin önümüzdeki haftalarda daha da yayılması beklenirken, yolcuların alternatif ulaşım seçeneklerini değerlendirmesi önerildi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.