Uzay Çöpleri, Avrupa Hava Sahasında Risk Yaratıyor

Havacılık otoriteleri, uzaydaki çöp sorununu ve potansiyel risklerini ele alıyor. Uzay çöpleri, roket parçalarının düşmesi gibi olaylar nedeniyle uçuşları aksatabilir. Etkili kriz yönetimi ve uzay çöpü izleme çözümleri geliştirilmeye çalışılıyor.

Haber Giriş Tarihi: 07.02.2026 16:10
Haber Güncellenme Tarihi: 07.02.2026 16:10

Havacılık otoriteleri, uydu fırlatmalarının artmasının ardında, uzay çöplerinin uçuşları aksatmasını önlemeye çalışıyor.

Hava koşulları nedeniyle yaşanan uçuş gecikmeleri veya rotadan sapmalar sıradan görünürken, peki ya gecikme düşen uzay çöplerinden kaynaklanıyorsa? Bir felaket filmi gibi gelse de uzmanlar, uydu ve roket parçalarının giderek büyüyen bir risk oluşturduğunu ve havayolu işletmelerinin buna hazırlıklı olması gerektiğini vurguluyor.

Bugüne kadar ticari bir uçağın uzay çöpü tarafından vurulduğu doğrulanmış bir vaka bulunmasa da, yörüngedeki uydu sayısı ve yolcu uçuşlarının artmasıyla riskin yükseldiği belirtiliyor.

Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, kontrolsüz roket parçalarının kuzey Avrupa, kuzeydoğu ABD veya Asya-Pasifik’in büyük ulaşım merkezleri gibi yoğun bölgeler üzerinde yeniden atmosfere girmesi olasılığı yıllık yüzde 26 olarak hesaplanıyor.

Ancak bu, bir uçağın vurulma olasılığının yıllık yüzde 26 olduğu anlamına gelmiyor. 42 ülkenin hava trafiğini yöneten EUROCONTROL, Euronews Next’e verdiği demeçte, söz konusu yüzdelik oranın, düşen bir roketin rotasının yoğun hava sahasından geçme olasılığını gösterdiğini ve bu durumun yetkilileri önlem amaçlı hava sahasını kapatmaya yönlendirdiğini belirtti.

Gerçekte, bir uçağın uzay çöpü ile çarpışma olasılığı hâlâ son derece düşük ve mevcut uçuş yoğunluğu üzerinden hesaplandığında yaklaşık bir milyon yılda bir olarak tahmin ediliyor. Ancak bir “önlem amaçlı” kapatma bile yolcular üzerinde büyük etki yaratabiliyor. Örneğin 2022’de, düşmesi öngörülen Çin roket parçalarının rotalarından biri nedeniyle İspanya ve komşu Fransa hava sahasının bir kısmı uçuşlara kapatıldı. Bu tek olay yüzlerce uçağın gecikmesine ve milyonlarca euroluk maliyete yol açtı; hiçbir uçak zarar görmedi ve parçalar sonunda binlerce kilometre uzaklıktaki okyanusa düştü.

Bugün EUROCONTROL, Avrupa hava sahasını etkileyen roket fırlatışlarını ve yeniden girişleri aktif olarak izliyor. AB Uzay Çöpleri İzleme Servisi (EU-SST) gibi kurumların desteğiyle gerekli bilgileri paylaşıyor ve uzay çöpü yeniden giriş senaryolarını kriz yönetimi protokollerine entegre ediyor.

Uzay çöpleri neden yok olmuyor?

Uzmanlar, uzay çöpünün artan risklerinden endişe duyuyor çünkü uzay ekipmanları son derece dayanıklı şekilde üretiliyor. Avrupa Uzay Ajansı’nda (ESA) kıdemli uzay çöpü analisti Stijn Lemmens, “Uzaya çıkacak bir nesneyi tasarlarken fırlatmaya dayanacak şekilde yapmanız gerekiyor. Bu yüzden güçlü ve sert oluyor,” diyor.

Örneğin, yüksek kaliteli titanyumdan yapılmış yakıt tankları uzay çöpü açısından özellikle dayanıklı parçalar arasında yer alıyor.

Ancak çoğu uzay çöpü kolayca tanımlanamıyor. Lemmens, bu parçaların “adeta fırına atılmış bir ekipman gibi göründüğünü” ve geriye sadece yanmış metal kalıntılarının kaldığını söylüyor. ESA, uzayın geri dönüşteki yıkıcı etkilerini daha iyi anlamak için 2027’de fırlatılması planlanan Destructive Reentry Assessment Container Object (DRACO) isimli çığır açıcı bir görev hazırlıyor.

Çamaşır makinesi boyutlarındaki bu uydu, kendi yok oluşunu içeriden kaydedecek bir ‘intihar görevi’ olarak tasarlandı. Uydu yanmaya başladığında, özel olarak tasarlanmış 40 santimetrelik dayanıklı bir kapsül ‘siyah kutu’ işlevi görecek. Kapsül, uydunun her yerinde yerleştirilmiş 200 sensör ve dört kamera ile metalin yanarken maruz kaldığı sıcaklık ve gerilimi ölçecek.

Ana uydu tamamen toza dönüştüğünde kapsül okyanusa düşecek, paraşüt açarak yavaşlayacak ve kısa bir süreliğine verilerini jeostasyoner bir uydu aracılığıyla Dünya’daki uzmanlara iletecek. Lemmens’in belirttiği gibi, bu veriler hayati önemde çünkü “şu anda bu koşulları yerde birebir yeniden yaratmak imkânsız.”

Daha karmaşık bir gökyüzü

Gökyüzümüz giderek kalabalıklaşıyor. Avrupa’da hava trafiğinin 2050’ye kadar her yıl yüzde 2,4’e kadar artması bekleniyor. Ayrıca uzun menzilli uçuşların sayısının artması ve uçuş rotalarının jeopolitik riskleri azaltmak ve uçuş sürelerini optimize etmek için değişmesi gibi eğilimler gözlemleniyor.

Buna, Katy Perry tarzı suborbital uzay turistlerinden, yavaş hareket eden yüksek irtifa haberleşme balonlarına ve belki de çok uzak olmayan bir gelecekte dünyayı aşırı hızlı dolaşacak hipersonik uçaklara kadar yeni hava yolcularını ekleyebiliriz. Yoğun şehir bölgelerinde ise VTOL yolcu 'drone'ları görülmeye başlanacak.

Uzmanlara göre, uzay çöpü riskini yönetmek, hava trafik kontrolörleri ile uzay camiası arasında çok daha iyi bir koordinasyon gerektiriyor. EUROCONTROL, şu anda uygulanan “vaka bazlı” yaklaşımı terk ederek, uzay olaylarını gerçek zamanlı izleyen kalıcı bir hizmet oluşturmayı hedefliyor. Amaç, şehir göklerinden düşük Dünya yörüngesine kadar çok katmanlı bir hava-uzay görünümü sağlamak.

İleriye bakıldığında, EUROCONTROL, yeni ve köklü özel uzay şirketleri de dahil olmak üzere tüm taraflar arasında daha iyi koordinasyon görmek istiyor. Öneriler arasında, havayolları ve askeri birimlerle birlikte uzay aracı operatörlerinin ortak simülasyonlar yapması da yer alıyor.

Ayrıca, eğer bir uzay enkazı üst atmosferi geçip tehlikeli irtifalara ulaşırsa, ajans, herkesin şeffaf ve spesifik olmasını öneriyor: Hangi metal veya kompozit parçasının neden alçak irtifalara ulaştığını açıklamak kritik. Kısacası, eğer sizin uzay aracınızın parçaları Dünya'ya düşüyorsa, bunu kabul edin, verileri paylaşın ve tüm yolcuların güvenliğine katkıda bulunun.