Turizm sektörü planlama istiyor

Antalya Turistik Otelciler ve Pansiyoncular Birliği (ANTOB) Başkanı Alp Özel, Antalya turizminin kısa vadeli yaklaşımlarla değil, uzun vadeli ve veri temelli planlamalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Özel, şehir turizminin güçlendirilmesinin ve turizm gelirlerinin tabana yayılmasının önemine dikkat çekti

Haber Giriş Tarihi: 15.06.2026 21:02
Haber Güncellenme Tarihi: 15.06.2026 21:02

ANTOB Başkanı Alp Özel, Antalya turizminin mevcut durumu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yaşadığı sorunlar, şehir turizminin geliştirilmesi ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Antalya’nın sahip olduğu potansiyelin doğru planlamayla daha verimli kullanılabileceğini belirten Özel, turizm politikalarının günü kurtarmaya değil, kentin uzun vadeli geleceğine odaklanması gerektiğini vurguladı.

İşte Antalya Turistik Otelciler ve Pansiyoncular Birliği (ANTOB) Başkanı Alp Özel’in Ekspres’ten Selim Çelik'e verdiği röportaj:

1. Antalya turizmi 2026 sezonuna nasıl bir başlangıç yaptı? Kurban Bayramı’nın sezon üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

2026 sezonu, Kurban Bayramı tatilinin yaz sezonuyla birleşmesi sayesinde oldukça hareketli başladı. Ancak sektörün iyi bildiği bir gerçek var; bu tür uzun tatiller turizmde “anafor etkisi” yaratır. Yani tatil döneminin öncesindeki ve sonrasındaki talep, büyük ölçüde bu uzun tatil periyoduna çekilir. Bu nedenle sektör olarak uzun tatil sonrasında belirli bir durgunluk yaşanacağını zaten öngörüyorduk.

2. Antalya’da resort oteller ile küçük ve butik oteller arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yapı içinde fiyat politikaları ve sektör dengesi nasıl şekilleniyor?

Otelcilikte rekabet kavramı çoğu zaman yanlış yorumlanıyor. Aynı bölgede faaliyet gösteren işletmelerden biri boş kalıyorsa, er ya da geç fiyat düşürmek zorunda kalacaktır. Yan yana bulunan benzer iki işletmeden birinin fiyatı çok düşük, diğerinin ise çok yüksek olursa, uzun vadede her iki taraf da zarar görür. Bu nedenle Antalya’nın ultra lüks tesislerinden en küçük pansiyonuna kadar tüm işletmelerin doğru fiyat ve pazarlama stratejileriyle hareket etmesi gerekir. Bu stratejilerin oluşturulmasında öncü olması gereken çatı kuruluş Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’dır. Ancak ne yazık ki sektörün bu konudaki ihtiyaçlarına yönelik yeterli bir planlama göremiyoruz. Turizmde fiyatlar düştüğünde yeniden yükseltmek son derece zordur. Bu gerçeğin yeterince dikkate alınmaması üzücüdür.

3. Küçük ve orta ölçekli oteller ile butik işletmelerin bugün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlar nelerdir?

Sorunların temelinde, sistem kurmaya çalışan ve hizmet standartlarını belirlemeye çalışan kurumların bütüncül çözümler yerine geçici ve palyatif yöntemlerle hareket etmesi yatmaktadır. Bir yangın yaşandığında yönetmeliklere bakılıyor ve yıllardır uygulanmayan bazı kuralların bir anda eksiksiz uygulanması talep ediliyor. Bu süreçlerde denetimi ve baskı altına alınması en kolay kesim ise küçük ve orta ölçekli işletmeler oluyor. Kartalkaya yangınından hemen sonra şehir merkezlerindeki küçük ve orta ölçekli otellerin mühürlenmesi bunun en somut örneklerinden biridir. O dönemde de sormuştuk; aynı denetimler resort otellerde de yapılıyor mu diye. Daha sonra ortaya çıktı ki sadece küçük oteller değil, sektörün genelinde yönetmeliklere tam uyum sağlanamamıştı. Nitekim uygulama süreleri de iki kez uzatıldı. Bu süreçte küçük ve orta ölçekli işletmeleri hedef gösteren oda ve STK başkanlarını da not ettiğimizi özellikle belirtmek isterim.

4. Antalya’da kayıt dışı konaklama faaliyetleri sektör açısından ne ölçüde bir risk oluşturuyor?

Kurallara uygun çalışan işletmelerin bile ayakta kalmakta zorlandığı bir dönemde, kayıt dışı konaklamanın sektörün en büyük problemi olduğunu düşünmüyorum. Elbette kayıt dışılık mücadele edilmesi gereken bir konudur; ancak bugün sektörün öncelikli gündemi sürdürülebilir kârlılık ve işletmelerin ekonomik olarak ayakta kalabilmesidir.

5. Antalya’yı ziyaret eden yabancı turist profilinde son yıllarda nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Şehir ekonomisine daha fazla katkı sağlayan turist profili nasıl oluşturulabilir?

“Kaliteli turist”, “nitelikli turist” veya “yüksek harcama yapan turist” gibi birçok tanımlama kullanılıyor. Asıl önemli olan, şehir ekonomisine katkı sağlayan turist profilidir. Bu turist sayısını artırabilmek için şehir merkezlerini sosyal yaşam ve turizmle daha fazla entegre etmemiz gerekiyor. Geceliği 2.000 dolar ödeyip etrafı duvarlarla çevrili bir tesisten dışarı çıkmayan turistin şehir ekonomisine katkısı sınırlıdır. Buna karşılık şehir merkezinde konaklayan ve restoranları, kafeleri, mağazaları ve kültürel alanları kullanan bir turist, çok daha geniş bir ekonomik etki yaratır.

6. Antalya’nın turizm gelirleri ile kent ekonomisi ve yerel halkın refahı arasında yeterli bir bağ kurulabildiğini düşünüyor musunuz?

Bu sorunun cevabını büyük ölçüde bir önceki soruda verdim. Turizm gelirlerinin şehir ekonomisine yayılması ve yerel esnafa ulaşması, Antalya halkının refahını artırmanın en önemli unsurudur.

7. İç turizm açısından 2026 sezonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk turistlerin yurt dışı destinasyonlarına yönelmesini hangi faktörlerle açıklıyorsunuz?

Antalya’daki ultra lüks her şey dahil bir otelin fiyatını Yunan adalarındaki bir pansiyonla kıyaslamak doğru değildir. Ancak Kaleiçi’ndeki bir pansiyonla Yunan adalarındaki benzer bir pansiyonu, yine bu bölgelerdeki restoran ve sosyal yaşam maliyetleriyle birlikte karşılaştırırsanız daha sağlıklı sonuç elde edersiniz. Bu açıdan bakıldığında fiyatların birbirine oldukça yakın olduğunu görüyoruz.

8. Antalya’nın deniz, kum ve güneş turizminin ötesine geçebilmesi için hangi yatırımlar ve projeler öncelikli olmalıdır?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın gece müzeciliği uygulamaları, arkeolojik kazılar, restorasyon ve destinasyon geliştirme çalışmaları son derece önemlidir. Bunun yanında ilçeler arasındaki ulaşımın daha hızlı, konforlu ve modern hale getirilmesi gerekir. Böylece turistler sadece kıyı bölgelerinde değil, ilçe merkezlerinde de konaklayabilir. Antalya Havalimanı’nı kullanan ziyaretçiler, seyahatlerini farklı ilçelerde kısa süreli konaklamalarla zenginleştirebilir ve bu da şehir ekonomisine önemli katkı sağlar.

9. Antalya’da turizmin 12 aya yayılması hedefi sizce ne kadar gerçekçi? Bu konuda yürütülen çalışmaları yeterli buluyor musunuz?

Turizmi 12 aya yayma hedefi teorik olarak doğru olsa da mevcut kapasite ve talep dengesi açısından dikkatli değerlendirilmelidir. Bugün Antalya’da yaklaşık 1 milyon yatak kapasitesi bulunmaktadır. Bu kapasite yaklaşık 120 günlük yüksek sezon, 60 günlük ara sezon ve 180 günlük kış dönemi dikkate alınarak fiyatlandırılmaktadır. Mevcut durumda bile yıllık ortalama doluluk oranları yaklaşık yüzde 70 seviyelerindedir ve Antalya yaklaşık 17 milyon turist ağırlamaktadır. Sezonu iki ay daha uzatabilmek için mevcut rakamların çok daha üzerine çıkılması gerekir. Bazı sektör temsilcilerinin zaman zaman yaptığı aşırı iyimser açıklamalar gerçek tabloyu yansıtmayabiliyor. Kendi işletmesinde uyguladığı ciddi indirimlerle yüksek doluluk elde eden bir işletmeci, tüm Antalya’nın aynı durumda olduğunu düşünebilir. Turizmin 12 aya yayılması ancak uzun vadeli ve stratejik planlamalarla mümkün olabilir. Bu nedenle Bakanlığın pazar ve ürün çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmalarını son derece değerli buluyorum.

10. Artan konut kiraları, göç hareketleri ve kısa dönem kiralama uygulamaları turizm sektörünü nasıl etkiliyor?

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında oluşan göç hareketleri kira fiyatlarını yükseltmiştir. Ancak aynı dönemde şehir ekonomisine ciddi miktarda kaynak girişi de olmuştur ve birçok sektör bundan olumlu etkilenmiştir. Konut kiralarındaki artışın çözümü konusunda yeterince kapsamlı çalışmalar yapılmadan, en kolay yöntem tercih edilerek oturum izinleri kısıtlandı. Oysa bu sürecin kayıt altına alınarak yönetilmesi daha doğru bir yaklaşım olabilirdi. Bu nedenle alınan bazı kararların uzun vadede doğru sonuçlar üretmediğini düşünüyorum.

11. Turizm sektöründe personel temini ve nitelikli iş gücü konusunda yaşanan sorunlar devam ediyor mu?

Evet, birçok sektörde olduğu gibi turizm sektöründe de nitelikli personel sorunu devam ediyor. Meslek liselerinin ve sektörel eğitim programlarının daha etkin hale getirilmesi gerektiği konusunda sektörün büyük bölümü hemfikir.

12. Kaleiçi’nin ve Antalya’nın şehir turizmi potansiyelinin geliştirilmesi için hangi çalışmaların öncelikli olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Antalya’nın ilçeleri arasında hızlı ve modern ulaşım ağlarının kurulması en önemli ihtiyaçlardan biridir. Antalya Havalimanı’nı kullanan turistlere, Kaleiçi’nden başlayıp Kaş’a, Alanya’ya ve diğer destinasyonlara uzanan haftalık seyahat rotalarının tanıtılması gerekir. Ancak ulaşım altyapısı yeterli değilse bu tanıtımların etkisi sınırlı kalır. Antalya’dan Kaş’a veya Alanya’ya ulaşmakta zorlanan bir turist, çok duraklı bir Antalya seyahatini tercih etmeyecektir. Bu da kitle turizmi dışında kalan ve şehir turizmine büyük katkı veren gezgin turist profilinin kaybedilmesine neden olmaktadır.

13. Her şey dahil sisteminin Antalya turizmine ve şehir ekonomisine katkıları ve olumsuz etkileri nelerdir?

Nasıl ki büyük alışveriş merkezlerinin şehir merkezlerinde yoğunlaşması şehircilik açısından bazı sorunlar yaratıyorsa, her şey dahil sistemle çalışan resort otellerin de şehir merkezlerinden uzak bölgelerde planlanması daha doğrudur. Şehir merkezinde yoğun şekilde her şey dahil tesislerin bulunması; restoranları, kafeleri, mağazaları ve diğer ticari işletmeleri olumsuz etkileyecektir. Turistin şehirle etkileşime girmesini sağlayan bir model, şehir ekonomisine daha fazla katkı sunacaktır.

14. Dijital rezervasyon platformları ve online seyahat acenteleri küçük, butik ve orta ölçekli otelleri nasıl etkiledi?

Online seyahat acenteleri (OTA’lar), küçük ve orta ölçekli işletmelerin dünyaya açılan penceresidir. Bu platformlar müşteri memnuniyetini ve hizmet standartlarını belirleyen önemli araçlar haline gelmiştir. İşletmeler görünürlük kazanmak, daha fazla rezervasyon almak ve hizmet kalitesini artırmak için sürekli kendilerini geliştirmek zorunda kalmaktadır. Bu yönüyle son derece olumlu katkılar sağlamaktadır. Ancak satışlardan alınan ve zamanla yüzde 20’lere ulaşan komisyon oranları da işletmeler üzerinde ciddi mali baskı oluşturmaktadır.

15. Antalya turizminin geleceği açısından yerel yönetimlere ve merkezi hükümete vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Antalya gibi stratejik öneme sahip bir turizm destinasyonunun geleceği, sadece sesi çok çıkan veya ekonomik gücü yüksek sektör temsilcilerinin görüşleriyle şekillendirilmemelidir. Turizm politikaları; günü kurtaran yaklaşımlar yerine, 5, 10 ve 20 yıllık perspektiflerle hazırlanmış, veri temelli ve yapısal dönüşümleri hedefleyen planlar üzerine kurulmalıdır. Antalya’nın geleceği ancak bu şekilde sürdürülebilir bir şekilde inşa edilebilir.